… â"} sene 889 târîhinde Kili ve Akkirman kal‘aları ki taht-ı Salsâl'dır, anların
fethin
Şeyh Zindânî hazretleri ve Kara Şems ile tebşîr edüp ba‘de'l-feth Bâyezîd-i Vel …
Ba‘dehu Şeyh Zindânî hazretleri yerine yine ırk-ı tâhirden Seyyid Muhammed'i Baba Ca‘fer üzre türbedâr nasb edüp kendüler Sultân 27a Bâyezîd-i Velî ile {"Fetahetâ"} sene 889 târîhinde Kili ve Akkirman kal‘aları ki taht-ı Salsâl'dır, anların fethin Şeyh Zindânî hazretleri ve Kara Şems ile tebşîr edüp ba‘de'l-feth Bâyezîd-i Velî ile Edirne'ye geldükde Şeyh Zindânî hazretleri dârü'l-fenâdan dâr-ı bekâya irtihâl edüp Bâyezîd-i Velî rûhiyçün cümle zindânda olanları âzâd edüp zindân kullesinin karşusunda tarîk-i âm aşırı bir türbe-i pür-envâr binâ edüp bizzât Bâyezîd-i Velî {cenâze-i şeyhe} hâzır olup ol câ-yı mehbıt-ı pür-envârda defn etdiler. Âsitânesinde Tîğî Beğ güftesiyle târîhi vardır. Hâlâ azîm âsitânedir. Cümle evlâdları ile anda medfûnlardır kim ziyâretgâh-ı Abdürra’ûf Samedânî'dir. Hâlâ İslâmbol'da Baba Ca‘fer Zindânî âsitânesin bekleyenler anların zürriyetindendir kim şecerelerinde böyle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b–27a ·
metinde göster ·
Bu minvâl-i meşrûh üzre kal‘a-i Kostantıniyye yigirmi gün muhâsara olup aslâ feth [u] fütûhdan bir eser zuhûr etmeyüp cümle guzât-ı müslimîn ve yetmiş evliyâullâh-ı muvahhidîn ve üç binden mütecâviz mezâhib-i erba‘ada fetvâ sâhibi ulemâ-yı âmilîn ve bu kadar meşâyihân-ı sâlikîn kal‘anın yigirmi günden berü feth olmaduğuna müte’ellim olup cümlesi bir yerden Cenâb-ı Bârî'ye derûn-ı dilden teveccüh-i tâm edüp fethin ricâ etdükleri hâlde hemân bi-emrillâhi Ta‘âlâ İslâmbol üzre bir zulemât çöküp bir ra‘d ü berk olup ol ân 27b Atmeydânı tarafında bir âteş zâhir olup evc-i âsumâna peyveste olup evc-i âsumâne şeddâdî binâları perrân ber-hevâ atup kimi berre ve kimi cânib-i bahre düşüp ol gün derûn-ı kal‘adan üç bin kâfir havf [u] haşyetlerinden kal‘adan taşra firâr edüp kimi İslâm ile müşerref olup hidmet-i pâdişâhide oldu, kimi birer diyâra firâr etdi. Ammâ yine küffâr gayret-i Mesîhiyye'yi elden komayup kal‘anın rahnedâr yerlerin termîm edüp ceng ederdi. Ammâ derûn-ı kal‘ada olan küffâr kaht [u] galâdan hâlleri mükedder idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27a–27b ·
metinde göster ·
tebşîr etmişdik ve 'Ol günler gazâ ile guzât-ı müslimîne kadı ol ve her şey’e k …
"Beğim cenâb-ı şerîfiniz Ma‘nisa'da şehzâde iken Mısır nevâhîlerinde Akka ve Sayda [ve] Berût kal‘alarına küffâr istîlâ etdüğin cenâbınız istima‘ edüp bu kadar ibâdullâh ve bu kadar sıbyân [u]28a nisvân esîr-i giryân oldu deyü giryân olduğunuzda 'Elem çekme beğim, İslâmbol'u feth edeceğiz günde gâret olan Akka'dan gelmiş akîde ve pişmiş helvâ yersiz' deyü size tesliyet-i hâtır verüp İslâmbol'un fethin tebşîr etmişdik ve 'Ol günler gazâ ile guzât-ı müslimîne kadı ol ve her şey’e kanâ‘at edüp râzı ol' demiş idin. İşte ol pişmiş helvânın semeresi geldi, zuhûr etdi. İnşâ’allâh ellinci günde kal‘anın dahi seyecî’ü fethi bi-emrillâh mukarrerdir" deyü da‘vâ-yı merd edüp cümle guzât-ı müslimîn gemilerde olan mâl-ı ganâyimi ve üç bin kîse Tâkyânûsî filoriyi ve bin sebüke zeheb-i hâlisi ve iki bin sebüke sîm-i ebyazı ve yigirmi gemide sekiz bin esîri ve yigirmi kapudanları ve bir kıralzâde ve bir Fransa kıralının duhter-i nâ-şüküftesini ve bin aded pençe-i âfitâb mahbûbe-i cihâne ümmet-i Muhammed kızları kim, kimi şerîfe ve kimi gayr-ı şerîfe-i müslime bânû-yı cihânlar kim her biri hûrşîd-i cihân-tâb banû-yı sâhib-hicâb duhterler idi ve niçe bin kerre yüz bin âlât-ı silâhât levâzımât makûlesi eşyâları derûn-ı deftere kayd edüp Ebü'l-feth'e cümle mâl-ı ganâyimi Allâh emâneti verüp yine cenge meşgûl oldular. Ebü'l-feth dahi bu mâl-ı ganâyimi ve Fransa kıralı kızını ve gayr-ı müslime bâkireleri Akşemseddîn'e teslîm edüp kendüler kal‘anın feth [u] teshîrine cidd ü cehde sâ‘î oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27b–28a ·
metinde göster ·
… i Akşemseddîn hazretlerinin mukaddemâ fethini ve vakt [u] sâ‘ati ve derîcesiyle
fethin
ta‘yîn etdüği günlerde bi-emrillâh feth oldu kim hicret-i nebeviyyenin sene 857 …
Hamd-i bî-hadd [ü] bî-pâyân ol Hâlık-ı kevn [ü] mekâna olsun kim her emrin tedbîrinde birer hükm-i ezelîsi vardır kim selâtîn-i İslâm-ı Âl-i Osmâniyân es-sultân ibn ü's-sultân es-sultân Ebü'l-feth Gâzî Mehemmed Hân tâbe serâhüm ve ce‘alallâhu el-firdevse mesvâhüm hazretleri İslâmbol'u feth edince Arapça sıfat-ı kâşifesinin hurûfu târîh-i fethine mutâbık olan dârü's-saltanati 30b 'l-aliyye Kostantıniyetü'l-mahmiyye hamâhallâhu an ru‘bu'l-beliyye Sultân-ı mûmâ-ileyh hazretleri Akşemseddîn hazretlerinin mukaddemâ fethini ve vakt [u] sâ‘ati ve derîcesiyle fethin ta‘yîn etdüği günlerde bi-emrillâh feth oldu kim hicret-i nebeviyyenin sene 857 târîhi mâh-ı Cemâzilâhiresinin yigirminci günü kim yevm-i erba‘ada feth olunduğu mâh-ı Temmûz'un on ikinci günü idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a–30b ·
metinde göster ·
Ebü'l-feth'e ihsân edüp ol dahi Kerîm ve Ganî ismine mazhar düşüp hünkârlık edü …
nassı üzre ol Rabbü'l-âlemîn İslâmbol'un fethin Ebü'l-feth'e ihsân edüp ol dahi Kerîm ve Ganî ismine mazhar düşüp hünkârlık edüp ibtidâ gurebâ ve fukarâ ve zu‘afâya ni‘met-i uzmâyı bezl etmek içün ibtidâ imâret-i sarây-ı cedîd mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl bay u gedâya ve hâs [u] âmma yevmiyye üç kerre ni‘meti mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
… verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası
fethin
ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin …
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
dahi tebşîr etdükde Murâd Hân, Dede Pîr Sultân'ın pâyine yüz sürüp ba‘dehû mu‘t …
Menâkıb-ı Pîr Dede: Ebü'l-feth Gâzî pederi Murâd Hân-ı Sânî, bu Merzifon şehrinde câmi‘ ve hân [ve] medrese binâ ederken münâfıkîn ve münkirînler, Pîr Dede Sultân'ı Murâd Hân'a geçüp pâdişâhı "Pîr De[de] nisvânlar ile hammâma girüp ba‘zı hâtûnlara kîse ve sabun sürüp gûnâ-gûn hizmetler edüp 'Bu senin karnındaki erkekdir ve bu senin karnındaki dişicedir. Kızım olsun ismini Râbi‘a ko' deyü muğayyebât-ı hamsdan dem urup böyle kâfir ve zındîk ve mülhid ve bî-mezheb cevlâkî ışıkdır", deyü ol kadar iftirâ-yı mahzlar ederler kim hemân Murâd Hân gazab-âlûd olup niyyetü'l-gazâ deyüp kılıç kuşanup bu hammâmda Pîr Dede Sultânı hammâmı içre futa kuşanmış görür. Ammâ taşrada şallâk u mallâk ve uryân gezer bir mecâzibûndan er kimesne imiş. Murâd Hân eydür: "Bre mel‘ûn ışık! Sen niçün bu kadar ümmeti Muhammedin nâ-mahrem havâtînleriyle hammâma girüp niçe nisvân-ı sâhib-ısyâna kîse sürersin" didikde "Beğim! Ben dîn-i mübîn-i a‘lâ çobanının hizmetkârıyım. Ol hâtûnlar dîn [ü] îmân damızlığıdır. Anlardan kibâr-ı kümmelîn ve ulemâ-yı müfessirînler müştak olur. Ben anlara seyislik edüp timar etmeğiçün hammâma girmek değil, eben böyle kârgîr hammâm dîvârına girerim" deyü Bismillah ile hammâmın cânib-i şarkîsinde olan dîvâra girer. Hâlâ mübârek arkası dîvâra gömülüp te’sîr etdüğü yer zâhir ü bâhirdir. Sultân Murâd eydür "Dede! Ben seni şu kılıç ile şer‘-i Resûl üzre katl 347a etmeğe geldim" deyü Dede üzre kılıç çekerek De[de] eydür "Murâd Beğ! Şer‘ ile zâhir edâ-yı hizmet etdin, ammâ bu işe me’mûr değilsin. Sığala oğlu elinden kâfirler İzmir kal‘asın aldı. Timur-leng alamamışken Firenk ile Urum istîlâ edüp {aldı}. Var halâs edüp fâtih-i İzmir ol ve şu ekmeği ye" deyü hammâmın iki kıt‘a beyâz mermerin zemînden koparup mermeri hamîr gibi yoğurup ramazân pidesi gibi iki ekmeği söbüce edüp tırnak ile tırnaklayup birin Murâd Hân'a verir, "Var İzmir'i feth eyle" der. Birin Şehzâde Ebü'l-feth'e verüp "İkinci hılâfetde Mehemmed İslâmbol'u feth edüp bu etmeği İslâmbol'da ye" deyü Şehzâde Ebü'l-feth'e İslâmbol'un fethin dahi tebşîr etdükde Murâd Hân, Dede Pîr Sultân'ın pâyine yüz sürüp ba‘dehû mu‘tekid-i tâmmı olup İzmir'i feth eder. Yigirmi altı seneden sonra Ebü'l-feth İslâmbol'u feth edüp babası Murâd Hân ve Ebü'l-feth Hân, Pîr Dede Sultân'ın âsitânesine üç yüz altmış altı pâre kurâ vakf ederler. Ve bu Merzifon şehri de ol sultânın evkâfıdır. Dârü's-sa‘âde ağaları nâzırıdır. Her sene birer mütevellîsi gelüp evkâf kurâların üç yüz atlı ile zabt edüp imâretin ve âyende vü revendeye ni‘meti ve şa‘îrin ve üç yüz du‘â-gûyân ve müsebbihîn ve mu‘arrifîne vazîfe-i mu‘ayyenelerin verir. Hâlâ ol mezkûr beyâz mermer ekmekler Pîr Dede Sultân arkasıyla dîvâra girdiği nişân yanında iki add ekmekler âşkâredir. Bu hammâm bu gûne ziyâretgâh-ı azîmdir. Hasta girse bu hammâma bi-emrillah şifâ bulur. Netîce-i merâm bu hammâm-ı dilküşânın medhinde cemî‘î şâirler âcizlerdir. İlm-i sîm[y]â ile Ebu Alî Sînâ hakîmin binâ etdüğü hammâma mu‘âdil bir hammâm-ı ziyâretgâh-ı cân-sitândır. Andan bu şehr-i rûşen-âbâdın cemî‘î hânelerinin şâhnişîn ve derveze ve revzenleri kıble cânibine sahrâ-yı Merzifon'a nâzırdır. Bâd-ı sabâ rîhı bu şehr içre deverân etdüğünden cemî‘î ahâlîsi tendürüstlerdir. Niçe bigi ehl [u] iyâliyle Merzifon'un ensesindeki Deşan dağı yaylağına çıkup altı ayda anda Türkmân kabîleleriyle yayla fasılları ederler. Bu yaylanın vasfında lisân-ı meddâhân kâsırlardır. Bu yayla tâ kadîm-i evvelde Âl-i Dânişmendiyân ile diyâr-ı Mâhân-ı Horâsân'dan gelüp bu diyârı feth idelden beri bu yayla Deşan oğullarına temlîken kayd-ı hayât ile an-anhü ile mülk-i mevrûslarıdır. Deşan oğulları Seydî Beğ nâm bir benâmın hâlâ mülküdür. Yayla hakkın niçe yüz bin devâbâtdan alır. Ve bu yayladan niçe yüz âb-ı hayâtlar cereyân edüp nısfı Merzifon şehrinin bâğ u bâğçelerin saky eder. Ve cümle nevâhî kurâlarının mezra‘a yerlerin reyy eder. Bu Merzifon diyârının hâli oldur kim bârân-ı rahmet ne kadar nâzil olsa elbette yine Deşan dağlarının âb-ı revânlarıyla mezra‘alarını reyy etmeseler mahsûl vermez. Ammâ hubûbâtı ol kadar vefret üzre olur kim Arapça nassı üzre bir buğday dânesinden yigirmi ve on beş karındaş çıkup her sünbülde yüzer dâne olduğu hînde bir kilesi seksen kile mahsûl verir, arz-ı mahsûldârdır. Elbette mezra‘aları susuz olmaz. Anınçün bu Merzifon'da Deşan yaylasından cereyân eden uyûn-ı zülâllerin mîrâv ağası vardır. Deşan oğulları da andan hâsıl ola[n] mâl-ı firâvândan hisse verirler, yahşi ağalıkdır. Bu nehirler üzre ağalar olmasa Merzifon halkı birbirlerini katl ederlerdi. Yine el’ân niçe gavgalar olur. Ve Deşan yaylasından cereyân eden uyûn-ı câriyelerin bir fırkası Köprü şehrine akup bâğ ve besâtîn ve mezâri‘âtların saky eder. Ve bir fırkası Lâdik şehri ovasında Kavza kadılığı nâhiyesine akar. Ve bir bölük nehri cânib-i şimâle Osmâncık tarafında ovalara akup cemî‘î bâğları ve besâtînleri reyy eder. Böyle bir kûh-ı azîm ve yaylağ-ı kadîm Deşan dağıdır kim şehr-i Merzifon'a hayât veren bu Deşan dağı uyûnlarıdır. Ve bu şehr-i Merzifon bayırlı yerlere vâkı‘ olup arkasın Deşan dağına vermişdir ve Amasiyye bu şehrin kıblesinde on beş sâ‘atdir. Ve şehr-i Lâdik on iki sâ‘at yerdir ve Osmâncık on altı sâ‘at yerdir ve Gümüş şehri on sâ‘at yerdir ve kasaba-i Gergerân sekiz sâ‘atlik ve Deşan dağının şimâl cânib-i eteğinde Koca kal‘ası Köprü şehrine nâzırdır. Ol kal‘aya varınca (---) sâ‘at yerdir. Ve Merzifon'dan çıkup Deşan dağın aşup şimâle (---) sâ‘at gidüp şehr-i Köprü'dür ve yine Merzifon'dan üç menzilde cânib-i şimâle kal‘a-i Samsun'a varılır, Merzifon'un iskelesidir. Ba‘zılar Sinop iskelesine giderler, ammâ Samsun Merzifon'a karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346b–347a ·
metinde göster ·
… le İslâmbol fethinde bulınan Akşemseddîn'dir kim İslâmbol'ın yedi sene mukaddem
fethin
Ebü'l-feth'e tebşîr etmişdi. Bursa hâkinde Türbeli Göylük'de medfûndur. Biri da …
eş-Şeyh Hazret-i Kara Şems Efendi Sultân: Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed-i Sâlis meşâyihlerinden olup Eğre gazâsında bile idiler. Hattâ Âl-i Osmân askeri bozulmuş iken bu azîz Mehemmed Hân'ın esb-i sabâ-sür‘ati licâmından berk zabt edüp "Sabr eyle beğim! Şimdi fırsat-ı ganîmetdir!" deyü asâkir-i İslâm'ı cenge tergîb ederken bi-emri Hudâ nesîm-i nusret İslâm tarafına esüp ân-ı sâ‘atde yüz bin küffârı Eğre kurbunda Hiraştüş sahrâsında dendân-ı tîğdan geçirüp cümle guzât-ı müslimîn mansûr [u] muzaffer olup Macâr-ı füccârdan yetmiş altı pâre kal‘ayı feth edüp Eğre'yi metîn ü müstahkem ederler. İlâ haze'l-ân dest-i Âl-i Osmân'da Eğre gibi hısn-ı hasîn ü sedd-i metîn-i intihâ-yı serhadd [ü] kal‘a-i kavî yokdur. İnşâ'allah mahallinde tahrîr olunur. Devlet-i Âl-i Osmân'da iki Şemseddîn vardır. Biri Ebü'l-feth Mehemmed Hân ile İslâmbol fethinde bulınan Akşemseddîn'dir kim İslâmbol'ın yedi sene mukaddem fethin Ebü'l-feth'e tebşîr etmişdi. Bursa hâkinde Türbeli Göylük'de medfûndur. Biri dahi bu Sivasî Kara Şemseddîn'dir kim Eğre gazâsında Âl-i Osmân'ın yüzün ak eyleyüp derûn-ı Sivas'da merkûm Hasan Paşa câmi‘i hareminde medfûndur. Yedi sene kutbiyyete kadem basmış derler. Tarîk-i (---) ulu sultândır. Kaddesenâ'llahu bi-sırrihi'l-azîz. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76b ·
metinde göster ·
tergîb ederdi. Ve sûret-i Hak'dan görünüp Edirne'ye ve gayri kral-ı dâllere elç …
Âhir Hicret-i Nebeviyyenin sene (---) si târîhinde 149a tulû‘-ı Âl-i Osmân'da ulemâ-yı Rûm ve müfessirîn ve muhadisîn-i zevi'l-mefhûm cemî‘i va‘z [u] nasîhatlerinde ale'l-umûm Arapça âyet-i şerîfinin tefsîr-i dürerbârın Rûmeli arzında Edirne-i İrem'dir, deyü ümmet-i Muhammedî ve cüyûş-i muvahhidîn-i fethin tergîb ederdi. Ve sûret-i Hak'dan görünüp Edirne'ye ve gayri kral-ı dâllere elçiler gönderüp yolların ve bellerin ve âyîn-i bed-nâmların görüp gelirlerdi. Tâ ki sene (---) târîhinde Orhân Gâzi saltanatında Bursa Rûm keferesi destinden feth olup Edirne şehrinin dahi fethine bezl-i ihtimâm edüp taht-ı sânî olmasına karâr verüp bizzât Hacı Bektâş-ı Velî huzûrunda gülbang-ı Muhammedî çekilüp Fâtiha tilâvet olunup bizzât Hacı Bektâş-ı Velî üç yüz fukarâsıyla ve yetmiş nefer asâkir-i İslâmdan Ece Ya‘kûb ve Haladere ve Yalvac Dede ve Kara Mürsel ve Kara Koca ve Kara Hoca ve Kara Evren nâm gâzîler kapıdağından sallar ve kelekler ile Bismillah ile Rûm'a geçüp şebhûrlar edüp ibtidâ İpsala'yı feth edüp ibtidâ cum‘a namâzın anda kıldıkların "ibtidâ salâ"dan galat İpsala derler. Sene (---) târîhinde feth olan hâk-i Rûm'da bu kal‘adır. Zamân-ı Orhân Hân, be-dest-i Süleymân Şâh b. Orhân Gâzî. Hulâsa-i kelâm yedi senede guzât-ı müslimîn yetmiş pâre şehir ve kal‘a-i metîn [u] müstahkemler feth olup âhir Süleymân Şâh bir turnaya şâhin salup şikâr almağa atıyla seğirdirken tekerlenüp merhûm olunca cümle küffâr kızıl yumurta boyayıp gûyâ şâdumân ettiler. Anın akîbince Gâzî Murâd Beğ Edirne altına ve İslâmbol altına varınca şebhûnlar ve çapullar ve yortumlar bırağup küffâr-ı bed-girdârı Edirne'den taşra çıkarmaz olup her bâr guzât ile mâl-ı firâvânlar olup yine selâmetle İpsala'ya kaytavul ederdi. Tâ ki sene (---) târîhinde Gâzî Murâd Hân-ı Evvel müstakil pâdişâh olunca "Bismillah, niyyetü'l-gazâ-i İdrivne" deyüp yedi yerden gayret kılıcın kemerine bend kılup Tatar ve Moğol-ı Rûm'dan yüz yetmiş bin asker cem‘ edüp kal‘a-i Edirne'yi muhâsara edüp cânib-i erba‘adan gelen imdâdların dendân-ı tîğdan geçirüp derûn-ı kal‘ada mütahassın olan küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr "el-Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘ayı emân ile verüp nice bini Sofya cânibine, nice bini Kostantiniyye'ye gidüp hamd-i Hudâ sene 762 târîhinde bizzât Gâzi Hudâvendigâr kal‘a-i Edirne'yi {İslâmbol'dan sene (---) mukaddem, ammâ feth-i İslâmbol sene 857} feth edüp anda karâr-dâde olup taht-ı sânî Edirne oldu. İnkırâzu'd-deverân dest-i Âl-i Osmân'da mü’ebbed ola, âmîn yâ mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148b–149a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû sene 920 târîhinde Sultân Selîm Hân-ı Evvel Çıldır
fethin
etdikden sonra bu kal‘a üzre Bıyıklı Mehemmed Paşa Monlâ İdrîs-i İmâdî ile yüz …
Ba‘dehû sene 920 târîhinde Sultân Selîm Hân-ı Evvel Çıldır fethin etdikden sonra bu kal‘a üzre Bıyıklı Mehemmed Paşa Monlâ İdrîs-i İmâdî ile yüz bin askere serdâr-ı mu‘azzam edüp deryâ-misâl asker ile serdâr-ı mu‘azzam zeyl-i kal‘ada meks edince on yedi günde kal‘a-i Mardin'i Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya teslîm edüp derûn-ı kal‘ada olan cüyûş-ı Ekrâd bâ-sulh [u] salâh kal‘a-i Sincâr'a gitdiler. Ba‘dehû Süleymân Hân sene 941, "Fetahna'l-Irâk" târîhinde Bağdâd-ı hurrem-âbâd gazâsına giderken bu kal‘a-i Mardin'i tahrîr edüp Diyârbekir eyâletinde sancak beği tahtı idi. Hâlâ kânûn-ı Süleymân Hân üzre beğinin hâss-ı hümâyûnu 200.000 yük akçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b ·
metinde göster ·
… sâlimîn ü gânimîn vâsıl oldu. Cenâb-ı Bârî sultânıma dahi bu Sincâr-ı Saçlı'nın
fethin
müyesser ide." deyü bâlâda terkîm olunduğu minvâl üzre birer birer Firârî Paşa' …
Bu Saçlı dağın efendimiz Melek Ahmed Paşa, bâlâda tahrîr olunan üslûb-ı sâbık üzre feth [ü] fütûh edüp lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ mâl-ı Firâvân ile mansûr [u] muzaffer kal‘a-i Diyârbekir'e sâlimîn ü gânimîn vâsıl oldu. Cenâb-ı Bârî sultânıma dahi bu Sincâr-ı Saçlı'nın fethin müyesser ide." deyü bâlâda terkîm olunduğu minvâl üzre birer birer Firârî Paşa'ya takrîr etdükde eydür "Evliyâ Efendi, bu takrîrinize göre çok asker ve çok mâl ve çok derd-i ser çeküp ifnâ-yı vücûd etmek ister. Hudâ fethin hayr ile müyesser ide" dedi. Huzzâr-ı meclis "Âmîn!" deyüp hâmûş-bâş oldular. Ertesi ale's-sabâh paşanın otağında Saçlı kavmi içün müşâvere-i azîm olup nâmede, "Pâdişâha mutî‘ olasız ve bâğ u bennâk ve sâ’ir aded-i ağnâm u gayrı tekâlîf-i örfiyyeleri edâ idesiz." deyü nâmeler yazılup Mardin a‘yânından ve Sincâr kal‘ası beği tarafından hem-meşâ âdemler ile bu hakîr dahi Firârî Mustafâ Paşa tarafından {me’mûr olup}(---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a ·
metinde göster ·
… re çok asker ve çok mâl ve çok derd-i ser çeküp ifnâ-yı vücûd etmek ister. Hudâ
fethin
hayr ile müyesser ide" dedi. Huzzâr-ı meclis "Âmîn!" deyüp hâmûş-bâş oldular. E …
Bu Saçlı dağın efendimiz Melek Ahmed Paşa, bâlâda tahrîr olunan üslûb-ı sâbık üzre feth [ü] fütûh edüp lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ mâl-ı Firâvân ile mansûr [u] muzaffer kal‘a-i Diyârbekir'e sâlimîn ü gânimîn vâsıl oldu. Cenâb-ı Bârî sultânıma dahi bu Sincâr-ı Saçlı'nın fethin müyesser ide." deyü bâlâda terkîm olunduğu minvâl üzre birer birer Firârî Paşa'ya takrîr etdükde eydür "Evliyâ Efendi, bu takrîrinize göre çok asker ve çok mâl ve çok derd-i ser çeküp ifnâ-yı vücûd etmek ister. Hudâ fethin hayr ile müyesser ide" dedi. Huzzâr-ı meclis "Âmîn!" deyüp hâmûş-bâş oldular. Ertesi ale's-sabâh paşanın otağında Saçlı kavmi içün müşâvere-i azîm olup nâmede, "Pâdişâha mutî‘ olasız ve bâğ u bennâk ve sâ’ir aded-i ağnâm u gayrı tekâlîf-i örfiyyeleri edâ idesiz." deyü nâmeler yazılup Mardin a‘yânından ve Sincâr kal‘ası beği tarafından hem-meşâ âdemler ile bu hakîr dahi Firârî Mustafâ Paşa tarafından {me’mûr olup}(---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a ·
metinde göster ·
… ed esîrleri çıkup hâlâ hayâtda müsin esîrlikden halâs olmuş ihtiyârlar bu kal‘a
fethin
nakl edüp "Bunda olan ceng-i Alî bir kal‘ada olmamışdır" derler. Hakkâ ki metîn …
Kanije'nin eyâletinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır, nâhiyesi cümle kâfiristândır. Hattâ küffâr bu kal‘ayı amân ile vermişken ahid-şikenlik edüp asâkir-i İslâm taşra kal‘aya duhûl etmişler iken cümle küffâr bu iç kal‘aya kapanup üç gün dahi germâ-germ ceng-i azîm olup yedi binden ziyâde kâfirler tîğ-i bürrândan geçüp iç kal‘ası kılıç ile feth olduğundan hâlâ şehir kadıları her Cum‘a hutbeyi kılıç ile tilâvet eder ve ol feth günü mahpûshâneden binden mütecâviz ümmeti Muhammed esîrleri çıkup hâlâ hayâtda müsin esîrlikden halâs olmuş ihtiyârlar bu kal‘a fethin nakl edüp "Bunda olan ceng-i Alî bir kal‘ada olmamışdır" derler. Hakkâ ki metîn kal‘a-i üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10b ·
metinde göster ·
… tı bin kadar esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’im çıkardılar. Cenâb-ı Bârî yârî kılup
fethin
müyesser ede.
Ve Tata cânibinde Tuna aşırı üç aded toprakdan tabyalar ve etrâfına şarampavlar etmişler kim hîn-i muhâsarada ol tabyalar içine gemilerle karşudan gelen imdâdları girüp andan kal‘aya gireler, gûyâ geçit başı tabyalarıdır. Ammâ Uyvar tarafından Tuna üzre cisir yapup bu adaya geçüp adayı urup kal‘ayı muhâsara etmek âsândır. Hattâ biz asker-i İslâm ile Uyvar'ı 46b döğerken on bin mikdârı Tatar askeri bu Komaran cezîresinin azacık Tuna suyundan atlar ile yıldırup adayı nehb ü gâret edüp altı bin kadar esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’im çıkardılar. Cenâb-ı Bârî yârî kılup fethin müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a–46b ·
metinde göster ·
… hi ganîm lafzı târîhinde Osmânlı bu kal‘ayı muhâsara etmeleri mukarrerdir, Hudâ
fethin
müyesser ede.
Ve Süleymân Hân zamânı Beç kal‘ası yalın kat imiş, ammâ şimdi avcı elinden halâs olmuş gazâl gibi kendüyi çeküp çevirüp ol kadar metîn ve müstahkem olmuşdur kim gûyâ Sedd-i Ye’cûc u Me’cûc olmuşdur, ta‘rîf ü tavsîfden müberrâdır. Ammâ Hazret-i Îsâ havâriyyûnunun Şem‘ûn-ı Safâ'sının rümûzunda "Zılle târîhinde Süleymân'dan korkman" dediği gelüp zuhûr edüp hikmet-i Hudâ Süleymân Hân bî-feth avdet etdi, ammâ inşâallâh gânim ve dahi ganîm lafzı târîhinde Osmânlı bu kal‘ayı muhâsara etmeleri mukarrerdir, Hudâ fethin müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b ·
metinde göster ·
… irid Kasrosun amâr etdikleriyçün ana dahi Kasro derler. Hudâ-yı Bîçûn anın dahi
fethin
müyesser ede, bi-hakkı evliyâ vü enbiyâ. Ve bu Mora Kasrosu limanından,
Bir azîm kal‘adır. İbtidâ Afrika pâdişâhlarından Sultân Mansûr-ı Âl-i Fâtımiyyûn bu kal‘anın 282b fethinde âciz-mânde olup bâde'l-feth münhedim [etmiş] ammâ sehel şey ile ta‘mîr ü termîm olmak mümkindir, ammâ acâ’ib ü garâ’ib bir şehr-i mu‘azzam ve âbâdân-ı mukaddem imiş. Ve biri biri içine kat-ender-kat sekiz rûzgârdan emîn dâr-ı emân kapulu limanları var. Ve taşra limanı bin pâre gemi alır hudâyî liman-ı cây-i emândır. Ve eğer bu kal‘anın harâb-âbâd olan eser-i binâları ve tâk-i Kisrâ ve kubâb-ı Dîvâb[âd-ı] musanna‘ların ta‘rîf ü tavsîf etsem bir kürrâs-ı tomâr-ı dırâz olur. Ancak hâlâ üç yüz hâneli bir kefere köyü kadar hâneleri kalmış. Ammâ bu Kasro dağlarında(n) âb-ı hayât sular vardır kim gûyâ âb-ı zülâldir. Hâlâ kemerleri ve niçe bin kârgîr binâ âsiyâb-ı mâları ve niçe bin çeşme-sârları ve niçe bin çuka dezgâhları ve niçe bin kâğızhâne kârhâneleri râygân durur. Be-kavl-i müverrihân-ı Rûm cezîre-i Girid'de olan Kasro kal‘ası halkı Sultân Mansûr asrında bundan kaçup Girid Kasrosun amâr etdikleriyçün ana dahi Kasro derler. Hudâ-yı Bîçûn anın dahi fethin müyesser ede, bi-hakkı evliyâ vü enbiyâ. Ve bu Mora Kasrosu limanından,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282a–282b ·
metinde göster ·
Bir yerden varılacak yerleri yokdur, ammâ Hanya cânibindeki kayalardan bu kal‘aya bir şâhbâz ve tüvânâ yiğit el taşı atsa taş erer. Tâ bu mertebe karaya yakın adacıkdır. Kurşum atsa evlâ bi't-tarîk kal‘asında kefereler durmaz, ammâ niçe kemîngâhları vardır, aslâ kefereleri görünmez. Ammâ eğer himmet-i Âl-i Osmân olsa Hanya tarafındaki burundan bu Suda'ya varınca el taşı (...) deryâyı beş on pâre gemi gark edüp doldurmak mümkindir, yâhûd karadan darabât-ı top-ı kûb sademâtıyla bu kal‘acığı hâke berâber münhedim etmek emr-i seheldir, ammâ himmet-i azîm ister. Hattâ sene (---) târîhinde Kapudan Voynık Ahmed Paşa bu kal‘aya donanma-i hümâyûn ile eyi hücûm edüp sarılmış, ammâ emr-i Hudâ şehîd olunca cümle gemiler çekilüp gitdiklerinde kal‘anın fethi müyesser olmayup ilâ hâze'l-ân dest-i küffârda bir sûr-ı limandır. Hudâ-yı Müte‘âl fethin müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 285b ·
metinde göster ·
… müyesser olup hamd-i Hudâ bu hakîr dahi üç yıl cenginde gûyâ rasad gözler gibi
fethin
gözleyüp ibtidâ Göllük tarafında Kum tabyası üzre dal kılıç olup ezân-ı Muhamme …
Hamd-i Hudâ el-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ mâ-sadakı üzre kal‘a-i Kandiye'nin feth [u] fütûhu sene 1080 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘e be-dest-i vezîr ibn vezîr Fâzıl Vezîria‘zam Ahmed Paşa'ya zîdet fazîletühüm ve fütûhâtühüm hazretlerine müyesser olup hamd-i Hudâ bu hakîr dahi üç yıl cenginde gûyâ rasad gözler gibi fethin gözleyüp ibtidâ Göllük tarafında Kum tabyası üzre dal kılıç olup ezân-ı Muhammedî okumak bu abd-i kemtere müyesser oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308a ·
metinde göster ·
sâline müş‘ir ola bir mısra‘ı, / İstevüz mir’ât-i dilden göstere hem ola hoş, / …
İşbu fethin sâline müş‘ir ola bir mısra‘ı,İstevüz mir’ât-i dilden göstere hem ola hoş,Müddet-i feth görünür bu yazılan târîhden,Kandiye'nin nâ-pâki çıkdı kal‘a ise oldu boş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314b ·
metinde göster ·
… ı olmak ile Pili derler. Sene (---) târîhinde içinde olan Urum küffârları Rodos
fethin
işidüp mâbeynlerinde ihtilâl olup hâkim zâbitleri olan Malta küffârın kılıçdan …
Biliyo nâmında bir kefere pehlivânının kal‘ası olmak ile Pili derler. Sene (---) târîhinde içinde olan Urum küffârları Rodos fethin işidüp mâbeynlerinde ihtilâl olup hâkim zâbitleri olan Malta küffârın kılıçdan geçirüp cümle Urumlar kal‘anın miftâhların Kapudan Palak Mustafâ Paşa'ya teslîm edüp anlar dahi Süleymân Hân'a arz ederler. Hâlâ ol ecilden Pili kefereleri Süleymân Hân re‘âyası olup gayri tekâlîfden mu‘âflardır. Bu kal‘anın dahi târîhi: Arapça dır. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y107b ·
metinde göster ·
… i her biri ibret-nümâdır" deyü esîr olan ümmet-i Muhammedler nakl ederler. Hudâ
fethin
müyesser Y 125b edüp görmek mukadder etmiş ola. Ve Malta garbında yüz elli mî …
Cezîre-i Malta: Cümle devri yüz mîldir. "Cümle rûzgârdan mahfûz kapulu müte‘addid limanları ve üç kal‘a-i metîni var imiş ki her biri ibret-nümâdır" deyü esîr olan ümmet-i Muhammedler nakl ederler. Hudâ fethin müyesser Y 125b edüp görmek mukadder etmiş ola. Ve Malta garbında yüz elli mîl ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y125a–Y125b ·
metinde göster ·
… ayda alup Mekke Medîne sâhibi olıcak bana bir tekke yapar mısın?" deyü Mısır'ın
fethin
tebşîr ederler. Melâmiyyûn Bektaşiyândan bir ulu sultânmış. Hakîkatü'l-hâl ta‘y …
"Yolun kolay olsun Selîm oğlan, derler. Mısır'ı filân ayda alup Mekke Medîne sâhibi olıcak bana bir tekke yapar mısın?" deyü Mısır'ın fethin tebşîr ederler. Melâmiyyûn Bektaşiyândan bir ulu sultânmış. Hakîkatü'l-hâl ta‘yîn eyledüğü günde Mısır feth olup ba‘de'l-feth Selîm Ayntâb'a gelüp Dölük Baba'yı merhûm bulup kabr-i Y 165b münevveri üzre bir âsitâne-i âlî binâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y165a–Y165b ·
metinde göster ·
… böyle yatmak nâmûs mudur? Seninle ahd-i mîsâkımız bu bâzâr üzre olsun kim Mısır
fethin
bana müyesser eyle, Mısır'ı sana vakf edüp kilâr edeyim, ümmetlerine her sene k …
‘Yâ Resûlullâhi, nâmûs-ı Muhammedî, deyü cihâna bir nâm kodun. Bu ne nâmûsdur kim Mısır Çerkezi keferesi içinde böyle yatmak nâmûs mudur? Seninle ahd-i mîsâkımız bu bâzâr üzre olsun kim Mısır fethin bana müyesser eyle, Mısır'ı sana vakf edüp kilâr edeyim, ümmetlerine her sene kisve ve surre ve atıyyeler edeyim, yâ Resûlullâh’ deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp yedi kerre böyle ricâ eyledi. Hemân şebeke-i Resûl dibinde bir kirli palâslı kimesne,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y43b ·
metinde göster ·
… a sizden evvel kimesne hâdimü'l-haremeyn olmamışdır" deyü Nâsır-ı Tarsûsî Mısır
fethin
tebşîr etdi. Ve bir âlim dahi;
Lafz-ı dürerbârlarından murâd Cezîretü'l-Arab'dan murâd Mısır cezîresidir ki cezîre ıtlâk olunur. Zîrâ Kabâbıta meliklerinden Tavtîs Nîl nehrin Süveys deryâsına akıdup Mısır cezîrede kalmışdır. Anıniçün Mısır'a cezîre ıtlâk olunur. İnşâallâh pâdişâhım Hazret-i Alî'nin bu kelâm-ı dürerbârları ile cezîre-i Mısır fâtih olup hâdimü'l-haremeyn olursuz. Zîrâ âl-i Osmân'da sizden evvel kimesne hâdimü'l-haremeyn olmamışdır" deyü Nâsır-ı Tarsûsî Mısır fethin tebşîr etdi. Ve bir âlim dahi;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y50a ·
metinde göster ·
… s hazretleri nesl-i Resûlullâh'dandır. Hazret-i Resûl-i Hudâ kendülere Mısır'ın
fethin
tebşîr etmişlerdi. Ba‘dehu sene (---) târîhinde merhûm olup Cebelü'l-Mukattam d …
Evvelâ fâtih-i Mısır Ebû Abdullâh Amr ibnü'l-Âs bin Hâşim bin Sa‘îd bin Sa‘d bin Amr ibn Heyzum ibn Ka‘b ibn Luey ibn Gâlib ibn Fihr radıyallâhu anhümâ: Amr ibnü'l-Âs hazretleri nesl-i Resûlullâh'dandır. Hazret-i Resûl-i Hudâ kendülere Mısır'ın fethin tebşîr etmişlerdi. Ba‘dehu sene (---) târîhinde merhûm olup Cebelü'l-Mukattam dâmeninde medfûndur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y257a ·
metinde göster ·
… , fâtih-i İskenderiyye ve fâtih-i Mısır Amr-ı Amreyn olursuz" deyü İskenderiyye
fethin
Amr'a tebşîr etdi. Amr dahi İskenderiyye'nin âb [u] havâsın ve mâl-ı firâvânın …
"Yâ Amr, sana müjde olsun, fâtih-i İskenderiyye ve fâtih-i Mısır Amr-ı Amreyn olursuz" deyü İskenderiyye fethin Amr'a tebşîr etdi. Amr dahi İskenderiyye'nin âb [u] havâsın ve mâl-ı firâvânın ashâb-ı güzîne medh etmeğe başladı. Hazret-i Risâlet dahi cümle Sahâbe-i kirâma Kudüs-i şerîf ve İskenderiyye ve Mısır fethi içün ümmetlerin tergîb edüp niçe hadîs-i şerîfler buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y315b ·
metinde göster ·
… kerre keşf [ü] kerâmetleri ma‘lûmumuz olmuşdur. Cümleden biri Kamaniçse kal‘ası
fethin
vakt [ü] sâ‘ati ve derîce ve dakîkasiyle elli sekiz gün mukaddem rüyâ tarîkıyla …
Ve mutarraş çâr-darb eş-şeyh Muhammed-i Menfalûtî: Bir yağ-u-balî mudhik ve âlüfte ve âşüfte ayyâr-ı tarrâr görünür, ammâ hâfız-ı Kelâmullâh ve niçe kerre keşf [ü] kerâmetleri ma‘lûmumuz olmuşdur. Cümleden biri Kamaniçse kal‘ası fethin vakt [ü] sâ‘ati ve derîce ve dakîkasiyle elli sekiz gün mukaddem rüyâ tarîkıyla tebşîr eyledi. Mecâzibûndan bir budalâ tekellüfden berî mutarraş bir cândır. Bu cândân me’zûn olup bu şehirden üçüncü gün hareket edüp cenûb tarafına altı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y368a ·
metinde göster ·