{Husrev Paşa'nın serdârlığı} sene 1038 târîhinde Abaza Paşa
fethinden sonra
Husrev Paşa Bağdâd üzre asker-i deryâ-misâl ile Bağdâd üzre serdâr-ı mu‘azzam o …
{Husrev Paşa'nın serdârlığı} sene 1038 târîhinde Abaza Paşa fethinden sonra Husrev Paşa Bağdâd üzre asker-i deryâ-misâl ile Bağdâd üzre serdâr-ı mu‘azzam olup aslâ Bağdâd tarafına nazar etmeyüp Acem memleketlerin nehb ü gâret etdiği bâlâda mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67a ·
metinde göster ·
… odok kavminden Menkli Girây Hân üç bin asker Ejderhân Seferine götürüp Ejderhân
fethinden sonra
Bozodok kavmi Çerkes vilâyetinde kûh-ı Obur dibinde yurd verüp anda kaldılar. H …
Evsâf-ı aşîret-i Bozodok : Beğlerinin ismi (---). Yedi bin âdeme mâlikdir. İskelelerinde on pâre İslâmbol gemisi bulup ba‘zı yârânlarımıza râst gelüp dünyâ kadar safâ etdik. Kaba saba esbâblarımızı anlara Allah emâneti verüp gulâmlarımızla sebük-bâr kaldık. Bu Bozodok kavminden Menkli Girây Hân üç bin asker Ejderhân Seferine götürüp Ejderhân fethinden sonra Bozodok kavmi Çerkes vilâyetinde kûh-ı Obur dibinde yurd verüp anda kaldılar. Hâlâ Çerkesde Bozodok kavmi derler. Ammâ Abazaca dahi bilirler, bahâdır kavmdirler. Ve bu Abaza Bozodokıyla Çerkes Bozodokının mâbeynlerinde Obur dağı derler bir kûh-ı bülenddir. Mâbeynehümâları üç konakdır. Yine birbirini gelüp basup evlâdların uğurlarlar. Bu Abaza Bozodokından yine cânib-i garba leb-i deryâ ile iki konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
… karâlara ser-çeşme olup Hacı Bektâş-ı Velî ile Rûm'da Orhân Gâzî'ye gelüp Bursa
fethinden sonra
Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ı yetmiş fukarâsıyla Moskov ve Leh ve Çeh ve Dobruc …
Bu âsitâne-i bâ-sa‘âdetin sebeb-i inşâsı oldur kim sene (---) târîhinde bizzât Muhammed Hacı Bektâş-ı Velî Yesev şehrinde Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp diyâr-ı Rûm'da sâhib-i seccâde olmağa me’zûn olup üç yüz yetmiş fukarâ ve bu Keliğra Sultân cümle fukarâlara ser-çeşme olup Hacı Bektâş-ı Velî ile Rûm'da Orhân Gâzî'ye gelüp Bursa fethinden sonra Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ı yetmiş fukarâsıyla Moskov ve Leh ve Çeh ve Dobruca diyârlarına gönderüp Rûm erenleri olmağa izn verüp "Dobruca'da bir böcük vardır, anı katl edüp ibâdullahı şerrinden emîn eyle" deyü Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ın destine bir tahta kılıç ve bir seccâde ve tabl ve kudüm ve alem ve sıraf ve def ve nakkâre verüp Keliğra Dede kal‘a-i Sinop'a gelüp alâ mele’i'n-nâs yetmiş nefer fukarâsıyla postların deryâ üzre döşeyip "Yâ Hayy [u] yâ Kayyûm" esmâsına müdâvemet edüp def ve kudümlerin çalarak bir günde Rûm cânibinde diyâr-ı Kırım'a andan vilâyet-i Moskov'da Heşdek tâ’ifesin ve Leh diyârında Libka tâ’ifesin cümle İslâm ile müşerref edüp tebdîl-i câme ile Leh diyârında Danıska iskelesinde İsveti Nikola nâm ya‘nî Sarı Saltık isimli bir bıtrîk ve kıssîs-i dalâlet-âyîn ile hem-sohbet olup ol Sarı Saltık'ı katl edüp lâşe-i murdârın pinhân edüp niçe zamân savma‘adan çıkmayup "Ben Sarı Saltık'ım" deyü niçe bin âdemi nihânice dîn-i Muhammedî'ye da‘vet edüp İslâm ile müşerref ederdi. Niçe zamân bu hâl ile Sarı Saltık nâmıyla seyâhat etdi. Ve kendülerinde alâ-sûret-i asfaru'l-levn olmağıla Şeyh Ahmed Yesevî hazretleri kendülere Saltık Bây nâmıyla künye demişler idi. Ammâ ism-i şerîfleri Muhammed Buhârî'dir. Ba‘dehû seyâhât ile "Pırarvardı" ya‘nî Pravadi kal‘asına gelüp sâkin olmağıla "Bir er vardı"dan galat Pravadi kal‘ası derler. Anda def ve kudûmün çalarak Dobruca kralına buluşdukda kral-ı dâll-i bed-fi‘âl eydür: "Ey Sarı Saltık! Eğer sende kerâmet varsa benim diyârımda bir ejdehâ peydâ olup Karadeniz sâhilinde bir yalçın kaya içinde âşiyân edinüp cümle re‘âya vü berâyâm yidi. Ve hâlâ dâr-ı dünyâda iki ciğer-kûşe kızlarıma tâli‘-i kur‘a düşüp ejdere gıda olmağiçün Dobruca sahrâsında bir amûd-ı azîme kızlarım bağlamışız. Vakt-i zuhr olunca gelüp yise gerek, ammâ bu ejdere bir çâre eyle" deyü Dobruca kralı ricâ edince Sarı Saltık Sultân eydür "İmdi kral, Muhammed dînin hak bilüp İslâm ile müşerref olursan senin kerîmelerin ol böcüğün gıdâsı olmadan bi-emrillah ve bi-himmeti'l-pîr halâs ideyim" dedikde kral cân u gönülden yemin billah eyleyüp dürür, hemân Saltık Bây-ı Velî fukarâlarına "üzkürullah" deyüp yetmiş aded dervîş-i dil-rîşiyle def u kudûmlerin çalup alem ve sıraf kaldırup Saltık Velî tahta kılıcın gılâfından çıkarup "niyyetü'l-gazâ" deyüp bir papas kulağuz ile Dobruca sahrâsında kral kızlarının amûda bağlı olduğu yire 266b varup kızları halâs edüp bir yerde hıfz eder. Kendüsü amûd dibinde durur. Ejdehâ dahi şiddet-i hâr olunca Dobruca sahrâsından bir ejder-i heft-ser gıjgırup dâmen-ber-hevâ kec kılup mu‘tâd-ı kadîmesi olan mile yakın gelince hemân Sarı Saltık Sultân fukarâlarına işâret edüp def ü kudüm ve nefîr ü zil çalınca ejder mil dibine yakın geldikde Saltık Bây Sultân "Yâ Ma‘bûd-ı bî-hemtâ" deyüp dal-satûr-ı Muhammedî olup Arapça âyetiyle bir na‘raya rehâ buldurup ejderin aşağı kellesine bir tahta kılıç niçe urursa kelle galtân olup bir şimşîr levha dahi urup bir kellesin kesüp hemân ejder dem çekim sınup bi-emri Hudâ dem-beste olup dörd başıyla firâr eder. Ardı sıra Şeyh Saltık Sultân ejderi kovarak ejder cân acısından gârına girüp Şeyh dahi akîbince girüp dörd kellesin dahi keserken ejder şeyhi der-âğûş edüp sıkar. Şeyh dahi "Yâ Hâfız-ı Müste‘ân" deyüp arkasın gârın bir cânibine dayayup şeyhin vücûdu kayaya girdüğü yer hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve iki dest-i şerîfleri ve iki kadem-i sa‘âdetleri kayaya te’sîr etdüğü alâmetleri zâhirdir. Ba‘dehû ejderin tâb [u] tüvânı kalmayup Saltık Sultân'ı koyverir. Sultan-ı merkûm eli kan, kılıcı kan, sînesi uryân, dilinde Hazret-i Kur’ân tilâvet ederek fukarâlarının yanına gelüp kralın iki kerîmesin yanına alup Dobruca kralına gitmede. Mukaddemâ kızların bağlı olduğu amûdun dibinde azîz hazretleri ejderin üç kellesin kesüp ardı sıra kovagiderken beri tarafda kulağuzluk ile gelen papas ejderin iki kulağın ve bir dilin kesüp seğirderek Dobruca kralının huzûruna kulakları ve dilleri bırağup "Müjde olsun kralım, ejderi katl edüp kızları halâs etdim, işte alâmeti" deyü kizb [u] iftirâ eder. Ân-ı sâ‘atde Saltık Sultân dahi kralın kızlarıyla gelüp tahta kılıcı kanıyla kralın huzûruna kor. Kızları kral bağırlarına basup "Ejderi kim katl etdi" deyü Dobruca Kral kerîmelerinden su‘âl eder. Kızlar dahi mâ-vak‘ı üzre Saltık Bây Sultân'ın katl etdüğün bir bir takrîr ederler. Ruhbân-ı mel‘ûn musırr olup "Elbette ben katl etdim" der. Saltık Sultân eydür "İmdi ey kral. Ejder öldürmek kerâmetdir. Bu râhib ile beni bir kazana koyup su içinde fıkır fıkır kaynadın. Kangımız ejderi öldürdü ise pişmeyüp halâs olur. Kizb söyleyüp ben öldürdüm diyen büryân olur" deyü bu da‘vâ-yı merdi edince papas-ı bî-dîn bu kavle rıza vermeyüp kral "eyle olsun" deyüp Pravadi garbında Kazan Balkanı demekle ma‘rûf ol balkanda bir kazan içre su doldurup gayrı ruhbânlar Saltık Sultân'ın ellerin ardına bağlayup kazana korlar. Dervîşânlar dahi papası muhkem kayd-bend edüp kazan içine korlar. Kazan altına âteş edüp alev-ber-alev âteş-i Nemrûd içinde iki cân kaynamada. Beri Anadolu tarafında Kırşehri'nde Hacı Bektaş-ı Velî, destmâliyle bir kayayı silüp "Saltık Muhammed'im ıztırâbda terlemededir. Hak dest-gîr [u] mu‘în u zahîri ola" dedikde kayadan tuzlu su akardı. Hâlâ Hacı Bektâş-ı Velî tuzu ol günde hâsıl oldu. Ba‘dehû kazanın ağzın açup gördüler kim Saltık Bây Sultân arak-âlûd olup "Yâ Hayy" ismine meşgûl, ruhbân-ı mel‘ûn herse olup ancak üstühânları ve siyâh ruklesi kalmış. Bu hâli Dobruca Kral görüp hâk-i pây-i şeyhe düşüp şehâdet parmağın kaldırup derûn-ı dilden bende-i Sübhân olup ta‘allukâtından ol sâ‘at yedi bin âdem ile İslâm'a geldiler. İslâm'a gelmeyenlere gazâlar edüp feth [ü] fütûhâtlar etdiler. Dobruca Kral Orhân Gâzî'ye elçiler gönderüp mutî‘ [u] münkâd oldu. Orhân'dan Dobruca Krala kadı ve tuğ u alem gelüp ismi Alî Muhtâr oldu. Ba‘dehû sene-i mezbûrda Saltık Sultân vasıyyet eyledi kim "Beni gasl edüp yedi tâbût âmâde edin. Zîrâ benim içün yedi kral ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtal etseler gerekdir" deyü vasiyyet-i şerîfi üzre cümle fukarâları cem‘ olup yedi tâbût hâzır edüp azîz hazretleri dahi sene (---) târîhinde 267a dâr-ı bâkiye irtîhal edüp cümle hulefâları tevhîd [u] tezkîr ile azîzi gasl edüp bir tâbût içre kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 266a–267a ·
metinde göster ·
… ri var idi. Anda defn etdiler kim hâlâ ol deyr yerinde Bâyezîd-i Velî, Akkirmân
fethinden sonra
bir câmi‘ ve bir imâret ve medrese ve hân ve hammâm ve imâret ve Saltık Bây-ı M …
Altıncısı Boğdan Kralı Yirvan nâm kral kendi gelüp bir tâbût alup Bozav kal‘ası kurbunda bir çengelistân u hıyâbân yerde bir deyr-i kadimleri var idi. Anda defn etdiler kim hâlâ ol deyr yerinde Bâyezîd-i Velî, Akkirmân fethinden sonra bir câmi‘ ve bir imâret ve medrese ve hân ve hammâm ve imâret ve Saltık Bây-ı Muhammed-i Buhârî üzre bir kubbe-i pür-envâr inşâ edüp der-i sa‘âdeti üzre târîhi budur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a ·
metinde göster ·
… Me’mûn Halîfe ibn Hârûnu'r-reşîd asrında yine feth olup Seyyid Battâl İslâmbol
fethinden sonra
Üsküdar'da muhâfazada iken İslâmbol içre bâ sulh Silivrikapusu'nda {kalup dest- …
{Ermenî târîhlerinde bu Sîv-asvâs Sivas'ı binâ edüp ana Geyümers Şâh derler. Bir kavllerinde Sivas'ı Dahhâk-ı mârî inşâ etdi derler, ammâ Geyümers Sivas'da medfûndur}. Bunun zamânında şehr-i Sivas eyle ma‘mûr idi kim sahrâ-yı Sivas'da aslâ zirâ‘at olunur arz-ı mezra‘a yok idi. Tâ nehr-i Kızılırmak kenarına dek ma‘mûr [u] âbâdân yerler idi. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Niçe bin mülûk [u] salâtînden selef-i salâtînlere değüp âhir dest-i İslâm'a Âl-i Abbâsiyân'dan ba‘de hicreti'n-nebeviyye Bağdâd halîfesi emîrü'l-mü’minîn Hârûnu'r-Reşîd'in destine Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî i‘ânetiyle dest-i İslâm'a girüp dâr-ı İslâm oldu ve yine küffâr istîlâ edüp Seyyid Battâl şehr-i Malâtiyye'de mütevellid olup anda sâkin olmağıla her bâr bu Sivas üzre şebhûnlar edüp Me’mûn Halîfe ibn Hârûnu'r-reşîd asrında yine feth olup Seyyid Battâl İslâmbol fethinden sonra Üsküdar'da muhâfazada iken İslâmbol içre bâ sulh Silivrikapusu'nda {kalup dest-i küffârda cümle} şehîd olan guzât-ı müslimînin ahvâl-i pür-melâlin ve İslâmbol'a küffârın istîlâsın istimâ‘ edüp Kız kullesinden İslâmbol teküru kızın kapup hâlâ Seyyid Battâl kasabası olan mahalle Seyyid-i Battâl ma‘şûkası olan duhter-i nâ-şükûfte ile ol mahalle geldikde Seyyid Battâl hâb-âlûd iken akîbinden kovan şebhûncu küffârlar Seyyid Battâl üzre hücûm etdiklerinde Seyyid Battâl ma‘şûkası olan kral kızı Battâl Gâzî'nin üznüne isâbet edüp şehîd olduğun Sivas küffârları istimâ‘ edüp her tarafdan niçe yüz bin Ermenîler hurûc edüp yine şehr-i Sivas'a istîlâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73b ·
metinde göster ·
Bi-kavl-i Târîh-i Mığdîsî Hazret-i Zekeriyyâ asrında Buhtu'n-nasr binâsıdır. Ba‘dehû Hazret-i isâ âsumâna urûc edince himâr-ı İsâ kalup havâriyyûnları ve ümmetleri himâr-ı İsâ'yı bu Harput çerâgâhına koyup tâ Hazret-i Risâlet-penâhın zamân-ı sa‘âdetlerinde himâr hayâtda olup cümle millet-i Mesîhe ol himâra tapdıklarından lisân-ı Acemde bu şehre dâr-ı Har-pût dediler. Bir kavlde yine lisân-ı Acem üzre havâriyyûna sâyedâr olmuş bir dikenli söğüd dırahtı var idi. Anın içün Hâr-bîd dediler. Bir rivâyetde Hârberîd derler, ya‘nî diken getirci derler. Niçesi Har-bürd derler (---) . Niçeler Har-bûd ya‘nî (---)(---) derler. (---)(---)(---)(---)(---) Hulâsa-i kelâm her elsine-i muhtelife lehçesi üzre birer gûne sebeb-i tesmiyyesi var. Ammâ Âl-i Osmân'ın defterhâne-i kadîminde ülke-i Hüsn-i ziyâd tahrîr olundukda sefer-i hümâyûnlar oldukda her vilâyetin birer gûne esmâsı olup alaylarda ve cemî‘i kübrâlarda bir şehir halkı bulunmak murâd olunsa Haleb şehri halkında "Yâ ahad" derler, buna oran derler. Bu "Yâ ahad" sedâsın Haleb halkı istimâ‘ edince anlar dahi "Yâ ahad" derler. İzdihâm-ı seferde her kavim oranıyla bulunur. Sivas'a "Rûm Rûm" çağırılır, Diyârbekir'e Âmid Âmid oran çağırılır, ammâ bu Harput'a Hüsn-i ziyâd çağırılır. Hakkâ ki mahbûb [u] mahhûbesi çok olduğundan Hüsn-i ziyâd derler. Hakk dahi ziyâde eyleye! Bu kal‘a niçe yüz mülûkden mülûke nasîb olup âhir sene (---) târîhinde Selîm-i Evvel Çıldır fethinden sonra vezîr-i mükerremi Bıyıklı Vezîr Mehemmed Paşa'yı serdâr ta‘yîn edüp Diyârbekir' (---)(---) destinden emân ile feth etdikde bu kal‘a-i Harput dahi itâ‘at edüp emân ile kal‘a teslîm edüp hâlâ Diyârbekir eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı (---) yük akçedir. Timarı (---) ve ze‘âmeti vardır. Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır. Hîn-i seferde beğinin askeriyle cümle bin iki yüz müsellah asker olur ve üç yüz pâyesiyle kazâdır. Cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Bu nevâhîlerde kadıya senevî altı kîse hâsıl olur. Sancak beğine livâsında yigirmi kazâ yerden on sekiz bin gurûş hâsıl olur. Müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir subaşısı ve muhtesibi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 82b ·
metinde göster ·
… ârî ile silihdârlıkdan çıkup Melek Van'da silihdâr olup tâ Bağdâd-ı behişt-âbâd
fethinden sonra
Bağdâd altında Melek üç tuğ vezâretle silihdârlıktan çıkup Diyârbekir eyâletiyl …
Ba‘dehu hünkâr Revân seferine giderken Melek Ağa çukadâr idi. Murâd Hân ba‘de'l-feth-i kal‘a-i Revân kal‘a-i Van üzre geldikde Van kal‘ası kayası üzre Koca Nişâncı gazab-ı şehriyârî ile silihdârlıkdan çıkup Melek Van'da silihdâr olup tâ Bağdâd-ı behişt-âbâd fethinden sonra Bağdâd altında Melek üç tuğ vezâretle silihdârlıktan çıkup Diyârbekir eyâletiyle hudûd kesmeğe Vezîria‘zam Kara Mustafâ Paşa ile diyâr-ı Acem'de Derne ve Derteng ve Hemedân ve Dergezîn ve Şehrezol vilâyetlerinde hudûdlar kesilüp akd-i sulhlar olup Murâd Hân der-i devlete revâne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47b ·
metinde göster ·
ta‘mîr ü termîm-i kal‘a ederek kırk üç gün meks edüp kırk dördüncü gün kal‘a-i …
Beri cânibde Sokollu vezîr Seğitvar fethinden sonra ta‘mîr ü termîm-i kal‘a ederek kırk üç gün meks edüp kırk dördüncü gün kal‘a-i Seğitvar'dan sene 974 mâh-ı Rebî‘ülâhir'in 3 cü gün Süleymân Hân'ın na‘ş-ı şerîfin haymeleri içinde emâneten defn olunduğu yerden vücûd-ı Süleymân Hân'ı ter ü tâze çıkarup taht-ı revân içre koyup Belgrad tarafına cemî‘i asâkir-i İslâm ile avdet buyurduklarında cümle guzât-ı müslimîn Süleymân Hân'ı hayâtda zann ederlerdi, zîrâ Süleymân Hân vücûduyla taht-ı revâna Silihdâr Ca‘fer Ağa bile süvâr olurdu. Ba‘zı zamân silihdâr-ı âkıbet-endîş-kâr berâ-yı maslahat Sokollu vezîre gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175a ·
metinde göster ·
seksen bin asker ile Kaplan Paşa bu nehr-i Raba'yı geçüp niçe askerleri ve atla …
"Ya siz bilmez misiz, Uyvar fethinden sonra seksen bin asker ile Kaplan Paşa bu nehr-i Raba'yı geçüp niçe askerleri ve atları kırılup hâ’ib ü hâsir Mitroviçse kasabasına geldiler. Raba karşusunda ne var, cümle kâfiristânın cem‘iyyeti yeri andadır. Şikâr dediğiniz mâl anda kandadır" [de]diler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3a ·
metinde göster ·
Hırıştoş yaylasında yedi kral ile cenge teşrîf buyurduklarında Hazret-i Risâlet …
Hattâ Mehemmed Hân-ı Gâzî bu kal‘a fethinden sonra Hırıştoş yaylasında yedi kral ile cenge teşrîf buyurduklarında Hazret-i Risâlet'in büyük sancağ-ı şerîfin cenge götürmeyüp bu câmi‘de koyup bu câmi‘deki sancak pâresin altun alemiyle götürürler. Hikmet-i Hudâ hîn-i cengde üç alemdâr şehîd olup hazîne-i pâdişâhîyi ve bârgâh-ı Âl-i Osmân'ı küffâr zabt eder. Cenâb-ı Bârî habîbi yüzü suyuna alemdârlar şehîd olunca sancağ-ı Resûlullâh yere düşmeyüp bir delikli taşa geçmiş bulunur. Hâlâ yine bu câmi‘ içre alem-i Resûlullâh vaslesi yine ol delikli taşa sırığı geçmiş durur. Ve bu ahvâli ol gazâ-yı garrâda bulunup görenlerin kırk elli âdem ihtiyârlarından istimâ‘ edüp şehâdetleriyle eylece tahrîre cür’et etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… ü tasvîrât ve nukûş-ı benî âdem ve ol kadar gûnâ-gûn sanem putlar var kim Uyvar
fethinden sonra
vilâyet-i Leh'de ve Çeh'de ve İsfaç'da ve Macar'da ve Donkarkız'da ve Danimarka …
Bu deyr içre ol kadar timsâl ü tasvîrât ve nukûş-ı benî âdem ve ol kadar gûnâ-gûn sanem putlar var kim Uyvar fethinden sonra vilâyet-i Leh'de ve Çeh'de ve İsfaç'da ve Macar'da ve Donkarkız'da ve Danimarka'da ve Daniska iskelesindeki düyûr-ı mu‘azzamlarda böyle çok putlar görmemişim. Hattâ bir kaç papaslar ile hüsn-i ülfet edüp anları ilzâm içün ve latîfe olup hüsn-i ihtilât olmak içün eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·
… ddemâ kefere zamânı bu varoşda bâğ-ı Aspuzu gibi ma‘mûr idi, ammâ Varat kal‘ası
fethinden sonra
yine küffâr şebhûn ile gelüp bu varoşu ihrâk bi'n-nâr eyleyüp henüz 87b yine …
Ve bu varoş içre üç yüz aded şindire tahta örtülü kârgîr binâ ikişer kat ma‘mûr hânedânlardır. Panço Hüseyin Ağa bunda sâkin olur. Mukaddemâ kefere zamânı bu varoşda bâğ-ı Aspuzu gibi ma‘mûr idi, ammâ Varat kal‘ası fethinden sonra yine küffâr şebhûn ile gelüp bu varoşu ihrâk bi'n-nâr eyleyüp henüz 87b yine ma‘mûr olmadadır. Ancak iki kahvehânesi ve beş dükkânı ve bir hânı ve iki mektebi ve bir câmi‘i ve üç mahalle mescidi var. Ve dahi bu Varat'ın mukaddemâ kefere zamânı hânelerinin sütûhları serâpâ kiremit ile mestûr idi, ammâ şimdi ekseriyyâ şindire tahta örtülüdür. Ve bu Ulesi varoşunun ensesindeki dağlar serâpâ bâğlar ve müşebbek bostânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a–87b ·
metinde göster ·
… Mehemmed Geray Hân Sultân Kardaş Kazak ile bu Belgrad'ı muhâsara edüp bir günde
fethinden sonra
ihrâk etdi.
Bu rûy-ı arzda dörd Belgrad'dır. Rûmeli'nde Arnavud Belgradı ve Tuna Belgradı ve Ustolni-Belgradı ve bu Erdel Belgradı gâyet irem-âsâ ma‘mûr idi. İbtidâ sene (---) târîhinde Yanova fethine giderken Kırım hânı Mehemmed Geray Hân Sultân Kardaş Kazak ile bu Belgrad'ı muhâsara edüp bir günde fethinden sonra ihrâk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92a ·
metinde göster ·
Ve bu Çuçora kasabası zamân-ı kadîmde bender şehr-i azîm imiş. Hâlâ sarâyları ve manastırları ve çârsû-yı bâzârları ve cümle 105a sokaklarının alâmetleri zâhir ü bâhirdir. Lâkin Fâtih-i Revân u Bağdâd Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Kazak-ı âk ve Boğdan-ı fınlak(?) ile iki leşker-i cünüb bu mahalde ceng-i azîm ederken Boğdan beği olan Lipul Beğ Kazağ'a galebe mahallinde ale's-sabâh Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr yetişüp bu mahalde Kazağ'a ve Boğdan'a bir sâtûr-ı Cingizi çeker kim hâlâ cemî‘i küffârların kemikleri dağı püşte püşte yığılıdır. Ve bu mahalde Kazak bir tabur çevirmişdir kim bir günde gücile devr olur. Bu tabur-ı azîmin fethinden sonra Tatar askeri mezkûr Çuçora şehrini ihrâk edüp mâl-ı ganâ’imiyle Kırım'a giderler. Ol asırdan berü hâlâ şehr-i Çuçora harâb olup kasaba-misâl bir rabtacıkdır. Yüz hânesi ve iki kenîsesi ve elli kadar dükkânları ve nehr-i Brut kenârında gümrükhâneli kasabadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b–105a ·
metinde göster ·
… kal‘a olup içinde Deli Hüseyin Paşa Kethudâsı Veli Paşa muhâfazada iken Kandiye
fethinden sonra
Kapudan Kaplan Paşa yüz pâre gemiler ile bu kal‘a altına gelüp kazan kumbaralar …
Lisân-ı Yûnân'da Vasil Potamo kal‘ası derler. İşpanya binâsıdır, lâkin taşrasın Venedik binâ etmişdir. Sene (---) târîhinde Voynuk Ahmed Paşa Sultân İbrâhîm asrında feth etdi. Evc-i âsımâna ser çekmiş bir yalçın kaya üzre leb-i deryâda Potamo dağları eteğinde bir sedd-i metîn kal‘a olup içinde Deli Hüseyin Paşa Kethudâsı Veli Paşa muhâfazada iken Kandiye fethinden sonra Kapudan Kaplan Paşa yüz pâre gemiler ile bu kal‘a altına gelüp kazan kumbaralar ile bu kal‘ayı yere berâber münhedim etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
… bir kapusu vardır, yine bir yerden zafer bulup çıkmak mümkün değildir. Ve Rodos
fethinden sonra
bu kal‘anın şark tarafı köşesindeki kaya üzre bir iç kal‘a binâ etmişler, hâlâ …
Gayri cânibleri şâhin yuvalı kûh-ı Demâvend-misâl kayalardır. Ve üç kat kal‘adır. Ammâ taşra kal‘ası hîn-i muhâsarada münhedim olup hâlâ bâğ u bâğçedir. Ammâ dîvârların bâğ sâhibleri alâ-kadri'l-imkân metânet üzre ta‘mîr etmişlerdir. Ancak şarka nâzır bir kapusu vardır, yine bir yerden zafer bulup çıkmak mümkün değildir. Ve Rodos fethinden sonra bu kal‘anın şark tarafı köşesindeki kaya üzre bir iç kal‘a binâ etmişler, hâlâ Kahkahâ-vâr bir kal‘a-i âlîdir. İçinde hâlâ dizdârı ve kırk neferâtı ve yigirmi hânesi ve bir mescid binâ olunup ihyâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y122a ·
metinde göster ·
iki gece bu cezîrede yatdım. Bir azîm limanı ve bir metîn kal‘ası var. Hâlâ ba‘ …
Cezîre-i Körfos: Dâ’iren-mâdâr cirmi toksan mîldir. Delvinye hâkinde Sayda'ya iki mîl karîb cezîredir. Pençe-i Süleymân Şâh'dan rehâ bulalı sedd-i İskender olmuşdur. Girid fethinden sonra iki gece bu cezîrede yatdım. Bir azîm limanı ve bir metîn kal‘ası var. Hâlâ ba‘zı muhîl [ü] şeytanat içün binâlar ihdâs ediyorlardı. Venedik kâfirinin kilidü'l-bahridir. Bin mîl tûlu bir körfez ağzına vâki‘ olmuş cân kurtaranlarıdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y125a ·
metinde göster ·
İşpanya küffâr-ı bed-girdâr-ı murdârı bin pâre keştîyle gelüp istîlâ eder. Âhir …
Sebeb-i inhidâmı Hazret-i Ömer fethinden sonra İşpanya küffâr-ı bed-girdâr-ı murdârı bin pâre keştîyle gelüp istîlâ eder. Âhir guzât-ı Arab'dan emân bulmayup hâke berâber olup karârları firâra mübeddel olur. Hâlâ ma‘mûru cümle tokuz yüz kal‘a-misâl kârgîr binâ hâne-i zîbâlardır. Ve cümle kireç örtülü evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a ·
metinde göster ·
… inde sâkin imiş. Selîm şâh Mısır'a giderken gelüp du‘â-yı hayırların alup Mısır
fethinden sonra
,
Ve buna karîb Hazret-i Ebü's-Selc-i Hindî: Aşk-ı ilâhî ile âlûde bir za‘îf ü nahîf ve perhîzkâr merd-i Hindî imiş. Dâ’imâ şiddet-i şitâda uryânen kar içinde sâkin imiş. Selîm şâh Mısır'a giderken gelüp du‘â-yı hayırların alup Mısır fethinden sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y253a ·
metinde göster ·
… Fustât ki Eski Mısır'dır, anı muhâsara etmeğe me’zûn olduğu mahal Kudüs-i şerîf
fethinden sonra
şâm-ı şerîfin dördüncü seferinde şâm kurbunda Hâbiyye nâm mahalde Hazret-i Ömer …
Hicret-i Nebeviyye'nin yigirmi bir senesinde Hazret-i Ömer halîfe iken Hazret-i Amr ibnü'l-Âs deryâ-misâl asker ile şehr-i Fustât ki Eski Mısır'dır, anı muhâsara etmeğe me’zûn olduğu mahal Kudüs-i şerîf fethinden sonra şâm-ı şerîfin dördüncü seferinde şâm kurbunda Hâbiyye nâm mahalde Hazret-i Ömer'den Amr ibnü'l-Âs dörd bin benâm asker-i İslâm ayrılup şâm'dan Mısır üzre giderken ibtidâ diyâr-ı Askalân'ı ve kal‘a-i Yâfa'yı ve kal‘a-i Tîne'yi ve kal‘a-i Dimyât'ı ve kal‘a-i Burlos'u ve kal‘a-i Reşîd'i ve kal‘a-i (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16a ·
metinde göster ·
… irlivâya kal‘a-i Şâm'ı metânet üzre binâ etmeği ana fermân edüp Selîm Şâh Mısır
fethinden sonra
Şâm'a gelüp kal‘a-i Şâm'ı tamâm bulunca bânîsinin ismiyle Şâm kal‘asına Sarı Ar …
Bunda dellâllar nidâ edüp meştâ fermân olundu. Ve Şâm'a iç kal‘a binâ olunmak fermân olunup kaçan Selîm Şâh şehzâde iken Tarabefzûn'da tâc u taht ve raht u bahtın terk edüp seyâhate müteveccih olduğu mahalde Tarabefzûn kâyimmakâm[ı] nasb eyledüği Sarı Arslan nâm mirlivâya kal‘a-i Şâm'ı metânet üzre binâ etmeği ana fermân edüp Selîm Şâh Mısır fethinden sonra Şâm'a gelüp kal‘a-i Şâm'ı tamâm bulunca bânîsinin ismiyle Şâm kal‘asına Sarı Arslan dedi. Hâlâ Şâm'ın iç kal‘ası Selîm-i Evvel'indir kim Sarı Arslan derler, ammâ taşra kal‘ası Mu‘âviye ibn Ebî Sufyân'ındır ki âl-i Ümeyye binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y49a ·
metinde göster ·
âl-i Osmâna gelince Mısır'a mutasarrıf olanlardan Emeviyyûn ve âl-i Abbâsiyân v …
Evvelâ Hazret-i Ömer fethinden sonra âl-i Osmâna gelince Mısır'a mutasarrıf olanlardan Emeviyyûn ve âl-i Abbâsiyân ve Eyyûbiyân ve İhşidiyyûn ve Fâtımiyyûn ve Ekrâd ve Türkmâniyân ve P 196a Çerâkese ve âl-i Osmâna gelince Mısır'a on yedi devlet-i selâtînde üç yüz kırk nefer pâdişâh Mısır'a mutasarrıf olup her biri birer medrese binâ etmişlerdir. Ve anların niçe yüz vüzerâ ve vükelâları ve a‘yân-ı kibârları Mısır'ı amâr edüp üç bin altı yüz medrese-i âbâdân var idi. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile evkâfları harâb olup medârisleri dahi harâb olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y106a ·
metinde göster ·
… ın ipleri urkanlar görünmesi simyâdır. Ammâ yetmiş dörd târîhinde Uyvar kal‘ası
fethinden sonra
Alman diyârında (---) şehrinde yine böyle ber-havâ top ile bir pehlivân ma‘rife …
Kalın ipleri urkanlar görünmesi simyâdır. Ammâ yetmiş dörd târîhinde Uyvar kal‘ası fethinden sonra Alman diyârında (---) şehrinde yine böyle ber-havâ top ile bir pehlivân ma‘rifet göstermişdir kim hakkâ ki pehlivân-ı cihân idi, mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu pehlivân dahi meydân-ı Bedevî'de ibret-nümâ ma‘rifetler gösterdi. Her temâşâ etdiğimiz tahrîr eylesek bir kitâb-ı kübrâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y292b ·
metinde göster ·
… cret-i Nebeviyye'nin altıncı senesinde Hazret-i Risâlet-penâh Hudeybiyye gazâsı
fethinden sonra
serdâr-ı mu‘azzam olan Ebû Zer ve Belîka oğlu Hâtıb ile Mısır meliki olan Mukav …
Âhir Hicret-i Nebeviyye'nin altıncı senesinde Hazret-i Risâlet-penâh Hudeybiyye gazâsı fethinden sonra serdâr-ı mu‘azzam olan Ebû Zer ve Belîka oğlu Hâtıb ile Mısır meliki olan Mukavkıs'a nâmeler gönderüp dîne da‘vet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y315b ·
metinde göster ·