… a‘zısın kılıç ile kırup şehîd etdiler. Hâlâ anların içine tefrika düşüp bu gûne
fetretler
vâkı‘ olup anların bugün de başların kaşımağa dermânları yokdur. Hemân fursat g …
"Bire Arab kavmi içre tefrika girüp Halîfe Osmân'ı şehîd etdiler. Ve Alî ile Â’işe anaları nehr-i Furâd kenârında Ca‘ber kal‘ası dibinde ceng-i azîm edüp tarafeynden yigirmi bin âdemleri şehîd oldu. Ve yakın zamânda Muhammed'in kızı oğlu imâm Hüseyin'i Kerbelâ'da Yezîd kırk elli bin âdem ile susuzlukdan ve açlıkdan ba‘zısın kılıç ile kırup şehîd etdiler. Hâlâ anların içine tefrika düşüp bu gûne fetretler vâkı‘ olup anların bugün de başların kaşımağa dermânları yokdur. Hemân fursat ganîmetdir Kostantıniyye'miz içre olan Arab-ı Urbân'ı kırup âsûde-hâl olalım" deyü bir alay müşrikin bu sû’-i tedbîri hüsn-i tedbîr görüp hicretin iki yüz elli altısında niçe kerre yüz bin küffâr-ı hâksâr ale'l-gafle gulû-yı âm edüp herkes halvethânesinde tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl iken İslâmbol ve Galata'da olan ümmet-i Muhammed 22a içre bir gırîv [ü] feryâd-ı Allâh Allâh kopup herkes ahâlî-i mahallesiyle bir yere cem‘ olup ceng-i azîm edüp küffârı kırup şehîd olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b–22a ·
metinde göster ·
… kıral kalup her tarafdan birer kıral hurûc edüp İslâmbol içre kırallık içün bir
fetret
[ve] isyân [u] tuğyân olup cümle küffâr birbirlerine eyle kılıç urdular kim yed …
Bu ceng-i azîmde gerçi yigirmi üç bin âdem câm-ı şehâdeti nûş etdiler, ammâ yedi gün yedi gecede yüz binden mütecâviz küffâr-ı dûzah-karâr dendân-ı tîğdan ve rumh-ı sinândan geçdiğinden mâ‘adâ Galata cenginde bizzât kıralları olan ilyana nâm mel‘ûn kırk vezîriyle ve anası Aliya ile ve yedi yüz tabl [u] nâkûs beğleri ve cehennem segleri ile cümle katl olup şehr-i Kostantîn bî-kıral kalup her tarafdan birer kıral hurûc edüp İslâmbol içre kırallık içün bir fetret [ve] isyân [u] tuğyân olup cümle küffâr birbirlerine eyle kılıç urdular kim yedi günde yüz yetmiş bin küffâr-ı cân-ber cehenneme gitdikleri kendi tevârîhlerinde mastûrdur kim "Ervâh-ı Arab bizi kırdı" derler. Meşhûr [u] mahrûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
… yaşına bâliğ iken sene 847 târîhinde cülûs etdi. İki sene hilâfet edüp askerin
fetretinden
ve küffârın vefretinden hal‘ olunup pederleri yine pâdişâh olup kendüler Ma‘nis …
Der-beyân-ı tulû‘-ı Ebü'l-feth Sultân Mehemmed-i Sânî: Sene 834 târîhinde Ma‘nisa'da {Emîr isfendiyâr kızından} mütevellid olmuşdur. On üç yaşına bâliğ iken sene 847 târîhinde cülûs etdi. İki sene hilâfet edüp askerin fetretinden ve küffârın vefretinden hal‘ olunup pederleri yine pâdişâh olup kendüler Ma‘nisa'ya müteveccih olup beş sene zamân mürûr edüp sene 855 târîhinin mâh-ı Muharreminin on altıncı günü ki yevm-i hamîsdir yine taht-nişîn-i pâdişâh-ı Cem-cenâb olduğu sene sinn-i şerîfleri yigirmi seneye bâliğ imişler. "Rahmetü Rabbih" lafzı cülûs-ı sânîlerine târîh olmuşdur, sene 855.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25a ·
metinde göster ·
askerde azl u nefy olunup İskender Çelebi bâğçesi'nde ma‘nûkan bostâncıbaşı şeh …
Andan (---) sene 1041 Hüseyin Efendi müftî oldu. Fetret-i askerde azl u nefy olunup İskender Çelebi bâğçesi'nde ma‘nûkan bostâncıbaşı şehîd edüp leb-i deryâda defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 74a ·
metinde göster ·
… semmûr döşeli köşklere itlâf-ı hazîne etdin deyü bir kerre kul gulû edüp hayli
fetret
oldu.
Ve pâdişâhı zenân sohbetine dadandurup Mısır'dan gelen hazîneyi cümle Mülkî Bula'ya ve Şekerpâre Bula'ya ve Telli Hâsekî ve Saçbağlı hâsekîlere birer Mısır hazînesi ihsân ve bir hazîne dahi Cinci Hoca'ya ve niçe hazâyinler dahi bî-ma‘nâ sarâylara ve sûr-ı hümâyûnlara ve semmûr döşeli köşklere itlâf-ı hazîne etdin deyü bir kerre kul gulû edüp hayli fetret oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78a ·
metinde göster ·
… mle bir yere cem‘ olup, "Siz mukaddem gidersiz, biz mukaddem gideriz" deyü azîm
{fetret}
olup fermân-ı pâdişâhîyle,
Helvâcıbaşı ile cümle helvâcıyân ve balık emîniyle balık pişiriciler cümle bir yere cem‘ olup, "Siz mukaddem gidersiz, biz mukaddem gideriz" deyü azîm {fetret} olup fermân-ı pâdişâhîyle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173a ·
metinde göster ·
… ilâhî sene 1003 târîhinde Âl-i Osmân Devletinde sipâh ve gayr-i asâkir-i gümrâh
fetreti
mahallinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş fursât bulup Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve Demir …
Der-beyân-ı tahrîrât-ı Tavâşî Ca‘fer Paşa: Cümle seksen bin hâne tahrîr olunup üç kerre yüz bin âdem şehr içre, beş kerre yüz bin re‘âyâ eyâlet-i Tebrîz'de tahrîr olunup günden güne ma‘mûr [u] âbâdân olmada iken takdîr-i ilâhî sene 1003 târîhinde Âl-i Osmân Devletinde sipâh ve gayr-i asâkir-i gümrâh fetreti mahallinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş fursât bulup Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve Demirkapu ve Revân ve Nahşivân ve Tebrîz'e istîlâ edüp ol asrdan sonra kızılbaş-ı bed-ma‘âşa karârgâh olup imâr etmede iken Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezelîsi ta‘alluk edüp sene 1044 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimiz Şirvân ve Şamâkî ve Tiflis ve Tomanis kal‘aları istîlâsı intikâmiyçün diyâr-ı Acem'e gelüp kal‘a-i Revân üzre revâne olup yedi günde kal‘a-i Revân'ı feth edüp kal‘a-i Nahşivân'ı ve şehr-i Merend'i ve Karabâğları harâb ü yebâb ederek gelüp şehr-i Tebrîz'de bir hafta meks edüp cümle guzât-ı müslimîne "koma kurdum" edüp ibtidâ bilâ-teşbîh Şâh Abbâs'ın bâğ-ı hıyâbânın hâke berâber edüp ba‘dehû cemî‘î imâristânların ıhrak-bi'n-nâr edüp ancak kârgîr binâ câmi‘-i selâtînler ve hammâmât ve sâ’ir imâretler kalup sa‘âdetle Van tarafına revâne olup dârü's-sa‘âdelerine gidüp karâr ederler. Beri tarafda Şâh Abbâs İrân u Tûrân askeriyle şehr-i Tebrîz'e gelüp re‘âyâ vü berâyâlara istimâletler verüp imâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298b ·
metinde göster ·
… ular. Hakîrin cân başıma sıçrayup paşanın ciğer-kûşesi beğden su’âl edüp "Bu ne
fetret
u ısyân u tuğyândır kim asker birbirine girüp hâzır-baş oldu" dedim. Hazînedâr …
Karye-i Sarı, nâm mahalle kondukda Varvar Alî Paşa'nın askeri içinde bir güft [ü] gû olup asker pür-silâh olup cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup (---) paşa çarkaya (---) paşa dümdâr ta‘yîn olunup cümle asker hayme ve hargâhlarında pür-silâh âmâde olup cenge müterakkıb olup durdular. Hakîrin cân başıma sıçrayup paşanın ciğer-kûşesi beğden su’âl edüp "Bu ne fetret u ısyân u tuğyândır kim asker birbirine girüp hâzır-baş oldu" dedim. Hazînedâr eyitdi "Vallahi Evliyâ Çelebi! Şimdi çâşıdımız geldi. Köprülü Mehemmed Paşa üzerimize gelmeğe hatt-ı şerîf ile serdâr olmuş ve Amasiyyeli Kör Hüseyin Paşa ve Divriği Beği Kara Sefer Paşa ve niçe paşalar cem‘ olup yarınki gün ceng-i azîmdir" dedikde hakîr paşanın yanına varup paşa eydür: "Gördün mü Evliyâ Çelebi! Ben seninle bileyim ve yoluna kurbânım diyenlerden biri Köprülü Mehemmed Paşa dörd eyâlet sancâğı askeriyle üzerime geliyor" dedi. Hakîr eyitdim: "Bundan size hisse var paşa. Sultânıma mektûbunda yazduğu mâddenin biri dahi budur kim seninle bile olurum, diyenlere i‘timâd etme. Seni meydânda korlar, deyü tahrîr etdiği mevâdd-ı kebîrin biri dahi budur. Ammâ bi-emrillah bunda nesne yokdur. Geçende Kızılırmak kenarında Kum Baba Sultânı ziyâret etdiğiniz gün bir teveccüh-i tâm ile İlâhî beni şerm-sâr edüp halk mâbeyninde yüzüm 363a kara eyleme deyü hayr du‘â etdiğinde bildim ki ol du‘â hedef-i icâbetde kabûl oldu. İnşâallah mansûr [u] muzaffer olup selâmet bulursun". Lâkin afv ile ol gün mu‘âmele edüp mehibbâten niçe nasîhat-âmîz cevâblar ile muzaffer olmuş, tebşir etdim. Ol mahalde paşa "cümle asker âmâde olsun" deyü tenbîh ü te’kîd edüp cümle âlât-ı silâh meydân-ı muhabbete dökülüp cebe ve cevşenler giyilüp nısfu'l-leyle dek cümle asker âlât-ı silâha müstağrak olup her biri birer Sâm [u] Nerîmân-akrân pehlivânlara döndüler. Beyt
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362b–363a ·
metinde göster ·
… p Cezîre-i Girid'e imdâd ve hazîne gitmez oldu. Bir kerre kul gulüvv edüp hayli
fetret
olup bu harekât-ı gulüvden Vezîr ve Cinci ve Kıncı Hocalar ve sâ’ir musâhib ve …
Sene (---) târîhinde pâdişâh-ı mağfûr İbrâhîm Hân cülûs etdükde Sultân Murâd-ı Râbi' vezîri Kara Mustafâ Paşa sadrıa‘zam bulunup hayr-hâh-ı devlet bir vezîr-i dilîr idi. Anı katl edüp cümle musâhibîn ve cüceler ve bî-zebânlar ve tavâşî Arablar ve haseki ve nisvân ve sâhib-i ısyân musâhibeler ve gayrılardan Musâhib Cinci Hoca ve Mülakkab İslâmbol Mollası ve Sadrıa‘zam Tezkireci Ahmed Paşa ve gayrı musâhibler Kara Mustafâ Paşa'dan sonra cümle taraf taraf fürceler bulup ol pâdişâh-ı sâde-dili niçe bin tatlı dil ile urûkuna girüp gûnâ-gûn hevâ [vü] hevese düşürüp ve vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı ulemâ ve sulehâlardan celb-i mâl içün irtişâya dadandırdılar ve pâdişâhı zinâ sohbetine meyl etdirdiler. Ve Mısr'dan gelen hazîneyi cümle Melekî Bola'ya ve Şekerpâre Bola'ya ve Telli Haseki ve Saçbağı Haseki'lere birer Mısr 370a hazînesi ihsân etdirdiler. Ve bir hazîne-i Mısr dahi Cinci Hoca'ya ve sûr-ı hümâyûnlara ve Ahmed Kolu Çingâne sâzendelerine ve harâb olmuş sarâyların tamîr [ü] termîmine ve semmûr kürk döşeli niçe sarâylar tertîbine ve niçe bî-ma‘nâ yire hazîneler itlâf etdirüp bin elli dörd târîhinde iken cemî‘î hâs harâcları elli sekiz târîhiyle füruht etmeğe başlayup tedâhül olup îrâd yok masrûf-ı bî-ma‘nâ çok olup kula mevâcib çıkmaz olup Cezîre-i Girid'e imdâd ve hazîne gitmez oldu. Bir kerre kul gulüvv edüp hayli fetret olup bu harekât-ı gulüvden Vezîr ve Cinci ve Kıncı Hocalar ve sâ’ir musâhib ve musâhibeler mücâb olmayup Cezîre-i Girid'de Serdâr Deli Hüseyin Paşa asâkir-i İslâm büryân u giryân u nâlân olup, bre bize imdâd el-amân deyü feryâd etmede. Beri tarafda Cinci Hoca'lar hünkârdan bir ân münfekk olmayup pâdişâh yanında Hoca'dan gayrı mukarreb bir merd-i ferd yok idi. Sadrıa‘zam ve vâlideden tekarrübü ziyâde idi. Padişah hantava ve koçuya ve altı katırlı taht-ı revâna binse, bile süvâr olurdu. Ve her giz nasîhat edenlere Cinci Hoca rîş-hand edüp yüzlerine gülerdi. Ve her sâ‘at ol pâdişâh-ı mazlûmu hoş-âmed kelimâtlar ile mağrûr edüp sû’-i tedbîrler ederdi. Zîrâ umûr-ı devletde bir iş görmüş değil idi. Za‘afrânborlu nâm şehirde Şeyh-zâde nâm bir suhte idi. Âsitâne'ye gelüp Unkapanı'nın iç yüzünde Fil Yokuşu'nda Hâmid Efendi Medresesi'nde Hakîr Ahfeş Efendi'den Molla Câmî tilâvet edüp Kitâb-ı İbn Hâcib Kâfiye'yi i‘râb ederken bu mezkûr Cinci Hoca, Ahfeş Efendi üstâdımızdan Kitâb-ı Izzî okurken hikmet-i azîz ismine mazhar düşüp bir günde izzet bulup sa‘âdetlü pâdişâha Surh-bâd ve Gencü'l-arş ed‘ıyyelerin tilâvet edüp bi-emrillah İbrâhîm Hân hoş-hâl olup Şeyh-zâde'nin ismi Cinci Hoca olup iştihâr buldu. Ammâ Hudâ âlimdir, şerîkimiz olması cihetiyle keyfiyyet-i hâli ma‘lûmumuzdur. İlm-i da‘vetden bir hurûf bilmezdi. Ancak baht [u] tâli‘i bu zamân müsâ‘ade edüp ol dahi fülk-i atlas-ı bukalemûnda pây-bâflık edüp sağa ve sola gûnâ-gûn mekikler atdı. Hattâ hakîr bu seyâhatimizde Erzurûm'dan gelüp gördüm, Civân Kapucıbaşı sarâyına havâle bir sarây-ı azîm binâ etmiş kim evc-i âsumâna ser çekmiş. Hakîr bu sarây-ı balayı temâşâ ederken bir bevvâb gelüp "Buyurun, sizi efendi hazretleri ister" dedi. "Efendiniz kimdir" dedim. "Hünkâr hocası bu sarây sâhibi ister" dedi. Hakîr nerdübândan urûc edüp dîvânhâne-i âlîsine çıkup gördüm. Yetmiş seksen semmûr kürklü huddâmân-ı mümtâz civân miyân-beste olup dururlar. Hakîr gördüm, sadr-ı âlîde bir küçük destâr-ı ulemâ ile ber-karâr siyâh sakallı bir çelebi kimesne oturur. Ammâ sâhib-i hâne kankısı idüğü ma‘lûmım değil. Hemân levendâne cümle huzzâra hıtâben "Es-selâmü aleyküm ey âşıkân" dedim. Hemân sadrdan "Ve aleyküm selâm! Hâmid Efendi Medresesi'nde Şeyh-zâde hakîrin şerîki karındaşım, cânım" deyüp ayâğ üzre kalkup hakîrin elin eline alup öpüşüp kucaştık. Ammâ alimallah bilemedim. "A benim cânım! Dağ âdemi olup levend olmuşsun. Ne bu bizimle bîgâne âşinâlık?" dedikde ol mahalde bile düşüp "Sultânım, yâr-ı kadîmim, ömrüm, cânım, şerîkim ve çelebim Şeyhzâde azîzimsin" dedim. "Safâ geldin, hoş geldin! Kahve içmez, şerbet getirin" dedi. "Nedir bu sarây, ne temâşâ ederdin sultânım?" "Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile bu şehirden gideli iki buçuk sene oldu. Bu imâristânı görmemişdim. Hamd-i Hudâ güzel imâr olmuş. Hudâ mübârek eyleye" dedikde {Târîh-i Sarây-ı Cinci Hoca:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369b–370a ·
metinde göster ·
Hikmet iki kerre varmak müyesser olup âhir[i] mezkûr
fetret
mahallinde cezîre-i Girid'den feryâdcılık ile kul kethüdâsı Kara Murâd Ağa geld …
Hikmet iki kerre varmak müyesser olup âhir[i] mezkûr fetret mahallinde cezîre-i Girid'den feryâdcılık ile kul kethüdâsı Kara Murâd Ağa geldikde Murâd Ağa'dan bin kîse ve bu kadar şemmâme amber ve yetmiş tahta semmûr-ı bî-nûr kürk ve iki haseki câriye-i duhter-i pâkize-ahter taleb etdiler. Hemân Murâd Ağa cümle yeniçeri odalarına ve sipâh ağalarına haber edüp cümle sipâh Atmeydânı'na ve cümle yeniçeri Etmeydânı'na cem‘ olup guluvv-ı âm ile Allah Allah diyerek cümle asâkir-i İslâm yek-dil [ü] yek-cihet olup Sultân İbrâhîm Hân-ı mazlûmu sırça sarâyda haps edüp yerine ciğer-kûşesi Mehemmed Hân'ı pâdişâh edüp cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ bî‘at edüp Mehemmed Hân müstakil pâdişâh olup Mevlevî Koca Dervîş Mehemmed Paşa vezîria‘zam olup Kara Murâd Paşa yeniçeri ağası olup Tezkireci Vezîria‘zam Ahmed Paşa ihtifâ etdi. Ertesi ale's-sabâh Ahmed Paşa'yı (---)(---) hânesinde muhtefî bulup Koca Vezîr, Şehzâdebaşı'ndaki hânesinde ma‘nûken katl edüp ale's-seher leşini at hamalları Atmeydânı'na bırağup ol guluvv-i âmda Mülakkab oğlan püzevengi İslâmbol mollasın Yeni Câmi‘de ulemâ mâbeynine komayup "Vurun mel‘ûnu" dediklerinde Yeni Câmi‘ nerdübanları üzre askerî tâ’ifesi kılıç üşürüp pâre pâre ederek leşini Ahmed Paşa na‘şesinin yanına bırakdıklarında cümle asker dahi Ahmed Paşa'nın leşine kılıç üşürüp niçe bin pâre etdiklerinde "Hezârpâre Ahmed Paşa" derler. Cümle yağın dâ’-i devâdır deyü sızı içün semin ve semenin yağmâ edüp ân-ı sâ‘atde üstühânları kaldı. Ba‘dehû Cinci Hoca'yı katl edüp üç bin kîse mâlı kalup bu kadar mâl [u] emlâkin mîrîye zabt etdiler. Hattâ hakîre verdiği atı emîr-i ahûr tarafından su’âl etdiler. Hakîr aslâ vücûd vermeyüp ata binüp İslâmbol içre reftâr ederdim. Ba‘dehû cümle musâhib-i bed-hâhların kimin katl ve kimin nefy-i beled ve kimin azl-i ebed etdiler. Hattâ musâhibe avretlerden Şekerpâre Bola vâlidemiz şekilliyi Mısır'da İbrim'e nefy etdiler. Ve Melekî Bola'yı nefy edüp sâ’ir nisvânları ve sâhib-isyân-ı bed-hâhları Eski Sarây'a nefy edüp her bir hasekiyi birer vüzerâ ve a‘yân [u] eşrâfa verdiler. Ertesi ale's-sabâh alay-ı azîm ile Sultân Mehemmed Hân'ı Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri ziyâretine götürüp anda kılıç kuşadup alay ile Mehemmed Hân'ı Edirnekapusu'ndan berü getürüp ecdâd-ı ızâmı Ebü'l-feth'i ve Sultân Bâyezîd-i Velî'yi, dedesi Sultân Ahmed Hân'ı ziyâret edüp sarây-ı âlîsinde hâs odada karâr etdi. Ertesi gün İslâmbol içre bir azîm velvele kopup "Bre Sultân İbrâhîm ırça sarâydan boşanmış, Bostâncı Ocağına varup dahl düşmüş. Cümle sarây halkı pâdişâhımızın uğurunda kırılup yine İbrâhîm Hân'ı pâdişâh ederiz" deyüp cümle ibâdullah silâhlanup Atmeydânı'nda niçe yüz bin âdem cem‘ olunca Abdürrahîm Efendi şeyhülislâm idi, andan fetvâlar alup Koca Mevlevî Vezîr ve Kara Murâd Ağa ve Emîr Paşa ve niçe iş erleri sırça sarâya varup Koca Vezîr Cellâd Kara Alî'yi hezârân deyenek ile ura ura sırça saraya koyup Cellâd Kara Alî Bismillah ile içeri sırça sarâya girince mazlûm İbrâhîm Hân "Cânım usta Alî, niye geldin" der. "Hünkârım! Cenâze namâzın kılmağa geldim" der. Hünkâr "Vallahi ben de kılarım. Yûsuf Paşa lalam Hanya'yı feth edüp geldikde sana öldürtdüm, namâzın kılmadım. İşte şimdi kılalım" dedikde hemân Cellâd Kara Alî, İbrâhîm Hân'a kelb-i akûr gibi sarılır. İbrâhîm Hân gürbüz tüvânâ er server-i hünerver olmağıla Kara Alî'yi alt edüp birbiriyle küşte-gîrlik ederken Kara Alî'nin bir şâkirdi mel‘ûn yetişüp İbrâhîm Hân'ın cân evine bir diz bendi urup İbrâhîm Hân cân havlinde iken Kara Alî kemend-bâzlığ [u] tîz-kârlık edüp yine şâkirdi hayâsına 371a sarılup ol ân sene 1058 târîhinin şehr-i Recebü'l-müreccebinin on tokuzuncu gün yevm-i ahadde mazlûm İbrâhîm Hân'ı ma‘nûkan şehîd edüp Kara Alî hacca firâr edüp na‘ş-ı İbrâhîm Hân'ın techîz u tekfînin edüp ammîsi Sultân Mustafâ merhûmun türbe-i pür-envârında yan yana defn edüp Mehemmed Hân-ı Râbî‘ Rûm'a müstakil pâdişâh-ı cem-cenâb olup cihân âsûde-hâl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 370b–371a ·
metinde göster ·
… beğleri idi kim Harîr ve Ardalân dağların yaylalanırlardı. Ba‘dehû Sultân Osmân
fetretinde
ve Murâd Hân cülûsu Kızılbaş Tebrîz'e ve Rûmiyye'ye istîlâ edüp bunlar cümle şâ …
Bu bâlâda tahrîr olunan yedi aded sultânlar cümlesi Ahmed Hân ve Mustafâ Hân asrında Âl-i Osmân'a tâbi‘ onar bin Türkman'a mâlik Türkman beğleri idi kim Harîr ve Ardalân dağların yaylalanırlardı. Ba‘dehû Sultân Osmân fetretinde ve Murâd Hân cülûsu Kızılbaş Tebrîz'e ve Rûmiyye'ye istîlâ edüp bunlar cümle şâha tâbi‘ oldular. Ammâ cümlesinden haber aldım, yine Âl-i Osmân'ı isterler. Allahümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290a ·
metinde göster ·
… âdda olan Çopur Bekir nâm kul ağası der-i devlet tarafında askerî tâ’ifelerinin
fetret
ü ısyân u tuğyânların istimâ‘ edüp Bekir Subaşı da Bağdâd içre kapanup der-i de …
Evvelâ Abaza Paşa Erzurûm'da isyân [u] tuğyân idince Şâh-ı Acem fürce bulup kal‘a-i Kars'a istîlâ etdi. Ba‘dehû Bağdâd-ı behişt-âbâdda olan Çopur Bekir nâm kul ağası der-i devlet tarafında askerî tâ’ifelerinin fetret ü ısyân u tuğyânların istimâ‘ edüp Bekir Subaşı da Bağdâd içre kapanup der-i devletden kendüye eyâlet-i Bağdâd olunmak ricâsında olup yine olmaz ihtimâlinde olup Şâh-ı Acem'e dahi haber gönderüp "Şâhım Bağdâd senindir, hemân acele ile imdâd gönderesin." deyü haber gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 400b ·
metinde göster ·
… sik olmayup yine Van'a revâne olmak sadedinde iken İslâmbol içre kul mâbeyninde
fetret
ve gulgule ve velvele olmağa başladı.
Andan iki yüz altun ve bir kat esvâb ihsân edüp ol gece anda mihmân olup her sabâh dîvândan eksik olmayup yine Van'a revâne olmak sadedinde iken İslâmbol içre kul mâbeyninde fetret ve gulgule ve velvele olmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5b ·
metinde göster ·
Ve cümle a‘yân-ı dîvân ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân bir yere cem‘ olup Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre müşâvere edüp sulehâ-yı ümmetden Kazancızâde re’yiyle nakîbüleşrâf ve Nişâncı Süleymân Paşa'yı gulû eden kullara 6a elçi gönderdiler. Kul tâ’ifesi de Süleymân Paşa'yı rehin alıkoyup kendülerden niçe ebü'l-kelâmları nakîbüleşrâf ile sa‘âdetlü pâdişâha gönderüp "Cümle kulun pâdişâhım ayak dîvânı olmak ricâ ederler" dediklerinde nakîbüleşrâf nihânîce pâdişâha ve vâlideye kulun fetret-i isyân [u] tuğyân-ı vefretin sıhhati üzre haber verince huzûr-ı pâdişâhda hâzır olan musâhib [u] musâhibeler ayak dîvânı olmasına aslâ cevâz göstermediler. Çünkim ayak dîvânı olmayup cemî‘i haşerât-ı eşkıyâ-yı bî-bekâ-yı pür-şekâ sadâ-yı Allâh Allâh'a üç nöbet rehâ buldurup ol gece cümle zorbalar zor-ı bâzûlarına dayanup Yenicâmi‘de ve hareminde ve Atmeydânı'nda ve Mehterhâne'de ve ednâları Atmeydânı'nda Çingane cergelerinde "Habarla çörteni" diyerek Çinganelere mihmân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5b–6a ·
metinde göster ·
tuğyânı dahi müştedd olup kâ’immakâm olan Zurnazan Mustafâ Paşa vezîria‘zam olu …
Ve defterde olup firâr edenlerden ertesi gün Bostâncıbaşı Musâhib Yûsuf Ağa'yı bulup (---) pâdişâh boğup sarây meydânına bırakdılar, ammâ kulun fetret-i tuğyânı dahi müştedd olup kâ’immakâm olan Zurnazan Mustafâ Paşa vezîria‘zam olup kadıaskerlikden ma‘zûl Sultânselîm'de sâkin Memekzâde Efendi şeyhülislâm olunca bu kerre cümle ulemâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6b ·
metinde göster ·
… eni oğullarıma hoca ta‘yîn etmişem. Bundan sonra kalbin vâsi‘ tut. Kürdistân'ın
fetret-i
isyân [u] tuğyânına bakma. Sen benimle ol, istediğin bâğ u bâğçede zevk u safâ …
"Ey, imdi Evliyâm, çünki sen bizi sevüp Melek'den ayrılup bunda kaldın. şimdengerü sen benim oğlumsan ve seni oğullarıma hoca ta‘yîn etmişem. Bundan sonra kalbin vâsi‘ tut. Kürdistân'ın fetret-i isyân [u] tuğyânına bakma. Sen benimle ol, istediğin bâğ u bâğçede zevk u safâ ile ceddim Hazret-i Âl-i Abbâs rûhiçün ve Sultân Evhadehullâh cânıçün vallâhi ve billâhi ve tallâhi Melek Paşa'ya rağmen seni mâl [u] menâle müstağrak ederem ve bir kerîmemi sana nikâh-ı şer‘-i Resûl-i mübîn ile verirem. Ve birkaç câriye ve bir bâğ-ı İrem verirem. Hele şimdiki hâlde bu hânenin hüccet-i temessükâtlarını al kabûl eyle. Âvih deresinde hıyâbân-ı Acem şekilli müte‘addid ka‘a ve gûnâ-gûn hücre ve havz [u] şazrevân hammâmlı bir bâğ-ı İremdir" deyü mezkûr pîş-tahtadan hüccet-i temessükâtları çıkarup bu hakîre ihsân edüp pây-ı sa‘âdetine rûmâlîde edüp taşra çıkup cümle erbâb-ı dîvâna bu ihsânları gösterüp müjde ederek memnûn [u] mesrûr olur şeklin gösterdim, ammâ Haydar Ağa'yı yanımda pâre pâre edeliden berü yüreğimden kan gidüp her gün at binüp, kılıç kuşanup firâr etmek gözümde uçar. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10b ·
metinde göster ·
… dest ber-kafâ kayd [u] bend ile serâsime otak içre götürüp derhâl asker içinde
fetret
ü tuğyân olmasın içün ol ân Gâzî Seydî Ahmed Paşa'nın kellesin teninden cüdâ ed …
Bu hâl ile köpek cengi ederek otak dâ’iresinden taşra çıkdı, ammâ kafâdâr askeri yok ve her tarafda düşmanı çok. Bir sarıca kâfiri matbahda ucu yanmış bir odun ile Seydî'nin koluna bir odun nice urdu ise Seydî'nin destinden hançeri fırlayup bir şâtırı ol ân paşaya bir gaddâre yetişdirince dal gaddâre olup hayli âdem yıkup bir âdemi iki pâre etdi. Ve şâtırı dahi şehîd etdiler. Ve yedi âdemi dahi zahm-âlûd olup silihdârı dahi Küçük şahin ve Gürcî Beğzâdeler mecrûh olup yan verdiler, ammâ Seydî fakîr de bî-tâb u bî-mecâl meydân-ı ma‘rekede bî-dermân hareket etmeğe başladıkda ol ân sarrâcbaşı Seydî'ye bir esb-i menhûs yetişdirüp eğer hânesine el uram derken bir kâfir-i bî-dîn fakîr atı kılıç ile sinirleyüp at dahi cân havliyle Seydî'nin sîne-i bî-kînesine dû-pây-ı edbâr-ı zahmdâr urdu kim garîb Seydî iki aded perende-i mu‘allâk kılınca ol mahalde kereke bid‘atin gaytânları Seydî'nin boğazına geçüp anın halâsına ve yakasının dem-bestesine halâsda iken yine ol Seydî hüddâmlarından bir nânkör (---)(---) nâm deli mel‘ûn Seydî ile yaka yakaya ceng edüp kereke gaytânı mâr-ı ecel-vâr boğazına sarılup çadırlar tınâbları dahi ayağına dolaşup elindeki gaddâre de gaddârlık edüp yâverlik etmeyüp eyle dilâverin serine mezkûr (---)(---) deli bir odun ile nice urduysa artık garîb Seydî serâsime olup cümle haşerâtlar başına üşüp dest ber-kafâ kayd [u] bend ile serâsime otak içre götürüp derhâl asker içinde fetret ü tuğyân olmasın içün ol ân Gâzî Seydî Ahmed Paşa'nın kellesin teninden cüdâ edüp şehîd etdiklerinde azamet-i Hudâ ordu-ı İslâm içinde bir gırîv [ü] feryâd kopdu kim gûyâ (gûyâ) rûz-ı mahşerden nişân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185b ·
metinde göster ·
… m: "Ammâ bu gün aliyye dîvânı olup kula mevâcib çıksa gerek. Kul mâbeyninde bir
fetret
ü tuğyân olup kul çorba içmeyüp ulûfe kaldırmazlarsa (---)
Hakîr eyitdim: "Ammâ bu gün aliyye dîvânı olup kula mevâcib çıksa gerek. Kul mâbeyninde bir fetret ü tuğyân olup kul çorba içmeyüp ulûfe kaldırmazlarsa (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
haberi var imiş. Anıniçün dîvâna gelmemiş ve anın tahrîkiyle kul kîse kaldırmam …
‘Hay Melek Ahmed Paşa'nın bu fetretden haberi var imiş. Anıniçün dîvâna gelmemiş ve anın tahrîkiyle kul kîse kaldırmamış’ deyü gûnâ-gûn güft [u] gûya bâ‘is ü bâdî ve niçe kelâm-ı türrehâtlara mü'eddî olur. Yiğit değil misiz hemân var kuvveti bâzûya getirüp "Yâ Kavî ve yâ Metîn" ismine müdâvemet ederek ve "Yâ Hayy ve yâ Kayyûm" esmâsın çekerek dîvâna teşrîf buyurursuz" dediğimde hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Melek Paşa Osmân Hân ile İslâmbol'a gelüp ol fetret-i zorbalarda Osmân Hân'ı Yedikulle kal‘asında mazlûmen şehîd edüp sene (---) târîhinde Sultân Murâd-ı Râbi‘ müstakil pâdişâh olup Melek Ahmed Ağa Hâsoda'ya girdikde çâr-ebrû pehlivân ve zeber-dest babayiğit idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47b ·
metinde göster ·
… im kâhîce Budin kulları paşa üzre gulû etdikde bu Balı Paşa meydânına cem‘ olup
fetret
ü ısyân u tuğyân ederler. İslâmbol'da gûyâ Atmeydânı ve Etmeydânı gibi bir dern …
Ve bu zindân kapusundan içeri aslâ evler yokdur, bir vâsi‘ vâdîdir kim Balı Paşa meydânı nâmıyla müte‘âref bir fezâ-yı ma‘rekegâhdır kim kâhîce Budin kulları paşa üzre gulû etdikde bu Balı Paşa meydânına cem‘ olup fetret ü ısyân u tuğyân ederler. İslâmbol'da gûyâ Atmeydânı ve Etmeydânı gibi bir dernek ve güft ü gû yeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… en ve iki kerre yüz bin aded âteş-feşân tüfeng-endâz-ı Filimenkân keferelerinin
fetretinden
yanına varmak muhâl-ender-muhâl bir dâr-ı diyâr-ı dâldır.
Hattâ kral sarâyı ol kadar müzeyyen nümâyân idi kim dam u bâmlarının ve kubâb [u] şâhnişînlerinin şa‘şa‘asından merdüm-i dîdelerimiz hîrelendi, ammâ ne çâre derûn-ı şehre girüp seyr [ü] temâşâ etmek muhâl ve içinde olan benî Âdem deryâsının vefret [ü] kesretinden ve iki kerre yüz bin aded âteş-feşân tüfeng-endâz-ı Filimenkân keferelerinin fetretinden yanına varmak muhâl-ender-muhâl bir dâr-ı diyâr-ı dâldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… eri Maskov vilâyetinde olan Heşdek müselmânlarının hisâbın Hudâ bilir. Bunların
fetret
isyân tuğyânı sebebiyle elçiyle Mujik şehrinde kâmil bir hafta oturup zevk etdi …
Ammâ dahi içeri Maskov vilâyetinde olan Heşdek müselmânlarının hisâbın Hudâ bilir. Bunların fetret isyân tuğyânı sebebiyle elçiyle Mujik şehrinde kâmil bir hafta oturup zevk etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173b ·
metinde göster ·
… atl olunup niçe kimesneler dahi bu mâbeynde katl olunup asker içinde güft gû-yi
fetret
isyân tuğyân munkatı‘ olup yine ceng-i sultânîler olmada idi kim ta‘bîri mümkin …
Ve Tekeli Paşa kethudâsı Nüzûl Emîni Hasan Kethudâ dahi katl olunup niçe kimesneler dahi bu mâbeynde katl olunup asker içinde güft gû-yi fetret isyân tuğyân munkatı‘ olup yine ceng-i sultânîler olmada idi kim ta‘bîri mümkin değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 301a ·
metinde göster ·
… n aded güzîde gâzîler bu sulh arasında cümle hürr-i şehîd olup az kaldı kim bir
fetret-i
azîm ola.
"Bu ne gûne sulh [u] salâhdır" deyü Kethudâ İbrâhîm Paşa'ya şütûm-ı galîza ederler idi, Melek İbrâhîm Paşa ve Abdurrahmân Paşa'ya ve Zülfikâr Kethudâ'ya hayr du‘âlar ederlerdi. Hattâ bu sulh esnâsında Sadrıa‘zamın çalıcı mehterbaşılığından çıkup serdengeçdi ağası olan Yûsuf Ağa ve niçe bin aded güzîde gâzîler bu sulh arasında cümle hürr-i şehîd olup az kaldı kim bir fetret-i azîm ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302b ·
metinde göster ·
… gâneleri olmamak ile ol sene-i nâ-mübârekde huccâc-ı müslimîn tavâf ederken bir
fetret
kopup cümle huccâc Harem-i şerîfin bâbların sedd edüp uryânen ihrâmda iken bu k …
Hikmet-i Hudâ şürefânın evza‘ [u] etvârlarına tahammül edemeyüp hüsn-i zindegâneleri olmamak ile ol sene-i nâ-mübârekde huccâc-ı müslimîn tavâf ederken bir fetret kopup cümle huccâc Harem-i şerîfin bâbların sedd edüp uryânen ihrâmda iken bu kadar ibâdullâh Harem-i şerîfde mahsûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y311a ·
metinde göster ·
… lın ayak kefenleri boğazlarında uryân bir alay ibâdullâh edâ-yı hac etmeden bir
fetret-i
tuğyân olursa, bu kadar uryân ibâdullâh Urbân atları pâyinde pâymâl mi olsunlar …
"Baka beğler, baka ağalar! Bu iş içün size sa‘âdetlû pâdişâhımızdan bir hatt-ı şerîf geldi mi ve gelse de bu iki kerre yüz bin huccâc bu Haccü'l-Ekber mahallinde cem‘ olup başı kabak yalın ayak kefenleri boğazlarında uryân bir alay ibâdullâh edâ-yı hac etmeden bir fetret-i tuğyân olursa, bu kadar uryân ibâdullâh Urbân atları pâyinde pâymâl mi olsunlar? Giderin şöyle kelâmları, söylemen" deyü cevâb etdükde cümle a‘yân-ı şâm ve Mısır âlem-i hayretde kalup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313b ·
metinde göster ·
mahallinde iki abd-i memlûkümüz firâr edüp tahsîle mukayyed olup yine konağımız …
Bu hakîr yine Mısır'da kalmamıza sebeb bu fetret mahallinde iki abd-i memlûkümüz firâr edüp tahsîle mukayyed olup yine konağımız olan külbe-i ahzânımızda kalup aslâ bir yere intisâbımız olmayup bâb-ı tevekküle yapışdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… a ve pîr [ü] civân şereri şûr-ı şerrinden amân buldular. Ammâ yine kul tâ‘ifesi
fetretden
hâlî değillerdir, zîrâ âye[t]:
Husûsâ mustahfızân çavuşlarından Şerîf Çavuş her bâr birer gûne evzâ‘ [u] etvâr ile haddinden ziyâde tecâvüz edüp nâ-şer‘î ve nâ-kânûn tekâlifler ederdi. Âhir ocak kavmi bu gûne sefâhetine tahammül etmeyüp bir vakt-i fecrde ba‘zı ihtiyârlar Şerîf Çavuş'u kayd-bend ile Yeniçeri Ağası Mazlûm Alî Ağa ile paşaya getûrdiler, fi'l-hâl paşa arz odasında katl edüp leşin iç ağaları meydânına ilkâ etdiler, andan kaldırup defn etdiler. Cümle erbâb-ı dîvân ve paşa ve pîr [ü] civân şereri şûr-ı şerrinden amân buldular. Ammâ yine kul tâ‘ifesi fetretden hâlî değillerdir, zîrâ âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… kanda tahsîl olup Mısır'da kan etmeğe muhtâc olur, kul dahi kana rızâ vermeyüp
fetret
, isyân, tuğyâna bâ‘is olmasının aslı Mısır vüzerâsının masârıfları ziyâde olduğ …
Bu kadar mâl kanda tahsîl olup Mısır'da kan etmeğe muhtâc olur, kul dahi kana rızâ vermeyüp fetret, isyân, tuğyâna bâ‘is olmasının aslı Mısır vüzerâsının masârıfları ziyâde olduğundandı. Ammâ hîn-i fetihde olan vüzerâlara bu hâm teklîf yok imiş, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·