… içe kerre yüz bin şecere-i müsmirâtın envâ‘ın diküp bir murgzâr-ı lâle ızâr cân
fezâ
bâğçe oldu kim ilâ hâze'l-ân ravza-i bâğ-ı cinândan nişân verir.
Ve kilar-ı hâssa-i bîrûn ve kilar-ı hâssa-i enderûn ve kilar-ı terekeciyân-ı bîrûn bu tahrîr olunan âsâr-ı gûnâ-gûnun cânib-i erba‘asına İremezâtü'l-imâd misilli bir bâğ-ı İrem inşâ edüp yigirmi bin serv [ü] çınâr ve bîd-i sernigûn ve ar‘ar ve sanavber ve şimşâd misilli nahl-i nevresleri tertîb üzre diküp mâbeynlerine niçe kerre yüz bin şecere-i müsmirâtın envâ‘ın diküp bir murgzâr-ı lâle ızâr cân fezâ bâğçe oldu kim ilâ hâze'l-ân ravza-i bâğ-ı cinândan nişân verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a ·
metinde göster ·
… sonra (---) Kıral binâ edüp Galata zemîni bir çemenzâr-ı hoş-hevâ ve mahsûldâr
fezâ
olmağile cemî‘i sağmal koyunlarını ve sığırlarını bu Galata zemîninde koyup süd …
Evvelâ kal‘a-i Kostantıniyye'yi İskender-i Kübrâ târîhinden sonra (---) Kıral binâ edüp Galata zemîni bir çemenzâr-ı hoş-hevâ ve mahsûldâr fezâ olmağile cemî‘i sağmal koyunlarını ve sığırlarını bu Galata zemîninde koyup südlerin dâ’imâ sağup kırala getirirler idi. Bu câ-yı mahsûldârda lezîz süd hâsıl olmağile ismine Galata dediler. Zîrâ lisân-ı Yûnân'da süde "galata" derler. Ba‘dehu çobanlara süknâ olmağiçün Kurşumlu Mahzen yerinde kal‘a-misâl bir câ-yı menâs inşâ etdiler. Bu hâl üzre tâ (---) asrına varınca geçinüp Galata günden güne amâr oldu. {İslâmbol'un şimâlinde olup mâbeynehümâsında bir mîl enli bir halîcdir. Nihâyeti garb tarafında Kâğızhâne'ye varılır on sekiz mîldir. İslâmbol'dan Galata'ya kayık ve pereme ve mavunalar ile ubûr olunur. Kefere asrında zencîr üzre cisr var imiş}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128a ·
metinde göster ·
Evvelâ iskele başında yüz adım ba‘îd kırda bir düz fezâ çerâgâh-ı mahsûldâr zemîn-i hevâdârda Koca Sinân Paşa câmi‘i, (---) Hân vüzerâ (---) aded kubbe-i âlîli câmi‘-i rûşendir. Cümle imâret dîvârı kırmızı ve beyâz taş ile mebnî {olmuş} ibâdetgâh-ı müslimîndir. Tûlen ve arzen (---) ayakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135a ·
metinde göster ·
… destinden bir câm çakır nûş et. Gelen kim kelleler germ ve sîneler nerm olup şu
fezâ
bezmgâhında bir kâm alalı ve bir dem süreli" deyü cümle pençe-i âfitâb [u] nûr- …
deyü katresin harâm etmişdir. Ol Cenâb-ı Kahhâr'dan korkarım kim cemî‘î mevcûdât-ı ademden vücûda getirdi. Anın emrin sımayup bâde içmenem" dedikde hemân Hân "Vallah yahşi mü’min ve muta‘assıbsın" dedi. Hakîr eyitdim "Vallah hânım muta‘assıb değilim, illâ Nu‘mân ibn Sâbit mezhebinde pâk-i‘tikâd seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî Âdem [ü] muhibb-i hânedân-ı merd-i Hudâyım" dedikde cümle huzzâr-ı meclis nüdemâları dembeste ve mest [ü] medhûş-i bî-hûş sarhoş kaldılar. Hemân musırr olup cümle dilberânlarıyla ayağa kalkup yanıma gelüp eydür "Gel gözümin nûrı! Çığı çığı Evliyâ ağam! Bu menim çâker efkende gulâmlarımdan Yezden Şîr mi ve Mirza Şâh'ı mı ve Fîrûz mı ve Pervîz mi ve Alî-yi Yâr'ı mı ve Zevâlîzen mi ve Şehland mı ve Seyf Kulu mı ve Hâl Hân'ı mı bu gulâmlarımın kangısını dilersen sana cabalarım. Kırmızı Murtazâ Alî ve Düvâzde imâmları seversin, gel mü’minim! Püserlerimin destinden bir câm çakır nûş et. Gelen kim kelleler germ ve sîneler nerm olup şu fezâ bezmgâhında bir kâm alalı ve bir dem süreli" deyü cümle pençe-i âfitâb [u] nûr-ı mahz gulâmlarıyla sarılup anlar beni, ben anları şarp şarp öperim, ammâ yine Feyyâz-ı Mutlak'dan isti‘ânet taleb ederim. Hemân hakîr eyitdim: "Ey Hânım! Cân sohbeti bu mıdır kim imdi Hoca Nağdî bir ayak çakır çeküp mest [ü] medhûş olup huzûrunda Hoca Nağdî 302a nakd-i rîhiyle bâd'efeşânlık edüp yüzüne karşu zartazârlık eder. Keyfiyyet [u] germiyyet-i ıyş [u] nûş-ı İrân-zemîn bu mıdır?" dediğimde hemân Hân depme urarak Hoca Nağdî'yi kaldırdıp başına tomlar urarak ser-i meclisde hâzır etdiler. Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b–302a ·
metinde göster ·
Mâhasal ol su akup oldu revân / Mu‘cizât-ı Mustafâ'dan her zemân / Ol
fezâ
kim yoğidi anda bınar / Olmamışdı bâğ u bostân sebzezâr / Her kuyudan içilirdi …
Mâhasal ol su akup oldu revânMu‘cizât-ı Mustafâ'dan her zemânOl fezâ kim yoğidi anda bınarOlmamışdı bâğ u bostân sebzezârHer kuyudan içilirdi sularıHem su içün var idi kaygularıGördüler kim akdı nehr -ibî-girânDediler cümle olalım müslümân 17bEhl-i İslâm oldular cümle temâmMu‘cizât-ı Mustafâ'dan hâs u âmGördüler bu nehr-i cârî bâ sebâtBir sudur kim mislidir Nîl ü Furât
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17a–17b ·
metinde göster ·
… râbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘
fezâ
üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı …
Der-sitâyiş-i tekye-i Akyazılı Sultân : Leb-i deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân koru kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir kim gûyâ İslâmbol'da Galata Kullesi'dir. Ammâ kurşum örtülü sivri külâhı eflâke ser çeküp zirve-i a‘lâsındaki alemi ebr-i kebûd içre şâ‘şâ‘a urur. Ammâ kubbe sivri külâhı cümle ahşâbâtdandır. Aslâ kârgîr kubbe değildir. 123b Hikmet-i mühendisân-ı kâr-ı mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdilleri dervîşân çerâğân edüp kubbe nûr iken nûrun alâ nûr olup her âşıkân-ı sâdıkân işgâl-ı ma‘rifete meşgûl olup cân sohbeti ederler. Cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr bu âsitânenin sütûnsuz sâbite olduğuna engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olurlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ meydân üzre mestûr kubbedir kim kapudan ocağa varınca meydân-ı fukarâ yüz ayakdır. Serâpâ beyâz mermer-i hâm ile mefrûş bir meydândır. Ortada bir şâzirvân-ı revân olmadadır. Cümle uşşâkân andan def‘-i atşân ederler. Ve bu âsitâne ortasında niçe yüz aded âdem kaddi sarı pirinçden her bir pâdişâhın birer yâdigâr çerâğdânları vardır. Her şeb çerâğları gelen kurbânların yağından yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı tavana gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış kim gûyâ bir ağaç ormanı olmuş. Âdemin aklı ihâta etmeyüp dîde pür-nem hîrelendiği san‘at-ı hezâr-ahsendir kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" makûlesidir. Ve bu meydânın cânib-i erba‘ası demir pencerelerdir kim etrâfında olan bâğçe-i gülistâna nâzırdır. Ve her revzenlerin mâbeyninde kat-ender-kat dervîşân dollâbları vardır. Ve bu meydânın dâ’iren-mâdâr etrâfında nezerâtdan gelen kurbân postları döşelidir. Her bir postda birer sâhib-nazar ârif-i billah âşık-ı şey'illah ilm [ü] amele ve her biri birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a–123b ·
metinde göster ·
… mahalde yine İpşir Paşa tarafından mübâşir çavuşlar 184a gelince harîmde olan
fezâ
‘ u çeza‘ı görüp âkıl olan çavuşlar sıklet etmeyüp gerüye durdular. Elbette paşa …
Bu mahalde yine İpşir Paşa tarafından mübâşir çavuşlar 184a gelince harîmde olan fezâ‘ u çeza‘ı görüp âkıl olan çavuşlar sıklet etmeyüp gerüye durdular. Elbette paşa durmasın gitsin, deyü ibrâm [u] ilhâh eden eskalu's-sukalâ çavuşların ardın alıp Abaza ve Çerkes ve Gürcî aznavurları bunlara "Vur bre hay!" deyüp bir deste-çûp çekdiler kim başile ayak yoluna giden güc ile halâs olup mülevves oldu. Meğer Kaya Sultân yedi aylık hâmile imiş. Müddeti tamâm olmadan paşayı katl ediyorlar havfinden arabaya binüp vücûd-ı nâzenînine lerze gelüp şehr-i Üsküdar'a gelince bi-emri Hudâ sıkıt vâkı‘ olup bir mirzâ-yı emîrciğizi ciğeri pâresi gibi müştak oldu. Hemân sarây içinden vâveylâ-yı cevâriyân ve müsâhibe-i gayri nisvânların feryâd [u] figânları evce peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183b–184a ·
metinde göster ·
içre sekiz yüz aded kârgîr binâ tahtânî ve fevkânî serâpâ la‘lgûn musanna‘ kire …
Ammâ şehrin imâristânı beyne'l-cibâleyn bir vâsi‘ fezâ içre sekiz yüz aded kârgîr binâ tahtânî ve fevkânî serâpâ la‘lgûn musanna‘ kiremitler ile mestûr hadîka-i cinânlı ve âb-ı revânlı hâne-i ma‘mûrlardır ve a‘yânı gümüş ma‘deni olmağile ankâ ve mesrûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173a ·
metinde göster ·
Kasaba-i Sagîr Na‘lband: Ayn-ı (---) kenârında bir vâsi‘
fezâ
içre yüz elli hâneli ve bir câmi‘li ve bir hammâmlı ve bir hânlı ve yigirmi dük …
Kasaba-i Sagîr Na‘lband: Ayn-ı (---) kenârında bir vâsi‘ fezâ içre yüz elli hâneli ve bir câmi‘li ve bir hammâmlı ve bir hânlı ve yigirmi dükkânlı Tophâneli Kadrî Ağa'nın serbest ze‘âmetidir. Andan 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 179b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘ası: Bir püşte tell-i bâlânın tahtında bir vâsi‘ dereli
fezâ
arasında şekl-i muhammesden tûlânî bir seng binâ-yı Şeddâdî kal‘a-i Âdî'dir kim …
Eşkâl-i kal‘ası: Bir püşte tell-i bâlânın tahtında bir vâsi‘ dereli fezâ arasında şekl-i muhammesden tûlânî bir seng binâ-yı Şeddâdî kal‘a-i Âdî'dir kim İskender-i Yûnân'dan berü köhne binâ olup niçe yerleri rahnedâr olup içinde deyyâr bir dâr-ı diyâr olmayup ancak kış günleri koyunlar ve keçiler ile kefere çobanlar sâkin olurlar. Zamân-ı kadîmde bir sa‘b ve metîn ve müstahkem kal‘a imiş. Cirmi iki bin üç yüz adımdır. Ve üç kapusu vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374b ·
metinde göster ·
… şasının voyvadalığı hükmündedir. Bir mesîregâh Y 18b ve çemenzâr ve giyâhâtlı
fezâ
içre iki yüz hâneli müselmân köyüdür. Cânib-i erba‘asındaki kurâlarda niçe bin …
Karye-i Sinân Paşa: Mahkemede mihmân olduk. Karahisâr hâkinde Sıçanlı kadısı bunda sâkindir, zîrâ vilâyet ortasıdır. Yüz elli akçe kazâ-i âsumânîdir. Zîrâ halkı sıçan gibi muzır kavm-i Etrâk'dir. Ve Karahisâr paşasının voyvadalığı hükmündedir. Bir mesîregâh Y 18b ve çemenzâr ve giyâhâtlı fezâ içre iki yüz hâneli müselmân köyüdür. Cânib-i erba‘asındaki kurâlarda niçe bin âdem cem‘ olup haftada bir azîm bâzâr olur. Ve niçe bin çınâr-ı âlî ve bîd-i sernigûn dırahtlar ile müzeyyen olmuş bir namâzgâh vâdîsinde bâzâr-ı mahabbet olur. Ve aşren fe-aşr havz-ı azîmleri var. Bâzâr günleri bu havuzlar içre pîr u cüvân girüp şinâverlik ederler. Ve etrâf havuzlarda gûnâ-gûn müfîd [u] muhtasar maksûrelerde ahâlî-i bâzâr sohbet edüp hânende ve gûyendeler ve mutribler hoş nevâhat edüp herkes yârânları ile kol kol kavl ü karâr edüp ayş [u] işret ederler azîm mesîregâhdır. Bu mahallin amâristânı serâpâ Gâzî Sinân Paşa hayrâtı olmağile karye-i Sinân Paşa derler. Câmi‘-i azîminin kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y18a–Y18b ·
metinde göster ·
… âne sâhibimizin iki ihtiyâr karındaşları var imiş. Anların evleri tarafında bir
fezâ
‘ ve bir çezâ‘ vâveylâ ve vâveledâ kopdu kim zehremiz çâk olup Allâh Allâh sadâs …
Ba‘de't-ta‘âm bir boğça don ve gömlek ve bir keçe seccâde ve iki ağır Türkmân kilimleri hedâyâ getirüp anda mihmân olup zevk u safâ etdik, der iken hikmet-i Hudâ ol gece bu hâne sâhibimizin iki ihtiyâr karındaşları var imiş. Anların evleri tarafında bir fezâ‘ ve bir çezâ‘ vâveylâ ve vâveledâ kopdu kim zehremiz çâk olup Allâh Allâh sadâsından ve tüfeng ve balta ra‘d-vârından ol derelerin içi sıyt ü sadâdan doldu. Bu hakîr mebhût oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y149b ·
metinde göster ·
… çekerler kim sahrâ-yı Tumtum cesed-i insân ile şecer-i Vakvâk zeyline dönüp ol
fezâ
deryâ-yı hûn olup bakiyyetü's-seyf küffâr-ı dûzah-karâr Ayntâb'a firâr edüp,
Fî'l-hâl yedi şehzâdeye yedişer bin müsellah ve müretteb esb-i sabâ-reftârlı asker verüp ve her birine yedişer kat mehterhâne verüp âlem ağyardan bî-haber iken ve cümle küffâr Tumtum sahrâsında mest [ü] medhûş iken yedi şehzâde yedi koldan ve koca vezîr sekizinci koldan ceng tablına turralar ve nefîr kûs ve nakkârelere darblar urulup yedi şehzâdenin herbiri kûh-ı şecâ‘atde Sâm u Nerîmân ve vâdî-i heybetde yedi başlı su‘bân-misâl olup vakt-i Şâfi‘îde yek-dil [ü] yek-cihet tarfetü'l-ayn içre sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup Kassâb Cömerd köçeği-misâl küffâra eyle bir dendân-ı tîg çekerler kim sahrâ-yı Tumtum cesed-i insân ile şecer-i Vakvâk zeyline dönüp ol fezâ deryâ-yı hûn olup bakiyyetü's-seyf küffâr-ı dûzah-karâr Ayntâb'a firâr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y162b ·
metinde göster ·
… . Ve ba‘zısı fîl hortumu gibi birbirlerine uzanmış ammâ mâbeynlerinde bir vâsi‘
fezâ
var, altından ubûr eder. Hâsıl-ı kelâm bu kûh-ı ibret- Y 271b nümûnlara im‘ân …
Ve bu harâbe şehirlerin sahrâsı etrâfında sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ kayalar var kim misli ne Kürdistân'da ne Hakkâri ve Nahcivân'da ve ne Manya ve Alman'da böyle bir sun‘-ı aceb ibret-nümâ-yı garîb dağlar görmedim. (---)(---)(---) "Sübhâne'l-Hallâk" deyü engüşt ber-dehen eder. Zîrâ bu dağların kimisi servi gibi serâmed kimi evc-i semâya ser çekmiş ve kimi surâhî kabak-misâl ve kimi burc [u] bârûlu kal‘a-misâl ba‘zısı aşağı sernigûndur, âdem bakmağa havf eder kim (---)(---) görenler yanından acele ile güzer ederler. Ve ba‘zıları ejderhâ-misâl ve kimi esed-misâl ve kimi keştî ve niçesi kûh-ı Bîsütûn gibi altı boş asker geçer ammâ âdemin aklı gider. Gûyâ bir mu‘allak sahra-i mu‘allâkdır. Ve kimi hücre hücre ve kimi göz göz Tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir. Ve ba‘zısı fîl hortumu gibi birbirlerine uzanmış ammâ mâbeynlerinde bir vâsi‘ fezâ var, altından ubûr eder. Hâsıl-ı kelâm bu kûh-ı ibret- Y 271b nümûnlara im‘ân-ı nazarile nazar eylesen Hallâk-ı (...) âlî âlem ne idüğin fehm ederdin. Ve bu cibâllerin zemîni sâfî sâ‘at kumudur Q 113a ve gâyet rakîkdir. Hikmet-i Hudâ bu rimâl içre deryâya müta‘allık olan hayvânâtlardan balık kemikleri ve yengeç ve kerevit ve pağurya ve ıstakoz ve midye ve istiridye kabukları vardır. Bu ecnâs-ı mahlûkât ise deryâda olur. Bundan anlanan oldur kim zamân-ı kadîmde bu mahaller deryâ imiş. Hattâ hakîr bir tevârîh-i Yûnâniyân'da gördüm İskender-i Zülkarneyn Sebte boğazın açmazdan evvel bu şâm ve Mekke ve Medîne çölleri cümle deryâ imiş. İskender Sebte boğazın kat‘ edicek Bahr-i Rûm Bahr-i Muhît'e akup bu mahaller çölistân olmuşdur. Ve akla mülâyimdir kim bu kayalara temevvüc-i deryâ ura ura hâk-i amber-fâmı gidüp yalçın kayalar kalduğu deryâ tellatumu alâmetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271a–Y271b ·
metinde göster ·
… kdur. Anıniçün Vâdi'l-Hûra derler. Suyu dahi bir kayalı ve muğaylânlı bir vâsi‘
fezâ
deredir. Bu dahi şerîf hazretleri hükmünde emn [ü] emân bir cây-ı cihân yerdir. …
Menzil-i el-Hûra: Bu mahalle Hûra demenin vech-i tesmiyesi oldur kim şâm kurbunda Havrân nâm vilâyetden Hazret-i şît evlâdlarından Benî Hûrâ nâm kabîle bu vâdîlerde sâkin olup bir şehr-i azîm bünyâd ederler. Hâlâ âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Anıniçün Vâdi'l-Hûra derler. Suyu dahi bir kayalı ve muğaylânlı bir vâsi‘ fezâ deredir. Bu dahi şerîf hazretleri hükmünde emn [ü] emân bir cây-ı cihân yerdir. Bunda vakt-i zuhurda nefîrler çalınup Beyne'l-kurâ nâm mahalli dahi ubûr etdik. Sâfî muğaylânlı ve taşlı yolları seyr [ü] temâşâ ederek 12 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372b ·
metinde göster ·
Menzil-i Ebyâr-ı Alâ’iyye: Bir muğaylânlı öz içine vâki‘ olmuş bir vâsi‘
fezâ
yerde âb-ı hayât kuyuları olduğundan Ebyâr-ı Alâ’iyye derler. Ebyâr bi’rin cem‘ …
Menzil-i Ebyâr-ı Alâ’iyye: Bir muğaylânlı öz içine vâki‘ olmuş bir vâsi‘ fezâ yerde âb-ı hayât kuyuları olduğundan Ebyâr-ı Alâ’iyye derler. Ebyâr bi’rin cem‘idir, bi'r kuyudur. Ammâ niçe kuyuları mürûr-ı eyyâm ile rimâl ile memlû‘ olmuş kuyulardır. Bu mahal dahi Evlâd-ı şâhin direğidir. Selîm şâh'a itâ‘at etmişlerdir. Bunda dahi Mısır'dan karşıcılar gelir, Akabe’yi aşmadan ihtirâz edüp burada kalırlar. Ve cânib-i erba‘ası ma‘mûr olmağile etrâf [u] eknâfdan me’kûlât [u] meşrûbât makûlesi eşyâlar gelüp huccâc ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y380a ·
metinde göster ·
… . Ol mahallerde şiddet-i hârdan bürkenin suyu altı ay durup kurur, bir çemenzâr
fezâ
olur, ol mevlûd günleri yüz kırk tarîk meşâyihleri bu bürke sahrâsına hayme ve …
Mısır a‘yânlarının biri dahi Şeyh Bekrîlerdir kim pâdişâhâne zevk [u] safâları var. Husûsâ Şeyh Bekrî hazretinin mu‘tâd-ı kadîmleridir kim her sene mâh-ı Rebî‘ü'l-evvelin on ikinci gece isneyn gecesi oldukda mevlûdü'n-Nebî aleyhi's-selâm ederler kim vasfında lisân kâsırdır. Ol mahallerde şiddet-i hârdan bürkenin suyu altı ay durup kurur, bir çemenzâr fezâ olur, ol mevlûd günleri yüz kırk tarîk meşâyihleri bu bürke sahrâsına hayme ve sâyebânları ve sahâbeleri ile gelüp beş altı yüz çadır ulemâ ve sulehâ ve meşâyih niçe bin fukarâlar ile deff ü kudüm çalarak üç gün üç gece tevhîd-i sultânî ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132a ·
metinde göster ·
… up kûs-ı harbîler ve beşer kat mehterhâneler çalınup niçe bin kanâdîller ile ol
fezâ
zeyn olup herkes çok çok zevk [u] şevk ederler. Ve her cânibde bülend-âvâz ile …
Beri tarafda ise niçe yüz meş‘aller çerâğân olup kûs-ı harbîler ve beşer kat mehterhâneler çalınup niçe bin kanâdîller ile ol fezâ zeyn olup herkes çok çok zevk [u] şevk ederler. Ve her cânibde bülend-âvâz ile kasâyidler ve mevâller okunurken yine bir tarafdan meş‘aller zâhir olup bu kadar piyâde tevâbi‘âtiyle arûs bir murassa‘ eğerli at üzre semmûr kürke müstağrak olup cemî‘i zer-i zîveri geyüp başında Fir‘avn tâcı üzre üç çatal sorguc ile yine yüzü açık iki cânibe cem‘iyyetde olanlara selâm vererek cümle fellâhînler ayağ üzre kalkup selâm alarak arûsun iki cânibinde niçe yüz eli mûmlu sıbyân u nisvân İllâ yansuru's-sultân deyü feryâd [u] figân ederek arûsu meydân-ı mahabbete getürürler, elinde destmâlı başındaki Fir‘avn tâcına sürüp ol makramayı cümle halkın üstüne saldıkça cümle fellâhîn topuklarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244a ·
metinde göster ·
… elüp bu mevlûd-ı Bedevî olan sahrâyı gark edüp cemî‘i hâr [u] hâşâki götürüp ol
fezâ
bir deryâ olur. Gûyâ ki bu arsagâha bir âdem ayak basmamışdır. Bu dahi bir ibre …
Ba‘dehu cümle âsitâne meşâyihleri ve fukarâları ve câmi‘ huddâmları ve türbedârân âsitâneyi mâ-i gülâb ile gasl edüp harem-i şerîfin cümle taşların dahi pâk edüp ibrîşim hâlîçelerle döşeyüp âsûde-hâl olurlar. Ertesi gün Menûf hâkinde Karneyn halîci nâm bir tur‘anın makta‘ın ehl-i beledler açup azametullâh Nîl-i mübârek deryâ gibi temevvüc ederek gelüp bu mevlûd-ı Bedevî olan sahrâyı gark edüp cemî‘i hâr [u] hâşâki götürüp ol fezâ bir deryâ olur. Gûyâ ki bu arsagâha bir âdem ayak basmamışdır. Bu dahi bir ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y295a ·
metinde göster ·