… -i şitâda oda sohbetleri memdûhdur. Ve a‘yân [u] kibâr re’îsleri seferden gelüp
filika
ve firkateleri ile cümle yârânların alup Boğazhisâr'da bâğ fasıllarına gidüp câ …
İşte Galata şehrinin bu gûne esnâfâtları vardır. Bu keyfiyetlere mübtelâ olup müflis mendebûr olanları Yağkapanıkapusunun iç yüzündeki zindâna koyup ıslâh-ı vücûd eder. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbeleri meşhûrdur. Ve bay u gedâya ni‘metleri mebzûldür. Ve cümle yâr anda âlüfte dervîşân-meşreb halkı vardır. Vakt-i şitâda oda sohbetleri memdûhdur. Ve a‘yân [u] kibâr re’îsleri seferden gelüp filika ve firkateleri ile cümle yârânların alup Boğazhisâr'da bâğ fasıllarına gidüp cân sohbeti etmeleri meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a ·
metinde göster ·
… mân edüp cemî‘i Âl-i Osmân donanması ve cümle tüccâr keştîlerinin sandalları ve
filika
ve firkateleri ve İslâmbol'un yigirmi bin pereme ve kayık ve mavunaları ale'l-u …
Evvelâ Dolmabâğçe: Mâ-tekaddem bir küçük servili bâğ idi, sene (---) târîhinde Sultân Osmân Gâzî fermân edüp cemî‘i Âl-i Osmân donanması ve cümle tüccâr keştîlerinin sandalları ve filika ve firkateleri ve İslâmbol'un yigirmi bin pereme ve kayık ve mavunaları ale'l-umûm gemilerin taşlar ile doldurup Dolmabâğçe önündeki deryâya döküp bir liman-misâl bir boğaz iken kâmil dörd yüz arşın deryâyı doldurup ismine Dolmabâğçe dediler. Bir meydân-ı azîm olup Osmân Hân cirit oynar idi. Ba‘dehu ol fezâyı bâğçe etdiler. Selîm Hân-ı Evvel'in bir kasrı ve bir havzı vardır. Gayrı âsâr-ı binâ yokdur. Ammâ bunda dahi serâmed sun‘-ı Hudâ serv-i azîmler var kim ta‘bîr olunmaz. Başka bâğçe üstâdı ve iki yüz nefer şehbâz bostâncıları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134b ·
metinde göster ·
… n gelir, bürke içinde hânedân sâhiblerinin Y 132b kendilere mahsûs firkate ve
filika
ve kayıkları vardır, birbirlerinin sarâylarına kayıklarla varup gelirler. Gâyet …
İkinci, Fîl bürkesidir: Bu bürke Özbekiyye bürkesinden sehel küçükdür, ammâ cânib-i erba‘ası ol kadar ma‘mûr [u] âbâdândır kim bir zirâ‘-ı Mekkî P 205b arz-ı hâliye yeri yokdur, kat-ender-kat kâ‘a ve fıskıyye havuzlu ve bâğ-ı İremli hânedânlardır. Ve havâsı gâyet latîfdir. Cenûbdan şimâle tûlânî vâki‘ olmuş bir bürke-i azîmdir. Ve bunda âyende vü revende kayıkları girüp çıkacak yeri yokdur, Nîl'den suyu Yenikapu Q 207b tarafında zîr-i zemînden gelir, bürke içinde hânedân sâhiblerinin Y 132b kendilere mahsûs firkate ve filika ve kayıkları vardır, birbirlerinin sarâylarına kayıklarla varup gelirler. Gâyet ehl-i ırz yeri bürkedir kim şehr-i Mısır'ın müzdehim ma‘mûr [u] âbâdân yerinde vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132a–Y132b ·
metinde göster ·
… ‘aya yakın gelüp demir bırağup gemiyi ve esîrleri fürûht etmek içün deryâya bir
filika
bırağup beş on kâfirle beyâz bayrak kaldırup gelirken hemân hakîr,
Hattâ bu hakîr İskenderiyye'den bu Ebûhûr'a gelüp üç gece mihmân olduğumuzda bir gün ale's-sabâh anı gördük kim kal‘anın top altından ba‘îd iki küffâr galyonu iki İslâm şaykasın kova kova kal‘aya yakın gelince bir şayka limana girüp cân kurtardı, birinin önün alup ceng ede ede sarup aldı. Meğer bu şayka sâbıkan Ebûhûr dizdârı Ömer Ağa'nın şaykası imiş. Ömer Ağa iki ellerin birbirine urup yanımızda feryâd edüp döğünür. Derhâl küffâr bu alduğı şaykayı yedekleyerek âdet-i sâbıkası üzre vere vermek içün beyâz bayraklar diküp kal‘aya yakın gelüp demir bırağup gemiyi ve esîrleri fürûht etmek içün deryâya bir filika bırağup beş on kâfirle beyâz bayrak kaldırup gelirken hemân hakîr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y330b ·
metinde göster ·
"Ben Mısır'a efendime giderim. Tîz atları çekin" deyince hemân dizdâr havfından kal‘a erlerine haber edüp tarfetü'l-ayn içre üç yüz neferât ve dörd beş yüz tüccârât pür-silâh olup kal‘anın burc [u] bârûları üzre yetmiş seksen yerden kırmızı orsa bayrakları ve sancağ u filandıralar alemleri nümâyân olunca küffâr gemilerinden beyâz bayraklı filika gelirken der-akab gerü döndü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y330b ·
metinde göster ·
… kovarak müslim şaykası karaya düşdü, biz varınca küffâr deryâda lenger bırakup
filika
döküp karaya düşen ibâdullâhları Q 293aP 290a kovmağa başladı.
Sergüzeşt: Bu çöl içre ılgar ile sâhil-i bahrda pâk kumsal üzre giderken deryâda iki gemi nümâyân olup top u tüfeng atup ceng-i âşûb ederler. Biz dahi atlarımıza sıklet edüp ileri varınca küffâr gemisi müselmân keştîsin kovarak müslim şaykası karaya düşdü, biz varınca küffâr deryâda lenger bırakup filika döküp karaya düşen ibâdullâhları Q 293aP 290a kovmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y343b ·
metinde göster ·
Hakîr dahi elli beş atlı ve katırlı ile varup imdâd edelim, derken
filika
küffârları alarka olup bize hayli kurşum atdı. Hamd-i Yezdân aslâ isâbet etmeyü …
Hakîr dahi elli beş atlı ve katırlı ile varup imdâd edelim, derken filika küffârları alarka olup bize hayli kurşum atdı. Hamd-i Yezdân aslâ isâbet etmeyüp cümle ibâdullâh kenâr-ı bahrda tâze cân bulup gemiden zî-kıymet eşyâların çıkarup taşrada dağlar gibi yığup metrislendiler. Biz dahi bâr-ı sakîllerini taşırken la‘în küffâr tonos elleyerek bir top menzili karîb geldikde yaylım topa âteş edince cümlemizi târmâr edüp bizden Burlos dizdârının bir atına ve bir Arab kölesine top güllesi isâbet edüp merhûm oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y343b ·
metinde göster ·
… e karadan bu kadar cândan bîzâr olmuş ümmet-i Muhammed bir yaylım kurşum urunca
filika
döne döne kenâra geldi. İçinde bir kefere-i fecere kalmış. On ikisi mürd olup y …
Netîce-i kelâm bu hâl üzre tâ vakt-i gurûba dek ceng edüp ibâdullâha hizmet eyledik. Ba‘de'l-mağrib küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr gemisin fânûslar ile çerâğân edüp tâ nısfu'l-leyle Y 344a varınca top u tüfeng atmadan hâlî olmadılar. Âhir vakt nısfu'l-leyl olunca kâfirin filikası âheste-reviş gelüp gemiyi ihrâk edecek mahalde gemiden ve karadan bu kadar cândan bîzâr olmuş ümmet-i Muhammed bir yaylım kurşum urunca filika döne döne kenâra geldi. İçinde bir kefere-i fecere kalmış. On ikisi mürd olup yedisi mecrûh kenâra gelince filikayı zabt edüp mecrûhların kellelerin kesüp hakîr bir gülbâng-i Muhammedî çeküp cümle Urbân ve keştîbân pîr [ü] civân derûn-ı dilden üç nevbet sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurunca küffâr gördü kim eli ayağı olan filikası ahz olundu. Tâ sabâha dek aslâ durmayup bize âteş-i Nemrûdî saçup âteşbâzlık gösterdi, ammâ bir kimseye aslâ zarar isâbet etmeyüp ba‘de salâti'l-fecr yıldız rûzgârı şedîd olup küffâr kenâra düşme havfından bâdbânların açup ve turompete boruların çalup hâyib ü hâsir bu kadar bârûd [u] gülleden ve bu kadar kelleden çıkup gitdi. Biz dahi ibâdullâhdan me’zûn olup gidelim, dedükde re’îsi ve sâyir tüccâr ü züvvâr [u] huccâc üç yüz âdem,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y343b–Y344a ·
metinde göster ·
… üffâr filikası ile limana lenger bırağup cümle halkı îd-i adhâ edüp gemi re’îsi
filika
ile bizden kelleleri alup arz-ı mahzarlarla ve hakîrden mektûblarla Mısır'da İb …
Andan bir gemiye süvâr olup gayrı imdâda gelen askerler dahi gemilere süvâr olup alay-ı azîm ile küffâr-ı hâksâr kelleleri ile bir hây hû ile tüfengler atup şâdumânlar ederek alay-ı azîm ile gümrük önüne vâsıl olup Dimyât'a dâhil olup paşa ağasının konağında meks eylediğimiz sâ‘atde küffârdan halâs olan şayka dahi top u tüfenglerin atup şikârı olan küffâr filikası ile limana lenger bırağup cümle halkı îd-i adhâ edüp gemi re’îsi filika ile bizden kelleleri alup arz-ı mahzarlarla ve hakîrden mektûblarla Mısır'da İbrâhîm Paşa'ya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y344b ·
metinde göster ·