… ile tezyîn ve envâ‘-ı nukûş ile reşk-i nigârhâne-i Çîn olmuşdur kim gûyâ kasr-ı
Firdevs-i
Illiyyîndir.
Ve kal‘a-i Kudüs-i Şerîf ve kubbe-i Mescid-i Sahratullâh ve uyûn-ı Kudüs-i Şerîf üzre bir kal‘a-i azîm Süleymân Hân'ındır. Ve Sahra-i Şerîf kubbesinin içi taşı ya‘nî ahşâbâtı ve taşı münakkaş ü musanna‘ kâşî ile tezyîn ve envâ‘-ı nukûş ile reşk-i nigârhâne-i Çîn olmuşdur kim gûyâ kasr-ı Firdevs-i Illiyyîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46a ·
metinde göster ·
… zlar. Cemâ‘at-i kesîrden garîb câmi‘ler vardır kim gûyâ her biri birer cennet-i
firdevs-i
huld-ı berrîndir.
Ebyâtı mazmûnunca hemîşe hâl-i dünyâ gâh imâr ve gâh harâb olmadadır kim Arapça nassına mazhar olmuşdur. Ammâ Murâd-ı Râbi‘ harâbından sonra imârı cümle on bin iki yüz toprak örtülü hânedân-ı azîmler ile ârâste ve yetmiş aded cevâmi‘ ibâdethâne ile pîrâste ve kırk mesâcid ve yigirmi hân-ı sarây-ı mihmân ve yedi hammâm-ı dilsitân ve bin mikdâr esvâk-ı dükkân ile tezyîn olmada bir şehr-i müzeyyendir. İmârâtının ekseri hayr ve ecr ile mebnîdir. Dördüncü iklîm-i hakîkîde ve on sekizinci iklîm-i örfiyye vasatında olmak ile âb [u] hevâsı sehl şiddet üzre halk olunup bâğı ve bâğçesi azacık olmağıla eşcâr-ı müsmirrâtı dahi kalîldir. Ammâ mahsûlât [u] menbûtâtının memdûhâtından yedi elvân pembesi olur. Meselâ pembe-i zâgî ve monlâyî ve za‘afrânî ve la‘lî ve hâs ve beyâz pembesi ve galle ve hıntası memdûh-ı âlemdir. Ve ehl-i sanâyi‘den her esnâfı mevcûddur, ammâ kalemkârî Behrâmpûrı ve destehân çitleri meşhûr-ı cihân-ı nakş-vândır. Ve cümle sahrâsı vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-iş‘ârdır kim dörd vukıyye kara arpasın bir at yise kifâyet eder. Ol mertebe yağlı arpası ve besâtînlerinde mahzen-i mâ kavunu ve karpuzu olur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin reng-i rûyları ebyazu'l-levndir. Merdânesi zurzuvileli tâc üzre serbend sarup kalemkârî peşk-püş câme giyerler. Ve ayaklarına elvân keçe çakşır ve yeşil ve kırmızı ve nârencî ve turuncî pây-pûş giyerler. Zenâneleri sivri takye giyüp üzerlerine beyâz [câr-ı] ızâr bürünüp pâylarına elvân çizme giyerler. Mahbûbları gûnâ-gûn kebûtî kürkden börk-i Isfahânî giyüp Mirzâ-yı dilâr-emsâl hırâmânî-reftar ve zerafet ve nezaket üzre güftâr edüp halka hüsn-i ülfet ederler. Lâkin mahbûblarına rağbetleri yokdur. İbtizâle düşmüş bir alay zen-dost arasında kalmış mahbûbânlar ve civânânlardır. Ve cümle halkı Şâfi‘îlerdir, ammâ kızıl kızılbaşlardır. "Şâfi‘î mezhebindeniz" deyü da‘vâ-yı merd ederler. Ammâ kizb edüp mezheb-i Ca‘feriyye'de bir alay Hâmisîlerdir. Ammâ ezân kırâ’at olanda evkât-ı hamselerine müdâvemetleri var, ammâ cemâ‘atle aslâ namâz kılmazlar. Cemâ‘at-i kesîrden garîb câmi‘ler vardır kim gûyâ her biri birer cennet-i firdevs-i huld-ı berrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a ·
metinde göster ·
Dârü's-selâm olmuşdur. Ol asırdan berü cemî‘i vüzerâ ve vükelâ vü a‘yân u kibâr …
Ve bu Bağdâd'a mukaddemâ sene 1058 târîhinde Melek Ahmed Paşa ile geldiğimizde bu İmâm-ı A‘zam âsitânesini imâr edüp sâkıyeli kuyular kazup ve hücreler yapup imâr etdi. Ve Âsitâne'den Kaya Sultân bir altun kandîl gönderdi ve Murâd Hân atabe-i süflîsini ve ulvîsin ve kapu kanatların ve kabr-i şerîf şebekelerin cümle sîm-i hâlis eyleyüp câmi‘-i İmâm ve kabr-i hümâm {gûyâ} cennet-i firdevs-i Dârü's-selâm olmuşdur. Ol asırdan berü cemî‘i vüzerâ ve vükelâ vü a‘yân u kibâr birer binâ-yı âsâr ederek ve gûnâ-gûn âvîzeler ile müzeyyen ederek merkad-i pür-envâr gûyâ nakş-ı nigârhâne-i Çîn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344a ·
metinde göster ·
… n-ı bezm-i rezmde şehd-i şehâdet câmından birer ayak çeküp iki ayak ile cânib-i
Firdevs-i
berîne revâne oldular. Hemân hakîr bu şühedâlarımızı görüp eyitdim:
Ve yedi yüz altmış aded guzât-ı müslimîn râh-ı necât bulmayup fî-sebîlillâh bu meydân-ı bezm-i rezmde şehd-i şehâdet câmından birer ayak çeküp iki ayak ile cânib-i Firdevs-i berîne revâne oldular. Hemân hakîr bu şühedâlarımızı görüp eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19a ·
metinde göster ·
… taşı gibi sürüp kendüleri de câm-ı şehâdeti nûş etdiler ve rûh-ı pür-fütûhları
firdevs-i
berîne gitdiler.
Ammâ bu mahalde niçe bin guzât-ı müslimîn âr ve gayret-i nâmûs ve hamiyyet-i Muhammedî'yi yâd edüp cengden firâr etmeyüp nehr-i Raba'da boğulmayup meydân-ı bezm-i rezmde küffâr ile yaka yakaya gelüp ceng-i Alî ede ede şehîd-i Hür olup niçe bin küffârın lâşe-i murdârların meydân-ı ma‘rekede çakıl taşı gibi sürüp kendüleri de câm-ı şehâdeti nûş etdiler ve rûh-ı pür-fütûhları firdevs-i berîne gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
… i deşt-i Kerbelâ gibi şehâdet câmların nûş edüp dâru'l-karârları huld-ı berîn-i
firdevs-i
âşiyân oldu ve sâ’ir nâ-ma‘dûd bî-esâmî mîr-i mîrân ve sâ’ir ümerâ ve garîb ü g …
Ve gayri gâzîlerden cümle dörd bin yetmiş âdem şehîd-i deşt-i Kerbelâ gibi şehâdet câmların nûş edüp dâru'l-karârları huld-ı berîn-i firdevs-i âşiyân oldu ve sâ’ir nâ-ma‘dûd bî-esâmî mîr-i mîrân ve sâ’ir ümerâ ve garîb ü gurebâ askerlerinin şehâdeti nâ-ma‘lûmdur. Cümlesine Cenâb-ı Allâh garîk garîk rahmetler ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22b ·
metinde göster ·
… yiha-i tayyibelerinden sermest olup bu bâğ-ı İremezâtü'l-ımâd gûyâ fânî cihânın
Firdevs-i
berîn-misâli olur. Ammâ bu hıyâbân-ı latîf bu Mehemmed Geray Hân asrında böyle …
Ve cemî‘i vilâyetlerden hânlara hedâyâ gelen şükûfe-i hezâr-gûnların râyiha-i tayyibeleri âdemin dimâğların mu‘attar eder. Husûsan Anatolu'da Bakrazbeli müşk-i Rûmî soğanları ve Tarabefzûn karanfîllerinin kanırtmaçları ve İslâmbol’un zerrîni ve Monla Çelebi’nin ablak lâlesi ve Çelebi Cüce’nin filandıra lâlesi ve Kâğızhâne lâlesi ve gûnâ-gûn şakâyık-ı nu‘mânîler ve İstanköy sünbülleri ve niçe yüz bin gûne hedâyâ gelen çiçek soğanlarının şükûfeleri bu bâğ-ı kûhistân içre zeyn olup görenler ve bu bâğ içre girenler gûyâ cennet-i huld-i berîne girdik zann ederler. Ammâ vakt-i bahârda her dıraht-ı meyvedârın şükûfeleri küşâde olup erik ve elma ve emrûd ve kiras [ve] vişne çiçekleri kaçan küşâde olduğu mahalde âdem râyiha-i tayyibelerinden sermest olup bu bâğ-ı İremezâtü'l-ımâd gûyâ fânî cihânın Firdevs-i berîn-misâli olur. Ammâ bu hıyâbân-ı latîf bu Mehemmed Geray Hân asrında böyle müzeyyen olmuşdur, zîrâ bir sâhib-i tab‘ ve bir sâhib-i cûd-ı keremkârî hân-ı âlîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124a ·
metinde göster ·
… etmişdir kim Gâzî Sultân (---)(---) Hân'ın ümerâlarındandır. Dâ’imâ karârgâhı
firdevs-i
evc-i ıllıyyîn ola. Andan taşra hareminde,
Hiçbir vilâyetde bu tarz üzre mebnî bir kabr-i münevver manzûrumuz olmamışdır. Ve kubbe-i âlî olmağile etrâfı revzenler ile müzeyyen olmuş kasr-ı İrem-misâl bir kubbe-i pür-nûrdur. Her seyyâhân-ı berr [ü] bihârın rûy-ı dîvârda birer gûne hüsn-i hatlar ile âsârları vardır. Rahmetullâhi aleyh. Yedi yüz altmış 231b aded şehir kılâ‘ u kasabâtlar feth etmişdir kim Gâzî Sultân (---)(---) Hân'ın ümerâlarındandır. Dâ’imâ karârgâhı firdevs-i evc-i ıllıyyîn ola. Andan taşra hareminde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 231a–231b ·
metinde göster ·
… menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı
firdevs-i
huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmıştır" deyüp dâr-ı fânînin bu b …
El-hâsıl bu bâğ-ı İrem'i mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir mücelled kitâb-ı müstetâb olur. Ancak bu bâğı gören ârif-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün ile halk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmıştır" deyüp dâr-ı fânînin bu bâğlarına meyl ü rağbet etmeyüp dâr-ı bâkîde bâkî merâm içre karâr etmeğe üzleyüp terk [ü] tecrîdlik isteriz. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a–324b ·
metinde göster ·
Kıldı hoş sa‘y-i himem sıdk ile ol Hacı HüseynYapdı bu ka‘be-i uşşâkı zehî câ-yi emînİhtitâmın göricek dedi Şifâyî târîhBâreka'llâh ki zehî câmi‘-i firdevs-i berîn.Sene 1062
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y45b ·
metinde göster ·
illiyyînde huzûr-ı Rabbü'l-âlemînde karâr etdi. Zîrâ bu dünyâ dâr-ı fânîdir, dâ …
Be-kavl-i ehl-i siyer müddet-i nübüvetleri 23 sene ve müddet-i ömr-i azîzleri 63 sene olup mâh-ı Rebî‘u'l-evvel'in on ikinci gece isneyn gecesi vâki‘ olup bilâ-vâsıta Cenâb-ı Bârî'ye rûh-ı pürfütûhun teslîm edüp dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye hicret-i sahîh eyleyüp rûh-ı şerîfi firdevs-i illiyyînde huzûr-ı Rabbü'l-âlemînde karâr etdi. Zîrâ bu dünyâ dâr-ı fânîdir, dâr-ı bâkî değildir. Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y288b ·
metinde göster ·
… esinde mihmân olduk. İbrîm sâyir bilâdlar yanında cehennem iken bize bu mahalde
firdevs-i
huld-i berîn gibi oldu. Ve hamd-ı Perverdigâr beyâz âdemler görüp cânımız râhat …
Habeş'den (---) menzilde mâh-ı Cemâziye'l-âhir'in gurresinde vâsıl olup Dizdârzâde Bekir Ağa'nın hânesinde mihmân olduk. İbrîm sâyir bilâdlar yanında cehennem iken bize bu mahalde firdevs-i huld-i berîn gibi oldu. Ve hamd-ı Perverdigâr beyâz âdemler görüp cânımız râhat oldu. Ve atlarımız arpa yiyüp yüzleri güldü. Ve cümlemiz buğday etmeği yiyüp kût-ı cân ve kuvvet-i cân bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y443a ·
metinde göster ·