Hamd-i Hudâ bu altıncı gazâmızda bulunup inebahtılı Durak Beğ
firkateleri ile
cezîre-i Çukalar'ı nehb [ü] gâret etmede bile bulunup Durak Beğ ile İnebahtı vi …
Hamd-i Hudâ bu altıncı gazâmızda bulunup inebahtılı Durak Beğ firkateleri ile cezîre-i Çukalar'ı nehb [ü] gâret etmede bile bulunup Durak Beğ ile İnebahtı vilâyetine gidüp fâtih-i Hanya Yûsuf Paşa, Âsitâne-i sa‘âdet'e Donanma-yı Hümâyûn ile vardukda Yûsuf Paşa'yı hidmeti mukâbelesinde Cinci Hoca tahrîkiyle ol mazlûmu zâlimler amân vermeyüp nâ-hak şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77b ·
metinde göster ·
İşte Galata şehrinin bu gûne esnâfâtları vardır. Bu keyfiyetlere mübtelâ olup müflis mendebûr olanları Yağkapanıkapusunun iç yüzündeki zindâna koyup ıslâh-ı vücûd eder. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbeleri meşhûrdur. Ve bay u gedâya ni‘metleri mebzûldür. Ve cümle yâr anda âlüfte dervîşân-meşreb halkı vardır. Vakt-i şitâda oda sohbetleri memdûhdur. Ve a‘yân [u] kibâr re’îsleri seferden gelüp filika ve firkateleri ile cümle yârânların alup Boğazhisâr'da bâğ fasıllarına gidüp cân sohbeti etmeleri meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a ·
metinde göster ·
… i pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre
firkate ile
Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp fi …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
… allerde asker içre câ-be-câ güft u gûlar istimâ‘ olmağa başladı ve küffâr artık
firkateler ile
imdâd göndermeden ferâğat edüp her gice beşer altışar yüz uryân küffâr nehr-i T …
Bu minvâl üzre kırk gün asâkir-i İslâmı eğlendirdi ve bu mahallerde asker içre câ-be-câ güft u gûlar istimâ‘ olmağa başladı ve küffâr artık firkateler ile imdâd göndermeden ferâğat edüp her gice beşer altışar yüz uryân küffâr nehr-i Tün ile şinâverlik edüp gavvâs-vâr dalarak şeb-i muzlimde niçe bin dîde-bânlar var iken vücûdların nehr-i Tün'e müstağrak edüp ağızlarında birer kamış ile nefes alarak ubûr edüp kal‘a-i Azağ'a niçe bin küffâr bu hîle ile girüp küffâr tâze cân bulup günden güne cengâverlik edüp meterisler basup şebhûnlar edüp kelle ve diller alup ka‘r-ı zemînde gâ’ib olurlardı. Ve ba‘zı âlât [u] silâhları ve mühimmâtların sığır tulumlarına koyup tulumları nehr-i Tün'e gark edüp nehr-i Tün ile tulumlar cereyân ederek kal‘aya bu gûne hîle ile zehâ’ir ve mühimmât [u] levâzımât gönderüp imdâd ederlerdi. Bu muhîl şeytanatların dahi guzât-ı müslimîn duyup nehr-i Tün içre gemi direklerin kazıklar kakup bend etdiler kim bir vukıyye mahi güzer edemeyüp niçe yüz bin guruşluk mâlı küffârdan bu hâl ile nehr-i Tün'den guzât-ı müslimîn alıp bây oldular. Bu hâl ile küffârın yine imdâdı gelmeyüp küffâr me’yûs oldu. Ammâ la‘în küffâr zir-i zemînde bî-bâk ü bî-pervâ gûnâ-gûn kemîngâhlar kurup ve niçe dâm-ı tezvîrler ve şarampav domuz delikleri idüp ileri varan ümmet-i Muhammed'i şehîd ide ide halkın yüzü döndü. Ve bu üslûb-ı rüsvây üzre ceng mümted olur deyü guzât-ı müslimîn havfe düşdüler. Ve efvâh-ı nâsda Moskov kralı iki kerre yüz bin küffâr ile geliyor deyü bu haber şüyû‘ bulup halkın aklı başından gitdi. Ammâ bu haber düşman sözü idi. Bu hâl üzre cümle vüzerâ ve vükelâlar mâh-ı mezbûrun (---) günü cümle a‘yân, sığâr u kibâr ve kâr-âzmûde iş erleri ale'l-‘umûm bir yire gelip meşveret-i azîm edüp dediler kim "Bu cengimiz günden güne gerü kalup kal‘adan nâm [u] nişân kalmayup yine fethi müyesser olımayıyor ve yeniçeri tâ’ifesi kırk günden ziyâde kalmak kânûnumuz değildir deyü bir gün guluvv edüp meterisden çıkarlar ve bir tarafdan kılıç gibi keskin kış gelüp Azak deryâsı iki kulaç mikdârı donar. Beş ay bend olup yollar ve beller dahi bend olur ve Kasım'dan sonra Karadeniz'de bu donanma-yı hümâyûnun hâli niçe olur ve nerede kışlar ve yüz bin kadar asker-i İslâm nerede cây-ı emn bulur. 261b Ve bir tarafdan imdâd gelmek ve zahîre gelmek muhâl-ender-muhâl bu kerre asker-i İslâm içre kaht [u] galâ olursa hâl neye müncer olur. Ve cebehâne-i pâdişâhîyi kime bırağırsuz ve ne cânibe gidersüz, bir cânibi deryâ, şimâl cânibi kâfiristân, şark ve kıble cânibi Heyhât Sahrâsı" deyü bu kadar müşâvere halkın her kafasından biner sadâ çıkup gûnâ-gûn müşâvereler etdiler. Âhiru'l-emr Koca Ken‘an Paşa ile Tershâne Kethüdâsı Piyâle Ağa buyurdular kim "Hemân re‘y u tedbîr oldur kim bu gün dellâllar nidâ edüp ale's-sabah yürüyüşdür. Timar ve ze‘âmet ve ibtidâ eyle sipâhîlik ve mâl-ı ganâ’im isteyen gelsin, deyü tenbîh olsun. Yedi koldan yedi bin âdem serdengeçdi ve salıcı yazılsın ve ana göre gayrı guzât-ı müslimînden niçe bin mücâhidîn dahi cem‘ olup cenge terğîb edin. Vermek Allah'ındır. Mısrâ:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 261a–261b ·
metinde göster ·
… arın küşâde kılup kal‘a-i Bozcaada önünden ubûr ederek ol gün on pâre perâkende
firkate ile
Karabatak ve İnebahtılı Durak ileri gidüp onar mil ba‘îd karavulluk ve kulağuzl …
Menzil-i kal‘a-i Gelibolu : Bunda cümle keştîler lenger-endaht olup kal‘adan hoş geldin topları ve cümle donanma keştîlerinden selâmet topları şâdmânı olup cümle guzât-ı müslimîn Gelibolu tershânesine çıkup herkes işgâline meşgûl olup elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tırabulus kalyonlarına Rûmeli askerinin me’mûr olanların kodular. Ve karşu Anadolu cânibinde Çârdâk nâm iskeleden sefere me’mûr olan Anadolu ve Şâm ve Haleb ve gayrı on bir eyâlet askerleri cümle keştîlere me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla bir gün bir gicede mâl-â-mâl olup ikinci günde yine bir yaylım top u tüfenk şâdmânları olup sıyt u sadâ-yı top u tüfenkden deryâ vü âsumân dir dir ditreyüp ve cümle asker müstavfâ sulanup mâh-ı mezbûrun (---) günü muvâfık eyyâm ile cümle keştîler kartal kanadı bâdbânların küşâde kılup kal‘a-i Bozcaada önünden ubûr ederek ol gün on pâre perâkende firkate ile Karabatak ve İnebahtılı Durak ileri gidüp onar mil ba‘îd karavulluk ve kulağuzluk ve kolluk etmeğe me’mûr olup hil‘at-i fâhireler ihsan olundu. Ve edâ-yı hizmetden sonra Tershâne-i âmire beğliği ihsân olunmak ta‘ahhüd olunup ol gün cezîre-i (---)(---) lenger-endâz olup üç gün meks olundu. Bunda dahi asâkir-i İslâm alınup ve cümle gemiler sulanup başdardade filandıra bayrağı dikilüp ve bir top-ı irtihâl atılup üçüncü topda avanta-lenger edüp nefîr-i rihâllar çalınup andan yine muvâfık eyyâm ile ol gün cezîre-i (---)(---) lenger-i ikâmet bırağılup asker alınup sulanup andan cezîre-i İstendil, bizim adalar içinde Venedik kâfirinin cezîresidir, anın ceneralinden serdâra hedâyâlar gelüp aslâ ana nazar etmeyüp ubûr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Ruscuk: Tuna kenarında bir alçak kayalı burun üzre şekl-i murabba‘ seng-binâ bir küçük kal‘adır. Cânib-i etrâfın Tuna ihâta edüp cânib-i şarka nehre mekşûf bir kat demir kapusu önünde kayadan kesme handak üzre tahta cisr ile ubûr olunup her şeb zemberekli cisri kal‘a neferâtları ref‘ edüp cisri kal‘a kapusuna siper edüp kal‘a cezîre-misâl kalır. Aslâ havâlesi yok seng-i mutarraş bir kal‘a-i savaşdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz yüz adımdır. İçinde dizdâr ve imâm ve mü’ezzin ve kethüdâhânesi ve cebehânesi ve gılâlhânesi ve bir ibâdethâne ve bir kulle-i mehterhânesi var, gayri âsâr-ı binâları yokdur. Ammâ burc [u] bârûları metîn ü müstahkem olup cânib-i selâsına nâzır ve karşu Yergöğü kal‘asına havâle latîf balyemez ve şayka topları ve üstâd topçuları vardır. Zîrâ Tuna kal‘alarında meşhûr sedd-i sedîddir. Sultân Ahmed Hân'da Tuna kapudanı Şakşakî Paşa elli pâre firkate ile nehr-i Tuna deryâsı üzre Budin serhadlerinde Usturgon kal‘asına varınca hıfz [u] hırâset üzre olup yine vakt-i şitâda bu Uruscuk kal‘ası altına gelüp limana gemileri bağlarmış. Hâlâ cenb-i kal‘ada nehr-i (---) Tuna'ya mahlût olduğu yerde liman-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b ·
metinde göster ·
… arı erbâb-ı tîmâra verüp Paşa ile vedâ[‘]laşdıkda iskele başında yigirmi oturak
firkate ile
tarfetü'l-ayn içre karşu tarafda Kazdağı hâkinde (---) geçüp anda atlarımıza sü …
Bu cezîre-i Bozcaada'yı seyr [ü] temâşâ ederken ertesi gün muhâfazaya me’mûr olan Sührâb Mehemmed Paşa sayd [u] şikârdan geldiği sâ‘at hakîr buluşup emr-i pâdişâhîyi ve Cânpoladzâde Çakırcıbaşı mektûbların verüp kırâ’at etdikde mefhûmu ma‘lûm olup "El-emrü emrüküm, fermân pâdişâhımındır" deyü kendüde bulunan on tazı ve on re’s kelb-i mu‘allem zağarlar ve yedi aded bâz-ı hümâ-pervâz doğanlar verdi. Ve cezîre muhâfazasında olan alaybeğlerinden ve erbâb-ı zu‘amâdan cümle yigirmi tazı ve on beş taraş ve tula ve sunar ve arayıcı zağarlar ve beş aded şahin ve zağanos ve balaban ve doğanlar bulunup mektûblar tahrîr olundukda hakîre bir kîse na‘l-bahâ ve huddâmlarıma yüz guruş ve birer çuka verüp ertesi gün cümle doğan ve tazı ve zağarları erbâb-ı tîmâra verüp Paşa ile vedâ[‘]laşdıkda iskele başında yigirmi oturak firkate ile tarfetü'l-ayn içre karşu tarafda Kazdağı hâkinde (---) geçüp anda atlarımıza süvâr olup vakt-i asırda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 92b ·
metinde göster ·
Andan hâkim-i sâbi‘i Tuna kapudanıdır kim tâ Vidin ve Budin serhadlerine varınca cümle Tuna ve Sava gemileri bunun hükmündedir kim her zamân onar pâre firkate ile bin aded azebistân neferâtlarıyla Tuna üzre gezüp salb [u] siyâset sâhibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113a ·
metinde göster ·
… ğitler dolup "Avanta" deyü kâfirler üzre vardıkda, hemân kâfirler beş altı pâre
firkate ile
boğaz ağzına cân atdılar, ammâ iki tarafda bin aded tüfeng-endâz kuş uçurmağa k …
Hemân gâzîler mukaddemâ alınan firkatelere şahbâz yiğitler dolup "Avanta" deyü kâfirler üzre vardıkda, hemân kâfirler beş altı pâre firkate ile boğaz ağzına cân atdılar, ammâ iki tarafda bin aded tüfeng-endâz kuş uçurmağa komazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145b ·
metinde göster ·
… leriyle alup kenâra gelüp ol üç firkatelere dahi gâzîler dolup cümle dokuz pâre
firkateler ile
cümle guzât bu liman içre altı aded firkateler dahi mâl-ı ganâ’imleriyle alınup …
Hemân kal‘a kapudanı şarik küffâr ve gayrı nâ-bekâr [u] füccâr gemilerin başdan kara edüp bâğlara dökülünce cümle guzât bu yayan kâfirler üzre at bırağup cümlesin dest ber-kafâ der-çember ve der-zencir ve niçeleri tu‘me-i şemşîr olup gemileri der-kenâr kalınca üç aded firkatelere dahi Hilevne yeniçerileri binüp der-akab mezkûr küçük adadan üç firkate dahi kâfirleriyle alup kenâra gelüp ol üç firkatelere dahi gâzîler dolup cümle dokuz pâre firkateler ile cümle guzât bu liman içre altı aded firkateler dahi mâl-ı ganâ’imleriyle alınup, hulâsa-i kelâm sağîr ü kebîr cümle yigirmi dokuz pâre firkateler[den] ancak biri boğaz ağzında atılan tüfenglerden halâs oldu ve niçe kâfirler firkatelerden kendüleri deryâya atup gark oldu. Birkaç gemilerin âteşe urduklarında içinde mecrûh olan kâfirler, âyet sûre (---)(---)(---)Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre niçeleri suda gark oldu ve niçeleri âteşde ark u hark oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145b ·
metinde göster ·
sallara yetişüp baltalar üşürüp ve bendlerin kesüp her bir drahtı kapudanlar as …
Hikmet-i Hudâ ol gün nehr-i Tuna üzre kâfirin kal‘a-i Komaran'ından berü niçe bin kütük ve niçe yüz bin sallar ve niçe bin dıraht-ı müntehâlar Tuna ile cereyân ederek sehel kaldı kim mezkûr dırahtlar cisre uğrayup kıra. Hemân Tuna kapudanları firkateler ile sallara yetişüp baltalar üşürüp ve bendlerin kesüp her bir drahtı kapudanlar askeri ve Kanbur Mustafâ Paşa askeri üşüp birer kenâra ağaçları bağlayup ân-ı sâ‘atde cümle asâkir-i İslâm mezkûr dırahtları yağmâ edüp ordu-yı İslâm odun ile ganîmet oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100b ·
metinde göster ·
karşularında olan âsî Arnavudlukda Kilimente ve Karadağ kâfirlerin ve Pulya cez …
Ekseriyyâ firkateler ile karşularında olan âsî Arnavudlukda Kilimente ve Karadağ kâfirlerin ve Pulya cezîresi ve İşpanya'nın Klora kıyıları ve Cicilya yakaların yaka yıka mâl-ı ganâ’imler alup gâret ederek kal‘a-i Nova'ya gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154a ·
metinde göster ·
deryâda gezüp İşpanya ve Klora ve Mankordonya ve Misine ve Napolya ve Korsaka v …
Ve cümle yigirmi dörd kadar ağalıkdır. Cümlesi Nova kulu gibi daracık beyâz sıkma göğüslük ve geçirme esbâb geyüp başlarında kırmızı fes ve ayaklarında Fireng filları ve baldırları çıplak, bellerinde pala bıçak ve kiminin ellerinde balta ve nacak taşıyup kırkar ve ellişer dirhem armud başlı dalyan Cezâyir tüfengi taşıyup firkateler ile deryâda gezüp İşpanya ve Klora ve Mankordonya ve Misine ve Napolya ve Korsaka ve Sardilya ve Cicilya adaların urup nehb ü gâret edüp şikârları ile her bâr Gabele'ye selâmet gelir gâzîlerdir kim cümle Boşnakça kelimât ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… ve kumaş ve biber ve zencebîl ve envâ‘î eşyâ metâ‘lar ile leb-ber-leb memlû bir
firkate ile
geldiklerinde kulle-i Norin'den bir yaylım top u tüfeng şâdumânları edüp cümle …
"Biz bu Evliyâ Ağa uğuruna çeteye gideriz" deyüp gülbâng-ı Muhammedî çeküp cümle guzât pür-silâh üç pâre firkatelere süvâr olup tarfetü'l-ayn içre nehr-i Neretva üzre akup gözden gâ’ib olup gitdiler. Biz dahi enderûn [u] bîrûn-ı kal‘ayı temâşâ ederken vakt-i asr oldukda anı gördük: Bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup bir tüfeng şâdumânları olup iskele başına vardık. Gördük kim yedeklerinde cümle bayrakları ser-nigûn bir Pulya cezîresinin firkatesi içinde yigirmi bir aded esîr ve bu kadar tuz ve sığır gönü ve yapağı ve çuka ve kumaş ve biber ve zencebîl ve envâ‘î eşyâ metâ‘lar ile leb-ber-leb memlû bir firkate ile geldiklerinde kulle-i Norin'den bir yaylım top u tüfeng şâdumânları edüp cümle metâ‘ı cümle gâzîler bahş-ı Kalenderî etdiklerinde hakîre bir kefere esîr ve za‘ferân ve zencebîl ve çuka ve kumaşın envâ‘larından hisse verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Bârî vakt-i Şâfi‘îde cemî‘i asâkir-i İslâm hâb-ı râhatda iken nehr-i Tuna üzre bir top u tüfeng sadâsı istimâ‘ olunca derûn-ı askerden bir Allâh Allâh âğâzesi olup tarafeynden cenge 29a başladılar. Meğer küffâr-ı hîlekâr gece ile on iki pâre pür-silâh âteş-pâre firkateler ile şeb-i zulmetde gelüp asâkir-i İslâmın haymelerin Tuna kenârında toplayup niçe at ve âdem helâk [ve] mecrûh edüp yine firâr ederken su akındısı ile gelmeleri âsân, ammâ su ile baş yukaru çıkmak müşkil olup cümle küffâr küreğe girüp ribaça urarak firâr ederlerken hikmet-i Hudâ rûzgâr-ı zorkâr bu kâfir firkatelerin karşulayup bir kırat gidemediklerinde hemân Sadrıa‘zam Üstürgon kapudanı firkatelerine asker doldurup ve gayri gemileri kezâlik leşker ile pür edüp gemileri karadan âdem deryâsı ipler ile ve atlar ile çekerek gitmede ve yine Üstürgon tarafı karasından Kanbur Mustafa Paşa ve Defterdâr Hüseyin Paşa şâhî toplar ile kâfiri kovmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b–29a ·
metinde göster ·
ve kal‘a-i Vişigrad kapudanı üç pâre firkate ile ve Üstürgon kapudanı altı pâre …
Ve bu mahalde Budim kapudanı on pâre firkate ile ve kal‘a-i Vişigrad kapudanı üç pâre firkate ile ve Üstürgon kapudanı altı pâre firkate ile gelüp cümle firkateler direklerin ve serenleri ve çarmıhları ve küreklerin münakkaş edüp ve gûnâ-gûn sancağ u bayrağ u alemlerle ve fânûslarla ve top u tüfenglerle kalyetaların zeyn edüp paşanın otağı kurbuna geldikde bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top şâdımânları edüp kapudanları elçi paşadan hil‘atler geyüp keştîlerine gitdiler. Anların akabince paşanın yigirmi pâre transa Tuna gemileri zahîreleriyle şâdımân-ı top u tüfeng ederek geldiler ve bizim yanımızda lenger bırağup meks etdiler. Bu mahalde elçi paşaya haber geldi kim "Küffârın elçisi kâfirin Komaran kal‘asındadır" dediklerinde paşa gazab-âlûd olup bu mahalde tekâ‘üd fermân etdikde hemân bu hakîr-i pür-taksîr emn-i emân olmak ile paşadan me’zûn olup birkaç nefer Üstürgonlılar ile cânib-i kıbleye nısf sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43a ·
metinde göster ·
… mahalde Budim kapudanı on pâre firkate ile ve kal‘a-i Vişigrad kapudanı üç pâre
firkate ile
ve Üstürgon kapudanı altı pâre firkate ile gelüp cümle firkateler direklerin ve …
Ve bu mahalde Budim kapudanı on pâre firkate ile ve kal‘a-i Vişigrad kapudanı üç pâre firkate ile ve Üstürgon kapudanı altı pâre firkate ile gelüp cümle firkateler direklerin ve serenleri ve çarmıhları ve küreklerin münakkaş edüp ve gûnâ-gûn sancağ u bayrağ u alemlerle ve fânûslarla ve top u tüfenglerle kalyetaların zeyn edüp paşanın otağı kurbuna geldikde bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top şâdımânları edüp kapudanları elçi paşadan hil‘atler geyüp keştîlerine gitdiler. Anların akabince paşanın yigirmi pâre transa Tuna gemileri zahîreleriyle şâdımân-ı top u tüfeng ederek geldiler ve bizim yanımızda lenger bırağup meks etdiler. Bu mahalde elçi paşaya haber geldi kim "Küffârın elçisi kâfirin Komaran kal‘asındadır" dediklerinde paşa gazab-âlûd olup bu mahalde tekâ‘üd fermân etdikde hemân bu hakîr-i pür-taksîr emn-i emân olmak ile paşadan me’zûn olup birkaç nefer Üstürgonlılar ile cânib-i kıbleye nısf sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43a ·
metinde göster ·
… ve kal‘a-i Vişigrad kapudanı üç pâre firkate ile ve Üstürgon kapudanı altı pâre
firkate ile
gelüp cümle firkateler direklerin ve serenleri ve çarmıhları ve küreklerin müna …
Ve bu mahalde Budim kapudanı on pâre firkate ile ve kal‘a-i Vişigrad kapudanı üç pâre firkate ile ve Üstürgon kapudanı altı pâre firkate ile gelüp cümle firkateler direklerin ve serenleri ve çarmıhları ve küreklerin münakkaş edüp ve gûnâ-gûn sancağ u bayrağ u alemlerle ve fânûslarla ve top u tüfenglerle kalyetaların zeyn edüp paşanın otağı kurbuna geldikde bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top şâdımânları edüp kapudanları elçi paşadan hil‘atler geyüp keştîlerine gitdiler. Anların akabince paşanın yigirmi pâre transa Tuna gemileri zahîreleriyle şâdımân-ı top u tüfeng ederek geldiler ve bizim yanımızda lenger bırağup meks etdiler. Bu mahalde elçi paşaya haber geldi kim "Küffârın elçisi kâfirin Komaran kal‘asındadır" dediklerinde paşa gazab-âlûd olup bu mahalde tekâ‘üd fermân etdikde hemân bu hakîr-i pür-taksîr emn-i emân olmak ile paşadan me’zûn olup birkaç nefer Üstürgonlılar ile cânib-i kıbleye nısf sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43a ·
metinde göster ·
deryâda gezer. Ve yeniçeri ocağından dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı ve cü …
Ve iki yüz âdem ile Kefe kapudanı beş firkate ile deryâda gezer. Ve yeniçeri ocağından dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı ve cümle tuğ sâhibi sekiz aded kal‘anın ağaları vardır. Bir aceb kânûn kâ‘[id]e-i atîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a ·
metinde göster ·
Cümle yedi aded mîr-i livâlardır. Evvelâ Kiriş kal‘ası sancağı ve ada-yı şâhı Taman sancağı ve Tat eli sancağı ve Azak deryâsı içre Balısıra sancağı, bu livâ beğinin kurâları olmayup yigirmi pâre firkateler ile Azak denizin muhâfaza eylediğiyçün Kefe gümrüğünden on kîse salyâne alır, kânûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a ·
metinde göster ·
… ve Azak denizi boğazın ve Kuban nehri boğazın ve Temrik kal‘ası boğazın on pâre
firkateler ile
muhâfaza etmek şartıyla bu dahi Kefe mâlından on kîse salyâne mâl alır.
Ve sancağ-ı Adahon beği Çoçka boğazın ve Yeleşke boğazın ve Azak denizi boğazın ve Kuban nehri boğazın ve Temrik kal‘ası boğazın on pâre firkateler ile muhâfaza etmek şartıyla bu dahi Kefe mâlından on kîse salyâne mâl alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a ·
metinde göster ·
salt kalup cânib-i erba‘adan ceng-âşûbu görüp gelen yiğitlerden beş yüz kadar y …
Hemân ki Gâzî Durak Beğ sekiz aded firkatesi ile salt kalup cânib-i erba‘adan ceng-âşûbu görüp gelen yiğitlerden beş yüz kadar yiğitleri firkatelerine doldurup ol ân Larinçe limanından taşra yine küffâr üzre avanta edüp küffâr ile kütâ-küt germâ-germ savaş-ı perhâş etdiğin Ballıbadra ve Holumuç kal‘ası yiğitleri bu ceng-âşûbu duyup yolunda(?) olanlar pür-silâh tarfetü'l-ayn içre gemilere girü[p] derhâl Gâzî Durak Beğ'e imdâd yetişüp küffârın on pâre firkatesin ortaya alup top ve kurşum ile küffârı topa tutulmuş maymûna dönderüp fi'l-hâl küffârın sekiz pâre gemilerini ân-ı vâhidde feth edüp iki küffâr gemisi gerüye firâr edüp Kefalonya cezîresi limanına girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262b ·
metinde göster ·
… ü] temâşâ ederken Mora paşası Hasan Paşa'nın kethudâsı Ballıbadra'dan dörd pâre
firkate ile
bu Holumiç'e gelüp küffâra zahîre veren âdemleri ve zahîre taşıyan gemileri ara …
Hikmet-i Bârî biz bu Holumiç kal‘asın seyr [ü] temâşâ ederken Mora paşası Hasan Paşa'nın kethudâsı Ballıbadra'dan dörd pâre firkate ile bu Holumiç'e gelüp küffâra zahîre veren âdemleri ve zahîre taşıyan gemileri arayarak geldikde biz dahi atlarımız Holumiç'de bırağup kethudâ firkatesine girüp izakilse cezîresi taraflarına avanta edüp cezîreyi seyr [ü] temâşâ ederek gezdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263a ·
metinde göster ·
… smiyesi bu cezîre kadîm-i evvelde dest-i küffârda iken bunda olan cehele küffâr
firkateler ile
henüz feth olmuş Mora vilâyetinde niçe yüz aded ümmet-i Muhammedleri esîr-i pây …
Zakilse dahi derler, ammâ vech-i tesmiyesi bu cezîre kadîm-i evvelde dest-i küffârda iken bunda olan cehele küffâr firkateler ile henüz feth olmuş Mora vilâyetinde niçe yüz aded ümmet-i Muhammedleri esîr-i pây-beste dil-haste etdiklerinde ol ümmet-i Muhammedlere cevr ü cefâ ve îzâ etdiklerinden izakilse deyü nâmı kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263a ·
metinde göster ·
cânib-i kıbleye gidüp cezîre-i Kefalonya'da esîr olan Durak Kapudan'ın hocası K …
Ve bu Zakilse cezîresi cemî‘i Frengistân ve Mağrib'den gelen gemiler bu adayı ü[z]leyüp gelirler, zîrâ gâyet memerr-i nâsdır. Ve bu cezîre-i izakilse etrâfında bir gece dolaşup aslâ küffâra zahîre gider firkate ve kayıklara râst gelmeyüp andan kalkup küffâr havfi çekerek firkatelerimiz ile cânib-i kıbleye gidüp cezîre-i Kefalonya'da esîr olan Durak Kapudan'ın hocası Kara Hasan Hoca'ya küffârdan ıtlâka gitdikde Zakilse'den yigirmi mîl karayelin kertesine serdemend gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… gece inebahtılı Durak Beğ âdemlerinden Mısırlıoğlu nâm gâzî-i megâzî dörd pâre
firkatesi ile
hırsız gibi gelüp izakilse altında liman içre yatır. Yigirmi altı pâre kâfir ka …
Hikmet-i Hudâ temâşâ-yı ibret-nümâ: Ol gece inebahtılı Durak Beğ âdemlerinden Mısırlıoğlu nâm gâzî-i megâzî dörd pâre firkatesi ile hırsız gibi gelüp izakilse altında liman içre yatır. Yigirmi altı pâre kâfir kalyonları ve üç pâre kadırga ve on pâre firkatelerin aralarına vakt-i sabâhda cümle küffâr liman bende(?) sarhoş ve evgâr ve bî-kâr hâb-ı gafletde yatırlarken hemân Mısırlıoğlu dörd pâre palpa ve alesta firkateleriyle zâhir olup bu kâfir gemilerinin arasına aç kurd koyuna ve koyun tuza sunar gibi kâfire sunup sarılıcak hemân sadâ-yı Allâh'a rehâ buldurup bir yaylım top ve bir yaylım tüfeng atup cümle küffâr gemilerinin içlerine dal sâtûr-ı Muhammedî urduklarında hakîr beri tarafda dendân-ı bedenler üzre Holumiç kavmiyle seyr [ü] temâşâ edüp du‘âya meşgûl olduk. Eyle bir ceng-i germâ-germ savaş-ı perhâş-ı bebr-i dilîrâne etdiler kim top u tüfengin bârûd-ı siyâhı dûdı vakt-i sabâhda şeb-i muzlim olup küffâr içre bir girîv u [fer]yâd [u] vâveylâ kopup âfitâb-ı âlem-tâb pertev saldıkda anı gördük, niçe bin küffâr cünd-i melâ‘în kendülerin deryâya atup gark-ı âb olmağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264b ·
metinde göster ·
… ı ve portoyor[oz]ları vardır. Süleymân zamânı başka kapudanı var imiş, beş pâre
firkate ile
deryâyı muhâfaza edermiş. Ba‘dehu ref‘ olmuş, ammâ hakkâ ki bu asırda bu kal‘ay …
Ve cümle (---) aded kal‘a neferâtları vardır. Muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve portoyor[oz]ları vardır. Süleymân zamânı başka kapudanı var imiş, beş pâre firkate ile deryâyı muhâfaza edermiş. Ba‘dehu ref‘ olmuş, ammâ hakkâ ki bu asırda bu kal‘aya bir deryâ kapudanı lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b ·
metinde göster ·
bu cezîreyi urup ihrâk edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imler ile muğtenim olup bu cezî …
Mora'nın Kapo[spata] burnundan bu cezîre-i Çuka kâmil (---) mîldir. Ve bu cezîre dâ’iren-mâdâr altmış mîldir. 283b Bir a‘lâ limanı ve bir metîn kal‘ası var. Hâlâ Venedik Frengi hükmündedir. Hattâ sene 1055 târîhinde Serdâr-ı Mu‘azzam Yûsuf Paşa ile cezîre-i Girid'de kal‘a-i Hanya'yı feth etdikden sonra inebahtılı Gâzî Durak Beğ firkateleri ile bu cezîreyi urup ihrâk edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imler ile muğtenim olup bu cezîreyi görmüşdük. Hamd-i Hudâ bu sâl-i gazâda yine girüp alarkadan önünden geçüp yine orsa orsa gidüp seksen mîlde kıbleye gidüp hamd-i Hudâ cezîre-i Girid'e varup kıyı sıra sıyırdup Kapospata burnu nâm yere vardıkda meğer küffârın sekiz pâre mefret paturuna nâm kalyonları anda yatırlarmış. Hamd-i Hudâ eyyâmları muhâlif olduğundan kaskatı kalup yatırlardı, ammâ bir muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile bir sakarcıklı rûzgâr komu birkaç pâre kadırgalarımız Nazarete limanına düşdü, ammâ gayri cümle kadırgalarımız hamd-i Hudâ selâmetle Hanya limanına girüp ıskarça yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283a–283b ·
metinde göster ·
… afdan atlar kadırgalar ile geçemeyüp cümle asâkir-i İslâm piyâdelerdir. Ba‘dehu
firkateler ile
atlar geçmeğe başladılar.
Ammâ at bâzârı yokdur, zîrâ cemî‘i vüzerâ ve vükelâlar ve a‘yân-ı kibârlar cümle piyâdelerdir, zîrâ henüz dahi karşu tarafdan atlar kadırgalar ile geçemeyüp cümle asâkir-i İslâm piyâdelerdir. Ba‘dehu firkateler ile atlar geçmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b ·
metinde göster ·
Sebeb-i vîrânı oldur kim mâ-tekaddem karşusunda olan Koron kal‘ası gâzîleri
firkateler ile
bu cezîreyi yaka yıka harâb edüp ahâlîleri bir sâ‘at dağlara kaçup bir yalçın d …
Sebeb-i vîrânı oldur kim mâ-tekaddem karşusunda olan Koron kal‘ası gâzîleri firkateler ile bu cezîreyi yaka yıka harâb edüp ahâlîleri bir sâ‘at dağlara kaçup bir yalçın dağ üzre karye-i Pırastoz'u amâr edüp sâkin olurlar. Hâlâ bir âb-ı hayât sulu ve bî-hisâb çeşme-sârlı bâğ-ı cihân-misâl bir ma‘mûr karye olup çeşmelerin ayakları aşağısında serâpâ bâğ u bâğçeler ve müşebbek bostânları bî-hisâbdır ve âb [u] hevâsı latîf bir ferah-fezâ yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334b ·
metinde göster ·
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---)(---) dir. Sene 960 târîhinde Süleymân Hân binâsıdır. Rûmeli eyâleti hâkinde Yanya beğinin hâssıdır kim subaşısı hâkimdir. Ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâlardır. Kethudâyeri ve serdârı ve gayri hâkimleri yokdur, ammâ kal‘a dizdârı ve iki yüz elli aded kal‘a neferâtları ve yedi aded kal‘a ağavâtları ve Pireveze kapudanı var. Üç pâre firkatesi ile deryâda şinâverlik edüp şikâr arar. Cümle levendâtları Cezâyirli esvâbı geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·
… on pâre firkateleriyle cemî‘i Frengistân kâfirlerin korutmuşlardır. Kal‘arın ol
firkateler ile
korutmuşlar. Hattâ şimdiki hâlde kal‘a neferâtlarının nısfı Manya muhâfazasına …
Ve bu Avlonya'nın dahi cemî‘i halkı bahâdır ve gâzî dilâver server hünerver yiğitlerdir kim on pâre firkateleriyle cemî‘i Frengistân kâfirlerin korutmuşlardır. Kal‘arın ol firkateler ile korutmuşlar. Hattâ şimdiki hâlde kal‘a neferâtlarının nısfı Manya muhâfazasına firkateleriyle revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 362b ·
metinde göster ·
… önbeki firkatesi hâzır olup ve on pâre firkate ve sandal, Rodos'dan gelüp bizim
firkate ile
yigirmi bir pâre firkate ve sandal boğazı şaykanın ikisin yedeğe alup donanma-i …
Ve bu cezîrede bâğ u bâğçe yokdur ve suları sarnıcdır. Anı seyr edüp iki günden sonra on pâre Sönbeki firkatesi hâzır olup ve on pâre firkate ve sandal, Rodos'dan gelüp bizim firkate ile yigirmi bir pâre firkate ve sandal boğazı şaykanın ikisin yedeğe alup donanma-i azîm ile şâdumân ederek Sönbeki'den Rodos'a lodos üzre (---) mîl muvâfık eyyâm ile gidüp biz dahi "avanta kürek" deyüp fi'l-hâl Rodos limanı önüne vardıkda bizim alayımızdan bir yaylım top ve tüfeng şâdumânı edince Rodos kal‘asının burc [u] bârûsundan ve mendirek kullesinden bir yaylım balyemez toplar atup kal‘a-i Rodos murg-ı semender-vâr âteş içinde kalup hamd-i Hudâ selâmetle kal‘a-i Rodos'a dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y113a ·
metinde göster ·
… dedinde iken beri tarafda Sultân Mehemmed'in karadan enen iki yüz pâre hâzırbâş
firkateleri ile
şâhkulu Re’îs ejder ininden çıkar gibi çıkup "avanta kanalya" deyüp berg-i hâti …
Ba‘dehu anda lenger-endaht olup ba‘zı nasârâ karaya çıkmak Y 28b sadedinde iken beri tarafda Sultân Mehemmed'in karadan enen iki yüz pâre hâzırbâş firkateleri ile şâhkulu Re’îs ejder ininden çıkar gibi çıkup "avanta kanalya" deyüp berg-i hâtif gibi küffâr gemilerine erüp bi-emrillâh on iki pâre gemiye top u tüfeng atdırmayup feth edüp keşân-ber-keşân çekerek Tershâne bâğçesine getirirken içindeki Fransa kefereleri lehce-i mahsûsları ile;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28a–Y28b ·
metinde göster ·
… hayrların alup merhûmların ruhâniyetlerinden istimdâd taleb edüp yine akabe ve
firkateler ile
Mısır'a bir şâdumân ile gelüp ol hafta Ümmü'l-kıyâs'da Nîl kesimi edüp bir şâdu …
Selîm Hân dahi İskenderiyye'de hayâtda olan kimesnelerin ziyâretine varup du‘â-i hayrların alup merhûmların ruhâniyetlerinden istimdâd taleb edüp yine akabe ve firkateler ile Mısır'a bir şâdumân ile gelüp ol hafta Ümmü'l-kıyâs'da Nîl kesimi edüp bir şâdumânî olmuş kim hâlâ Mısır tevârîhlerinde mastûrdur. Hattâ Selîm Hân ol sürûr [u] şâdumânı görüp Mısır'ı taht edinüp kalmak murâd edindi, cümle ulemâ ve a‘yân-ı devlet rızâ vermediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y56b ·
metinde göster ·