Hemân beriden iki yüz pâre firkate ve kayıklar içre Okmeydânı'ndan gelen guzât-ı müslimîn gemilere girüp salpa demir, avanta kürek, ribaça gemir edüp bir baş on pâre kalyonlara ve on pâre balkarmata kadırgalara cümle guzât-ı müslimîn zenbûr-ı asel, kovana üşer gibi üşüp kıçdan ve başdan ankebût-vâr resenbâzlık edüp kâfir keştîlerine mâl-â-mâl olurlar. Küffâr ise emn [ü] emâna dâhil olduk, bunlar istikbâlimize geldi zan edüp aslâ dest-dırâzlık etmeyüp âsûde dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27b ·
metinde göster ·
kadırga ve kalyeta ile boğaz ağzın alup yatdı. Küffâr dahi cümle gemilerin ol b …
Ale's-sabâh ki oldu Piyâle Kethudâ iki yüz pâre firkate ve kadırga ve kalyeta ile boğaz ağzın alup yatdı. Küffâr dahi cümle gemilerin ol bataklıkdan çıkarup arkaları ile karadan bir gayrı buhayreye koyunca boğaz ağzında Piyâle Kethudâ hâ’ib ü hâsir kalınca kara tarafından Özi eyâletine mutasarrıf Koca Ken‘ân Paşa ve Tatar Hân Selâmet Geray Hân küffârın bu re’y [ü] tedbîr ile firârın görünce Piyâle Kethudâ'ya haber edüp derhâl Piyâle Kethudâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73b ·
metinde göster ·
… e Manya küffârı âsî olup elli bin küffâr ile Malta'ya tâbi‘ olup yüz pâre yarar
firkate ve
balkarmatalar ile Akdeniz içre cezîre-i Rodos'u ve İstanköy'ü ve Sakız'ı ve cez …
Bâ-husûs Mora cezîresi içinde cenûb tarafı nihâyetinde bir burunda sa‘b ve çengelistân yerde Manya nâm bir 75a vilâyet vardır sene (---) târîhinde ecdâd-ı izâmın Ebü'l-feth Mehemmed Hân feth edüp emn [ü] emânda iken bu ân pâdişâhımızın zamân-ı sa‘âdetinde Manya küffârı âsî olup elli bin küffâr ile Malta'ya tâbi‘ olup yüz pâre yarar firkate ve balkarmatalar ile Akdeniz içre cezîre-i Rodos'u ve İstanköy'ü ve Sakız'ı ve cezîre-i Susam'ı ve İlimni ve Midilli cezîrelerinin kurâ ve kasâbatların nehb ü gâret edüp her sene re‘âyâlarından harâc u bâc alup diyârların târâc ve halkını ac u zâc ve bir habbeye muhtâc eder oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 74b–75a ·
metinde göster ·
… ma-yı hümâyûn ile yüz elli pâre kadırga ve kalita ve başdarda iki yüz elli pâre
firkate ve
iki yüz pâre şayka ve karamürsel ile cümle-i cümele dörd yüz pâre yelken keştî …
Beri tarafda bizimle donanma-yı hümâyûn ile yüz elli pâre kadırga ve kalita ve başdarda iki yüz elli pâre firkate ve iki yüz pâre şayka ve karamürsel ile cümle-i cümele dörd yüz pâre yelken keştî ile kırk bin deryâ askeri pür-silâh olup Kapudan Siyâvûş Paşa ve Tershâne Kethüdâsı Piyâle Kethüdâ ve Yeniçeri ağası (---) Ağa re’yiyle mezkûr Anapa Limanı'ndan salpa demir edüp fırışka rüzgâr ile nehr-i azîm Kuban suyu Karadeniz'e mahlût olduğu mahalli geçüp yedinci milde Taman kal‘ası önünden ubûr edüp andan Kilisecik Burnu ki sol tarafımızda Kırım cezîresi burnundadır, karşu tarafı sağ tarafımızda Taman cezîresinde Çoçka Burnu'dur, bu iki burunun mâbeyni bir mildir, bu boğazdan içerisine Azak denizi derler sığ deryadır. Bu boğazdan içeri girüp eyyâm-ı muvâfık ile (---) milde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b ·
metinde göster ·
… himmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve
firkate ve
çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
… âre kadırga ve başdarde ve kalita ve on iki kara ejdehâ-misâl mavna ve yüz pâre
firkate ve
karaka ve karavana ve kalyon ve bürten ve binek ve potaç ve şıtıye ve şayka ve …
Bu fetvâ-yı şerîfi pâdişâh-ı Cem-cenâb destine alup gûya bir habl-i metîne yapışdı. Ol gün Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri ziyâretine varup anda Şeyhülislâm (---)(---) Efendi kemerine iki yerden "niyyetü'l-gazâ" deyüp 269b Hazret-i Ömer kılıcın bend kılup Tershâne bâğçesine göç edüp iki yüz pâre kadırgayı cemî‘î levâzımâtıyla itmâm edüp asâkir-i İslâm ile leb-ber-leb etdi. Ve elli pâre kadırga Unkapanı'nın iskelesine yanaşup donanma ağası (---)(---) Ağa ve kul kethüdâsı ve başçavuş ve serdâr-ı mu‘azzam muhzırı ve cümle otuz altı oda yeniçeri ve cümle on bin mevcûd ism [ü] resmli yeniçeri ve on oda topçu ve on oda cebeci, bunlar dahi beş bin asker olup yeniçeriler kadırgalara ve topçu ve cebeciler mavnalara girüp âmâde oldular. Beri cânibden eyâlet-i Rûmeli eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, kapusu askeriyle ve eyâletinde olan yigirmi dörd sancak beği askerleriyle cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar yigirmi iki bin seksen asker cebelüleri ve beldârları ile cümle yigirmi yedi bin asker olup Boğazhisâra gitmeğe me’mûr oldular. Ve Mora ve Sirem ve Semendire ve Bosna ve Hersek sancakları Mora cezîresinde Benefşe kal‘asında gemilere girmeğe me’mûr oldular. Ve eyâlet-i Anadolu'da olan vezîr (---) Paşa, on dörd sancağında olan cümle kılıç ve ze‘âmet 199 ve kılıç timar 5589'dur, bu erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelüleri ile ve beldâr [u] çerâhorlarıyla ve paşasının askeriyle cümle yigirmi bin askeri müsellah olup Boğazhisâr'a me’mûr oldular. Ve eyâlet-i Kapudan Paşa ve eyâlet-i Şâm ve eyâlet-i Haleb ve eyâlet-i Diyârbekir ve eyâlet-i Mar’aş ve eyâlet-i Adana ve eyâlet-i Karaman ve eyâlet-i Sivas ve eyâlet-i Tarabefzûn, bu eyâletler cümle paşası askeriyle ve timar ve ze‘âmet sâhiblerinin kânûn üzre cebelüleri ile cümle yetmiş bin asker olup cümlesi Boğazhisâr'da gemilere girmeğe me‘mûr oldular. Ve cümle asker sürücü hasekiler ve kapucubaşılar cümle eyâlet askerlerin Boğazhisâr'da âmâde etdiklerinin haberi gelince Âsitâne-i sa‘âdetde dörd aşağı bölükler dahi keştîlere ağalarıyla girüp âmâde oldular. Bin elli (---) nevrûz-ı sultânîsinde Sarâyburnu'nda iki yüz pâre kadırga ve başdarde ve kalita ve on iki kara ejdehâ-misâl mavna ve yüz pâre firkate ve karaka ve karavana ve kalyon ve bürten ve binek ve potaç ve şıtıye ve şayka ve karamürsel ve darbuna nâm keştîlere dahi lağımcı ve beldâr [u] çerâhor ve mühimmât, levâzımat [u] cebehâneler koyup cümle yedi yüz pâre yelken Sarâyburnu'ndan lenger-endaht olup cümle ser-i kârda olan a‘yân-ı kibâr gemilerinin filikalarına süvâr olup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa köşkünde cümle ulemâ ve sulehâ [ve] vüzerâlar ile huzûr-ı İbrâhîm Hân'a varup cümle sefer-i hümâyûna me’mûr olan vüzerâ ve mîr-i mîrân kapudanlara ve ağalara ve çorbacılara bin yedi yüz aded hil‘at-ı fâhireler giydirilüp du‘â-yı hayr [u] senâ ile herkes gemilerine gidüp Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa ve Şeyhülislâm kalup pâdişâh-ı Aristo-tedbîr, Yûsuf Paşa serdârın destin destine alup ikisi bir kûşeye varup İbrâhîm Hân eydür "Bak a Yûsuf, sen ne cânibe sefere gidersin" dedi. Yûsuf Paşa eyitdi "İnşâallahu Te‘âla Malta gazâsına giderim" dedi. İbrâhîm Hân eydür "İnşâallah bi-takdiri'l-Hayyi'l-Kayyûm cezîre-i Girid gazâsına seni me’mûr eyledim. Olmaya kim bu cevâbı bir âdeme ifşâ idesin. Aslâ bir ferd-i âferîdenin rûhunun haberi olmasın. Malta gazâsına me’mûruz, demeden gayrı ağzından bir cevâb sâdır olmasın. İbtidâ yolun üzerinde olan cezîre-i Girid önünden ubûr edüp Malta'ya doğru azîmet eyle. Ba‘dehû Mora cezîresinde bir iki gün mihmân olup andan bir gice kalkup gerü cezîre-i Girid'e avdet edüp vakt-i Şâfî‘îde cezîre-i Girid'e asker döküp ibtidâ Todori kal‘alarını feth edüp bir sığınup yatacak yer eyle, andan kal‘a-i Hanya'ya er döküp muhâsara edüp feth eyle. Sana nasîhat [ve] vasiyyetim budur. İnşâallah ba‘de'l-feth mansûr ve muzaffer geldikde sana ıvazın ederim ki huzûr-ı Hakka yüzü ak gidesin. Ammâ su‘âl edenlere Malta'ya giderim, deyü gidesin kim sâ’ir düşman haberdar olmaya. Zîrâ "Üstür zehebeke ve zihâbeke ve mezhebek' buyurmuşlardır" deyü İbrâhîm Hân Yûsuf Paşa'ya bu gûne tenbîh ü te’kîd edüp iki kat zer-ender-zer hil‘at-i fâhire giydirüp "Yürü Allahu Rabbi'l-âlemîn mu‘în ü zahîrin olsun" 270a deyü hayr-du‘â ile Yûsuf Paşa zemîn bûs edüp kayığıyla başdardaye gelüp Müneccimbaşı Çelebi Efendi ve Müneccim Hasan Kefrî ve Müneccimek Efendi ve Sadreddînzâde Efendi, bunlar fünûn-ı eflâkde her biri tekmîl-i fünûn etmiş kimesnelerdir, bunlar ilm-i usturlâb üzre gördüler kim sa‘d sâ‘at dâhil olunca serdâr-ı mu‘azzama eyitdiler: "Sultânım, bu ân eyyâm-ı sa‘ddir, hareket buyurun!" Dedikleri gibi hemân Kapudan Paşa-yı Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa "salpa demir" deyüp beş yüz yerden çeng-i harbîler çalınup ibtidâ başdardaden gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ba‘dehû bir yaylım tüfenk ve bir yaylım toplar sadâları evc-i âsumâna peyveste olup rûy-ı deryâ barud-ı siyâh dûdından Bahr-i siyâh dibelik siyâh oldu. Ve gülbâng-ı Muhammedî sadâsından zemîn u âsumân pür olup bu minvâl üzre üç yaylım tüfenk ü top ve gülbâng-i şâdmânî olup başdarda-i hümâyûn ibtidâ avanta edüp çalıcı mehterbaşısı segâh faslı ederek Sinân Paşa Köşkü önüne geldikde Musâhib Yûsuf Paşa pâdişâhı ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa'yı selâmlayup ubûr edince cümle keştîler alay alay turna katarı Sarâyburnu'ndan taşra çıkınca cemî‘î keştîler bâdbânların küşâde kılup bir yaylım top dahi şâdmânları edüp cümle keştîler murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup eyyâm-ı muvâfık ile Akdeniz'e doğru müteveccih oldular. Cümle ahâlî-i İslâmbol bu eyyâm-ı mübârekde eyyâm-ı muvâfık oldu. "İnşâallah mansûr ve muzaffer olurlar" deyü elsine-i nâsda güft u gû olup cümle ibâdullah hayr du‘â etdiler. Bu hakîr dahi Yûsuf Paşa efendimizin mü’ezzinbaşısı olup başdarda-i hümâyûnda Hazîne Kâtibi İbrâhîm Çelebi ile mankadaş olup şîr-hor-ı mâ ve katr-i nebât yiyerek mu‘azzez ve mükerrem zevk u safâ ile bir gün bir gicede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 269a–270a ·
metinde göster ·
Bu kulle etrâfında sağîr ü kebîr otuz aded kayıklar ve
firkate ve
ıskanpaviyeler var idi kim sâhibleri cümle kal‘a etrâfında olan bâğlarda ayş [u …
Bu kulle etrâfında sağîr ü kebîr otuz aded kayıklar ve firkate ve ıskanpaviyeler var idi kim sâhibleri cümle kal‘a etrâfında olan bâğlarda ayş [u] işretlerde iken kal‘a muhâsara olunca kayık sâhibleri cümle bâğlarda kalup pinhân oldular, ammâ kayıklarda olan kâfirler bu kal‘a muhâsarasın görüp hemân "Avanta" deyüp liman boğazından taşra çıkmağa cân atarken hemân serdârımız Yûsuf Kethüdâ liman ağzının yemîn ve yesârına beşer yüz tüfengli gönderüp varan firkatelere kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup aslâ bir gemi taşra çıkamayup yine liman ortasındaki kal‘alı adacığa geldiler. Birkaçı kal‘anın deryâ tarafında kapusuna yanaşdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145a ·
metinde göster ·
… r. Ve bu cezîre-i izakilse etrâfında bir gece dolaşup aslâ küffâra zahîre gider
firkate ve
kayıklara râst gelmeyüp andan kalkup küffâr havfi çekerek firkatelerimiz ile câ …
Ve bu Zakilse cezîresi cemî‘i Frengistân ve Mağrib'den gelen gemiler bu adayı ü[z]leyüp gelirler, zîrâ gâyet memerr-i nâsdır. Ve bu cezîre-i izakilse etrâfında bir gece dolaşup aslâ küffâra zahîre gider firkate ve kayıklara râst gelmeyüp andan kalkup küffâr havfi çekerek firkatelerimiz ile cânib-i kıbleye gidüp cezîre-i Kefalonya'da esîr olan Durak Kapudan'ın hocası Kara Hasan Hoca'ya küffârdan ıtlâka gitdikde Zakilse'den yigirmi mîl karayelin kertesine serdemend gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… p bî-bâk ü bî-pervâ liman kapusundan içeri gece ile niçe yüz kayık ve sandal ve
firkate ve
balkarmata nâmân gemileriyle kal‘aya imdâdın kor idi, zîrâ deryâ kendinin hükmü …
Küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karârın elli pâre kalyonlarıyla imdâdı gelüp bî-bâk ü bî-pervâ liman kapusundan içeri gece ile niçe yüz kayık ve sandal ve firkate ve balkarmata nâmân gemileriyle kal‘aya imdâdın kor idi, zîrâ deryâ kendinin hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291b ·
metinde göster ·
… lki deminki kalyonların firkatesidir ve belki sulh [u] salâh içün tecessüs eder
firkate ve
kalyonlardır" dediklerinde taraf taraf,
"Bunu kovmak ma‘kûl değildir. Belki deminki kalyonların firkatesidir ve belki sulh [u] salâh içün tecessüs eder firkate ve kalyonlardır" dediklerinde taraf taraf,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 331a ·
metinde göster ·
… olup giderken Susam boğazından beri iki pâre kâfir kalyonu ve iki pâre tartına
firkate ve
iki küçük ıskanpaviye nâm gemiler bizi görünce cümle levendâtlarımız âlât-ı sil …
Anı ubûr edüp Teke burnu nâm bir mahûf yerdir. Susam cezîresinden çıkan gemi bu burunu üzler, keştîbânlar mâbeyninde meşhûr burundur. Ve gâyet mahûf u muhâtara girdâb yerdir. Hattâ keştîmiz az kaldı kim zifoz sağanağından kapanayazdı. Ammâ hamd-i Hudâ keştîbânlarıımız gâyet üstâd idiler. Derhâl dümeni rûzgârın altına çevirüp gemimiz halâs oldu. Bu girdâbdan halâs olup giderken Susam boğazından beri iki pâre kâfir kalyonu ve iki pâre tartına firkate ve iki küçük ıskanpaviye nâm gemiler bizi görünce cümle levendâtlarımız âlât-ı silâha el edüp hâzırbâş oldular. Hemân re’îsimiz Hatîboğlu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y63a ·
metinde göster ·
… bir liman-ı azîm vardır. Boğazı dolmak ile Y 107a iri keştîler giremez. Ammâ
firkate ve
kayıklar girir. Eğer tathîr olsa a‘lâ limandır. Sekiz rûzgârdan mahfûz bir lima …
Ve bu varoş ile iç kal‘a mâbeyninde bir liman-ı azîm vardır. Boğazı dolmak ile Y 107a iri keştîler giremez. Ammâ firkate ve kayıklar girir. Eğer tathîr olsa a‘lâ limandır. Sekiz rûzgârdan mahfûz bir limandır. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile dolmuşdur, ammâ tathîr olsa iki yüz keştî alur. Ve hâlâ bu kal‘anın asâleten limanı yokdur. Ancak kal‘anın şark cânibinde demir kuvveti ile yatılır ammâ güntoğusu gâyet pek dokunur ammâ batıdan ve keşişlemeden ve lodosdan halâs olup kal‘a dibinde a‘lâ yatakdır. Ve ba‘zı küçük kayıklar eski limandadır. Ve tabahâne elli dükkândır. Ol mahalde gemiler demir üzre yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106b–Y107a ·
metinde göster ·
… Anı seyr edüp iki günden sonra on pâre Sönbeki firkatesi hâzır olup ve on pâre
firkate ve
sandal, Rodos'dan gelüp bizim firkate ile yigirmi bir pâre firkate ve sandal bo …
Ve bu cezîrede bâğ u bâğçe yokdur ve suları sarnıcdır. Anı seyr edüp iki günden sonra on pâre Sönbeki firkatesi hâzır olup ve on pâre firkate ve sandal, Rodos'dan gelüp bizim firkate ile yigirmi bir pâre firkate ve sandal boğazı şaykanın ikisin yedeğe alup donanma-i azîm ile şâdumân ederek Sönbeki'den Rodos'a lodos üzre (---) mîl muvâfık eyyâm ile gidüp biz dahi "avanta kürek" deyüp fi'l-hâl Rodos limanı önüne vardıkda bizim alayımızdan bir yaylım top ve tüfeng şâdumânı edince Rodos kal‘asının burc [u] bârûsundan ve mendirek kullesinden bir yaylım balyemez toplar atup kal‘a-i Rodos murg-ı semender-vâr âteş içinde kalup hamd-i Hudâ selâmetle kal‘a-i Rodos'a dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y113a ·
metinde göster ·
… e on pâre firkate ve sandal, Rodos'dan gelüp bizim firkate ile yigirmi bir pâre
firkate ve
sandal boğazı şaykanın ikisin yedeğe alup donanma-i azîm ile şâdumân ederek Sön …
Ve bu cezîrede bâğ u bâğçe yokdur ve suları sarnıcdır. Anı seyr edüp iki günden sonra on pâre Sönbeki firkatesi hâzır olup ve on pâre firkate ve sandal, Rodos'dan gelüp bizim firkate ile yigirmi bir pâre firkate ve sandal boğazı şaykanın ikisin yedeğe alup donanma-i azîm ile şâdumân ederek Sönbeki'den Rodos'a lodos üzre (---) mîl muvâfık eyyâm ile gidüp biz dahi "avanta kürek" deyüp fi'l-hâl Rodos limanı önüne vardıkda bizim alayımızdan bir yaylım top ve tüfeng şâdumânı edince Rodos kal‘asının burc [u] bârûsundan ve mendirek kullesinden bir yaylım balyemez toplar atup kal‘a-i Rodos murg-ı semender-vâr âteş içinde kalup hamd-i Hudâ selâmetle kal‘a-i Rodos'a dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y113a ·
metinde göster ·
kalyeta Mısır Bulağı'na gelüp bir azîm şâdumânlar edüp cümle gemileri zîb [ü] z …
Donanma-yı hümâyûndan iki yüz pâre firkate ve kalyeta Mısır Bulağı'na gelüp bir azîm şâdumânlar edüp cümle gemileri zîb [ü] ziynete müstağrak edüp Selîm Şâh müfîd [ü] muhtasar on bin mikdârı müsellah asker ile merâkiblere süvâr olup Bulak'dan avanta etdükde bir yaylım top u tüfeng şâdumânı ederek Nîl'in Dimyât cânibindeki tarafında iki yüz pâre şehri seyr [ü] temâşâ ederek beş yüz mîlde bender-i şehr-i kal‘a-i Dimyât'a varup Şeyh Ebü'l-feth kurbunda serâperdesin kurup a‘yân-ı vilâyetden on Mısır hazînesi hedâyâ gelüp cümle halka ihsân [u] in‘âmlar edüp Dimyât kal‘asından bir yaylım top u tüfengler atılup Merecü'l-bahreyn'e varup gusl edüp Hazret-i Mûsâ ile Hazret-i Hızır'ın mülâkat oldukları yerde ibâdet edüp yine şehr-i Dimyât'a gelüp Şeyh Şatâ hazretlerin ziyâret edüp cümle kibâr-ı evliyâullâhları dahi ziyâret edüp ruhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp acı deryâ ile bir günde bender-i şehr-i Reşîd'e vardıkda leb-i deryâdaki kal‘a-i Tiyen'den Y 55b top u tüfeng şâdumânları olup şehr-i Reşîd'de karâr eder. Cümle a‘yân-ı vilâyet hedâyâların arz edüp kal‘a miftâhların teslîm ederler. Anda Köm Efrâh'ı ve cemî‘i kibâr-ı evliyâullâhı ziyâret edüp ibâdullâh hammâmına girüp gusül eder. Hâlâ halvethânesi mesdûd olup halvetdir, meğer bir hasta içün açarlar, bi-emrillâh girüp şifâ bulması mukarrer [ü] mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y55a–Y55b ·
metinde göster ·
… r-i zemînden gelir, bürke içinde hânedân sâhiblerinin Y 132b kendilere mahsûs
firkate ve
filika ve kayıkları vardır, birbirlerinin sarâylarına kayıklarla varup gelirler …
İkinci, Fîl bürkesidir: Bu bürke Özbekiyye bürkesinden sehel küçükdür, ammâ cânib-i erba‘ası ol kadar ma‘mûr [u] âbâdândır kim bir zirâ‘-ı Mekkî P 205b arz-ı hâliye yeri yokdur, kat-ender-kat kâ‘a ve fıskıyye havuzlu ve bâğ-ı İremli hânedânlardır. Ve havâsı gâyet latîfdir. Cenûbdan şimâle tûlânî vâki‘ olmuş bir bürke-i azîmdir. Ve bunda âyende vü revende kayıkları girüp çıkacak yeri yokdur, Nîl'den suyu Yenikapu Q 207b tarafında zîr-i zemînden gelir, bürke içinde hânedân sâhiblerinin Y 132b kendilere mahsûs firkate ve filika ve kayıkları vardır, birbirlerinin sarâylarına kayıklarla varup gelirler. Gâyet ehl-i ırz yeri bürkedir kim şehr-i Mısır'ın müzdehim ma‘mûr [u] âbâdân yerinde vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132a–Y132b ·
metinde göster ·
… m metâ‘ların götürüp getirmededir. Yılda on bin pâre gemi ve kayasa ve cerim ve
firkate ve
şayka ve kalyeta gelüp Rûm'dan ve Nîl'le Fûncistân'dan metâ‘ getirirler. Cemî‘i …
Ve cemî‘i esvâkları ol kadar izdihâmdır kim âdem deryâsından omuz omuzu sökmez. Zîrâ ekâlîm-i seb‘anın âdemleri bu benderdedir. Cümle yedi iklîm metâ‘ların götürüp getirmededir. Yılda on bin pâre gemi ve kayasa ve cerim ve firkate ve şayka ve kalyeta gelüp Rûm'dan ve Nîl'le Fûncistân'dan metâ‘ getirirler. Cemî‘i vilâyetin benderidir. Ve cümle halkı tüccârdır ve gemi binâ edici neccârdır. Ve cemî‘i gılâl ve me’kûlât u meşrûbât ve ahşâbât bu Bulak'da mevcûd olup ganîmet benderdir. Ve dahi iskele başında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y135a ·
metinde göster ·
… ve kapudanın ve'l-hâsıl Mısır a‘yân [u] eşrâfının bin bin iki yüz pâre akabe ve
firkate ve
kayıklar ve cerimler ve kayasalar ve sandalları atlas [u] dîbâ ve şîb P 211b …
Ve şehr-i Bulak Sebtiyye'sinde paşa kethudâsının ve şehir havâlesi ve dîvân efendisi ve kapucular kethudâsının ve risâle ağası ve gümrük emîninin ve anbâr emîni ve nâzırın gûnâ-gûn müzeyyen akabeleri ve Mısır'ın yigirmi aded ümerâların ve yedi bölük ağalarının ve Çerkes beğlerinin ve kadıasker ve nakîbü'l-eşrâfın ve rûznâmeci ve defterdâr ve kapudanın ve'l-hâsıl Mısır a‘yân [u] eşrâfının bin bin iki yüz pâre akabe ve firkate ve kayıklar ve cerimler ve kayasalar ve sandalları atlas [u] dîbâ ve şîb P 211b ü zerbâft ve kâmhâ ve dârâyî vâlây kâlây ile cümle gemiler zer-ender-zer zerbâflara müstağrak edüp elvân elvân zerdûz bayraklar ve filandıra ve sancağ u tuğlar zeyn ederler. Ve'l-hâsıl geminin Y 151a bir alat reseni tehî değildir, cümle tezyîn olunmuşdur. Ve cümle gemilerin enderûn [u] bîrûnu âlât-ı silâh-ı mütenevvi‘a ile müzeyyen ederler kim gûyâ cenge âmâdedirler. Ol gün ol kadar gemi müzeyyen olur kim Sebtiyye kasrından ve Bulak'dan ve kasr-ı Ayn'dan ve Eski Mısır'dan tâ Kadem-i Nebî'ye varıncaya dak üç sâ‘at yerdir, Nîl'in yüzü keştî ile mâl-â-mâl olup gûyâ bir lâlezâr hıyâbân gemi ormanıdır. Beri tarafdan bir âdem karşu tarafa gemiden gemiye pertâb ederek ubûr etmek mümkündür, tâ bu mertebe izdihâm olur. Ve cemî‘i ahâlî-i Mısır Nîl kesimine âmâde oldukların paşa istimâ‘ edüp alaylar yürümeğe başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150b–Y151a ·
metinde göster ·
… r gemilerle gelmek âsân olup iki bin pâreden ziyâde akabe ve cerim ve kayasa ve
firkate ve
sandallar ile âdem deryâsı deryâdan cem‘iyyet-i kübrâ olur.
Ve bu Dessûkî mevlûdunun Bedevî mevlûdundan ziyâde müzeyyen olması Nîl kenârında vâki‘ olmağile İskenderiyye ve Abâhûr ve Reşîd ve Dimyât ve Burlos'dan ve sâ’ir Nîl kenârında olan şehirlerden tâ Sa‘îd-i âlî'ye varınca cümle züvvâr u tüccâr gemilerle gelmek âsân olup iki bin pâreden ziyâde akabe ve cerim ve kayasa ve firkate ve sandallar ile âdem deryâsı deryâdan cem‘iyyet-i kübrâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303a ·
metinde göster ·
… dım liman-ı kebîrdir. Ve ağzı sehl lodos cânibine nâzırdır. Ve cümle kadırga ve
firkate ve
çekeleve ve tartınar ve balkarmata ve kalyeta makûlesi gemiler birer yedek ip i …
Ve bu limandan gayrı varoşun sol cânibinde Kadırga liman-ı azîmidir. Liman ağzındaki Alî Paşa burcundan tâ iç kal‘a köşesine gelince bu liman leb-i deryâ ile kâmil on dörd bin adım ihâta eder bir liman-ı azîmdir kim sekiz rûzgâr-ı zorkârdan emîn bir liman-ı vasî‘dir. Ammâ bu liman ağzından taşra sekiz rûzgâr kertesinden mahfûz yerleri ile yigirmi bin adım liman-ı kebîrdir. Ve ağzı sehl lodos cânibine nâzırdır. Ve cümle kadırga ve firkate ve çekeleve ve tartınar ve balkarmata ve kalyeta makûlesi gemiler birer yedek ip ile bağlayup bî-havf u haşyet yatırlar, a‘lâ yatakdır. Eski İskenderiyye tarafından bu limana girmek iktizâ etse alâmeti oldur kim kızıl kızıl Y 326a topraklı yarlar vardır, dahi beş mîl alarkasında alçak alçak kayalar vardır, kıyı ile limana gitmeyüp bir mîl alarka limana girmek gerekdir. Ve bu limanın ağzında lodos cânibinde mukaddemâ tavsîf olunan iç kal‘a burcu topları ile bu liman içre kuş uçurmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y325b–Y326a ·
metinde göster ·
… alabanda toplar atup deryâya çıkup gitdükde derhâl beri kal‘a tarafında kayığ u
firkate ve
limanda yatan gemi sandallarına asker dolup küffârın alduğı Ömer Ağa şaykasına …
Hamd-ı Hudâ öbür gemiye dahi bir top-ı kûp isâbet edüp rahnedâr olunca der-ân demirlerin kesüp bâdbânların küşâde kılup sağa sola tiramola edüp dâğ-ı derûnundan kal‘a cânibine bir kat alabanda toplar atup deryâya çıkup gitdükde derhâl beri kal‘a tarafında kayığ u firkate ve limanda yatan gemi sandallarına asker dolup küffârın alduğı Ömer Ağa şaykasına varup yetişüp sadâ-yı Allâh Allâh ile şâdumânîler ederek limana çeküp Ömer Ağa tâze cân buldu. Ve içinde yüz kırk beş ibâdullâhın pâ-bendlerin şikest edüp halâs edüp ol gün îd-i adhâ olup cümle ibâdullâh hakîre hayır du‘â etdiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y331a ·
metinde göster ·
kalyon ve şayka Reşîd'e girüp çıkmak dilese liman re’îsi izni olmayınca girüp ç …
Eğer bir firkate ve kalyon ve şayka Reşîd'e girüp çıkmak dilese liman re’îsi izni olmayınca girüp çıkmağa kâdir değildir. Gâyet müşkil boğazdır, her sene niçe gemi helâk olur. Ammâ liman re’îsi dâ’imâ boğaz ağzında küçük kayıklar ile elinde sırıklar ile deryâyı ölçer durur. Ve ba‘zı yerlere kabakları ipler ile bağlayup bırağır, hîn-i mahalde gemileri ol mahalden geçirirler. Eğer liman re’îsi bir gemiye kulağız alup geçirirken gemi gark olsa şer‘an liman re’îsine zamân lâzım gelir, kânûn-ı kadîm budur. Anıniçün liman re’îsi her âyende vü revende gemiden kırkar ve ellişer guruş alır. Ve liman re’îsi dahi Mısır paşasına bin guruş küşûfiyye verüp her sene berâtın tecdîd ederler. Ve bu kulağuz bir nesildir, gayrı kimesneler bilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y336a ·
metinde göster ·