… e varup müşerref oldukda Murtezâ Paşa efendimizin mektûbları ve pervâne yayı ve
Frengî
hâre hedâyâların verdiğimizde cihân kadar hazzedüp muhabbetnâmeler kıra’et olun …
Hudûd-ı arz-ı Hâsân, şehr-i kadîm Marmâşim ya‘nî kal‘a-i Gazzetü'l-Hâşim: Bu şehr-i kadîme kadem basınca doğru hâkim-i vilâyet olan Hüseyin Paşa hânesine varup müşerref oldukda Murtezâ Paşa efendimizin mektûbları ve pervâne yayı ve Frengî hâre hedâyâların verdiğimizde cihân kadar hazzedüp muhabbetnâmeler kıra’et olunup "Belî deynimizdir. İnşâallah sizinle gönderüp edâ-yı deyn ederiz" deyü hakîre bir hâne-i bî-minneti tehniye edüp paşa ile şeb [u] rûz sohbet-i hâs ederdik. Meğer paşa bir sebük-rûh ve yârândan Hâtem-i Tayy gibi sâhib-i kerem münşî ve müverrih kimesne imiş. Bu hakîrin seyâhate tâlib ü râgıb olduğunu kendülerinin ma‘lûm-ı şerîfleri olup şehrin ulemâ vü sulehâ ve müverrihînin cem‘ edüp şeb [u] rûz niçe tevârih-i kütüb-i mu‘tebereler tetebbu‘ edüp anlardan istihrâc etdiğimiz üzre ba‘de't-Tûfân imâr olan şehr-i kadîmlerin biri dahi bu mahrûse-i Gazzetü'l-Hâşim'dir. Bi-kavli Müverrih ibn Zolak ve el-Hıtatı'l-Kazâ‘î ve Târîhu't-Tecrîd fi's-Sahâbe li-Zehebî nâm tevârîhlerdir kim evsâf-ı Gazze anlardan me’hûzdur kim ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Mermaşim ibn Sâm ibn Nûh aleyhi's-selâmdır. Bu Mermaşim bin yüz elli sene mu‘ammer olup Arz-ı Hâsân [u] Teberîstân'da niçe şehirler binâ edüp bu Gazze'yi Marmâşim'den üç mil ba‘îd bir şehr-i azîm inşâ edüp ismine Marmâş kodu. Hâlâ Buhtunnasr'dan berü harâbdır. Hâlâ bir büleyde-misâl kalmışdır. Calinus-ı hakîm zamân-ı imâretinde anda medfûndur. Ammâ bu Gazze nazargâh-ı evliyâ ve enbiyâ olmağıla hâlâ ma‘mûrdur. Ve niçe bin düvelden düvele düşüp âhir-ı kâr Mısır hulefâlarından Âl-i Çerâkise Sultân Gavrî destinden Âl-i Osmâniyân'dan Selîm Hân-ı Evvel sene 922 târîhinde feth edüp Şâm eyâletinde sancak beği tahtıdır. Mîr-i livâsının taraf-ı pâdişâhîden hâssı 508.338 akçedir ve erbâb-ı zu‘amâsı 7 ve erbâb-ı timari 107. Kânûn üzre cebelüleri ile cümle bin yüz elli asker olup paşası ve alaybeğisi livâsı altında sefer eşerler. Üç yüz akçe şerîf kazâdır. Cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâlarından beher sene ber-vech-i adâlet kadıya dörd bin guruş ve paşasına seksen bin guruş hâsıl olur. Sancağ-ı mezbûr gâyetü'l-gâye ma‘mûr vilâyet-i âbâdândır. Ve mezâhib-i erba‘adan tekmîl-i fünûn etmiş şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve şehrinin a‘yân u eşrâfı ve kibâr-ı ulemâ vü sulehâları, vâfir ve muhteşem sipâh tâ’ifesi ve ehl-i tüccârı ve ankâ ehl-i hizmetleri ve ehl-i hırefleri vardır. Şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve şehir muhtesibi ve şehir bâcdârı vardır. Zîrâ bu şehir mü’ebbed kayd-ı hayât ile Hüseyin Paşa'nın, Selîm Hân'dan beri mülk-i mevrûs ocaklıkları olmağıla cümle muhtesib ve bâcdârının ebvâb-ı mahsûlâtları paşanın hâssıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47b ·
metinde göster ·
… berk edüp cümle helâlleşüp dal-sâtûr-ı Muhammedî ve balta ve külüng ve tüfeng-i
Frengî
ile âmâde olup üç kol asker edüp biri sağ ve biri sol olup bir kolu pusuda sakl …
"Bire âdemler dahi kâfir görmedik ve bir elbeşti kadar ceng etmedik ve asker-i İslâm yakın iken bir haber almadık. Hemân bi'z-zarûrî cümlemiz kırılınca ceng ederiz" deyü yemîn billâh ve kasem tallâh edüp tuza ve etmeğe ve kılıca ve Kelâm-ı İzzet'e el urup cümle heybelerimizi ve terkide yağmurluk ve esvâblarımızı cümle bir yere yığup birez atı kalmış âdemler ile hakîrin gulâmların koyup cümle bin dörd yüz 8a aded salt atlı gâzîler cümle atlarımızın zîr-i zeber tenklerin berk edüp cümle helâlleşüp dal-sâtûr-ı Muhammedî ve balta ve külüng ve tüfeng-i Frengî ile âmâde olup üç kol asker edüp biri sağ ve biri sol olup bir kolu pusuda saklı koyup bizler dahi âheste âheste giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b–8a ·
metinde göster ·
… e bu kal‘a-i Kaşa iremi kurbunda bir vâdîde bir amîk su kuyusu vardır. Ol sudan
frengî
demir üzre dökseler der-ân ol frengî demir kırmızı bakır olur. Hakîrin gulâmlar …
Orta Macar ve Kurs banı Macarı hükmünde olduğu bâlâda Alî Paşa asrında murâd [u] merâmımız üzre seyr [ü] temâşâ etdiğimiz mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ şimdi yine temâşâ etdiğimizde bu kal‘a-i Kaşa iremi kurbunda bir vâdîde bir amîk su kuyusu vardır. Ol sudan frengî demir üzre dökseler der-ân ol frengî demir kırmızı bakır olur. Hakîrin gulâmları heybelerinde birer geyim na‘l var idi. Bu suyun evsâfın kulağızlardan istimâ‘ edüp hâtıra hutûr etdi, zîrâ Alî Paşa senesinde bu suyu demire sürüp bakır olmuşdu. Hemân yine heybeden bir geyim na‘l çıkarup bu kuyu suyundan sürünce ân-ı vâhidde na‘ller kırmızı nuhâs-ı hâs olup serdârımız Hısım Mehemmed Paşa'ya ve Cerrâh Kâsım Paşa'ya getirüp gösterdikde anlar âlem-i hayretde kalup fi'l-hâl kendü âdemlerin şîşeler ile mezkûr kuyuya gönderüp suyun getirüp na‘llere sürdüler. Ol ân kırmızı bakır oldular. Meselâ nice kırmızı bakırı sarp sirkeye kosalar fi'l-hâl bakır mahv olup cengârî boya olduğu gibi mezkûr kuyunun suyun demire sürseler ol ân demir kırmızı bakır olur. Kaşa şehri kurbunda meşhûr-ı âfâk kuyudur. Arapça Ammâ bu hâk-i pâk-i anber-hâkde çok ibret-nümâlar vardır. Lâkin tahrîr etsek seyâhatimize mâni‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 89b ·
metinde göster ·
… vâdîde bir amîk su kuyusu vardır. Ol sudan frengî demir üzre dökseler der-ân ol
frengî
demir kırmızı bakır olur. Hakîrin gulâmları heybelerinde birer geyim na‘l var i …
Orta Macar ve Kurs banı Macarı hükmünde olduğu bâlâda Alî Paşa asrında murâd [u] merâmımız üzre seyr [ü] temâşâ etdiğimiz mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ şimdi yine temâşâ etdiğimizde bu kal‘a-i Kaşa iremi kurbunda bir vâdîde bir amîk su kuyusu vardır. Ol sudan frengî demir üzre dökseler der-ân ol frengî demir kırmızı bakır olur. Hakîrin gulâmları heybelerinde birer geyim na‘l var idi. Bu suyun evsâfın kulağızlardan istimâ‘ edüp hâtıra hutûr etdi, zîrâ Alî Paşa senesinde bu suyu demire sürüp bakır olmuşdu. Hemân yine heybeden bir geyim na‘l çıkarup bu kuyu suyundan sürünce ân-ı vâhidde na‘ller kırmızı nuhâs-ı hâs olup serdârımız Hısım Mehemmed Paşa'ya ve Cerrâh Kâsım Paşa'ya getirüp gösterdikde anlar âlem-i hayretde kalup fi'l-hâl kendü âdemlerin şîşeler ile mezkûr kuyuya gönderüp suyun getirüp na‘llere sürdüler. Ol ân kırmızı bakır oldular. Meselâ nice kırmızı bakırı sarp sirkeye kosalar fi'l-hâl bakır mahv olup cengârî boya olduğu gibi mezkûr kuyunun suyun demire sürseler ol ân demir kırmızı bakır olur. Kaşa şehri kurbunda meşhûr-ı âfâk kuyudur. Arapça Ammâ bu hâk-i pâk-i anber-hâkde çok ibret-nümâlar vardır. Lâkin tahrîr etsek seyâhatimize mâni‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 89b ·
metinde göster ·
atlâs ve kâmhâ ve hârâ ve dârâyî hil‘at-i fâhireler geyüp başlarında beyâz ızâr …
Temâşâ-yı garîbe: Cümle zenâneleri 237a dahi kırmızı saya çukadan berata geyüp cevâhir ve incü püskülleri beratalarının depelerine zeyn edüp cümle Frengî atlâs ve kâmhâ ve hârâ ve dârâyî hil‘at-i fâhireler geyüp başlarında beyâz ızâr ve yüzlerinde kıldan nikâb ile mestûr olup gezerler. Ammâ ibret-i acîbe kefere re‘âyâlarının bir nev‘i üç kulaç beyâz sarık sararlar. Dörd kulaç olsa kefereleri tecrîm ederler. Aslâ müselmân destârından fark olmaz kefere re‘âyâlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236b–237a ·
metinde göster ·
… -ender-kat cümle deryâya nâzır şâhnişîn ve revzen ve (...)lı ve maksûreli cümle
Frengî
kârgîr ve kâfirî binâlı hânedân-ı zîbâlı şehr-i ma‘mûr sarâylar ve büyût-ı ra‘n …
Bu zikr olunan cirimdeki kal‘a içinde cümle dörd bin aded kat-ender-kat cümle deryâya nâzır şâhnişîn ve revzen ve (...)lı ve maksûreli cümle Frengî kârgîr ve kâfirî binâlı hânedân-ı zîbâlı şehr-i ma‘mûr sarâylar ve büyût-ı ra‘nâlardır kim cümle billûr gibi kireç sıvalı sütûhları olup dam u bâmlarından cereyân eden matar-ı rahmetleri cümle evlerin su sarnıçlarına cereyân edüp mâh-ı Temmûz'da buz gibi suları nûş olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 284b ·
metinde göster ·
… eydirüp bir Manya kölesi ve iki aded Manya kızları ve bir küheylân at ve üç yüz
Frengî
altun ve üç yüz guruş dahi hüddâmlarıma birer çuka ve birer kumâşlar ile ihsân …
Ba‘dehu Alî Paşa-yı âkıbet-endîş Zarnata kal‘asına iki bin aded yarar ve nâmdâr kul koyup ve cemî‘i cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtların müstevfâ görüp sene 1081 Rebî‘u'l-âhir'inin evvel Cum‘ası Hunkâr câmi‘inde edâ olunup hakîr savâbına kasd edüp müezzinlikler edüp Manya vilâyetinin yetmiş yedi pâre kurâların mâ-vaka‘ı üzre kefere başına harâclar ve köylerinin cümle evlerin tahrîr etdiğim defterleri Alî Paşa'ya verüp hakîre bir hil‘at-i fâhire geydirüp bir Manya kölesi ve iki aded Manya kızları ve bir küheylân at ve üç yüz Frengî altun ve üç yüz guruş dahi hüddâmlarıma birer çuka ve birer kumâşlar ile ihsân [u] in‘âmlar edüp buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 337a ·
metinde göster ·
… l-i murabba‘dan tûlânîce kıbleden cânib-i şimâle tûlânî vâki‘ olmuş bir binâ-yı
Frengî
ve sengîdir.
Ve dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin yedi yüz adımdır. Ve şekl-i murabba‘dan tûlânîce kıbleden cânib-i şimâle tûlânî vâki‘ olmuş bir binâ-yı Frengî ve sengîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y56b ·
metinde göster ·
… r isâbet etmeden dest-i Âl-i Osmân'a girmek ile şâhâne vâcibü's-seyr ibret-nümâ
Frengî
binâlar var kim vasfında lisânlar kâsır ve kalemler kâsirdir. Serâpâ Ciniviz bi …
Evvelâ Sakız kullesinin içinde cümle (---) mahalledir. Aslâ kefere yokdur. Ve cümle iki bin iki yüz kat-ender-kat beşer altışar tabaka kârgîr ve metîn ve zîbâ ve ra‘nâ ve musanna‘ ve müzeyyen evlerdir. Zîrâ ceng [ü] cidâl ile feth olmayup bir hâneye top-ı kûp ile zarar isâbet etmeden dest-i Âl-i Osmân'a girmek ile şâhâne vâcibü's-seyr ibret-nümâ Frengî binâlar var kim vasfında lisânlar kâsır ve kalemler kâsirdir. Serâpâ Ciniviz binâsı kal‘a-misâl büyûtları refî‘ü'l-bünyân ve halkı azîmü'ş-şândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y57b ·
metinde göster ·
… k gün bir cüzâm nûş etse dürr-i beyz-âsâ olur. Hâssa-i sânîsi cereb ve behak ve
frengî
marazların frengî şemşîr gibi kat‘ eder. Karîb ü ba‘îd diyârlardan bu kudret ha …
Germâb-ı Zağzağa: Fârisîde germâb Arabîde ayn-ı hâr Türkîde ılıca ve kaplıca ve Mogolîde (---) ve lisân-ı Yûnânîde (---) nero ve lisân-ı Latin'de bana derler ve lisân-ı Ekrâd'da çermik bir hikmet-i ayndır. Hukemâ kavlince mâ-i cârîsi kükürd ma‘âdini üzre uğrayup şiddet-i harâretinden ol ayn ateşpâre olup bir yerden tulû‘ eder. Ammâ benî âdeme ol kadar nâfi‘dir kim bir vech ile evsâfı ta‘bîr olunmaz. Ammâ bu Zağzağa ılıcasının cümle hâssasından biri kırk gün bir cüzâm nûş etse dürr-i beyz-âsâ olur. Hâssa-i sânîsi cereb ve behak ve frengî marazların frengî şemşîr gibi kat‘ eder. Karîb ü ba‘îd diyârlardan bu kudret hammâmına girüp şifâ bulurlar. Ve yine bu buhayrenin cânib-i şimâlisinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y236a ·
metinde göster ·
… ş etse dürr-i beyz-âsâ olur. Hâssa-i sânîsi cereb ve behak ve frengî marazların
frengî
şemşîr gibi kat‘ eder. Karîb ü ba‘îd diyârlardan bu kudret hammâmına girüp şifâ …
Germâb-ı Zağzağa: Fârisîde germâb Arabîde ayn-ı hâr Türkîde ılıca ve kaplıca ve Mogolîde (---) ve lisân-ı Yûnânîde (---) nero ve lisân-ı Latin'de bana derler ve lisân-ı Ekrâd'da çermik bir hikmet-i ayndır. Hukemâ kavlince mâ-i cârîsi kükürd ma‘âdini üzre uğrayup şiddet-i harâretinden ol ayn ateşpâre olup bir yerden tulû‘ eder. Ammâ benî âdeme ol kadar nâfi‘dir kim bir vech ile evsâfı ta‘bîr olunmaz. Ammâ bu Zağzağa ılıcasının cümle hâssasından biri kırk gün bir cüzâm nûş etse dürr-i beyz-âsâ olur. Hâssa-i sânîsi cereb ve behak ve frengî marazların frengî şemşîr gibi kat‘ eder. Karîb ü ba‘îd diyârlardan bu kudret hammâmına girüp şifâ bulurlar. Ve yine bu buhayrenin cânib-i şimâlisinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y236a ·
metinde göster ·
… harîr alup siyâha boyadırlar. Ve yigirmi vukıyye sîm-i hâlis ve iki bin dinâr-ı
frengî
ile sırma edüp Mısır'da Yûsuf köşkünde yüz elli nefer üstâd-ı kâmil zerbâflar g …
Hakîr İbrâhîm Paşa-yı Mostarî asrında Mısır'da kisve nâzırı olduğumuzdan ma‘lûmumuzdur. (---) nâm mahalde (---) pâre ma‘mûr u âbâdân kurâları vardır, evkâf-ı azîmdir. Senevî yüz yetmiş kîse-i Mısrî îrâdı vardır. Emîni ve nâzırı yigirmi kantâr harîr alup siyâha boyadırlar. Ve yigirmi vukıyye sîm-i hâlis ve iki bin dinâr-ı frengî ile sırma edüp Mısır'da Yûsuf köşkünde yüz elli nefer üstâd-ı kâmil zerbâflar gelüp mâh-ı Mevlûdun gurresinde kârhânelerin kurup sırmaları mebrûm edüp şuğle şürû‘ ederler. Kâmil sekiz ay işleyüp mâh-ı Şevvâl'in (---) günü nümûne-i kârların Mısır vezîri huzûruna iletüp arz-ı ma‘rifet ederler. A‘lâ, bî-nazîr ise vâlî-i Mısır ihsânlar edüp serçeşmelerine hil‘at-i fâhireler ihsân olunup dahi takayyüdlüce işlerler. Ammâ alimallâh bu üstâdların kârhânelerin görmeyen rûy-i arzda bir şey görmüş değildir kim ta‘bîr ü tavsîf ve temdîh ile anlanılmaz, zîrâ mısra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y342a ·
metinde göster ·
… 'da vakt-i sabâh bir hây hûy olup bir şey göremezler, ammâ kasrın bir tarafında
Frengî
ipler ile kırk elli kulac yerde bağlanmış kemendler buldular. Selîm Hân bunu gö …
"Ben ki fâtih-i Mısır Hâdimü'l-Haremeyni'ş-şerîfeynim" deyü nâme-i mahabbetnâmeler gidüp Selîm Şâh Mısır'a müstakil pâdişâh olup Mısır'a elzem-i levâzımâtından ne ise ana meşgûl olup köşe-be-köşe sohbet ederken bir kerre Mısır sarâyı içinde kasr-ı Kayıtbay'da vakt-i sabâh bir hây hûy olup bir şey göremezler, ammâ kasrın bir tarafında Frengî ipler ile kırk elli kulac yerde bağlanmış kemendler buldular. Selîm Hân bunu görüp Mısır'dan nefret edüp Kasr-ı Ayn kubbesidir kim hâlâ âsitâne-i Bektaşiyândır, dervîş olmağile anda bir kaç gece mihmân oldu. Hâlâ ol kubbe-i âlî-merâmın sağ tarafında maksûresi nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y54a ·
metinde göster ·
… yup üstüne ve içine keçeler kaplayup dahi üstüne yaş sığır derileri çekerler ve
Frengî
habiller ile muhkem sarup kırmızı kilimler ile setr ederler.
Dîvân-ı Mısır'da telatin köseleler döşenüp cümle üç yüz sarrâf sarrâflayup ve cümle veznedârlar tartup birer birer sayılup dîvân mührüyle defterdâr paşa âsâf-ı Mısır muvâcehesinde mühürleyüp hâsıl-ı harca teslîm olup anlar dahi Gavrî dîvânhânesi içre hâzır çam sandûklar içre üçer kîse koyup her sandûkı mismârlarla mıhlayup üstüne ve içine keçeler kaplayup dahi üstüne yaş sığır derileri çekerler ve Frengî habiller ile muhkem sarup kırmızı kilimler ile setr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y194a ·
metinde göster ·