İskender etmiş. Bu hâli guzât-ı müslimîn görüp cümle müte’ellim oldular. Ne çâr …
deyüp bu meşveret üzre cümle Fâtiha tilâvet edüp cemî‘î guzât içre bir sürûr [u] şâdmânlar olup cebehâne-i âmireden yedi bin kılıç ve iki bin kalkan ve iki bin müsellah tüfenk ve beş bin yay ve kırk bin ok ve altı bin harbe ve beş bin şişe el kumbarası ve elvân u elvân âlât-ı silâha müte‘allık niçe bin mühimmâtları cemî‘î asâkir-i İslâma defter ile tevzî‘ olunup mâh-ı mezbûrun (---) günü sa‘d-sâ‘atde yedi koldan top ve tüfenklere âteşler olunup derûn-ı askerden sadâ-yı Allah kopup gülbâng-i Muhammedî ile Deşt-i Kıpçak pür oldu ve âlem sıyt u sadâyıla doldu. El-azametullah top u tüfengin dûd-ı siyâhından ve cünûd-ı müslimînin pây-ı gubârından âlem zulmânî olup gerd-i siyâh evc-i âsumâna peyveste oldu. Bu hâlde iken Cenâb-ı Bârî, yarı kılup bir rîh-ı tayyib zâhir olup gubâr-ı siyâhı ref‘ edüp dost u düşman birbirlerin görünce cümle guzât-ı müslimîn dal-satûrî-i Muhammedî olup derûn-ı kal‘aya varınca küffâr-ı bed-girdârın akîblerince kovarak, kırarak tâ iç kal‘ada karâr edüp alem-i Resulullah'ı burc [u] bârûları üzre diküp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ve top u tüfenk sadâsı munkatı‘ olup ancak ümmet-i Muhammed destinde şemşîr-i âteş-tâb kalup yedi buçuk sâ‘at-i nücûmî derûn-ı kal‘ada küffâr-ı hâksâra eyle satûr-ı Muhammedî urdular kim gûyâ aç kurd koyun kırar gibi kırdılar. Ve cümle guzât kassab-ı cömerd köçekleri gibi kızıl kana müstağrak oldular ve küffâr ile yaka yakaya gelüp bir mertebe ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl olmuşdur kim küffâr ile guzât-ı dîn kızıl kâna müstağrak olduklarından fark olunmadan kalmışlardı ve cû‘ [u] atşândan bî-tâb u bî-mecâl kalmışlardı. Netîce-i merâm, sekiz sâ‘at-i nücûm hücum, ceng [u] savaş-ı perhâş olmuşdur kim gûyâ ceng-i Çıldıran ve yâhûd ceng-i Kosova'dır. Devlet-i Âl-i Osmân'da böyle bir gazâ-yı alî olmamışdır, meğer Süleymân Hân'ın Budin kurbunda Mohaç gazâsı ola. Küffâr-ı dûzah-karâr bu hâli görüp bakıyyetü's-seyfi zîr-i zemînlerde olan domuz damlarına ve tırkarları ve kemîngâhlarına girüp pinhân oldular. Derûn-ı kal‘ada küffârdan nâm [u] nişân kalmadı, ammâ mel‘ûn küffâr niçe yerden lağımlar atup asker-i İslâm'ı tayr-ı ebâbîl-misâl hevâya perrân edüp muhîl [u] şeytanât ile tasnîf olunmuş çarh-ı felekler ve domuz ayakları ve paçarizler döküp cümle serdengeçdilerin pâylarına pâ-bend olup gâzîlerin bir cânibe hareket eylemeğe iktidârları kalmadı. Yine bu hâl ile mücâhidîn var kuvveti bâzûya getirüp küffârın mazgal delikleri önüne varanları küffâr kurşum ile helâk edüp sâ‘at-be-sâ‘at asker-i İslâm şehîd olmada, gerü tarafdan imdâd dahi gelmemede. Âhiru'l-emr, cemî‘î gâziyân gördüler kim vakt-i asr oldu ve cân u başdan olduklarından mâ‘adâ açlıkdan batîü'l-hareke olup susuz şiddet-i hârda harâretden helâk mertebesine vardılar. Vakt-i gurûb karîb olunca bir ceng-i sultânî olmuşdur kim felekde melekler engüşt ber-dehen edüp hayrân olmuşlardı. Ba‘dehû kol kol alay çavuşları "Dönün gerü gâzîler, dest [u] bâzûnuza kuvvet, vakt-i gurûbdur, geliniz ta‘âm tenâvül edüp ale's-sabâh, olmaya illâ hayr" deyüp bu gûne tenbîh ile cümle guzât-ı 262a müslimîn küffârın bu kadar mâl-ı ganâ’imiyle ve niçe bin tüfenk, âlât-ı silâhlarıyla üç bin kelle ve bin altmış esîr alınmış ve cümle guzât-ı müslimînden şehîd olanları üsârâlara tahmîl edüp bu kadar mâl-ı firâvân ile herkes kollu kollarına çıkup bir yaylım tüfenk ve bir yaylım top şâdmânîleri olup cemî‘î şühedâların bir yerden namâzların kılıp defn edüp mecrûhlara tekâ‘üd vazîfeleri ihsânlar olup cerrâhlar ta‘yîn olundu. Ve kelle getirenlere yüzer guruş in‘âm ve dil getirenlere esîrlerden ihsân edüp serlerine gümüş çelenkler ve terakkîler ve timar ve ze‘âmetler sadaka olunup yeniçeriden yedi yüz şühedâ camedânı beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve sâ’ir yedi koldan bin iki yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp rûh-ı pür-fütûhları evc-i ıllıyyinde karâr etdiler. Ol gice küffâr-ı dûzah-karâr karârgâhında tâ sabâha dek Ferhâd-vâr çalışup kal‘anın münhedim olan der-i dîvârların eyle metîn ve müstahkem edüp zemînden su zâhir olunca handak-i azîmler kazup taburlar çatup köşebendlere saçma toplar koyup ve niçe poso mazgalları inşâ edüp kal‘anın esâsın gûyâ sedd-i İskender etmiş. Bu hâli guzât-ı müslimîn görüp cümle müte’ellim oldular. Ne çâre eylesünler "el-abdu yudebbiru vallahu yukaddiru" deyüp cemî‘î umûrların Cenâb-ı Bârî'ye tefvîz eyleyüp yine câ-be-câ cenge âheng ederlerdi. Ammâ evvelki gibi derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden değil idi. Lâkin yine gayret [u] hamiyyeti elden komayup şeb [u] rûz germâ-germ cengden hâlî değiller idi. Ve rûz-ı Kâsım'a kırk gün kaldı. "Ayâ! Hâlimiz neye müncer olur" deyü cümle vüzerâ ve vükelâlar, cemî‘î iş erleri bir yire cem‘ olup Arapça " mâ-sadakı üzre müşâvere edüp Bahâdır Girây Hân'ı yetmiş bin askeriyle ve sekiz kerre yüz bin atlarıyla Moskov diyârın nehb ü gâret etmeğe fermân edüp on üçüncü günde Moskov kralının (---) nâm şehrini gâret ve alan ve talan ve küffârların esîr-i nâlân edüp Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay ve Urümbet (?) Nogay ve Çobanili ve Deveyili ve Arslan Beğili ve Nevrûzili ve Kırım askerinden Mansûrlu ve Şîrînli ve Sincivitli ve Arkınlı ve Dayirli ve Çikişkeli ve Arbatlı ve Mankıtlı ve Badraklı ve Sultânzâde olanlar ve'l-hâsıl cümle Tatar-ı sâbâ-reftâr-ı adüv-şikârlar on dördüncü gün Azak kal‘ası altında ordu-yı İslâma kırk beş bin esîr ile ve iki kerre yüz bin at ganâ’imiyle ve bî-hadd ü bî-kıyâs zî-kıymet mâl-ı firâvân ve bakır ve kalay âvânî makûlesi ile ve hadden efzûn semmûr ve balık dişi ve sâ’ir akmişe-i fâhireler ile gelüp vâsıl olunca asker-i İslâmın mürde dilleri tâze cân bulup mâh-ı (---) günü cümle esîri pây-beste ve dil-haste haçlı bayrakları ser-nigûn ve tablların döğerek Kal‘a-i Azağ'ın top altında bir alay-ı Tatar güzer etmişdir kim Âl-i Cengîz Hân'dan berü böyle bir ganâ’im-i azîm olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 261b–262a ·
metinde göster ·
… burc [u] bârûsu müstahkem ve hısn-ı hasîn kal‘a-i binâ-yı Özdemirzâde oldu kim
gûyâ sedd-i
cedîd-i 298b Ye’cûc oldu. Şâm-ı Gazan kapusu üzre târîhi budur:
Ba‘dehû bânî-i râbi‘i sene 694 târîhinde Sultân Muhammed Şâm-ı Gazan ahdinde adl-i adâletinden ol kadar ma‘mûr oldu kim bir tarafı tâ kûh-ı Liyân'a ve kûh-ı Sincân'a ve kûh-ı Ûcân'a ve kûh-ı Sehlân'a müntehî olup adl-i adâletiyle şehr-i Tebrîz âdem deryâsı olup cihân-ârâ bir şehr-i lâ-nazîr oldu. Ve Muhammed Şâm-ı Gazan bu şehrin cânib-i erba‘asın dâiren-mâdâr sûr çeküp cirmini piyâde âdem dörd günde devr ederdi. Mukaddemâ Abbâsiyândan el-Mütevekkil-ala'llah'ın binâ etdüğü iç kal‘a oldu. Ba‘dehû niçe yüz mülûke intikâl edüp kâh harâb ve kâh dârü'l-mülk olup taht-ı Azerbaycân-ı cihân olup {ammâ sene 959 Süleymân Hân gâret etmeyüp cümle halkı itâ‘at edüp hükûmetin Şâh (---) birâder-i mihteri olan Acem şehzâdesi Elkâs Mirza'ya ihsân edüp hâkim-i Tebrîz oldu, ammâ sene 994 târihinde Kızılbâş-ı bed-ma‘âş istîlâ edüp sene 994'de} sene 994 târîhinde Devlet-i Âl-i Osmâniyân'dan Sultân Murâd-ı Sâlis vezîrlerinden Özdemiroğlu Osmân Paşa diyâr-ı Acem'e, deryâ-misâl asker ile serdâr-ı mu‘azzam olup ve Cığalaoğlu Sinân Paşa talî‘a-i asker olup diyâr-ı Acem'de niçe kılâ‘lar feth ederek himmet-i Şâh-ı Merdân ile Osmân Paşa-yı zî-şân şehr-i Tebrîz'i {evlâd-ı Haydar-ı Erdebîlî Şâh (---) destinden dest-i kahrile} feth edüp asker-i bî-pâyân ile karâr etdiler. Ammâ memâlik-i Azerbaycân'ı kabza-i teshîre almak içün şehr-i Tebrîz'in tâ vasatında Şâh Hıyâbânı'nın etrâfında şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i sengîn bünyâd, bir binâ-yı Ferhâd inşâ etdiler kim dâiren-mâdâr devri on iki bin yedi yüz mi‘mâr-ı melikî arşını bir kal‘a-i metîn ve burc [u] bârûsu müstahkem ve hısn-ı hasîn kal‘a-i binâ-yı Özdemirzâde oldu kim gûyâ sedd-i cedîd-i 298b Ye’cûc oldu. Şâm-ı Gazan kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298a–298b ·
metinde göster ·
… sü kadar tâkları âlî değildir, süflî de değildir. Kaddi kırk arşın âlîdir. Ammâ
gûyâ sedd-i
İskender'dir. Bu kantara-i ibret-nümânın tâ ortasında şehre girerken sol tarafd …
Evvelâ bu şehr-i Edirne-i taht-ı İdrivne içre ibret-nümâ-yı azîm Mihal Beğ köprüsüdür kim nehr-i Arda ve nehr-i Tunca ve nehr-i Meriç bu üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler birbirine mahlût olduğu mahalde binâ olunmuş bir sedd-i azîm ve bir tarz-ı tarh-ı kadîm, bir cisr-i arîz [u] vâsi‘ [u] tavîldir kim bu rûy-ı arzda mânendi yokdur. İllâ ki diyâr-ı Alaman'da nehr-i Tuna üzre Gulvar cisri ola yâhûd bu Edirne'ye bir menzil ba‘îd Koca Murâd Hân'ın (---) altmış dört göz Ergene cisri ola, ammâ bu kantara-i Mihal Beğ üç aded dîvâne enhâr üzre binâ olunması mu‘cez mertebesi bir kantara-i ibret-nümâdır. Bir tarafı cânib-i garba ve bir ucu taraf-ı şarka vâki‘ olup tûlu kâmil (---) adımdır. Ve gayet arîzdir kim her bâr üç araba yan yana ubûr eder. Ve fil cüssesi kadar taşlar ile mebnî ve kaldırımlı musanna‘ püll-i azîmdîr. Ve cümle sağîr ü kebîr (---)(---) aded göz tâk-i kisrâdan nişân verir kavs-ı kuzahvâr kemerlerdir ammâ Bosna serhaddinde Mostar köprüsü ve Kürdistân'da Batman köprüsü kadar tâkları âlî değildir, süflî de değildir. Kaddi kırk arşın âlîdir. Ammâ gûyâ sedd-i İskender'dir. Bu kantara-i ibret-nümânın tâ ortasında şehre girerken sol tarafda çâr sütûn üzre bir ârâmgâh [u] mesîregâh kubbe-i âlî kasr-ı kisrâsı vardır. Anda bu püllün târîhi böyle mastûrdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a ·
metinde göster ·
… niçe yüz kise kendi mâlıyla bu sırât-ı Mihal'i muhâl iken ta‘mîr ü termîm edüp
gûyâ sedd-i
Van-ı sed-i imân-ı müstakîm oldu. Bu termîmine târîhi mezkûr teferrücgâh kubbes …
deyü merkûmdur. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri tuğyân-ı nehr-i selâseden rahnedâr olup sene (---) târîhinde saltanat-ı İbrâhîm Hân tâbe serâhu ve ce‘ale'l-cennetü masvâhu merhûmun fermân-ı şerîfiyle âsaf-ı Berhıyâsı olan Vezîria‘zam Kara Mustafâ Paşa Hıdırlık tekyesin harâb edüp anın bakır âvânî sahûn u tencere u kazganlar bahâsıyla ve dahi niçe yüz kise kendi mâlıyla bu sırât-ı Mihal'i muhâl iken ta‘mîr ü termîm edüp gûyâ sedd-i Van-ı sed-i imân-ı müstakîm oldu. Bu termîmine târîhi mezkûr teferrücgâh kubbesinde müzehheb celî hat ile mastûr olmuş, târîh-i musanna‘dır, mısra‘-ı âhiri:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a ·
metinde göster ·
… inâ edüp deryâ-misâl bir buhayre oldu. Ammâ eyle sedd-i rasîf inşâ etmişdir kim
gûyâ sedd-i
Ye’cûc'dur. İçinde niçe kerre yüz bin elvân mâhîler şinâverlik eder. Hân bu buh …
Manzara-i buhayre-i binâ-yı hân-ı âlîcâh: Bu mezkûr bâğın cânib-i şimâlîsi ardında Ayn-ı Taklaban nâm bir uyûn-ı câriye var idi. Hân ol derenin aşağısına bir sedd-i İskender binâ edüp deryâ-misâl bir buhayre oldu. Ammâ eyle sedd-i rasîf inşâ etmişdir kim gûyâ sedd-i Ye’cûc'dur. İçinde niçe kerre yüz bin elvân mâhîler şinâverlik eder. Hân bu buhayre içre münakkaş ve musanna‘ kayıklar inşâ edüp bizzât kendüsü kürek çekerek halvet edüp ehl ü evlâdların kayıklar ile gezdirüp deryâ arzusun bu yüzden def‘ ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229b ·
metinde göster ·
Ve Bitlîs'e girecek dere ağzın sedd-i İskender ile ol kadar metîn etmiş kim andan dahi bir kuş uçamaz ve büyük Dehdîvân üzre hânın vezîri makâmında Çâker Akası yüz elli bayrak tüfeng-endâz ile çıt-a-çıt olup başka kal‘a-misâl bir meteris etmiş kim gûyâ sedd-i Kahkahâ'dır. Ve karşu alçak Dehdîvân'da kezâlik zirve-i a‘lâsında kal‘a-i Demâvend-vâr bir meteris edüp hânın ikinci akası Arab Halîl Ağa kapanup anda dahi mûr-ı mâr-misâl asâkir-i kerrâr âmâdelerdi. Paşa-yı mubassır im‘an-ı nazar ile nazar edüp "Bu tarafdan bunlara zafer mümkin değildir." deyüp Dehdîvân-ı âlî tarafında dağlar içre gidüp kâh esb-süvâr ve kâh piyâde reftâr ile gûnâ-gûn müşâvere-i güftâr ederek bir kûh-ı bülendin zirvesine urûc etdik kim meğer ana kûh-ı Taklaban derlermiş. Hakîkat andan bir kerre düşen takla atarak kendüyi Bitlîs şehrinde bulur. Bu kûh-ı bâlâdan aşağı nazar etdiğimizde el-azametullah Bitlîs şehrinin cânib-i etrâfın âdem deryâsı ihâta edüp pür-silâh âmâde dururlar. Ve kal‘a-i Bitlîs'in burc u bârûları toplar ile ârâste ve asâkir-i firâvân ile pîrâste olup cümle dendân-ı bedenleri sancağ u bayrağ-ı gûnâ-gûnlar ile zeyn olmuş. Paşa-yı {dûrbîn-fikr} eline dûrbînin alup hayli mesâfe-i ba‘îde 264b olan yerleri dûrbîn ile temâşâ edüp ne cânibden bu şehre yürüyüş ideceğin gözden geçirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264a–264b ·
metinde göster ·
… ebrâc-ı metîneler ile ve tabya-i hasîneler ile imâr ve metîn ü muhkem eder kim
gûyâ sedd-i
Kahkahâ olup bânî-i sâdis aşer Süleymân Hân oldu.
Ba‘dehû İmâm Hüseyn'i Deşt-i Kerbelâ'da ziyâret eder. Andan Kûfe şehrinde Hazret-i Alîyyü'r-Radiyyü'l-vefiy kerremallahu vecheh hazretlerin ve niçe yüz aded şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ'yı ziyâret edüp sene 941 mâh-ı Cemâzilâhir'in yigirmi yedinci gününde tekrâr sa‘âdetle kal‘a-i Bağdâd'a dâhil olurken def‘an bir alây-ı azîm ile girüp bir top u tüfeng şâdumânları olur. Bi-hamdillahi Ta‘âlâ pâdişâh-ı cem-kişverün kudüm-i şerîfiyle belde-i Bağdâd'ı reşk-i İremezâtü'l-imâd ve himmet-i şerîfiyle âbâd olup taht-gâh-ı Âl-i Osmân olup kâmil üç ayda kal‘a-i Bağdâd'ı gûnâ-gûn ebrâc-ı metîneler ile ve tabya-i hasîneler ile imâr ve metîn ü muhkem eder kim gûyâ sedd-i Kahkahâ olup bânî-i sâdis aşer Süleymân Hân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b ·
metinde göster ·
… de Ebü'l-feth Gâzî'nin münhedim edüp gitdiği bir kat şeddadî binâ dîvâr var kim
gûyâ sedd-i
Nemrûd ve sedd-i Yecûc'dür. Küffâr bu dîvârı bırağup önüne hâlâ olan dîvârı müc …
Ve bu iç kal‘ada cümle kal‘a neferâtları sâkindir. Gayrı kimesne olmak memnû‘dur kim dâ’imâ ahâlîsi mevcûd olup dizdâr ağa dîvânında pür-silâh âmâde dururlar. Ve bu mezkûr câmi‘in mihrâbı önünde Ebü'l-feth Gâzî'nin münhedim edüp gitdiği bir kat şeddadî binâ dîvâr var kim gûyâ sedd-i Nemrûd ve sedd-i Yecûc'dür. Küffâr bu dîvârı bırağup önüne hâlâ olan dîvârı müceddeden çeküp kal‘a sedd-i İskender olmuş, ammâ eğer içerde kalan dîvâr-ı kadîmi, pâdişâh-ı zü'l-kadre fermânıyla amâr etseler henüz kal‘a-i Belgrad bir kat dahi olup kal‘a-i Kahkaha olurdu, ammâ bu harâb dîvâr önündeki yeni dîvâr kâmil otuz ayak enli ve seksen zirâ‘-ı Mekkî âlî dîvâr-ı üstüvârdır ve bu dîvâr önünde handak aşrı olan meydâna At bâzârı derler. Ol taraf handakı kesme kaya handak-ı bî-amândır kim seksen arşın enli handak-ı mehîbdir, ammâ ol kadar amîk değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112b ·
metinde göster ·
… gibi edüp kal‘a önünde Hilevne sahrâsına nâzır bir tophâne seddi binâ etdi kim
gûyâ sedd-i
İskender'dir. Ve kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsında yalçın kaya üzre bir kulle-i azî …
Bu kal‘a-i hoş-binâ-yı ra‘nâcık Rivne dağı eteğinde bir yalçın kırmızı şekil kaya üzre seng-i tırâş bir kal‘a-i savaş-ı hâzır-başdır kim gûyâ şekl-i bâdemî vâki‘ olmuşdur, lâkin mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri münhedim olup sene (---) târîhinde Melek Ahmed Paşa hasbeten lillâh kendü mâlıyla bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp dürr-i beyz-âsâ beyâz kuğu gibi edüp kal‘a önünde Hilevne sahrâsına nâzır bir tophâne seddi binâ etdi kim gûyâ sedd-i İskender'dir. Ve kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsında yalçın kaya üzre bir kulle-i azîm inşâ etdi ve bu kulleye ve mezkûr sedd üstüne Tekelü Paşa münhezim olduğu seneden kalan topları kundaklayup bu kal‘aya ve sedler üstüne ale't-tertîb dizüp cümle top-ı kûplar Hilevne sahrâsına nâzırlardır ve bunda olan cebehâne-i gûnâ-gûnun vefreti Bosna serhaddinin bir kal‘alarında yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134b ·
metinde göster ·
… hâze'l-ân günden güne bu kal‘aya gûnâ-gûn zamîme-i şeytanatlar edüp bu kal‘ayı
gûyâ sedd-i
Ye’cûc etmişdir.
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Süleymân Hân serîr-i saltanatda ber-karâr olunca bu Venedik kâfiri üzre sene 943 Cezîre-i Körfos seferin edüp bi-emr-i Hayy-i Kadîr fethi müyesser olmayup 140b yine diyâr-ı Alman gazâlarına atf-ı inân edüp bu Venedik kâfirleri üzre Gâzî Hüsrev Beğ'i ve Gâzî Murâd Beğ'i ve Gâzî Arnavud Memi Beğ'i ve niçe ümerâları musallat edüp bu Venedik ve Hırvat ve Islovin ve Dodoşka kâfirlerinin ellerinden dest-i kahr ile yüz yetmiş altı pâre kılâ‘lardan bu tahrîr etdiğimiz kılâ‘lar dahi ol asırda cümle feth olmuşdur, ammâ bu kal‘a-i Zadra bin yıldan berü metîn ve müstahkem kal‘a olmağile guzât-ı müslimîn bu kal‘aya nigerân etmeyüp iğmâz-ı ayn ederlerdi, ammâ yine bu Venedik küffârı tek durmayup ilâ hâze'l-ân günden güne bu kal‘aya gûnâ-gûn zamîme-i şeytanatlar edüp bu kal‘ayı gûyâ sedd-i Ye’cûc etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140a–140b ·
metinde göster ·
… Kıble kapusunun iç yüzünde bir azîm dolama binâ bir tabya-i zîbâ inşâ etdi kim
gûyâ sedd-i
Kahkahâ olup üzerine balyemez topları tezyîn etdi.
Ve cümlesi iki kapudur, biri kıble cânibine nâzır bir vâsi‘ kapudur. Kıbleli 62a Mustafâ Paşa bu Kıble kapusunun iç yüzünde bir azîm dolama binâ bir tabya-i zîbâ inşâ etdi kim gûyâ sedd-i Kahkahâ olup üzerine balyemez topları tezyîn etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61b–62a ·
metinde göster ·
İskender edüp derûn-ı şehirde olan hâne-i menhûsları ve cümle düyûrların serâpâ …
Ba‘dehu Âl-i Osmân'ın ibtidâ tulû‘u sene (---) târîhi olunca bu kal‘anın sene-i mezbûrda tâli‘in yoklayup eyle buldular kim Türk'de sâhib-i zuhûr olan Osmân'ın oğullarından Sarı Süleymân Igrando Kostantinapol bu Budin'i ve etrâfında olan cemî‘i kal‘aları alalar, ammâ Beç kal‘asın alamayup gideler. Çünki Beç kal‘asının tâli‘in ilm-i nücûm ile böyle bulup cümle kral-ı dâller bir yere gelüp turvin ü meşveret edüp Budin kralı olan Koca Milon Poturi Mikloş Krala cümle krallar ve dahi İspanya'da Rim papası ve gayri irşekler ve banlar ve hersekler ve cümle şaglar bâtıl dînlerinin aşkına Meryem Ana ve Hazret-i Îsâ gayretine mezkûr krallar ve banlar imdâd edüp ilm-i nücûmda buldukları takdîri sû-i tedbîrleriyle bozmak içün kal‘a-i Budin'i eyle metîn ü müstahkem edüp gûyâ sedd-i İskender edüp derûn-ı şehirde olan hâne-i menhûsları ve cümle düyûrların serâpâ altun ve gümüş derveze ve revzen ve şebekeli kâ‘alar ile ârâste ve cümle zer ü halkârî münakkaş dekâkînler ile pîrâste edüp cümle esvâklarını Hind füsûskârîsi gibi serâpâ murassa‘ zemîn döşeyüp şehre aslâ hayvânâtdan at ve katır ve arabalardan bir şey girmemek üzre "Hâmân ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâd ve İsvet Nikola ve Sarı Saltık'un la‘neti olsun" deyü tenbîhler edüp cümle a‘yân-ı kefere şehr-i Budin'e piyâde girirler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73b ·
metinde göster ·
Hakkâ kim kal‘a-i Peşte yalın kat hâ’itdır, ammâ gâyet metânet üzre mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn şekl-i murabba‘ taş binâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Nehr-i Tuna kenârı kâmil beş yüz aded hatvedir ve cümle beş aded sedd-i İskender-vâr topları Tuna'ya nâzır tabya-i azîmelerdir, ammâ bu Tuna kenârında olan tabyaların ba‘zısı mâbeyninde câ-be-câ tolma çit rıhtım palanka dîvârdır, ammâ her tabyası gûyâ sedd-i Kahkahâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90a ·
metinde göster ·
… eğ kullesi gâyet metîndir. Ve şark tarafında tarîk-i Vo[ra]niçse kapusu kullesi
gûyâ sedd-i
Kahkahâdır.
Ve bu handaka nâzır metîn cümle (---) aded kullelerdir. Evvelâ {büyük kapunun üst yanında Kanlı kulle yukaru Voraniçse bâğlarına ve dahi yukaruya iç hisâra nâzır kulle-i azîmdir} kıble tarafına nâzır beğ kullesi gâyet metîndir. Ve şark tarafında tarîk-i Vo[ra]niçse kapusu kullesi gûyâ sedd-i Kahkahâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155a ·
metinde göster ·
… âlâları ve cânib-i cenûbundaki kaya burnu üzre bir mehîb kulle-i metîni var kim
gûyâ sedd-i
İskender'dir. Ve cümle dendân-ı bedenleri eyle mu[ra]ssa‘ ve müzeyyendir kim bi …
Şark tarafında bir kulle-i azîmi var ve yemîn ü yesârında beşer aded kulle-i bâlâları ve cânib-i cenûbundaki kaya burnu üzre bir mehîb kulle-i metîni var kim gûyâ sedd-i İskender'dir. Ve cümle dendân-ı bedenleri eyle mu[ra]ssa‘ ve müzeyyendir kim bir kal‘ada bu gûne bedenli müzeyyen sûr-ı üstüvâr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b ·
metinde göster ·
… rslan Paşa tabyası. Ve Polata tabyası başkadır, kal‘aya muttasıl değildir, ammâ
gûyâ Sedd-i
Ye’cûc'dur.
Ve cümle tokuz aded Sedd-i İskender-vâr tabya-i azîmleri var. Evvelâ Toprak tabya ve Ulama Paşa tabyası ve Battâl tabyası ve Karakaş Paşa tabyası ve Kral tabyası ve Tiryâkî Hasan Paşa tabyası ve Arslan Paşa tabyası. Ve Polata tabyası başkadır, kal‘aya muttasıl değildir, ammâ gûyâ Sedd-i Ye’cûc'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14a ·
metinde göster ·
Mardin'dir. On iki aded balyemez topları var kim her biri beşer dâne kal‘a değe …
Alî Paşa Tabyası: Gûyâ sedd-i Mardin'dir. On iki aded balyemez topları var kim her biri beşer dâne kal‘a değer altun gibi musaykal ve mücellâ kırmızı çullu serâmed toplardır. Bir topuna şâhîn topu derler. Hudâ âlimdir bir serhadde misli yokdur. Siperinin ardında ejder-i heft-ser gibi durur. Ve Alî Paşa Tabyası'ndan beri tâ Macar hisârı ortasında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… olmuş gazâl gibi kendüyi çeküp çevirüp ol kadar metîn ve müstahkem olmuşdur kim
gûyâ Sedd-i
Ye’cûc u Me’cûc olmuşdur, ta‘rîf ü tavsîfden müberrâdır. Ammâ Hazret-i Îsâ havâ …
Ve Süleymân Hân zamânı Beç kal‘ası yalın kat imiş, ammâ şimdi avcı elinden halâs olmuş gazâl gibi kendüyi çeküp çevirüp ol kadar metîn ve müstahkem olmuşdur kim gûyâ Sedd-i Ye’cûc u Me’cûc olmuşdur, ta‘rîf ü tavsîfden müberrâdır. Ammâ Hazret-i Îsâ havâriyyûnunun Şem‘ûn-ı Safâ'sının rümûzunda "Zılle târîhinde Süleymân'dan korkman" dediği gelüp zuhûr edüp hikmet-i Hudâ Süleymân Hân bî-feth avdet etdi, ammâ inşâallâh gânim ve dahi ganîm lafzı târîhinde Osmânlı bu kal‘ayı muhâsara etmeleri mukarrerdir, Hudâ fethin müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b ·
metinde göster ·
… lar gelüp zu‘m-ı bâtıllarınca du‘â edüp bir hisâr-ı üstüvâr dîvârı yaparlar kim
gûyâ Sedd-i
İskender olur. Hemân ki dîvâr tamâm olunca bi-emrillâhi te‘âlâ cümle dîvâr teme …
Kaçan kim bu kal‘ayı Süleymân Hân 56b garb tarafında bu kal‘ayı döğdükde yıkduğu yer hâlâ vîrândır. Her yıl bir vilâyetden papaslar gelüp zu‘m-ı bâtıllarınca du‘â edüp bir hisâr-ı üstüvâr dîvârı yaparlar kim gûyâ Sedd-i İskender olur. Hemân ki dîvâr tamâm olunca bi-emrillâhi te‘âlâ cümle dîvâr temelinden yıkılup harâb kalır, hâlâ yine harâb olup durur. Âhır-ı kâr ol rahnedâr yerlere gemi tahtasından kalafatlı tahta dîvâr edüp durur. Gûyâ yamalı bir kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a–56b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Süleymân Hân-ı âkıbet-endîş-i dûrbîn-fikr görse kim bu kal‘a gâyet mahallinde vaz‘ olunmuş, ammâ gâyet küçük kal‘adır. Hemân Koca Mi‘mâr Sinân'a fermân edüp bu kal‘anın taşrasına bir kat dahi Şeddâdî kârgîr tula 81a binâ bir kal‘a-i zîbâ etmişdir kim görenin aklı gider, gûyâ Sedd-i İskender'dir. Âl-i Osmân kal‘a yapamaz derler, vallâhi murâd etdiyse Sedd-i Ye’cûc ve Sedd-i Kahkahâ gibi kal‘alar binâ eder. Ammâ Âl-i Osmân'ın aslı Mâhân vilâyeti Tatarıdır, amâristânı sevmezler. Hemân bir kal‘ayı ve bir ülkeyi alup harâb etmeğe başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 80b–81a ·
metinde göster ·
… mülûka intikâl edüp her biri murâd [u] merâmları üzre gûnâ-gûn ta‘mîr ü termîm
gûyâ sedd-i
derbend-i calender etdiler.
Ba‘dehu niçe yüz kerre bu kal‘a mülûkdan mülûka intikâl edüp her biri murâd [u] merâmları üzre gûnâ-gûn ta‘mîr ü termîm gûyâ sedd-i derbend-i calender etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83a ·
metinde göster ·
… al‘a tarafına Şâhîn Paşa kullesi gâyet metîn ve kavî ve sa‘b burc-ı azîmdir kim
gûyâ Sedd-i
İskender'dir. Hemân Azak kal‘ası demek bu Şâhîn Paşa kullesinden ibâretdir. Hak …
Ve bu orta hisârın toprak kal‘a tarafına Şâhîn Paşa kullesi gâyet metîn ve kavî ve sa‘b burc-ı azîmdir kim gûyâ Sedd-i İskender'dir. Hemân Azak kal‘ası demek bu Şâhîn Paşa kullesinden ibâretdir. Hakkâ ki Azak kal‘ası bununla metânet bulup cânib-i erba‘ası başka handak ka‘r-ı azîmdir. Ve kapusuna ipden kemendler ile çıkılır. Bâlâda bir küçük demir kapudur. El-hâsıl orta hisâr içinde bu kulle-i metîn bir iç hisâr dahi olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184b ·
metinde göster ·
… Hân asrında binâ olunan Yahyâ Paşazâde Mehemmed Paşa'nın binâsı Havâle tabyası
gûyâ sedd-i
Ye’cûc'dur. Ve Beg tabyası sankim püşte-i Me’cûcdur kim limana nâzır olup üç ka …
Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında cümle on bir aded tabya-i azîmleri ve kırk yedi aded ebrâc-ı metîneleri ve bin tokuz yüz aded dendân-ı bedenleri var. Ammâ cümle tabyadan mehîb ü metîn sedd-i İskender Süleymân Hân asrında binâ olunan Yahyâ Paşazâde Mehemmed Paşa'nın binâsı Havâle tabyası gûyâ sedd-i Ye’cûc'dur. Ve Beg tabyası sankim püşte-i Me’cûcdur kim limana nâzır olup üç kat top çeker. Ve maşrık tarafında Süleymân Hân tabyaları iki aded sedd-i Kahkahâlardır kim münhedim olan Livadye kal‘ası yerine ve limana nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271b ·
metinde göster ·
Kahkahâ-misâl bir alçak hayt-ı üstüvârdır. Kızıl tabyanın feth olduğun küffâr-ı …
Ammâ yeni kal‘a dîvârı gûyâ sedd-i Kahkahâ-misâl bir alçak hayt-ı üstüvârdır. Kızıl tabyanın feth olduğun küffâr-ı pelîd-i anîd görüp bu yeni kal‘a dîvârı üzre yetmiş pâre balyemez toplar kolup ve Avret tabyası üzre dahi yetmiş pâre toplar koyup birbirlerini korudup yeniden henüz bir nev-zuhûr ceng [ü] cidâle başlandı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296a ·
metinde göster ·
… rsûsu içre yine Sadrıa‘zam bir kurşum örtülü bir hân-ı azîm binâ eylemişdir kim
gûyâ sedd-i
İskender'dir.
Ve dahi liman kapusunun iç yüzünde Vezîria‘zam çârsûsu içre yine Sadrıa‘zam bir kurşum örtülü bir hân-ı azîm binâ eylemişdir kim gûyâ sedd-i İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
… zât ile Alî Paşa Aya Mavra'nın taşrasından bir kat dahi kal‘a binâ etmişdir kim
gûyâ sedd-i
Kahkahâ olup eski kal‘ası iç kal‘a kaldıkda bu kerre Aya Mavra kal‘asının gâzîl …
Ba‘dehu bu kal‘a Sultân Selîm-i Sâni'nin eline girdikde Kılıç Alî Paşa'yı donanma-i hümâyûn ile gönder[üp] bir yılda cemî‘i guzât ile Alî Paşa Aya Mavra'nın taşrasından bir kat dahi kal‘a binâ etmişdir kim gûyâ sedd-i Kahkahâ olup eski kal‘ası iç kal‘a kaldıkda bu kerre Aya Mavra kal‘asının gâzîleri Venedik kıyıların harâb [u] yebâb etmeğe başladıklarında bu kal‘ayı dest-i İslâma hüsn-i rızâlarıyla verdiklerine peşîmân olup niçe kerre Aya Mavra üzre gelüp ceng-i azîmler edüp her bâr münhezimen kırılup mağlûb u menkûb dâr-ı menhûslarına gidüp ilâ hâze'l-ân ilm-i nücûm ile eyle derler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343a ·
metinde göster ·
… dikde şekl-i muhammes bir seng-i tırâş kal‘a-i savaş-ı perhâş binâ etmişdir kim
gûyâ sedd-i
Kahkahâ'dır kim Şeddâdî rıhtım tula ve horasânî sedd-i metîn kal‘a-i kavîdir. G …
Ve kal‘ası Rûmeli kenârı ile Lefkada nâm bir ada deryâsının mâbeyninde bir sığ ve kumsal deryâda cezîre-misâl karadan ağaç ve taş cisirlerle ubûr olunur kal‘adır, kaya üzre değildir, kendüsi ve dîvârları alçak binâ olunmuşdur. Sene (---) târîhinde Selîm Hân-ı Sânî ibn Süleymân Hân bu kal‘anın taşrasına müceddeden bir kat sedd-i İskender-misâl bir kal‘a dahi inşâ etdikde şekl-i muhammes bir seng-i tırâş kal‘a-i savaş-ı perhâş binâ etmişdir kim gûyâ sedd-i Kahkahâ'dır kim Şeddâdî rıhtım tula ve horasânî sedd-i metîn kal‘a-i kavîdir. Girdâ-gird cirmi kâmil bin beş yüz adımdır. Dîvârının kaddi yigirmi zirâ‘ âlîdir ve yedi arşın arîzdir kim ellişer ayak enli kalın dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343a ·
metinde göster ·
… ceddeden şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî-misâl seng binâ bir kal‘a-i zîbâ inşâ edüp
gûyâ sedd-i
Adn etmiş. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adım bir küçük kal‘acıkdır, lâkin handa …
Kal‘ası Ergiri nehrinin kenârında evc-i âsımâna berâber bir yalçın kaya üzre bir bayırlı düz yerdedir. Hîn-i muhâsarada top-ı kûblar ile kal‘ası münhedim olduğundan ta‘mîr ü termîme imkân olmağa iktidârı olmayup anın taşı ile ana karîb yine ol bayırlar üzre sene-i mezbûrda Gedik Ahmed Paşa müceddeden şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî-misâl seng binâ bir kal‘a-i zîbâ inşâ edüp gûyâ sedd-i Adn etmiş. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adım bir küçük kal‘acıkdır, lâkin handakı yokdur, ammâ dîvâr gâyet kalın ve kırk arşın âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356b ·
metinde göster ·
… elzem-i levâzimindendir deyü şimâl cânibine bir kal‘a-i azîm ihdâs eylemiş kim
gûyâ sedd-i
kûh-ı Elburz'dur. Evâyil-i eyyâmda ilm-i mi‘mârîde üstâd-ı kâmiller var imiş. B …
Ve bu kal‘ayı Melik Tâhir feth etdikden sonra elzem-i levâzimindendir deyü şimâl cânibine bir kal‘a-i azîm ihdâs eylemiş kim gûyâ sedd-i kûh-ı Elburz'dur. Evâyil-i eyyâmda ilm-i mi‘mârîde üstâd-ı kâmiller var imiş. Bu kulle kal‘aya bir hüsn vermiş ve celî hattile târîhleri var. Lâkin mürûr-ı eyyâm ile hatları rahnedâr olup ve hayli âlî olduğundan alarkadan dûrbînle nazar etdim, yine istihrâc edemediğimden tahrîr olunmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y182a ·
metinde göster ·
… ebnî hacer-i azîmlerdir kim iki hacerin birbirine imtizâcları âşikâre değildir,
gûyâ sedd-i
İskender-vâr yek pâredir.
Ve bu İsvân kal‘asının Nîl'i kenârında sûr dîvârı-misâl Şeddâdî binâlar var kim ana Hâyitu'l-acûzi's-sâhir derler. Her taşı kırkar ve ellişer zirâ‘ çâr-gûşe hammâm kubbesi kadar âlî seng-i hârâlardır kim cümle hadîd kinedler ve rusâs ile mebnî hacer-i azîmlerdir kim iki hacerin birbirine imtizâcları âşikâre değildir, gûyâ sedd-i İskender-vâr yek pâredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y388a ·
metinde göster ·