içre bu cevâhirleri birer san‘at ile zeyn edüp anıniçün ol minâreye hâlâ "Cevâh …
Beri tarafda üstâd mi‘mâr bu cevâh[ir]leri birer gûne san‘at ile minârenin her şeşhânesine 45a zıhlar içre kitâbeler dahi ortasına gûnâ-gûn mutabbak mermer güller içre bu cevâhirleri birer san‘at ile zeyn edüp anıniçün ol minâreye hâlâ "Cevâhir Minâre" derler. Âfitâbın şu‘lesi ba‘zı taşlara pertev urup şu‘le verir. Ammâ ba‘zı taşlar şiddet-i hârdan ve berf [ü] emtârdan fenâ bulup ziyâsı mahv olmuş. Ammâ câmi‘in kıble kapusu soffa kemeri ortasında bir pîrûze-i nişâbûrî vardır kim bir kâse-i müdevver kadar vardır. Hâlâ şu‘lesinden çeşm-i benî âdem hîrelenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b–45a ·
metinde göster ·
… rger nakışları içre cümle türünce ve kitâbe ve mutahhıllar içre sîm-i hâlis ile
güller
ortasında savatkârî mînâlar ile ve ba‘zı zî-kıymet taşlar ile tezyîn olmuş ve g …
Eşkâli böyle binâ olunmuş kim pirinc ma‘âdin tahtalar üzre hurde nakş-ı bûkalemûn kalemkârî zerger nakışları içre cümle türünce ve kitâbe ve mutahhıllar içre sîm-i hâlis ile güller ortasında savatkârî mînâlar ile ve ba‘zı zî-kıymet taşlar ile tezyîn olmuş ve gümüş halka ve gümüş kufüller ve gümüş bendîşeler ile müzeyyen bir bâb-ı lâ-nazîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60b ·
metinde göster ·
… b koyunları kelle paçaları ile yüzüp vücûdunda beyâz yağ üzre la‘l-gûn mutabbak
güller
ile ve sarı za‘ferânlar ile koyunların vücûdların münakkaş edüp ve boynuzların …
Bu tâ’ife cümle ekseriyyâ yeniçerilerdir. Cümle pür-silâh olup arabalar ve tahtırevânlar üzre niçe yüz dükkânları akmişe-i fâhire ve gûnâ-gûn şükûfeler ile zeyn edüp kırkar ellişer vukıyye gelir Karaman ve Türkmân koyunların ve Mihalıç ve Bursa'da Osmâncık koyunlarından ve Karadeniz'de Kili koyunlarından semîn ü acîb koyunları kelle paçaları ile yüzüp vücûdunda beyâz yağ üzre la‘l-gûn mutabbak güller ile ve sarı za‘ferânlar ile koyunların vücûdların münakkaş edüp ve boynuzların varak-ı sîm ve varak-ı zeheb-i hâlis ile mutallâ edüp ve niçe yüz koyunları şerha şerha edüp Kassâb Cömerd köçekleri ellerinde sâtûrları ile nîme nîme ve çeyrek çeyrek edüp sarı pirinc kefeli terâzûlarda vezn edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166b ·
metinde göster ·
Bu şehir cümle on yedi mahalledir. Evvelâ Beğ mahallesi ve
Güller
mahallesi ve Yeni Câmi‘ mahallesi ve Kavak mahallesi ve Tekye mahallesi ve Şehr …
Bu şehir cümle on yedi mahalledir. Evvelâ Beğ mahallesi ve Güller mahallesi ve Yeni Câmi‘ mahallesi ve Kavak mahallesi ve Tekye mahallesi ve Şehre Küsdü mahallesi ve Yarımca mahallesi ve Dağ mahallesi ve Polad mahallesi ve Yahşi mahallesi Meşhûr mahallâtlar bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a ·
metinde göster ·
… Ahmed Hân Câmi‘i ve Dâvûd Paşa Câmi‘i ve Tekye Câmi‘i ve Şehre Küsdü Câmi‘i ve
Güller
Câmi‘i, bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Bu mahallâtlar içre cümle sağîr ve kebîr kırk yedi mihrâbdır. Altısı sâlât-ı cum‘a edâ olunur, üçü câmi‘-i selâtîn-i selefdir. Evvelâ Sultân Ahmed Hân Câmi‘i ve Dâvûd Paşa Câmi‘i ve Tekye Câmi‘i ve Şehre Küsdü Câmi‘i ve Güller Câmi‘i, bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a ·
metinde göster ·
… Ceyhûn / Gider sahrâlara gûyâ ki mecnûn / Olur her kûşe anda sebzezârı / Bütün
güller
olur bülbül karârı / Anın her kûşesi san bâğ-ı cennet / Hayat bulur kılanlar an …
Mülûk-ı Kayserîden bir melik-zâdHikem ilminde idi kâmil üstâdEkilürdü vilâyetde ad ileOlup meşhûr o adl ile dâd ileEreğli oldu adı şimdi meşhûrZiyâret eyleyenler oldu mesrûrNice medh olmaya bu âb-ı seyyârKi sun‘ ile yaratmış anı SettârKi üç yüz altmış altı Hırk suyuAceb taksîm etmiş bunca suyuAkar Hırkî-misâl mâ-i CeyhûnGider sahrâlara gûyâ ki mecnûnOlur her kûşe anda sebzezârıBütün güller olur bülbül karârıAnın her kûşesi san bâğ-ı cennetHayat bulur kılanlar anda sohbet
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18a ·
metinde göster ·
… Merâm'da yeşil ve mâvî ve al ve ebrî ve ablak ve la‘lî ve haşhâşî ve niçe gûne
güller
var kim râyiha-i tayyibesi âdemün demâğın mu‘attar eder.
Bu bâğ-ı hıyâbânın içinde cemî‘i sokakları gûnâ-gûn nakş-ı âhar tarh olunmuşdur ve her şâhrâhı birer gûne nakş-ı bûkalemûn kuş gözü gibi hurde zî-kıymet taşlar ile döşenmiş gûyâ Hind füsûskârîsi gibi ruhâm-ı ibret-nümûn kaldırım döşelidir. Ve her tarhındaki tahta add olunan tarlalarında birer gûne şükûfeler var kim Âl-i Osmân diyârında ve Arab u Acem'de ve Leh u Çeh u Maskov diyârlarında eyle şükûfeler yokdur. Hatta kırk altı gûne mutabbak verd-i handân gül hedâyâ getirdiler. Ve gülün hilkati kırmızı ve beyâz ve sarı olmakdır, ammâ bu bâğ-ı Merâm'da yeşil ve mâvî ve al ve ebrî ve ablak ve la‘lî ve haşhâşî ve niçe gûne güller var kim râyiha-i tayyibesi âdemün demâğın mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
… mahbûb [u] mahbûbe muğ-pîçelerin ellerinde niçe kerre yüz bin aded deste deste
güller
ve gülden iri karanfiller ve fuller ve gûnâ-gûn şükûfeleri gılmânlar ve şâblar …
Ve cemî‘i mahbûb [u] mahbûbe muğ-pîçelerin ellerinde niçe kerre yüz bin aded deste deste güller ve gülden iri karanfiller ve fuller ve gûnâ-gûn şükûfeleri gılmânlar ve şâblar asâkir-i İslâma bezl edüp ihsânlar alup mesrûr [u] handân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321b ·
metinde göster ·
… berdir. Cümle Fahrî oyması gibi çîm-ender-çîm burma zıhlar ve Rûmî ve mihribânî
güller
ve islimî ve gûnâ-gûn füller ile üstâd-ı mermerbür bu minbere bir kalem urmuş k …
Ve minberi vâcibü's-seyr bir minber-i ibret-nümûndur kim bir câmi‘in minberine müşâbeheti yok mermer-i hâm bir tarz-ı âhar minberdir. Cümle Fahrî oyması gibi çîm-ender-çîm burma zıhlar ve Rûmî ve mihribânî güller ve islimî ve gûnâ-gûn füller ile üstâd-ı mermerbür bu minbere bir kalem urmuş kim cemî‘i kûhken ve mermerkârlar bir tîşe urmağa âcizlerdir. Gûyâ bir mu‘allak minberdir. Altından âdemler gelüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y95a ·
metinde göster ·
… ergâhın cânib-i şimâle bir musanna‘ ve murassa‘-misâl sîm-i hâlis ile pullar ve
güller
ve kitâbeler ile mebnî bir bâb-ı mu‘allâdır. Atebe-i âlîsi üzre âye[t]:
Ve bu âsitâne harem-i muhtereminin tâ ortasında eflâke ser çekmiş bir kubbe-i âlî içinde İbrâhîm-i Gülşenî hazretleri (---) aded evlâd-ı Y 112a evlâdları ile âsûdedirler. Bu dergâhın cânib-i şimâle bir musanna‘ ve murassa‘-misâl sîm-i hâlis ile pullar ve güller ve kitâbeler ile mebnî bir bâb-ı mu‘allâdır. Atebe-i âlîsi üzre âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111b–Y112a ·
metinde göster ·
ve pullar ve sîm ü hâlis halkalar ve gûnâ-gûn sîm kabaralar mıhlıdır. Her sâhib …
Ve bu kubbe-i pür-envârın bâb-ı sa‘âdeti cânib-i şarka câmi‘in haremine mekşûfdur. Kapu kanatlarının levhaları üzre serâpâ gümüş güller ve pullar ve sîm ü hâlis halkalar ve gûnâ-gûn sîm kabaralar mıhlıdır. Her sâhibü'l-hayrât birer âsâr ile bâb-ı mu‘allâyı müzeyyen etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y286a ·
metinde göster ·
… tahhıllar Y 322b içre pîç-ender-pîç kirişmeli rûmîler ve islimîler ve sadberk
güller
ve elvân elvân dalkırma şükûfeler oyup arz-ı ma‘rifet etmişdir kim cümle ressâm …
Ve mihrâbında olan sadefkârî san‘atı bir diyârda yokdur, temâşâ edenin çeşm-i ibreti hîrelenüp âdem engüşt ber-dehen eder. Ve minberi sindiyân ve santa ve ceviz ve servi levhalarındandır, âdemin dimağı mu‘attar olur. Ve üstâd ressâm bu minbere ol kadar himmet sarf edüp gûnâ-gûn kitâbe ve mutahhıllar Y 322b içre pîç-ender-pîç kirişmeli rûmîler ve islimîler ve sadberk güller ve elvân elvân dalkırma şükûfeler oyup arz-ı ma‘rifet etmişdir kim cümle ressâm ve ehl-i ma‘ârif temâşâsına hayrân olur. Sihr-i i‘câz bir minber-i serâmeddir. Ve bu minberin kapusu üzre Kûfî Hafza hattiyle halkârî Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y322a–Y322b ·
metinde göster ·