Kâsım Paşa: Harem'den çıkup vezîr olup Mora cezîresinde Anabolı kal‘asın üç sen …
Vezîr Güzelce Kâsım Paşa: Harem'den çıkup vezîr olup Mora cezîresinde Anabolı kal‘asın üç sene muhâsara edüp feth etdi ve sonra İslâmbol muhâzîsinde Kâsımpaşa kasabası ve câmi‘in binâ edüp Kâsımpaşa ismiyle yâd olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 47b ·
metinde göster ·
Rüstem Paşa: Harem-i muhteremden yeniçeri ağalığı ve ba‘dehu Budin olmuşdur. Sü …
Güzelce Rüstem Paşa: Harem-i muhteremden yeniçeri ağalığı ve ba‘dehu Budin olmuşdur. Süleymân Paşa Haremden Ustolni-Belgrad'da Gölbaşı muhâfazasında merhûm olup kal‘a kapusu önünde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 48a ·
metinde göster ·
… afâ Hân'da vezîr-i a‘zam idi. el-Vezîr Etmekçizâde Ahmed Paşa. Ve Kurd Paşa. Ve
Güzelce
Mahmûd Paşa. Ve Cığalazâde Sinân Paşa. Vezîr-i sânî Cığalazâde Mahmûd Paşa ibn …
Sadrıa‘zam olmayan vüzerâyı beyân eder: Kâ’immakâm Kâsım Paşa. Hâdım Ahmed Paşa el-Hâfız. Ve Sarıkcı Mustafâ Paşa. Ve Sofu Sinân Paşa. el-Vezîr Hızır Paşa. Ve Gürcî Hâdım Mehemmed Paşa, bir kaç def‘a kâ’immakâm olup asr-ı Mustafâ Hân'da vezîr-i a‘zam idi. el-Vezîr Etmekçizâde Ahmed Paşa. Ve Kurd Paşa. Ve Güzelce Mahmûd Paşa. Ve Cığalazâde Sinân Paşa. Vezîr-i sânî Cığalazâde Mahmûd Paşa ibn Sinân Paşa. Ve Sofu Mahmûd Paşa.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 59a ·
metinde göster ·
{Evsâf-ı Tetimme-i Su Kemerleri: Evvelâ Uzun Kemerler ve Mu‘allak Kemerler ve
Güzelce
Kemerler ve Müderrisköy kemerleri ve Kovuk Kemerler, bunlar İslâmbol'un cânib-i …
{Evsâf-ı Tetimme-i Su Kemerleri: Evvelâ Uzun Kemerler ve Mu‘allak Kemerler ve Güzelce Kemerler ve Müderrisköy kemerleri ve Kovuk Kemerler, bunlar İslâmbol'un cânib-i garbîsinde bir konak tavîl menzildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… i ve Kâsımpaşa Mevlevîhânesi Şeyhi Cenûbî Abdî Efendi ve Dervîş Ömer Gülşenî ve
Güzelce
Gülâbî Ağa ve Kuzu Alî Ağa ve Abdî Ağa ve bu hakîr dahi hâzır idim" deyüp peder …
"İmdi pâdişâhım! Geçen günlerdeki meşveretimiz üzre hamd-i Hudâ celâlî dikeni kırılup cezîre-i Girid gazâsına cidd ü cehd edüp ibtidâ Venedik Penç Pirim'ine bir mu‘temed elçi ile bir nâme gönderüp Girid cezîresini hüsn-i rızâlarıyla taleb edin, görelim ne zuhûr eder" deyince Mahmûd Efendi'nin bu gûne nasîhat-âmîz Girid fethi terğîbinden {Sultân Ahmed Hân} hazz edüp fi'l-hâl nâmeler tahrîr olunup Kurd Çavuş nâm bir mütekellim ve fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân kimseye nâmeleri ve niçe tuhaf hedâyâları verüp yedi günde ılgar ile Bosna'ya, andan iki günde Venedik destinde kal‘a-yı Dadırya, andan gemiyle karşu Venedik'e geçip bir gün Nazarta nâm mahalde yatup ertesi gün alay-ı azîm ile Venedik kralı olan Penç Pirim'e buluşup dîvân-ı bed-âyînlerinde nâme kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûmları olup ale'l-ittifâk cümlesi "N'ola, cezîre-i Girid'i Âl-i Osmân istemiş, verelim, başımız üstüne" deyü ta‘ahhüd edüp bir nâme tahrîr edüp elçiye hayli ri‘âyet edüp Âsitâne tarafına Kurd Çavuş'u gönderüp tokuzuncu günde elçi Çavuş kurd gibi maslahat görüp geldikde dîvân-ı pâdişâhîde nâmeleri Sultân Ahmed'in dest-i şerîfine verüp zemîn-bûs eder. Ol mahalde nâmeyi tercümân kırâ‘at etdükde yine Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Evliyâ Efendi ve Sünbül Alî Efendi ve Şeyhülislâm (---) Efendi ve Mu‘abbir İbrâhîm Efendi ve Doğanî Efendi ve Şârih-i Mesnevî Mevlevî İsmâ‘îl Efendi ve Kâsımpaşa Mevlevîhânesi Şeyhi Cenûbî Abdî Efendi ve Dervîş Ömer Gülşenî ve Güzelce Gülâbî Ağa ve Kuzu Alî Ağa ve Abdî Ağa ve bu hakîr dahi hâzır idim" deyüp pederimiz böyle takrîr etdi. Ba‘dehû bu mezkûrûnun huzûrlarında nâme-i bî-me’âli huzûr-ı pâdişâhîde kırâ’at olunup ibtidâ sernâmelerinde böyle tahrîr etmişler kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 274a ·
metinde göster ·
… mdi kimden korharsın. Men ki İrân [u] Tûran Şâhının hânlar hânı Kelb Alî Hânım.
Güzelce
Şâhım böyle kadâğa etdiğim menim Sultân-ı hân-ı hânânlarımdan ve çöreğim çekenl …
Ve mine'l-bedâyi‘i'l-münâzarât: Bir gün hân ile cân sohbeti ederken Hân hakîre şarâb-ı nâb teklîf etdi. Bu hakîr eyitdim "Vallahi ve billahi ve tallahi Hazret-i Alî'nin pâk rûhiyçün bu âna dek anadan müştakk olalı muharremât, mükeyyefât, mu‘âcenât [ve] müskirâtdan bir şey müyesser olmamışdır. Tâ ecdâd-ı ızâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Mehdî'den berü ecdâdlarımızdan şarâb [u] mükeyyefât yimiş içmiş yokdur. Bizi meclis-i hâssınızda ma‘zûr edüp afv ile mu‘âmele buyurun" deyü ricâ etdim. Hân eyitdi: "Ey birâder-i cân-berâber-i mâ! Gör ki menim nûr-ı dîdem ve sürûr-ı sînem çığı çığı mirza şâhım sana ber-ayak durup bir ayak çakır-ı nâb verir. Anın hatıriyçün ben câm-ı bâde-i lâ‘l-ı fâmı nûş etmeyüp kimin destinden piyâle çekesin. Ohum! Kimden korkarsın?. Eğer Kayser-zemîn şâhından korharsan şâhınız beş aylık yoldadır, eğer hânınızdan korharsan Tebrîz'den Erzurûm kırh konah yerdir. Pes imdi kimden korharsın. Men ki İrân [u] Tûran Şâhının hânlar hânı Kelb Alî Hânım. Güzelce Şâhım böyle kadâğa etdiğim menim Sultân-ı hân-ı hânânlarımdan ve çöreğim çekenlerden kim ki çakır nûş ederse bağrın sınıkdırırım, deyü kadağa ide. Men güzelce şâhın kadağasın sıyup nihâyetince meclis-i ıyş [u] tarab kurup bâde-i nâb, çakır şarâb nûş ederim. Pes sen kimden korharsın, elbette çakır içersin" dedi. Hemân hakîr eyitdim "Ey güzelce hânım! Sana güzelce şâh şarabı kadağa etdi ise mana Şâhlar Şâhı Pâdişâh niçün nass-ı kâtı‘la âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
Ve mine'l-bedâyi‘i'l-münâzarât: Bir gün hân ile cân sohbeti ederken Hân hakîre şarâb-ı nâb teklîf etdi. Bu hakîr eyitdim "Vallahi ve billahi ve tallahi Hazret-i Alî'nin pâk rûhiyçün bu âna dek anadan müştakk olalı muharremât, mükeyyefât, mu‘âcenât [ve] müskirâtdan bir şey müyesser olmamışdır. Tâ ecdâd-ı ızâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Mehdî'den berü ecdâdlarımızdan şarâb [u] mükeyyefât yimiş içmiş yokdur. Bizi meclis-i hâssınızda ma‘zûr edüp afv ile mu‘âmele buyurun" deyü ricâ etdim. Hân eyitdi: "Ey birâder-i cân-berâber-i mâ! Gör ki menim nûr-ı dîdem ve sürûr-ı sînem çığı çığı mirza şâhım sana ber-ayak durup bir ayak çakır-ı nâb verir. Anın hatıriyçün ben câm-ı bâde-i lâ‘l-ı fâmı nûş etmeyüp kimin destinden piyâle çekesin. Ohum! Kimden korkarsın?. Eğer Kayser-zemîn şâhından korharsan şâhınız beş aylık yoldadır, eğer hânınızdan korharsan Tebrîz'den Erzurûm kırh konah yerdir. Pes imdi kimden korharsın. Men ki İrân [u] Tûran Şâhının hânlar hânı Kelb Alî Hânım. Güzelce Şâhım böyle kadâğa etdiğim menim Sultân-ı hân-ı hânânlarımdan ve çöreğim çekenlerden kim ki çakır nûş ederse bağrın sınıkdırırım, deyü kadağa ide. Men güzelce şâhın kadağasın sıyup nihâyetince meclis-i ıyş [u] tarab kurup bâde-i nâb, çakır şarâb nûş ederim. Pes sen kimden korharsın, elbette çakır içersin" dedi. Hemân hakîr eyitdim "Ey güzelce hânım! Sana güzelce şâh şarabı kadağa etdi ise mana Şâhlar Şâhı Pâdişâh niçün nass-ı kâtı‘la âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
… Pes sen kimden korharsın, elbette çakır içersin" dedi. Hemân hakîr eyitdim "Ey
güzelce
hânım! Sana güzelce şâh şarabı kadağa etdi ise mana Şâhlar Şâhı Pâdişâh niçün n …
Ve mine'l-bedâyi‘i'l-münâzarât: Bir gün hân ile cân sohbeti ederken Hân hakîre şarâb-ı nâb teklîf etdi. Bu hakîr eyitdim "Vallahi ve billahi ve tallahi Hazret-i Alî'nin pâk rûhiyçün bu âna dek anadan müştakk olalı muharremât, mükeyyefât, mu‘âcenât [ve] müskirâtdan bir şey müyesser olmamışdır. Tâ ecdâd-ı ızâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Mehdî'den berü ecdâdlarımızdan şarâb [u] mükeyyefât yimiş içmiş yokdur. Bizi meclis-i hâssınızda ma‘zûr edüp afv ile mu‘âmele buyurun" deyü ricâ etdim. Hân eyitdi: "Ey birâder-i cân-berâber-i mâ! Gör ki menim nûr-ı dîdem ve sürûr-ı sînem çığı çığı mirza şâhım sana ber-ayak durup bir ayak çakır-ı nâb verir. Anın hatıriyçün ben câm-ı bâde-i lâ‘l-ı fâmı nûş etmeyüp kimin destinden piyâle çekesin. Ohum! Kimden korkarsın?. Eğer Kayser-zemîn şâhından korharsan şâhınız beş aylık yoldadır, eğer hânınızdan korharsan Tebrîz'den Erzurûm kırh konah yerdir. Pes imdi kimden korharsın. Men ki İrân [u] Tûran Şâhının hânlar hânı Kelb Alî Hânım. Güzelce Şâhım böyle kadâğa etdiğim menim Sultân-ı hân-ı hânânlarımdan ve çöreğim çekenlerden kim ki çakır nûş ederse bağrın sınıkdırırım, deyü kadağa ide. Men güzelce şâhın kadağasın sıyup nihâyetince meclis-i ıyş [u] tarab kurup bâde-i nâb, çakır şarâb nûş ederim. Pes sen kimden korharsın, elbette çakır içersin" dedi. Hemân hakîr eyitdim "Ey güzelce hânım! Sana güzelce şâh şarabı kadağa etdi ise mana Şâhlar Şâhı Pâdişâh niçün nass-ı kâtı‘la âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
… arsın, elbette çakır içersin" dedi. Hemân hakîr eyitdim "Ey güzelce hânım! Sana
güzelce
şâh şarabı kadağa etdi ise mana Şâhlar Şâhı Pâdişâh niçün nass-ı kâtı‘la âyet:
Ve mine'l-bedâyi‘i'l-münâzarât: Bir gün hân ile cân sohbeti ederken Hân hakîre şarâb-ı nâb teklîf etdi. Bu hakîr eyitdim "Vallahi ve billahi ve tallahi Hazret-i Alî'nin pâk rûhiyçün bu âna dek anadan müştakk olalı muharremât, mükeyyefât, mu‘âcenât [ve] müskirâtdan bir şey müyesser olmamışdır. Tâ ecdâd-ı ızâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Mehdî'den berü ecdâdlarımızdan şarâb [u] mükeyyefât yimiş içmiş yokdur. Bizi meclis-i hâssınızda ma‘zûr edüp afv ile mu‘âmele buyurun" deyü ricâ etdim. Hân eyitdi: "Ey birâder-i cân-berâber-i mâ! Gör ki menim nûr-ı dîdem ve sürûr-ı sînem çığı çığı mirza şâhım sana ber-ayak durup bir ayak çakır-ı nâb verir. Anın hatıriyçün ben câm-ı bâde-i lâ‘l-ı fâmı nûş etmeyüp kimin destinden piyâle çekesin. Ohum! Kimden korkarsın?. Eğer Kayser-zemîn şâhından korharsan şâhınız beş aylık yoldadır, eğer hânınızdan korharsan Tebrîz'den Erzurûm kırh konah yerdir. Pes imdi kimden korharsın. Men ki İrân [u] Tûran Şâhının hânlar hânı Kelb Alî Hânım. Güzelce Şâhım böyle kadâğa etdiğim menim Sultân-ı hân-ı hânânlarımdan ve çöreğim çekenlerden kim ki çakır nûş ederse bağrın sınıkdırırım, deyü kadağa ide. Men güzelce şâhın kadağasın sıyup nihâyetince meclis-i ıyş [u] tarab kurup bâde-i nâb, çakır şarâb nûş ederim. Pes sen kimden korharsın, elbette çakır içersin" dedi. Hemân hakîr eyitdim "Ey güzelce hânım! Sana güzelce şâh şarabı kadağa etdi ise mana Şâhlar Şâhı Pâdişâh niçün nass-ı kâtı‘la âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
… u kal‘a-i Hamâ'yı bilâ-ceng ü bilâ-cidâl miftâhların teslîm edüp vâlî-i vilâyet
Güzelce
Kâsım Paşa olup hâkim-i şer‘ Kemâlpaşazâde dâmâdı Hicâbî Muslihiddîn-i Kocavî k …
Ba‘dehû bu şehir Mısır halîfelerinden Sultân Gavrî hükmüne girüp Selîm Hân Mısır fethine gelirken Şâm vezîri Çerkes Senyal Bay Selîm Hân'a mutî‘ olup bu kal‘a-i Hamâ'yı bilâ-ceng ü bilâ-cidâl miftâhların teslîm edüp vâlî-i vilâyet Güzelce Kâsım Paşa olup hâkim-i şer‘ Kemâlpaşazâde dâmâdı Hicâbî Muslihiddîn-i Kocavî kadı olup Şâm eyâleti sancağı oldu. Ba‘de'l-feth-i Mısır tahrîr-i cedîd olup hâlâ Şâm-Tarabulus eyâletinde başka sancak beğinin tahtıdır. Beğin taraf-ı pâdişâhîden hâs-ı hümâyûnu 364.035 akçe ve 26 ze‘âmetdir ve 171 timardır ve çeribaşısı ve yüzbaşısı ve alaybeğisi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25a ·
metinde göster ·
Kâsım Paşa binâ etdüğü ve leb-i deryâdan bir top menzili ba‘îd bir püşte üzre n …
Sene (---) târîhinde güzelce Kâsım Paşa binâ etdüğü ve leb-i deryâdan bir top menzili ba‘îd bir püşte üzre nehr-i Rıtân ve nehr-i Tennûr kenarında Sayda eyâleti hükmünde subaşılık ve nihâyet olduğu kal‘a içinde beş on hâne olup şekl-i murabba‘ bir küçücük dizdârsız kal‘a olduğu, hacca 38b müteveccih olduğumuz sene cild-i (---) mizde mufassal tahrîr olunmuşdur. Bu mahalde cümle guzât-ı müslimîn Akdeniz kenarına hayme vü hargâhların kurup meks etdiler. Bu menzilde Sayda-i Berût hâkimi beş bin asker ile imdâda gelüp meks etdi. {Mukaddemâ ulaklığla Âsitâne'den geldiğimizde paşa efendimiz Sayda-i Berût kal‘aları teftîşin ihsân edüp bu mahalde Sayda hâkiminden iki bin esedî hizmet aldık}. Ve bir gün yine Sıfet hâkimi Na‘lbend Alî Ağa üç bin asker ile gelüp leb-i Deryâ-yı Sefîd'de meks edüp çarhacı ta‘yîn olundu. Andan leb-i deryâ ile iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38a–38b ·
metinde göster ·
Alî Paşa sarâyı ve Bekir Ağa sarâyı ve Serdâr Solak sarâyı ve İmâm sarâyı ve Mü …
Ve cümle kiremitli ve tahta-i şındıra ile mestûr kâmil üç bin aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ sarây-ı âlîler ve gayri büyût-ı müte‘addidelerdir. Cümleden mükellef Güzelce Alî Paşa sarâyı ve Bekir Ağa sarâyı ve Serdâr Solak sarâyı ve İmâm sarâyı ve Mütevellî sarâyı ve Voyvoda sarâyı ma‘lûmumuz olan hânedân-ı azîmler bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 127a ·
metinde göster ·
… n aslı nedir bileli." dediler. Mu‘teber ihtiyârlarımız bu kârara rızâ vermeyüp "
Güzelce
şâha i‘lâm idelih." deyü kekeş etdik ve şâha i‘lâm etdik. Şâhımız dahi pâdişâhı …
Niçemiz dediler kim "Biz de Pinyanişî'den birkaç dil alup söyledeli göreli ki bu talavlın aslı nedir bileli." dediler. Mu‘teber ihtiyârlarımız bu kârara rızâ vermeyüp "Güzelce şâha i‘lâm idelih." deyü kekeş etdik ve şâha i‘lâm etdik. Şâhımız dahi pâdişâhınıza ve Haleb'de vezîriniz İpşir Paşa'ya nâme ve arz-ı mahzarlar gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 291a ·
metinde göster ·
… çok ri‘âyet ederem. Doğrı söyle kim, sizinle Van'dan bir ağa çıkup 292b bizim
Güzelce
Şâh'a gitdi mi?" dedi.
Ba‘de't-ta‘âm eydür: "Ey bürâder-i cân-berâberim ve cân-ı azîzimden azîz ahî-yi e‘azzim, ol Muhammedü'l-Mustafâ rûhiyçün olsun, bugün senin hâk-i pâyine gelmişem. Menimle yahşı danışıh et galan ve be-dürüstî râst söyle galan. Vallah ve Billah sana ve Vezîr {Melek Ahmed Paşa} pederime çok ri‘âyet ederem. Doğrı söyle kim, sizinle Van'dan bir ağa çıkup 292b bizim Güzelce Şâh'a gitdi mi?" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292a–292b ·
metinde göster ·
… bir nâme yazarım. Senin çaparın nâmeyi Alî Ağa'ya tapşırır. Alî Ağa da nâmemiz
Güzelce
Şâh'a gösterüp her tarafdan iş âsân-vech ile hâsıl olur. Hemân saded bâkî kalan …
"Menim hânım, cânım. Şimdi hemân cümle sultânlar bu şehirde iken anlardan ve gayrı âdemlerden yigirmi bin koyunu {dahi} tahsîl edüp bugün mena teslîm edüp ve mena dahi ri‘âyet edüp ‘Kırk bin koyun tamâm olduğun ale'l-acele paşaya çapar ile huccetleri gönderem ve Tebrîz hânına dahi varak tahrîr edüp Genc Alî Hân'dan kırk bin {koyunu} tahsîl etmişem’ deyü i‘lâm ederim ve eğer murâd edinirseniz Şâh eşiğine giden Alî Ağa karındaşıma dahi ‘Kırk bin koyunu Alî Hân'dan alup teslîm etmişdir ve Pinyaniş kavmiyle mâbeynlerin sulh etmişim’, deyü bir nâme yazarım. Senin çaparın nâmeyi Alî Ağa'ya tapşırır. Alî Ağa da nâmemiz Güzelce Şâh'a gösterüp her tarafdan iş âsân-vech ile hâsıl olur. Hemân saded bâkî kalan yigirmi bin koyundadır, ve's-selâm." dediğimde hemân hân elim öpüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
şâhım bu Sünnîler bu şehr içre râygân 296b cemâ‘atle namâz kılmağa başladılar …
{Hân eydür}, "Ey güzelce şâhım bu Sünnîler bu şehr içre râygân 296b cemâ‘atle namâz kılmağa başladılar ve meyyitleri önü sıra vahdehû lâ şerîki leh demeğe başladılar. Âhir ben de birkaç nökerin ve Sünnîlerin katl eyleyüp [koca} Koçağalarını dahi âteşe göyündürdüm. Ammâ güzelce şâhım ne te’sîr-i sihirdir kim Koçağa dede mürd olalı sene (---) olmuş derler, gûrunu açup gördüm ki beyâz pembe-misâl ter ü tâze idi. Men anın ter ü tâzeliğine bakmayup âteşe göyündürürken yâ Hay, yâ Hay çağırup feryâd etdiğin bu cümle nökerlerim işitmişdir" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a–296b ·
metinde göster ·
… rin ve Sünnîlerin katl eyleyüp [koca} Koçağalarını dahi âteşe göyündürdüm. Ammâ
güzelce
şâhım ne te’sîr-i sihirdir kim Koçağa dede mürd olalı sene (---) olmuş derler, …
{Hân eydür}, "Ey güzelce şâhım bu Sünnîler bu şehr içre râygân 296b cemâ‘atle namâz kılmağa başladılar ve meyyitleri önü sıra vahdehû lâ şerîki leh demeğe başladılar. Âhir ben de birkaç nökerin ve Sünnîlerin katl eyleyüp [koca} Koçağalarını dahi âteşe göyündürdüm. Ammâ güzelce şâhım ne te’sîr-i sihirdir kim Koçağa dede mürd olalı sene (---) olmuş derler, gûrunu açup gördüm ki beyâz pembe-misâl ter ü tâze idi. Men anın ter ü tâzeliğine bakmayup âteşe göyündürürken yâ Hay, yâ Hay çağırup feryâd etdiğin bu cümle nökerlerim işitmişdir" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a–296b ·
metinde göster ·
… k dahi bizim Ülgen hânımız hâlâ Tebrîz hânıdır, andan mana bir kâğız alasız kim
Güzelce
Şâh su’âl edende bu sened ile hapisden ıtlâk eylemişim demeğe destimde bir sene …
Mefhûmu ma‘lûmları olunca "Ey gözüm biz bu Murtezâ Paşa karındaşıdır bilmezdik. Ancak Gürcîstân beğleriyle bizim Acem serhadlerinde müşâ olan Tiflis hânı çapar ılgarup bir varak yazup eytmiş kim "Ol taraflara kayser-zemîn şâhı içün ve İrân-zemîn şâhı içün mâbeynde rehin olan Gürcîstân'ın Açıkbaş beğlerinden bir beğ Bağdâd'a kaçıpdır. Kankınızın ülkesine varırsa kayd [ü] bend idesiz. Belki Osmânlı tarafından taleb oluna." deyü bize Tiflis hânı tarafından böyle haber geldi. Bunlar dahi "Biz Bağdâd'a gideriz. Bağdâd hânı Kara Murtezâ Hân menim karındaşımdır. Meni koyuver, sana karındaşımdan çok mâl-ı cîve virem" diyedir. Çünkü sizler Van Hânı Vezîr Melek Paşa'dan gelmişsiz, Hüsem Mir[z]â'yı hapisden ıtlâk ederim ammâ Rûmiyye hânından işte varak geldi. Mu bana temessükdür, ammâ mana bir varak dahi bizim Ülgen hânımız hâlâ Tebrîz hânıdır, andan mana bir kâğız alasız kim Güzelce Şâh su’âl edende bu sened ile hapisden ıtlâk eylemişim demeğe destimde bir sened-i müsned lâzım." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 298a ·
metinde göster ·
… ir. Âyende vü revendegân her bâr mihmân olurlar. İç kal‘asını temâşâ edemedik. "
Güzelce
Şâh kadağa eylemişdir." deyü dîdebânlar mâni‘ oldular. Ammâ yine ol kal‘ayı bir …
Lâkin yetmiş kadar dükkânçeleri vardır ve her nevrûz-ı sultânîde yılda kırk gün germâ-germ Dümbülî bâzârı ve Gîlân bâzârı diyâr-ı Acem'de meşhûrdur ve bu bâzâr içün Dümbülî şehri hâricinde üç bin kadar müfîd ü muhtasar dükkânları vardır ki cümle hıyâbân-ı kûyâh-ı dırahtistân sâyesinde dükkânlardır kim âfitâb-ı âlemtâbın tâb-ı tüvânı te’sîr etmez bir dırahtistân içre bâzâr-ı azîmdir. Âyende vü revendegân her bâr mihmân olurlar. İç kal‘asını temâşâ edemedik. "Güzelce Şâh kadağa eylemişdir." deyü dîdebânlar mâni‘ oldular. Ammâ yine ol kal‘ayı bir çerâğân etdiler ki ta‘bîr olunmaz. Bu şehrin cemî‘i halkı alaca Kızılbaşdır. Başları alaca ve eyinlerinde peşlileri kalemkârî çıt alaca ve yeşil don ve yeşil sağrı papuç geyer cümle Kızılbaş-ı bed-ma‘âş-ı ser-tıraş [u] kallâş evbaşdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 298b ·
metinde göster ·
Hemân gelen eşik ağası kendi boğazından altun ve cevâhirli zencîr-i dırâzın bir ucun sağ eline alup dîvânhâne kapusu dibinde feryâd edüp der: "Ey diyâr-ı ahâlî-i Urumiyye ve ey hân-ı Türkistân-ı İrân-ı Âzerbaycâniyye! Bilesin âgâh olasuz, bugünkü kadağa-i şâh-ı şâhân Şâh Abbâs-ı Sânî eyle kadağa gelmişdir kim el derpetmeyesüz. Henim güzelce şâhın kayd u bendindesüz" dedikde cümle erbâb-ı dîvân "Emîr şâh-ı İrân-zemînindir." deyü yüzü üstüne yatdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299a ·
metinde göster ·
… e sizin kayser-zemîn şâhının Van vezîrinden oldu kim sizin Melek Ahmed Paşa'dan
güzelce
şâha nâmeler ile bir eşik ağası gelüp bu hân sulha muğâyir iş işleyüp Pinyanişî …
Ağa eyitdi: "Her ne hâl ise sizin kayser-zemîn şâhının Van vezîrinden oldu kim sizin Melek Ahmed Paşa'dan güzelce şâha nâmeler ile bir eşik ağası gelüp bu hân sulha muğâyir iş işleyüp Pinyanişî'den kırk bin koyun sürüp bu kadar âdem helâk olup Pinyaniş ülkesin nehb ü gâret etdi. Ya bu koyunlar şâhımın devletinde tahsîl olup cümle ashâbına red olur, yâhûd serdârlığımız hasebiyle biz de Rûmiyye ülkesin urmak iktizâ edüp sulha muhâlif maslahat şâhım tarafından olmuş olur, deyü sizin Van vezîrinin böyle nâmeleri gelince şâh-ı âlî-câh meni bu hânın kayd ü bendine me’mûr eyledi" deyü cevâb verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299a ·
metinde göster ·
… nde mastûrdur. Ana bir kerre nazar oluna." dedim ve "Koyunların tahsîl olunduğu
güzelce
şâh eşiğine giden ağamıza ve Tebrîz hânına i‘lâm etmişdim ki güzelce {şâha} bil …
Hakîr eyitdim: "Bre cânım, kurbân olayım sana yahşı akam. Ya ben kırk gündür munda kırk bin koyunu tahsîl edüp Pinyanişî kavmiyle akd-i sulh olup bu hân ve kavm-i Pinyanişî Ekrâdı ellerine kat‘-ı ibrâ ve iskâ huccetleri alup kırk min gûsfendi men bizim vezîr-i âlîşânımıza gönderdim. İşte bu şehir monlâsının mahkeme-i şer‘-i resûl-i mübîninde mastûrdur. Ana bir kerre nazar oluna." dedim ve "Koyunların tahsîl olunduğu güzelce şâh eşiğine giden ağamıza ve Tebrîz hânına i‘lâm etmişdim ki güzelce {şâha} bildireler", deyü varak-ı muhabbetler yazdım." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299a ·
metinde göster ·
Hakîr eyitdim: "Bre cânım, kurbân olayım sana yahşı akam. Ya ben kırk gündür munda kırk bin koyunu tahsîl edüp Pinyanişî kavmiyle akd-i sulh olup bu hân ve kavm-i Pinyanişî Ekrâdı ellerine kat‘-ı ibrâ ve iskâ huccetleri alup kırk min gûsfendi men bizim vezîr-i âlîşânımıza gönderdim. İşte bu şehir monlâsının mahkeme-i şer‘-i resûl-i mübîninde mastûrdur. Ana bir kerre nazar oluna." dedim ve "Koyunların tahsîl olunduğu güzelce şâh eşiğine giden ağamıza ve Tebrîz hânına i‘lâm etmişdim ki güzelce {şâha} bildireler", deyü varak-ı muhabbetler yazdım." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299a ·
metinde göster ·
… dim: "İmdi akam! Men bu hân-ı mazlûm-ı bî-günâhın uğuruna kellem galtân ederem.
Güzelce
şâha bile giderem ve kırk min koyunları tahsîl etdiğim bildirirem." dedim.
Men eyitdim: "İmdi akam! Men bu hân-ı mazlûm-ı bî-günâhın uğuruna kellem galtân ederem. Güzelce şâha bile giderem ve kırk min koyunları tahsîl etdiğim bildirirem." dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
… bend olan Genç Alî Hân ile görüşüp ağlaşdılar. "El-hükmü lillah birâder, hemân
güzelce
şâh sağ olsun." deyüp alây-ı azîm ile Rûmiyye'ye girdiklerinde Rûmiyye'nin topr …
Evvelâ sene (---) mâh-ı Zilhiccesinde şehr-i Rûmiyye'den çıkınca fakîr hânın gerdeninde tavk-ı la‘net var iken atına bindirüp eşik karnı altından hânın pâylarına demir zencîrler ile bend edüp kırk nefer kimesneyi dahi cümle atlar üzre silsile-i belâ ile gerdenlerinden kayd u bend edüp ol yevm-i nahs-ı müstemirde Rûmiyye'den cânib-i şimâle çıkdığımız mahalde karşudan bir ulu gird-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olduğu nümâyân olup içinden bir asker zâhir olup anı gördük, bir azîm Acem askeri nefîr ü kerrenâyları ve köslerin ve dühüllerin döğerek bir azîmü'ş-şân hân-ı İrân gelüp eşik ağasıyla ve kayd ü bend olan Genç Alî Hân ile görüşüp ağlaşdılar. "El-hükmü lillah birâder, hemân güzelce şâh sağ olsun." deyüp alây-ı azîm ile Rûmiyye'ye girdiklerinde Rûmiyye'nin toprak kal‘asından ol kadar top u tüfeng şâdumânları oldu kim zemîn ü âsumân dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
… , ammâ Evliyâ akay şimden gerü bu sefih {Rûmiyye} hânın işi Allah'a kalup andan
güzelce
şâha kaladır. Bunın elbette gözlerine şâh milçe ve başına kızgınlı taşça geçiri …
Hakîr eyitdim "Hânım! Hazret-i Düldül-süvâr Esedullah Aliy-yi Veliy-yi Kerrâr, Dâmâd-ı Resûl râhiyçün olsun ve Düvâzdeh imâmân rûhlarıyçün olsun afv ile mu‘mele eylen. Bizim vezîrin nâmesinde eğer koyunlar tahsîl olmazsa tahsîline sa‘y-i belîğ edesiz demiş. Hamd-i Hudâ kırk bin koyunu bu abd-i hakîre tahsîl edüp cümle kavm-i Pinyanişîler ve ol azu dişliler ile eyzân u itkân huccetleri alınup kırk bin koyun paşaya vâsıl olduğu mektûbları paşadan bu hakîre gelüp vâsıl olmuşdu. ‘İşte mektûb, işte Rûmiyye mollasının huccet-i şer‘iyyeleri!’ deyü cümle varakları hâna verüp ve yedi aded Pinyanişi 302a Kürdünden âdemler götürmüş idim. Anlar şehâdet edüp "Bir koyunumuz kalmadı ve da‘vâ ve nizâ‘ımız tavsadı" dediklerinde Tebrîz hânı paşanın "Koyunlar bize vâsıl oldu." deyü Rûmiyye hânına gelen mektûbları ve huccet-i şer‘iyyeleri okuyup "Hamd-i Hudâ! Henim Osmânlı ile ber taraf olmışıh, ammâ Evliyâ akay şimden gerü bu sefih {Rûmiyye} hânın işi Allah'a kalup andan güzelce şâha kaladır. Bunın elbette gözlerine şâh milçe ve başına kızgınlı taşça geçiriserdir ve ödün sınıhdırasardır" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301b–302a ·
metinde göster ·
… i Muhammedî'yi ve kânûn-ı Şeyh Safî'yi icrâ etdirirsiz. Bu nâmeyi ve huccetleri
güzelce
şâha gönderüp bu fakîr nâ-murâd hânı âzâd eder. Mukaddemâ siz dahi şâh eşiğinde …
Hakîr eyitdim: "Hâşâ sümme hâşâ, siz hânım huccet-i şer‘iyyeleri gördünüz. Elbette şer‘-i Muhammedî'yi ve kânûn-ı Şeyh Safî'yi icrâ etdirirsiz. Bu nâmeyi ve huccetleri güzelce şâha gönderüp bu fakîr nâ-murâd hânı âzâd eder. Mukaddemâ siz dahi şâh eşiğindeki ağanıza gûsfendlerin tahsîl olduğun anlara ve sultânıma bildirmişdim." dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302a ·
metinde göster ·
{Tebrîz hânı eydür} "Berâ-yı hâtır-ı Evliyâ akay, ey eşik ağası,
güzelce
şâh başıyçün ol sefîh hânın pây-bendlerin al galan. Şâh zencîriyle kalsın. Yahş …
{Tebrîz hânı eydür} "Berâ-yı hâtır-ı Evliyâ akay, ey eşik ağası, güzelce şâh başıyçün ol sefîh hânın pây-bendlerin al galan. Şâh zencîriyle kalsın. Yahşi gözlemen. Bir kerre güzelce şâha bu mektûbları ve huccetleri göndereyim ve ben de ve sen de varaklar yazalım, şâha gönderelim. Görelim ne zuhûr eder, bilelim." dedikde hakîr ve erbâb-ı dîvân, Tebrîz ve şâh ağası ve fakîr hân dest bûs edüp {ol ân hânın} ayağından zencîrin ve gerdeninden duşahın {alup ancak fakîr hân altun} zencîr ile göz hapsinde kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302a ·
metinde göster ·
… hânın pây-bendlerin al galan. Şâh zencîriyle kalsın. Yahşi gözlemen. Bir kerre
güzelce
şâha bu mektûbları ve huccetleri göndereyim ve ben de ve sen de varaklar yazalı …
{Tebrîz hânı eydür} "Berâ-yı hâtır-ı Evliyâ akay, ey eşik ağası, güzelce şâh başıyçün ol sefîh hânın pây-bendlerin al galan. Şâh zencîriyle kalsın. Yahşi gözlemen. Bir kerre güzelce şâha bu mektûbları ve huccetleri göndereyim ve ben de ve sen de varaklar yazalım, şâha gönderelim. Görelim ne zuhûr eder, bilelim." dedikde hakîr ve erbâb-ı dîvân, Tebrîz ve şâh ağası ve fakîr hân dest bûs edüp {ol ân hânın} ayağından zencîrin ve gerdeninden duşahın {alup ancak fakîr hân altun} zencîr ile göz hapsinde kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302a ·
metinde göster ·
… ada idin, pes men neylerem, men diledigim edermen, heze nelisemen." yemînleri, "
Güzelce
Şâh başiyçün ve kırmızı Murtezâ Alî hakkiyçün ve Düvâzde İmâmlar ervâhiyçün", d …
Lisân-ı ahâlî-i Hemedân: Yaka Türkmanı lisânı üzre, "Harada idin, pes men neylerem, men diledigim edermen, heze nelisemen." yemînleri, "Güzelce Şâh başiyçün ve kırmızı Murtezâ Alî hakkiyçün ve Düvâzde İmâmlar ervâhiyçün", derler ve lisân-ı Kürd'ü ve Ermenîce bilirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Sultân Süleymân vüzerâlarından Kapudan
Güzelce
Kâsım Paşa deryâdan donanma-i hümâyûn ile karadan deryâ-misâl asker ile bu kal‘ …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Sultân Süleymân vüzerâlarından Kapudan Güzelce Kâsım Paşa deryâdan donanma-i hümâyûn ile karadan deryâ-misâl asker ile bu kal‘a üzre er döküp emân ile feth etmişdir. Hâlâ kânûn-ı Süleymân Hân üzre vezîria‘zamların hâssıdır kim kâ’immakâmı hâkimdir. Beher sene hâkime (---) yük akçe hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278b ·
metinde göster ·
Kâsım Paşa bu kal‘a üzre serdâr-ı mu‘azzam gelüp berren ve bahren bu sûr-ı metî …
Âhır-ı kâr sene (---) târîhinde Sultân Süleymân Hân 279b vezîri Kapudan Güzelce Kâsım Paşa bu kal‘a üzre serdâr-ı mu‘azzam gelüp berren ve bahren bu sûr-ı metîni kuşadup yetmiş gün yetmiş gece zarabât-ı kal‘a-kûp toplar ile döğe döğe kuvvet-i bâzû-yı Âl-i Osmân ile kılıç urup feth olmuşdur kim cümle Mora cezîresin Ebü'l-feth ve Bâyezîd Hân iki pâdişâh feth edüp bu kal‘a aslâ belî dimeyüp kâmil yetmiş yıl dest-i küffârda kalup sonra bu Anabolı ve kal‘a-i Benefşe ve kal‘a-i Termiş yetmiş yıldan sonra amân ile Benefşe ve Termiş kal‘aları[n] vermişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 279a–279b ·
metinde göster ·
Alî Paşa'nın ceddi ve kendüleri bu Pili kal‘asında hâsıl olmak ile bir kârgîr b …
Ve kal‘a kapusunun eşiği dibinde Güzelce Alî Paşa'nın ceddi ve kendüleri bu Pili kal‘asında hâsıl olmak ile bir kârgîr binâ şekl-i murabba‘ bir câmi‘-i müferrih binâ etmiş, bir minâresi ve bir kıble kapusu var ve üstü kireç sıvalıdır. Bundan Y 108a gayri câmi‘ yokdur. Ve bir hammâm ve bir çeşme ve bir havz-ı azîm ve yigirmi dükkân, cümle hayrât Alî Paşa'nındır. Gayri hân ve imâret ve medrese yokdur, ancak iki mekteb-i sıbyân vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y107b–Y108a ·
metinde göster ·
… . Ol bâğ-ı ferah-fezâ içre olan üzüm ağaçlarının hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Tâ
Güzelce
Alî Paşa üç bin forsa esîrine binâ etdirmiş. Senede yedi bin guruş mahsûl verir …
Ve bu şehirden evler mâbeyninde yokuş aşağı gidüp şehirden taşra sâfî bâğ u bâğçeler içre ubûr ederek nîm sâ‘atde Ahmed Ağa'nın bâğ-ı İrem hânesinde bir hafta zevk u safâlar etdik. Eğer bu bâğ-ı İrem sarâyın evsâfın tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur. Ancak şöyle bir bâğdır kim içinde âdem gâyib olur. Yetmiş bin nâr ve incîr ve elma ve emrûd ve şeftâlû ve sâ’ir eşcârât-ı müsmirât vardır. Ol bâğ-ı ferah-fezâ içre olan üzüm ağaçlarının hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Tâ Güzelce Alî Paşa üç bin forsa esîrine binâ etdirmiş. Senede yedi bin guruş mahsûl verir bakçe-i pür akçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y108a ·
metinde göster ·
… â’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır. Hac yolunda böyle bir bürke-i azîm yokdur.
Güzelce
Bürke ismiyle müsemmâ buhayre-misâl bir bürkedir. Sâ’ir bürkeler gibi suyu doll …
Bu kal‘anın cânib-i garbında bir bürke-i azîm vardır kim içinde kadırga gezse yerim dar demez, eyle bir vâsi‘ bürkedir. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır. Hac yolunda böyle bir bürke-i azîm yokdur. Güzelce Bürke ismiyle müsemmâ buhayre-misâl bir bürkedir. Sâ’ir bürkeler gibi suyu dollâblar ile yâhûd bârân-ı rahmet ile değildir. Kal‘a cânibinde hurmâlık içinden berü Ayn-ı Zerka gelüp bürke kenârındaki mescidin dîvârı dibinden bürke-i azîme dâhil olup deryâ olur. Andan taşup bürkenin cânib-i garbîsindeki besâtînlere müstevlî olup rey eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y308b ·
metinde göster ·