… dediler. Hâlâ Beganoğlu hükmünde metîn kal‘a olmağile bundan dahi hâib ü hâsir
güzer etdik
. Bu kal‘anın garbında iki sâ‘atde,
Bunu dahi "Süleymân Hân sene-i mezbûrda feth etmişdir" dediler. Hâlâ Beganoğlu hükmünde metîn kal‘a olmağile bundan dahi hâib ü hâsir güzer etdik. Bu kal‘anın garbında iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2a ·
metinde göster ·
Hakîr vâveylâ üzre varup ehl [ü] ıyâl evlâd feza‘ u çeza‘da olup bu kadar mâl-ı menâl târumâr yatdığından hakîr dahi bunda yatmayup bir sâ‘atde nehr-i Lonka, andan Eski Kal‘a dibinde nehr-i Yunalida'yı geçüp andan nehr-i Velika'yı ubûr edüp andan nehr-i Çiçor'u güzer etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272b ·
metinde göster ·
… up ibtidâ andan ubûr edüp nîm sâ‘at gidüp nehr-i Mersin üzre bir göz cisri dahi
güzer etdik
.
Evvelâ Kandiye kal‘ası kurbunda Lodos cânibinde ibtidâ Sadrıa‘zam ile ordu-yı İslâm konduğu mahalde nehr-i (---) üzre bir göz Kral cisri aslâ yıkılmayup metânet üzre durup ibtidâ andan ubûr edüp nîm sâ‘at gidüp nehr-i Mersin üzre bir göz cisri dahi güzer etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
Sergüzeşt: Dervîş Şecî‘ nâm bir âşık câna on kan edici, dağlar gezici, cândan bezici, âdem kesici rehzenlik ederler. Bu garîb cân bunların onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne-i pür-kînesinde üç âdem kaddi bâlâda kadanmış yelekleri derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki dürüst şast sâhib-i kemândâr pehlivân imiş. Anıniçün Oklu Çam beli derler. Ve on maktûl harâmîler dahi mezkûr çam dibinde ecel câmın nûş edüp hâlâ mest olup tâ ilâ yevmi'l-kıyâm vâdî-i hâmuşânda yatırlar. Hakîr dahi bu mahalden havf [u] haşyetimizden pür-silâh hâmûş-bâş âmâde güzer etdik, ammâ bî-cân ve bî-mecâl ubûr etdik, zîrâ gâyet mel‘ûn bî-amân beldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b ·
metinde göster ·
… çemenzâr soffalar binâ edermiş. Hâlâ ol kûh-ı sa‘b içre ne kadar âsâr-ı hayrât
güzer etdik
ise mezkûr dervîşin tîri Y 24a berekâtıyla olmuşdur.
Hâkimü'l-vakt dahi harâmîlerin bir şey'in almayup cümle dervîşe ihsân edüp başına turna telleri takup cümleden melik yakın nüdemâlarından eyleyüp dervîşe bu şehir içre bâğ u bâğçe ve bir hâne verüp bir bikr-i nâ-şüküfte verüp Demirci şehrinde kalır. Karîbü'l-ahd olmağla Dervîş Şecî‘'i görmüş âdemlerden istimâ‘ etdik. Nitekim mezkûr dervîş hayâtda imiş, bu Demirci belinde kurd ile koyun yağ u bali gezerlermiş. Ve Dervîş her sene başına bu kadar bin âdem cem‘ edüp ol sa‘b dağ u râğın râhların ve muğaylân ve hâr [u] hâşâklerin tathîr edüp kaldırımlar ve âb-ı hayât kaynak çeşmeler ve çemenzâr soffalar binâ edermiş. Hâlâ ol kûh-ı sa‘b içre ne kadar âsâr-ı hayrât güzer etdik ise mezkûr dervîşin tîri Y 24a berekâtıyla olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b–Y24a ·
metinde göster ·