… de savt-ı Dâvûdî ile "Yâ Sübhân" esmâsı sadâsına rehâ buldurup bellerinde tîğ-ı
gam
gam ve serlerinde sîmurg-ı ankânın yedi yerde otağaların zeyn kılup şâhrâh üzre …
Ba‘dehu cümle alay çavuşları küheylân atlara altışar pâre yancığla ve bahrî hotaslarla ve gûnâ-gûn zîller ile ve kemer-i raht u gaddâre ile atların zeyn edüp kendüler dahi gûnâ-gûn akmişe-i fâhirelere müstağrak olup ellerinde çevgân, dillerinde savt-ı Dâvûdî ile "Yâ Sübhân" esmâsı sadâsına rehâ buldurup bellerinde tîğ-ı gam gam ve serlerinde sîmurg-ı ankânın yedi yerde otağaların zeyn kılup şâhrâh üzre sadâ-yı [Ma‘dî] Kereb Gâzî ve Mâlik Eşter'i icrâ ederek cümle askeri alaya terğîb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b ·
metinde göster ·
ve serlerinde sîmurg-ı ankânın yedi yerde otağaların zeyn kılup şâhrâh üzre sad …
Ba‘dehu cümle alay çavuşları küheylân atlara altışar pâre yancığla ve bahrî hotaslarla ve gûnâ-gûn zîller ile ve kemer-i raht u gaddâre ile atların zeyn edüp kendüler dahi gûnâ-gûn akmişe-i fâhirelere müstağrak olup ellerinde çevgân, dillerinde savt-ı Dâvûdî ile "Yâ Sübhân" esmâsı sadâsına rehâ buldurup bellerinde tîğ-ı gam gam ve serlerinde sîmurg-ı ankânın yedi yerde otağaların zeyn kılup şâhrâh üzre sadâ-yı [Ma‘dî] Kereb Gâzî ve Mâlik Eşter'i icrâ ederek cümle askeri alaya terğîb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b ·
metinde göster ·
Ve ba‘zılarının ellerinde iki tarafı tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı
gam
gam şekilli miczem bıçakları var, kaçan bir gemi batsa ol geminin iplerin ve de …
Ve ba‘zılarının ellerinde iki tarafı tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı gam gam şekilli miczem bıçakları var, kaçan bir gemi batsa ol geminin iplerin ve demirleri ve palamarların kesmeğe ol bıçakları taşırlar ve ba‘zı zamân ka‘r-ı deryâda balığa ve nehenge râst gelüp ol bıçağ ile cidâl edüp ihtimâldir halâs ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
Ve ba‘zılarının ellerinde iki tarafı tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı gam
gam
şekilli miczem bıçakları var, kaçan bir gemi batsa ol geminin iplerin ve demirl …
Ve ba‘zılarının ellerinde iki tarafı tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı gam gam şekilli miczem bıçakları var, kaçan bir gemi batsa ol geminin iplerin ve demirleri ve palamarların kesmeğe ol bıçakları taşırlar ve ba‘zı zamân ka‘r-ı deryâda balığa ve nehenge râst gelüp ol bıçağ ile cidâl edüp ihtimâldir halâs ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
içün huzûrunda on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dörd usûl ve kırk sek …
"Bizim hidmetimiz pâdişâhıma her bâr lâzımız kim bir cânibe müteveccih olsa mehâbet [u] salâbet, şân, şöhret [ü] şevket içün dosta düşmana karşu tabl, kudüm, nefîrin döğerek gider. Bâ-husûs ceng mahallinde guzât-ı müslimîni cenge terğîb edüp yüz yigirmi koldan ceng tablına ve kös-i hâkânîlere turralar urulup asker-i İslâmı cenge kılındırmağa sebeb oluruz. Bâ-husûs pâdişâhım bir şeye elem-zede oldukda def‘-i gam içün huzûrunda on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dörd usûl ve kırk sekiz terkîb ilm-i mûsikârdan fasl edüp pâdişâhım mesrûr olur. Hukemâ-yı kudemâ kavlince sâz [ü] söz ve hânende ve mahbûb rakkâs âdemin rûhuna safâ verir. 202b Bu gûne rûha gıdâ verici esnâflar hod bize mensûbdur. Sen ki mi‘mârbaşısın, senin cümle esnâfın Ermenî ve Urum kefereleri ve egserci Çingâneler ve löküncü ve suyolcu Arnavudlar ve lağımcı ve necisli Ermenîlerdir kim cümle esnâfın mezmûm u menhûs kâfirlerdir. Pâdişâhım biz bu esnâfı üzerimize tasaddur etdirmeziz. Cümle mehterhâne ocağı halkı kırılmağı irtikâb ederiz. Irz-ı pâdişâhî yok mıdır kim bir alay haşerât alayımıza tekaddüm edeler. Bâ-husûs her yerde alem-i Resûlullâh olursa ol alayda tabl-ı Âl-i Osmânî gerekdir" deyü ser-i mehterân ve serkâr-ı sâzendekâr bu gûne da‘vâ-yı merd edince çalıcı mehterler mukaddem alay etmek içün fermân-ı şehriyârî oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202a–202b ·
metinde göster ·
… ebâb çalmağa sehel ruhsat vermişlerdir kim sâz [u] söz sevdâyı mahv edüp def‘-i
gam
eder. Teferrüc ve mahbûb-ı cemâl, hukemâ kavlince kalbin âyînesin jeng-i gamdan …
Ammâ mülûk içün sûrnâ ve boru ve tabl ve deff [ü] kudüm ve nây ve rebâb çalmağa sehel ruhsat vermişlerdir kim sâz [u] söz sevdâyı mahv edüp def‘-i gam eder. Teferrüc ve mahbûb-ı cemâl, hukemâ kavlince kalbin âyînesin jeng-i gamdan mücellâ edüp âdemi tâze cüvân eder. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206b ·
metinde göster ·
… r biri İslâmbol'un birer köşesinde mahfîdir, erbâbları varup her birinde def‘-i
gam
edüp cân sohbeti ederler, ammâ mâlların berbâd ederler ve meyhâneciler ey kâr e …
Bu meşrûbâtların her biri İslâmbol'un birer köşesinde mahfîdir, erbâbları varup her birinde def‘-i gam edüp cân sohbeti ederler, ammâ mâlların berbâd ederler ve meyhâneciler ey kâr ederler. Ammâ cümle bâde-fürûşânın pâdişâha ve sadrıa‘zama ve yeniçeri ağasına ve asesbaşı ve subaşıya ve ağa kapu kahyalarına ve Galata mollâsına ve Galata voyvadasına ve hamr emînine ve Galata çorbacısına ve'l-hâsıl otuz hâkime bilâ-kazâ sandıklarından mâlların çıkarup cerîme verirler. Azîm mâl hâsıl olacak bir dollâbhâne-i şeytândır kim değme zî-aklın ferâseti ermez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 214b ·
metinde göster ·
… üzre kalkup ta‘zîm edüp yanına oturdup "Safâ geldin, felek hâlidir, böyle olur,
gam
yeme" deyü niçe musâhabet 235a edüp esnâ-yı kelâmda Timur eyitdi "Ey birâder …
Ba‘dehû hicret-i Nebevî'nin sekiz yüz beşinci senesinde sû’-i tedbîr ve bed-hâh huddâmân re’yiyle Timur Hân, Hind [u] Acem diyârlarından hurûc edüp Yıldırım Hân ile cenge âheng etdükde Yıldırım Hân gördü kim cümle askeri kendüden yüz çevirüp Timur yanına firâr etdiler. Kapu kullarıyla kendüsü yalnız kalup meydân-ı ma‘rekede serbâzlık ve kâr-cengârlık edüp niçe yüz Tatar askerine kılıç yetişdürüp dilâverlik, servlik ve emîrlik ve bahâdırlık ederdi. Lâkin kendüleri iş görmemiş, yara bere yimemiş ve ark atlamamış nâ-tamâm tay ata süvâr olup bir dahi Tatar içre at sürünce atdan tekerlenüp at firâr edüp Tatar içinde piyâde kalup kâmil bir sâ‘at piyâdece Tatar ile ceng edüp tîrkeşinde hadengi kalmayup destinden kılıcı düşünce Tatar, Yıldırım Hân'ın başına üşüp dest ber-kafa kayd-bend ile Timur-ı bî-nûr huzuruna getürüp Timur ayağ üzre kalkup ta‘zîm edüp yanına oturdup "Safâ geldin, felek hâlidir, böyle olur, gam yeme" deyü niçe musâhabet 235a edüp esnâ-yı kelâmda Timur eyitdi "Ey birâder Yıldırım Hân! Senin destinde biz senin gibi ne‘ûzü billah münhedim olup beni senin yanına bu hâl ile getirseler, beni neylerdin" deyince hemân Yıldırım Hân gazabından "Seni demir kafes içine koyup Bursa şehrine götürürdüm" deyince hemân Timur âteş-pâre olup bir demir kafes içinde Yıldırım Hân'ı haps edüp diyâr-ı Acem'e götürmeğe azimet etdi. Üçüncü gün Yıldırım Hân dâğ-ı derûnundan hummâ-yı muhrıkaya mübtelâ olup demir kafes içre merhûm oldu. Akîbince Çelebi Sultân Mehemmed, kırk bin benâm ve güzîde asker ile cünd-i Timur'a yetişüp eyle bir satûr-ı Muhammedî urup cümle Tatar dendân-ı tîğdan geçüp Timur, Amasiyye câniblerine firâr edüp bakıyyetü's-süyûf olan esîr Tatarlara mürdelerin derilerin yüzdürüp derilerin sâyebân edüp Çelebî Mehemmed Hân, Tatar derilerinin sâyesinde oturup pederinin intikâmın aldı. Hâlâ ol sahrâya "Taşak ovası" derler. Zîrâ Tatar derileri kîrleri ve horde ve türtelleriyle yüzülüp sâyebân olduğundan "Taşak sahrâsı" derler. Ba‘dehû pederinin na‘şını Tatarlar elinden alup, ılgar ile Bursa'ya getirüp babası câmi‘i sahasında defn edüp bir kubbe-i âlî binâ etmişdir, ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234b–235a ·
metinde göster ·
… nazîf ve harîf bir yire cem‘ olup silâhlarımız kemerlerimize bend kılup def‘-i
gam
içün cânib-i şarka bâğ u bâğçeler içre gûnâ-gûn âbdâr emrûdlar tenâvül ederek p …
Bunun emsâli niçe yüz bin bi'l-bedâhe güfte-i hasb-i hâl şi‘irler var kim âdem gülmeden hayrân olur. Hakîr dahi iki gün bekleyüp âhir on beş zarîf ve nazîf ve harîf bir yire cem‘ olup silâhlarımız kemerlerimize bend kılup def‘-i gam içün cânib-i şarka bâğ u bâğçeler içre gûnâ-gûn âbdâr emrûdlar tenâvül ederek piyâdece üç bin adım gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240b ·
metinde göster ·
… udâ bu nâme-i küffâr dîvânda kırâ’at olunduğundan sonra sa‘âdetlü hünkâr def‘-i
gam
içün Hâsbâğçe içinde Çemensoffa nâm mahalde bir çetr-i mülemma‘ı, çemenzâr ve k …
"Âl-i Osmân'ın güzîdesi, on altıncı pâdişâh-ı azîmü'ş-şân ebbedallahu devletehu ilâ inkırâzu'd-devrân, Mekke ve Medîne ve Kuds ve Irâk-ı Arab ve Acem pâdişâhı Sultan 274b Ahmed Hân pâdişâhımızsüz. Hak Te‘âlâ vücûd-ı şerîfiniz hatâlardan hıfz edüp devâm-ı devletiniz dâ’im ola. Bizcileyin bir pespâye ve ednâ Penç Pirim'den Girid cezîresin ricâ eylemişsüz. Altı kerre yüz bin re‘âyâsıyla ve yetmiş altı pâre kal‘asıyla ve senevî yedi Mısır hazînesi hâsıl olur yedi yüz yetmiş pâre kurâsıyla ve yedi aded altun ve gümüş ve gayrı me‘âdinleriyle yedi yüz yetmiş mil ihâta eder cezîre-i Giridimiz ki hasretü'l-mülûkdur, anı size verelim" dedikde hemân Mahmûd Efendi, bu niyyete "el-Fâtiha" deyüp cümle hâs u âm ve huzzâr-ı meclis Fâtiha-yı şerîfi tilâvet edüp Girid fethi içün du‘â ve senâ olunup gülbâng-ı Muhammedî çekildi. Ve nâmenin zeylinde yazmışlar kim "Bizim gibi fakîr, sizin gibi pâdişâh-ı azîmü'ş-şâna eylece mahsûldâr cezîreyi verince sizcileyin pâdişâh-ı âlî-vekârdan ricâ [ve] temennâmız oldur kim bize Arabistân iskelelerinden Akka kal‘asın ve Sayda kal‘asın ve Beyrût kal‘asın ve ma‘bed-i kadîmiz ola[n] Hazret-i Mesîh âsitânesi kal‘a-i Kuds-i şerîfi ale't-temâm hudûdlarıyla ihsân olunmak bâbında fermân pâdişâhındır. Ve illâ cezîre-i Girid'e bundan gayrı çâre yokdur kim göz göre kimse kimseye mülkin vermek, hâmile avretin vermekden eşeddir. Ve bu bizim mülkümüzü istemeden ise sizin ecdâd-ı ızâmlarınızdan berü irsiyle intikâl eden vilâyetlerinizi celâlî ve cemâlî elinden halâs etseniz dahi ma‘kûl idi, ve's-selâm" dedikde Sultân Ahmed Hân hayli müte’ellim olup bükâ-âlûd oldular. Hemân Mahmûd Efendi eydür: "Hey beğim! Ne elem çekersin, sözü verenden alan uslu gerek. İbtidâ sernâmelerinde cezîre-i Girid'i size verelim, demişler, "elsinetü'l-halk aklamu'l-Hak'dır", anlara Girid'i verelim dâiren Cenâb-ı İzzet'dir kim anların lisânından verelim lafzı sâdır olup er ve geç elbette anlar ol cezîreyi vericilerdir kim Fâtîha-i şerîf tilâvet olunup hedef-i icâbetde vâki‘ olup gülbâng-ı Muhammedî çekildi. İnşâallah feth olunması mukarrerdir" deyü gayrı mükâlemeye şürû‘ etdiler. Hikmet-i Hudâ bu nâme-i küffâr dîvânda kırâ’at olunduğundan sonra sa‘âdetlü hünkâr def‘-i gam içün Hâsbâğçe içinde Çemensoffa nâm mahalde bir çetr-i mülemma‘ı, çemenzâr ve kiyâhât u nebâtât üzre kurup bâlâda tahrîr olunan musâhib ulemâ ve sulehâlar ile cân sohbetleri ederken ânî gördük, kızlarağası (---) Ağa, Harem-i bâb-ı Dârü's-sa‘âde'den berü yedi dâne şehzâde-i âzâde-i civân-bahtın önüne düşüp kızlarağası huzûr-ı padişâhîye gelüp cümle şehzâdeler pâdişâhın ve Mahmûd Efendi ve Evliyâ Efendi ve sâ’ir huzzâr-ı meclisin dest-i şerîflerin bûs ederler. Hemân Şehzâde İbrâhîm, Ahmed Hân'ın ve Mahmûd Efendi'nin pây-i pûşların bûs edince Mahmûd Efendi eydür "Meydân-ı ma‘reke bu İbrâhîm'e nazar olundu" der. Sultân Ahmed eydür "Sultânım! Bu şehzâdeler kullarınızdır. Hüsn-i nazarlarınız ricâ ederiz" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 274a–274b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû pâdişâh, Venedik mel‘ûnu nâmesinin eleminden def‘-i gam içün "Şehzâde-i âzâdelerim lu‘bede-bâzlık etsinler" deyü destûr-ı şâhî olunca mahdûm-ı mükerremlerin her biri birer tâvûs-ı bâğ-ı cihân gibi cilve vü reftâr u güftâr ederek meydân-ı muhabbetde top oynamağa başladılar. Ammâ cümleden Şehzâde Osmân uluca ve fidâyî ve cığâlı süğlün-misâl şehzâde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 274b ·
metinde göster ·
… ve denâ’et ale'l-fevr kul kendüyi ma‘zûl edüp bu şehr-i Simyât'a nefy etdiler.
Gam
u gussasından âh [u] enîn ederek merhûm olup Simyât'ın dud bâğları içinde bir k …
Ziyâretü'l-Meliki'l-Afzal: Mısır hâkimiyken hısset ve denâ’et ale'l-fevr kul kendüyi ma‘zûl edüp bu şehr-i Simyât'a nefy etdiler. Gam u gussasından âh [u] enîn ederek merhûm olup Simyât'ın dud bâğları içinde bir kubbe-i âlîde âsûde bî-gam yatar. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61b ·
metinde göster ·
… sîregâh-ı Ahmed Hoca: Bu dahi Korubâğları'nda bir ârâmgâh-ı ferahşâd yerdir kim
gam
u gussa ile anda varan ferah kesb eder. Bu Korubâğları'nda niçe yüz mesîregâh-ı …
Mesîregâh-ı Ahmed Hoca: Bu dahi Korubâğları'nda bir ârâmgâh-ı ferahşâd yerdir kim gam u gussa ile anda varan ferah kesb eder. Bu Korubâğları'nda niçe yüz mesîregâh-ı bî-minnetler vardır ammâ tavsîf etmek müşkildir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141a ·
metinde göster ·
… r. Var kumda oyna, götüne çöp batmasın. Râh-ı Mekke'de ve diyâr-ı Mısır'da aslâ
gam
yiyüp havf u haşyet çekme. Âfât-ı dehrden masûn [u] mahfûz olup Hudâ-yı Bîçûn m …
Ve evvel bir ebyât-ı Arabî ile cenâbınıza, ziyâret-i Beytullah rucelâ-yı hâfiyâ, deyü işâret etmişdik. Hâlâ azîmetimiz ınânın ol tarafa atf eyledik ve size deryâ üzre refîk olmamızın işâreti idi. Hemân bizi hayr du‘âdan ferâmûş buyurman" deyü vedâ‘ mahallinde iki kayıkçılara eyitdi: "Dilerim kim Evliyâ Çelebi karındaşımız ile paşaya bile varup altunları kabûl etmeyüp sizlere tevzî‘ eylediğimize şehâdet edesiz kim paşa ıtmînân-ı kalb hâsıl ede ve Evliyâ Çelebi hakkında sû-i zandan halâs ola" buyurduklarında cihân bu hakîrin oldu. Ve "Evliyâm du‘â-yı hayrum seninle biledir. Var kumda oyna, götüne çöp batmasın. Râh-ı Mekke'de ve diyâr-ı Mısır'da aslâ gam yiyüp havf u haşyet çekme. Âfât-ı dehrden masûn [u] mahfûz olup Hudâ-yı Bîçûn mu‘în u zahîrin olup geşt ü güzâr eylediğin yerlerde pâdişâhlar ve vüzerâ, vükelâ ü a‘yân [u] kibâr mâbeynlerinde mu‘azzez ü mükerrem olup düşman şerlerinden emîn olasın. Ve bizi kal‘a-i Van'da hayr du‘âdan unutma, el-Fâtiha!" deyüp yine ba‘de'd-du‘â dest-bûs edüp anlar Üsküdar'a bâdbân-ı azîmeti açup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176b ·
metinde göster ·
… câmi‘ etdim. Ol zamândan berü bu kal‘a-i Van benim himâyemdedir. Yürü {rumûz} "
Gam
yeme!" sene (---) târîhine dek evlâd-ı evlâdların mansûr [u] muzafferdir. Hemân …
{Hikâye-i garîbe [vü] acîbe}: Hatta Süleymân Hân bu kal‘a-i Van'ı feth etdükde derûn-ı kal‘a-i Van'a asla Ekrâd kavmi komayup la‘netnâme tahrîr edüp cümle kavm-i Ervâm'dan Arnavud ve Boşnak ve Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Tatar ve gayrı benî Âdem-i mütenevvi‘den "Benem diğer nîst" diyen zor-âver fetâlardan on iki bin güzîde asker koyup bunlara beleğan-mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar edüp âhir ulûfeler ve me’kûlât [u] meşrûbâtların müstevfâ ta‘yîn edüp "Bu kal‘a-i vakfullahı size emânet kodum. Dîn-i mübîn uğuruna bu sedd-i üstüvârı ale'l-ittifâk gözedesiz!" deyüp çetr-i mülammâ‘ında hâb-âlûd oldukda hemân Hazret-i Ebâbekrini's-Sıddîk radıyallahu anh Süleymân Hân'ın vâkı‘asına girüp eydür: "Ey Süleymân! Ne hoş bu kal‘ayı Van kuluna emânet verdin. Bu kal‘aya Hazret-i Risâlet-penâh efendim ibtidâ nübüvvetinde ben İslâm ile müşerref olduğumda yarlığ-ı belîğle beni bu kal‘a-i Van'a elçiliğ ile gönderüp ibtidâ Van halkını ben İslâm ile müşerref edüp Câlût Melik deyrini câmi‘ etdim. Ol zamândan berü bu kal‘a-i Van benim himâyemdedir. Yürü {rumûz} "Gam yeme!" sene (---) târîhine dek evlâd-ı evlâdların mansûr [u] muzafferdir. Hemân sen diyâr-ı Alman'da Belgrad ve Malta ve Kızılelma ve Bağdâd ve gayrı diyâr deyrlerin feth [ü] fütûhâtına me’mûrsun. Yürü cenâb-ı Bârî sana yârî ola. Ben Van'ı bi-emrillah feth ederim." deyüp Süleymân Hân ol ân hâbdan bîdâr olup Ebussu‘ûd Efendi'ye nakl bi'l-mastar menâm-ı sâlihayı bir bir takrîr etdikde Ebussu‘ûd Efendi ve gayrı huzzâr-ı meclisler hamd ü senâ edüp Van kulları inkırâzu'd-deverân tenâsül bulmalarıyçün du‘â edüp cânib-i dârü's-saltanati'l-aliyye tarafına atf-ı ınân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256a ·
metinde göster ·
… ım yeyen hân askerinden yedi yüzünü bu sâ‘atde katl etdin. Şimden gerü oldu kim
gam
yemem." deyüp bu beyti yâd ve cümle gâzîyânları dilşâd etdi:
Bu mahalde Malazgird Beği Mehemmed Beğ eydür: "Koca vezîr gerçi Abdâl Hân benim kırk bin koyunum gâret edüp ilim vilâyetim harâb etmek murâd etdi ammâ Cenâb-ı Allah seni hatâdan saklasın, benim hâtırım içün hân üstüne sefer edüp biz dahi anın askerine kılıç urup koyunlarımın kanları gibi askerinin kanların akıdup ardı sıra kova kova mâl-ı menâlin bırakdırup yedi yüz âdemin dest ber-kafa bağlayup ordu-yı İslâm'a bu kadar mâl-ı ganâ’imle gelüp orduyu ol ganâ’imle muğtenim edüp gözüm önünde benim koyunlarım yeyen hân askerinden yedi yüzünü bu sâ‘atde katl etdin. Şimden gerü oldu kim gam yemem." deyüp bu beyti yâd ve cümle gâzîyânları dilşâd etdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
Paşa bunlara "Gam yemen, inşâallah maslahatlarınız âsân-vech üzre hâsıl olur." deyüp bu gâzîlere hüsn-i dil gösterüp hayli i‘zâz u ikrâm edüp bunları cümle Van ağalarına müsâferete verdi. Ve Dîvân Efendisi Gınâyîzâde'ye tenbîh edüp Bağdâd-ı behişt-âbâd'da şâha tahrîr etdiğin gibi şâha bir nâme-i hoş-âyende-i belîğ ve bir nâme Tebrîz-i dilâvîz Hânı Kaytaman hâna ve bir nâme Rûmiyye hânı Gencî Alî Hân-ı sefîhe ve yedi aded mektûblar dahi 284b Kutur sultânına ve Çevlân ve Biredos ve Harr ve Domdomî ve Dümbülî ve Salmas ve Enzelî ve Avşarlı sultânlarına mü’ekkedâne mektûblar tahrîr eylegil bir gün mukaddem bu Pinyanişî'nin koyunların tahsîl ideler ve illâ asâkir-i Van diyâr-ı Âzerbaycân'a çöküp illeri vilâyetleri nehb ü gâret olunur." deyü mektûbları ve nâmeleri böyle tahrîr eyle deyü paşa-yı müdebbir dîvân efendimize tenbîh [ü] te’kîd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 284a–284b ·
metinde göster ·
Hân mektûblar gönderdiğimizden hazz edüp dilşâd ve
gam
u gussadan sehel âzâd oldu. Ve ol gün hân ile sayd-ı şikâra gidüp çevgânlar oyn …
Hân mektûblar gönderdiğimizden hazz edüp dilşâd ve gam u gussadan sehel âzâd oldu. Ve ol gün hân ile sayd-ı şikâra gidüp çevgânlar oynayup Kocağa Sultân azîzin bâğ-ı hıyâbânında hân hazretleri hakîre ve cümle sultânlara ziyâfet-i uzmâ edüp ba‘de't-ta‘âm hân buyurdu ki "Evliyâ akaya menim hâtırım içün birer zâd bâğışlarsız. Zîrâ kayser-zemîn hânından size ve bize me’mûr olup gelmişdir kim ana ikrâm lâzımdır." dedi. Meğer mukaddem dahi şehr-i Rûmiyye'de iken tenbîh etmişdi. Ol ân sekiz sultândan sekiz re’s küheylân kara çubuk atları ve sekiz re’s alaca yorga atlar ve ikişer aded kaplan postları ve beşer kıt‘a Keşân katîfeleri ve onar kıt‘a Gücürât kutnîler ve yigirmişer kıt‘a elvân Lefkûrî boğasılar verdiler. Ve cümlesi ma‘zûr ola deyü özür dileyüp ba‘de'l-asr yine tablbâzlarımız döğerek sayd-ı şikârımızla şehr-i Rûmiyye'ye dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292a ·
metinde göster ·
… ellim olup nutka mecâli olmasa bir kerre ziyâret edince cemî‘i gıll u gışdan ve
gam
u gussa ve evhâm-ı mühlikden ve vesvâs-ı düllîden ârî olup bir gûne inşirâh-ı s …
Muhassal-ı merâm âdem müşk ü amber-i hâm-ı hoş-bûdan sermest ü hayrân ve gûyâ bî-ser ü sâmân olur. Ve müstecâbü'd-da‘ve misilli olduğuna delîldir kim bir âdem ne kadar mağmûm u pür-gussa vü müte’ellim olup nutka mecâli olmasa bir kerre ziyâret edince cemî‘i gıll u gışdan ve gam u gussa ve evhâm-ı mühlikden ve vesvâs-ı düllîden ârî olup bir gûne inşirâh-ı sadr-ı zevk-i derûn hâsıl olup âdeme bir gûne cevelân u tab‘ u zekâvet hâsıl olur. Ve her kim emrâz-ı muhtelifeye mübtelâ olsa bu İmâm Hüseyin âsitânesine yedi gün müdâvemet edüp yüz sürse bi-emrillahi Ta‘âlâ rahm-i mâderden henüz müştakk olmuş gibi vücûdunda bir illet kalmayup zinde olur. Tâ bu mertebe dâru'ş-şifâ-yı kûy-ı yâr-ı Hüseyni'ş-şehîdi'r-rızâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351a ·
metinde göster ·
yeme birâder, Koca Melek Ahmed Paşa yanına vardığımdan benden sana bir küheylân …
Hakîr eyitdim: "Gam yeme birâder, Koca Melek Ahmed Paşa yanına vardığımdan benden sana bir küheylân at verem, ahdim olsun, hemân kuş-ı cânımız halâs edin" derken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14a ·
metinde göster ·
Zurnazan Mustafâ Paşa eydir: "Hele hey sultânım, mühür bende birkaç gün kalaydı
gam
yemezdim. Hemân mührü koynumda bir kerre yokladım gördüm ki durur, elim koynumd …
Zurnazan Mustafâ Paşa eydir: "Hele hey sultânım, mühür bende birkaç gün kalaydı gam yemezdim. Hemân mührü koynumda bir kerre yokladım gördüm ki durur, elim koynumdan çıkardım, ‘ver mührü’ dediler. Ol ânda yine mührü aldılar ve gitdiler. İşte beni bu Erzurûm'a atdılar. Hele varır görürsün, mührü Haleb'e Boynueğri'ye gönderdiler. Yakında anın da mührile boynun doğruldurlar" deyü mudhikâne kelimâtlar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a ·
metinde göster ·
… kahvehâne-i ma‘mûr u müzeyyenleri var. Bir mağmûm âdem kahvelerine varsa def‘-i
gam
eder, zîrâ her kahvehânede gûnâ-gûn sâz u sûz ve Hüseyin Baykara fasılları olur …
Ve Tahta'l-kal‘a nâm çârsûsı gâyet izdihâm ve imârdır. Cümle (---) aded mîrî kahvehâne-i ma‘mûr u müzeyyenleri var. Bir mağmûm âdem kahvelerine varsa def‘-i gam eder, zîrâ her kahvehânede gûnâ-gûn sâz u sûz ve Hüseyin Baykara fasılları olur kim hukemâ kavlince âdem def‘-i gam eder ve her bir kahvehânede kıssahân ve hânendegân ve mutrıbân ve şu‘arâ-yı gazelhân ve sâ’ir erbâb-ı ma‘ârifân mâl-â-mâldır ve sarrâchânesi ve gazzâzhânesi ve haffâfhânesi ve attâr çârsûsu gâyet pâk u müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 22b ·
metinde göster ·
… gûn sâz u sûz ve Hüseyin Baykara fasılları olur kim hukemâ kavlince âdem def‘-i
gam
eder ve her bir kahvehânede kıssahân ve hânendegân ve mutrıbân ve şu‘arâ-yı gaz …
Ve Tahta'l-kal‘a nâm çârsûsı gâyet izdihâm ve imârdır. Cümle (---) aded mîrî kahvehâne-i ma‘mûr u müzeyyenleri var. Bir mağmûm âdem kahvelerine varsa def‘-i gam eder, zîrâ her kahvehânede gûnâ-gûn sâz u sûz ve Hüseyin Baykara fasılları olur kim hukemâ kavlince âdem def‘-i gam eder ve her bir kahvehânede kıssahân ve hânendegân ve mutrıbân ve şu‘arâ-yı gazelhân ve sâ’ir erbâb-ı ma‘ârifân mâl-â-mâldır ve sarrâchânesi ve gazzâzhânesi ve haffâfhânesi ve attâr çârsûsu gâyet pâk u müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 22b ·
metinde göster ·
"Amân sultânım, bir sâ‘at ileride ceng-i azîmdir, ammâ
gam
yemen. Atlanup âheste âheste imdâda gelin. Biz dahi kâfiri sizin üzerinize çeke …
"Amân sultânım, bir sâ‘at ileride ceng-i azîmdir, ammâ gam yemen. Atlanup âheste âheste imdâda gelin. Biz dahi kâfiri sizin üzerinize çekeriz. Olmaya illâ hayr" deyüp yine ol bahâdır yiğitler seğirdüp ileri cenge gidince hemân Paşa-yı kâmkâr mehterhâne çaldırmayup seksen bin aded güzîde askeri salt çıkarup gerü ağırlık üzre Kırkkilise ve Köstendil ve Vize sancağı askerlerin koyup cümle asker ile "Tevekkülen-alallâh" deyüp at başı berâber rikâb rikâba çıt-a-çıt bir sâ‘at kadar gidince top u tüfeng ve gülbâng-ı Muhammedî sadâsı istimâ‘ olunup hemân cümle guzât-ı müslimîn ejder-i heft-ser div-i nerre-i dirrendeye dönüp giderken anı gördük çarka giden askerimiz ilerisi at boynuna düşüp Bucak Tatarlı "Kavur cav katı caman katı yaman" deyüp bize işâret ederek kaçarlar, ammâ meğer murâdları kâfiri bizim askerin üzerine getirmek imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38b ·
metinde göster ·
içün Boğazhisâr'dan Yukaru Akbaba Sultân kurbunda Beğkoz bâğçesine Sultân ile g …
Hemân Paşa Köpürlü'den sarâya gelüp def‘-i gam içün Boğazhisâr'dan Yukaru Akbaba Sultân kurbunda Beğkoz bâğçesine Sultân ile göç edüp, anda bir ay zevk u safâ ederken yine bir sabâh
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76a ·
metinde göster ·
"Sultânım bir bârgîr verseniz şu şehre bir çapul civerüp şu şılga kızlardan ve devkelerden alup Kırımğa doyum varsak ölyüdüğümüzge gam yemezdik" dedikde vâfir gülüşüldü, ya‘nî bu mertebe cem‘iyyet-i bintân-ı cân-hâneler idi kim zen-dost cânların ol ânda cânları çıkayazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
Eyle bir şehirdir kim cemî‘i zamânda anda sâkin olanlar deyyâr
gam
ve gussa görmezler, zîrâ cemî‘i dağları ve taşları bâğ-ı Merâm'dır ve her cânib …
Eyle bir şehirdir kim cemî‘i zamânda anda sâkin olanlar deyyâr gam ve gussa görmezler, zîrâ cemî‘i dağları ve taşları bâğ-ı Merâm'dır ve her cânibi sayd [u] şikârgâh-ı hâs [u] âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69a ·
metinde göster ·
… erü senin uğuruna cân u dil ile kurbân olup dîn-i mübîn yoluna şehîd olduğumuza
gam
yemeziz. Şimden gerü kalk ne cânibe teveccüh edersen gidelim. Hudâ dest-gîrin o …
"Koca vezîr çünki asâkir-i İslâm'ın şühedâların kâfiristânda hâk-i mezelletde bırakmayup böyle rağbet etdin. İmdi şimden gerü senin uğuruna cân u dil ile kurbân olup dîn-i mübîn yoluna şehîd olduğumuza gam yemeziz. Şimden gerü kalk ne cânibe teveccüh edersen gidelim. Hudâ dest-gîrin ola" deyü niçe gâzîler Sadrıa‘zama böyle du‘â etdiler ve herkes haymelerine gitdiler. Ve Uyvar gazâsına gitmeğe niçe bin gûne tedârikler gördüler. Hudâ âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
değil ben ihtiyârım, ammâ İbrâhîm oğlumu âzâd eyle" dedikde anı gördüm, Re’îsi …
"Devletli beni katl edersen gam değil ben ihtiyârım, ammâ İbrâhîm oğlumu âzâd eyle" dedikde anı gördüm, Re’îsi ve İbrâhîm Paşa'yı yumruk ve sille ve sademe ile muhzır ağa tâ’ifeleri ikisin dahi ura ura kuburdan taşra çıkarup dağlar gibi yığılan toprağın ardında ikisini dahi ma‘nûkan boğup ol mahalde defn etdiklerinde hemân aklım başımdan gidüp açıkdan seğirde seğirde ibtidâ haymeme, andan İbrâhîm Paşa otağına geldim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116a ·
metinde göster ·
"Vallâhi pâdişâhım benim bu seferlerde sergüzeşt [ü] serencâmım kopdur, ammâ Nemse kralında [pa]pintalar alup Bahr-i Muhît kenârında vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve vilâyet-i Lonçat ve vilâyet-i Filimenk'de Amstırdam ve vilâyet-i İsfaç ve memleket-i Çeh ve vilâyet-i Tot ve memleket-i Macar ve ülke-i Erdelistân, andan diyâr-ı Âl-i Osmân, andan vilâyet-i Eflak andan vilâyet-i Boğdan, el-hâsıl pâdişâhım Uyvar seferinden beri yedi krallık yeri ve niçe ban u herseklik vilâyetleri kâmil üç yılda devr edüp el-hamdü lillâh pâdişâhımın mübârek cemâl-i bâ-kemâlin bu mahalde yine gördüm. Şimden gerü öldüğüme gam yemem" deyüp yine Hân'ın destin bûs edüp zânû be-zânû oturup niçe musâhabetden sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105a ·
metinde göster ·
Kandiye elimizden gitdi ise, Suda gibi kal‘a-i hısn-ı hasînimiz cezîre-i Girid' …
"Yine sorgucumuz başımızdadır, ne gam Kandiye elimizden gitdi ise, Suda gibi kal‘a-i hısn-ı hasînimiz cezîre-i Girid'in tâ ortasında hâlâ elimizdedir ve Suda limanı gibi beş bin pâre gemi alır limanımız elimizdedir" deyü tefâhur kesb edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320b ·
metinde göster ·
… ve beyâtîler ve şûrîler ve arazbârî makâmları icrâ ederler tâ bu mertebe def‘-i
gam
ve endûh-ı elem mahv olacak bir cây-ı safâ-yı lâlezâr [u] gül‘ızâr-ı Arhonoz bâ …
Niçe aded kâr-ı kıdem ve niçe yüz aded bâğ-ı İrem-misâl maksûreler ve kâh-ı Havarnaklardan mâ‘adâ niçe yüz yerde cihânnümâ Freng-pesend nüzhet-âbâd kâ‘alar ve hücre-i müte‘addideler ile ârâste ve niçe yüz aded musanna‘ fıskiyye ve şâzrevân fevvâreler ve havz-ı aşren fe-aşrler ile pîrâste olup niçe yüz selsebîller ve gûnâ-gûn fevvâreler evce berâber pertâb edüp niçe yüz yerde yol yol enhârlar çağlayup cârî ve revân olup gûnâ-gûn matbah-ı Keykâvuslarında cereyân eden uyûn-ı câriyeler kenârında gûnâ-gûn musanna‘ çarhlı kebâb esbâbları var ve müte‘addid bâğbân hücreleri olup cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl der-i dîvârları metânet üzre binâ olunup bunda olan bilâ-hisâb murğân-ı hezâr ve hezârânın asvât-ı hazîn-i hoş-elhân nevâhânlıkları âdeme rûh-efzâ safâlar bahş edüp bi'z-zarûrî benî âdem dahi savt-ı bülend ile uşşâkân makâm-ı uşşâkda kavl-i uşşâk okuyup âğâze-i nevâlar ve beyâtîler ve şûrîler ve arazbârî makâmları icrâ ederler tâ bu mertebe def‘-i gam ve endûh-ı elem mahv olacak bir cây-ı safâ-yı lâlezâr [u] gül‘ızâr-ı Arhonoz bâğıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a ·
metinde göster ·
… ve fuzalâsı ve şu‘arâsı gâyet çokdur. Zîrâ halkı safâ ve zevk ile alûdedirler.
Gam
ve gussadan berîlerdir. Ve sıbyân [u] tıflânları gâyet necîb ü reşîd olurlar. V …
Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesine nihâyet yokdur. Gâyet çokdur kim anların hakkında niçe kasâyid ve penç beyt ve şehrengîzler etmişlerdir. Gerçi Anatolu'da Türkistân vilâyetdir, ammâ ulemâsı ve fuzalâsı ve şu‘arâsı gâyet çokdur. Zîrâ halkı safâ ve zevk ile alûdedirler. Gam ve gussadan berîlerdir. Ve sıbyân [u] tıflânları gâyet necîb ü reşîd olurlar. Ve erbâb-ı ma‘ârif kânıdır. Ve cümle halkı fukarâ muhibbidir. Ve erbâb-ı askerîsi küheylân esb-i sabâ Y 13a peymâlara süvâr olup sayd [u] şikâra mâyillerdir. Ve dest-i bâzûlarında bâzlar ve balaban ve şâhinler ile ve kelb-i mu‘allemler ile dâ’imâ şikâra mâyillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y12b–Y13a ·
metinde göster ·
… âhil olunca gûyâ kalb gözü açıladüşer. Ve bâğ u bâğçelerine âdem girince def‘-i
gam
edüp cânına cân ve ba‘zı cânân yârân gelüp hoş-elhân tuyûrlar efgân u nâleler e …
Ve bu şehir sâ’ir şühûrlara nisbet münevver ve bir ruhâniyet vardır. Âdem bu şehre dâhil olunca gûyâ kalb gözü açıladüşer. Ve bâğ u bâğçelerine âdem girince def‘-i gam edüp cânına cân ve ba‘zı cânân yârân gelüp hoş-elhân tuyûrlar efgân u nâleler etdükde hezâr hezârının hezârân nağamâtları câna râhat verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y17a ·
metinde göster ·
… ık olması mukarrerdir. Hattâ hakîr bir duhter-i reze mübtelâ olup anınla def‘-i
gam
ederdik.
Ve bu şehrin bâğ u bâğçesi çokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesine hadd [ü] hasr olmadığından uşşâkı çokdur. Anıniçün uşşâk şehri derler. Mahbûbları uşşâk perestlerdir. Hakîkatü'l-hâl bu şehre bir garîbü'd-diyâr kimesne gelüp bir iki gün mihmân olsa elbette âşık olması mukarrerdir. Hattâ hakîr bir duhter-i reze mübtelâ olup anınla def‘-i gam ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y19b ·
metinde göster ·
… n edüp teferrüce gelen uşşâkânlar selsebîl-vâr çağlayup revân olduğundan def‘-i
gam
ve ref‘-i endûh [u] elem edüp bîd-i ser-nigûn-ı gûnâ-gûnun sâyesinde ayş [u] iş …
Andan tarîk-ı Bedevî ve Sa‘dî ve Râ‘î ve Rufâ‘î ve Halvetî ve Celvetî ve Rûşenî ve Gülşenî [ve] Bektaşî ve Mevlevî tekyeleri var kim her biri birer selef pâdişâhlarının ve vüzerâ-yı izâmların hayrâtlarıdır. Ammâ Mencik köşkü râhı üzre bir mevlevîhânesi var kim ta‘bîr olunmaz. Gûyâ bir İremezâtü'l-imâd içinde bir kasr-ı müşeyyed âsitâne-i Celâleddîn-i Rûmî'dir. Bizzât Hazret-i Mevlânâ şems-i Tebrîzî hazretleriyle bu mahalle gelüp bu hıyâbân içre bir külbe-i ahzânda sâkin olup cân sohbeti ederler. Ba‘dehu teberrüken bu âsitâneyi bu mahalle (---) inşâ ederler. Kırk elli fukarâ hücresi ve semâ‘ ve safâhânesi ve matbah ve mihmânhânesiyle bir bâğ-ı behişt makâmdır. Ve içinden nehr-i (---) cereyân edüp teferrüce gelen uşşâkânlar selsebîl-vâr çağlayup revân olduğundan def‘-i gam ve ref‘-i endûh [u] elem edüp bîd-i ser-nigûn-ı gûnâ-gûnun sâyesinde ayş [u] işret edüp sohbet-i dem bu dem edüp köşe-be-köşe sohbet-i hâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y245a ·
metinde göster ·
… â böyle ba‘zı ihtilâl vâki‘ olursa da kâr-ı dünyâ böyledir. Andan zarar yokdur.
Gam
yeme" buyururlar. Hemân yine Nûreddîn kalkup gece gündüz berk-i hâtif gibi gide …
"Yâ Nûreddîn! Elem çekme Mekke ve Medîne ve şâm benim himâyetimdedir. Inkırâzü'd-devrân anlara bir zarar-ı azîm isâbet etmez. Ammâ böyle ba‘zı ihtilâl vâki‘ olursa da kâr-ı dünyâ böyledir. Andan zarar yokdur. Gam yeme" buyururlar. Hemân yine Nûreddîn kalkup gece gündüz berk-i hâtif gibi giderek şâm'dan Medîne'ye yigirmi beş konak yeri atlı ayağıyla yüz sâ‘at yeri üç gün üç gecede alup Medîne-i münevereye dâhil olup bir ziyâfet-i azîm tertîb eyleyüp hâs u âm ve bay [u] gedâ gelüp sadakât [u] nezerâtları cümle ehl-i Medîne'ye ihsân edüp ta‘âm tenâvül olunmağa başlandı. Bir kaç remmâ âdemler ta‘âm yiyüp kalkup gitdiler. Ammâ vâkı‘asında Hazret-i Risâlet'in gösterdiği mel‘ûnlardan kimesne zâhir olmadı. Hemân Nûreddîn eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y284a ·
metinde göster ·
… kdir. Ba‘zı kimesneler bu binâ olunan dîvâr üzre pabucile yürüyüp ziyâret eder,
gam
değildir.
Ammâ bu mahalli ziyâret etmede bir âdâb vardır. Vakt-i seherde hevâ mu‘tedil iken yalın ayak başı kabak Sûre-i Mekâbir okuyarak bu meşhedistânı ziyâret edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edesin. Ammâ vakt-i zuhurda yalın ayak gezilmez, zîrâ zemîn âteş gibi yanar. Müsta‘mel pâypûş geyüp ziyâret etmek iktizâ eder. Eyle olsa bî-edeplik olmuş olur. şart seheri ziyâret etmek gerekdir. Ba‘zı kimesneler bu binâ olunan dîvâr üzre pabucile yürüyüp ziyâret eder, gam değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y303a ·
metinde göster ·
… ve hecîne ve hımâra süvâr olup ata. Îd-i adhânın üçüncü günü yine piyâde atarsa
gam
değildir. Eğer ehl-i özrüm derse hep râkiben üç günde üçer yerde yedişer taş at …
Ve ıyd-ı adhânın ikinci günü cemreyi râkiben ata, ya‘nî bir ata ve katıra ve hecîne ve hımâra süvâr olup ata. Îd-i adhânın üçüncü günü yine piyâde atarsa gam değildir. Eğer ehl-i özrüm derse hep râkiben üç günde üçer yerde yedişer taş atup cümle altmış iki taşı 3 günde atup tamâm ede. Ammâ ıyd-ı adhânın evvelki gün atılan yedi taş Hazret-i İsmâ‘îl'in sünnetidir ki Cenâb-ı Bârî'den Hazret-i İbrâhîm'e emir olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y323b ·
metinde göster ·
… su vermezse âkılâne hareket eder. Râh-ı Mekke'de iki gün deve ve bağl su içmese
gam
değildir.
Bu Kastal menzili leb-i deryâda hayme bir kumsal yerde yaban hurmâlı ve zehr-i mâr sulu ve kumlu yerdir. Bu kuyu sularından her kim hayvânâtına su verirse ciğerin taşra çıkarup fânûs-ı hayâl eder. Gâyet müshildir. Ammâ ârif olan bu mahalde su vermezse âkılâne hareket eder. Râh-ı Mekke'de iki gün deve ve bağl su içmese gam değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y374b ·
metinde göster ·