kim Rûm ve Arab ve Acem'den niçe bin seyyâh-ı âlem gelüp bu cebbâne-i kadîmi zi …
Bu gûne meşhûr-ı âfâk bir hatt-ı garîbdir kim Rûm ve Arab ve Acem'den niçe bin seyyâh-ı âlem gelüp bu cebbâne-i kadîmi ziyâret edüp bu hat içün ba‘zı ârifân cifrdir derler, ba‘zılar rumûz [u] künûzdur deyü ol mahalde olan şeddâdî binâlara Ferhâdî külünkler urup defîne çıkarmak kaydında olup helâk olanlar dahi anda medfûndur. Ammâ ba‘zı sulehâ-yı ümmetden kimesneler leyle-i cum‘ada pâ-bürehne olup sûre-i Tekâsür tilâvet ederek gelüp ziyâret ederler. Zîrâ bu mahalde Sahâbe-i kirâmdan ve şühedâ-yı izâmdan niçe bin Muhâcirîn [u] Ensârdan kimesneler medfûndur. Ve beyne'l-ulemâ efvâh-ı nâsda şâyi‘dir kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22b ·
metinde göster ·
… n maksûrelerinden nişân verir bir tarh [u] tarz-ı acîb ü girân-bahâ bir câmi‘-i
garîbdir
kim vasfında cemî‘i vassâflar âcizdir.
Hattâ cümleden biri hünkâr mahfili üzre Habeş vezîri Ca‘fer Paşa altı aded zümürrüd kandîller hedâyâ gönderüp bir mühr-i Süleymân üzr[e] altısın dahi mücevher altun zencîrler ile âvîze etmişlerdir kim her bir kandîl altışar vukıyye gelir birer kâse-i müdevver kadar vardır ve her birinde mücevher altun ayaklar ile kâr-ı zer-kâr ile mînâ olmuş kanâdîl-i sebiz-gûndur. Ehl-i hurdedân, her biri birer Rûm harâcı değer deyü tahmîn etmişler. Ve buna mânend niçe zî-kıymet âvîze-i bî-mânendler ile ârâste ve pîrâste olmuş huld-ı berîn maksûrelerinden nişân verir bir tarh [u] tarz-ı acîb ü girân-bahâ bir câmi‘-i garîbdir kim vasfında cemî‘i vassâflar âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
Bu Bâyezîd Hân'ın çok menâkıbı var ammâ bu menâkıb-ı Bâyezîd Hân
garîbdir
. Zamân-ı saltanatlarında intikâlinden yedi sene mukaddem cânlı ve kanlı ve zî-r …
Bu Bâyezîd Hân'ın çok menâkıbı var ammâ bu menâkıb-ı Bâyezîd Hân garîbdir. Zamân-ı saltanatlarında intikâlinden yedi sene mukaddem cânlı ve kanlı ve zî-rûh kısmı tenâvül etmemişlerdi. Bir gün tekâzâ-yı nefs edüp tabî‘atı paça istedi. Nefsi ol kadar ibrâm [ü] ilhâh edüp mümkün olup paça yemeyüp nefsi ile cihâd-ı ekber eder. Âhir huzûruna bir sahan sirkeli ve sarımsaklı paça getirdüp nefsine hitâb edüp buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 99a ·
metinde göster ·
… âhrâh üzre bir soffada medfûn olup ziyâretgâh-ı temâşâgâh-ı hattâtân bir hatt-ı
garîbdir
.
Ve Bâkî Efendi civârında Hattât Abdullâh Kırımî hazretlerinin seng-i mezârında olan kendü hatları ile sihr-i mübîn mertebesi tahrîr olunan târîhdir kim kerâmetdir. Hayâtında târîhlerin iki tokuz rakamı yazarlar. Ahibbâdan ba‘zısı eydir "Yâ Sultânım bu iki tokuz târîh değildir" derler, buyururlar kim "Bir tokuz yeri dahi alıkodum, fevtimizden sonra bir tokuz dahi yazup sene 999 ola" derler. Şâhrâh üzre bir soffada medfûn olup ziyâretgâh-ı temâşâgâh-ı hattâtân bir hatt-ı garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 109b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı gün-başı: Ağaları birdir ve dükkânları yokdur. Galata'da kalafathâne yerinde bulunurlar, neferât cümle 500. Bunların kârı bir kalyon ve bir şayka ve karamürsel gark olsa bunlar ol mağrûk gemilerin iki yanına iki gemi koyup gark olan gemiyi deryâ içre dalgıçlar gomana ve cânkurtaran halatlar ile dollâblar ile çekerek bir san‘at ile deryâdan tağ gibi gemiyi say yağından kıl çeker gibi çıkarırlar, san‘at-ı acîb ü garîbdir. Pîrleri Sun‘ullâh Kurtubî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri Endelüs'dedir. Bunlar keştîbânlar alayında pür-silâh olup ellerinde çam ağacı gönderleri ve kızaklar üzre vocı ırgatları devr etdirerek "Meded Allâh âsân eyle" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… en ubûr olunduğiyçün şehr-i Köprü derler. Gâyet musanna‘ çam direklerden cisr-i
garîbdir
. Amâlika asrında bu şehre Şındır kal‘ası derlerdi. Lisân-ı Amâlika'da şınd yine …
Hacı Yûsuf Ağa hânesinde mihmân olup Köprülü Mehemmed Paşa'ya ve sâ’ir a‘yâna mektûb-ı muhabbet-üslûblarımız verüp me’mûr olduğumuz bölükbaşılar cem‘ine mukayyed olup şehr içre "At ve don ve mâl u menâl isteyen, ata, dona ve silâhına kâdir olan yiğitler gelsin" deyü dellâller nidâ etdirüp şehri seyr [ü] temâşâsına başladık. Evvelâ bu şehr-i Köprü Deşan dağının dâmeninde bir dereli ve depeli yerde iki cânibinden nehirler cereyân eder. Bir mahalde şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Bir nehrine Boğazköy suyu derler, şehrin dibinden cereyân eder. Ve bir nehri şehrden bir sâ‘at ba‘îd nehr-i Istavloz derler. Şehr-i Köprü bu iki nehrin ortasındadır. Bu nehirler taşdığı mahal, Köpr[ü] sahrâsın gark eder. Bu nehirler Deşan dağından gelüp nehr-i Istavloz'dan ağaç cisr-i azîmden ubûr olunduğiyçün şehr-i Köprü derler. Gâyet musanna‘ çam direklerden cisr-i garîbdir. Amâlika asrında bu şehre Şındır kal‘ası derlerdi. Lisân-ı Amâlika'da şınd yine köprüye derler. Cisri, Hazret-i Risâlet mütevellid oldukda münhedim olup sonra haşebden binâ etmişlerdir. Ba‘dehû bu cisrden ubûr eden iki nehir Köprü şehrinden aşağı cereyân ederek Çeltiklik nâm mahalde nehr-i azîm Bafra'ya rîzân olur. Ve bu kal‘anın ibtidâ bânisi Amâlika meliklerinin binâsıdır. Andan Tarabefzûn tekürı destinden Âl-i Dânişmendî'den Melik Gâzî feth edüp andan sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân muhâsara ile Koca kal‘asın feth edüp bu Şindir kal‘ası, ya‘nî Köprü kal‘ası emân ile feth olup hâlâ Amasiyye hâki hükmünde nısfı ze‘âmetdir ve nısfı Tokat hâkimi subaşılığıdır. Cümle cürm [ü] cinâyeti ve salb [u] siyâseti anın tasarrufundadır ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a ·
metinde göster ·
… âr-ı nakş-ı erjenkmânî ve Behzâd Ağa Rızâ-yı Vanî kârı-misâl bir sun‘-ı acîb ve
garîbdir
. Ve kabr-i şerîfinde bir mehâbet vardır. Hakîr ziyâret etdikde bu ebyât bi'l-be …
Ziyâret-i Hazret-i Şeyh Şâmî: Tarîk-i Bayrâmiyye'dendir. İsm-i şerîfleri Hamza'dır. Tarîk-ı Hamzavî bunlardan kaldı, derler. Niçe bin keşf [u] kerâmâtları zâhir ü bâhir olmuşdur. Hattâ bir cum‘a günü cemî‘î âşıkânı salât-ı cum‘aya hâzır olup tecdîd-i vudû’ etmeğe bir katre su olmamağıla "Âh Sultânım! Şu câmi‘iniz kurbunda bir kuyu kazdırsanız. Cümle âyende vü revende cemâ‘at-i kesîreler tecdîd-i vudû’ etseler ecr-i cezîle nâ’il olurdunuz" derler. Hemân Şeyh Şâmî Sultân elindeki asâsıyla "Bu yerden mi su çıksa" deyü asâ ucuyla zemîne işâret etdikde bi-emrillah bir ayn-ı zülâl ka‘r-ı zemînden pertâb edüp çıkar. İle'l-ân "ayn-ı asâ" derler bir aynu'l-hayât-ı cân-perverdir. Aziz hazretleri bizzât câmi‘leri cenbinde bir kubbe-i âlîde medfûndur. Câmi‘i kendü binâlarıdır. Minâreli ve kurşum örtülü değildir. Ammâ bu câmi‘in mihrâb dîvârı ne kadar vâsi‘ ise tâ sakfa çıkınca câmi‘ mihrâbıdır. Bir câmi‘de eyle enli ve âlî mihrâb yokdur. Bu mihrâbın içinde olan taşlar üzre hurde münakkaş hatt-ı kûfî ve hatt-ı celî ve hatt-ı Musta‘sımî ve hatt-ı reyhânî ve hatt-ı sülüs bir diyâr mihrâbında yokdur. Ve niçe âyet-i şerîfler mihrâba müte‘allık Arapça ve Arapça âyeti gibi ve âyetü'l-kürsî ve âmene'r-resûlü gibi âyetler tahrîr olunmuşdur. Ve bu mihrâb-ı nûrun iki cânibindeki dîvâra üstâd-ı mermer-bür endîşe-i hâmıyla hâm taşa eyle tîşe-i gül-fâm urmuş, taşları eyle hûrde kazmış ve eyle nakş-ı bukalemûn yazmış hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Mihrâbın cânib-i yemîni on tarhdır ve cânib-i yesârı dahi on tarz üzre tarh olunmuşdur. Her tarhında olan nakş-ı bukalemûn zîhler ve islimîler ve zülfeler ve girişmeler ve bağlamalar ve Rûmîler ve şeş-gül ve sad-berg ve şakâyık ve zülf-i nigâr ve sünbül ve reyhân ve karanfil ve sünbül ve erguvân nakışları var kim gûyâ beyâz mermeri üstâd-ı mermer-bür peynir gibi direfş-i tîşe kalemler ile kalemkârlık edüp sihr-i i‘câz mertebesi sihr-i mübîn tasarruflar etmişdir. Ammâ niçe kimesneler bu 353a mihrâb hakkında bizzât aziz Şeyh Şâmî'nin kendi dest-kârlarıdır, derler. Hakkâ ki eyle ihtimâli olmak var. Zîrâ kerâmet mertebesi bir âsâr-ı nakş-ı erjenkmânî ve Behzâd Ağa Rızâ-yı Vanî kârı-misâl bir sun‘-ı acîb ve garîbdir. Ve kabr-i şerîfinde bir mehâbet vardır. Hakîr ziyâret etdikde bu ebyât bi'l-bedâhe hâtıra hutûr etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b–353a ·
metinde göster ·
… r hicv-gûne bir bahr-i tavîl etmişdir. Ol dahi makdûr-ı beşer değil bir lehçe-i
garîbdir
. Gerçi lisânında sehel dığdığı lehçesi gibi bir lüknet var idi ammâ bunda olan …
On yedisine bâliğ oldukda dîvânın hurûf-ı teheccî üzre tamâm edüp hâlâ şu‘arâ mâbeyninde dîvânı humûss-ı Nahşivânî'dir. Gûyâ zamânın Örfî'si ve Sâ‘ib'idir. Figâniyye'sine ve Na‘t-ı Şerîf'ine zamânımız şu‘arâları nazîre edememişlerdir ve letâ’ife müte‘allık on lisân üzre on iki bend bir hicv-gûne bir bahr-i tavîl etmişdir. Ol dahi makdûr-ı beşer değil bir lehçe-i garîbdir. Gerçi lisânında sehel dığdığı lehçesi gibi bir lüknet var idi ammâ bunda olan cevlân-ı tab‘ u tîz-fikr zamânımızın şu‘arâlarında yok idi. Husûsan babası Mısır fellâhlarından Parmakkapu'da kürk yapup Beddâvî şerbetçisinde tenâvül olunan kâhk-i ebyâz ve gurâbiyye anın pederi kârıydı. Fakîr Fehîm yiğirmi bir sene mu‘ammer olup nâ-murâd dâr-ı 10a gurbetde dâr-ı izzete revâne olup huzûr-ı Râbbi'l-izzetde na‘t-ı Resûl-i mübîni kırâ‘at etmeğe azm-ı cân etdi. Rahmetullahi [aleyh].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 9b–10a ·
metinde göster ·
… rle tahrîr olunmaz bir câmi‘i musanna‘dır. Lâkin iç kal‘ada olmağıla cemâ‘atdan
garîbdir
ve bu iç kal‘a bir mürtefi‘ yerde vâkı‘ olup mükellef ve mükemmel cebehânesi ve …
Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz bir câmi‘i musanna‘dır. Lâkin iç kal‘ada olmağıla cemâ‘atdan garîbdir ve bu iç kal‘a bir mürtefi‘ yerde vâkı‘ olup mükellef ve mükemmel cebehânesi ve topları vardır. Bu kal‘anın maşrık ve şimâl cânibleri sahrâ ve bir buhayrecikdir. Cümle Konya'nın cereyân eden uyûn-ı câriyeleri ol buhayreye munsab olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 12a ·
metinde göster ·
… Âsitânesi kurbunda bir dıraht-ı müntehâ vardır kim acîbe-i dehrden bir şecer-i
garîbdir
. Her bâr kim ekâlîm-i seb‘ada iki pâdişâh birbirile ceng [u] cidâle ve harb-i k …
Hikmet-i ibret-nümâ-yı garîb: Hazret-i Halîlü'r-rahmân Âsitânesi kurbunda bir dıraht-ı müntehâ vardır kim acîbe-i dehrden bir şecer-i garîbdir. Her bâr kim ekâlîm-i seb‘ada iki pâdişâh birbirile ceng [u] cidâle ve harb-i kıtâle âheng etseler bi-emri Hudâ ol mağlûb cânibine dırahtın bir cânibi oyulup kırmızı kanlı su cereyân etmeğe başlar. Hattâ Murâd Hân-ı Râbi‘ Bağdâd-ı bihişt-âbâdı kızılbaş-ı kallâş destinden feth etmeğe müteveccih olup bu Urfa'ya geldiklerinde bu dırahtın Bağdâd tarafından kırk aded delik delinip andan kanlı su cereyân etmeğe başlayup Bağdâd'da kırk bin âdemden kan akması alâmet derler. Hâlâ cereyân eden kanlı suyu "Ol sene gördük", diyen âdemler ile kelimât etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57b ·
metinde göster ·
… olan şehirler önünde vardır. Ammâ bu Silistre önündeki değirmânlar kâr-ı acîb u
garîbdir
.
Bu şehr-i Silistre dağlarında ve derelerinde su değirmânları çokdur, ammâ nehr-i Tuna üzre olan âsiyâb-ı dakîk bir diyârda yokdur. İllâ yine Tuna nehri üzre olan şehirler önünde vardır. Ammâ bu Silistre önündeki değirmânlar kâr-ı acîb u garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
Evvelâ bu câmi‘-i atîk Mihal köprüsü başında nehr-i Meriç sâhili kurbunda Filibe şehri şâhrâhı üzre bir düz vâsi‘ çemenzâr-ı bâğ-ı İremezât içre Küpeli câmi‘ nâmıyla şöhre-i şehr olmuş musallâ-yı Yıldırım Hân'dır. Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim niçe tâk-i Havernâklarının ortalarında üstâd-ı mi‘mâr [u] mühendisîn-i bennâ birer halka-i ra‘nâ âvîzeler asmışdır. Anınçün Küpeli câmi‘ derler. Bu câmi‘ Timur hâdisesinde nâ-tamâm kalup Yıldırım Hânzâde Çelebi Sultân Mehemmed ve binti Yıldırım Hân Küpeli Sultân bir menkûşun fürûht edüp pederi câmi‘in itmâm etdiklerinden Küpeli Câmi‘ derler. Kıble kapusu ve bir burmalı zîh zîh minâre-i mebrûmu vardır. Ol kadar musanna‘ değildir ve cemâ‘atdan garîbdir. Zîrâ bânîsi merhûm olmağıla dürr-i yetîm-âsâ yetîm kalmışdır. Ammâ rasâs-ı hâs ile mestûr olan kıbâbları metânet üzre binâ-yı ra‘nâ olmuşdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152a ·
metinde göster ·
… ne mestûrdur kim görenin aklı gider. Makdûr-ı beşer değil bir gûne kâr-ı acîb u
garîbdir
. El-hâsıl bu câmi‘in letâfet [ü] zarâfet [ü] nezâfet-i ilm-i mi‘mârîsinde misli …
Ve bu haremin cânib-i erba‘asında çâr-rükn-misâl dörd aded minâre-i serâmedi var kim her biri eflâke ser çekmişdir. Ammâ sağ tarafında olan minâre-i zîbâ Üçşerîfeli olduğundan bu câmi‘e Üçşerîfeli derler. Aşağıdaki bir kapudan üç dâne 153a mü’ezzinân-ı hânendegân girüp minâreye urûc etdükde birbirlerin görmeyüp ve sadâların istimâ‘ etmeyüp her biri birer tabakaya çıkup bâng-i Muhammedî ururlar. Kerâmet mertebesi bir gûne musanna‘ ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir minâre-i ra‘nâdır kim ilm-i mi‘mârîsine akl-ı Aristo ermez. Ve sol taraftaki minâre iki şerîfelidir. Ve haremin iki köşesinde minârelerin ikisi de birer tabaka burma burma ve şeşhâne mevzûn minâre-i ibret-nümûnlardır. Ve gûyâ cümlesi yek-pâre bâğhânelerdir. Ve bu câmi‘-i bî-bedelin cemî‘i kıbâbları rasâs-ı hâs-ı nîl-gûn ile bir gûne mestûrdur kim görenin aklı gider. Makdûr-ı beşer değil bir gûne kâr-ı acîb u garîbdir. El-hâsıl bu câmi‘in letâfet [ü] zarâfet [ü] nezâfet-i ilm-i mi‘mârîsinde misli yokdur. Üstâd-ı bennâ var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu câmi‘in enderûn [u] bîrûnunda ol kadar tasarruflar etmişdir kim atlas-ı felekde eyle bir kârgerlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b–153a ·
metinde göster ·
… i hadîd te’sîr etmez. Ve aslâ âteş te’sîr edüp kireç olmaz. Bir acâ’ib ma‘den-i
garîbdir
kim vasfında lisân kâsırdır}.
Bu bâb-ı hadîdler ile ârâste olmuş sûr-ı metînin dâ’iren-mâdâr, bu hakîrün adımıyla kâmil on bir bin germe adımdır. Ammâ şark tarafı kûşesi paşa sarâyı olup çâh-ı Gayyâ ve muhâlif uçurum olmağile adımlamak mümkin olmadı. Ancak Dağ kapusundan Mardinkapusuna varınca bu kal‘anın içi iki bin adım yerdir. Bu takdîrce yalçın kaya üzre adımlayamadığımız dîvârun tûlu iki bin adım hisâb edüp bu minvâl üzre kal‘a-i Kara Âmid dâ’iren-mâdâr on dört bin adım olmuş olur. Ve bu kal‘anın Şatt'a nâzır tarafında şimâle müteveccih kûşesinde {ve kal‘a-i Diyârbekr'ün seng-i hârâsı bir gûne sengîn seng-i siyâhdır kim ana seng-i hadîd te’sîr etmez. Ve aslâ âteş te’sîr edüp kireç olmaz. Bir acâ’ib ma‘den-i garîbdir kim vasfında lisân kâsırdır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
… ak belâ versin, ne turfe sa‘b-hisâr imiş. Şimdi bunu muhâsara etsek vakt-i şitâ
garîbdir
. Belki muhâsarası gün-be-gün müştedd ola. Buna mübâşeret etmeden, etmemesi makb …
Murâd Hân eydür: "Bu top sadâsı nedir?" derler, "Pâdişâhım evvel bizim idi, şimdi Acem'in destinde Kotur kal‘ası askere top atar." derler. Murâd Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân, der-ân Nogay eline süvâr olup bu kal‘a-i serbülendi temâşâ edüp "Hak belâ versin, ne turfe sa‘b-hisâr imiş. Şimdi bunu muhâsara etsek vakt-i şitâ garîbdir. Belki muhâsarası gün-be-gün müştedd ola. Buna mübâşeret etmeden, etmemesi makbûldür. Olmaya, illâ hayr." deyü serâperdesine gelüp sene 1048 târîhinde Bağdâd'ı feth edüp akd-i sulh mahallinde Murâd Hân Kara Mustafâ Paşa'ya der kim: "Mustafâ. Bu sulhda Acem, Revân kal‘ası kurbünde Mekü kal‘asın münhedim etsin ve Van eyâletinde Kotur kal‘asın münhedim etsinler." der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288a ·
metinde göster ·
… gâyet musanna‘dır ve mihrâb kapusu gâyet müzeyyen ve münakkaş ve musanna‘ bâb-ı
garîbdir
. Ammâ hakkâ ki cemâ‘atden dahi garîbdir. Zîrâ bu diyârda imâm-ı âdil ma‘sûm olm …
Sultân Uzun Hasan câmi‘i: Âzerbaycân şâhı iken binâ edüp Ebü'l-feth Sultân Mehemmed cenginde Sultân Hasan münhezim olup Tebrîz'de merhûm oldukda bu câmi‘-i pür-envâr nâ-tamâm kalup oğlu Ya‘kûb Şâh itmâm etmişdir. Tûlen seksen ayak ve arzen yüz elli ayakdır. Cümle sekiz kubbedir. Bir minâre-i mevzûnu gâyet musanna‘dır ve mihrâb kapusu gâyet müzeyyen ve münakkaş ve musanna‘ bâb-ı garîbdir. Ammâ hakkâ ki cemâ‘atden dahi garîbdir. Zîrâ bu diyârda imâm-ı âdil ma‘sûm olmağile aslâ cemâ‘atle evkât-ı hamse edâ olunmaz. Hemân herkes namâzın münferiden edâ edüp "Namâz du‘âdır." deyü du‘âsızca kapudan taşra firâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294b ·
metinde göster ·
… müzeyyen ve münakkaş ve musanna‘ bâb-ı garîbdir. Ammâ hakkâ ki cemâ‘atden dahi
garîbdir
. Zîrâ bu diyârda imâm-ı âdil ma‘sûm olmağile aslâ cemâ‘atle evkât-ı hamse edâ o …
Sultân Uzun Hasan câmi‘i: Âzerbaycân şâhı iken binâ edüp Ebü'l-feth Sultân Mehemmed cenginde Sultân Hasan münhezim olup Tebrîz'de merhûm oldukda bu câmi‘-i pür-envâr nâ-tamâm kalup oğlu Ya‘kûb Şâh itmâm etmişdir. Tûlen seksen ayak ve arzen yüz elli ayakdır. Cümle sekiz kubbedir. Bir minâre-i mevzûnu gâyet musanna‘dır ve mihrâb kapusu gâyet müzeyyen ve münakkaş ve musanna‘ bâb-ı garîbdir. Ammâ hakkâ ki cemâ‘atden dahi garîbdir. Zîrâ bu diyârda imâm-ı âdil ma‘sûm olmağile aslâ cemâ‘atle evkât-ı hamse edâ olunmaz. Hemân herkes namâzın münferiden edâ edüp "Namâz du‘âdır." deyü du‘âsızca kapudan taşra firâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294b ·
metinde göster ·
… Ammâ bu Kasr-ı Şîrîn'in cânib-i şarkîsinde şehr-i Gazvîn karîbdir ammâ kendisi
garîbdir
. Zîrâ hâlâ harâb olmadadır. Mâ-tekaddem bir hisâr-ı hısn-ı hasîn ü sedd-i metîn …
İbtidâ bânîsi ekâsire-i Enûşirvâniyân'dan Melik Pervîz'dir. Ba‘dehû Hârûnu'r-Reşîd'in duhter-i pâkîze-ahteri Şîrîn nâm bir bint-i benâm bu mahalde bir kasır binâ etmeğile ol kerîme-i sâhib-i keremin ismiyle müsemmâ olup Kasr-ı Şîrîn derler. Yohsa ibtidâ ismi tevârîhlerde Kasr-ı Pervîz'dir. Hâlâ Irâk-ı Acem'de Bağdâd'a karîb ve cânib-i cenûbu çölistânda garîb kalmış bir Kasr-ı Şîrîn iken kâh-ı harâbdır. Bu şehir zamân-ı Hârûn'da ol kadar imâr imiş kim bâğ u bâğçe ve hadîka-i gülistân [u] bostânları bir menzil yire varırmış. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir kim Timur Şâh-ı pür-zor harâb u yebâb etmişdir. Hâlâ bu şehr-i Kasr-ı Şîrîn Hemedân ve şehr-i Hulvân ile üçü sac ayağı vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu Kasr-ı Şîrîn'in cânib-i şarkîsinde şehr-i Gazvîn karîbdir ammâ kendisi garîbdir. Zîrâ hâlâ harâb olmadadır. Mâ-tekaddem bir hisâr-ı hısn-ı hasîn ü sedd-i metîn-i Medyen etmiş kim devri kâmil on iki bin adımdır. Hâlâ eser-i binâları ma‘lûmdur. Her sengi hammâm kubbesi mikdârı olup demir kenidler ile ve Horasânî kec ü cıbıs u kireçler ile mebnî olup yigirmi yerde derveze alâmetleri vardır ve hâlâ imâr olmamasının sebebi oldur kim kabâ’il-i Urbân-ı Keysin ve kabâ’il-i Urbân-ı Benî Mevâl yatağı ve sâ’ir Urbân durağı ve kân-ı zâğî ü bâğî yeri oldu. Ve hevâsı gâyet bed olup her bâr bâd-ı Semûm esüp benî Âdemi helâk eder. Anınçün ol kadar âbâdân değildir. Hatta bunda bir gulâmım rîh-ı semden helâk olayazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 313b ·
metinde göster ·
… ât-ı musanna‘âtlar ile müzeyyen değildir ve cemâ‘atden garîb kalmış bir câmi‘-i
garîbdir
. Eğer bir câmi‘in ahvâline vâkıf olduğumuz mertebe evsâfın tahrîr eylesek bir m …
Haremi bir sahrâ-misâl vâsi‘dir. Sultân Uzun Hasan-ı Bayındırî binâ etdüği taraf sehel rahnedâr olmuşdur ve kıble kapusundan tâ mihrâb-ı aliyyeye varınca arzı (---) adımdır ve şarkdan garba tûlu (---) adımdır. Ve cümle (---) aded mihrâb add olunur kim niçe enbiyâ ve evliyâların mihrâblarıyla ârâste ve makâm-ı aliyyeleriyle pîrâste olmuş câmi‘-i latîf u mahfil-i münîfdir. Ve bu câmi‘ içre (---) aded sütûnlar üzre tâk-i Havernaklardır. Dahi mâfevkinde kıbâb sutûhları cümle kireç ve cıbıs ile mebnî sutûhlardır ammâ âvîze ve maslûbât-ı musanna‘âtlar ile müzeyyen değildir ve cemâ‘atden garîb kalmış bir câmi‘-i garîbdir. Eğer bir câmi‘in ahvâline vâkıf olduğumuz mertebe evsâfın tahrîr eylesek bir mücelled tomar-ı dırâz olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357a ·
metinde göster ·
Ve Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâm Câmi‘i (---)(---) binâsıdır. Şattu'l-Arab cisrinden cânib-i şarka Bağdâd hâkine kadem basdıkda ol hâk-i amber-pâkde bir vâsi‘ fezâda bir câmi‘-i atîkdir ammâ bu dahi cemâ‘atden garîbdir. Ancak Yûnus Nebî ziyâretine varanlar ibâdet ederler ammâ hayli vâsi‘ câmi‘dir. Bu dahi cümle amûd-ı amelî üzre kârgîr (---) binâ-yı ra‘nâdır ve (---) minâresi ve mihrâb ve minberi tarz-ı kadîmdir ve ol kadar müzeyyen değildir. Zîrâ evkâfı za‘îfdir ammâ rûhâniyyetli münevver câmi‘dir ve Hazret-i Yûnus bu câmi‘ün mihrâbı solunda bir perdeli bâb-ı mu‘allâdan içeri girdikde on bir kademe taş nerdübândan aşağı nüzûl edüp kabr-i münevver-i Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâmdır kim niçe mâl-ı hazâ’in harc olunmuş âvîzeler maslûb bir kabr-i merğûbdur. Ve Kızıl Câmi‘
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 402a ·
metinde göster ·
… ve niçeler ma‘den-i neftdir dediler. Aslı âteşgede-i Erdeşîr'dir kim tılsımât-ı
garîbdir
.
İbret-i mutalsam-ı diğer: Şehr-i Musul'un cenûbunda bir merhale ba‘îd Alî Hammâmı kurbünde âteşgede-i Erdeşîr var idi. Hazret'in mevlûdüne gelince âteş-i Nemrûd gibi yanardı. Leyle-i mevlûd-ı Nebî'de söndü ammâ hâlâ niçe kerre tılsımâtın te’sîriyle yanmışdır. Kimesne ol nâr-ı rûşeni işgâl ve efrûhte etmez ve çerâğân oldukda niçe kerre yüz bin şererleri nücûm-ı eflâk gibi zemîne zıyâ verir. Cümle halk-ı kârbân anın şu‘lesinden cânib-i erba‘aya bir günlük yol leyle-i muzlimde rûşen gibi giderler. Hâlâ kâhîce zâhir olur. Hatta sene 1059 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimizle Bağdâd'dan ma‘zûl olup Alî Hammâmı mahallinden güzer ederken ol gice bu âteşgede çerâğânına râst gelüp sekiz sâ‘atde şu‘le-i enver içre ubûr etdik. Niçe kimesne ma‘den-i kibrîtdir ve niçeler ma‘den-i neftdir dediler. Aslı âteşgede-i Erdeşîr'dir kim tılsımât-ı garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 403a ·
metinde göster ·
… gayrı kaya üzre sarp kal‘alar yokdur, lâkin bu Hırsova anlardan sarpdır, lâkin
garîbdir
. İç elde olmak ile iltifât olunmayup Melek Ahmed Paşa kadr [u] kıymetin bilüp a …
Nehr-i Tuna kenârında böyle âlî serâmed kal‘anın biri dahi Nigebolı kal‘ası ve biri Budin serhaddinde Belgrad'ın iç kal‘ası ve birisi yine ol serhadde Varadin kal‘ası ve biri Üstürgon ve biri buna karîb Vişegrad kal‘asıdır kim gayrı kaya üzre sarp kal‘alar yokdur, lâkin bu Hırsova anlardan sarpdır, lâkin garîbdir. İç elde olmak ile iltifât olunmayup Melek Ahmed Paşa kadr [u] kıymetin bilüp amâr etdi, zîrâ karşu tarafı cümle Eflâk kâfiristânıdır. Andan aşağı karşusu Boğdan kâfiristânının Tomarova ve Kalas ve İbrâ’il {ve Maçin} kâfiristânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 68b ·
metinde göster ·
… sîl ederler, lâkin cümle çarh dollâbların atlar çevirüp bir turfe seyr-i acîb ü
garîbdir
(---)(---)(---)(---)
Andan binâ-yı ibret-nümâ nehr-i Sava kenârında tophâne kârhânesi vâcibü's-seyr ibret eserdir. Ve ibret-eser-i me’ser şehir hâricinde bir binâ-yı azîm bârûthânesi var. Başka ağalıkdır kim yüz elli aded neferâtları ve her sene biner kantar bârûd-ı siyâh döğüp tahsîl ederler, lâkin cümle çarh dollâbların atlar çevirüp bir turfe seyr-i acîb ü garîbdir (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
Cezîre-i Girid fethi açılmazdan mukaddem bu şehir içre yüz elli hânedân sâhibi a‘yân [u] kibâr sarâyları kapanmışdır. Hâlâ anıniçün bu şehir harâba yüz dutmuştur, ammâ inşâ’allâh yine amâr olur, zîrâ Kosova gibi mahsûldâr zemîn-i vâsi‘atü'l-aktâra vâki‘ olup âb [u] havâsı latîfdir, zîrâ zemîni Novaborda dağları dâmeninde bâğ u bâğçeli şehr-i garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168a ·
metinde göster ·
… tırâş bir kal‘a-i savaşdır, lâkin iç el olmak ile gözden bırağılmış bir kal‘a-i
garîbdir
. İçinde şiddet-i şitâ eyyâmında koyun ve keçiler kışla[r], ammâ bunun da aşağıd …
İçinde imâretden bir şey yokdur, ammâ kal‘ası bir kayalı püşte üzre bir azîm şeddâdî binâ-yı kadîm seng-tırâş bir kal‘a-i savaşdır, lâkin iç el olmak ile gözden bırağılmış bir kal‘a-i garîbdir. İçinde şiddet-i şitâ eyyâmında koyun ve keçiler kışla[r], ammâ bunun da aşağıda varoşu Yenehisâr varoşundan ma‘mûrdur. Bu dahi (---) sancağıbeğinin hâssı voyvadası zabt eder, yüz elli akçe kazâdır. Ve bu mahalde vezîria‘zam hâssı da vardır. Ol dahi başka hükûmetdir. Ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42a ·
metinde göster ·
… ammâ ol kadar müzeyyen câmi‘ değildir ve cemâ‘atden tarafa garîb kalmış câmi‘-i
garîbdir
. Ve Ortahisâr'da Kâsım Paşa câmi‘i.
Ve umûmîsi kırk altı aded mihrâbdır. Cümleden İç kal‘acık kapusu önünde Sultân Süleymân câmi‘i, zamân-ı kadîmde kenîse imiş, ammâ ol kadar müzeyyen câmi‘ değildir ve cemâ‘atden tarafa garîb kalmış câmi‘-i garîbdir. Ve Ortahisâr'da Kâsım Paşa câmi‘i.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62b ·
metinde göster ·
Câmi‘-i Ferhâd Paşa: Müferrih ve ma‘mûr câmi‘dir, ammâ cemâ‘atden
garîbdir
, lâkin bu dahi kurşumlu binâ-yı âlî ve minâresi dahi âlü'l-âlî bir şekl-i âhar …
Câmi‘-i Ferhâd Paşa: Müferrih ve ma‘mûr câmi‘dir, ammâ cemâ‘atden garîbdir, lâkin bu dahi kurşumlu binâ-yı âlî ve minâresi dahi âlü'l-âlî bir şekl-i âhar minâre-i bâlâdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
, zîrâ bu câmi‘e muttasıl Budin kapusu üzre bir kullede çan çalınır semtdir. Anı …
Bu câmi‘ dahi sehel cemâ‘atden garîbdir, zîrâ bu câmi‘e muttasıl Budin kapusu üzre bir kullede çan çalınır semtdir. Anıniçün bu câmi‘de cemâ‘at azdır. Cemî‘i cevâmi‘ ve mesâcidler bu sâ‘at çanı sadâsın istimâ‘ edüp ezân-ı Muhammedîler verilir bir mehîb sadâlı çandır. Ma‘lûmumuz olan cevâmi‘ler bu[n]lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
… l‘a kapusu mesdûd durur. Tâ bu mertebe bir kal‘a-i bâlâdır, ammâ hâkim kal‘adan
garîbdir
.
Ve kal‘a içinde benî Âdem olmamak ile yılanı çokdur. Dizdârı ve neferâtları cümle aşağıda olurlar, zîrâ her bâr bu kal‘aya bir ferd-i âferîdenin iktidârları olmaduğundan ahâlî-i kal‘a cümle aşağı varoşda olup şeb [ü] rûz kal‘a kapusu mesdûd durur. Tâ bu mertebe bir kal‘a-i bâlâdır, ammâ hâkim kal‘adan garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b ·
metinde göster ·
… ta kal‘asına dahi istîlâ edüp ol asrdan berü dest-i küffârda kalmış bir kal‘a-i
garîbdir
. Hâlâ Nemse çâsârının hükmünde bir mürtefi‘ bayır üzre bir Şeddâdî şekl-i muham …
Ba‘dehu sene 1010 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis'de küffâr Ustolni-Belgrad'a zafer buldukda bu Tata kal‘asına dahi istîlâ edüp ol asrdan berü dest-i küffârda kalmış bir kal‘a-i garîbdir. Hâlâ Nemse çâsârının hükmünde bir mürtefi‘ bayır üzre bir Şeddâdî şekl-i muhammes iç kal‘ası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43b ·
metinde göster ·
… -feth bu şühedâ câmi‘in yine Bâyezîd Hân-ı Velî câmi‘ etmişdir, ammâ cemâ‘atden
garîbdir
.
Ve sa‘îd ü şehîd Özbek şehzâdesi dahi bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Bu câmi‘ tarafında aslâ evler yokdur. Ba‘dehu ba‘de'l-feth bu şühedâ câmi‘in yine Bâyezîd Hân-ı Velî câmi‘ etmişdir, ammâ cemâ‘atden garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136a ·
metinde göster ·
… r Kadr gecesinde tâ sabâha dak süd akar, Zindel Baba çeşmesi derler temâşâgâh-ı
garîbdir
.
Ziyâretgâh-ı Kadınlar Mezârı: Hâlâ ziyâretgâh-ı âyende vü revendegândır. Bu ziyâretgâha karîb çeşmesâr-ı acîb var. Kırk yılda bir Kadr gecesinde tâ sabâha dak süd akar, Zindel Baba çeşmesi derler temâşâgâh-ı garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206a ·
metinde göster ·
, ammâ ba‘de'l-asr şehrin cemî‘i erbâb-ı dükkânı ve cümle erbâb-ı ma‘ârifân u âş …
Lâkin şehir kenârında olmak ile cemâ‘atden garîbdir, ammâ ba‘de'l-asr şehrin cemî‘i erbâb-ı dükkânı ve cümle erbâb-ı ma‘ârifân u âşıkân-ı sâdıkânları gürûh gürûh bu câmi‘in etrâfında olan dırahtistân [u] sebzezârların (...) larındaki çemenzâr yerlerde oturup cavk cavk olup cümle ahbâb zevk u şevk ederler, zîrâ şehrin bir teferrücgâh yeri budur kim bir müferrih ve hevâdâr ve mesîregâh zemîn-i lâle‘izârda vâki‘ olmuşdur. Hakkâ ki Koca Osmân Şâh Al-i Osmân neslinden olup bir sâhib-i tab‘ keremkârây olduğu câmi‘-i hayrâtlarından ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 239a ·
metinde göster ·
… dir, ammâ binâsı gûyâ bir kal‘a-i mu‘azzam olup gâyet mükellefli binâ-yı acîb ü
garîbdir
.
Leka-yı bî-bekâ oğlu Kalabak kralın binâsıdır. Gâyet eski deyr-i kadîmdir. Cümle papaslar bize istikbâle çıkup manastırların seyr [ü] temâşâ etdirdiler. Ammâ ve mine'l-acâ’ib binâ-yı musanna‘ köhne-âbâd deyr-i ibret-nümâdır. Kürdistân'da Çanlı kilise kadar büyük değildir, ammâ binâsı gûyâ bir kal‘a-i mu‘azzam olup gâyet mükellefli binâ-yı acîb ü garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241a ·
metinde göster ·
… lâ-vâsıta birbirleriyle şeb [ü] rûz kelimât ederlermiş. Bu dahi sırr-ı acîb [ü]
garîbdir
kim Bağdâd ile Atina'nın mâbeyninde deryâdan mâ‘adâ beş aylık yoldur, lisân-ı h …
Anıniçün niçe müverrihân-ı selef bu şehr-i Atina'ya şehr-i işrâkıyyûn ve şehr-i Meşşâ’iyyûn ve şehr-i (---) derler. Ol asırda hukemâlar var imiş kim Bağdâd'daki hukemâ ile bu Atina'daki hukemâları bî-zebân bilâ-vâsıta birbirleriyle şeb [ü] rûz kelimât ederlermiş. Bu dahi sırr-ı acîb [ü] garîbdir kim Bağdâd ile Atina'nın mâbeyninde deryâdan mâ‘adâ beş aylık yoldur, lisân-ı hâl ile kîl [u] kâl mertebesi söyleşile. 254b Hakkâ ki Mesîh-enfâs mertebesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a–254b ·
metinde göster ·
… var kim bir diyâr câmi‘inde yokdur. Ve sütûhu serâpâ kiremit örtülü bir câmi‘-i
garîbdir
.
Aşağı vîrân kal‘ada Bâyezîd-i Velî câmi‘i var, ammâ imâmı ve hüddâmları yokdur. Halkı evkât-ı hamsede birbirlerine muktedâ-yı nâs olup imâmet ederler. Bu câmi‘in bir tuhfe küçük minâresi var kim bir diyâr câmi‘inde yokdur. Ve sütûhu serâpâ kiremit örtülü bir câmi‘-i garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273b ·
metinde göster ·
… binâlı ve altı aded kârgîr kubbeli metîn ve musanna‘ câmi‘dir, ammâ cemâ‘atden
garîbdir
, zîrâ şehrin bir kenârında bâğlar içre vâki‘ olmuşdur, ammâ etrâfında fukarâ-yı …
Bu câmi‘ mukaddemâ inâdiyye kal‘ası içinde Eski Defterdâr Efendi câmi‘i idi. İnâdiyye münhedim olmak [ile] ol câmi‘e bedel bu câmi‘i İbrâhîm Paşa amâr etdiğiyçün İbrâhîm Paşa câmi‘i derler. Cümle kârgîr binâlı ve altı aded kârgîr kubbeli metîn ve musanna‘ câmi‘dir, ammâ cemâ‘atden garîbdir, zîrâ şehrin bir kenârında bâğlar içre vâki‘ olmuşdur, ammâ etrâfında fukarâ-yı Halvetî meşâyihleri sâkin olup şeb [ü] rûz tevhîd [ü] tezkîr sürülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·
… ve hücreleri vardır. Ve Yûsuf Ağa sarâyı kurbunda Patrik kenîsesi dahi binâ-yı
garîb(dir)
ü acîbdir kim gâyet ma‘mûr u müzeyyen olup şehir içre niçe yü[z] evkâfları var, …
Ve cümle on bir aded kilisaları vardır, ammâ cümleden şehrin cenûb tarafı hâricinde bâğçeler içinde Mihal kral-ı dâll kenîsesi gâyet büyük kubâblı binâ-yı musanna‘dır kim içinde elli aded ruhbânları ve hücreleri vardır. Ve Yûsuf Ağa sarâyı kurbunda Patrik kenîsesi dahi binâ-yı garîb(dir) ü acîbdir kim gâyet ma‘mûr u müzeyyen olup şehir içre niçe yü[z] evkâfları var, cümle Frengistân'dan nezerâtları gelüp iki yüz kadar papasları cemî‘i âyende vü revendegânlara hidmet edüp ni‘met yedirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 346a ·
metinde göster ·
… atnâme olur. Ammâ böyle menhûs vîrân şehir içinde cemâ‘atsiz kalmış bir câmi‘-i
garîbdir
. Ancak sağ tarafında imâm ve hatîb ve kayyım ve sâ’ir huddâmân mürtezikîn hânel …
Ve'l-hâsıl bu câmi‘in hüsn cihetinde ve letâfet [ü] zerâfeti yüzünde vech-i arzda eyle bir kâr-ı benî âdemiyân binâ olunmamışdır kim âdem oğlanı anın vaz‘-ı beyânında âciz ve kâsırdır. Eğer mâ-vaz‘ı üzre evsâfın tahrîr eylesek Y 69b evkâf-nâmesi gibi bir mücelled seyâhatnâme olur. Ammâ böyle menhûs vîrân şehir içinde cemâ‘atsiz kalmış bir câmi‘-i garîbdir. Ancak sağ tarafında imâm ve hatîb ve kayyım ve sâ’ir huddâmân mürtezikîn hâneleri vardır. Ve her cum‘a ve bâzâr günleri ve şeb [u] rûz evkât-ı hamsede cemâ‘at ve züvvârînden hâlî değildir. Ammâ izdihâm cemâ‘ati yokdur. Ve's-selâm, ammerallâhu ile'l-kıyâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y69a–Y69b ·
metinde göster ·
… kolları ve ayakları ve başı var beli ince, gevdesi cesîm bir sırr-ı acîb çam-ı
garîbdir
.
Ve bir[i] dahi Âdem çamı, bu dahi ibret-nümâ çam-ı ra‘nâdır. Gûyâ bi-emrillâh benî âdem gibi elleri ve kolları ve ayakları ve başı var beli ince, gevdesi cesîm bir sırr-ı acîb çam-ı garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97b ·
metinde göster ·
… iken mu‘teber ziyâretgâhdır. Hâlâ âyende vü revendeden hâlî değil bir âsitâne-i
garîbdir
. Cümle küffâr bunları ziyâret edüp gemilerin bî-pâk ü bî-pervâ kalafat edüp ve …
Ve kubbeleri üzre lisân-ı Yûnâniyân üzre târîhleri mastûrdur. Ve dest-i ümmet-i Muhammed'de iken mu‘teber ziyâretgâhdır. Hâlâ âyende vü revendeden hâlî değil bir âsitâne-i garîbdir. Cümle küffâr bunları ziyâret edüp gemilerin bî-pâk ü bî-pervâ kalafat edüp ve ba‘zı âyende vü revendeyi şikâr edüp tolanup giderler. Böyle bir rûhâniyyetli ziyâretgâhdır ki yol üzre vâki‘ olmuş pâk nühtâk-ı revâkı ayyûka ser çekmiş zer-ender-zer kubbe-i münevverdir kim hâlâ üstâd elinden henüz çıkmış sanursun eyle bir kubbe-i münevverdir. Ve zerre kadar bu kadar mürûr-ı eyyâm ile fenâ bulmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y151a ·
metinde göster ·
… minâresi var, iki tabaka alçak minâredir. Ammâ bu câmi‘ dahi cemâ‘atden tarafa
garîbdir
. Andan,
Bu dahi bir câmi‘-i zîbâdır ve bi'l-cümle kârgîr-binâdır. Bir minâresi var, iki tabaka alçak minâredir. Ammâ bu câmi‘ dahi cemâ‘atden tarafa garîbdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y138b ·
metinde göster ·
. Tûlen ve arzan yüz onar ayakdır. Ammâ kıble tarafı münhedim olup amûd-ı münteh …
Nîl kenârına karîb bir câmi‘-i garîbdir. Tûlen ve arzan yüz onar ayakdır. Ammâ kıble tarafı münhedim olup amûd-ı müntehâları yerde yatır. Hareminin cânib-i erba‘asında cümle altmış sekiz amûd-ı gûnâ-gûn üzre köhne tavandır. Üç kapusu ve iki minâresi var. Kıble kapusunun iki cânibinde âdem kaddi bâlâda tahrîr olunan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y142a ·
metinde göster ·