… mâ vakt-i şitâda yatamazlar, açık yerdir. Ammâ dağları mahsûldârdır. Andan yine
garba bir
konak gidüp,
Evsâf-ı aşîret-i Aşağılı : Beğinin ismi (---), İki bin mikdârı âdeme mâliklerdir. Müflis ve hırsız kavmdir kim cümle Abaza bunların şerrinden korkarlar. Zîrâ gâyet bahâdır ve şecî‘ kavmderler. Bunda dahi bir vîrân kal‘a vardır. İskelesine Aşkalı derler. Kefe ve Kerş ve Taman gemileri çok gelir, ammâ vakt-i şitâda yatamazlar, açık yerdir. Ammâ dağları mahsûldârdır. Andan yine garba bir konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 258a ·
metinde göster ·
… ‘adır. İçinde yüz hânesi ve anbarları ve cebehânesi ve su sarnıçları ve cânib-i
garba 284a bir
demir kaplu kapusu var. Dizdârı ve yetmiş neferâtları ve taşrasında yüz hâneli …
Evsâf-ı kal‘a-i Koylıhisâr: Ebü'l-feth havfinden Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Hikmet-i Hudâ yine sene (---) târîhinde Ebü'l-feth feth etmişdir. Erzurûm eyâletinde Şebin Karahisâr sancağı hâkinde nâhiye ve yüz elli akçe kazâdır. Kal‘ası eflâke ser çekmiş bir yalçın kaya üzre sengîn binâ çâr-kûşe kal‘a-i ra‘nâdır. Dâiren-mâdâr cirmi bin üç yüz adım küçük kal‘adır. İçinde yüz hânesi ve anbarları ve cebehânesi ve su sarnıçları ve cânib-i garba 284a bir demir kaplu kapusu var. Dizdârı ve yetmiş neferâtları ve taşrasında yüz hâneli varoşu ve bir câmi‘i ve bir kaç dükkânlarından mâ‘adâ âsâr-ı binâları yokdur. Kal‘adan on yedi pâre top atılup şâdmânlar oldu ve ahâlî-i kal‘a hedâyâlarıyla gelüp paşa-yı kâmkâra buluşdular. Ve huzûr-ı vezîrde on koyun kurbân edüp on altun ihsân alup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b–284a ·
metinde göster ·
… lle-misâl bir kal‘a-i ra‘nâ binâ etmiş. Cümle etrâfı sekiz yüz adımdır. Cânib-i
garba bir
kapusu var. Dizdâr ve neferât cümle bunda sâkin olurlar.
Eşkâl-i sitâyiş-i kal‘a-i Akye: Akdeniz kenarında bir körfez nihâyetinde bir düz kumsal ve havâlesiz yerde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i kadîmdir. Cümle beş katdır. Her kat dîvârı yigirmişer arşın enli dîvârdır. Bir sıra horâsânî tula ve bir sıra çârkûşe seng-traş ile mebnîdir. Ve beş kat dîvârının mâbeynlerinde birer kat elli arşın enli handakları var. Cümle beş kat handakdır. İçinden Bahr-i Sefîd cereyân eder. Ve cümle yedi bâb-ı azîmler imiş. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz bin adım ihâta edüp cümle der-i dîvârı harâb [u] türâb olup yerde yatar. Bu kal‘a-i kebîr içre cümle incir ve dud bâğlarıdır. Hâne-i imâristândan bir âsâr yokdur. Ammâ bu kal‘anın cenûbı tarafında leb-i deryâda sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Koca Lala Mustafâ Paşa şekl-i murabba‘ bir küçük seng binâ kulle-misâl bir kal‘a-i ra‘nâ binâ etmiş. Cümle etrâfı sekiz yüz adımdır. Cânib-i garba bir kapusu var. Dizdâr ve neferât cümle bunda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41a ·
metinde göster ·
… azîm cem‘iyyeti olur. Bu mahalde Celcula Hânı Mısır yolunda kalup yine cânib-i
garba bir
sâ‘atde,
Âsitâne-i azîm ve ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır kim yılda bir kerre mevlûd-ı azîm cem‘iyyeti olur. Bu mahalde Celcula Hânı Mısır yolunda kalup yine cânib-i garba bir sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45a ·
metinde göster ·
… zulmünden emîn olup Gümüşhânesi emîni dahi emîn-i mutlak olurdı. Andan taraf-ı
garba bir
öz içre gidüp,
Şehr-i harâb-ı kal‘a-i Gümüş: Mâ-takaddem Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile ubûr etdiğimizde ma‘mûr idi. Hâlâ ol kadar imâr değil idi, ammâ kal‘ası imâr olsa avân zulmünden emîn olup Gümüşhânesi emîni dahi emîn-i mutlak olurdı. Andan taraf-ı garba bir öz içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a ·
metinde göster ·
… ar ve iki yüz sikke-i hasene harc-râh alup İslâmbol'dan yine menzil ile cânib-i
garba bir
gün gicede menzil-i Burgaz, andan menzil-i Aydos, andan menzil-i Piravadi, anda …
Andan hakîr yine Kaya Sultân'dan mektûblar ve iki yüz sikke-i hasene harc-râh alup İslâmbol'dan yine menzil ile cânib-i garba bir gün gicede menzil-i Burgaz, andan menzil-i Aydos, andan menzil-i Piravadi, andan menzil-i Uruscuk, paşaya gelüp Siyâvuş Paşa'nın azli haberin getirdiğimizde {Melek Ahmed Paşa eydür: "Siyâvuş Paşa} yine Silisre mansıbın elbette üzerimizden alır" buyurdular. Hikmet-i Hudâ yine eyle oldu. Hakkâ ki her mansıbı mukâbelesinde sâhib-i devlet, hakîre Babadağı Voyvodalığın ve zahîre bahâsın ihsân edüp Kudde Kethüdâ ıtlâkına ılgar ile gitdiğimiz içün bir kîse guruş ve bir semmûr kafası kürk ihsân etdi. Ve ol gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117a ·
metinde göster ·
… tdik. Yedi yüz adım cirminde bir Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i
garba bir
bâb-ı sağîri var. Derûn-ı kal‘ada mezkûr deyr-i kadîmdir.
Cümle papasları paşaya hedâyâlarıyla ve ahidnâme-i Resûl-i mübîn ile gelüp paşa hatt-ı Hazret-i Osmân ve mühr-i Nübüvvet-i Resûlullah'ı yüzünü sürüp hamd-i Hudâ bizler de bu âsî yüzümüze küstâhlık edüp muhabbaten sürdük ve paşa ellerinde olan Âzerbaycân şâhlarının ve Âl-i Osmân pâdişâhlarının hatt-ı şerîflerine nazar edüp paşa da anların mûcebince bir beyâz buyurdı ver[di] ve hedâyâları kabûl olundukda paşaya "Safâ geldiniz." deyü kal‘alarından yedi aded şâhî toplar atup cümle papaslar kayıklara binüp giderken hakîr dahi yedi aded huddâmımla bile kayıklarına süvâr olup varup temâşâ etdik. Yedi yüz adım cirminde bir Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i garba bir bâb-ı sağîri var. Derûn-ı kal‘ada mezkûr deyr-i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281a ·
metinde göster ·
… ng-i hârâ ile mebnî şekl-i muhammes bir kal‘a-i kavîdir kim bu kal‘adan cânib-i
garba bir
menzilde karye-i Yezîdî Menar'da yatup ertesi kal‘a-i Musul'a erken ererler
Evsâf-ı kal‘a-i Dühük-i Dihkânî: İbtidâ bânîsi yine Âl-i Abbâsiyân vüzerâlarından Dühük-i Dihkân nâm bir vezîr-i dilîr binâ etdiğinden kal‘a-i Dühük-i Dihkân derler. Lisân-ı Ekrâd'da Dühük (---)(---) derler. Dihkân ekinciye derler. Bu dahi İmâdiyye eyâletinde başka beğlikdir kim altı bin askere mâlikdir. Zîr-i hükmünde timâr u ze‘âmet yokdur. Hemân mülkiyyet üzre ocak hâkimidir. Kal‘ası Musul'un cânib-i şarkîsinde dağlar içre (---) menzil-i ba‘îd yerde ve kûh-ı bâlâlar dâmeninde bir vâsi‘ zemînde seng-i hârâ ile mebnî şekl-i muhammes bir kal‘a-i kavîdir kim bu kal‘adan cânib-i garba bir menzilde karye-i Yezîdî Menar'da yatup ertesi kal‘a-i Musul'a erken ererler
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 382b ·
metinde göster ·
… rma iskelesine kâmil kırk mîldir, lâkin biz kara ile Mihâlic'den kalkup cânib-i
garba {bir
menzilde},
Ve şehr-i Mihâlic bir körfez boğazın nihâyetinde iskelesinden ba‘îd (---) sâ‘at yerde bir âlî bayır üzre vâki‘ olup deryâ kenârında değildir. Kırk bir mîl içeri Kirmastı nehri derler bir boğazın nihâyetinden ba‘îd kal‘asız bir kasaba-i müzeyyendir ve ol kadar bu Mihâlic kasaba-i Ilıbat'a yakındır kim mu‘tedil havâda birbirlerinin ezânları istimâ‘ olunur, ammâ Mihâlic boğazından deryâ ile Bandırma iskelesine kâmil kırk mîldir, lâkin biz kara ile Mihâlic'den kalkup cânib-i garba {bir menzilde},
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 86b ·
metinde göster ·
… s bir seng-i tırâş ile mebnî bir küçük kal‘adır, ammâ sehel havâlesi ve cânib-i
garba bir
kapusu ve dizdârı ve neferâtları ve derûn-ı hisârda birkaç evleri ve kifâyet mi …
İbtidâ bânîsi Latin krallarından Dubrovnik binâsıdır. Lisân-ı Latin'de (---)(---)(---) derler ve sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) Ba‘dehû sene (---) târîhinde Latin keferesi elinden Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân fethidir. Hâlâ Bosna'nın hâk-i pâkinde paşanın hâssı olup voyvadalıkdır. Yüz elli akçe kazâdır kim nâhiyesi cümle (---) aded kurâlardır ve zemîn-i kal‘a bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes bir seng-i tırâş ile mebnî bir küçük kal‘adır, ammâ sehel havâlesi ve cânib-i garba bir kapusu ve dizdârı ve neferâtları ve derûn-ı hisârda birkaç evleri ve kifâyet mikdârı cebehânesi vardır. (---)133a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132b–133a ·
metinde göster ·
… nda bir cânibi köprü batağı sâhilinde çâr-kûşe bir haşeb palankacıkdır. Cânib-i
garba bir
kapusu var, ağaçdır, ammâ burc [u] bârûsu ve cebehânesiyle metîn palankadır. Di …
Der-hakk-ı eşkâl-i kal‘a-i Darda: Nehr-i Dırava kenârında bir cânibi köprü batağı sâhilinde çâr-kûşe bir haşeb palankacıkdır. Cânib-i garba bir kapusu var, ağaçdır, ammâ burc [u] bârûsu ve cebehânesiyle metîn palankadır. Dizdârı ve seksen aded neferâtları var. Derûn-ı hisârda elli kadar tahta örtülü müfîd ü muhtasar hânecikler ve bir câmi‘ ve anbârı var ve taşra varoşu şeklinde bir hân ve on aded dükkân var, ammâ bâğları yokdur, zîrâ kefere katanası gelüp bâğlarından âdemleri alup esîr edüp gider, gâyet serhad yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
Bunun dahi başka handakı içinde nehr-i Tuna akup cânib-i
garba bir
kapusu önünde bir asma haşeb cisri ve iç hisâr içre elli mikdârı tahta şindire …
Bunun dahi başka handakı içinde nehr-i Tuna akup cânib-i garba bir kapusu önünde bir asma haşeb cisri ve iç hisâr içre elli mikdârı tahta şindire örtülü dizdâr evi ve gayri hâneleri ve 136b cebehânesi ve hazînesi ve gılâl anbârları ve Süleymân Hân câmi‘i var, gayri hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârdan bir alâmetler yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136a–136b ·
metinde göster ·
… ik, ammâ deryâ-misâl cüyûş izleri, ammâ henüz ubûr etmişler. Andan yine cânib-i
garba bir
gün gidüp,
Hemân esîrlerimizden su’âl etdikde "Bu Fransa vilâyeti yoludur. Allâh bilir Fransa kralı Donkarkız vilâyeti ve Danimarka vilâyeti ve Dış Fransa vilâyetlerinin askerlerin bizim krala imdâd gönderüp Alaman dağların aşup Yanık kal‘asına gitdiler" dediklerinde leşkerin izlerine im‘ân-nazar ile nazar etdik, ammâ deryâ-misâl cüyûş izleri, ammâ henüz ubûr etmişler. Andan yine cânib-i garba bir gün gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
… sûl-i mübîn bundadır. Ve bu varoş kal‘a rıhtım dolma çit palankadır kim cânib-i
garba bir
kapusu var. Dâ’iren-mâdâr bu varoşun cirmi kâmil bin adımdır. Ve içinde cümle t …
Mezkûr iç kal‘a handakı hâricinde bir cemâ‘at-i kesîrelice mescidi var mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn bundadır. Ve bu varoş kal‘a rıhtım dolma çit palankadır kim cânib-i garba bir kapusu var. Dâ’iren-mâdâr bu varoşun cirmi kâmil bin adımdır. Ve içinde cümle tahtânî ve fevkânî tahta şindire kiremit örtülü vâsi‘ce yüz seksen beş hânedir, ammâ cümleden Beğzâde hânesi mükellef ü mükemmel hânedândır. Bu sarâya muttasıl bir vîrân manastırı ve sekiz aded dükkâncıkları vardır. Ve bu orta varoşun cümle sokakları tahta kaldırım döşelidir, zîrâ kışı şedîd olup bârân-ı rahmetden çamuru ziyâde olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b ·
metinde göster ·
… emâ Or handakının iç yüzünde yığılı olan toprağı üzre handakın toprağın şarkdan
garba bir
sâ‘atlik yerün handakın tathîr edüp iç yüzde handak toprağı dağlar gibi yığıldı …
Ammâ bu Kırım'ın Or handakı mürûr-ı eyyâm ile dolup Kırım içinden taşra esîrler firâr etmeğe başlayup taşradan Kazak-ı âk ve Tatar-ı Kalmak dahi Kırım'a girmeğe râh-ı âsân buldular. Hemân efendimiz Mehemmed Geray Hân sene (---) târîhinde vilâyet-i Kırım'ın âdem deryâsın ve dör[d] kerre yüz bin esîr keferelerin bu Or mahalline cem‘ edüp mukaddemâ Or handakının iç yüzünde yığılı olan toprağı üzre handakın toprağın şarkdan garba bir sâ‘atlik yerün handakın tathîr edüp iç yüzde handak toprağı dağlar gibi yığıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
gün ve cânib-i şimâle üç gün eli vilâyeti harâb ederek gidüp,
Bunlar Mehemmed Geray Hân 111b ile kardaş, ya‘nî barışık olduklarından bu keferelere Kardaş derler. Ülke-i azîm ve leşker-i elîm sâhibi mel‘ûnlardır. Mukaddemâ bunlar Leh krallarının re‘âyâları olup ba‘dehu Leh kavmi ve Leh Yahûdîsi zulmünden bunlar Leh'den rûgerdân olup kâmil seksen bin tüfeng-endâz Kazak Kırım hânı İslâm Geray Hân'a tâbi‘ olup bunların i‘ânetiyle İslâm Geray Hân yedi sene kâmil Leh diyârına yetmiş bir kerre sefer edüp tâ Krakov ve Daniska ve Çeh ve Korol ve İsfaç memleketlerinin altı krallık yerlerin yedi yılda sekiz kerre yüz bin esîr alup elini vilâyetini harâb etdiğinden mâ‘adâ hemân Leh diyârından iki kerre yüz bin Yahûdî esîr çıkup birer lüle tütüne kavm-i Tatar Leh çufudu vermişlerdir. Ol asırdan berü Tatar kavminin mirzaları semmûr kürk ton ve semmûr şıpırtma kalpak geymeğe başlayup Kardaş Kazak dahi Leh'in mâl-ı Kârûn'una mâlik olup semmûr kalpak ve kırmızı çuka gümüş düğmeli dolamalar geymeğe başlayup hâlâ ankâ kefereler oldu. Ammâ isyân [u] tuğyânları olmadığından bunların vilâyetleri nehb ü gâret olmayup on bin güzîde tüfeng-endâz imdâd kefereler verüp kendülere mutî‘ olmayanları nehb [ü] gâret etmeğe azîmet olunup cânib-i garba bir gün ve cânib-i şimâle üç gün eli vilâyeti harâb ederek gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a–111b ·
metinde göster ·
Kâh Leh kralına ve kâhîce Maskov kralına tâbi‘ olur bir alay küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karârlardır, ammâ hâk-i nâ-pâkleri gâyet sazlık ve (sazlık ve) bataklık olmak [ile] ba‘zı nevâhîlerine on gün on gece bir yerde durmayup etrâf [u] eknâflarına çapullar civerüp, bu ülkeyi harâb berbâd edüp gücile yigirmi yedi bin esîr-i nevâdir şikâr alınup cümlesin evli evlerinde gâfil bulduk, zîr[â] şid[det-i] şitâ güz eyyâmları olmak ile cümle küffâr ehl [ü] iyâlleriyle evlerinde âteş kenârında (...) zevk u safâ ederlerken esîr-i bend-i zencîr oldular. Ammâ bu vilâyetin karşu tarafı Berabaş hâkidir. Mukaddemâ harâb etmişdik. Andan cânib-i garba bir gün çapup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111b ·
metinde göster ·
… devver kârgîr binâ bir kulle-i bâlâsı var, cirmi kâmil iki yüz adımdır. Cânib-i
garba bir
âlîce yerinde ancak bir demir kapusu var. Ve demir kapulu top mazgalı delikleri …
Der-kayd-ı kal‘a-i varoş-ı Topraklı: Bunda bir bayır üzre bu Topraklı şehrini muhâfaza içün şehre havâle bir şekl-i müdevver kârgîr binâ bir kulle-i bâlâsı var, cirmi kâmil iki yüz adımdır. Cânib-i garba bir âlîce yerinde ancak bir demir kapusu var. Ve demir kapulu top mazgalı delikleri var, ammâ etrâfında handakı yokdur. Hemân leb-i d[er]yâda bir âlî püşte üzde sa‘b kulle-i bâlâdır. İçinde ancak bir dizdârı ve on aded merdüm-hisârı ve kifâyet mikdârı cebehânesi var. Sene (---) târîhinde Kantemur Hân Âl-i Osmân'a isyân etdiği asırda (---) kapudan paşa bu Kefe limanına donanma-i hümâyûn ile lenger-endâht oldukda bu kulle-i serâmedi inşâ etmişdir, ammâ hakkâ ki yerinde bir bî-bedel kulle etmişdir. Lâkin henüz şeb [ü] rûz kapusu mesdûd durur. Bu kullenin hâlâ cânib-i erba‘ası mezâristândır. Ana karîb mezkûr Ahmed Efendi tekyesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141a ·
metinde göster ·
… mihmân olup Mübârek Geray Sultân ile bir gece cân sohbetleri edüp andan semt-i
garba bir
sâ‘at gidüp,
Menzil-i karye-i Evliyâlı köyünde bu Evliyâ fakîr mihmân olup Mübârek Geray Sultân ile bir gece cân sohbetleri edüp andan semt-i garba bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 204a ·
metinde göster ·
Ve bu Acısu çıkduğu kayalar dibinde yigirmi göz un değirmenleri var kim şeb [ü] rûz deverân edüp Âl-i Osmân leşkerlerine rahmet-i âsiyâb-ı tahhân yetişdi. Andan yine taraf-ı garba bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
sâ‘at gidüp Firişkiye burnuna varılır. Kandiye burnu ile bu Firişkiye burnu kar …
Andan yine cânib-i garba bir sâ‘at gidüp Firişkiye burnuna varılır. Kandiye burnu ile bu Firişkiye burnu karşu karşuyadır kim Acısu tarafı körfez gibidir. Ve Firişkiye burnundan cânib-i Lodos'a bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
Andan yine ol kenâr ile bir azîm körfez deryâ sâhilince cânib-i
garba bir
sâ‘at ve taraf-ı şarka 3 sâ‘at ma‘mûr ve müzeyyen yerlerden ubûr edüp niçe seng …
Andan yine ol kenâr ile bir azîm körfez deryâ sâhilince cânib-i garba bir sâ‘at ve taraf-ı şarka 3 sâ‘at ma‘mûr ve müzeyyen yerlerden ubûr edüp niçe seng-i hârâlar geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b ·
metinde göster ·
Bir cezîre-i ma‘mûredir kim cirmi cümle altı mîldir. Şarkdan
garba bir
tûlânîce incecik adacık olmak ile lisân-ı Freng'de Lonka derler, ya‘nî uzun dem …
Bir cezîre-i ma‘mûredir kim cirmi cümle altı mîldir. Şarkdan garba bir tûlânîce incecik adacık olmak ile lisân-ı Freng'de Lonka derler, ya‘nî uzun demekdir. Hakîr bu cezîrenin mukâbilinde birkaç yâr-ı muvâfıklar ile bir kayığa binüp karşuya geçüp ceneraline buluşup kal‘asın temâşâ etdik, ammâ ol kadar metîn ü müstahkem değildir. Hâlâ bin aded cengâver soltat koyup gâyet ma‘mûr etmededir. Suda limanından sonra bu ispirlonka limanı gâyet latîf limandır kim beş yüz pâre barça gemi karavana ve karaka alır bir tuhfe Yed-i Kudret limanıdır, ammâ cezîresi sengistân olmak ile bî-hâsıldır. Yine bizim Girid cezîresine muhtâc bir küçük adadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323a ·
metinde göster ·
ulu sahrâ içre nehr-i Gedüz cereyân eder kim, tâ Alaşehir ile Sart şehri mâbeyn …
Andan yine cânib-i garba bir ulu sahrâ içre nehr-i Gedüz cereyân eder kim, tâ Alaşehir ile Sart şehri mâbeyninden berü gelir. Hakîr bu nehri atlar ile ubûr edüp ve Çomaklı yaylasında sehel teneffüs edüp anda Çomaklı Sultân'ı ziyâret edüp âb-ı hayâtlar nûş edüp ma‘mûr kurâları ubûr ederek Y 27b 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y27a–Y27b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu cümle ahibbâ ile vedâlaşup ve yarar kulağızlar alup şehirden cânib-i
garba bir
sâ‘at bâğlar içre ba‘dehu şimâle altı sâ‘at tağlar ve taşlar aşup,
Ba‘dehu cümle ahibbâ ile vedâlaşup ve yarar kulağızlar alup şehirden cânib-i garba bir sâ‘at bâğlar içre ba‘dehu şimâle altı sâ‘at tağlar ve taşlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78b ·
metinde göster ·
düz kumsal yerler ile muğaylân dırahtları ve ba‘zı taşlı dar boğazlar ubûr eder …
Andan nefîrler çalınup cânib-i garba bir düz kumsal yerler ile muğaylân dırahtları ve ba‘zı taşlı dar boğazlar ubûr ederken (---) nâm mahalde sene 1081 târîhinde şerîf Hamûde Mısır huccâcın ale'l-gafle basup azîm ceng [ü] cidâl ede ede Urbânın imdâdı yetişüp huccâc pârekende ve perîşân olup hemân Mısır askerinden altı yüz âdem sinân-ı Urbân ile rimâl-âlûd olup şehîd olurlar. Ve binden mütecâviz huccâcdan ve huddâmdan şehîd olup askerî tâ’ifesin defn edüp sâ’ir şühedâ kelle ve paça olup Ahlât kadîdi-misâl kalmışlar. Hattâ bizim senemizde cümle şühedâ kumdan taşra çıkup şiddet-i hârdan kara çakıl taşı gibi rimâl-âlûd olup yatırlardı. Anları ziyâret edüp rûh-ı şerîfleri içün bir Fâtiha-i şerîf tilâvet ederek 12 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a ·
metinde göster ·
… şerîf hükmündedir. Ve gâyet emn [ü] emândır. Y 373a Andan kalkup yine cânib-i
garba bir
vâsi‘ öz içre 16 sâ‘at gidüp,
Menzil-i Haneki'l-Kurâ: Lisân-ı Arab'da (---)(---) demekdir. Bu dahi yâbis ve pis bî-fâ'ide konakdır. Bir vâsi‘ dağlı öz içinde vâki‘ olmuş muğaylânlı otsuz ve susuz bir konakdır. Ammâ hevâsı ol kadar memdûh değildir. P 153b Bu dahi şerîf hükmündedir. Ve gâyet emn [ü] emândır. Y 373a Andan kalkup yine cânib-i garba bir vâsi‘ öz içre 16 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372b–Y373a ·
metinde göster ·
On beş neferdir. Yemen'e ve Aden'e ve San‘ân'a mâlikler idi. Diyâr-ı Yemen'e Cezîre-i Arab derler. İklîm-i örfiyyedendir. Bunu şarkdan cenûba ve cenûbdan garba varınca Bahr-i Kulzüm ihâta etmişdir. Ve mâ-bâkîsi berriyye cânibinden Bahr-i Lahsa'ya ve Buhayre-i Yemen'e varıca şarkdan garba bir hatt-ı fasıl kılınmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y26a ·
metinde göster ·
… inde bir kubbede medfûnlardır. Bir Fâtiha ile rûhun şâd edüp andan yine cânib-i
garba bir
malaka-i azîm gidüp,
eş-şeyh Atâullâh Senhûrî tarîk-ı âm üzre etle ağaçları sâyesinde bir kubbede medfûnlardır. Bir Fâtiha ile rûhun şâd edüp andan yine cânib-i garba bir malaka-i azîm gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y304b ·
metinde göster ·
… kadîm tula ile mebnîdir, ammâ gâyet metîn ü müstahkemdir. İki kapusu var, biri
garba bir
cânibe, biri Nîl'e açılır. Şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. Ve içinde i …
Nîl'in garbında bir sedd-i Ye’cûc-vâr bir kal‘a-i üstüvârdır. Sâhil-i Nîl'de kal‘a-i İbrîm'den sonra memdûh-ı âlem kal‘a budur. Bânîsi Azrak Câdûdur. Gerçi taş kal‘a değildir, serâpâ kâr-ı kadîm tula ile mebnîdir, ammâ gâyet metîn ü müstahkemdir. İki kapusu var, biri garba bir cânibe, biri Nîl'e açılır. Şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. Ve içinde iki yüz mikdârı tula-binâ büyûtlar vardır. Ve bir câmi‘i var. Ammâ kal‘a hâricinde bin mikdârı top ve çim ü çalaşdan evleri ve yedi câmi‘i ve zâviyesi var. Ve kırk aded bozası var. Ve kapularının tahta kanatları üzre timsâh derileri mıhlıdır. Ve cümle halkı esmerü'l-levn mahbûb Berberî kavmidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406b ·
metinde göster ·
Oldur kim edîm-i arz üzre ulemâ-yı hukemâ-yı kudemâ şarkdan
garba bir
râdde çekmişlerdir, ale'l-ittifâk ana iklîm-i evvel demişler. Ammâ bu dahi min- …
Oldur kim edîm-i arz üzre ulemâ-yı hukemâ-yı kudemâ şarkdan garba bir râdde çekmişlerdir, ale'l-ittifâk ana iklîm-i evvel demişler. Ammâ bu dahi min-indillâhdır. Hazret-i İdrîs'e ve Hazret-i Dânyâl'a verdüği ilm ile tûl-ı dırâz-ı ömürlerin âlem-i seyâhatde geçirüp cihânı tûlen ve arzan, şarkan ve garban geşt [ü] güzâr ede ede âlâullâha vâkıf olarak ibtidâ iklîm-i evvel tarh etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417a ·
metinde göster ·
Bu kal‘a kullarının mevâcibleri ve masârıfları cümle defterdâr kalemine müfevvazdır. Paşası cerî olursa ne kadar asker beslerse ol kadar mâl-ı firâvân alur. Zîrâ basmak, almak, urmak, kırmak, atmak ve tutmak yeridir. Merhûm Mosdarlı Mustafâ Paşa iki bin Ceberti tüfeng-endâz asker besleyüp senede bin kîse mâl tahsîl etdi ve bin kîse kadar ana karşılık hedâyâ gelirdi. Eğer Hind ü Yemen ve Habeş tüccârların rencîde ve âzürde-hâtır etmeyüp istimâletler verirse senevî üç pâre Hind karaka gemisi gelse bin kîse alır; beş on gemi gelirse vehâkezâ kıyâs remev demişler. Eyâletinin hod hadd [ü] pâyânı yokdur, şarkdan garba bir yıllık yol anın hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y437b ·
metinde göster ·
… deverân etdüği gibi etmez oldu, ve's-selâm. Ve bu şehirden kalkup yine cânib-i
garba bir
gün gidüp,
Ve bu Mukdisu şehrinde kutb-ı cenûbî ve süheyl-i Yemenî gâyet alçakda görünür, ammâ kutb-ı şimâlî ya‘nî demir kazık yıldızı görünmez. Anıniçün kıble-nümâlarımız bu diyârda serserî deverân edüp Rûm'da deverân etdüği gibi etmez oldu, ve's-selâm. Ve bu şehirden kalkup yine cânib-i garba bir gün gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… a-i zîbâdır. Dâyiren-mâdâr cirmi dörd yüz adımdır. Ammâ handakı yokdur. Cânib-i
garba bir
demir kapusu vardır. Andan içeri bir kat demir kapu cânib-i şimâle nâzırdır. İç …
Bir vâdînin ortasında şekl-i murabba‘ taş-binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Dâyiren-mâdâr cirmi dörd yüz adımdır. Ammâ handakı yokdur. Cânib-i garba bir demir kapusu vardır. Andan içeri bir kat demir kapu cânib-i şimâle nâzırdır. İçinde iki yüz mustahfızân hücreleri ve sâkıye ve âhûrları ve kâ‘aları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·