İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

garba dağ

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
4
isabet
4 cümle/beyitte
1,5
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
52 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi41,6

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Bağlamlar 1–4 / 4

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“garba dağ” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS III 83a … âcdır. Dâ’iren-mâdâr (---) aded adımdır ve iki aded kapusu vardır. Biri cânib-i garba Dağ kapusu biri taraf-ı kıbleye Meterîs kapusudur. Bu kal‘a içre cümle cıbıs ve kir …
EÇS IV 227b … ider yokuş aşağı sarp kayadır. Biri cânib-i garba Kefindir kapusu, biri cânib-i garba Dağ kapusu ve biri cânib-i şimâle harem tarafında Taklaban mahallesi deresine mekşû …
EÇS V 159a Pojega'dan cânib-i garba dağ ormanlıkları içre bir günde gidüp,
EÇS X Y442b Bu temâşâları edüp yine cânib-i garba dağ u râğ ve taş u çalaş aşarak bir hâmûn-ı azîme vardık kim güneş bu sahrâda tulû‘ …