… t kakup sayha ursa şark cânibi ganîmet olur derlerdi. İsrâfîl sûreti kanat ursa
garbda
kaht [u] galâ olur derlerdi. Mîkâ’îl sayha ursa şimâl cânibinde bir sâhib-hurûc …
On dördüncü tılısmât-ı acîbe: Ayasofya deyrinin cenûbunda dörd aded amûd-ı müntehâ beyâz mermerler üzre bilâ-teşbîh Cebrâ’îl ve İsrâfîl ve Mîkâ’îl ve Azrâ’îl kerrûblarının timsâlleri var idi. Biri cânib-i şarka, biri garba, biri şimâle, biri cenûba müteveccih dururlardı. Yılda bir kerre Cebrâ’îl sûreti kanat kakup sayha ursa şark cânibi ganîmet olur derlerdi. İsrâfîl sûreti kanat ursa garbda kaht [u] galâ olur derlerdi. Mîkâ’îl sayha ursa şimâl cânibinde bir sâhib-hurûc zuhûr eder derlerdi. Azrâ’îl sayha ursa cemî‘i dünyâda tâ‘ûn olur deyü havf ederlerdi. Bu timsâller Hazret-i Fahr-i âlem vücûda gel[dik]de ser-nigûn olup hâlâ mezkûr amûdlar Ayasofya Çukurçeşmeleri kurbünde dörd aded mermer amûdlar râyegân temâşâgâhdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
Ve der-akab etrâf-ı âleme ya‘nî hükm-i Âl-i Osmân'da şarkda ve
garbda
olan birden bine binden yüz bine varınca pâdişâh kulu olan evvelbahâr-ı huceste …
Ve der-akab etrâf-ı âleme ya‘nî hükm-i Âl-i Osmân'da şarkda ve garbda olan birden bine binden yüz bine varınca pâdişâh kulu olan evvelbahâr-ı huceste-âsârda sefer-i hümâyûnuma âmâde olsunlar deyü taraf taraf hatt-ı şerîf ve emr-i latîfler ile dergâh-ı mu‘allâ kapucubaşıları ve hâsekîler ve musâhib-i şehriyârîler eyâlet-be-eyâlet gönderildi ve asker-i deryâ-misâl sene-i âtiyeye dek cem‘iyyet etmeğe başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68b ·
metinde göster ·
… cânibinde Kütâhiyye dağı görünür. Cânib-i şarkda Söğüt dağları görünür, canib-i
garbda
deryâ aşrı Rûmeli tarafında Gelibolu dağları görünür. Bulutsuz küşâde hevâ oldu …
Ve yine Keşiş Dağı'nda Süleymân Hân Bınarı'ndan yine yokuş yukarı karsız ve ağaçsız çemenzâr yerlerdir, ammâ şükûfeleri yokdur, çıplak dağlardır. Kâmil beş sâ‘atde kulle-i cihân Keşîş Dağı'nın tâ zirve-i a‘lâsıdır kim eflâke ser çekmişdir. Aşağıda bulutlar şehr üzre geçdiği görünür, tâ bu mertebe âlîdir. Aşağı Bursa'dan iki günde bu kulleye çıkılır, ammâ müşkildir. Gâyet cebel-i âlî olduğundan kar ve dıraht ve sâ’ir eşcâr durmak ihtimâli yokdur. Çıplak kayalı zirve-i a‘lâdır kim kıble cânibinde Kütâhiyye dağı görünür. Cânib-i şarkda Söğüt dağları görünür, canib-i garbda deryâ aşrı Rûmeli tarafında Gelibolu dağları görünür. Bulutsuz küşâde hevâ oldukda şems-i âteş-tâbın ziyası İslâmbol kal‘ası üzre pertev fer urdukda Yedi kulleleri ve Sultan Ahmed Câmi‘inin 231a altı aded minâreleri ve Ayasofya Câmi‘i râygân nümâyândır. Tâ bu mertebe kûh-ı bâlâdır kim âdem bir kaya daldasına pinhân olmasa rûzgâr âdemi doğancı pefteresi gibi hevâya atar, gâyet şedîd rîh-ı akîmi olur. Bu cebelin tâ zirve-i a‘lâsında bir mezâr-ı tavîl vardır. Cânib-i erba‘asına iri taşlar ile hudûd etmişler, andan ma‘lûmdur ki mezârdır. Lenduhâ oğlu Sağdâ'nın mezârıdır derler. Hazret-i Hamza havfinden bu cebelde sâkin olup bunda yatır deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘dir. Ve bu kabr kurbunda bir zîr-i zemîn mağara vardır, yokuş aşağı hayli gider, muzlim bir gâr-ı azîmdir. İçinde yetmiş seksen hûrde gârlar dahi vardır. Kefere zamânında İslâmbol'da Ayasofya kubbesi üstünden ruhbânlar uçup bu gârlarda sâkin olurlarmış. Ba‘zı kayalarda lisân-ı Latîn üzre iki bin yıllık târîhli hatt-ı Yunanîler vardır. Ve teferrüce çıkan erbâb-ı ma‘âriflerin hüsn-i hatları vardır. Bir temâşâgâh-ı cebel-i müntehâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b–231a ·
metinde göster ·
… fık-ı eyyâm-ı sa‘d ile rûy-ı deryâda iki yüz pâre bâdbânın küşâde kılup cânib-i
garbda
Çuka adaları önünden ubûr edüp andan altmış altı mil Mora cezîresi burnunda Man …
Ve bu kal‘a feth olduğunun altıncı günü küffâr-ı hâk-sârın Venedik donanmasıyla altı pâre Malta ve altı pâre Duka ve altı pâre Papa gemileriyle cümle yüz pâre kefere ve fecere gemileri ejder-i heft-ser gibi kal‘aya imdâd geldiler, Gördüler kim kal‘anın limanında Âl-i Osmân donanması mâl-â-mâl olup liman önünde cümle deryâ beğleri ve cümle Cezâyirli âmâde dururlar. Ve kal‘anın cümle der-i dîvârları üzre alem-i Resûl ile zeyn olup cümle burc [u] bârûlar üzre guzât-ı müslimîn pür olmuş ve nâkûshâneleri minâre olmuş ve her minâre alem-i Muhammedîler ile ârâste ve cümle der-i dîvârları asker-i İslâm ile pîrâste olmuş görünce cümle küffârın zehreleri çâk olup "elvedâ‘ ey Hanya elvedâ‘" deyüp âh [u] enîn ile hâ’ib ü hâsir cânib-i Suda'ya giderken cümle donanma ve Cezâyirli, küffâr üzre avanta ederken küffâr-ı bî-karâr, karâr edemeyüp Suda'ya firâr etdiler. Beri Hanya'da cümle guzât-ı müslimîn bildiler kim henüz kal‘a-i Hanya feth olup muhassılu'l-merâmlarına ve şütür-kâmlarına vâsıl olup İbrâhîm Çelebi kalyonuyla alınan Kızlara ağasının cümle mahbûbe câriyelerini ve cümle zî-kıymet mücevher esbâblarını bulup ve cümle küheylân atları alup ve niçe yüz Mısır hazîneliği mâl ü cebehâne ve milk [u] emlâk alup sâ’ir şühedâların kanları intikâmları alınup cemî‘î düyûrlar ibâdethâne-i müslimîn oldu. Ve böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn, kal‘a-i İskender-i Yunan feth olup sâ’ir diyâr-ı İslâma zamm olundu. Ve bu gazâda olan ceng [u] cidâl Azak'da ve Sultân Murâd Hân ile kal‘a-i Revân ve Bağdâd'da olmamışdır. Ammâ ol gazâlar müverrihler lisânıyla âb u tâb verüp ta‘rîf ve tavsîf eylemişlerdir. Ba‘dehû serdâr-ı mu‘azzam bu cezîre-i Girid içre tokuz pâre şehr-i mu‘azzam-misâl büleydelere ve (---) pâre kal‘alara ve cezîrenin tâ ortasında Isfakıye dağlarında olan re‘âyâ vü berâyâlara her ocakdan mu‘temedün aleyh bî-tama‘ u bî-garaz ve sâhib-i ırz âdemleri istimâletnâmeler ile her kılâ‘ ve büleydelere gönderüp "Elbette gelüp harâc-güzâr olup kal‘aların miftahların pâdişâha teslîm edüp yine evlâd ü iyâlleriniz ile dâr u diyârlarımzda huzûr edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhîye du‘â idesiz. Ve illâ bu ahde rızâ vermeyenin cümle mâlların nehb u gâret, evlâd [u] iyâllerin esîr ve kendülerin dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirmek mukarrerdir" deyü bu gûne istimâlet ve tenbîhnâmeler cümle cezîre içinde olan kal‘alara gidüp yedi günde Hanya kal‘asının cânib-i erba‘asında üç yüz pâre kurâ bıtrîk ü kıssîsleriyle ve hedâ[yâ] girân-bahâlarıyla gelüp mutî‘ u münkâd oldular. Bunlardan mâ‘adâ küffâr ser-fürû etmeyüp cemî‘î eyâlet vüzerâları ve mîr-i mîrânlara fermânlar sâdır olup "mâlları ve cânları cümle guzât-ı müslimînin olup öşr-i sultânîler versinler", deyü dellâllar nidâ edince el-azametullah yetmiş koldan yetmiş seksen bin guzât-ı müslimîn kol kol bu yedi yüz yetmiş mil cezîre içine müstevlî olup 273a şeb [u] rûz mücâhidîn-i fî-sebîlillah ol kadar mâl-ı ganâ’im ve altun ve gümüş ve bakır avânî metâ‘lar ve niçe âfitâb-ı meh-tâblar ve duhter-i pâkîze-ahter ü bintânlar getirüp ordu-yı İslâmı ganîmet edüp on guruşa bir mahbûb ve mahbûbe kız ve oğlan vermeğe başladılar. El-hâsıl cümle guzât-ı muvahhidîn belağan-mâ-belâğ mâl-ı Kârûn'a mâlik oldular. Niçe bin garîbü'd-diyâr bu kâr-ı ganâ’imi ve bu sürûr [u] şâdmânı görüp tavattun edüp kaldı. Ve'l-hâsıl bu kal‘a-i Hanya'ya Küçük Hasan Paşa'yı ve on yedi mîr-i mîrânları ve yetmiş aded alaybeğlerin cümle ze‘âmet ve timar sahibleriyle kal‘a-i Hanya'da alıkoyup yigirmi yedi oda ile yeniçeri kethüdâsı ve on oda topcu ve on oda cebeci ve dörd aşağı bölük kalup üç bin Mısır askeri kalup cümle yetmiş yedi bin asker muhafazacı kaldı. Ve derûn-ı kal‘ada yedi bin yedi yüz sağ ve sol ve azeb-i hisâr kaldı. Ve kırk pâre yarar beğ gemileri karşu Menekşe'den asker ve zahîre geçirmeğe kaldı. Ve elli pâre Hanya firkateleri yüzer yiğidiyle kaldı. Mâh-ı mezbûrun (---) günü Serdâr-ı mu‘azzam, Musâhib-i Şehriyârî Yusuf Paşa-yı Hırvâdî cümle kal‘ada kalan vüzerâ ve a‘yân-ı kibâr ile vedâlaşup donanma-yı hümâyûn ile Âsitâne-i sa‘âdete muvâfık-ı eyyâm-ı sa‘d ile rûy-ı deryâda iki yüz pâre bâdbânın küşâde kılup cânib-i garbda Çuka adaları önünden ubûr edüp andan altmış altı mil Mora cezîresi burnunda Manya kâfiri sâkin olduğu mahalli gâret edüp andan yine Manya burnunda Kelli kal‘asını, harâbdır, anı ubûr edüp Kapuspata Burnu'n dahi ubûr edüp ve Menekşe kal‘asın ubûr edüp kal‘a-i Anapoli'de lenger ikâmet edüp anda üç gün meks olunup dördüncü gün müşâvere olunup Venedik'in İstendil cezîresin gâret etmeğe re’y [ü] tedbîr görülüp nefîr-i irtihâller çalınup Anapoli limanından taşra çıkınca Âsitâne tarafından "Gazân mübârek olsun" deyü hatt-ı şerîf ve hil’at-i pâdişâhî ve mücevher şemşîr ve mücevher hançer gelüp "Der-i devlete gelesin" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olup ol gün eyyâm-ı latîf ile cezîre-i İstendil'i nehb u gâret edüp az şey mâl-ı ganâ’im bulunup kal‘ası evc-i âsumâna berâber ve sa‘b u metîn ve iki aded liman-ı hasîni olup ân-ı sâ‘atde göç topları atılup lodos rûzgâriyle on günde niçe yerlere uğrayup seyr [u] temâşâ edüp kal‘a-i Sakız'a, andan (---) mil kal‘a-i İlimni'ye, andan tekrâr yine (---) mil kal‘a-i Midilli'ye, andan (---) mil yine kal‘a-i Bozca'ya varup bu zikr olunan kılâ‘ları görüp ta‘mîr u termîmine eyâlet paşaları ile biner âdem muhâfazacı koyup ve cümle cebehânelerin mükellef ve mükemmel edüp Bozcaada'dan (---) mil yine kal‘a-i Gelibolu, bunda dahi sulanup dizdârlarına "Basîret üzre olun" deyü tenbîh ü te’kîd edüp andan yine eyyâm-ı muvâfık ile iki gün iki gicede İslâmbol kurbunda Kızıl Adalar'da lenger-i ikâmet burağup üçüncü gün mâh-ı mezbûrda (---) mansûr u muzaffer Sarâyburnu'na varup huzûr-ı pâdişâhîde eyle şâdmânlar oldu kim ta‘bîr ve temdîh ve tavsîf olunmaz. Ol mahalde Fâtih-i Hanya Yûsuf Paşa huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp hil‘at-i fâhireler ile şeref-yâb ve hayr-du‘a-yı pâdişâhîyle behre-yâb olup bir Mısır hazinesi mâl-ı firâvân ve bî-hisâb hûr [u] gılmân misilli civân hedâyâlar verdi. Ba‘dehû münâfıkîn ve hasûdîn şerrine uğrayup (---)(---)(---)(---) fakîr Yûsuf Paşa'yı bi-gayr-i hak katl edüp na‘şe-i mübârekin İbrâhîm Hân görüp "Ne güzel beyâz teni vardır" deyü medh ve tavsîf edüp ağladı. "İlâhî Yûsuf! Sana edenler yakın zamânda senin gibi olsun" deyü bed-du‘âlar edüp Cinci Hoca nazar etdi. Ol sâ‘at cümle asker-i İslâm ve cemî‘î mahrûse-i Kostantıniyye ahalisi "vâveylâ ve vâ-veledâ" deyü feryâd [u] figâna âğâze edüp her kafadan bir sadâ-yı güft u gû olup "iyiliğe kemlik" deyü cümle halk bükâ vü nâliş etdiler. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi’a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 272b–273a ·
metinde göster ·
… e erbâb-ı hâcâtları metâ‘larıyla alup murâd [u] merâmları kendlerine ve cânib-i
garbda
Rûmiyye ve Dumdumî ve Dumbulî şehirlerine götürüp kâr eder. Bu buhayrenin dâire …
Evsâf-ı buhayre-i Erdebîl: Cânib-i (---) bir âb-ı hayât buhayredir kim rûy-ı âbında niçe yüz pâre keşti-i sayyâd-ı mâhîleri var. Cânib-i şarkîsi Tebriz'e karîbdir. Cânib-i garbîsi şehr-i Rûmiyye'ye bir fersah yerdir. Ammâ bu buhayre Erdebîl'e bir mesâfe-i ba‘îdedir. Erdebîl ile buhayre mâbeyni hıyâbân ve çengelistân ve ma‘mûr [u] abadân kend [ü] büldânlar ile müzeyyendir. Bu buhayre içre yetmiş aded elvân mâhîleri olur kim gûyâ her biri birer Mâ’ide-i Mûsâ'dır. Ve bu buhayre içre olan kayıklar bâzargânları ve erbâb-ı hâcâtları metâ‘larıyla alup murâd [u] merâmları kendlerine ve cânib-i garbda Rûmiyye ve Dumdumî ve Dumbulî şehirlerine götürüp kâr eder. Bu buhayrenin dâiren-mâdâr edvârı Van deryâsından büyükdür kim on günde piyâde âdem devr eder. Van deryâsı semm-i helâhildir ammâ bu âb-ı hayâtdır. Ve umkı yetmiş kulaçdır. Bu buhayre Hazret-i Risâlet-penâh rahm-i mâderden müştak olduğu şeb tâk-i Kisrâ ve cümle esnâm-ı Mekke ve Ayasofya kubbesi münhedim olduğu gice bu buhayre zâhir olup cânib-ı etrâfında sağîr ve kebîr kırk beş aded uyûn-ı câriyeler munsab olur. Cümleden nehr-i Seylân, Erdebîl'i rey edüp ba‘dehû bu buhayreye gelir ve nehr-i Kehrân dahi katılır. Gayrı enhârın ismi ma‘lûmum değildir ve manzûrumuz olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Kağızmân hâk-i Azerbaycân: Nehr-i Araz'ın cânib-i kıblesi umûmen kılâ‘ [u] büldânları Azerbaycân hudûdu add olunur. Zîrâ bu mahalle nehr-i Araz cânib-i garbda Bingöl yaylağından tulû‘ edüp niçe kılâ‘ [u] büleydelere râst gelüp cânib-i şarka cereyân ederek Arpa çayıyla Ağrı dağı mahallinde nehr-i Zengî'ye mahlût olur. Bu kal‘a-i Kağızmân dahi Araz'ın karşu kıble tarafında olmağıla Azerbaycân hudûdundadır, ammâ Âl-i Osmân'ın Kars eyâletidir. Enûşirvân'ın kızlarından bir duhter-i pâkize ahterinin binâsı olmağıla anın ismiyle müsemmâ bir kal‘adır. Niçe mülûk destine girüp âhir Uzun Hasan Şâh destine, andan Şâh İsmâ‘îl destinden sene (---) târîhinde Süleymân'a itâ‘at edüp Kars eyâletinde başka sancak beği tahtıdır. Beğinin hâsı kânûn üzre 200.000 akçedir. Ze‘âmet 9 ve timar 178, alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Cümle tokuz yüz asker olur ve yüz elli akçe kazâdır. Dizdârı ve üç yüz kal‘a neferâtları vardır. Vazîfe-i mu‘ayyeneleri tuzlalarından hâsıl olur. Kal‘anın cânib-i garbîsinde tuzla-yı azîm ve me‘âdin-i kavîdir ve değirman taşı ma‘deni vardır. Acem'e ve Erzurûm'a ve sâ’ir diyârlara seng-i âsiyâb bu Kağızmân dağlarından gider. Ve yara taşı, cerrâhlar merhem-i Süleymânî edüp yaraya ve bereye korlar, mücerrebdir. Ve kuyumcular böresi ve berber bileğisi ve sümüger taşı, ya‘nî kayağan taşı ma‘deni bu Kağızmân dağlarında hâsıl olup kal‘a neferâtlarına mahsûlü kânûn üzre aklâm kayd olunmuşdur. İki yerde altun ve gümüş ma‘denleri vardır. Ammâ hâsılı harcına kifâyet etmediğinden hâlâ mu‘attaldır. Ve'l-hâsıl cümle on bir me‘âdin vardır. Kal‘ası, sâhil-i Araz'da bir bayır yüzünde Şeddâdî binâ-yı metîn ve şekl-i murabba‘ bir kal‘acıkdır. İçinde Süleymân Hân câmi‘i var. Ve cümle zîr ü bâlâsında yedi yüz hâne-i muhtasarı vardır. Câmi‘leri ve hânı ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Bender şehir değildir, ancak serhaddir. Revânın cânib-i garbîsinde nümâyân olan Ağrı dağı bu Kağızmân'a karîbdir kim memdûh-ı âfâk kûhların birisi dahi bu cebel-i Ağrı'dır. Terekeme Türkmânlarına yaylakdır. Ve bu Kağızmân Araz kenarında olmağıla âb [u] hevâsı sehl-i sevâhile karîb olup câ-be-câ bâğ u bâğçeleri vardır. Ve halûk ve halîm ve selîm ahâlîsi ve câ-be-câ mahbûbeleri vardır. Ekseriyyâ levendâtları Acem mânîsi teğannî ederler, hoş-âvâz ve hoş-tab‘ kimesneleri vardır. Bu şehre Kars a‘yânlarıyla {Kağızmân'a} dâhil oldukda beğinin dîvânına cümlemiz hâzır olup 325a Kars kullarıyla Kağızmân kullarımız azîm mücâdeleleri geçüp Kağızmân ağaları yemîn billah edüp "Biz Acem kârbânına dest-dırâzlık etmedik. Ancak kânûnumuz üzre bâcımız alırız" deyü inkâr ile cevâp verüp hakîr destimizde olan buyurdı-yı şerîfler ile Kağızmân ağalarından Hasan Ağa'yı ve Çalık Safer Ağa'yı ve yedi ağa dahi alup "inkâr etdiklerine göre isbât-ı vücûd etsinler" deyü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324b–325a ·
metinde göster ·
… rh edüp hatt-ı üstüvâdan tâ karanlık dünyâyı ve fethatâ lafzı târîhinde cânib-i
garbda
bulunan yeni dünyâ ve fethatâ lafzı târîhinde bulunan bahr-i Okyanûsu ve içinde …
Bi-kavl-i müverrihîn ü mü’ellifîn-i sâhib-hey’et ve cihân-dîde-i sun‘-ı Hudâ-yı yed-i kudret beyyin olan kitâb-ı atlas ve cogrâfiyyelerde ve kitâb-ı Papamuntalarda tahrîr etdikleri üzre bu vech-i dünyâ bahr-i Ummân içre cirmi dâ’iren-mâdâr seksen yedi bin mîl bir cezîre-i dünyâdır. Niçe bin hükemâ-yı kudemâ bu âlemde edîm-i arz üzre tekâpû edüp niçe bin kerre bu kevn-i fesâdı berren u bahren dere ve depesi ile ve niçe bin enhâr-ı câriyyesiyle ve büldân [u] kılâ‘larıyla ve âb [u]88a hevâsıyla ve cemî‘i ahcâr [u] eşcarâtiyle netîce-i kelam cemî‘i yed-i kudret ile halk olunan zerre ve şemme mikdâr-ı ibretnümâları ile bu dünyânın hey’et-i eşkâliyle ekâlîm-i seb‘ayı tarh edüp hatt-ı üstüvâdan tâ karanlık dünyâyı ve fethatâ lafzı târîhinde cânib-i garbda bulunan yeni dünyâ ve fethatâ lafzı târîhinde bulunan bahr-i Okyanûsu ve içinde olan cezâ’irleri ve cemî‘i ma‘âdinlerin dahi beyân etmişlerdir. Hakkâ ammâ bu cezîre-i dünyâ içre cemî‘i hey’et sâhibleri bu Atlas-ı bûkalemûnı kalem-i cevâhir-nisâr-ı gûyâ ile manzûrları olduğu üzre eyle terkîm eylemişler kim bu vec-i arzda cümle-i cümele yüz kırk sekiz aded cebel-i azîmler var. Niçe yüz bin sagîr u kebîr kûhlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b–88a ·
metinde göster ·
bir ucu Kiğı Dağlarıdır. Cânib-i şark tarafından Acem diyârı 88b hâkinde Revâ …
nassı nâzil olmuşdur kim İskender'den mâ‘adâ bu sedd-i Ye’cûc'e Kılmak tâ’ifesi ellişer senede bir kerre cem‘-i vefîr ile karanlık deryâyı şiddet-i şitâda buz üzre ılgar ile yedi gün yedi gicede geçüp yine aydınlığa çıkup andan sedd-i Ye’cûc dâmeninde İskender'in tuçdan çâr-köşe ve çâr revzenli binâ etdüğü mutalsam kubbeye varırlar. Ol kubbe Kılmah kavminin bilâ-teşbîh ka‘beleridir. Ellişer senede bir kere Kılmah'ın anda gidüp Ye’cûc kavminin sadâların istimâ‘ etdikleri müsbitdir. Ammâ Sedd-i Ye’cûc idiğin bilmez bir alay-ı behâ’im makûlesi Kılmahlardır kim Çin u Huten ve Fağfûr u Kozak ve Riyân ü Moskov diyârının mâverâsın ihâta edüp mezkûr diyârlara istîlâ etmiş benî asfer ve gazanfer u şecî‘ u dilîr mezheb-i hulûlî kavimdir. Ammâ anlar sedd-i Ye’cûc'e Cıldırak Tav derler ya‘nî Yalabır Dağ derler. Ammâ kûh-ı Ye’cûc'e kavm-i Ye’cûc sadâsı havfından karîb varamayup ancak sedâların istimâ‘ edüp bilâ-teşbîh İskender binâsı tuçdan kubbe-i ka‘belerine vardıkları inşâallah diyâr-ı Kırım ve Deşt-i Kıbçağ ve vilâyet-i Dağıstân ve Heyhât u Kazan ve Heşdek ü Alatır seyâhatleri etdiğimiz mahalde bu Kılmak ahvâlî ale't-tafsîl tahrîr olunur. Ammâ bu Dağıstân mahallinde olan yüz kırk sekiz kûh-ı bülendin biri kûh-ı Elbruz idi kim sene (---) târîhinde Erzurûm'dan Acem diyârında Şirvân ve Şamahı ve Bâkû ve Demirkapu seyâhatlerinde tahrîr olunmuşdur. Ammâ kûh-ı Elbruz'un misâli bu mezkûr Bingöl yaylağıdır kim zirve-i a‘lâsına iki buçuk günde ve üç günde urûc olunur. Kûh-ı Elbruz'un zirvesi ebrler içre olmağıla muzlimdir ve şiddet-i rîh-i sarsardan berf ü selc ü yah-pâre olamaz ve zirve-i a‘lâsında eşcârât olmayup rîh-i akîm şecerleri bîhinden kal‘ eder. Yalçın kayaları gücile ber-karâr olur. Ammâ gûl-i beyâbânîleri gâyet çokdur. Ol ecilden ve rîh-i şedîdi şitâsından benî Âdem çıkamazlar ve çıkmış yokdur. Ancak üç günlük bâlâ-râh olan yerlerine Kaytak ve Haydak ve Kumuk ve Kımık ve Borgusând ve Çerkez ve Kabartay kavimleri çıkup ba‘zı ma‘âdin çıkarırlar. Yohsa yaylamağa çıkmazlar, zîrâ kendülerinin aslında şehirleri cümle yaylakdır. Ammâ bu Bingöl yaylası iklîm-i hâmisin vasatında asıl zemîni âlî olup kendüsü de üç günlük yol-ıbülend olduğu ecilden zirve-i a‘lâsı küşâde yetmiş aded çemenzâr sahrâ-yı azîmlerdir. Cânib-i garbda bir ucu Kiğı Dağlarıdır. Cânib-i şark tarafından Acem diyârı 88b hâkinde Revân kal‘ası dibinde cereyân eden nehr-i Zengî'nin karşu garb tarafında Osmânlı hudûdunda Ağrı dağına varır. Bir kûh-ı tavîl Bingöl yaylağıdır. Kiğı ile Revân mâbeyninde tûlu on altı konakdır ve bu yaylanın cânib-i şimâli Erzurûm sahrâsıdır kim vasatından nehr-i Furât akar ve cânib-i kıblesi sahrâ-yı Muş'dur. Vasat-ı Muş'dan nehr-i Murâd akup tulû‘u bu kûh-ı Bingöl'dendir kim Furât u Murâd Arz-ı Mukaddes'e cereyân eder. Mezkûr nehreynin ve sahrâtının mâ-beynehümâsında bu Bingöl yaylasının arzı iki menzil ve üç ve dörd menzil yerleri var. Ziyâde değildir, ammâ tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Şimâlinde eyâlet-i Erzurûm ve garbında eyâlet-i Sivas kıblesinde eyâlet-i Diyârbekir ve şarkında eyâlet-i Van ve diyâr-ı Acem olup gâyet ma‘mûr âbâdân vilâyetlerin tâ vasatında bu Bingöl yaylası vâki‘ olmağıla yedi ay benî Âdem ile ma‘mûr olup andan şiddet-i şitâ gelüp herkes sevâhile nüzûl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88a–88b ·
metinde göster ·
… ün ol şark tarafında kulle-i âlîye "Kanlı kulle" derler. Bir kulle dahi cânib-i
garbda
hân sarâyı köşesinde kulle-i azîmdir kim içinde cebehâne-i gûnâ-gûnlar vardır v …
Evvelâ bu kal‘a-i ser-bülend kûh-ı Dehdîvân ile kûh-ı Âvîh mâbeyninde bir vâsi‘ sengistân uz içinde Âvîh deresi solunda ve İskender deresi sağında bu nehreyn-i zülâleyn bir yere mahlût olduğu mahalde evce ser çekmiş bir yalçın kaya üzre Şeddâdî binâ-misâl seng-tıraşlar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her seng-i hârâsı pil-i Mengurûsî cüssesi kadardır. Bu kal‘a vaz‘ olduğu püşte-i bâlâ iki nehir mâbeyninde gûyâ cezîre-misâl vâki‘ olmuşdur. Ammâ gâyet serâmed kanâre-i âlîdir kim kal‘anın dervezesine altı yüz adımda urûc olunur, sa‘b yolu vardır. Cirm-i kal‘a oldur kim şarkdan garba şekl-i murabba‘dan tulanîce vâki‘ olmuşdur, ammâ şark tarafı gâyet âlî olup evc-i âsumâna ser çekmiş bir burc-ı âlîsi olup aşağı deresi derk-i esfelden nişân verir bir çâh-ı gayyâ olduğundan mezkûr kulle-i bülendden hânlar ba‘zı vâcibü'l-izâle olan âdemleri ol kulle-i bâlâdan aşağı endâht edüp pâre pâre olur. Anınçün ol şark tarafında kulle-i âlîye "Kanlı kulle" derler. Bir kulle dahi cânib-i garbda hân sarâyı köşesinde kulle-i azîmdir kim içinde cebehâne-i gûnâ-gûnlar vardır ve cümle altı yüz yetmiş aded dendân-ı bedendir ve her bedende birer mazgal deliği vardır ve anlardan aşağı birer kat mazgal delikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
… ve yine cânib-i kıblede bir menzil ba‘îd Zirkı beğiyle hem-hudûddur ve cânib-i
garbda
üç konakda Diyârbekir eyâletinde Hazzo beğiyle sınırdaşdır ve cânib-i şimâlde ü …
Evvelâ cânib-i şarkîsinde Van deryâsı kenârında Van'ın Tahtıvân nâm subaşılığı ile meşâdır ve yine cânib-i şarkda Hakkarî hâkiminin ve Sultân kal‘asıyla hudûddaşdır ve cânib-i cenûbda Şirvân beğiyle hem-cenâhdır ve yine taraf-ı kıblede Hizân beğiyle hem-meşâdır ve yine cânib-i kıblede bir menzil ba‘îd Zirkı beğiyle hem-hudûddur ve cânib-i garbda üç konakda Diyârbekir eyâletinde Hazzo beğiyle sınırdaşdır ve cânib-i şimâlde üçüncü menzilde Tercil beğiyle meşâdeşdir ve yine cânib-i şimâlde dördüncü menzilde Çapakçur beğiyle hem-hâkdir ve yine taraf-ı yıldızda Muş sahrâ-yı eşerri Erzurûm hâkinde Mamrevân beğiyle meşâdır ve yine şimâle üç günde Erzurûm hâkinde Malazcird beğiyle hem-cinsdir ve yine cânib-i şimâlin şarkîsine sarı Van deryâsı kenârından Van sancağından Ahlat beği ile hudûddaşdır ammâ cânib-i şarkîsi hâki cümle Van deryâsıdır kim andan öte alâkası yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223b ·
metinde göster ·
… nulduğundan hazz edüp yine refîkleri yanına Paşa gelüp atına süvâr olup cânib-i
garbda
Bitlîs hânının meterislerini seyr [ü] temâşâya Kassâb Çeşmesi nâm mahalle varup …
Paşa bu mahalde yedi sekiz yüz aded "Benem diğer nîst!" diyen güzîde Van askeriyle ve iç ağalarıyla pür silâh olup Paşa tebdîl kıyâfet ordudan uğrun u akrın çıkup ordu-yı İslâm'ın cânib-i erba‘asın deverân u seyerân ederek tecessüs-i ahvâl içün niçe âdemleri Paşa söylederek kâh piyâde olup ordu bâzârı içre güzâr edüp ganîmetleri temâşâ edüp ordu-yı İslâm'ın çıt-a-çıt tınâb tınâba kondukların ve cânib-i erba‘ada çarha ve karavulların seyr [ü] temâşâ edüp murâd [u] merâmı üzre konulduğundan hazz edüp yine refîkleri yanına Paşa gelüp atına süvâr olup cânib-i garbda Bitlîs hânının meterislerini seyr [ü] temâşâya Kassâb Çeşmesi nâm mahalle varup bir tüfeng menzili ba‘îd mesâfeden hânın meterislerin seyr [ü] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264a ·
metinde göster ·
Kürdistân'ın Pinyanişî ve Abagay kûh-ı bâlâlarından gelüp niçe yüz bin bâğ [u] …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Cihân Şâh'ın Salmas nâm bir vezîri imâr edüp ismine Salmas dediler. Ya‘nî selâm esen kal‘ası demek olur. Bu kal‘a zeyline geldikde bi'l-acele hânı istikbâle çıkup eşik ağasıyla Rûmiyye hânını kendi sarâyına aldı. Murtezâ Paşa ağasın kethudâsına, bizi münşîsine mihmânlığa verüp kal‘ayı seyr ü temâşâya başladık. Ammâ kal‘ası bir sahrâ-yı azîmin içine vâki‘ olmuşdur. Cânib-i erba‘asına Rûmiyye ve Tesûy ve Kumla ve Karabağlar ve Hoy ve Merend ve Behistân ve Çures hânlarıyla ve sultânlarıyla müşâ bir Salmas sahrâsıdır kim Pasin ve Muş hâmûnlarının beşi kadar bir deşt-i Kıpçak gibi sahrâda vâki‘ olmuş kal‘a-i Salmas'dır. Ammâ şimâle nâzır kal‘a kapusunun içeri girerken sağ tarafında çâr-kûşe bir taş üzre "Emr-i hâzâ's-sûrü'l-metîn, bi-eyyâm-ı Tâceddîn-i âlîşân ve binâ-yı Hâce Nakdî-i Mıkrîzî." deyü tahrîr eylemiş ve sûrunun dâ’iren-mâdârı bin adımdır. 300b Ve. hevâsı bürûdet üzredir. Âb-ı cârîleri cânib-i garbda Kürdistân'ın Pinyanişî ve Abagay kûh-ı bâlâlarından gelüp niçe yüz bin bâğ [u] hadîka-i hayâtları reyy edüp bâğıstân-ı engüristânlarından ubûr ederek cânib-i garba Rûmiyye deryâsına munsabb olur. Ammâ kal‘ası bir püşte üzre vâki‘ olmağile bu enhâr-ı zülâller kal‘adan cereyân etmeyüp âb-ı zülâl kuyuları vardır ve taşrada cereyân eden nühûrlar cümle zîr-i zemînden cereyân edüp şâhrâhları üzre çâh-ı mâları var. Âl-i Osmân askerinden Acem bu kuyulardan çok âdem alup esîr etmişlerdir. Bu diyârın cümle suları böyle taht-ı türâbdan ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a–300b ·
metinde göster ·
Ve bu Erbîl kal‘a-i Kerkük'ün cânib-i şarkîsinde iki menzil yerdir. Ammâ kal‘a hâricinde aşağı şehri zamân-ı kadîmde sevâd-ı azîm imiş. Hâlâ eser-i binâları bî-hisâb zâhir ü bâhirdir. Ancak bir ulu câmi‘i minâresiyle meydân-ı muhabbetde kalmış ve iki aded nehir garizi vardır, kâh cereyân eder ve kâh yâbis olur. İhtiyâr kimesneler bu uyûn-ı câriye nehr-i Zarb'dan gelir derler. Ve bu kal‘a çölünün nihâyeti cânib-i garbda kal‘a-i Musul mukâbelesinde Yûnus Nebî âsitânesi hâkinde Şat kenârında tamâm olur ve vilâyet-i Harîr bu kal‘a-i Erbîl hâkiyle müşâdır. Acem diyârından gelen kârbândan bu Erbîl kal‘ası kulları bâc-ı sultân alırlar. Zîrâ Şehrezûl eyâletinin derbendidir. Musul'a giderken nehr-i Zarb'ı ubûr edüp iki merhalede kal‘a-i Musul'a kârbân vâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371b ·
metinde göster ·
… iki tarafında sancağ u bayrakları var ve taşra haremi vâsi‘dir. Kapusu cânib-i
garbda
Kunaytara tara{fına açılır ve kasaba-i Kunaytara ile bu Eyyûb Nebî} kurbünde bi …
Ziyâretgâh-ı makâm-ı Hazret-i Eyyûb Nebî: Evkâfı yokdur. Bunda dahi Hindî fukarâları sâkinlerdir, ammâ Hazret-i Eyyûb'un vücûd-ı şerîflerin Karadere şehrinde ziyâret etdik. Ammâ be-kavl-i ulemâ-yı Şâm-ı cennet-meşâm Hazret-i Eyyûb Şâm eyâletinde Mezirît {kal‘ası} kurbünde karye-i Şeyh Sa‘duvi yarım sâ‘at geçüp nâhiye-i Çevlân'da ziyâret-i Hazret-i Eyyûb'dur. Bizzât kendüleri bir beyâz kubbe ortasında yeşil bez ile mestûr sandûka içre medfûndur. Göğinde on nefer fukarâsı var. Kubbe kapusu şimâle nâzır bir âdem eğilüp geçer küçük kapudur. Mihrâbının iki tarafında sancağ u bayrakları var ve taşra haremi vâsi‘dir. Kapusu cânib-i garbda Kunaytara tara{fına açılır ve kasaba-i Kunaytara ile bu Eyyûb Nebî} kurbünde bir âsitâne-i müfîd ü muhtasar içinde {Hazret-i Ukkâşe} medfûndur. Etrâfı dağ ve bir tarafı çölistândır ammâ Hazret-i Eyyûb'un cümle vücûdun kurdlar yeyüp bir kerre âh demedi. Müddet-i ömürleri yüz otuz sene oldu. Hâtûnuna Râhime derlerdi. Hazret-i Yûsuf'un oğlu Hazret-i Efrâyim kerîmesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b ·
metinde göster ·
… â Alî: Bu mahalde bâlâda tahrîr olunan Urfa ve Birecik ve Haleb yolları cânib-i
garbda
kalup bizler diyâr-ı Musul yoluna azîmet etdik ammâ bu mezkûr karye-i Monlâ Alî …
Menzil-i karye-i Monlâ Alî: Bu mahalde bâlâda tahrîr olunan Urfa ve Birecik ve Haleb yolları cânib-i garbda kalup bizler diyâr-ı Musul yoluna azîmet etdik ammâ bu mezkûr karye-i Monlâ Alî, (---) hâkinde bir çölistânda Mavâl Urbânı atlarının ayağı altında pâymâl-i rimâl olmuş bir büleyde-i mu‘azzam imiş. Mürûr-ı eyyâm ile harâb olup hâlâ Murtezâ Paşa imâr edüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 398a ·
metinde göster ·
şahrut ve Ladicin dağlarından gelüp Durujunka Kazağı vilâyetin geçerek bu yol ü …
Nehr-i azîm Perezen: Tâ cânib-i garbda şahrut ve Ladicin dağlarından gelüp Durujunka Kazağı vilâyetin geçerek bu yol üzre aslâ geçit vermez nehr-i azîm olup Karadeniz'e Tentere adaları önünde mahlût olur. Bir mîl enli sudur. Yüz bin renc [ü] anâ çekerek ancak bir küçük gemiyle karşu geçerken hamd-i Hudâ Akkirmân askeriyle mukaddemâ fermânlarla giden bin aded Boğdan keferesi askeri gelüp anlar ile bî-bâk u bî-pervâ sabâha dak potlar ve sallar çatup atları yıldırarak karşu tarafa geçdik, zîrâ bu mahalde kâfir pusuya saklanup görür ki askerin yarusu geçüp yarusu yerinde kaldıkda asker iki bölük olunca ya berisin ya ötesindeki askeri urup esîr eder çok olmuşdur kim hem berisin ve hem ötesin urur bir muhâtara nehr-i Perezen'dir. Hamd-i Hudâ selâmetle cümle ubûr edüp yine Karadeniz kenârınca cânib-i şarka 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54a ·
metinde göster ·
Fohşan şehrinde tâ kıble tarafında şehr-i İsmâ‘îl'e varınca tûlu on iki konakdı …
Bu vilâyet-i vâsi‘in tûlu cânib-i garbda Fohşan şehrinde tâ kıble tarafında şehr-i İsmâ‘îl'e varınca tûlu on iki konakdır ve şark tarafı Özü eyâletinde kal‘a-i Bender hâkiyle müşâdır. Andan nehr-i Turla kenârınca Kardaş Kazak ile hem-çetdir ve şimâl cânibinde kal‘a-i Hotin ve kal‘a-i Secova bu Boğdan'ındır kim nehr-i Turla kenârında Leh vilâyetiyle müşâdır ve batı tarafına meyilli Erdel vilâyetinin Seykel vilâyetinde Sahan Samur dağlarıyla müşâdır. Ve garb cânibine Eflâk vilâyetiyle müşâdır. Nehr-i Tuna kenârında Âl-i Osmân ile müşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
Alman dağlarından gelüp cânib-i şarka akarak kal‘a-i Kili ve kal‘a-i Tulça kurb …
Der-medh-i enhâr-ı âb-ı hayevân: Evvelâ şehr-i Sarây'ın ortasından akan nehr-i Milaçka Ravna yaylalarından (---)(---)(---) ve Maçkosa ve Mokra dağlarından cem‘ olup cereyân ederek şehir içinde Hünkâr cisri altından ubûr edüp iki sâ‘at aşağı nehr-i Sarây'a karışır ve nehr-i Sarây dahi cânib-i kıble ve semt-i cenûbda Foniça ve Lipete ve Biyelemik (---) Hersek dağlarından berü gelüp aşağıda (---) nâm mahalde nehr-i Sava'ya nehr-i Sava dahi Hırvadistân'dan ve Dodoşka dağlarından gelüp Belgrad dibinde nehr-i Tuna'ya katılır. Nehr-i Tuna dahi cânib-i garbda Alman dağlarından gelüp cânib-i şarka akarak kal‘a-i Kili ve kal‘a-i Tulça kurblarında beş yerde Karadeniz'e munsabb olur. Karadeniz dahi İslâmbol'un Yedikulle burnunda bi-emr-i Hudâ bir beyâz râdde deryâ üzre çekilmişdir. Ol mahalde Karadeniz Akdeniz'e mahlût olduğu azharun mine'ş-şemsdir. Akdeniz dahi Sebte boğazında Bahr-i Muhit'e ol dahi Bahr-i Okyunus'da bi-emr-i Hâlik-ı kevneyn girdâb-ı azîme dökülür. El-hâsıl şehr-i Sarây sudan ibâretdir kim elbette her bay u gedâ hânelerinden birer uyûn cârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b ·
metinde göster ·
… arından ve Omiş kal‘ası bellerinden gelüp bu cisir altından ubûr ederek cânib-i
garbda
(---) dibinde Akdeniz'e mahlût olur. Bunda Gâzî Baba Ahmed, paşaya bir ziyâfet- …
Ve bu nehir sehel şurcadır. İbtidâ tulû‘u cânib-i şarkda ve taraf-ı cenûbda Dinare dağlarından ve Zadvorya kal‘ası dağlarından ve Omiş kal‘ası bellerinden gelüp bu cisir altından ubûr ederek cânib-i garbda (---) dibinde Akdeniz'e mahlût olur. Bunda Gâzî Baba Ahmed, paşaya bir ziyâfet-i azîm edüp bir hil‘at-i fâhire geydirildi ve Baba Ahmedzâde İsmâ‘îl Ağa on bin yiğide kulağız olup cânib-i cenûbda kâfirin Zadvorya kal‘asına ve dahi Omiş kal‘asına nehb u gâret etmeğe gitdiler, Hudâ âsân getire.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… kullesinde ve (...) ve bir ucu Pupuşka ve Pirmorya ve İspilet'de ve bir cânib-i
garbda
şibenik ve Zadra'da ve semt-i şimâle Zirinoğlu'nda ve bir tarafı Çernik sancağı …
Bosna eyâletinin bir ucu bu mahalde ve bir ucu Karadağlar'da ve bir tarafı Podgoriçse ve Kilimente ve kal‘a-i Kotur'da, bir semti Dobra-Venedik'de ve bir ucu Burun kullesinde ve (...) ve bir ucu Pupuşka ve Pirmorya ve İspilet'de ve bir cânib-i garbda şibenik ve Zadra'da ve semt-i şimâle Zirinoğlu'nda ve bir tarafı Çernik sancağında Kanija ile müşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167b ·
metinde göster ·
… bdirler, zîrâ ankâ kefereleri var. Cümle hâneleri birbiri üzre cânib-i şimâl ve
garbda
olan sahrâ içre cereyân eden İncekarasu'ya nâzır menhûs hânelerdir ve cümle yed …
Bu şehrin Rûmları müselmânlara gâlibdirler, zîrâ ankâ kefereleri var. Cümle hâneleri birbiri üzre cânib-i şimâl ve garbda olan sahrâ içre cereyân eden İncekarasu'ya nâzır menhûs hânelerdir ve cümle yedi aded musanna‘ ve müzeyyen kenîseleri vardır ve gâyetü'l-gâye zengine Rûm keratse avratları var kim be-her sene beş kantar harîr öşr verir keratse karıları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 181a ·
metinde göster ·
… tmiş dağlardır kim ancak şâhrâh-ı Erdel'e girmeğe dörd yol vardır. Biri cânib-i
garbda
Osmânlı tarafında bu Demirkapu, ulu yoldur.
Hikmet-i Hudâ bu Demirkapu dağları evce berâber kûh-ı bâlâlardır kim üç aylık yol Erdel diyârının dörd bölük olan Hayduşak diyârın ve Erdel diyârın ve Saz diyârın ve Seykel diyârın ihâta etmiş dağlardır kim ancak şâhrâh-ı Erdel'e girmeğe dörd yol vardır. Biri cânib-i garbda Osmânlı tarafında bu Demirkapu, ulu yoldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2a ·
metinde göster ·
… r. Ol dahi nehr-i azîm Dırava'dır. Bu nehr-i cân-perverin ibtidâ tulû‘u cânib-i
garbda
ve semt-i cenûbda iki yerden tulû‘ eder. Bir fırkası Hırvadistân dağlarından hu …
Ve âmmeten bir aded nehr-i âb-ı zülâl-i aynü'l-hayâtdır. Ol dahi nehr-i azîm Dırava'dır. Bu nehr-i cân-perverin ibtidâ tulû‘u cânib-i garbda ve semt-i cenûbda iki yerden tulû‘ eder. Bir fırkası Hırvadistân dağlarından hurûc eder ve bir şukkası tâ Dodoşka ve Mekemorya ve İslovin dağlarından cem‘ olup cereyân ederek Zirinoğlu'nun taht-ı menhûsu olan Ligradcık kal‘ası kurbundan ve kâfirin Kanije kurbunda nev binâ etdiği Keckivar kal‘ası dibinden ve bizim Bobofça Berezense ve Prezinse kal‘alarımız kurbundan geçüp bizim Maslovin kal‘asına ve Valpova kal‘aların geçüp Ösek kurbunda Darda kal‘ası cisri altından güzer edüp bu Ösek kal‘asın kâhîce harâb ederek 63b kal‘a-i Ösek cenbinde ümmü'l-uyûn olan nehr-i Tuna'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63a–63b ·
metinde göster ·
bizim Polata ve Çavga kal‘alarımız kurbunda nehr-i Raba hudûd-ı Süleymân Hân la …
Cânib-i şarkda Peşte'den Yanık kal‘asına varınca Budin hudûdudur kim tûlu kâmil şarkdan garba kırk yedi konakdır kim kal‘a-i Yanık Alaman'ın evvel hudûdudur. Cânib-i cenûbda yigirmi konak tâ nehr-i Sava'ya ve nehr-i Buna'ya varınca Bosna eyâletiyle hem-hudûddur. Ve taraf-ı cenûb-ı garbîde dörd konak yer Kanije kal‘ası kurbunda nehr-i Morava kenârında Zirinoğlu kâfiriyle hem-çetdir. Semt-i garbda bizim Polata ve Çavga kal‘alarımız kurbunda nehr-i Raba hudûd-ı Süleymân Hân la‘neti olup Nemse vilâyetiyle hem-civârdır. Cânib-i şimâlde iki konak yer bizim Üstürgon kal‘amız Tuna kenârında olup karşu tarafında Orta Macar ile hem-müşâdır. Ve semt-i poyraz Tuna aşrı üç konakda Eğre eyâleti ile hem-hudûddur. Ve cânib-i şarkda üç konak nehr-i Tise kenârında Segedin kal‘ası dibinde eyâlet-i Tımışvar ile hâk hâkedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79a ·
metinde göster ·
Ve ziyâretgâh-ı cebbâne-i azîm belde-i kadîm: Cümle mezâristânı cânib-i
garbda
Hazret-i Gül Baba yanında bir karâfe-i kübrâ-yı gâziyândır kim her biri birer g …
Ve ziyâretgâh-ı cebbâne-i azîm belde-i kadîm: Cümle mezâristânı cânib-i garbda Hazret-i Gül Baba yanında bir karâfe-i kübrâ-yı gâziyândır kim her biri birer gûne Rüstem ü Sâm-ı akrân dilâverânlar iken vâdî-i hâmûşânda {yatup} lisân-ı hâl ile birer Fâtiha ricâ ederler. Cümle sâkinân-ı ehl-i kubûr rûhlarıyçün el-fâtiha.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 88b ·
metinde göster ·
… ta‘yîn olunup cümle otuz beş bin asker yedi kola "Niyyetü'l-gazâ" deyüp cânib-i
garbda
Alaman diyârlarında kal‘a-i Beç ve Prak ve Lonçat ve şehr-i Ropart ve vilâyet-i …
Âhir-i kâr Dobrucalı Kurd Paşa'yı ve Elem Şâh Beğ'i ve Babadağlı Hacıkey Paşa oğlunu ve Bolulu Kınalıoğlunu ve niçe iş görmüş baş almış ve peşkin sıçramış gâzîleri yedi kol edüp her kola beşer bin câna başa kalmaz yiğitler ta‘yîn olunup cümle otuz beş bin asker yedi kola "Niyyetü'l-gazâ" deyüp cânib-i garbda Alaman diyârlarında kal‘a-i Beç ve Prak ve Lonçat ve şehr-i Ropart ve vilâyet-i Holandiyye ve vilâyet-i Filimenk'de şehr-i Amıstırdam'a ve İsizinye şehrine ve vilâyet-i Prandeburunk şehrine ve'l-hâsıl Alaman denizi kenârına ve nehr-i Vo kenârına varınca bu gâzîler urup yakup yıkmak fermân olunup du‘â vü senâ ile ordudan ayrılup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110b ·
metinde göster ·
… ı aded tabya-i azîmleri var kim her biri birer sedd-i İskender gibidir. Cânib-i
garbda
Ak tabya, cânib-i şimâle Beç kapusu {tabyası}, solunda Yassı Tabya ve taraf-ı ş …
Hattâ altı köşesinde altı aded tabya-i azîmleri var kim her biri birer sedd-i İskender gibidir. Cânib-i garbda Ak tabya, cânib-i şimâle Beç kapusu {tabyası}, solunda Yassı Tabya ve taraf-ı şarkda Papa tabyası ve semt-i kıbleye Kral tabyası ve taraf-ı cenûba Komaran tabyası ve cânib-i lodosa Fargaçi tabyası.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
Ve cânib-i garbda Yalı tarafına Abaza Paşa kullesi, Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ vüzerâlarından celâlî olan Abaza Paşa bunda bir sedd-i İskender-misâl bir kal‘a-i kavî yapmışdır kim henüz kal‘a-i Nova tâze cân bulup limanı korudur ve karşu Rosa limanında kayık gezdirmez kirpi gibi balyemez topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155a ·
metinde göster ·
Bir mu‘azzam Macar köyüdür, ammâ Hatvan nevâhîleri köyüdür. Bu mahalde bir azîm handak vardır. Bir ucu cânib-i garbda Tuna kenârında Vaç kal‘asındadır. Bir ucu Egre altından dolaşup nehr-i azîm Tise'ye varır dayanır. Meğer bir kral-ı dâl Egre sahrâlarına Tuna'yı akıdup âbâdân etmek içün yedi yıl kazmış, ammâ garîb ü acîb temâşâgâhdır kim bu hafr-i azîmi gören âdemün aklı gider, zîrâ makdûr-ı beşer değildir. Ba‘dehu bir re‘âyâ yedi yıl bu handakı kazmadan cânına geçüp elindeki kazma ile kralın ser-i bî-devletin kazup uran kâfirin de vücûdı defterin sahîfe-i rûzgârdan kazup hâlâ handak mu‘attal olup hâli üzre durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 35a ·
metinde göster ·
… kı ol kadar derin değildir, içinden nehr-i Layta cereyân eder. Bu nehir cânib-i
garbda
İslovin yaylalarından gelüp bu kal‘a varoşu 50b handakı içinden geçüp üç sâ‘a …
Eşkâl-i kal‘a-i Anpuruk: Nehr-i Layta kenârında bir vâdîde şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ bir metîn kal‘adır. İçinde beş manastırı altun haçlı çanlık kulleli ve iki kapulu biri şarka ve biri garba nâzır kapulardır ve cirmi kâmil bin beş yüz adımdır. Ve cümle on iki aded küçük tabyaları ve bin nefer kulu var ve handakı ol kadar derin değildir, içinden nehr-i Layta cereyân eder. Bu nehir cânib-i garbda İslovin yaylalarından gelüp bu kal‘a varoşu 50b handakı içinden geçüp üç sâ‘at şimâle akup nehr-i Tuna'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a–50b ·
metinde göster ·
… asına andan bu Varat kal‘ası dibinden ve handakı içinden cereyân ederek cânib-i
garbda
Göle kal‘asıyla Sonlok kal‘ası mâbeyninde nehr-i Tise'ye mahlût olur.
Bu nehr-i Şebeş Kiriş tâ Erdel vilâyetinde Şebeşvar kal‘asına andan bu Varat kal‘ası dibinden ve handakı içinden cereyân ederek cânib-i garbda Göle kal‘asıyla Sonlok kal‘ası mâbeyninde nehr-i Tise'ye mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86a ·
metinde göster ·
… vardır. Biri biri üzre kayalara yapışmış evlerin pencereleri cânib-i şimâle ve
garbda
limana nâzır pencereli hâne-i müfîd [ü] muhtasarlardır. Ammâ ol tarafda bir azî …
Ve kal‘a içinde elli aded kiremitli neferâtların evleri vardır. Biri biri üzre kayalara yapışmış evlerin pencereleri cânib-i şimâle ve garbda limana nâzır pencereli hâne-i müfîd [ü] muhtasarlardır. Ammâ ol tarafda bir azîm kullesi liman ağzına nâzır olup anda şâhâne topları vardır kim cümle yigirmi pâre toplardır. Bu zikr olunan âsârlardan gayri derûn-ı kal‘ada aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâmdan bir nişân yokdur. Hemân kal‘a dizdârı kapu önünde neferâtlarıyla oturup nevbet bekler, ammâ ba‘zı zamân kal‘a kapusun berk edüp aşağı iskeleye gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121b ·
metinde göster ·
nehr-i Kuban'a yakın ahlad armudu ve göğem ve kızıl elma ve pelid meyveleri yiy …
Bu Yamançe Karaağaç ormanından çıkup cânib-i garbda nehr-i Kuban'a yakın ahlad armudu ve göğem ve kızıl elma ve pelid meyveleri yiyerek (---) sâ‘at seğirdüp elhamdü lillâhi te‘âlâ nehr-i azîm Kuban kenârında bir azîm ormanistân içine girüp tahassun etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190b ·
metinde göster ·
… a 4 sâ‘at gidüp nehr-i Vardar'ı ağaç cisrden ubûr etdik. Bu nehr-i azîm cânib-i
garbda
Arnavudistân içinde Kalkandelen dağlarından tulû‘ edüp Kaçanik kal‘ası deresind …
Andan cümle ahbâb ile vedâ‘laşup cânib-i garba 4 sâ‘at gidüp nehr-i Vardar'ı ağaç cisrden ubûr etdik. Bu nehr-i azîm cânib-i garbda Arnavudistân içinde Kalkandelen dağlarından tulû‘ edüp Kaçanik kal‘ası deresinden geçüp şehr-i Üsküb içinden ve Köpürlü içinden ve Ofçabolu içinden gelüp bu mahalden dahi ubûr edüp bu Selânik kurbunda (---) mahalde Akdeniz'e mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 230a ·
metinde göster ·
Hâlâ Tırhala hâkimi hükmünde Tırhala'ya bir sâ‘at karîb cânib-i
garbda
evc-i âsımâna kad keşân olmuş bir püşte-i a‘lâ-yı yed-i kudret ile halk olunmuş …
Hâlâ Tırhala hâkimi hükmünde Tırhala'ya bir sâ‘at karîb cânib-i garbda evc-i âsımâna kad keşân olmuş bir püşte-i a‘lâ-yı yed-i kudret ile halk olunmuş bir mekâlîd-i sahra-i ibret-nümâdır kim vakt-i zuhur olmayınca bu kûh-ı serbülendin zirve-i a‘lâsı ebr-i kebûdlar içre mestûr durur, nümâyân olmaz. Ba‘de'z-zuhur âfitâb-ı âlemtâb kulle-i feleğe urûc etdikde bu cibâl-ı âlînin mâ-fevkı zâhir ü bâhir olur. Rûy-ı arzda buna mânend kûh-ı serbülend-i ibret-nümâ yokdur. Meğer kim Acem memleketinde kulle-i Kahkahâ-yı mahpûshâne ola, ammâ Kahkahâ kal‘asının at ve katır çıkacak bir yolu vardır ammâ bu Kalabakkayası'na "Ne reh ne râhber peyd[â]" dediği gibi aslâ bir keçi 240b tırmaşup çıkacak yolu yokdur. Hemân bi-emrillâhi te‘âlâ mantar gibi aşağısı incecik yukarusu yayla-yı sahrâ-yı azîm bir çemenzâr u lâlezâr kayadır. Aslâ bir tarafında kal‘adan bir eser-i binâ yokdur. Hemân yed-i kudret kal‘asıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240a–240b ·
metinde göster ·
… plu kal‘a-i metîndir kim topları karşu İnebahtı tarafındaki Kastel'i ve cânib-i
garbda
körfezin boğaz ağzını döğer, serâmed balyemez topları var. Bu kal‘anın çâr-kûşe …
Ammâ bu Mora Kastel'i Kapudan Hayreddîn Paşa-yı müdebbir, dûrbîn fikr-i Arasto, Mora hâkinde bir kumsal burunda havâlesiz ve dahi handaksız der-i dîvârı yigirmişer ayak kalın sedd-i sedîd dîvârlı kıbleye nâzır bir demir kapulu ve on iki aded balyemez toplu kal‘a-i metîndir kim topları karşu İnebahtı tarafındaki Kastel'i ve cânib-i garbda körfezin boğaz ağzını döğer, serâmed balyemez topları var. Bu kal‘anın çâr-kûşesinde dörd aded tabya-i azîmlerinin suya berâber topları var. Demir kapuları ile âmâde durur. Dizdârı ve iki yüz aded merdüm-hisârı var. Hâkimi Balıbadra şehrindedir ve Ballıbadra niyâbetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 260a ·
metinde göster ·
… tarafına Karanlık kapu handakı önünde Hüseyin Paşa tabyası, andan yine cânib-i
garbda
Karanlık kapunun garb tarafında Rûmeli kolu tabyası, andan Panıgrad kapusu önün …
Andan yine garb tarafına Karanlık kapu handakı önünde Hüseyin Paşa tabyası, andan yine cânib-i garbda Karanlık kapunun garb tarafında Rûmeli kolu tabyası, andan Panıgrad kapusu önünde yine handak aşırı Çufud tabyası, iki yılda gücile berbâd olup yine amâr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
… ir vardır. On tokuz hurde gözleri vardır, altından Ayn-ı Busrâ cârîdir. Cânib-i
garbda
buhayre-i Minye'ye mahlût olur. şiddet-i şitâ olmağın gâyetü'l-gâye tuğyânı var …
Ve bu kal‘anın kıble tarafında bir alçacık cisir vardır. On tokuz hurde gözleri vardır, altından Ayn-ı Busrâ cârîdir. Cânib-i garbda buhayre-i Minye'ye mahlût olur. şiddet-i şitâ olmağın gâyetü'l-gâye tuğyânı var idi. Anı ubûr edüp Sanemeyn'den bir sâ‘at dahi kıbleye gidüp {(---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y259a ·
metinde göster ·
… arak Hazret-i Risâlet ile tâ bu Ayn-ı Zerka kal‘ası cenbine gelüp andan cânib-i
garbda
Buhayre-i (---) mahlût olur bir âb-ı hayât-ı cân-bahşdır, zîrâ menba‘ı karlı ce …
Bu Ayn-ı Zerka, cebel-i Zerka'dan gelüp kadîm a‘sârda çöle gidermiş. Ba‘dehu Hazret-i Risâlet-penâh Mekke kârbâniyle Busrâ şehrine gelirken bu nehr-i azîme işâret buyurup dağı ve taşı aşarak Hazret-i Risâlet ile tâ bu Ayn-ı Zerka kal‘ası cenbine gelüp andan cânib-i garbda Buhayre-i (---) mahlût olur bir âb-ı hayât-ı cân-bahşdır, zîrâ menba‘ı karlı cebel-i müntehâlardır. Ve iki cânibi Bağdâd kargısı gibi neyistândır kim bir (---)(---)(---) ve neyleri (---)(---)(---) bu neyistândan kesüp vilâyet vilâyet hedâyâ götürürler. Gâyetü'l-gâye mevzûn ve sun‘-ı Hudâ'dır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y263a ·
metinde göster ·
… alde bir ayn-ı câriye vardır. Tâ Halîlü'r-rahmân dağlarından berü gelüp cânib-i
garbda
çöl içre gâyib olup cümle huccâc ol âb-ı rakîkden def‘-i atşân edüp vakt-i gurû …
Ve bu mahalde bir ayn-ı câriye vardır. Tâ Halîlü'r-rahmân dağlarından berü gelüp cânib-i garbda çöl içre gâyib olup cümle huccâc ol âb-ı rakîkden def‘-i atşân edüp vakt-i gurûba karîb cemî‘i devâbbâtların saky ederken üç katâr şütürü Urbân urup alıcak vâveylâ kopunca paşa derhâl beş bayrak levendât ta‘yîn edüp akîblerince yetişüp ceng ede ede altı Y 265b kelle ve üç dil kayd-bend-i dil edüp develeri halâs edüp sâhiblerine teslîm olunup baş ve dil getiren gâzîlere kırkar altun ve gayriye üç altun ihsân olundu. Ve paşa dilleri söyledüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265a–Y265b ·
metinde göster ·