… sında gördüğün vâkı‘ada Siyâvuş Paşa ve Mehemmed Paşa vâlideleri ‘Oğullarımızın
gark olduğun
Evliyâm paşana Erzurûm'da söyle’ dedikleri budur kim sen bana bu Erzurûm'da ‘Ul …
Hemân Paşa eyitdi: "Evliyâm! İşte Malazgird kal‘asında gördüğün vâkı‘ada Siyâvuş Paşa ve Mehemmed Paşa vâlideleri ‘Oğullarımızın gark olduğun Evliyâm paşana Erzurûm'da söyle’ dedikleri budur kim sen bana bu Erzurûm'da ‘Ulaklar geldi’ deyü haber etdin. Bu ulaklarda çok haber vardır. Tîz Gümrük Emîni Mahmûd Ağa'yı ve ana mübâşir gelen öksüz kalmış Hüseyin Ağa'yı ve müsellim ağayı çağırın, gelsinler" derken anlar dahi iki ulak ile hâzır imiş. 17b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17a–17b ·
metinde göster ·
… önünde bu kadar bin küffâr-ı hâksâr atları ve donlarıyla buz altına geçüp cümle
gark olduğun
küffârlar görünce hemân şehirden ve Galata taburuna giremeyenler ol şiddet-i şi …
Mukaddemâ niçe bin küffâr ol buhayre buzu üzre şehr-i Yaş'a ve Yaş'dan Galata'daki tabura buz üzre varup gelirlerdi. Bu kerre Tatar şehri âteşe urunca buz üzre beş bin mikdârı kâfir cân havliyle varınca hemân buz obrulup gözümüz önünde bu kadar bin küffâr-ı hâksâr atları ve donlarıyla buz altına geçüp cümle gark olduğun küffârlar görünce hemân şehirden ve Galata taburuna giremeyenler ol şiddet-i şitâda dağlara düşüp firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102a ·
metinde göster ·
… at ile ubûr edem derken hemân hakîrin atı kulağına dak gark olup at çabaladıkça
gark olduğun
görüp hamd-i Hudâ fakîr cüst ü çapük davranup atdan kendümü bir tarafa atup piy …
Sitâyiş-i ılıca-i Eski Zağra: Her sene Zağra kavmi kiraz mevsiminde iki sâ‘atde bu germâba gelüp çimerler ve harâretden halâs olurlar. Gâyet nâfi‘ suyu vardır, ammâ havzı dardır. Ol kadar mükellef binâ-yı şâhânî değildir, ancak bir küçük kubbeli ılıcadır. Suyu ol kadar suhûniyyet üzre değildir, ne sermâ ve ne germâ bir mu‘tedil sudur. Bu ılıca hemân nehr-i Tunca kurbunda bir çemenzâr yerde olmak ile hakîr ol çemenzârdan at ile ubûr edem derken hemân hakîrin atı kulağına dak gark olup at çabaladıkça gark olduğun görüp hamd-i Hudâ fakîr cüst ü çapük davranup atdan kendümü bir tarafa atup piyâde bile güçile cân halâs etdim. Meğer cumbul ve batlak imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53a ·
metinde göster ·
mâ-vaka‘ı üzre paşaya arz edüp re’îsden ücret-i kadem kâmil beş yüz guruş aldık …
Bu şehirde on bir gün zevk [u] safâ ve ziyâret ü temâşâ edüp mukaddemâ Mısır'da İbrâhîm Paşa efendimizin fermâniyle Siyût'da gark olan geminin re’îsin Circe'de bulup dîvâna ihzâr edüp ahâlî-i vilâyet şehâdetiyle geminin gılâl-i mîrîyle gark olduğun mâ-vaka‘ı üzre paşaya arz edüp re’îsden ücret-i kadem kâmil beş yüz guruş aldık ve paşaya beş kîse aldık. Ve Circe hâkimi Özbek Beğ'den mukarrer bahâ bir kîse ve bir mebrûm sırmalı katîfe eğer ve mutallâ rahtlı ve sâyir bisâtiyle mükellef bir at ve bir sâde yelkendez at ve iki hecîn-i ciyâd ve bir semmûr kaplı yeşil çuka kürk ve huddâmlarımıza berrânî iki yüz guruş ihsân edüp yigirmi tüfeng-endâz refîkler verüp cümle a‘yân-ı vilâyet ile vedâlaşup paşa ağasından bir at ve yüz guruş ihsân alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y378a ·
metinde göster ·