… cümle ahâlî-i İslâmbol'a ma‘lûmdur. Ammâ inşâ’allâh bu müsevvedâtımız tas[h]îha
geçdikde
her kârhâne ve hayrâtları mahalliyle tahrîr ederiz.
Bu bâlâda tahrîr olunan kârhâneler ve cümle emânetler mîrîdir. Anıniçün bir yerde tahrîr olunmuşdur. Ammâ Sultân Murâd Hân tahrîrinde her kârhâne ve âsitâneler ne cânibde ve şâhrâh üzre vâkı‘ olup selef pâdişâhlarından kimin binâsıdır ve kimin ihdâsıdır, cümle kânûn [u] kâ‘ideleri ile tahrîr olunmuşdur. Ammâ hakîr kesret-i kitâbetden kaçup bu gûne müfîd [ü] muhtasar tahrîr etdik. Zîrâ bu kârhâne imâretler cümle ahâlî-i İslâmbol'a ma‘lûmdur. Ammâ inşâ’allâh bu müsevvedâtımız tas[h]îha geçdikde her kârhâne ve hayrâtları mahalliyle tahrîr ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153a ·
metinde göster ·
… 400, pîrleri Kârûn'dur kim ibtidâ tavuğu re’s-i mâl deyü besleyüp kendisi yere
geçdikde
tavukları sahrâda bulunup mâl-ı Kârûn'dan tavuk ve Mısır'da natrûn kalmışdır. V …
Esnâf-ı tavukcuyân: Dükkân 105, neferât 400, pîrleri Kârûn'dur kim ibtidâ tavuğu re’s-i mâl deyü besleyüp kendisi yere geçdikde tavukları sahrâda bulunup mâl-ı Kârûn'dan tavuk ve Mısır'da natrûn kalmışdır. Ve Mısır'da tavuğu fışkı içinde yavru çıkarmağı Kârûn peydâ eylemişdir. Bu dünyâda anı görmeyen bir şey görmemişdir. Üçüncü cild kitâbımızda Mısır evsâfında mufassal tahrîr olunmuşdur, ana nazar oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… igi yatar kâ‘alar ve sarâylar var kim cümle Şâm huccâcı bu şehr-i Semûd içinden
geçdikde
temâşâ edüp gazabullah ne idiğün görüp Hûdâ-yı bîçûndan havf etmeleri ziyâde ol …
Mu‘cize-i enbiyâ bir kaya-yı bâlâdır. Hazret-i Sâlih asrında bu kaya içre Nâka gâ’ib olunca Cenâb-ı Bârî tarafından Hazret-i Sâlih'e hâtif-i Rabbânî ile "Yâ Sâlih! Rûh ile'ş-Şâm!" emri olunca Hazret-i Sâlih Şâm tarafına gitdikde Cenâb-ı Rabbi'l-İzzet bu kavm-i Semûd'a bir ra‘d u berk u sâ’ika azâbın verüp cümle kavm-i Semûd ol sayhadan zehreleri çâk ve dâr-ı karârları zîr-i hâk olup cümle kayalarda oyulmuş mağara evleri münhedim olup hâlâ cemî‘i kapularının üst eşikleri ve kayadan oyulmuş tavanları ve yükleri ve dollâbları cümle ka‘r-ı zemîne geçüp kimi baş aşağı, kimi yan bigi yatar kâ‘alar ve sarâylar var kim cümle Şâm huccâcı bu şehr-i Semûd içinden geçdikde temâşâ edüp gazabullah ne idiğün görüp Hûdâ-yı bîçûndan havf etmeleri ziyâde olur, ibret-nümâ harâbistândır. Andan Hazret-i Sâlih bu Akka şehrine gelüp sene (---) mu‘ammer olup merhûm oldukda bu hâk-i pâkde defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Gerçi bir binâ-yı azîm âsitânesi yokdur ammâ yine fukarâ-yı râ‘îden yedi sekiz nefer türbedârları ve hüddâmları vardır. Ammâ bu âsitâneyi dahi kum gark etmededir. Her sene cemî‘i şehir halkı cem‘ olup Hazret-i Sâlih'in rûh-ı şerîfinden istimdâd taleb edüp niçe kerre yüz bin arka yükü rimâli deryâya döküp kabr-i Hazret-i Sâlih'i tathîr ederler. Hakîr dahi hizmetimiz sebkat etsin içün dâmenimle niçe kerre kum taşıyup deryâya ilkâ edüp rûh-ı Sâlih Nebî içün bir Yâsîn-i Şerîf tilâvet edüp ziyâret-i vedâ‘ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a ·
metinde göster ·
… n Hazret-i Zünnûn-ı Mısrî ile hedâ[yâ] gönderüp hedâya huzûr-ı Resûl'de makbûle
geçdikde
Düldül'ü ve Zülfikâr'ı Hazret-i Alî'ye ihsân etdi ve Mariya câriyeyi hazret ken …
Maşâd-ı şâ‘ir-i mâhir İmrü'l-Kays: Ol İmrü'l-Kays'dır kim Hazret-i Risâlet-penâh'ın zamân-ı sa‘âdetlerinde fusahâ-yı büleğâ-yı Kureyş idi. Ol asırda ilm-i şi‘re rağbet olmağıla niçe bin sultân-ı şu‘arâlar var idi, ammâ cümleye mümtâz [u] müsellem Abdurrahmân Hassân ve bu İmrü'l-Kays idi. Pesendîde eş‘âr-ı belîğlerin Hazret-i Resûl kıra’at edüp Seb‘a-yı Mu‘allaka nâm mahalde sahîfesiyle asup makbûl şi‘r olmuş olurdu. Ammâ Hassân İslâm ile müşerref olup sahâbe-i kirâmın güzîdesi oldu. Hattâ Mısır'dan melik Mukavkıs-i Kıbtî Hazret'e Düldül katırı ve Zülfikâr kılıcı ve Mariya câriyeyi ve hemşîresin Hazret-i Zünnûn-ı Mısrî ile hedâ[yâ] gönderüp hedâya huzûr-ı Resûl'de makbûle geçdikde Düldül'ü ve Zülfikâr'ı Hazret-i Alî'ye ihsân etdi ve Mariya câriyeyi hazret kendülere alıkoyup İbni'n-nebî İbrâhîm andan oldu. Mariya câriyenin hemşîresin bu Hassân şâ‘ire verüp sultân-ı şu‘âra oldu ve elçi Zünnûn-ı Mısrî dahi İslâm ile müşerref olup sahâbe-i kirâmdan olup cümle hükemâya pîr oldu. Ve Mısır'da medfûndur, ammâ bu İmrü'l-Kays Arapça 'dan olup İslâm ile müşerref olmadı. Zîrâ ilm-i nücûmda Ebû Leheb-i la‘înin telâmîzlerinden ve anın akrabâlarından idi. Hattâ bu İmrü'l-Kays hazret-i Kur’ân-ı azîm ve furkân-ı mecîd kıbel-i Hakkdan Cibrîl-i emîn vesâtatıyla resûl-i kibriyâya nâzil olmazdan yedi sene mukaddem Arapça lafz-ı dürer-bârın mukaddem târîhile İmrü'l-Kays manzûm etmişdir kim güfte-i İmrü'l-Kays:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 68a ·
metinde göster ·
… pertâb edüp seğirderek on altı zirâ‘ tavîl destârı bir başdan bir başa seğirdüp
geçdikde
aslâ dülbend zerre kadar hareket etmedi. Hakkâ ki sihr mertebesi çâpük-süvârlık …
Manzara-i râbi‘: Bu meydânda altı aded âdemlere on altı zirâ‘ tavîl bir köse destârı küşâde dutup hemân ol çâpük-süvâr pehlivân berk-i hâtif gibi seğirderek dülbend üzre pertâb edüp seğirderek on altı zirâ‘ tavîl destârı bir başdan bir başa seğirdüp geçdikde aslâ dülbend zerre kadar hareket etmedi. Hakkâ ki sihr mertebesi çâpük-süvârlıkdır. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231a ·
metinde göster ·
… â-sür‘at alaşa atlar ile nehr-i Turla'yı küffârın gözlerine karşu yıldırup beri
geçdikde
Mengli Giray Hân Bâyezîd Hân'ın pây-ı semendine yüz sürüp cümle Tatarların çapu …
Hikmet-i Hudâ ol gün Kırım Hânı Mengli Giray Hân ibn Hoci Giray Hân iki kerre yüz bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ve on kerre yüz bin sabâ-sür‘at alaşa atlar ile nehr-i Turla'yı küffârın gözlerine karşu yıldırup beri geçdikde Mengli Giray Hân Bâyezîd Hân'ın pây-ı semendine yüz sürüp cümle Tatarların çapula göndermeğe izin taleb edüp Bâyezîd Hân Tatar askerine izin verüp Eflâk ve Boğdan ve Kazak memleketlerin harâb [ü] yebâb edüp şeb [ü] rûz ordu-yı İslâm'ı ganîmet edüp yine Âl-i Osmân askeri şeb [ü] rûz kal‘a-i Akkirmân'ı döğmeden hâlî olmazlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35a ·
metinde göster ·
… n} iki gün iki gecede imdâda gelüp ol ân kendisi bir gemiye binüp Özü kal‘asına
geçdikde
Yûsuf Kethüdâ ve hakîr ve cümle a‘yân-ı Özü {Hân} huzûruna varup baş urup dest- …
Yûsuf Kethüdâ {eydir}: "Bire Allâh kerîmdir, ya bu kadar mâl-ı ganâ’im pâdişâhımıza vâsıl olmasın mı? Tîz silâhlanınız, yohsa vallâhi sizi şeytân alır" dedikde anlar dahi silâhlanırken hikmet-i Hudâ-yı Bârî yârî kılup {nehr-i Özü'nün} karşu tarafından bir siyâh toz evc-i âsumâna burum burum oyulkanarak ber-havâ çıkmada. Hemân sâ‘at tarfetü'l-ayn içre karşu Kılburun kal‘asına askerin ucu gelüp {göründü}. Meğer bizzât Tatar Hânı Mehemmed Giray Hân hazretleri seksen yedi bin asker ile {Kırım'dan} iki gün iki gecede imdâda gelüp ol ân kendisi bir gemiye binüp Özü kal‘asına geçdikde Yûsuf Kethüdâ ve hakîr ve cümle a‘yân-ı Özü {Hân} huzûruna varup baş urup dest-i şerîflerin bûs edüp şerefyâb oldukda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62b ·
metinde göster ·
… deyü gurûriyyet ve enâniyyet edüp nehr-i Turla'yı ve nehr-i Tuna'yı beri tarafa
geçdikde
hemân Babadağı sipâh kethüdâyeri Abdigül Ağa nâm bir koca ağa pâresi ol gün mez …
"Kılâ‘-ı metîneler ve güzîde asker-i firâvân yokdur" deyü gurûriyyet ve enâniyyet edüp nehr-i Turla'yı ve nehr-i Tuna'yı beri tarafa geçdikde hemân Babadağı sipâh kethüdâyeri Abdigül Ağa nâm bir koca ağa pâresi ol gün mezkûr olan üç kazâdan fi'l-hâl altmış üç bin eli kılıçlı yiğitler ile Babadağı kurbunda Hacıgî Paşa köyü sahrâsı altında (---) Hân'a bir kerre eyle badaluçka top gibi dokunur kim tarfetü'l-ayn içre kırk elli bin {Kırım} Tatarı'n kılıçdan geçürüp bakıyyetü's-seyfi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 67b ·
metinde göster ·
… ün üstüne azîm balyemez toplar koyup atdıklarında gülleleri bî-bâk karşu tarafa
geçdikde
sa‘âdetlü pâdişâh anda bir mendirek burcu yapmak fermân eyleyüp mübâşeret etdil …
Bu tabyalardan sekdirme toplar atılup gülleler bir tarafdan bir tarafa içeriki kal‘alar topu gibi yetişmediğinden hemân Köpürlü Mehemmed Paşa derûn-ı dilden himmet edüp Nev-binâ temelinden bir mîl deryânın sığ yerlerine on dâne çürük kadırgaları cemî‘i donanma forsalarına ve cümle Âl-i Osmân askerine "Koma kurdum" deyüp mezkûr kadırgaları taş ile doldurup kadırgaları deryâya batırup tâ yeni kal‘a önünden deryâyı bir mîl kadırgalara varınca bir hafta[da] dağlar gibi bir burun-misâl doldurup bir sedd-i İskender edüp ol gün üstüne azîm balyemez toplar koyup atdıklarında gülleleri bî-bâk karşu tarafa geçdikde sa‘âdetlü pâdişâh anda bir mendirek burcu yapmak fermân eyleyüp mübâşeret etdiler. Dahi bu kal‘a nâ-tamâm olmağile imârâtından bir şey yok idi. Ancak şekl-i murabba‘ bir şeddadî tîşeden çıkma taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olmada idi. Dâ’iren-mâdâr cürm-i esâsı bin yüz adım idi ve derûn-ı hisârda bir hünkâr câmi‘ine mübâşeret etmişler idi. Sa‘âdetlü pâdişâh bu kal‘ayı itmâm-ı sa‘y-ı tâm edüp gâhîce sayd [u] şikâra gider birkaç tazı ve zağar ve doğan haberin alup Çakırcıbaşı Cânpoladzâde hakîri fermân-ı pâdişâhîyle Bozcaada Muhâfızı Sührâb Mehemmed Paşa'ya gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91b ·
metinde göster ·
… gemiler açılup kapanır başka bir cisirdir kim gelüp giden gemilere açup gemiler
geçdikde
yine kapanır.
Bu kantara-i garîb ve acîb Budin kal‘asının Ali Paşa tabyası önünde nehr-i Tuna üzre kâmil yetmiş pâre tombaz gemiler üzre uzun direkler ile mebnî bir cisr-i tavîldir kim cümle tombaz gemileri birbirlerine kalın zincîrler ile bağlı ve ortasında dörd pâre gemiler açılup kapanır başka bir cisirdir kim gelüp giden gemilere açup gemiler geçdikde yine kapanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89b ·
metinde göster ·
… birkaç kerre atına muşvâr vurup küffâra bir kerre hamle eyleyüp bir hamle hatâ
geçdikde
kâfir dahi elindeki Ferhâdî külüng ile Kassâbzâde'ye bir hamle edüp hamd-i Hudâ …
Hemân beri tarafdan Kassâboğlu "Gâzîler! Beni hayr du‘âdan unutman. Sizi Allâhıma ısmarladım" deyüp meydân-ı rezme at sıçradup meydânda birkaç kerre atına muşvâr vurup küffâra bir kerre hamle eyleyüp bir hamle hatâ geçdikde kâfir dahi elindeki Ferhâdî külüng ile Kassâbzâde'ye bir hamle edüp hamd-i Hudâ anın dahi hamlesi hatâ geçüp hemân ikinci hamle yine Kassâbzâde'ye değüp elindeki yedi vukıyye hadîd-i Hemedânî tokuz yaprak şeştöperiyle kâfire bir hamle-i Kassâb-ı Cömerd edüp kâfirin kellesindeki miğferi hurd olup alâ mele’i'n-nâs kâfirin beynisi taşra çıkup atından depesi üzre kâfir yıkılınca atı kâfire doğru firâr etdikde hemân Kassâbzâde atının dizginin koluna geçirüp atdan piyâde olup dal sâtûr-ı pehlivânî olup Kassâbzâde Kassâb-ı Cömerd köçeği gibi kâfirin kellesin cesed-i nâ-pâkinden cüdâ edüp kâfirin kellesin ağzından eğer kaşına yumruğuyla ura ura geçirüp hamd-i Hudâ sâlimîn ü gânimîn gâziyân-ı mücâhidân içine girince derûn-ı askerden bir "Allâh Allâh!" sadâsı evc-i âsumâna peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84b ·
metinde göster ·
… üzre tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur, ammâ inşâallâh bu müsevvedât tas[h]îha
geçdikde
mufassal tahrîr olunur. Zîra "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" dir. Ve hamd-i Hudâ se …
Ve bu eyâlet iklîm-i râbi‘dedir. Arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-i nehârı (---)(---)(---)(---) anıniçün âb [u] hevâsı şiddet üzredir. Ve eğer bu şehrin evsâfın murâdımız üzre tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur, ammâ inşâallâh bu müsevvedât tas[h]îha geçdikde mufassal tahrîr olunur. Zîra "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" dir. Ve hamd-i Hudâ ser-rişte dahi elde ve dilde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13b ·
metinde göster ·
… hrîr eylesek iki kürrâs müsevvedât olur. Hudâ müyesser edüp müsevvedemiz tasîhe
geçdikde
olmaya illâ hayır.
Bu tahrîr olunan cevâmi‘lerin binâların târîhleri ile tahrîr eylesek iki kürrâs müsevvedât olur. Hudâ müyesser edüp müsevvedemiz tasîhe geçdikde olmaya illâ hayır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81a ·
metinde göster ·
… l hatlara nazar eyleyüp nakş almışızdır. İnşâallâh bu müsevveddâtımız tas[h]îha
geçdikde
tahrîr olunur. Ve ba‘zı kapuların atebe-i âlîleri üzre mehîb iki cenâhlı kuş ti …
Ve bu şehrin kapuları üzre birer ikişer satır İbrî ve Süryânî lisânı üzre târîhleri mastûrdur. Mümkin olduğu mertebe ol hatlara nazar eyleyüp nakş almışızdır. İnşâallâh bu müsevveddâtımız tas[h]îha geçdikde tahrîr olunur. Ve ba‘zı kapuların atebe-i âlîleri üzre mehîb iki cenâhlı kuş timsâlleri yâhûd ucbe-likâ dîv sûretleri tasvîr olunmuş. Ve'l-hâsıl her birinde birer ibret-nümâ âsârlar vardır. Eğer manzûrumuz olduğu mertebe tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y272a ·
metinde göster ·