… ‘mîr ü termîm ederken hikmet-i Hudâ kazâ-yı âsumânî İslâmbol içre yedi gün altı
gece bir
zelzele-i azîm olup Galata kal‘asının niçe yerleri münhedim olup ta‘mîr ü termî …
Andan serîr-i saltanat, Sultân Bâyezîd-i Velî'ye nasîb olup İslâmbol'u ta‘mîr ü termîm ederken hikmet-i Hudâ kazâ-yı âsumânî İslâmbol içre yedi gün altı gece bir zelzele-i azîm olup Galata kal‘asının niçe yerleri münhedim olup ta‘mîr ü termîm olunup Yağkapanı'nın atebe-i ulyâsı üzre Mi‘mâr Murâd çâr-kûşe bir mermer üzre celî hatt ile yazmışdır, ammâ hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmışdır. Târîh
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41a ·
metinde göster ·
… mağa cür’et edemezlerdi. Niçe gûne keşf [u] kerâmâtları zâhir olmuşdu. Âhir bir
gece bir
rîh-ı akîm esüp külbe-i Hasan'ın hüsnün bozup münhedim edüp ale's-sabâh Hasan D …
Evvelâ Sultân-ı Büdelâ Hasan Dede: Ebü'l-feth câmi‘inin Boyacılarkapusu dâhilinde sâkin idi. Eflâke ser-çekmiş kat-ender-kat tabaka tabaka külbe-i ahzânlar binâ etdirirdi. Ammâ aslâ kâbil-i süknâ değil idi. Ol mertebe âlî idi kim Ebü'l-feth minâresine berâber olup neccârlar dahi fevkinde bir mismâr mıhlamağa cür’et edemezlerdi. Niçe gûne keşf [u] kerâmâtları zâhir olmuşdu. Âhir bir gece bir rîh-ı akîm esüp külbe-i Hasan'ın hüsnün bozup münhedim edüp ale's-sabâh Hasan Dede'yi savma‘asında kefenini sarılı bulup Kestelzâde yanında defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b ·
metinde göster ·
… âristân içre bir mevlevîhâne binâ etmişdi kim nazîri yok idi. Hikmet-i Hudâ bir
gece bir
zelzele-i azîm olup Mevlevîhâne yere berâber münhedim olup zemîni bahâristân ik …
İmâret-i it‘âmı yokdur ve bir hânı ve yedi tekye-i dervîşânı vardır. Ammâ Sultân Mustafâ'nın ibtidâ cülûsunda Yeniçeri ocağı başçavuşu Kara Mezâk nâm kâtil-i Osmân Hân olan âk, Zâlpaşa kurbünde bir hadîka-i bahâristân içre bir mevlevîhâne binâ etmişdi kim nazîri yok idi. Hikmet-i Hudâ bir gece bir zelzele-i azîm olup Mevlevîhâne yere berâber münhedim olup zemîni bahâristân iken hâlâ bostân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118b ·
metinde göster ·
… sâ‘at iki tasvîri oynadup gûnâ-gûn muhaşşâ taklîdler edüp bir etdiği şakayı ol
gece bir
dahi etmek ihtimâli yok idi. Tâ bu mertebe Ebü'l-me‘âlî mertebesinde ebü'l-kelâ …
Ammâ mezkûr Kör Hasanoğlu, Hacivad'ı, Karagöz'ü ahşamdan tûl-ı leyl 211b tâ sabâha dak on beş sâ‘at iki tasvîri oynadup gûnâ-gûn muhaşşâ taklîdler edüp bir etdiği şakayı ol gece bir dahi etmek ihtimâli yok idi. Tâ bu mertebe Ebü'l-me‘âlî mertebesinde ebü'l-kelâm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a–211b ·
metinde göster ·
… ed Paşa efendimiz Hân'dan ayrılup Akkirmân kal‘asın ta‘mîr ü termîm ederken bir
gece bir
vâkı‘a görüp ertesi sabâh namâzı imâmetin bu hakîr edüp Yâsin-i şerîf tilâvetin …
Netîce-i kelâm: "El-kelâmu yecürrü'l-kelâm" üzre söz sözü açup yine sade[de] rucû‘ edelim. Melek Ahmed Paşa efendimiz Hân'dan ayrılup Akkirmân kal‘asın ta‘mîr ü termîm ederken bir gece bir vâkı‘a görüp ertesi sabâh namâzı imâmetin bu hakîr edüp Yâsin-i şerîf tilâvetinden sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53a ·
metinde göster ·
… rsin. Babam Gazi Murâd Hân ba‘zı vâkı‘aların sana ta‘bîr etdirir idi. Ben de bu
gece bir
vâkı‘a gördüm. Lutf ile, ta‘bîr eyle" dedikde,
Bir gün vakt-i seherde Kaya Sultân efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya eydir: "Cânım Paşa, sen gâyet mu‘abbirsin. Babam Gazi Murâd Hân ba‘zı vâkı‘aların sana ta‘bîr etdirir idi. Ben de bu gece bir vâkı‘a gördüm. Lutf ile, ta‘bîr eyle" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b ·
metinde göster ·
… enleri ve rakîk ve beyâz unları ve dilber muğpîçe Urûm gulâmları olur. Anda bir
gece bir
sohbet-i âlî edüp, andan yine semt-i yıldıza gidüp,
Gelibolu hâkinde leb-i deryâda hâkimi subaşıdır. Leb-i deryâda sekiz yüz musanna‘ kiremit örtülü kat-ender-kat sarây-ı âlî-misâl kefere evleri var, gözler kamaşır, zîrâ bu kasaba kâfirleri cümle İslâmbo[l] evlerin binâ eden üstâd-ı kâmil dülger kefereleri bunda sâkinlerdir kim Maydos dülgeri Rûm'da meşhûr olduklarından her birinin bedhâneleri ibret-nümâ binâlardır. Bunda aslâ hâkiminden gayrı müslim yokdur ve kenîseleriyle bâğları çokdur. Anıniçün Maydos şarâbı meşhûr ve kasaba hâricinde yel değirmenleri ve rakîk ve beyâz unları ve dilber muğpîçe Urûm gulâmları olur. Anda bir gece bir sohbet-i âlî edüp, andan yine semt-i yıldıza gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94a ·
metinde göster ·
Niçe bini dahi piyâde ve atlı dağlara düşüp ardları sıra bizim Tatar askeri düşüp anları kova kıra gitmede. Beri cânibde Yergöğü kal‘asında bu kadar zamândan berü mahsûr olan paşalar ve asker-i İslâmlar kal‘adan taşra çıkup secde-i şükürler edüp Kalga Sultân'a ve yalı ağasına semmûr kürkler geydirilüp hakîre dahi bir semmûr kafâsı kürk ihsân olunup Paşa askerleri dahi firâr eden küffârların akîblerine düşüp gitmede, ammâ hikmet-i Hudâ ol gece bir şiddet-i şitâ kopup bi-emr-i Hayy-i Kadîr nehr-i Tuna donup pây-ı taht olunca azamet-i Hudâ bu kadar zamândan berü Tuna'nın karşu tarafında muhâfazaya duran deryâ-misâl asker fursat bulup "Bire küffâr bozulmuş" deyince ümmet-i Muhammed buz üzre Tuna'yı 103b ubûr edüp beri Yergöğü'den geçüp üç gün üç gece dağlarda ve bellerde ve köy kendlerde biter ot ve öter horos komayup hadd [ü] hasrın cenâb-ı Kibriyâ bilir ol kadar hayvânât ve mâl-ı ganâ’im üsârâlar ile asâkir-i nusret-me’ser muğtenim oldular kim bir dahi böyle olmamışdır. Hemân ol sâ‘at bu feth-i meserreti Fazlî Paşa ve Kalga Sultân âdemleriyle sa‘âdetlü pâdişâha arz eyleyüp Kalga Sultân efendimiz ile kırk bin asker olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a–103b ·
metinde göster ·
… zre bu kal‘anın cirmi kâmil bir sâ‘atde dolanılır. Hattâ her ağa bu kal‘ayı her
gece bir
sâ‘atde devr etdikde ol ağa neferâtlarının çavuşu "Bir pâsbân" deyü feryâd edüp …
Ve bu tabyalar üzre bu kal‘anın cirmi kâmil bir sâ‘atde dolanılır. Hattâ her ağa bu kal‘ayı her gece bir sâ‘atde devr etdikde ol ağa neferâtlarının çavuşu "Bir pâsbân" deyü feryâd edüp anlar oturup ol ân bir gayrı ağa neferâtlarıyla kalkup kal‘ayı devr etdikde yine bir sâ‘at olup "Bir pâsbân" deyü feryâd ederler. Tâ sabâha dak sayf u şitâda tûl-ı nehâr kanûnları böyledir. Sâ’ir kılâ‘larda bu âyîn yokdur. Hattâ rûz-ı rûşende dahi dîdebânları başka ağalardır. Bu kal‘a etrâfında olan sahrâlara nazar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
vâkı‘a gördüm. Bu yanımızdaki Seydî Ahmed Paşa inşâ etdiği namâzgâhın minberine …
Melek Ahmed Paşa eydir: "Hayrola, bu gece bir vâkı‘a gördüm. Bu yanımızdaki Seydî Ahmed Paşa inşâ etdiği namâzgâhın minberine hakîr çıkup cümle askere hutbe tilâvet ederdim. Meğer cum‘a günü imiş. Hutbeyi okurken anı gördüm. Seydî Ahmed Paşa zırh [u] zereh-külâh ve ser-penâhın başına geymiş minber nerdübânından yukaru çıkup eydir: ‘Âh Birâderim, benim minberime 135b çıkmak hüner değildir. Beni Köpürlü Mehemmed Paşa vezîre arz edüp beni öldürmeden halâs eyle. Yohsa beni böyle bir cum‘a günü şehîd ederler’ deyü ağladı. Biz dahi hutbeyi bırağup, ‘Elem çekme birâder, seni anlardan Allâh kurtarır. İnşâ’allâh sene-i âtîde seninle Tımışvâr ovasında mülâkat olup seni bir hâl ederiz. Elem çekme. Var Budin'e girüp kal‘ayı bir hoşca amâr edüp hıfz [u] hırâset üzre ol’ dedim. Ol dahi ‘Kabûl etdik. Hemân bizi hayır du‘âdan unutma’ deyü minberden gerü gerü ineyim derken başı aşağı düşüp teker meker olup merhûm oldu. Hemân ben de,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135a–135b ·
metinde göster ·
… an sene 882 mürûrunda mevlûd-ı Resûl-i Kibriyânın rahm-ı mâderden müştak olduğu
gece bir
zelzele-i azîm olup bu şehirdeki manastır münhedim olup yine amâr ederler. Hâlâ …
şehr-i kadîmdir deyü müverrihân-ı Latin eyle tahrîr etmişler kim tâ İskender-i Kübrâ asrında bunda bir ma‘bedgâh deyr-i kadîm var idi. Ba‘dehû İskender vefâtından sene 882 mürûrunda mevlûd-ı Resûl-i Kibriyânın rahm-ı mâderden müştak olduğu gece bir zelzele-i azîm olup bu şehirdeki manastır münhedim olup yine amâr ederler. Hâlâ ol deyr-i kadîm ismiyle müsemmâ olup ilâ hâze'l-ân efvâh-ı âlemde Manastır şehri derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 176a ·
metinde göster ·
yavunculu düş gördüm. Gel bugün ata binüp bir yere gitme." dedikde beş altı kiş …
Bir bölükbaşı eydir: "Bak a arslanım. Bu gece bir yavunculu düş gördüm. Gel bugün ata binüp bir yere gitme." dedikde beş altı kişi dahi feryâd edüp "Gitme âdem gitme" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185a ·
metinde göster ·
Bu mahalde cümle asâkir hayme vü hargâhların cümle kar üzre kurup ol
gece bir
berf [ü] bârân-ı rahmet dahi yağup cümle çadırlar kar altında kalup azîm sovukl …
Bu mahalde cümle asâkir hayme vü hargâhların cümle kar üzre kurup ol gece bir berf [ü] bârân-ı rahmet dahi yağup cümle çadırlar kar altında kalup azîm sovuklar oldu kim eller ve ayaklar dutmadan kalup bu mahalde iki gün tekâ‘üd-i meştâdır deyü dellâllar nidâ edüp tâ Demirkapu'nun iç yüzünde kâfir tarafında ol gün meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
… gemiler gidüp bunlar bu cezîrede küffâr ile cenge âheng ederek kâmil üç gün üç
gece bir
ceng [ü] savaş-ı perhâş ederler kim hâlâ cemî‘i serhad tevârîhlerinde mastûrdur …
Bu cezîreye ale'l-gafle bu kadar bin guzât-ı müslimîn geçince cümle gemiler gidüp bunlar bu cezîrede küffâr ile cenge âheng ederek kâmil üç gün üç gece bir ceng [ü] savaş-ı perhâş ederler kim hâlâ cemî‘i serhad tevârîhlerinde mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72b ·
metinde göster ·
leyle-i muzlim olup ve berf ü selc bârân-ı la‘net yağup aslâ göz açdırmadığında …
Her ne hâl ise bu gün de böyle geçüp ol gece bir leyle-i muzlim olup ve berf ü selc bârân-ı la‘net yağup aslâ göz açdırmadığından mâ‘adâ herkes haymesinde ve harârı dibinde yağmurluğun geyüp büzülmüş yatırlarken nısfu'l-leylde bir rûzgâr-ı zor-kâr esüp cümle atlar ve katırlar târumâr olup niçe garîb ü gurebâ âdemler sovukdan donup kurıla kalmışlar ve niçe bin kara hırsızlar çadırları yarmışlar ve niçe yüz yük harâr yükleri alup gitmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138b ·
metinde göster ·
… an berü bu bizim Latin kavmi Hazret-i Îsâ sûretin edüp hapisden halâs etdikleri
gece bir
leyle-i mübârekemizdir, ile'l-ân ol zamândan berü bu âyîni kavm-i Latin edegelm …
"Vallâhi sultânım Hazret-i Îsâ hayâtda iken Yahûdîleri dîn-i Îsâ'ya da‘vet etdiğinden Yahûdîler bir gece Hazret-i Îsâ ve Meryem Ana'yı kapup katl etmek içün haps ederler. Hazret-i Îsâ Rûhullâh olmağile Yahûdîler katl edemeyüp hapisde saklarlar iken hemân bizim Şem‘ûn-ı Safâ Latinleri duyup pür-silâh olup Nâblûs şehrinde Hazret-i Îsâ'yı cuhûdlar evlerinde ahşamki gibi hây hûy ile arayup bir Yahûdî evinde Îsâ ve Meryem Ana'yı bulup cümle Yahûdîleri kırup ‘Pişkindos pişkindos’ deyü şenlik ederek Hazret-i Îsâ ve anasın geydirüp kuşadup alay ile Hazret-i Îsâ'yı bir kenîseye götürürler. Hâlâ ol zamândan berü bu bizim Latin kavmi Hazret-i Îsâ sûretin edüp hapisden halâs etdikleri gece bir leyle-i mübârekemizdir, ile'l-ân ol zamândan berü bu âyîni kavm-i Latin edegelmişlerdir. Gayri kâfiristânda bu âyîn yokdur ve Hazret-i Îsâ'yı Yahûdîlerden halâs eden bizim Latin kavmidir. Anıniçün cemî‘i millet-i Nasârâ içre zararsız bir makbûl Hıristiyanlarız" deyü soltat başı nâm kefere böyle nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152b ·
metinde göster ·
… e karındaşı Şemsî Paşa Rûmeli eyâletiyle bu kal‘a-i Bobofça'yı muhâsara edüp ol
gece bir
lu‘b ile küffâr derûn-ı hisârdan firâr edüp sene 974 mâh-ı Safer'inin yigirmi t …
Lisân-ı Hırvadca (---)(---) demekdir. Bânîsi Zirniski Mikloş ban binâsıdır, ammâ ibtidâ fâtihi Süleymân Hân Seğitvar kal‘ası altında merhûm olup üç günden sonra kal‘a-i Seğitvar feth olunca Sokollu Mehemmed Paşa'nın re’y [ü] tedbîri ile Vezîr-i hâmis Mustafâ Paşa ve karındaşı Şemsî Paşa Rûmeli eyâletiyle bu kal‘a-i Bobofça'yı muhâsara edüp ol gece bir lu‘b ile küffâr derûn-ı hisârdan firâr edüp sene 974 mâh-ı Safer'inin yigirmi tokuzuncu gün bi-emrillâhi Ta‘âlâ kal‘a-i Bobofça dest-i Âl-i Osmân'a girüp gereği gibi her mühimmât [u] levâzımâtların görüp kemâkân kifâyet mikdârı asker korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177a ·
metinde göster ·
mertebe kar ve tûfân u boran olur kim cümle asâkir-i İslâm helâk mertebesine va …
Ba‘dehu Alman dağları eteği olmağile bir gece bir mertebe kar ve tûfân u boran olur kim cümle asâkir-i İslâm helâk mertebesine varırlar, zîrâ bu kal‘ayı Süleymân Hân muhâsaraya gelirken yollar üzre altmış altı pâre kılâ‘ları feth edüp geç kalınup asker-i İslâm zebûn olmuş idi. Ve asker-i İslâm kışa dutulduğun küffâr haber alup askerin cânib-i erba‘asın küffâr-ı bed-kâr yedi kral-ı dâl askeri ihâta etdiğin Süleymân Hân istimâ‘ edüp cümle umûr-dîde iş erleriyle meşveret edüp Süleymân Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b ·
metinde göster ·
… i gâyet sazlık ve (sazlık ve) bataklık olmak [ile] ba‘zı nevâhîlerine on gün on
gece bir
yerde durmayup etrâf [u] eknâflarına çapullar civerüp, bu ülkeyi harâb berbâd e …
Kâh Leh kralına ve kâhîce Maskov kralına tâbi‘ olur bir alay küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karârlardır, ammâ hâk-i nâ-pâkleri gâyet sazlık ve (sazlık ve) bataklık olmak [ile] ba‘zı nevâhîlerine on gün on gece bir yerde durmayup etrâf [u] eknâflarına çapullar civerüp, bu ülkeyi harâb berbâd edüp gücile yigirmi yedi bin esîr-i nevâdir şikâr alınup cümlesin evli evlerinde gâfil bulduk, zîr[â] şid[det-i] şitâ güz eyyâmları olmak ile cümle küffâr ehl [ü] iyâlleriyle evlerinde âteş kenârında (...) zevk u safâ ederlerken esîr-i bend-i zencîr oldular. Ammâ bu vilâyetin karşu tarafı Berabaş hâkidir. Mukaddemâ harâb etmişdik. Andan cânib-i garba bir gün çapup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111b ·
metinde göster ·
… eks eyleyüp etrâf [u] eknâfa karavullar ta‘yîn olundu. Hikmet-i Hudâ bu mahalde
gece bir
kâfir-i Kazak kayığı nehr-i Süd içre ubûr ederken Tatar bu kayığa tîr bârân edü …
Bu minvâl üzre Hân hazretleri talattum-ı Bahr-i Ummân-vâr at ve âdem deryâsıyla cereyân edüp üç gün üç gecede seğirdüp Azak kal‘ası şark cânibinde sağ tarafımızda kalup nehr-i azîm Süd başından cümle asker âsân vech ile Süd nehrin yıldırup anda bir çemenzâr yerde meks eyleyüp etrâf [u] eknâfa karavullar ta‘yîn olundu. Hikmet-i Hudâ bu mahalde gece bir kâfir-i Kazak kayığı nehr-i Süd içre ubûr ederken Tatar bu kayığa tîr bârân edüp niçe Tatar gâzîleri atlarıyla kendülerin suya urup yıldırup kayığı kenâra getirüp keferelerin Hân tilmaşlarla, ya‘nî tercümânlar ile söyledüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
za‘îf beze miskîn fakîr dervîş-i dilrîş kışda kıyâmetde ac u zâc ve uryân bir k …
Hikmet-i Hudâ: Bir gece bir za‘îf beze miskîn fakîr dervîş-i dilrîş kışda kıyâmetde ac u zâc ve uryân bir kâmiyâbun dervezesine gelüp berk-i hazân gibi ol hizân dervîş ditreyüp "Şey’en lillâh" deyü feryâd eder. Aslâ bu dervîşin feryâdına ve yüzüne bir ferd-i âferîde nazar etmeyüp dervîşi kovarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b ·
metinde göster ·
… bölmüşdür. Hikmet-i Bârî yârî kılup biz bu Jivakirmân kal‘asında mihmân iken ol
gece bir
şiddet-i şitâ ve bir rîh-i akîm poyraz rûzgâr-ı zorkârı esüp bi-emrillâhi te‘âl …
Ve bu mahalde nehr-i Ten Heyhât sahrâsın iki bölmüşdür. Hikmet-i Bârî yârî kılup biz bu Jivakirmân kal‘asında mihmân iken ol gece bir şiddet-i şitâ ve bir rîh-i akîm poyraz rûzgâr-ı zorkârı esüp bi-emrillâhi te‘âlâ nehr-i Ten sovukdan müncemid olup üstünden niçe bin arabalar ve kızaklar geçmeğe başlayup cümle kavm-i küffârın yüzleri güldü ve buzları çoğaldı. Ammâ bir şedîd sovuklar oldu kim Jivakirmen kâfirlerinin evlerinden taşra çıkmağa iktidârlarımız olmadı, zîrâ Erba‘înin ve şitâ-yı Zemherîrin tâ ayne'l-fi‘li olup iklîm-i sâbi‘de olmağile şiddet-i şitâdan yerler çatlayup araları gayyâ deresi gibi olurdu. Hele her ne hâl ise Jivakirmân'dan kalkup cânib-i garba Ten kenârınca giderken ba‘zı mahalde Ten suyu buzu çatlayup Heyhât sahrâsın büsbütün Ten suyu gark edüp donmuş ve billûr ve necef ve moran gibi Heyhât sahrâsı mücellâ buz olup ne arabalarımız ve ne atlarımız ve ne piyâde âdemlerimizin yürümeğe iktidârları olmayup hâsıl-ı kelâm her ne hâl ise derd-i belâ ve renc-i anâ çekerek ol gün yürüyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·
… pişirüp kimini âteşde yine kebâb edüp ıssı edüp ekmeklerin de küllere gömüp ol
gece bir
zevk u safâlar etdik. Ammâ ale's-sabâh yine de’b-i kadîmimiz üzre etrâf-ı erba‘ …
Ba‘dehu bu Cibilli nâm mahalde ol gece niçe yaban donbaylarını sayd u şikâr edüp bu mahalle gelince Kalmık havfinden aslâ âteşler yakmayup dururduk. Bu gece sazlara ve kamışlara âteşler edüp semiz dombay kebâbları pişirüp ve Azak'dan getirdiğimiz söğüş koyun etleri ve ekmekleri cümle buz olmuşdu, baltalarla pişmiş koyunları pâreleyüp kimin kazanda yine pişirüp kimini âteşde yine kebâb edüp ıssı edüp ekmeklerin de küllere gömüp ol gece bir zevk u safâlar etdik. Ammâ ale's-sabâh yine de’b-i kadîmimiz üzre etrâf-ı erba‘aya karavullar koyup cümle arabaları küren çatup ve Kalmık esîrlerin atlarıyla ortaya alup yorta yorta giderken bir kar yağmağa başlayup ol gün kıble cânibine seğirdüp vakt-i asrda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
… îş Beğoğlu Alî Cân ve gayrilerle cân sohbetleri edüp zevk u safâlar ederken bir
gece bir
şiddet-i şitâ ve bir rîh-ı şedîd esüp Taman cezîresi ile Kırım cezîresi mâbeyni …
Ba‘dehu bu Taman kal‘asında paşa ile on gün on gece a‘yân-ı vilâyetden Osmân Paşazâde ve Dervîş Beğoğlu Alî Cân ve gayrilerle cân sohbetleri edüp zevk u safâlar ederken bir gece bir şiddet-i şitâ ve bir rîh-ı şedîd esüp Taman cezîresi ile Kırım cezîresi mâbeyni on sekiz mîl olan boğaz Karadeniz'dir, üç arşın kâmil Karadeniz boğazı buz ile müncemid olup sedd olduğunun paşaya haberi geldi. Ve paşa fi'l-hâl kös-i rıhlet nefîrler çaldırup cümle bâr [u] büngâhıyla göçüp Taman'dan bir sâ‘atde yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 194a ·
metinde göster ·
… dan üç nefer çingane oğlanı Amr-ı Ayyâr'dan ayyâr veled-i zinâları var idi. Bir
gece bir
pençe-i âfitâb-i cihân ve bir fitne-engîz-i (...) zamân memlûkum bir çingane ay …
Bu şehr-i Gümülcine'yi seyr [ü] temâşâ edüp zevk u safâda iken hânemiz sâhibinin bir oğlanlarından üç nefer çingane oğlanı Amr-ı Ayyâr'dan ayyâr veled-i zinâları var idi. Bir gece bir pençe-i âfitâb-i cihân ve bir fitne-engîz-i (...) zamân memlûkum bir çingane ayyârıyla gâ’ib oldular. Hânemiz sâhibine sıklet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 210b ·
metinde göster ·
Bu dükkânlarda âdem deryâsı temevvüc edüp kırk gün kırk
gece bir
alma ve satma ve verme girme ve getirmeli bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Diller ile …
Bu dükkânlarda âdem deryâsı temevvüc edüp kırk gün kırk gece bir alma ve satma ve verme girme ve getirmeli bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olur değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
… elüp giderdi, zîrâ Sadrıa‘zam kolundan bir top menzili ba‘îd yer idi. Ancak bir
gece bir
kadırgası gark olup limana girecek yeri sedd edüp bir hafta imdâdı kal‘aya gelm …
Der-hâl-i küffâr-ı dâll: Bir gecenin içinde limanın şimâl cânibinde liman dîvârın münhedim [edüp] bir kadırga ubûr edecek kadar bir kapu yeri açup cümle imdâd getiren firkateler ve kayıklar ve filikalar andan limana girüp çıkmağa başladılar. Vezîria‘zam kolundan bu imdâd getiren kayıklara ve bu kadar bin aded toplar atılup aslâ mâni‘ olmayup yine küffârın imdâd kayıkları gelüp giderdi, zîrâ Sadrıa‘zam kolundan bir top menzili ba‘îd yer idi. Ancak bir gece bir kadırgası gark olup limana girecek yeri sedd edüp bir hafta imdâdı kal‘aya gelmez olup ba‘dehu gark olan kadırgayı gayri gemilere asup karşu Istandiye adasına götürdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297a ·
metinde göster ·
… Karlıeli şehzâdesine karşu çıkup Retime ve Apokoron sahrâlarında yedi gün yedi
gece bir
ceng [ü] cidâl edüp âhır-ı kâr Îsevîler gâlib putperest Martin mağlûb olup kaça …
Hemân var kuvveti bazuya getirüp sağîr ü kebîr iki bin pâre keştî cem‘ edüp bir muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile Girid adasının Suda limanına girüp ol ân lenger-endâht olup tarfetü'l-ayn içre karaya leşker döküp mezkûr putperest olan Martin kraldan rû-gerdân olup Îsâ dîninde olanları başına cem‘ edüp leşker-i azîm ile Girit kralı Martin-i putperest üzre varup Martin-i putperest dahi yer götürmez cünûd-ı cünübleriyle Karlıeli şehzâdesine karşu çıkup Retime ve Apokoron sahrâlarında yedi gün yedi gece bir ceng [ü] cidâl edüp âhır-ı kâr Îsevîler gâlib putperest Martin mağlûb olup kaçarken Karlıeli şehzâdesinin leşkeri Girid kralına yetişüp başın kesüp Karlıeli kralının kanın alup Girid cezîresindeki imâretleri dahi Karlıeli şehzâdesi yere berâber edüp mansûr u muzaffer yine Kar[lı]eli vilâyetine gelüp karındaşı ve babası tahtına cülûs edüp müstakil pâdişâh olup papaslıkdan ve seyâhatden ferâğat eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318b ·
metinde göster ·
… r kerre panayur-ı azîm ya‘nî bâzâr durup kırk elli bin âdem cem‘ olup on gün on
gece bir
hây hûy bâzâr-ı cem‘iyyet-i kübrâ olur kim vasfında lisân kâsırdır. Şehir hâric …
Ve bu şehir içre yılda bir kerre panayur-ı azîm ya‘nî bâzâr durup kırk elli bin âdem cem‘ olup on gün on gece bir hây hûy bâzâr-ı cem‘iyyet-i kübrâ olur kim vasfında lisân kâsırdır. Şehir hâricinde cümle üç yüz aded panayır dükkânları vardır. Ve niçe bin dükkân dahi bâzâr mahallinde çalaş malaş palaşdan dükkânlar binâ edüp kâr [u] kisb edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 369a ·
metinde göster ·
… Penç Hasan derler bir sahrâ-yı azîm vardır. Anda yılda bir kerre kırk gün kırk
gece bir
bâzâr-ı azîm olur. Hind ü Sind ve Belh u Buhârâ ve Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Hıt …
Ve bir dıraht-ı müntehâ dahi Dağıstân vilâyeti kurbunda kûh-ı Elburz dâmeninde Irâk-ı Dâdyân derler Nûşirvân oğlu Hürmüz-i Tâcidârın tahtı imiş. Hâlâ vîrândır, ammâ âsâr-ı binâdan bir günde ubûr olunmaz. Eyle bir şehr-i azîmdir. Hâlâ bunda olan ibret-nümâ meğer İsvân memleketinde ola. El-hâsıl bu Irâk-ı Dâdyân kurbunda Penç Hasan derler bir sahrâ-yı azîm vardır. Anda yılda bir kerre kırk gün kırk gece bir bâzâr-ı azîm olur. Hind ü Sind ve Belh u Buhârâ ve Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Hıtâ ve Hoten ve Maskov memleketinden niçe kerre yüz bin tüccâr gelüp bey‘ [u] şirâ ederler bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Mezkûr Penç Hasan ziyâretgâh-ı azîmi dibinde bir dıraht-ı kavak vardır. Ammâ içi boşdur ve otuz atlı sığar ol kadar ecvefdir. Ve cânib-i erba‘ası dîvârdır. Ve cemî‘i halk bu dırahta mu‘tekidlerdir. Ammâ Çerkez'den gayri bir kavim tapmazlar. Ancak temâşâ ederler. Ve cümle halk ol zu‘m üzrelerdir kim bu dıraht altında İskender-i Zülkarneyn medfûn ola. Hattâ ol ağacın kovuğu içre benî âdem girüp çıkmadan fenâ bulmasın deyü ağacın kapu gibi yerine demir kaplamışlardır. Ve enderûn [u] birûnunda hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ol kadar demir ve na‘l ve mıh ve bıçak ve hançer ve kılıç pâreleri mıhlamışlar kim cesed-i şecer gûyâ pûlâd-ı Nahçivânî'den halk olunmuşdur. Ve bu dıraht evc-i âsumâna ser çeküp serâmed olması ile şöhre-i şehr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105a ·
metinde göster ·
… esin içün azîm dıraht-ı bâlâlar ile şaranpavlar binâ olunup ana dîvârı üzre her
gece bir
bölük neferât nevbet bekler. Ve bu mahalden gayri piyâde ubûr olmaz. Deryâdır.
Ve bu dirsekler önünde handak içinde iki yüz adım bir sedd-i azîm dîvâr vardır, tâ leb-i deryâya varır. Ve bu mahalde handak alçakdır, zîrâ leb-i deryâdır. Ve bu mahal serâpâ leb-i deryâda kefere meşâdlığıdır. Ve leb-i deryâdan kayık ile handak içine düşmen girmesin içün azîm dıraht-ı bâlâlar ile şaranpavlar binâ olunup ana dîvârı üzre her gece bir bölük neferât nevbet bekler. Ve bu mahalden gayri piyâde ubûr olmaz. Deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y115b ·
metinde göster ·
… iyâllerin kavm-i Lûtîler havfinden bu gârda pinhân eylemiş. Hâlâ bu gârdan her
gece bir
ziyâ zâhir olup bu etrâfa ziyâ-bahş olup meh-i çârdeh gibi cevânib-i erba‘a mün …
Cebel-i Zeyt-i Hâr derler bir cebele-i sağîredir. Anda bir gâr-ı azîm vardır. Hazret-i Lût Nebî bu gâr içre ümmetlerinin ehl [ü] iyâllerin kavm-i Lûtîler havfinden bu gârda pinhân eylemiş. Hâlâ bu gârdan her gece bir ziyâ zâhir olup bu etrâfa ziyâ-bahş olup meh-i çârdeh gibi cevânib-i erba‘a münevver olur. Hikmet bu kim rûz-ı rûşende bî-pâk ü bî-pervâ ol gâr içre girüp seyr [ü] temâşâ edersen ne çerâğ ve ne kandîl ve ne fitîl ve ne âteş ve ne âteşdân var. Ancak sun‘-ı Hudâ'dan bir şem‘-i şebistân zâhir olur kim akıl perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y234a ·
metinde göster ·
berd-i şitâ olup bir dipi ve boranlı serçe başı kar yağdı kim sovukdan iki yüz …
Hikmet-i Hudâ ol gece bir berd-i şitâ olup bir dipi ve boranlı serçe başı kar yağdı kim sovukdan iki yüz mikdârı deve ve yetmiş seksen Urbân-ı uryân rûh-ı revân oldu. Ve ol gece şiddet-i şitâdan niçe bin at ve katır pâybendi ve kösdeğin sürüyerek bu çöl içre rûzgâr-ı zorkâra kıçın verüp belîdelere gidüp sığındılar. Sabâh olup gördüler kim kimin atı ve kiminin katırı ve ba‘zısının hımârı gâyib olmuş. Hamd-i Hudâ biri zâyi‘ olmayup Hüseyin Paşa havfinden cemî‘i devâbbâtları sâhiblerine teslîm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
kar yağmur yağdı kim aslâ ârâm vermeyüp Tûfân-ı Nûh'dan nişân verir bir günler …
Yine ol gün ol gece bir kar yağmur yağdı kim aslâ ârâm vermeyüp Tûfân-ı Nûh'dan nişân verir bir günler oldu. Bu gece cümle devâblar yine boşanup kurâlar karaltısı Y 261b gördükleri yerlere dek gitdiler. Yine cümle kurâ halkları zabt edüp kimi uryân ve kimi mecrûh yine sâhiblerine getirdiler. Hemân ol gün paşa hazretleri cümle iç ağalarına def‘-i belâ içün bin En‘âm-ı şerîf tilâvet etmek fermân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261a–Y261b ·
metinde göster ·
Beri tarafda cemî‘i huccâcın me’kûlâtları bu hâle uğrayınca ol
gece bir
yem beş altuna ve bir vukıyye beksumât üç altuna oldu. Ve huccâcın çoğu Arafât' …
Beri tarafda cemî‘i huccâcın me’kûlâtları bu hâle uğrayınca ol gece bir yem beş altuna ve bir vukıyye beksumât üç altuna oldu. Ve huccâcın çoğu Arafât'a yetişmeden me’yûs oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·
… mân edüp tâ vakt-i gurûba dek tilâvet olundukda hamd-i Hudâ bârân sâkin olup ol
gece bir
kuru sovuk oldu kim on bir âdem ve iki yüz deve ve katır ve at ve hımâr dondu. …
Ve bu mahalde yine bir rîh-i sarsar kopdu kim cümle hayme [vü] hargâhları Y 264b yerinden koparup pâre pâre etdi. Ne hâl ise paşaya bir gayri cerge kurdular. Hemân paşa cümle iç ağalarına ve huccâca En‘âm-ı şerîf ve ihlâs-ı şerîf ve salavât-ı şerîfe fermân edüp tâ vakt-i gurûba dek tilâvet olundukda hamd-i Hudâ bârân sâkin olup ol gece bir kuru sovuk oldu kim on bir âdem ve iki yüz deve ve katır ve at ve hımâr dondu. Ve cemî‘i tulumlarda sular yahpâre oldu. Ve Balka ve Mafrak gölleri ve Ka‘be çölleri dondu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a–Y264b ·
metinde göster ·
… tekye var imiş. Mısır'a bir fukarâ müsâfir gelüp mihmân olmak murâd edinse her
gece bir
tekyede mihmân olup "Ekrimu'd-dayfe" fehvâsınca ol müsâfire ikrâm edüp sabâh ol …
Şehr-i Mısır içre niçe yüz tekyeler dahi vardır, ammâ meşhûr olanları ve binâ-yı kebîrleri bunlardır. Ve bu dergâhlarda birer zâviye ve cevâmi‘ler olması hasebiyle câmi‘ ve mesâcid ve medâris ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâ ve mekteb-i sıbyân tertîbinde tahrîr olundu. Ammâ kadîm eyyâmda hemân Garâfe-i kübrâda ma‘mûr [u] âbâdân evkâf-ı cârî üç yüz altmış altı tekye var imiş. Mısır'a bir fukarâ müsâfir gelüp mihmân olmak murâd edinse her gece bir tekyede mihmân olup "Ekrimu'd-dayfe" fehvâsınca ol müsâfire ikrâm edüp sabâh olunca tekye şeyhi ol müsâfire bir Mısrî Q 202a para hammâm akçesi ihsân edermiş. Dilerse ol müsâfir bir sene sâkin olsun, yevmiyye birer para cânib-i vakıfdan in‘âm olunurmuş. Ve sene başında bulunan seyyâhâna bir hırka dahi ihsân olunurmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y116b ·
metinde göster ·
tekyede mihmân olup birer para-yı mu‘ayyeneyi alup bir gayrı tekyeye gidüp bu m …
Ba‘zı fukarâ her gece bir tekyede mihmân olup birer para-yı mu‘ayyeneyi alup bir gayrı tekyeye gidüp bu minvâl üzre Mısır'ın Garâfe tekyelerinin üç yüz altmış altı tekyeyi devr edermiş. Ve şehir içinde olan lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ tekyelerden bâlâda tahrîr ü tavsîf etdiklerimiz kalmışdır. Ni‘metleri hemîşe dâ’im ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y116b ·
metinde göster ·
… ammâ paşa gelmez. Ve ba‘de'l-asr ve ale's-sabâh ziyâfet tercümânındır. Ammâ ol
gece bir
Mevlûdü'n-Nebî olur kim niçe yüz şem‘-i kâfûrîler ile Ümmü'l-kıyâs bî-kıyâs kan …
Bu ziyâfetler tamâm olup oldukda du‘â ve senâdan sonra Nîl-i mübârek havuzunun cânib-i erba‘asından sıza sıza gelüp taşrada cereyân eden ana Nîl ne mertebe cereyân ederse Ümmü'l-kıyâs havuzu içre dahi ol berâberlikde havuz içre gelür. Tathîr oldukdan yigirmi gün sonra nokta bu gece düşer, deyü paşaya haber edüp paşa dahi sürûr [u] şâdumânından vekîlharcına tenbîh edüp iki gün iki gece yine Ümmü'l-kıyâs'da azîm ziyâfetler olup bu ziyâfete ulemâ ve sulehâ ve sâdât-ı kirâmlar ve meşâyih-i izâmlardan gayrı askerî tâ’ifesinden bir ferd gitmez, ancak Ümmü'l-kıyâs nâzırı ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve yedi bölük ağaları ve tercümân başı gelüp ta‘âmı yiyüp giderler, paşa ağavâtları ile tercümânbaşı kalur. Zîrâ ziyâfet paşanındır, ammâ paşa gelmez. Ve ba‘de'l-asr ve ale's-sabâh ziyâfet tercümânındır. Ammâ ol gece bir Mevlûdü'n-Nebî olur kim niçe yüz şem‘-i kâfûrîler ile Ümmü'l-kıyâs bî-kıyâs kanâdîller ile dahi zeyn olup sabâha dek ihyâ-i ulemâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y145b ·
metinde göster ·
… ün elbette Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin ibtidâsından infidâdına on beş gün on beş
gece bir
hây hûy mevlûdü'n-nebî olur. Bu dahi vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir cemiyyet-i uz …
Ve kâşiflerin azli günleri Kıbtî senesi başıdır kim ol gün elbette Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin ibtidâsından infidâdına on beş gün on beş gece bir hây hûy mevlûdü'n-nebî olur. Bu dahi vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir cemiyyet-i uzmâdır. Ba‘zı keşşâf ve ümenâ vü mültezim müflis olduysa paşa tarafından buyurdı-yı şerîf ile ihzâra gelen ağadan müflis kâşif firâr edüp Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin âsitânesine dahil düşüp pâdişâh varsa almazlar, zor-bâzû ile çıkarayım diyenin eli kurur ve anda olan ulemâ ve meşâyihîn fukarâlar kanlı ve hırsızı ve müflisi vermezler. Ammâ hâkime itâ‘at edüp mestûr olan kâşifler dîvân-ı pâdişâhîye gelüp muhâsebesi görülüp zimmetinde olan mâl-ı pâdişâhîyi edâ edüp hil‘at-ı pâdişâhî ile melbûs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158a ·
metinde göster ·
… ‘dan helâk olup lâşe-i murdârın taşra çıkarırlar. Receb şâh kâmil kırk gün kırk
gece bir
dâne hınta tenâvül etmeyüp erba‘în çıkarır. Hâfız-ı Kur’ân kimesnedir. Ve yine …
eş-şeyh Receb şâh-ı Vanî: Kırk sekiz senedir bu gârdan taşra çıkmayup tâ‘at [u] ibâdet edüp tilâvet-i Kur’ân eder, riyâzet ü perhîz ile meşhûr bir zâhiddir. Hattâ bir ruhbân kendüye gelüp "Seninle erba‘îne girelim, ne sen ta‘âm ye ve ne ben ta‘âm yiyeyim" deyü da‘vâ-yı merd edüp gârda kapanırlar. Yedi gün yedi gece oldukda ruhbâna takâzâ-yı hâcet ârız olup Receb şâh-ı Vanî ruhbânı gârdan taşra çıkmağa men‘ edüp huddâmları gârı sedd edüp ikisi gârda kalır. On sekizinci gün ruhbân cû‘dan helâk olup lâşe-i murdârın taşra çıkarırlar. Receb şâh kâmil kırk gün kırk gece bir dâne hınta tenâvül etmeyüp erba‘în çıkarır. Hâfız-ı Kur’ân kimesnedir. Ve yine ana karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y270a ·
metinde göster ·
… ler. Yakın zamânlarda Fazlı Ağa nâm bir kimesne bu sarây-ı âlîde sâkin iken bir
gece bir
azîm asker bu sarâyı basup cenge meşgûl olurlar.
Karye-i İfrît, ya‘nî cin köyü demekdir. Garbiyye hâkinde iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ma‘mûr [u] âbâdân azîm karyedir. Ekseriyyâ halkı bardakçı ve çanakçıdır. Ammâ bu belîde içre meşhûr-ı âfâk bir bâğ-ı İremezât-misâl bir sarây vardır. Selef mülûkları bir Mısır hazînesi mâl sarf eyleyüp ma‘mûr etmişler. Yakın zamânlarda Fazlı Ağa nâm bir kimesne bu sarây-ı âlîde sâkin iken bir gece bir azîm asker bu sarâyı basup cenge meşgûl olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y279b ·
metinde göster ·
El-hâsıl sevâd-ı mu‘azzam şehirdir. Ammâ mansarı ya‘nî harâmîsi havfından her gece bir âdem hânesinde âsûdehâl râhat yatmayup pür-silâh olup "Allâh yeğdir yeğ" deyüp nevbet beklerler. Hattâ hakîr anda iken bir azeb çorbacısının hânesin harâmîler alâ-mele’i'n-nâs basup bir hayli ceng edüp meğer çorbacı tevâbi‘âtiyle âmâde imiş, harâmîlere kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup yedi harâmî mürd olup ancak çorbacının taşra hareminde bir devesi gâyib olup bakıyyetü's-seyf mansarlar firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y307a ·
metinde göster ·
… mana girmeğe kâdir değillerdir. Ve iç kal‘a kullesinin tâ zirve-i a‘lâsında her
gece bir
fânûs-ı azîm yanup yüz mîl yerden nümâyân olup gemiler limana girirler, aceb ha …
Ve bu kal‘anın cümle yetmiş pâre şâhâne topları var. Yigirmisi yigirmişer karış balyemez Süleymân Hân toplarıdır. Aslâ küffâr kalyonları limana girmeğe kâdir değillerdir. Ve iç kal‘a kullesinin tâ zirve-i a‘lâsında her gece bir fânûs-ı azîm yanup yüz mîl yerden nümâyân olup gemiler limana girirler, aceb hayrâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y330a ·
metinde göster ·
… tları temâşâ ederek tur‘a ile yine kıble cânibine cereyân edüp ol gün ubûr edüp
gece bir
izbeye girüp mihmân olduk. Ale's-sabâh,
Andan gemiye girüp iki cânibde yetmiş altı pâre ma‘mûr [u] âbâdân izbeler ve mîtler ve kurâ ve kasabâtları temâşâ ederek tur‘a ile yine kıble cânibine cereyân edüp ol gün ubûr edüp gece bir izbeye girüp mihmân olduk. Ale's-sabâh,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y354b ·
metinde göster ·
ra‘d u berk ve bir matar nâzil olur kim cihânı seylâb gark edüp bi-emrillâhi ta …
Hikmet-i Hudâ ol gece bir ra‘d u berk ve bir matar nâzil olur kim cihânı seylâb gark edüp bi-emrillâhi ta‘âlâ bu kemiğe bârân-ı rahmet te’sîr edüp zemîne kök salup mürûr-ı eyyâm ile bu kemikden bir gûne dıraht-ı müntehâ hâsıl olur kim görenler vâlih [ü] hayrân olup hâne sâhibi âlimin nazariyle hâsıl oldu, deyü herkes tahsîn ederler. Günden güne bu dıraht sâyedâr olup nazargâh-ı halk-ı Elvâh olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·