ihdâs edüp Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa bu kapudan nihânîce duhûl ederdi. Câ …
Andan Bâb-ı Süleymân Hân, bir gecede ihdâs edüp Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa bu kapudan nihânîce duhûl ederdi. Cânib-i garba nâzır bir küçük kapudur, hâlâ dâi’mâ mesdûd durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16a ·
metinde göster ·
… azîmde gerçi yigirmi üç bin âdem câm-ı şehâdeti nûş etdiler, ammâ yedi gün yedi
gecede
yüz binden mütecâviz küffâr-ı dûzah-karâr dendân-ı tîğdan ve rumh-ı sinândan ge …
Bu ceng-i azîmde gerçi yigirmi üç bin âdem câm-ı şehâdeti nûş etdiler, ammâ yedi gün yedi gecede yüz binden mütecâviz küffâr-ı dûzah-karâr dendân-ı tîğdan ve rumh-ı sinândan geçdiğinden mâ‘adâ Galata cenginde bizzât kıralları olan ilyana nâm mel‘ûn kırk vezîriyle ve anası Aliya ile ve yedi yüz tabl [u] nâkûs beğleri ve cehennem segleri ile cümle katl olup şehr-i Kostantîn bî-kıral kalup her tarafdan birer kıral hurûc edüp İslâmbol içre kırallık içün bir fetret [ve] isyân [u] tuğyân olup cümle küffâr birbirlerine eyle kılıç urdular kim yedi günde yüz yetmiş bin küffâr-ı cân-ber cehenneme gitdikleri kendi tevârîhlerinde mastûrdur kim "Ervâh-ı Arab bizi kırdı" derler. Meşhûr [u] mahrûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
Monlâ Fenârî hazretleri Fenerkapusu'ndan sarılup küffâr ol tarafda bir
gecede
bir hisâr-pîçe bünyâd edüp kal‘ayı metânet üzre etdi kim hâlâ zamânımız mülûkle …
Monlâ Fenârî hazretleri Fenerkapusu'ndan sarılup küffâr ol tarafda bir gecede bir hisâr-pîçe bünyâd edüp kal‘ayı metânet üzre etdi kim hâlâ zamânımız mülûkleri ol kal‘ayı bir senede tamâm edemezler. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Ve Petro nâm bir ruhbân üç yüz keşîş ile nev binâ kal‘adan firâr edüp İslâm ile bi'l-cümle müselmân olup Mehemmed Petro ol mahalden sarıldığıyçün Petrokapusu ya‘nî Taşkapusu derler. Ve bi-emrillâh ol gece yeni binâ olunan kal‘ayı Mehemmed Petro ibtidâ feth edüp kendüye sancak ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b ·
metinde göster ·
… bu binâ-yı azîm tâk-ı Kisrâ-misâl çârtâk pâyeleri mahalline dek tamâm olup bir
gecede
mi‘mâr başı olan Ağnados gâ’ib oldu. Ve Hazret-i Hızır dahi görünmedi. Meğer Ağ …
Ve niçe yüz mi‘mâr [u] mühendis tarz [u] tarhında ser-i kârlığa mübâderet edüp her biri hezâr ahsend edecek hünerler ızhâr edüp ihsân alurlardı. Ammâ cümle mi‘mârlara pîşvâ Ağnados mi‘mâr idi. Ve vaz‘-ı nefîs üzre inşâ ederdi. Tâ ki bu binâ-yı azîm tâk-ı Kisrâ-misâl çârtâk pâyeleri mahalline dek tamâm olup bir gecede mi‘mâr başı olan Ağnados gâ’ib oldu. Ve Hazret-i Hızır dahi görünmedi. Meğer Ağnados mi‘mâr tebdîl-i câme olup Kızılelma diyârına varup anda dahi Rim Papanın izniyle bir deyr-i gama mübâşeret edüp anı dahi nısfına dek yedi yılda tamâm edüp bir gece andan dahi firâr edüp yine İslâmbol'daki Fezendon Kıralı'na gelüp anın kızı Ayasofya bânîsi Ay Sofya kıza gelüp mülâkât oldukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
… nkapusu'ndan tâ Yedikulle kurbüne ve bir tarafı Monlâ Gürânî'ye varup üç gün üç
gecede
karâr etdi. Ya‘nî bu mertebe tehî dîvâne değildir. Bu dahi ne cânibde medfûn ol …
Menâkıb-ı râbi‘: Bir kerre üç gün gece "Kızıl Adalar'da yankın vardır" deyü feryâd etdi. "Dîvâne kelâmıdır" deyü kimse vücûd vermedi. Hikmet-i Hudâ dördüncü sene (---) târîhinde bir ihrâk-ı azîm olup Odunkapusu'ndan tâ Yedikulle kurbüne ve bir tarafı Monlâ Gürânî'ye varup üç gün üç gecede karâr etdi. Ya‘nî bu mertebe tehî dîvâne değildir. Bu dahi ne cânibde medfûn olduğun bilmeziz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115b ·
metinde göster ·
Derhâl Mehemmed Hân Edirne'den niçe bin ırgad bennâ ve kûhken üstâdlar getirüp ve Edirne'nin Karadeniz kenârında Burgaz iskelesi'nden bir gecede kırk elli pâre top [râhib-i] nihânînin re’yiyle pinhânîce getirüp leb-i deryâda yerli yerine koyup hâr [ü] hâşâklar ile setr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b ·
metinde göster ·
… n çukaların ve birer asdar sarıkların ve birer asdâr gömleklerin alup üç gün üç
gecede
tamâm olup pâdişâha hayr du‘â ederler.
On dördüncü, evsâf-ı emîn-i çuka anbârı: (---) emîn bir, neferât yüz elli ve yeniçeri ocağından tâ’ife (---) bir oda nefer ile çuka nâzırıdır. Âl-i Osmân'ın seksen bin yeniçerisine Selânik'den gelen mâvî çukayı bu anbâra koyup yılda bir kerre leyle-i Kadir'de bu anbâr açılup kul kethudâsı ve sâ’ir ocak ağaları ve anbâr emîni ve anbâr çorbacısı hâzır olup yüz altmış iki odanın cümle odabaşıları neferâtlarıyla gelüp bölük bölük ve cemâ‘at cemâ‘at gelüp kânûn-ı pâdişâhî üzre ale'l-umûm onar arşın çukaların ve birer asdar sarıkların ve birer asdâr gömleklerin alup üç gün üç gecede tamâm olup pâdişâha hayr du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177a ·
metinde göster ·
… on iki bin halîfeler kuyumcubaşıdan dest-bûs edüp me’zûn olurlar. Yedi gün yedi
gecede
cevâhir ve murassa‘ât kemer kuşaklı uşaklar ve cümle dilberânlar zer-ender-zere …
Ba‘dehu kuyumcubaşı pâdişâha bir murassa‘ ve mücevher pîş-tâhta ve devât ve bir zî-kıymet mücevher raht ve bir kılıc ve bir gaddâre hedâyâ verüp kuyumcubaşı zemîn-bûs edüp pâdişâh seyr-i şikâra revâne olup ba‘dehu on iki bin halîfeler kuyumcubaşıdan dest-bûs edüp me’zûn olurlar. Yedi gün yedi gecede cevâhir ve murassa‘ât kemer kuşaklı uşaklar ve cümle dilberânlar zer-ender-zere müstağrak olup cevâhir bıçaklar ve hançerler dakınup zerdûz harîr şed peştemâller ile tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi reftâr edüp pîrlerin dest-bûslarıyla revâne olurlar. Ve bu Kâğızhâne fezâsında beş altı bin hayme ve hargâhlar kurulup yigirmi gün yigirmi gece âdem deryâsı olup geceleri Kadr ve rûzları rûz-ı ıyd olur. Hulâsa-i kelâm bu teferrüce bir esnâf mâlik olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… zân bunların kollarında mevcûd olup tâ sabâha dek bî-minnet fasl ederler ve bir
gecede
yüz guruşa kanâ‘at ederler.
On ikinci, Semmûrkaş kolu: 200 neferdir ve cümlesi Yahûdîlerdir. Bu Yahûdî kollarının iştihârları oldur kim cemî‘i hokkabâz ve sürâhîbâz ve kûzebâz ve kadehbâz ve âteşbâz ve şebbâz ve perendebâz ve mührebâz ve sinibâz ve taklabâz [ve] güllebâz ve'l-hâsıl cümle ma‘rifet-i bâzbâzân bunların kollarında mevcûd olup tâ sabâha dek bî-minnet fasl ederler ve bir gecede yüz guruşa kanâ‘at ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209b ·
metinde göster ·
… Hudâ ol ma‘sûm çiçek nâm bir maraza mübtelâ olup Allâhümme âfinâ yedi gün yedi
gecede
çeşm-i ebrû, müjgân ve kemân kaşlardan ve burun ve kulak ve dehândan el-hâsıl ⟦ …
Sene 1032 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ ki, fâtih-i Bağdâd-ı behişt-âbâd'dır, anın asrında şehr-i İslâmbol'un Unkapanı'nın iç yüzünde Azebler mahallesinde bi-emri Hudâ mâder-i rahmden bir ma‘sûm vücûda gelüp gözleri la‘lgûn, ya‘nî âlü'l-âl kırmızı mercân-misâl, ammâ âteş gibi şu‘le verirdi. Ve burnunun orta direği yok idi. Ammâ bi-emri Hayy-ı Kadîr, peder [u] mâderi bu ma‘sûmu şîr-i mâder, hurmâ ve kand-i nebât-ı hamavî ile perveriş ederek şeb [u] rûz cemâl-i bâ-kemâl sâhibi olmada terakkî bulup sûre-i Ve't-tîn âyeti üzre Arapça nassı üzre eyle bir rûh-ı musavver oldu kim her gören vâlih [ü] mecnûnu ve meftûnu olurdu. Hikmet-i bâliğa emri üzre ol ma‘sûm-ı pâk bâliğ olup merdâne cünbüş ü hareket etmede iken hikmet-i Hudâ ol ma‘sûm çiçek nâm bir maraza mübtelâ olup Allâhümme âfinâ yedi gün yedi gecede çeşm-i ebrû, müjgân ve kemân kaşlardan ve burun ve kulak ve dehândan el-hâsıl Arapça ile medh olunan evsâfdan fakîr gulâmda aslâ vücûd-ı insâna benzer bir uzvu kalmayup gûyâ fakîr gulâm-ı pâk, bir nâ-pâk yağ tulumuna dönüp savt-ı hazîni âheng-i zenbûr-ı asele dönüp peder ve mâderi fakîr gulâmın savt-ı hazînin anlamadan kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
… mceğin şupur şupur emmeğe başlar. Perverdigâr Rabbü'l-izze kâdirdir kim "Karanu
gecede
kara karıncaya kara taş içinde kadarınca nafakasın verir." Ol ki evlâdın derûn- …
Ve Şems Efendi câmi‘i: Ya‘nî Sinoğlu câmi‘i nâmiyle meşhûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur. Bu nâm ile şöhre-i şehr olmasının sebeb-i tesmiyesi oldur kim bu sâhibü'l-hayrât merhûm Şems efendi rahm-ı mâderde iken peder-i büzürgvârı gazâya giderken "İlâhî bu hâmile ehlimin karnındaki evlâdımı sana emânet eyledim", deyüp gazâya müteveccih olur. Ba‘de'l-feth cihâd-ı asgardan gelüp görse kim ehli âhirete intikâl eylemiş. Ahâlî-i mahalleden ehlinün gûrun su’âl edüp eydür: "Biz gazâya müteveccih oldukda ehlimün batnındaki evlâdım i‘tikâd-ı tâm ile ol Hayyu'l-Kayyûm'a emânet verdim. Elbette ol evlâd âfât-ı semâvîden ve âfât-ı arzîden masûn [u] mahfûzdur", deyüp mezâristâna varup ehlinün güruna varup eydür: "Es-selâmü aleyke yâ ehle'l-kubûr" dedikde hemân sin içinde bir ma‘sûm sadâsıyla: "Ve aleykümü's-selâm yâ mücâhidi fî sebîli'llah ebî" der. Cümle huzzâr-ı meclis hayrân olup sinn-i meşhedin kapusun küşâde edüp görseler üç seneye bâliğ olmuş yüzü bedr olmuş bir şems-i münevver gulâm-ı pür-enver vâlidesinin sağ tarafında yatar. Vâlidesinin sağ tarafı memesi aslâ çürümeyüp ma‘sûm-ı pâk vâlidesinin emceğin şupur şupur emmeğe başlar. Perverdigâr Rabbü'l-izze kâdirdir kim "Karanu gecede kara karıncaya kara taş içinde kadarınca nafakasın verir." Ol ki evlâdın derûn-ı dilden Rabbullah'a emânet vere ol fenâ bulur mu? Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201a ·
metinde göster ·
Ebyâtı üzre fakîr gulâmın şevâribleri zîr-i binâgûşlarına ererken bir
gecede
mâ-i zırnîhın te’sîriyle ol gulâm-ı müsin on ikisin bâliğ-nâ-bâliğ kalmış gulâm …
Ebyâtı üzre fakîr gulâmın şevâribleri zîr-i binâgûşlarına ererken bir gecede mâ-i zırnîhın te’sîriyle ol gulâm-ı müsin on ikisin bâliğ-nâ-bâliğ kalmış gulâm-ı ma‘sûm olmuş görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
… çe yerden hançer ile urup şehîd edüp işte altı konak yeri kaça kaça bir gün bir
gecede
kaçup geldim. Ve işte Menteş Bölükbaşı'yı da kaçırdım deyü" cümle serencâm-ı se …
"Sen sağ [ol] sultânım. Benim yanımda çerâğ-ı efrûhten olan Ziyâeddîn Hân oğlunu ortanca karındaşı ol Nûreddîn-i bî-dîn niçe yerden hançer ile urup şehîd edüp işte altı konak yeri kaça kaça bir gün bir gecede kaçup geldim. Ve işte Menteş Bölükbaşı'yı da kaçırdım deyü" cümle serencâm-ı sergüzeşti bir bir ayân etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b ·
metinde göster ·
… ahrîr etmişler kim, "Benim ömrüm karındaşım Evliyâ Efendi niçün havfa düşüp bir
gecede
böyle firâr etdiniz? Bilmez miydiniz kim Kürdistân hâli eyle olagelmişdir? İşte …
Ve mektûb-ı mahabbet uslûbunda eyle tahrîr etmişler kim, "Benim ömrüm karındaşım Evliyâ Efendi niçün havfa düşüp bir gecede böyle firâr etdiniz? Bilmez miydiniz kim Kürdistân hâli eyle olagelmişdir? İşte boyahâne ihsân etdiğimizin mahsûlünden cenâbınıza iki yüz guruş gönderdim. Allâh ile ahdim olsun. Nitekim bu Abdâl Hân-ı za‘îf [ü] nâ-tüvân hayâtdadır. Her sene ebvâb-ı mahsûlâtın size vâsıl ederiz. Hemân bizi ve merhûm yâr-ı gârın oğlum Ziyâeddîn'im merhûmı hayr du‘âdan unutmayasın. Hamd-i Hudâ cümle aşâ’ir [ü] kabâ’ilim kavm-i Kürdistân cem‘-i vefîr ile ‘Hânımızı katl edeni de yerine katl ederiz. Emr-i şer‘ Resûl-i mübînindir’ deyü gulû-yı âm edüp kana kan taleb edüp oğlum Nûruddehr senin yanında karındaşı Ziyâeddîn'imi katl eylediği hâtıriyçün şer‘ile anı da katl etdiler. Elhükmilillâh üç günde iki şehzâde-i âzâde-i cüvân-baht nâzenîn ciğer-pârelerden ayrıldım" deyü tahrîr etmiş, ammâ "Elhükmilillâh", "Elhamdülillâh" yerine idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15b ·
metinde göster ·
… eymân Hân hekîm Kaysûnîzâde ile başdarda-i hümâyûna süvâr olup İslâmbol'dan bir
gecede
eyyâm-ı muvâfık ile bu ılıcaya gelüp serâperdesinde meks edüp bu hummâya yedi k …
El-hâsıl yetmiş iki derde devâ bir âb-ı germâbdır. Hattâ Süleymân Hân kesret-i seferden nikrîz zahmetine mübtelâ olup Pılak Mustafâ Paşa kapudan paşa iken Süleymân Hân hekîm Kaysûnîzâde ile başdarda-i hümâyûna süvâr olup İslâmbol'dan bir gecede eyyâm-ı muvâfık ile bu ılıcaya gelüp serâperdesinde meks edüp bu hummâya yedi kerre girdikde bi-emrillâhi Te‘âlâ iki ayaklarındaki nikrîzi aşağı topuklarına enüp yığıldı, ammâ Süleymân Hân veca‘ından bî-tâb ü bî-mecâl kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28b ·
metinde göster ·
… ve Kili ve Tulça kal‘alarında fâhişeleri dutup üryânen bu cezîreye bırağup bir
gecede
sivrisinek ve delem sinek ve tatarcık sinek zahmından ol avrat helâk olur.
şimâli ve cenûbı nehr-i Tuna'dır. Tûlı Karadeniz'e varınca sekiz sâ‘atdir. Arzı Tulça karşusundan İsmâ‘îl şehri karşusuna varınca beş sâ‘at yerdir, ammâ eyle hıyâbân-ı Rûm bir ormanistân ve cengelistân ve meşeyistân bir cezîredir kim içinde niçe bin gûne vahşî hayvânât ve hûş tuyûrların hisâbın cenâb-ı Bârî bilür, ammâ gücügen kuşu gâyet çokdur kim sayyâdları avlayup kanatların ok yeleği yaparlar. Ve bu cezîre içre beher sene yetmiş seksen bin sığır boğazlanup Kili pasdırması yapılan kanâre evleri vardır ve sivrisineği ol kadar çokdur kim vakt-i gurûbda âdemi ve atları helâk eder ve tatarcık sineği ve delem arısı âdemi helâk eder. İsmâ‘îl ve Kili ve Tulça kal‘alarında fâhişeleri dutup üryânen bu cezîreye bırağup bir gecede sivrisinek ve delem sinek ve tatarcık sinek zahmından ol avrat helâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34b ·
metinde göster ·
küffâr tabur içre farzen eyle oldular kim handak içinden bir kâfir kara başın k …
Hikmet-i Hudâ üç gün üç gecede küffâr tabur içre farzen eyle oldular kim handak içinden bir kâfir kara başın kaldırup kara şapkasın göstermeğe kâdir değiller idi. Bu hâl ile zahîre muzâyakasından hâlleri diyergûn olup asker-i Tatar günden güne şîrînleyüp tabura zenbûr-ı asel gibi üşürlerdi, ammâ bir tarafdan tabura hücûm edemezlerdi, ammâ küffâr cânları havfına düşdüler ve girdâb-ı gamda kalup şaşdılar ve tabur içre bed râyihadan kendülere sinekler üşdüler. Ve Erdel Seykeli tarafından "İmdâd ve zahîre gele" deyü muntazır iken ol cânibin dahi her dıraht sâyesinde Tatar ile Leh ve Kazak askeri kemîngâhlarda pinhân olup imdâd ve zahîre değil bir kuş uçurmazlardı ve gelen kâfirleri giriftâr-ı bend-i hicrân edüp kaçırmazlardı, zîrâ bu kadar bin dûzd-i çâpük Tatar-ı adû-şikâr destinden küffâr rehâ bulmayup tabur içre inek etlerin ve kendü atların yemeğe başladılar. Beş günden sonra kendü lâşe-i mürde-i murdârların yemeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… âdemî zâd yokdur. Bir kerre Tatar ile sene (---) târîhinde bu on konak çölü bir
gecede
aşup bu kal‘aları nehb u gâret etdiğimiz cild-i sânîde mestûrdur, nazar oluna. …
Eşkâl-i kal‘a-i Kobilak: Nehr-i Özü kenârında bir yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ şeddadî taş binâ bir küçük kal‘a-i zîbâdır. Cebehâne ve topları vardır. Birkaç deyrleri ve dükkânları vardır. Ve nehr-i Özü kenârının karşu kıble tarafı Kırım vilâyetine gider. On konak Heyhat sahrâsı nihâyeti çöldür âdem âdemî zâd yokdur. Bir kerre Tatar ile sene (---) târîhinde bu on konak çölü bir gecede aşup bu kal‘aları nehb u gâret etdiğimiz cild-i sânîde mestûrdur, nazar oluna. Ve yine bu mahalde nehr-i Özü'nin beri tarafında kıble cânibine on menzilde tâ {kal‘a-i} Bender mukâbiline ve Akkirmân karşusuna ve sekiz konak Özü kal‘asına varınca cümle bu Sarıkamış vilâyetidir ve Rus-ı menhûs lisânı üzre "Zaporoska" demek "Kapu eşiği" demekdir. Bir kavilde "Serhaddin kapu eşiğin bekleyen levendler" demekdir. Bu Kobilak kal‘asından kalkup yine cânib-i kıbleye nehr-i Özü kenârıyla Sarıkamış kâfiri içre (---)(---)(---)(---) kal‘a (---)(---)(---)(---)(---) kal‘a (---)(---)(---) geçüp iki günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48b ·
metinde göster ·
… -i defterinde dest-i hattımla mesârîf-ı ziyâfet tahrîr olunmuşdur kim üç gün üç
gecede
olan masrûfât ve cemî‘i hedâyâlar ile iki yüz kırk altı kîse olup Özü eyâleti v …
İmdi ihvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Allâhu Âlim u Dânâ'ya ma‘lûmdur kim bu ziyâfetler böyle olup ve tahrîr olan sefer-i zafer-me’ser böyle olup cümle ziyâfetlerin muhâsebesi bu hakîrin der-i defterinde dest-i hattımla mesârîf-ı ziyâfet tahrîr olunmuşdur kim üç gün üç gecede olan masrûfât ve cemî‘i hedâyâlar ile iki yüz kırk altı kîse olup Özü eyâleti ve Nigebolı sancağı ilhâk idi. Bu mansıbın cümle mahsûlâtları bi'l-cümle Tatar Hân hedâyâlarına gitdi. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî sehâsı etdi. Cemî‘i halk Melek Ahmed Paşa içün Abaza tâ’ifesinde bu kadar sehâ görülmemişdir derler, ammâ Melek Ahmed Paşa aslında Abaza değildir. İslâmbol'da Tophâne şehrinde vücûda gelüp anası ve babası Abaza cinsinden olmak ile 52a Melek'i peder [ü] mâderi altı yaşında süd anasıyla Abaza kavmi mu‘tâdı üzre Abaza vilâyetinde (---) nâm aşîrete gönderüp anda on dörd yaşına bâliğ oldukda bu hakîrin vâlidesi halâsı kızı olmağile der-i devlete Melek gelüp bizim vâlidemizle Melek'i Sultân Ahmed'e hedâyâ verdiklerinde Ahmed Hân Melek'i gördükde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51b–52a ·
metinde göster ·
vâsıl olup Bozcaadası donanmasının altıncı gecesi sabâhında mahsûr olmuşsuz. Hu …
"Feryâdnâmeniz bir gecede vâsıl olup Bozcaadası donanmasının altıncı gecesi sabâhında mahsûr olmuşsuz. Hudâ kerîmdir. Dîn-i mübîn gayretin elden koman. İnşâ’allâh üç günde ve dörd günde kırk bin Bucak Tatarıyla ve altı bin benim askerimle ve toplar ile sizlere imdâd yetişmek üzereyüz. İşte yigirmi pâre gemiyle üç bin serdengeçdi yiğit ile yigirmi bin kile buğday 59b ve un ve sâ’ir zahîre göndermişim. Eğer mümkün ise bir ceng arasında kâfire bir velvele gösterüp bir tarafdan varan imdâd zahîreleri kal‘aya alasız ve illâ sâbit kadem olup durasız".
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59a–59b ·
metinde göster ·
siz deryâ tarafında eyle bir hareket edin. Bizler dahi yukaru kal‘a kapusuna hü …
"İnşâ’allâh hemân bu gecede siz deryâ tarafında eyle bir hareket edin. Bizler dahi yukaru kal‘a kapusuna hücûm ederiz" deyü haberleri gelince hemân ol şeb-i muzlimde Yûsuf Kethüdâ üç yüz aded koyunların ve keçilerin boynuzlarında fitiller ile aşağı kal‘adan taşra nısfu'l-leylde kâfirlerin meterisleri üzre sürüp kal‘adan Allâh Allâh deyince azamet-i Hudâ küffâr birbirlerine girüp kimi deryâya dökülüp kimi sahrâya firâr ederken hemân Hasan Paşa kal‘asından cümle asker imdâda çıkup bî-pâk bî-pervâ üç bin müsellâh asker birer cağ yükü buğdaylar ile yukaru kal‘aya girüp Nigebolı ve Kırkkilise ve Silisre sancağı askerleri dahi atları terkisinde birer cağ yükü buğday kal‘a kapusu önüne bırağup yine Hasan Paşa kal‘asına Allâh Allâh deyüp gitdiler. Hamd-i Hudâ bu üç bin yiğit kal‘aya selâmetle dahil olunca kağan arslan gibi kanıkmış yiğitler Yûsuf Kethüdâ'dan me’zûn olup keçilerin çıkdıkları kapudan bir kerre Allâh Allâh deyü kâfir üzre çıkup aç kurd koyuna girir gibi küffâr meterise girince kal‘anın bedenlerinden iki bin mikdârı meş‘aller ve neft ve katrân ve fânûslar ile çırâğân olunca el-azametullâh küffâra eyle sâtûr vurmuşlardı kim böyle bir şebhûnı Efrâsiyâb ve Rüstem ve Sâm-ı Nerîmân etmemişdir. Hamd-i Hudâ ol şebhûnda guzât-ı müslimîn bin altmış kelle ve beş yüz diri ve bu kadar mâl-ı ganâ’im ile yine kal‘aya girirken taşra çıkan keçilerden iki yüz adedi sağ bulup anları da ganîmet bilüp derûn-ı kal‘aya sâlimîn ü gânimîn vâsıl olup bir top u tüfeng ve fişeng ve gülbâng-ı Muhammedî sadâsı olup guzât-ı müslimîn içre gûyâ hacc-ı ekberin ıyd-ı adhâsı olup cümle mâl-ı ganâ’imi guzât-ı müslimîn berâber pay edüp gelen zehâyirler ile bay oldular.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
… ile berk-i hâtif gibi 61b gidüp Böremoyin nâm mahalde yem kesdirüp andan bir
gecede
menzil-i Otyarık nâm mahalle vakt-i şâfi‘îden evvel gelüp birkaç tüfengler atup …
"Bire, bu feth-i meserreti dahi Paşa'ya yazup Evliyâ Çelebi'yle bildirelim, zîrâ hâlâ Paşa efendimiz 'Ayâ nice oldular' deyü ızdırâb çeküp habere muntazırlardır" deyüp tarfetü'l-ayn içre bu meserret dahi yazılup hakîre verüp elli aded çatal atlı refîkler verüp ân-ı vâhidde cânib-i cenûbda nehr-i Perezen'i hâzır u âmâde gemilerle geçüp ılgar ile berk-i hâtif gibi 61b gidüp Böremoyin nâm mahalde yem kesdirüp andan bir gecede menzil-i Otyarık nâm mahalle vakt-i şâfi‘îden evvel gelüp birkaç tüfengler atup olan otları yarık edüp alev ber-alev olup birkaç tüfeng dahi atup hele ân-ı vâhidde üç pâre firkate geldikde süvâr olup tarfetü'l-ayn içre sabâh namâzından sonra Melek Ahmed Paşa'nın destin bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61a–61b ·
metinde göster ·
… eriyle hakîre du‘â edüp yine ol gün Akkirmân'dan Turla'yı ubûr edüp bir gün bir
gecede
yine kal‘a-i Özü'ye gelüp cümle a‘yân-ı devlet ile buluşup dîvân-ı pâdişâhî olu …
"Vekîlim olup bu hil‘atları cümle ağavâtlara defter mûcebince geydirüp başlarına bism-i İlâh ile sokup bizden cümle guzâta selâm eyle" deyü keseleri ve hil‘at ve çelenkleri verüp üç yüz aded yarar Akkirmân ve Paşalı askeriyle hakîre du‘â edüp yine ol gün Akkirmân'dan Turla'yı ubûr edüp bir gün bir gecede yine kal‘a-i Özü'ye gelüp cümle a‘yân-ı devlet ile buluşup dîvân-ı pâdişâhî olup küt-â-küt mehterhâneden sonra Paşa kethüdâsı yanına cümle hil‘at-i pâdişâhîleri yığup ayak üstüne kalkup eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61b ·
metinde göster ·
… Mehemmed Giray Hân hazretleri seksen yedi bin asker ile {Kırım'dan} iki gün iki
gecede
imdâda gelüp ol ân kendisi bir gemiye binüp Özü kal‘asına geçdikde Yûsuf Kethüd …
Yûsuf Kethüdâ {eydir}: "Bire Allâh kerîmdir, ya bu kadar mâl-ı ganâ’im pâdişâhımıza vâsıl olmasın mı? Tîz silâhlanınız, yohsa vallâhi sizi şeytân alır" dedikde anlar dahi silâhlanırken hikmet-i Hudâ-yı Bârî yârî kılup {nehr-i Özü'nün} karşu tarafından bir siyâh toz evc-i âsumâna burum burum oyulkanarak ber-havâ çıkmada. Hemân sâ‘at tarfetü'l-ayn içre karşu Kılburun kal‘asına askerin ucu gelüp {göründü}. Meğer bizzât Tatar Hânı Mehemmed Giray Hân hazretleri seksen yedi bin asker ile {Kırım'dan} iki gün iki gecede imdâda gelüp ol ân kendisi bir gemiye binüp Özü kal‘asına geçdikde Yûsuf Kethüdâ ve hakîr ve cümle a‘yân-ı Özü {Hân} huzûruna varup baş urup dest-i şerîflerin bûs edüp şerefyâb oldukda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62b ·
metinde göster ·
… mile sarâyına gelüp karâr-dâde olup ol ân Köpürlü vezîr ulûfe çıkarup ol gün ol
gecede
yedi bölük sipâhîye ve cemî‘i mevcûd olan kullara meş‘aller ile ulûfe verilüp d …
Köpürlü cihân kadar hazz edüp, "Bürâder, inşâ’allâhu Te‘âlâ ol âsîlerin yakın zamânda başları Der-i devlet'e gelir. Bu niyyete el-Fâtiha" deyüp at başı berâber alay-ı azîm ile {Dâvûdpaşa sarâyında sa‘âdetlü pâdişâha buluşduklarında anda sehel müşâvere olup yine Dâvûdpaşa'dan deryâ-misâl asker ile pâ[di]şâh-ı âlem-penâh dahi} tâ Kâğızhâne sahrâsında otağ-ı Âsaf-ı Berhıyâ'ya varup {meks etdikde} ba‘de't-ta‘âm Melek Paşa yine Köpürlü'den me’zûn olup alay-ı azîmile sarâyına gelüp karâr-dâde olup ol ân Köpürlü vezîr ulûfe çıkarup ol gün ol gecede yedi bölük sipâhîye ve cemî‘i mevcûd olan kullara meş‘aller ile ulûfe verilüp devr oldukda defter-i pâdişâhî kapanup cümle Hasan Paşa yanında bulunan ve dahi Köpürlü'yle Yanova gazâsında bulunup gözü görüp ma‘lûmu olan âdemler seferden Kâğızhâne ulûfesine gelmedikleri ecilden Hasan Paşalı bahânesiyle yigirmi bin altmış altı aded sipâh ve dokuz bin aded yeniçeri ve cebeci ve topçu ve'l-hâsıl kırk bin asker-i İslâm'ın esâmesi çalınup ertesi gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
… öprülü Mehemmed Paşa karadan donanma-yı hümâyûn deryâdan Boğazhisâr'a varup bir
gecede
me’kûlât ü meşrûbâtlar ile üç bin yiğidi Köpürlü Bozcaada'ya döküp ardı sıra Ka …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Boğazhisâr'da Sarı Ken‘ân Paşa kapudan paşa iken Venedik donanması Boğazhisârlar önünde Âl-i Osmân donanmasın bozup ol sene bu Bozcaada'ya Venedik küffârı istîlâ edüp ol kadar ma‘mûr u müzeyyen ve metîn kal‘a edüp limanın tathîr edüp her yerin istihkâm üzre eyle amâr edüp içine on bin soltat ve murtat-ı küfrât ile mâl-â-mâl edüp mülkiyyet üzre zabt edüp amân ile kal‘ayı kâfire veren cebeciyi ve yeniçerileri ve yeniçeri ağası (---) ağayı ve muhâfız olan Abaza Ahmed Paşa'yı gemilerle Âsitâne'ye gönderüp bunlar Der-i devlet'e geldiklerinde cümle bu Bozcaada'yı kâfire verenleri kılıçdan geçirüp bizzât Köprülü Mehemmed Paşa karadan donanma-yı hümâyûn deryâdan Boğazhisâr'a varup bir gecede me’kûlât ü meşrûbâtlar ile üç bin yiğidi Köpürlü Bozcaada'ya döküp ardı sıra Kazdağı tarafından üç bin serdengeçdi dahi imdâd döküp ve biri biri ardı sıra zahîre ile asâkir-i 92a İslâm Bozcaada'ya vardıkda (---) gece ceng-i azîm olup hâh-nâ-hâh sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ asrında be-dest-i Köpürlü Vezîria‘zam Mehemmed Paşa Bozcaada feth olup ol günlerde bizler dahi Melek Ahmed Paşa efendimiz eliyle Özü kal‘asında yedi gün yedi gece ceng-i azîm edüp Özü kal‘asın Kazak-ı Ak mel‘ûnlarından halâs edüp müjde Köpürlü'ye Bozcaada altına gelüp Köpürlü şâd olup "Hamd-i Hudâ bir ayda iki {kal‘a} feth oldu" buyurmuşlar. Ba‘de'l-feth Köpürlü Bozcaada'yı ol kadar amâr etmiş kim hâlâ misâl-i Kahkaha'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91b–92a ·
metinde göster ·
… erden asker döküp kal‘a döğüp bir günde yedi aded yerlerin rahnedâr etdikde bir
gecede
handak içinden cereyân eden nehr-i Tımış'ı kesüp kal‘a-i Tımış kuruda kuruya ka …
Andan sene-i âtîde Sultân Süleymân Hân Edirne'ye azîmet eyleyüp mukaddemâ Tımışvâr kal‘asının fethine sû’-i tedbîr ve te’hîr olunduğundan ve Lipova kal‘asına tekrâr küffâr-ı dûzah-karâr Erdel kralı elinden alup zafer bulduğundan pâdişâh-ı gerdûn-vakâr Rûmeli vezîri Serdâr Mehemmed Paşa'ya muğber-hâtır olup serdârlıkdan ma‘zûl edüp Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa'yı serdâr-ı sipehsâlâr ta‘yîn eyleyüp kırk oda yeniçeri ile sekbânbaşı ve aşağı bölük ağaları ve topçu ve cebeci ve on yedi mîr-i mîrân ve kırk aded mîr-i livâ ve Budin Vezîri Alî Paşa'yı ma‘an ta‘yîn eyleyüp sene 959 mah-ı Rebî‘ulâhir'inin yigirmi yedinci günü ednâ'l-arz olan mahmiyye-i Edirne'den serdâr-ı müşârün-ileyh deryâ-misâl asker-i nusret-me’ser ile çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp adl [ü] insâf ederek şehr-i Belgrad'da meks-i hıyâm edüp andan nehr-i Tuna cisrinden ubûr edüp şehr-i Ramazânü'l-mübârekin beşinci gün kal‘a-i Tımışvâr'a amân u zamân vermeyüp on altı aded balyemezler ile yedi yerden asker döküp kal‘a döğüp bir günde yedi aded yerlerin rahnedâr etdikde bir gecede handak içinden cereyân eden nehr-i Tımış'ı kesüp kal‘a-i Tımış kuruda kuruya kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b ·
metinde göster ·
… edâr yerlerine varmak muhâl olduğundan ol gece küffâr münhedim olan yerleri bir
gecede
niçe yüz bin mekr u hiyel ü şeytanat ve mekr [ü] âl ile ta‘mîr ü termîm eder im …
Ve bir küffâr baş gösterme değil baş barmağın "Amân" deyü kaldırsa hemân ol ân barmağın yeniçeriler kurşum ile ururlardı. Meğer küffâr taşra çıkup barmağın kelime-i şahâdet içün kaldıraydı, ana çün çerâ yok idi, ammâ yine böyle iken kal‘anın rahnedâr yerlerine varmak muhâl olduğundan ol gece küffâr münhedim olan yerleri bir gecede niçe yüz bin mekr u hiyel ü şeytanat ve mekr [ü] âl ile ta‘mîr ü termîm eder imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124b ·
metinde göster ·
… rı birbirinden birbirine cereyân eder serî‘ü'l-deverân tahhânlar vardır kim bir
gecede
elli kile gendümü kendi kendinden öğüdüp dakîk-i rakîk eder kim her şâhrâh üzre …
Bâb-ı aded-i âsiyâb-ı dakîk-i deverân: Cümle yüz yetmiş altı aded su değirmenleridir kim bu şehrin zîr [ü] bâlâsında suları birbirinden birbirine cereyân eder serî‘ü'l-deverân tahhânlar vardır kim bir gecede elli kile gendümü kendi kendinden öğüdüp dakîk-i rakîk eder kim her şâhrâh üzre değirmenler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b ·
metinde göster ·
Evvelâ ibtidâ gazâmız bin elli yedi târîhinde Karadeniz sâhilinde Tarabefzûn kurbunda Gönye kal‘asın Rus-ı menhûs Kazak-ı Ak aldıkda şehr-i Tortum'dan bilâ-fermân bir gün bir gecede ılgar edüp Gönye kal‘asına yetişüp küffâr-ı hâksâr derûn-ı kal‘ada mütehassın iken ibtidâ küffârın gemilerin feth edüp, ba‘dehû kal‘ayı muhâsara edüp kâmil iki gün iki gece pey-ender-pey ceng-âşûb edüp Hamd-i Hudâ Gönye kal‘asın feth edüp küffârdan istihlâs edüp bu kadar küffârı dendân-ı tîğdan 187b geçirüp bu kadar esîr [ü] mâl-ı ganâ’imler ile mansûr [u] muzaffer Erzurûm'a gelüp, ikinci gazâmız yine ol sene-i mezbûrda Acem hudûdunda Erzurûm hâkinde şuşik kal‘ası beği kal‘ayı Kızılbaşa vermek sadedinde iken yedi bin aded güzîde cürd atlı ile Defterdârzâde Mehemmed Paşa Seydî Paşa'yı serdâr edüp ale'l-gafle kal‘a-i şuşik altında kızılbaşı basup cümle kızılbaş-ı bed-ma‘âş-ı ser-tırâş edüp kal‘a-i şuşik'i dahi feth etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 187a–187b ·
metinde göster ·
… r kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im kelepürler alup sâlimîn ü gânimîn bir gün bir
gecede
Desne derelerin ubûr edüp sahrâlara çıkup dördüncü gün Hasek sahrâsında ordu-yı …
Evvelâ bu sahrâ-yı Haçek'den Budin gâzîleriyle cânib-i garba dağlar içre girüp Desne dereleri içre ve Desne dağları üzre bir gün bir gece seğirdüp dere ve depe ve dağ u rağ u bâğ ve yakın u ırağ gezerek Desne dağları bir becene-i azîme, ya‘nî bir sarp kırıntılık içinde cem‘ olmuş kâfirlere râst gelüp üç yerden üç bin yiğit ile "Allâh!" deyüp koyulduk, ammâ yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ beceneyi feth edüp yüz yigirmi bir esîr ve bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im kelepürler alup sâlimîn ü gânimîn bir gün bir gecede Desne derelerin ubûr edüp sahrâlara çıkup dördüncü gün Hasek sahrâsında ordu-yı İslâm'a vâsıl olup esîrleri ve mâl-ı ganâ’imlerimiz fürûht ederken hikmet-i Hudâ Serasker Ali Paşa bu ganîmet ile geldiğimizi istimâ‘ edüp herkes çeteye gidüp 3a ordu-yı İslâm boş kalır mülâhazasıyla "Çete memnû‘dur!" deyü dellâllar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2b–3a ·
metinde göster ·
"Vallâhi biz asker-i İslâm'ı tuz çıkan Tuzda şehrinde bırağup bir gün bir
gecede
ılgarup bu kal‘a kâfirin zann edüp geldik. Hamd-i Hudâ diyâr-ı İslâm'a kadem ba …
"Vallâhi biz asker-i İslâm'ı tuz çıkan Tuzda şehrinde bırağup bir gün bir gecede ılgarup bu kal‘a kâfirin zann edüp geldik. Hamd-i Hudâ diyâr-ı İslâm'a kadem basdık" dediğimizde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5b ·
metinde göster ·
… aka yıka bir gayri yoldan yeni şikârlar ile mâl-ı ganâ’imler alarak bir gün bir
gecede
,
"Paşan bildiğinden kalmasın. Biz bir alay ulûfesiz askeriz. Biz kâfir vilâyeti vurup esîr [ü] mâl-ı ganâ’im aldık, Varat vurat, sorat vilâyetleri urmadık" deyü Sinân Paşa kethudâsına bu gûne cevâb verilüp anlar Varat cânibine gitdiler. Biz gerü dönüp yaka yıka bir gayri yoldan yeni şikârlar ile mâl-ı ganâ’imler alarak bir gün bir gecede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12a ·
metinde göster ·
… Beleşo-Sonlok nâhiyesi derler. Ertesi gün nehr-i Şamos'u ubûr edüp bir gün bir
gecede
dahi yürüyüp sene 1071 ıyd-ı adhâsının yigirmi ikinci günü kırk bin dörd yüz ad …
Bu mahalle Beleşo-Sonlok nâhiyesi derler. Ertesi gün nehr-i Şamos'u ubûr edüp bir gün bir gecede dahi yürüyüp sene 1071 ıyd-ı adhâsının yigirmi ikinci günü kırk bin dörd yüz aded esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle sîr olup hamd-i Hudâ ordu-yı İslâm'a yine nehr-i Tise kenârında dâhil olup Yalı Ağası Şâh Polad Ağa ve Ak Mehemmed Ağa ve Dedeş Ağa ve gayri ot ağaları hil‘at geyüp hakîre ancak bir çeleng ihsân olunup serdâr başıma kendü eliyle koduğundan cihân kadar hazz etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm diyâr-ı Erdel'in seferinde bu Megeşvar kal‘asında üç gün üç
gecede
etdiğimiz zevk u safâyı seyyâh-ı âlem olaldan berü hakîr-i pür-taksîr Rûm ve Ar …
Hulâsa-i kelâm diyâr-ı Erdel'in seferinde bu Megeşvar kal‘asında üç gün üç gecede etdiğimiz zevk u safâyı seyyâh-ı âlem olaldan berü hakîr-i pür-taksîr Rûm ve Arab ve Acem ve Leh ve Çeh ve Krakov ve Kırım ve Dağıstân ve Gürcistân'da etmemişimdir. Ancak belde-i tayyibe, ya‘nî İslâmbol'da Kaya Sultân, Sultân İbrâhîm Hân'a ziyâfetler edüp cemî‘i hânende ve sâzendegân huzûr-ı İbrâhîm Hân'da Hüseyn Baykara fasılları etdiklerinde işte ol zamân bu hakîr zevk u safâlar edüp cân sohbetleri ederdim. Bir dahi bu Erdel diyârında zevk u safâlar etdim. Hâzâ min fazli Rabbî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
… ttal bırakdıklarından biz dahi şehri ıhrâk edüp mâl-ı ganâ’imimizle iki gün iki
gecede
ordu-yı İslâm yerine dâhil olduk, ammâ askerin yerinde yeller eser. Cümle refîk …
Ve âb [u] hevâsı ve binâsı gâyet şehr-i müzeyyen idi. Âl-i Osmân askeri geldiğin istimâ‘ edüp cümle kefereleri dağ ve bâğ ve râğlara firâr edüp şehir mu‘attal bırakdıklarından biz dahi şehri ıhrâk edüp mâl-ı ganâ’imimizle iki gün iki gecede ordu-yı İslâm yerine dâhil olduk, ammâ askerin yerinde yeller eser. Cümle refîklerimizle aklımız başımızdan gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22b ·
metinde göster ·
… l-umûm cümle Tatar'ı Seykel vilâyetine yine gönderüp bi-Rabbi Ka‘be iki gün iki
gecede
on bin altı yüz esîr ve bu kadar mâl-ı firâvân ile ordu-yı İslâma bay geldiler.
Ve yine bu menzilde üç gün meks olunup Seykel kâfirleri câ-be-câ kal‘aları ve kurâlarına gelüp şehirlerin amâr etmeğe başladıkları haberi gelince hemân serdâr-ı müdebbir Tatar'ın hâtırın ele almak içün ale'l-umûm cümle Tatar'ı Seykel vilâyetine yine gönderüp bi-Rabbi Ka‘be iki gün iki gecede on bin altı yüz esîr ve bu kadar mâl-ı firâvân ile ordu-yı İslâma bay geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24b ·
metinde göster ·
… alde Tatar Seykel vilâyetlerine on bin yiğit gitmeğe fermân verilüp bir gün bir
gecede
yedi bin esîr ile bay geldiler.
Mukaddemâ Seykel gazâsına giderken evsâfı tahrîr olunmuşdu. Yine bu mahalde Tatar Seykel vilâyetlerine on bin yiğit gitmeğe fermân verilüp bir gün bir gecede yedi bin esîr ile bay geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24b ·
metinde göster ·
… on üç bin iki yüz aded araba idi ve bahâr eyyâmı olmağile suhûletle bir gün bir
gecede
ubûr olundu, ammâ şimdi 31b on tokuz bin sekiz yüz araba defter olunup iki ke …
Mukaddemâ bu Demirkapu'dan içeri girdiğimiz zamân cümle on üç bin iki yüz aded araba idi ve bahâr eyyâmı olmağile suhûletle bir gün bir gecede ubûr olundu, ammâ şimdi 31b on tokuz bin sekiz yüz araba defter olunup iki kerre yüz bin esîr ve on kerre yüz bin sığır üç gün üç gecede geçdiler ve meşakkat-i azîm çekdiler. Ve deve ve katar ve mehâr ile seyishâneler ile ubûr edenlerin hisâb [u] kitâbın Rabbü'l-izzet [bilir].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a–31b ·
metinde göster ·
… araba defter olunup iki kerre yüz bin esîr ve on kerre yüz bin sığır üç gün üç
gecede
geçdiler ve meşakkat-i azîm çekdiler. Ve deve ve katar ve mehâr ile seyishânele …
Mukaddemâ bu Demirkapu'dan içeri girdiğimiz zamân cümle on üç bin iki yüz aded araba idi ve bahâr eyyâmı olmağile suhûletle bir gün bir gecede ubûr olundu, ammâ şimdi 31b on tokuz bin sekiz yüz araba defter olunup iki kerre yüz bin esîr ve on kerre yüz bin sığır üç gün üç gecede geçdiler ve meşakkat-i azîm çekdiler. Ve deve ve katar ve mehâr ile seyishâneler ile ubûr edenlerin hisâb [u] kitâbın Rabbü'l-izzet [bilir].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a–31b ·
metinde göster ·
… çuval saman ve kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki
gecede
Duna ve Bınarhisâr ve Yenehisâr ve Çekmece halîclerinden kömür ve saman cereyân …
Hattâ Tuna'nın taşışına bu gârlardan "Tuna suları gibi bulanık sular Bınarhisâr'da ve Yenehisâr'[da] akar" deyü Çelebi Sultân Mehemmed'e bu Demirkapu ahvâllerin umûr-dîde ve kâr-âzmûde pîr-i fânîler bu gûne hikâyât u rivâyât u dirâyât etdiklerinde hemân Sultân Mehemmed-i âkıl âkılâne hareket edüp müşkil-küşâlik etmek içün re‘âyâ vü berâyâya bu kadar bin çuval saman ve talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval saman ve kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki gecede Duna ve Bınarhisâr ve Yenehisâr ve Çekmece halîclerinden kömür ve saman cereyân etmeğe başlayup Mehemmed Hân-ı Evvel'e haberler gelüp andan ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olur kim Çekmeceler ve Bınarhisâr ve Duna suları nehr-i Tuna'dandır deyü evkâfnâmelerinde musarrahdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
… müslimîn ubûr u mürûr etmek içün cümle ecnâdı ve niçe bin üstâdı üşürüp üç gün
gecede
bu cisri itmâm etdi. Hâlâ ol vezîr-i dilîrin evkâfından bu cisir ta‘mîr ü termî …
Der-beyân-ı cüsûr-ı memerr-i nâs: Nehr-i Vulko nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu mahalde nehr-i Vulko üzre tûlu yedi yüz adım kâmil bir haşeb kantara-i metîndir kim sene 932 târîhinin mâh-ı Zilka‘de'nin on ikinci gün Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa fermân-ı Süleymân Hân ile Ösek kal‘ası gazâsına giderken cüyûş-ı müslimîn ubûr u mürûr etmek içün cümle ecnâdı ve niçe bin üstâdı üşürüp üç gün gecede bu cisri itmâm etdi. Hâlâ ol vezîr-i dilîrin evkâfından bu cisir ta‘mîr ü termîm olunur. Bu püll-i musanna‘ın altından cereyân eden nehr-i Vulko tâ Yakova dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Tuna'ya munsabb olur küçük nehirdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61a ·
metinde göster ·
… arafında dahi Sadrıa‘zam deryâ-misâl asker ile cisir yapmağa mübâşeret edüp bir
gecede
on aded gemi Sadrıa‘zam tarafından ve yedi gemi karşu tarafda yapıldı. Ve gece …
Hemân ol ân Sadrıa‘zam bir ân durmayup nehr-i Tuna kenârına gelüp ibtidâ altı oda yeniçeriler ile Zağarcıbaşı İbrâhîm Ağa'yı ve Kadızâde İbrâhîm Paşa'yı ve Sührâb Mehemmed Paşa'yı ve Kaplan Paşa'yı ve Hısım Mehemmed Paşa'yı cümle eyâleti askerleriyle Tuna'dan gemiler ile mezkûr vüzerâları ve mîr-i mîrânları karşu tarafa Uyvar hâkine geçirüp karşu tarafda gemiler üzre cisir yapmağa başladılar. Üstürgon tarafında dahi Sadrıa‘zam deryâ-misâl asker ile cisir yapmağa mübâşeret edüp bir gecede on aded gemi Sadrıa‘zam tarafından ve yedi gemi karşu tarafda yapıldı. Ve gece gündüz ale'l-umûm 98b cisr-i azîm itmâmına cidd ü cehd, sa‘y ü ihtimâm olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98a–98b ·
metinde göster ·
… dağlar içinden kara nahır gibi kara şapkalı ve kara bayraklı kâfirler karanlık
gecede
kara ormanlar içre gelirlerken görüp gerüye kaçarkan bu yiğitler bizi bağlayup …
"Vallâhi sultânım, biz Karaman sipâhîlerindeniz. Ota otluğa gidelim ve birez kelepür şikârı bulalım, deyüp üç sâ‘at kadar gitdik. Uyvar cânibinden berü dağlar içinden kara nahır gibi kara şapkalı ve kara bayraklı kâfirler karanlık gecede kara ormanlar içre gelirlerken görüp gerüye kaçarkan bu yiğitler bizi bağlayup size getirdiler, emir sultânımındır. İşte vâkı‘-i hâl budur" deyü cevâb etdikleri mahalde sabâha kâmil üç sâ‘at kalmış idi. Çünki paşa-yı acûl bu Etrâklerden bu haber-i mûhişi istimâ‘ edince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a ·
metinde göster ·
… sâr oldular, cümlesin arabalara tahmîl edüp ordu-yı İslâm kenârında bir gün bir
gecede
gücile taşıyup üç yerde dağlar gibi yığdılar.
Hattâ otak-ı nüh-tâk önünde üç yerde kelle dağlar gibi yığılup cümle lâşe-i küffâr-ı hâksârı, hakkâ ki hâksâr oldular, cümlesin arabalara tahmîl edüp ordu-yı İslâm kenârında bir gün bir gecede gücile taşıyup üç yerde dağlar gibi yığdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 106b ·
metinde göster ·
… misilli encümânlar {gûyâ} bir yere müctemi‘ olup sahrâ-yı Üstürgon'u ol karanu
gecede
rûz-ı nevrûz-ı Hârzemşâhî gibi küşâde olmuşdu.
Bu ceng [ü] cidâl tamâm olduğu gece aslâ Sadrıa‘zam tarafından fermân ile tenbîh ü te’kîd olunmadan bi-emrillâhi Ta‘âlâ mukaddemâ Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın ibtidâ ale's-seher ceng etdiği yerde şühedâlarımız üzre büklüm büklüm ve burma burma nûr yağdığın niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve niçe bin gâziyân-ı sâdıkânlar bu mehbit-ı pür-envârı müşâhede edince Sadrıa‘zam tarafından fermân ile çerâğân donanması oldu zann edüp el-azametullâh ol leyle-i muzlimde nehr-i Tuna'nın karşu tarafında ve beri bizim semtimizde olan niçe kerre yüz bin hayme vü hargâhların cemî‘i tınâblarına ve niçe kerre yüz bin aded kargı mızraklar üzre niçe kerre yüz bin fânûslar ve kanâdîller ve şem‘-i rîhler ve şem‘-i rîhler ve lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ meş‘aller ile eyle çerâğân olup zîb ü ziynet oldu kim ol şeb-i muzlim rûz-ı rûşen-misâl leyle-i Kadr olup cümle şühedâlarımızın ervâhları inşâallâh pür-nûr olmuş alâmetleri olup gûyâ eflâk-i seb‘anın kevâkibleri ve seb‘a-i seyyâre ve sitâre-i mirrîh ve zühre ve utarid ve müşterî ve zühal ve şems ü kamer ve ferkadân ve necm-i sâbite ve süheyl-i Yemenî misilli encümânlar {gûyâ} bir yere müctemi‘ olup sahrâ-yı Üstürgon'u ol karanu gecede rûz-ı nevrûz-ı Hârzemşâhî gibi küşâde olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107a ·
metinde göster ·
… -i deryâ-misâl bu Uyvar fezâsına dökülüp babaları mahsûlâtları gibi bir gün bir
gecede
cânib-i erba‘ayı birer konak yer pîr-i pâk zemînin kara hâk edüp herkes hayme v …
"Bire meded bu Uyvar sahrâsın mahsûlün derelim ve çadırlarımıza yığalım" deyü asâkir-i deryâ-misâl bu Uyvar fezâsına dökülüp babaları mahsûlâtları gibi bir gün bir gecede cânib-i erba‘ayı birer konak yer pîr-i pâk zemînin kara hâk edüp herkes hayme vü hargâhları önünde dağlar gibi mahsûlâtlar yığdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108a ·
metinde göster ·
ve kimi on gün on gecede cânib-i erba‘adaki vilâyetlere çapul civerüp dünyâyı a …
Ba‘dehu beş gün beş gecede ve kimi on gün on gecede cânib-i erba‘adaki vilâyetlere çapul civerüp dünyâyı aşup mâh-ı Saferü'l-muzafferin üçüncü gün ve ba‘zısı beşinci ve onuncu gün ordu-yı İslâma sâlimîn ü gânimîn vâsıl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115a ·
metinde göster ·