… müslimîn ubûr u mürûr etmek içün cümle ecnâdı ve niçe bin üstâdı üşürüp üç gün
gecede bu
cisri itmâm etdi. Hâlâ ol vezîr-i dilîrin evkâfından bu cisir ta‘mîr ü termîm o …
Der-beyân-ı cüsûr-ı memerr-i nâs: Nehr-i Vulko nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu mahalde nehr-i Vulko üzre tûlu yedi yüz adım kâmil bir haşeb kantara-i metîndir kim sene 932 târîhinin mâh-ı Zilka‘de'nin on ikinci gün Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa fermân-ı Süleymân Hân ile Ösek kal‘ası gazâsına giderken cüyûş-ı müslimîn ubûr u mürûr etmek içün cümle ecnâdı ve niçe bin üstâdı üşürüp üç gün gecede bu cisri itmâm etdi. Hâlâ ol vezîr-i dilîrin evkâfından bu cisir ta‘mîr ü termîm olunur. Bu püll-i musanna‘ın altından cereyân eden nehr-i Vulko tâ Yakova dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Tuna'ya munsabb olur küçük nehirdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61a ·
metinde göster ·
… u Demirkapu'nun iç yüzünde Haçek sahrâsı tarafında kar üzre meks olup üç gün üç
gecede bu
Demirkapu dağları ve ormanların aşınca şiddet-i şitâdan on bin esîr kırıldı ve …
Andan 6 sâ‘atde Hasek ve Haçek dahi derler. Bu sahrâyı geçüp andan yine garba İskender-i Zülkarneyn'in binâ etdiği Demirkapu'yu ubûr etdik. Hamd-i Hudâ selâmet geçdik, ammâ sene (---) târîhinde Alî Paşa ile Erdel seferinden geldikde bu Demirkapu'nun iç yüzünde Haçek sahrâsı tarafında kar üzre meks olup üç gün üç gecede bu Demirkapu dağları ve ormanların aşınca şiddet-i şitâdan on bin esîr kırıldı ve bir kaht-ı azîm olduğu cümle bâlâda merkûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92b ·
metinde göster ·
… tâ‘at etmedikleri ecilden bu şehr-i Irâk-ı Dâdyân'ı muhâsara edüp yedi gün yedi
gecede bu
şehrin yedi aded kal‘asıyla şehri harâb u yebâb edüp pâdişâhları olan Bahsan Su …
Hulâsa-i kelâm niçe mülûkdan mülûka bu şehr-i azîm kalup âhır-ı kâr Dağıstân pâdişâhlarının tahtgâhı olup eyle amâristân olmuş kim hâlâ iki merhale yerlerde âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Ammâ Timur Hân Mâverâü'n-nehir'den hurûç edüp vilâyet-i Kırım'da Tohtamış Hân üzre gelirken bu Irâk-ı Dâdyân halkı Gürciyyü'l-asıl kavm-i Dâdyân olup tüvânâ ve bahâdır âdemler olmak ile Timur Hân'a itâ‘at etmedikleri ecilden bu şehr-i Irâk-ı Dâdyân'ı muhâsara edüp yedi gün yedi gecede bu şehrin yedi aded kal‘asıyla şehri harâb u yebâb edüp pâdişâhları olan Bahsan Sultân'ı katl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
… p dârât [u] azamet göstermek içün Mısır'ın cümle üstâdların cem‘ edüp üç gün üç
gecede bu
dîvânhâneyi itmâm etmişler. Ammâ hakkâ ki makdûr-ı beşer olmayup devleti itmâma …
Fevkânî bir dîvânhâne-i âlîdir kim içine on bin âdem alur. Sultân Gavrî Acem ile ülfet etdükde Şâh-ı bed-hâh Gavrî'ye bir azîm elçi gönderdiğin Gavrî istimâ‘ edüp dârât [u] azamet göstermek içün Mısır'ın cümle üstâdların cem‘ edüp üç gün üç gecede bu dîvânhâneyi itmâm etmişler. Ammâ hakkâ ki makdûr-ı beşer olmayup devleti itmâma ermesine bir alâmet etmiş. Cemî‘i der-i dîvârları gûnâ-gûn ruhâm taşlar kaplıdır. Ve tavanları serâpâ nakş-ı bûkalemûn müzehhebdir. Serâpâ beyâz mermer hemvâre döşelidir. Tûlü yüz seksen beş ayakdır ve arzı elli beş ayakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83a ·
metinde göster ·
… s çıkup hakîrin pederi ol asırda ser-zergerân-ı Dergâh-ı Âlî idi, kırk gün kırk
gecede bu
Kademü'n-Nebîye kalemkârî altun kitâbe ve muta(l)hhıllar edüp silu ve mînâlar t …
"Hemân vakfullâhı yerine gönderin" dediklerinde hazîneden bir kantâr sîm-i hâlis çıkup hakîrin pederi ol asırda ser-zergerân-ı Dergâh-ı Âlî idi, kırk gün kırk gecede bu Kademü'n-Nebîye kalemkârî altun kitâbe ve muta(l)hhıllar edüp silu ve mînâlar tezyîn edüp bir dollâb etmişdir kim hâlâ Mısır içinde eyle kâr-ı zergerî yokdur, hemân dollâbca tamâm olup yine Murâd Re’îs'e kadem-i şerîfi teslîm etdükleri sâ‘at bir eyyâm-ı muvâfık olur kim yedi ayda yüz bin renc [ü] anâ ile gelmeyen resm-i pâk-i Kademü'n-Nebî yedi günde İskenderiyye'ye, andan bir günde Mısır'a dâhil oldukda cümle a‘yân-ı Mısır alay-ı azîm ile Kayıtbay'a getürüp yine ke'l-evvel yerine P 207b vaz‘ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y137b ·
metinde göster ·
… m olur, zîrâ on Mısrî kîse masrûfu vardır, azîm dâhiyedir. Zîrâ sekiz gün sekiz
gecede bu
ziyâfetde iki yüz aşbâz hizmet edüp kâmil bin aded koyun ve elli bin tavuk ve e …
Ale's-sabâh yevm-i cum‘a olup yine tahte'l-kahve bir müfîd [ü] muhtasar summât-ı Halîl çekilüp ba‘de't-ta‘âm Y 145b Ümmü'l-kıyâs havuzunun kenârına cümle ulemâ ve sulehâ varup Ümmü'l-kıyâs Şeyhi İbnü'r-Reddâd du‘â edüp cümle ümmet-i Muhammed âmîn deyüp herkes mesâlih-i mevâni‘lerine gidüp sekiz gün sekiz gece Ümmü'l-kıyâs ziyâfetleri ve tathîr olunması tamâm olur. Ammâ her kim başçavuş bulunursa ol dahi tamâm olur, zîrâ on Mısrî kîse masrûfu vardır, azîm dâhiyedir. Zîrâ sekiz gün sekiz gecede bu ziyâfetde iki yüz aşbâz hizmet edüp kâmil bin aded koyun ve elli bin tavuk ve elli bin güvercin ve on kerre yüz bin ekmek, yüz bin yağlı çörek ve buna göre sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtın hisâbın bir Mevlâ bilür Hudârâ Hudâ bilür. Selîm Kethudâ başçavuş iken böyle masrûf gitmişdir. Zîrâ beher yevm iki yüz sahan ta‘âmı Ravza bâğlarında ve Mısr-ı atîk şehrinde ve Ümmü'l-kıyâs cânibinde câmi‘inde odabaşılara ni‘met-i bî-imtinânı firâvân çekilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y145a–Y145b ·
metinde göster ·