… ine 250b bir kârgîr binâ cisr ile Bâb-ı Zağanos'a ubûr olunur ki bu kantaraya
gelecek
kal‘a dîvârı dâhilinde mahsub ve ma‘dûddur. Ve Bâb-ı Zindan'dan Bâb-ı Zağanos'a …
Üçüncü kapu bu kal‘anın hâ’it-i garbîsinde Zindân Kapusu'dur kim cümle kâtil ve medyûn-ı müstağrak bu kapu kullesinde mahpûslardır. Ve bu Zindân Kapusu'ndan taşra yine 250b bir kârgîr binâ cisr ile Bâb-ı Zağanos'a ubûr olunur ki bu kantaraya gelecek kal‘a dîvârı dâhilinde mahsub ve ma‘dûddur. Ve Bâb-ı Zindan'dan Bâb-ı Zağanos'a varınca bu cisre muttasıl kal‘a dîvârı uzamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250a–250b ·
metinde göster ·
… . Tesellî-i hâtır bulalım. Tiz haklarından gelin. Yoksa biz onların haklarından
gelecek
vakti biliriz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Paşa bunlara "Ben sâdât-ı kirâmdan …
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa bâ nefir-i âm, gulgule-i ehl-i hıref, bâ ığvâ-yı Siyâvuş Paşa ve Ebû Sa‘îd Efendi: Sarrachâne'den Âhîler ibtidâ bayrak ve tabl u kudûm kaldırup cümle dükkânları kapanup ve câmi‘leri kapanup "Ümmet-i Muhammed olan sancak dibine gelsin. Pâdişâha rik‘a sunalım!" deyü yüz elli bin ibâdullah-ı el-kâsibu habîbullah ile iktisâb edinen cümle ehl-i sûk pür-silâh, sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup deryâ-misâl benî Âdem temevvüc ederek sene 1061 şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin dördüncü bâzârtesi gün idi kim Daşnık Mirza ve Hanîfi Halîfelerin nâ-hak kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne döküldüğünün on ikinci gün sonra idi kim Atmeydânı'nda yer yer sedâ-yı Allah Allah evce peyveste olup İslâmbol içre velvele ve gulgule ve depdebe ve feryâd [u] fiğân ile dolup gürûh gürûh Bâb-ı hümâyûn önüne dolup Şeyhülislâm Azîz Efendi Ayasofya câmi‘inde kalup herkes âlet-i silâhıyla ve nohut ve zerdestesiyle kimi ucu yanmış köseği odunuyla ve koyunlarında birer somunlar ile Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd u vâveylâ-yı Allah Allah dediklerinde bu sadâ pâdişâh-ı cem-cenâb tarafına mün‘akis olup Bâb-ı hümâyûn sedd olunup topları kulleler üzre âmâde etmek ferman olunup Bâb-ı hümâyûn burcundan Haseki Ağa, taraf-ı pâdişâhîden su’âl edüp "Ey ibâdullah! Bu cem‘iyyet-i kübrâ nedir" dedikde "Bize zulm eden vezîria‘zamı ve Defterdâr Emîr Paşa'yı 102b ve Başbakıkulu Moralı Mustafâ Çelebi'yi ve Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa'yı ve Koskafurûnlu Muhzır Ağa'yı ve Kudde Kethüdâ'yı ve Tokkapuluyu ve Gümrük Emîni'ni ve Vâlide Sultân'ı ve Bektâş Ağa'yı ve Kara Çavuş Yeniçeri Ağasın ve Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa'yı ve Alahoz Mehemmed Efendi'yi ve Sarı Kâtib'i ve Bostâncıbaşı'yı ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'yi ve'l-hâsıl Celâlî Hasan Ağa'dan ve İpşir Paşa'dan mukaddemâ gelen defter üzre cümle yüz elli aded âdemi istemeziz, katl olunup vezîr ma‘zûl olup sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa olsun" deyü Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd [u] figâna âheng edüp bu haber sa‘âdetlü pâdişâha vardıkda Servikapusu'ndan haseki ağa, paşaya gelüp "Sa‘âdetlü pâdişâh selâm edüp şu guluvv-i âmın aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl ile perîşân eylesin" deyüp gitdikde paşa dahi feryâdcılardan bir alay ihtiyârları ve dindâr meşâyihleri ve mükehhal gözlü, başı misvâklı, eli tesbihli sâdâtları ve acı sözlü söz anlamaz bî-dâdları çağırup anlar dahi dâd u feryâd ederek Melek Paşa huzûruna çıkup "Sa‘âdetlü vezîr, senden hoşnuduz ammâ Kudde Kethüdâ ve Emîr defterdârı istemeziz. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i perdeden bir Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdullah! Cümle yetmiş bin guruşluk altundur. Andan ziyâde vermen" deyince cümlesi "Ey Allah râzı ola. Nola verelim! Ve istimâ‘ etdik kim Azağ'a bir yıldan berü hazîne varmayup ağaların pârelemişler. Siz dahi Kudde Kethüdâ'yı ve Emîr Paşa'yı pâre pâre edin. Tesellî-i hâtır bulalım. Tiz haklarından gelin. Yoksa biz onların haklarından gelecek vakti biliriz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Paşa bunlara "Ben sâdât-ı kirâmdan olan Emîr Paşa'yı katl edemem. Emr, şer‘-i Resûl-i mübînindir" deyü her birine birer hulvu'l-kelâm ile şifâ-yı sadr cevâblar verüp munsıf olanları kâ’il olup dem çekmediler. Bî-insâf olanlar "Mardalı esbâb istemeziz. Hemân nukûd akçe guruş alup altın veririz" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102a–102b ·
metinde göster ·
… ı sana!" deyüp gayrı kılıç ve bir kara çabuk at hedâyâ verüp Rûmiyye'ye ol dahi
gelecek
oldu.
{Hakîr} tilâvet etdiğimde mefhûmu ma‘lûmu olup eydür: "Vallahi biz Rûmiyye hânıyla Pinyaniş'i urduğumuzda yigirmi sultân idik. Aldığımız koyunları güzel şâhımız "Verin!" derse "Baş yüz üstüne." deyüp hakîre ol ân belindeki kılıcın bâğışladı. "Yok kılıcın almam, Osmânlı arasında ayıbdır." dedim. "Hey kurbân olayım Osmânlı sana!" deyüp gayrı kılıç ve bir kara çabuk at hedâyâ verüp Rûmiyye'ye ol dahi gelecek oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290a ·
metinde göster ·
Ve Melek Ahmed Paşa efendimiz Kırım hânından ve Âsitâne'den
gelecek
piyâde yeniçeri askeri bakayâsından haber gelince Akkirmân altında meks etmek i …
Ve Melek Ahmed Paşa efendimiz Kırım hânından ve Âsitâne'den gelecek piyâde yeniçeri askeri bakayâsından haber gelince Akkirmân altında meks etmek iktizâ edüp tehî-dest durulmasın içün cümle asker-i İslâma ve cümle ahâlî-i şehre dellâllar nidâ edüp beher gün onar kazgan pilav ve zerde pişüp cümle askere ve ehl-i belede ni‘met-i firâvân-ı bî-imtinân bezl olunup mehterhâneler çalup cümle alaybeğleri ve çeribaşıları ve yetmiş bayrak sekbân [u] sarıca bölükbaşıları etek der-miyân edüp Akkirmân kal‘asının handakı tathîrine bezl-i ihtimâm edüp handak içinden defter ile beş kerre yüz bin araba toprak nehr-i Turla'ya dökülüp mukaddemâ şürefâların kazdığı zamân gibi 36b handak içre nehr-i Turla cereyân edüp handak tathîr olduğu sicille kayd olup bir dahi handaka bir dâne-i hardal bırağanın hakkından gelmek içün dellâllar nidâ edüp tenbîh [ü] te’kîd olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36a–36b ·
metinde göster ·
… igâhbânları gülbâng-ı Muhammedî getirirler, zîrâ Venedik kâfirlerinin Uskokları
gelecek
muhâlif boğazda vâki‘ olmuş kal‘adır, ammâ kaç adımdır ma‘lûmum değildir, zîrâ …
Sitâyiş-i eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Akhisâr: Cânib-i erba‘ası çengelistân ve ormanlı zemînde bir yalçın sa‘b kaya üzre şekl-i muhammes şeddadî taş binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim dîvârlarının kaddi kırkar arşın bâlâdır. Melek Ahmed Paşa efendimiz kendü mâlıyla bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp bu kal‘a gûyâ nûr-ı mübîn ve bir sûr-ı gevher-nigîn olup içine müstevfâ cebehâneleri ve topların âmâde edüp dizdârı ve üç yüz aded neferâtların teftîş ve tefahhus edüp her gece mehterhânesi çalınup nigâhbânları gülbâng-ı Muhammedî getirirler, zîrâ Venedik kâfirlerinin Uskokları gelecek muhâlif boğazda vâki‘ olmuş kal‘adır, ammâ kaç adımdır ma‘lûmum değildir, zîrâ şimâlî ve garbî ve cenûbî tarafları çâh-ı gayyâ gibi uçurumdur. Ol taraflarda handakları yokdur, ammâ kal‘a kapusu tarafında yalçın kesme kaya handakı üzre asma cisri vardır, varoşa geçilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
"Vallâhi Tatar ile yüz elli bin aded askerimiz geldi ve dahi Diyârbekir ve Erzurûm ve Şâm-ı Trablus'dan dahi imdâd gelecek askerlerimiz vardır" deyince hemân içerden küffâr-ı hâksâr kâr-ı inkisârda olup ol gün ol gece dîvârlarda[n] ve mazgallardan kefere vü fecereler baş göstermeyüp aslâ top u tüfeng atmayup müşâverelere {girüp} "Kal‘ayı vere ile vermelerine turvin şirvin ederler" deyü keferelerden istimâ‘ olunup asker-i İslâm ile küffâr câ-be-câ söyleşmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114a ·
metinde göster ·
… çşembe'de bu feth-i meserret haberi geldik[de] geceden on bin asker dağlar içre
gelecek
askere istikbâle gitdiler. Ve yine alaydan sonra "Ordu-yı İslâmdan top u tüfeng …
Evvelâ mâh-ı Muharremü'l-harâmın yigirmi üçüncü gün yevm-i Pençşembe'de bu feth-i meserret haberi geldik[de] geceden on bin asker dağlar içre gelecek askere istikbâle gitdiler. Ve yine alaydan sonra "Ordu-yı İslâmdan top u tüfengler atılup gülbâng-ı Muhammedî çekilsin" deyü tenbîh ü te’kîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114a ·
metinde göster ·
pâdişâhların ve kendülerinin gelecek banlarının eşkâlleri ve esbâblarıyla cümle …
Eğer bu sarây-ı hurrem-âbâdı mâ vaka‘ı üzre tavsîf eylesek tatvîl-i kelâm olup seyâhatimize mâni‘ olur. Gerçi musanna‘ sarâydır, ammâ şehrine göre dar sarâydır. Ancak beş kat-ender-kat cümle kârgîr binâ-yı Şeddâdî bir sarâydır kim zerre kadar bir tarafında rahnedâr yeri yokdur. Ve üç yüzden ziyâde hücreleri ve kâ‘aları ve sâ’ir kilar ve matbahları vardır, ammâ dîvânhâne şekillisinde rûy-ı dîvâr üzre selef beğlerinin tasvîrleri ve Âl-i Osmân'ın gelecek pâdişâhların ve kendülerinin gelecek banlarının eşkâlleri ve esbâblarıyla cümle ilm-i nücûm üzre gelüp gelecek selâtîn-i Âl-i Osmân'ı ve beğlerinin tasvîrlerin tahrîr eylemişler kim bunlar sihr-i i‘câz mertebesi sûretlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152b ·
metinde göster ·
… lef beğlerinin tasvîrleri ve Âl-i Osmân'ın gelecek pâdişâhların ve kendülerinin
gelecek
banlarının eşkâlleri ve esbâblarıyla cümle ilm-i nücûm üzre gelüp gelecek selât …
Eğer bu sarây-ı hurrem-âbâdı mâ vaka‘ı üzre tavsîf eylesek tatvîl-i kelâm olup seyâhatimize mâni‘ olur. Gerçi musanna‘ sarâydır, ammâ şehrine göre dar sarâydır. Ancak beş kat-ender-kat cümle kârgîr binâ-yı Şeddâdî bir sarâydır kim zerre kadar bir tarafında rahnedâr yeri yokdur. Ve üç yüzden ziyâde hücreleri ve kâ‘aları ve sâ’ir kilar ve matbahları vardır, ammâ dîvânhâne şekillisinde rûy-ı dîvâr üzre selef beğlerinin tasvîrleri ve Âl-i Osmân'ın gelecek pâdişâhların ve kendülerinin gelecek banlarının eşkâlleri ve esbâblarıyla cümle ilm-i nücûm üzre gelüp gelecek selâtîn-i Âl-i Osmân'ı ve beğlerinin tasvîrlerin tahrîr eylemişler kim bunlar sihr-i i‘câz mertebesi sûretlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152b ·
metinde göster ·
… rinin gelecek banlarının eşkâlleri ve esbâblarıyla cümle ilm-i nücûm üzre gelüp
gelecek
selâtîn-i Âl-i Osmân'ı ve beğlerinin tasvîrlerin tahrîr eylemişler kim bunlar s …
Eğer bu sarây-ı hurrem-âbâdı mâ vaka‘ı üzre tavsîf eylesek tatvîl-i kelâm olup seyâhatimize mâni‘ olur. Gerçi musanna‘ sarâydır, ammâ şehrine göre dar sarâydır. Ancak beş kat-ender-kat cümle kârgîr binâ-yı Şeddâdî bir sarâydır kim zerre kadar bir tarafında rahnedâr yeri yokdur. Ve üç yüzden ziyâde hücreleri ve kâ‘aları ve sâ’ir kilar ve matbahları vardır, ammâ dîvânhâne şekillisinde rûy-ı dîvâr üzre selef beğlerinin tasvîrleri ve Âl-i Osmân'ın gelecek pâdişâhların ve kendülerinin gelecek banlarının eşkâlleri ve esbâblarıyla cümle ilm-i nücûm üzre gelüp gelecek selâtîn-i Âl-i Osmân'ı ve beğlerinin tasvîrlerin tahrîr eylemişler kim bunlar sihr-i i‘câz mertebesi sûretlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152b ·
metinde göster ·
… rler, zîrâ rûz-ı rûşende bu kal‘anın düşmandan havfi yokdur. Ve etrâfında imdâd
gelecek
benî Âdemleri çokdur ve her zamân bu kal‘a (bu kal‘a)nın karşusunda nehr-i Nere …
Beş altı kadar hurde şâhî topları var, ammâ iri muşkat tüfengleri çokdur. Ve kal‘asının kapusu dâ’imâ kapalı durup elli aded neferâtları her gece gelüp nevbet beklerler, zîrâ rûz-ı rûşende bu kal‘anın düşmandan havfi yokdur. Ve etrâfında imdâd gelecek benî Âdemleri çokdur ve her zamân bu kal‘a (bu kal‘a)nın karşusunda nehr-i Neretva aşırı Loboşka kâfirleri gelüp tulumlarla nehr-i Neretva'yı yüzüp beri tarafa geçerlerse kal‘adan toplar atılup etrâf [u] eknâfda olan nevâhî halkı haberdâr olup cümle pür-silâh gelüp kâfire bir şey aldırmazlar, gâyet serhad yerdir. Ne‘ûzübillâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b ·
metinde göster ·
"Kelleye gelecek gelir, nâ-ma‘kûl sözdür hemân ganîmet isteriz" dediklerinde ekall eksere tâbi‘ olup ol gün şehr-i Purunduk altından kalkup cânib-i garba Tuna'nın başı olan Alman dağlarının dâmeninde ılgar ile gidü[p],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4a ·
metinde göster ·
… lduğiyçün dizdâra kılıcın verüp kılıç ile gez buyurduklarından hâlâ cümle gelüp
gelecek
dizdârlar kılıç ile gezmek kânûn-ı Süleymân Hân'dır.
Ve Süleymân Hân kırk sekiz yıl pâdişâh-ı cihân-ârâ olup yedi yüz yetmiş yedi kal‘a feth edüp ol kadar hutbesi tilâvet olınur bir kal‘aya Süleymân Hân ve gayri pâdişâh-ı cihân kal‘aya yürüyüş etmemişlerdir, ammâ Süleymân-ı zamân bu kal‘aya yürüyüş edüp kılıç ile alduğiyçün dizdâra kılıcın verüp kılıç ile gez buyurduklarından hâlâ cümle gelüp gelecek dizdârlar kılıç ile gezmek kânûn-ı Süleymân Hân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13a ·
metinde göster ·
… niçe bin gûne hıyel u şeytanat ile binâ olunup yer altından birbirlerine varup
gelecek
yolları vardır, ammâ altları cümle kat-ender-kat lağımları hâzır-bâşdır. İbtidâ …
Evsâf-ı tetimme-i kal‘a-i Yanık: Bu kal‘a-i Yanık handaklarından taşra Sinân Paşa'nın top koyup ve toprak sürdüğü sahrâlarda hâlâ meterislere girilecek yerlerde altı yerde toprakdan alçak alçak tabyalar var kim her biri niçe bin gûne hıyel u şeytanat ile binâ olunup yer altından birbirlerine varup gelecek yolları vardır, ammâ altları cümle kat-ender-kat lağımları hâzır-bâşdır. İbtidâ meterise girilecek yerlerde bir hayli zamân ceng edüp avk [u] te’hîr etmek içün bu tabyaları binâ etmişdir, ammâ bunların dahi lağımların bulup bu tabyaları suya gark etmek ve toprak ile gark etmek Âl-i Osmân askerine emr-i seheldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47b ·
metinde göster ·
… üç kerre yüz bin asker ile bu Süd suyunun başında dahi asker cem‘ edüp kraldan
gelecek
on pâre toplara ve on nukrad hazînesi gelmesine bakup andan Kırım'a gitseler ge …
"Vallâhi hâlâ Şeremet Vezîr üç kerre yüz bin asker ile bu Süd suyunun başında dahi asker cem‘ edüp kraldan gelecek on pâre toplara ve on nukrad hazînesi gelmesine bakup andan Kırım'a gitseler gerek. Hâlâ Niskikirmân kal‘asında otururlar. Buradan on bir konak yerdir" deyü haber verdiklerinde Hân buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
… hikmet ve erbâb-ı ma‘ârif bu sûretler rümûz u künûzdur kim devr-i kıyâmete dek
gelecek
pâdişâhların ve gelecek kavmin ve cemî‘i gelecek mahlûk-ı Hudâ ile tasvîrleri a …
Ez-în-cânib Ferîdûn Hân sâhib-kırân-ı zamân olup Hûd Nebî binâ etdiği şehr-i mağrûkun hâricinde Ferîdûn-i sâhib-kırân alâmeti olması içün bir amûd-ı müntehâ dikmişdir, hâlâ yol üzre durur. Murâd eden hüccâclar varır görür. Kûfî hatta müşâbih bir gûne hatlar kazılmış ve niçe yüz gûne sûret-i timsâller yazılmışdır kim ehl-i hikmet ve erbâb-ı ma‘ârif bu sûretler rümûz u künûzdur kim devr-i kıyâmete dek gelecek pâdişâhların ve gelecek kavmin ve cemî‘i gelecek mahlûk-ı Hudâ ile tasvîrleri amûd üzre yazılmış ve kazılmış durur, ibret-nümâ-yı azîm amûd-ı bâlâdır. Hemân İslâmbol'da Avretbâzârı'nda kâ’im olan musavver dikilitaş gibi amûd-ı serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b ·
metinde göster ·
… if bu sûretler rümûz u künûzdur kim devr-i kıyâmete dek gelecek pâdişâhların ve
gelecek
kavmin ve cemî‘i gelecek mahlûk-ı Hudâ ile tasvîrleri amûd üzre yazılmış ve kaz …
Ez-în-cânib Ferîdûn Hân sâhib-kırân-ı zamân olup Hûd Nebî binâ etdiği şehr-i mağrûkun hâricinde Ferîdûn-i sâhib-kırân alâmeti olması içün bir amûd-ı müntehâ dikmişdir, hâlâ yol üzre durur. Murâd eden hüccâclar varır görür. Kûfî hatta müşâbih bir gûne hatlar kazılmış ve niçe yüz gûne sûret-i timsâller yazılmışdır kim ehl-i hikmet ve erbâb-ı ma‘ârif bu sûretler rümûz u künûzdur kim devr-i kıyâmete dek gelecek pâdişâhların ve gelecek kavmin ve cemî‘i gelecek mahlûk-ı Hudâ ile tasvîrleri amûd üzre yazılmış ve kazılmış durur, ibret-nümâ-yı azîm amûd-ı bâlâdır. Hemân İslâmbol'da Avretbâzârı'nda kâ’im olan musavver dikilitaş gibi amûd-ı serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b ·
metinde göster ·
… nûzdur kim devr-i kıyâmete dek gelecek pâdişâhların ve gelecek kavmin ve cemî‘i
gelecek
mahlûk-ı Hudâ ile tasvîrleri amûd üzre yazılmış ve kazılmış durur, ibret-nümâ-y …
Ez-în-cânib Ferîdûn Hân sâhib-kırân-ı zamân olup Hûd Nebî binâ etdiği şehr-i mağrûkun hâricinde Ferîdûn-i sâhib-kırân alâmeti olması içün bir amûd-ı müntehâ dikmişdir, hâlâ yol üzre durur. Murâd eden hüccâclar varır görür. Kûfî hatta müşâbih bir gûne hatlar kazılmış ve niçe yüz gûne sûret-i timsâller yazılmışdır kim ehl-i hikmet ve erbâb-ı ma‘ârif bu sûretler rümûz u künûzdur kim devr-i kıyâmete dek gelecek pâdişâhların ve gelecek kavmin ve cemî‘i gelecek mahlûk-ı Hudâ ile tasvîrleri amûd üzre yazılmış ve kazılmış durur, ibret-nümâ-yı azîm amûd-ı bâlâdır. Hemân İslâmbol'da Avretbâzârı'nda kâ’im olan musavver dikilitaş gibi amûd-ı serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b ·
metinde göster ·
… arının işleri Allâh'a kalmışdır. Azak denizi tarafından gayri bir yerden imdâdı
gelecek
yeri yokdur. Ol dahi yedi sekiz ay donup bir gemi gidüp gelemez.
Ancak paşası Heyhât sahrâsı pâdişâhıdır kim mahsûlâtları sekiz aded rûzgâr-ı zorkâr yel ovadır kim paşalarının işleri Allâh'a kalmışdır. Azak denizi tarafından gayri bir yerden imdâdı gelecek yeri yokdur. Ol dahi yedi sekiz ay donup bir gemi gidüp gelemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
… ların cümlesi hüdâyîdir, benî âdem kârı değildir. Ve kayalar arasından aydınlık
gelecek
yerleri vardır. Her gârda ve her seng-i hârâda niçe yüz bin hukemâların esmâlar …
Ve bu mahalde bir derk-i esfel-misâl bir kehf-i azîm vardır. Papaslar balmûmları yakup cümlemiz uryân olup birer zıbun ile daracık kayalar içre teper aşağa delikden deliğe enüp bir sâ‘atda tâ ka‘r-ı zemînde makâm-ı işrâkıyyûn ve makâm-ı Meşşâ’iyyûnlara varup temâşâ etdik. Cümle bu tâ’ife cümle bu kehflerde ifnâ-yı vücûd edüp birbirleriyle bî-zebân kelimât edüp tahsîl-i ulûm-ı felsefiyyât ederlermiş. Ammâ bu gârların cümlesi hüdâyîdir, benî âdem kârı değildir. Ve kayalar arasından aydınlık gelecek yerleri vardır. Her gârda ve her seng-i hârâda niçe yüz bin hukemâların esmâları ve gûnâ-gûn ibret-nümâ hatlar ve tasvîrâtlı hatlar var kim gûyâ İslâmbol'da Atmeydânı'nda çâr-kûşe dikili taşın hatlarıdır. Ve herkes bu gâra girüp temâşâ etdiğin taşa kazup yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
… âm bu gülle ile artık Kandiye kal‘asın döğmem. Şimden gerü kal‘a sizindir, ammâ
gelecek
kâfir gemilerine bu gülleyi vurun. Var bu gülleyi Köpürlüoğlu Serdâra ver. Allâ …
"Evliyâm bu gülle ile artık Kandiye kal‘asın döğmem. Şimden gerü kal‘a sizindir, ammâ gelecek kâfir gemilerine bu gülleyi vurun. Var bu gülleyi Köpürlüoğlu Serdâra ver. Allâh emâneti olsun. Hemân gelecek kâfir gemilerine ursun. Ve kal‘ayı otuz ikinci ay tamâmında otuz iki dişlerim gibi feth etsin. Var imdi selâmetle. Ba‘de'l-feth gel benim meyyitim yu helâl eyle" deyüp hakîri bağrına basup alnımı öpüp mübârek diline şehâdet parmağın sürüp "Aç ağzın" deyüp parmağın dilime sürüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299b ·
metinde göster ·
… lleyi vurun. Var bu gülleyi Köpürlüoğlu Serdâra ver. Allâh emâneti olsun. Hemân
gelecek
kâfir gemilerine ursun. Ve kal‘ayı otuz ikinci ay tamâmında otuz iki dişlerim g …
"Evliyâm bu gülle ile artık Kandiye kal‘asın döğmem. Şimden gerü kal‘a sizindir, ammâ gelecek kâfir gemilerine bu gülleyi vurun. Var bu gülleyi Köpürlüoğlu Serdâra ver. Allâh emâneti olsun. Hemân gelecek kâfir gemilerine ursun. Ve kal‘ayı otuz ikinci ay tamâmında otuz iki dişlerim gibi feth etsin. Var imdi selâmetle. Ba‘de'l-feth gel benim meyyitim yu helâl eyle" deyüp hakîri bağrına basup alnımı öpüp mübârek diline şehâdet parmağın sürüp "Aç ağzın" deyüp parmağın dilime sürüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299b ·
metinde göster ·
… lesin kırmışız. Hâlâ kemikleri (...) ovada ve Zarnata altında yığılup yatır. Bu
gelecek
askeri dahi Îsâ aşkına kırarız" deyü kendi elçilerin ve ıtlâk olan esîrlerin al …
"Osmânlı bildiğinden kalmasın, niçe kerre yetmiş seksener bin Türk askeri bu dağlarımıza girüp cümlesin kırmışız. Hâlâ kemikleri (...) ovada ve Zarnata altında yığılup yatır. Bu gelecek askeri dahi Îsâ aşkına kırarız" deyü kendi elçilerin ve ıtlâk olan esîrlerin alup bizim elçilerimizi kovup bir köşeye kondurup cümle küffâr bir yere cem‘ olup üç gün üç gece müşâvereden sonra dördüncü gün bizim elçileri getirüp bir azîm dîvân edüp yine nâmeleri ke'l-evvel kırâ’at etdirüp cümle küffâr başlarından şapkaların çıkarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332a ·
metinde göster ·
… er-beyân-ı tılsım-ı Karagöl nâm mahaldir kim bir küçük göldür. Ve bir yerden su
gelecek
yerleri yokdur. Ve yaz u kış eyle durur kapkara bir halîcdir. Ahâlî-i vilâyet b …
Der-beyân-ı tılsım-ı Karagöl nâm mahaldir kim bir küçük göldür. Ve bir yerden su gelecek yerleri yokdur. Ve yaz u kış eyle durur kapkara bir halîcdir. Ahâlî-i vilâyet bu göl içün mutalsamdır, Y 64a derler, garîb ü acîb hikâyetler nakl etdiler. Kenârında niçe yüz Mağribî ve Hindî ve gayri defîne-küşâ âdemler feth edemeyüp helâk olup sâhil-i halîcde zîr [ü] zeber olup yatırlar. Hâlâ bir âdem bu göle gireyim dese tarfetü'l-ayn içre kendüyi kenârda bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y63b–Y64a ·
metinde göster ·