… "Safâ geldin îmânım!" deyü pabuçların çevirüp yol gösterirler. Ammâ elbette her
gelene
birer tahte'l-kahve fütûrları mukarrerdir. Ve bir acâ’ib ü garâ’ib matbahı vard …
Ve bu âsitânenin cânib-i etrâfında cemî‘i seyyâhân-ı Arab u Acem'in birer âsârları ve gûnâ-gûn hatt-ı ibret-nümâları var kim bir kaç sene tilâvet olunsa kifâyet eder. Yüz aded dervîşândan ekser âşıkân-ı sâdıkân vardır. Her biri birer kâra meşgûl olup kimi kayyım, kimi meydâncı, kimi türbedâr, kimi çavuş, kimi destehâncı, kimi ferrâş, kimi âteşbâz, kimi müsâfirhânecidir. Bu âsitâneden mâ‘adâ başka bir müsâfirhâne vardır. Her şeb yüz iki yüz müsâfir mevcûd olup çul ve tobra çıkartmadan ri‘âyet edüp hizmet ederler. İsterse ol müsâfir üç gün otursun. Üç günden sonra "Safâ geldin îmânım!" deyü pabuçların çevirüp yol gösterirler. Ammâ elbette her gelene birer tahte'l-kahve fütûrları mukarrerdir. Ve bir acâ’ib ü garâ’ib matbahı vardır. El-hâsıl Rûm ve Arab u Acem'de böyle bir âsitâne-i kübrâ görmedim. Meğer Bağdâd'da İmâm Alî ve İmâm Hüseyin âsitânesi ola. İnkırâzu'd-deverân Hudâ mânde ede, âmîn yâ mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123b ·
metinde göster ·
Muhammed dîninde ve İsâ dîninde ölüm olmaz, ammâ ben ölmeğe geldim. Bu dağda ol …
"Ayağıyla gelene Muhammed dîninde ve İsâ dîninde ölüm olmaz, ammâ ben ölmeğe geldim. Bu dağda olan köylerde zahîre-bahâ akçesi içün üç yük akçe kaldı. Mahkemeden kadı defter verdi. Melek Ahmed Paşa ‘Kanı benim mâlım?’ dese gerek. Biz dahi ‘Alamadım’ deyince, ‘Kanı kadının arzı’ dese gerek. Kadı ise arz vermeyüp Melek Ahmed Paşa beni haps edüp bu dağdaki mâlı benden alır. Ben de cânım acısından başım terkiye koyup size geldim. 180a Sana ne düşerse eyle. İşte cânım, işte başım" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 179b–180a ·
metinde göster ·
… ı kibâr hânedânlarına konup aslâ bir kimesnenin kapuları mesdûd değildir. Hemân
gelene
salâ der kim niçe hânedânların kapuları üzre bu ebyât tahrîr olunmuşdur. Mısra‘ …
Der-hakk-ı hân-ı hâcegân-ı tüccârân: Olandası beş aded hân-ı sağîrlerdir. Ancak bu hânların birine ağır bâzergânlar konarlar. 38b Âyende vü revendegân ve müsâfirînden ekser re‘âyâ kefereleri konarlar. Yohsa cümle müsâfirîn a‘yân-ı kibâr hânedânlarına konup aslâ bir kimesnenin kapuları mesdûd değildir. Hemân gelene salâ der kim niçe hânedânların kapuları üzre bu ebyât tahrîr olunmuşdur. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38a–38b ·
metinde göster ·
… k. Ammâ kesici ve harâmî asılacakları bunlardır. Ammâ şehre karîbdir. Ayağı ile
gelene
kıymazlar, ammâ gayri yerlerde kuş kondurmazlar.
Andan bir dahi dağlar ve orman-ı bî-amânlar geçüp Haleb cisri nâm mahal Haleb ve Azez ve Kilis yolu sağa gider. Haleb cisri bir göz küçük cisrdir, altından cereyân eden bir müte‘addid nehir değildir. Anı ubûr edüp Arslanlı belin onuncu sâ‘atde aşup ikinci bâcdâr olan mahalde bir koyah-ı Acem hıyâbânı içre yerde mihmân olduk. Ammâ kesici ve harâmî asılacakları bunlardır. Ammâ şehre karîbdir. Ayağı ile gelene kıymazlar, ammâ gayri yerlerde kuş kondurmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y159a ·
metinde göster ·