… alup şehîd olup bir merd imdâdlarına varmadı. Ve Tatar Hân'a ‘Kâfir taburu üzre
gelme
ve İslâm ordusuna geç gel, tîz gelme’ {deyü haber gönderirlerdi}.
Bu hâlde iken Budin vezîri Karakaş Paşa kara kaşından kurşum ile urulup şehîd olup cümle askeri meydânda kalup şehîd olup bir merd imdâdlarına varmadı. Ve Tatar Hân'a ‘Kâfir taburu üzre gelme ve İslâm ordusuna geç gel, tîz gelme’ {deyü haber gönderirlerdi}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65a ·
metinde göster ·
… varmadı. Ve Tatar Hân'a ‘Kâfir taburu üzre gelme ve İslâm ordusuna geç gel, tîz
gelme
’ {deyü haber gönderirlerdi}.
Bu hâlde iken Budin vezîri Karakaş Paşa kara kaşından kurşum ile urulup şehîd olup cümle askeri meydânda kalup şehîd olup bir merd imdâdlarına varmadı. Ve Tatar Hân'a ‘Kâfir taburu üzre gelme ve İslâm ordusuna geç gel, tîz gelme’ {deyü haber gönderirlerdi}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65a ·
metinde göster ·
Diğer alâmet-i Murâd Hân: Bir kerre yine şecâ‘ati tamarları hareket edüp bir hişt-nîze ile on aded deve derileri ile müddakıl(?) Felemenk ve Nemse çâsârından gelme kalkanları elçinin önünde zerk edüp bilâ tereddüd güzer edüp Nemse çâsârı gönderdiği kalkanları {yine Nemse'ye} hedâyâ gönderdi. Hâlâ Beçkapusu'nun kemeri altında hişti ile maslûbdur kim hakîrin manzûru olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
… in başka kârhânesi vardır. Ve Karadeniz Boğazı'nda Sarıyâr kasabası dağlarından
gelme
top kâlıbı çamurların ağaç kılıçlar ile tahmîr edenlerin başka kârhânesi vardır …
Ve bu kârhâne içre top arabası binâ edenlerin başka kârhânesi vardır. Ve Karadeniz Boğazı'nda Sarıyâr kasabası dağlarından gelme top kâlıbı çamurların ağaç kılıçlar ile tahmîr edenlerin başka kârhânesi vardır. Ve top kâlıbları binâ olunan kâlıb kârhânesi başkadır. Ve top falyası delinen kârhâne başkadır. Bir ulu âsitânedir kim diller ile ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir. Zîrâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b ·
metinde göster ·
… 300, neferât 305, pîrleri nâ-ma‘lûmdur. Bunlar Leh ve Çeh ve İngilis diyârından
gelme
demir kalaylı teneke ve pirinc teneke satarlar. Dükkânların tenekeler ile zeyn …
Esnâf-ı tenekeciyân: Dükkân 300, neferât 305, pîrleri nâ-ma‘lûmdur. Bunlar Leh ve Çeh ve İngilis diyârından gelme demir kalaylı teneke ve pirinc teneke satarlar. Dükkânların tenekeler ile zeyn edüp güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188b ·
metinde göster ·
… Zîrâ halkı gâyet âsîlerdir. Ve bu Kamış kavmi içinde Mısır'dan ve İslâmbol'dan
gelme
Tophâne Abazaları vardır. Mescidleri var, evlâd [u] ensab sâhibi müselmânları ç …
Evsâf-ı aşîret-i Kamış : Beğlerinin ismi (---). On bin bâhâdır, şecî‘ kavmdir. Melek Ahmed Paşalı Kamış Mehemmed Ağa bu kabîledendir. Kerrât ile Arıt kavmin bozup beğlerin esîr etmişlerdir. Zirâ bu Abaza kavmi birbiriyle ceng [u] cidâl edüp evlâdların ve avretlerin uğurlayup kâr etmeğile geçinirler. "Hırsız olmayan âdem bu kavmin yanında şûm u bedbaht kavmdir" deyü meclislerine komayup kız vermezler. Bu Kamış dağlarında iri domuzları olur kim her biri eşek kadardır. İskelesi vardır ammâ ol kadar işlemez. Zîrâ halkı gâyet âsîlerdir. Ve bu Kamış kavmi içinde Mısır'dan ve İslâmbol'dan gelme Tophâne Abazaları vardır. Mescidleri var, evlâd [u] ensab sâhibi müselmânları çokdur. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Cümle kurâları kıbleye ve deryâya nâzırdır. Bunda dahi çârsû-yı bâzâr yokdur. Ammâ iskele başlarında bâzâr yeri vardır. Bundan yine garba leb-i deryâ ile üç konakda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
… iğimizde ancak bu kadar tahrîr olundu. Bu Kaytak kavminin aslı Mâğân diyârından
gelme
Moğol Etrâkı olmağıla lisân-ı Moğolca kelimât ederler. Bir elsine-i nâsa müşâbe …
Niçe gûne ıstılâhâtları var ammâ iki günde ihtılât etdiğimizde ancak bu kadar tahrîr olundu. Bu Kaytak kavminin aslı Mâğân diyârından gelme Moğol Etrâkı olmağıla lisân-ı Moğolca kelimât ederler. Bir elsine-i nâsa müşâbeheti yok lisân-ı kadîmdir. Bu tâ’ifeleri Mahmûd-âbâd ülkesinde seyr [u] temâşâ edüp yine cânib-i şimâle sâ‘at (---) gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311b ·
metinde göster ·
… iddet-i şitâda azl edüp bu kadar askeriyle ol vezîr der-i devlete gelem derken,
gelme
dinilüp ve bir mansıb ihsân olunmayup başına kasd ideler. Ol dahi cânı havfine …
Netice-i mâ-vaka‘a âlâm-ı şedâ’idi beyân eder: Evvelâ der-i devlet-masîrde ser-i kârda olan vü[ze]râ ve vükelâ bî-garaz kimse gerekdir kim hazz-ı nefsîçün bir vezîri ve sâ’ir mîr-i livâyı ve sâ’ir mîr-i mîrânları şiddet-i şitâda bî-mûcib senesi temâm olmadan ol şiddet-i şitâda azl edüp bu kadar askeriyle ol vezîr der-i devlete gelem derken, gelme dinilüp ve bir mansıb ihsân olunmayup başına kasd ideler. Ol dahi cânı havfine düşüp bu kadar bin haşerâtı başına cem‘ edüp beş on ay re‘âyâ vü berâyâ üzre konup göçerek, yiyüp içerek cây-ı menâs arar. Bir vezîr dahi anın mansıbına ol şitâda gidüp ol râh üzre pâymâl olan re‘âyânın ve gark-ı âb olan devâbât [u] benî Âdemin günâhları ulü'l-emr üzredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351b ·
metinde göster ·
… yla ve donuyla ve bir kaç yakın huddâmıyla bir dahi hazretin sancağıyla üzerime
gelme
deyü ahd [ü] yemîn verüp âzâd eder. Bu esnâda paşanın ve gayrı Anadolu askerini …
Evvelâ Kara Haydar nâm şakî bir kadıyı katl eyleyüp Sultân İbrâhîm Hân'ın cülûsunda ısyân [u] tuğyân edüp niçe sene şakâvet edüp Sakaltutan-beli'nde ve Köprübeli'nde ve Felâketbeli'nde ve Direklibel'de ve Çengâllıbel'de ve Sarmaşıklıbel'de ve Domalıçbeli'nde ve İzmir kurbunda Sabuncubeli'nde bunun emsâli niçe yüz bellerde niçe bin kârbânı basup bellerinden kemerin yasup harâmîlik ederdi. Âhir Kara Mustafâ Paşa fermânıyla Anadolu eyâletinde nefîr-i am çıkup Kara Haydar'ı Işıklı nâm kasaba kurbunda bir hâne içre kapanup hâneye ateş edüp cümle tevâbi‘i cız-bız kebâbı gibi büryân olup Kara Haydar cân havliyle taşra çıkup katl edüp kelle-i murdârın der-i devlete gönderüp cemî‘î tarîk-ı âmlar emn [ü] emân oldu. Ammâ Kara Haydaroğlu nâm bir veled-i zinâsı zuhûr edüp babası mel‘ûnun kanın taleb 373a içün Anadolu vilâyetinde yigirmi sancak yerde niçe yüz bin ibâdullahı râhatda komayup tâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ibtidâsına gelince üç eyâlet yeri harâb u yebâb eyleyüp bir vech ile ele girmek muhâl oldu. Hattâ bu hakîrin Engüri kurbunda Balıkhisâr nâm karyede ale'l-gafle râst geldiğimiz mel‘ûnlardır kim mukaddemâ evsâfları beş ay mukaddem tahrîr olunmuşdur. Âhir-ı zamân-ı saltanat-ı İbrâhîm Hân evâhirinde Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından sâbıkan Türkmân Ağası Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Kara Haydaroğlu'nun ya başı, ya başın" deyü istimâlet emirleri gidüp kayd-ı hayât ile Hasan Ağa'ya ba‘de edâ-yı hizmet Türkmân ağalığı ta‘ahhüd olunup Hasan Ağa dahi bin kadar şehbâz u nâmdâr iş erleri ve dağ u râğ serverlerinin bahâdır [u] hünerverlerin başına cem‘ edüp bir gün Söğüd dağı nâm mahalde Kara Haydaroğlu'nu yataklandurup andan firâr eder. Ba‘dehû andan başına iki yüz nâm-ı be-nâm vâcibü'l-izâle cem‘ edüp Katırcıoğlu ve Akyakalıoğlu ve Oynağanlıoğlu ve Yeğen Hüseyin ve Kara Memi nâm hârâmîlerle şehr-i Isparta dağlarında ve Söğüd kûhlarında ve Aydın cebellerinde ve Sarıhan illerinde gezüp ehl-i tüccâr-ı berr [u] bihârı rencîde etdüğü İbrâhîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup Anadolu eyâletine mutasarrıf Vezîr Küçük Çavuş Paşa cümle Anadolu eyâletiyle varmak fermân-ı şehriyârî olup on bin askerle âsî ve harâmî mezkûrların üzerine varup Karahisâr altında iki asker birbiriyle mukâbele ve mukâtele ederken bi-emri Hudâ Kara Haydaroğlu vâcibi yedi yüz âdemiyle on bin derme ve çatma Anadolu askeri içine aç kurd koyuna girer gibi girüp askeri bozup kimin kırup kimin âzâd edüp ol mahalde Anadolu Valisi bir vezîr-i dânâyı kayd-bend ile Kara Haydaroğlu'nun önüne getirüp ırz-ı pâdişâhî vardır deyü Kara Haydaroğlu, Küçük Çavuş Paşa'yı atıyla ve donuyla ve bir kaç yakın huddâmıyla bir dahi hazretin sancağıyla üzerime gelme deyü ahd [ü] yemîn verüp âzâd eder. Bu esnâda paşanın ve gayrı Anadolu askerinin bâr [u] bengâhı ve hayme vü hargâhı ganâ’imiyle Katırcıoğlu nâm şimşîr-bâz eli kolu kan bî-îmân u bî-amân gelüp cümle şikârı Kara Haydaroğlu'nun önüne kodukda paşanın tuğ u sancağ ve bayrağ u tabl [u] alemin Kara Haydaroğlu görüp "Katırcıoğlu! İşte Allah bizi tuğ ve sancak ve tabl [u] alem sâhibi dağ paşası etdi" dedikde Katırcıoğlu eydür: "Neyleyeyim, paşayı ele getiremedim. Gidinin yöğrük atları var imiş ve bir kaç ..kilgen oğlanları var imiş, elimden kurtuldu" deyince Kara Haydaroğlu eydür: "Bre şimdi paşayı kayd-bend ile önüme eli bağlı ve ciğeri dâğlı getirdiler. Hâline merhamet edüp bir dahi üzerime gelmeyeceğine yemîn verüp âzâd etdim. İşte şimdi gitdi" deyince Katırcıoğlu eydür: "Bre gerçek mi? Ya sonra yine deryâ-misâl askerle üzerimize gelirse bizi öküz boynuzunda isek de bizi kırar. Hay Kara Haydaroğlu! Allah belâcığın versin. Bre ne âzâd etdin. Onların dirisiyle söyleşmekden ise ölüsüyle söyleşmek gerek" deyü atına süvâr olup fi'l-hâl paşaya erüp "Dur a bre .mlı kahbe" deyüp paşaya dal-kılıç olup paşa yedi âdemiyle Katırcıoğlu'na hamle edüp Katırcıoğlu'nun bir âdemin katl edüp birine dahi sataşırken Katırcıoğlu paşaya bir satûr-ı Katırcı niçe urursa kellesin terkiye alup yedi gulâmın kayd-bend edüp kelleyle ve atları ve gulâmlarıyla Kara Haydaroğlu önüne gelince Haydaroğlu ağlayup "Katırcıoğlu! Şimden gerü biz dahi başımız tedârükün görelim. Âhir işimiz tamâm oldu. Hemân gerçekden asker yazup Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu gibi ili vilâyeti urup celâlî olalım. Yâhûd deryâ-misâl asker ile Acem diyârında bir yer feth edüp anda karâr idelim" dedi. Katırcıoğlu eydür: "Bre iki el bir baş içindir. İpden kazıkdan kurtulmuş yiğit yazalım, mâl verelim, mâl alalım" deyüp niçe yüz harcu's-seyf ip sürüyenleri başlarına cem‘ edüp Kırşehri ve Beğşehri ve Akşehri ve Seydîşehri ve Eskişehri ve Alaşehri ve gayrı büleyde ve şehirleri harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek günden güne ısyân [u] tuğyânları ziyâde olup niçe ümmet-i Muhammed'in ehl [u] ıyâllerin alup kırmızı şâl ile kafadârları gibi gezdirüp fi‘l-i şenî‘lere başladılar. Hikmet-i Hudâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ertesi günü Kara Haydaroğlu katli hakkında yine Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Dünyâ âsûde-hâl ola" deyü bu târîh mısra‘ı mazmûnunca (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b–373a ·
metinde göster ·
… idi, Alaman ile Venedik mâbeyninde Dodoşka kavmi andandır. Ammâ Macar Acem'den
gelme
Menuçehr evlâdlarından Mençır'dan galat Macar kavmidir. Sırfâyil'in bir oğlu da …
Bu belde-i kadîmin hakkında cemî‘i millet-i Mesîhiyye müverrihleri müttefekun aleyh olup sıhhati üzre eyle tahrîr etmişlerdir kim 137a Âdem-i Eb-i sânî Hazret-i Nûh Necî Tûfân'dan necât buldukdan sonra Musıl kurbunda cebel-i Cûde'de keştî-i Nûh karâr edüp anda yetmiş nefer kimesne ile şükrân-ı selâmet herkesde ne ni‘met bulundu ise bir yire cem‘ edüp bir kazgan içre tabh eyleyüp tenâvül edüp Hakka şükür etdiler. Ol ta‘âmın ismine aşur aşı nâm kodular. Zîrâ Tûfân'dan halâs oldukları gün mâh-ı muharremin onuncu gün olmağıyla yevm-i âşir deyüp aşur aşı dediler. Andan Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm zevrakında olan yetmiş aded âdemlere nübüvvet ile fermân edüp her birini birer diyâra Kalimon keheneyi Arz-ı Hâsân'a gönderdi kim hâlâ diyâr-ı Mısır'da Bilbes şehrine Arz-ı Hâsân derler. Anınçün Mısır arz-ı mukaddesden değildir. Ba‘dehû Kalimon hakîm Mısır'a varup Hazret-i İdrîs ta‘lîmiyle binâ olunan Mısır Cizesindeki Hırem dağları ki hâlâ anlara Fir‘avn dağları derler, ammâ hilâfdır Sürid hakîm izn-i İdrîs ile binâ etmişdir. Tûfân'dan sehel harâb olmak ile Kalimon hakîm yine imâr edüp anda sâkin oldu. Merhûm olup Ehrâm dağında defn etdiler. Oğlu Mısrâyim hakîm-i kebîr olup şehr-i Fustât'ı binâ etdiğiyçün şehr-i Mısır dediler. Bu Mısrâyim dahi merhûm olup yetmiş aded evlâdı kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a gelüp birer cây-ı vatan istediklerinde her birin bir diyâra gönderüp Sırfâyil nâm bir oğlunu Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'da vatan tutanın bu Sırfâyil'dir. Arz-ı Rûm'da deverân u seyerân ederek bu Sofya arzının âb [u] hevâsından ve Vitoş nâm kûh-ı bülendinden hazz edüp arz-ı Sofya'da sâkin olup her biri yüzer seneye bâliğ iken her birin birer arza gönderüp vatan dutundular. Bir oğlu Latine'dir, Dobra Venedik'e gidüp nevpeydâ Venedik körfezi sâhilinde kurâ ve kasabâtlar binâ edüp anda tenâsül bulup kavm-i Latin oldu. Bir oğlu Hersek idi. Hersek diyârı anın ismiyle müsemmâdır. Bir oğlu Vornik idi. İzvornik'de sâkin olup Voynuk kabilesi Vornik neslindendir. Bir oğlu Bulkarya'dır. Bulgar andan münteşir oldu. Bir oğlu Franka idi. Frenk andandır. Biri Hırabda idi, Hırvad andandır. Bir oğlu Boşnak idi, kavmi andandır. Bir oğlu Doşka idi, Alaman ile Venedik mâbeyninde Dodoşka kavmi andandır. Ammâ Macar Acem'den gelme Menuçehr evlâdlarından Mençır'dan galat Macar kavmidir. Sırfâyil'in bir oğlu da Romaa idi. Kızılelma Roması'nda kalup {on bir evlâdı olup her birin birer diyârı reyy ü imâr etmeğe gönderdi kim İşpaniye vilâyetinin ismidir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b–137a ·
metinde göster ·
Ayo nâm bir âdem binâ etmişdir. Lisân-ı Leh üzre Vedmeduka (---)(---)(---) de …
İbtidâ bânîsi Tatar'dan gelme Ayo nâm bir âdem binâ etmişdir. Lisân-ı Leh üzre Vedmeduka (---)(---)(---) demekdir. Hâlâ Leh kralı hükmünde Durujunka hatman hâkimidir kim yedi bin Kazak-ı Ak tüfeng-endâz cünûd-ı cünübü vardır kim her biri cengâver ve dilâver-i hünerver Rus-ı menhûslardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48a ·
metinde göster ·
… benzer. Alman vilâyetinden ve vilâyet-i Daniska'dan ve vilâyet-i Danimarka'dan
gelme
atlar kim cümlesi yüz altmış araba atları idi.
Ve araba çeken dörder at ki her biri fîle benzer. Alman vilâyetinden ve vilâyet-i Daniska'dan ve vilâyet-i Danimarka'dan gelme atlar kim cümlesi yüz altmış araba atları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52a ·
metinde göster ·
… du" deyüp bu meserret haberi ol ân sa‘âdetlü pâdişâha telhîs edüp hakîri yoldan
gelme
kıyâfetimle huzûr-ı pâdişâha bile götürürken eydir:
{Kâ’immakâm eydir}: "Elhamdülillâh zamânımızda hem Bozcaada ve hem Özü kal‘ası kâfir elinden halâs oldu" deyüp bu meserret haberi ol ân sa‘âdetlü pâdişâha telhîs edüp hakîri yoldan gelme kıyâfetimle huzûr-ı pâdişâha bile götürürken eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 63b ·
metinde göster ·
Âhir bir dahi Seydî Ahmed Paşa katliyçün bizim Melek Ahmed Paşa'ya hatt-ı şerîf gelmeğe başladı. Melek Paşa dahi "Seydî Paşa bir mücâhidün fî sebîlillâh gâzî vezîr-i dilîrdir. Bu mahalde nice katl edeyim?" deyü hatt-ı şerîflere aslâ nazar etmeyüp ihmâl-i müsâmaha edüp Seydî'ye buyururlar kim, "Bana gâfil gelme ve pür-silâh âdemlerle gel" deyü tenbîh ederdi, zîrâ Melek efendimiz cemî‘i zamânda katl-i nefs etmeden ve katl etdirmeden gâyetü'l-gâye müctenib idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 184a ·
metinde göster ·
… hânı ve on aded dükkânı var. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘ası Peçoy sahrâsından
gelme
nehr-i (---) batağıdır. 65a Ve bu azmak su üzre bir haşeb cisr-i metîni var, …
Menzil-i palanka-i Birnivar: Lisân-ı Boşnakça (---)(---) demekdir. Bânîsi Süleymân Hân'dır. Hâk-i pâki Mihaç sancağıdır ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. kal‘a dizdârı ve cümle seksen aded neferâtları ve elli kadar tahta örtülü hânedânları ve bir câmi‘i ve cebehânesi ve anbâr-ı gılâlı ve yigirmi aded şâhî topları ve garba nâzır bir ağaç kapusu ve handakı ma‘mûr bir haşeb palankadır. Ve taşra varoşu yüz aded tahtalı hânelerdir ve bir küçük hânı ve on aded dükkânı var. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘ası Peçoy sahrâsından gelme nehr-i (---) batağıdır. 65a Ve bu azmak su üzre bir haşeb cisr-i metîni var, anı cümle asâkir-i İslâm ubûr edüp 8 sâ‘atde Mihaç sahrâsı içre ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b–65a ·
metinde göster ·
… e içi bir münevver meydândır ve bu baca altında beş kulaç aşağı nehr-i Tuna'dan
gelme
bir âb-ı hayât havz-ı müdevveri var ve bu havz içre gûnâ-gûn dollâblar var, cüm …
Evvelâ bu kal‘a-i Üstürgon'un 96b aşağı büyük varoşunun cânib-i garbîsi nihâyetindeki küçük kapunun iç yüzünde bir kârhâne-i mâ vardır. Üstü şindire tahta örtülü kubbesi var ve kubbe tahtadan mebnî olmak ile küşâde olmak içün ol tahta kubbede bir baca deliği var. Üstâd-ı zû-fünûn bu bacayı bir arz-ı ma‘rifet içün etmiş, mahalliyle tavsîf oluna, bu bacadan âfitâb-ı âlem-tâbın ziyâsı urup bu kârhâne içi bir münevver meydândır ve bu baca altında beş kulaç aşağı nehr-i Tuna'dan gelme bir âb-ı hayât havz-ı müdevveri var ve bu havz içre gûnâ-gûn dollâblar var, cümle âletleri ile çarhları kalın meşe ve pelîd ve santa ağaçlarından olup cümle Tuna içinde durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a–96b ·
metinde göster ·
… 'dan gelmiş üç yüz aded pür-silâh Hatvan kulları ve üç yüz akçe pâyesiyle henüz
gelme
kadısı ve üç yüz köy {re‘âyâsı} tâbi‘ olup nâhiye kurâları oldu. Ve İskender Be …
Beğinin hâssı 400.000 akçe olup 12 kılıç ze‘âmeti ve 316 kılıç erbâb-ı tîmârı ve alaybeği ve çeribaşısı vardır. Hîn-i gazâda beğinin askeriyle cümle üç bin asker ve bin nefer kal‘anın askeri ve dizdârı ve yeniçeri serdârı ve üç oda Eğre yeniçerisi ve bir oda topçular ve bir oda cebeciler ve Hatvan'dan gelmiş üç yüz aded pür-silâh Hatvan kulları ve üç yüz akçe pâyesiyle henüz gelme kadısı ve üç yüz köy {re‘âyâsı} tâbi‘ olup nâhiye kurâları oldu. Ve İskender Beğ amâr etmede bir müdebbir ve mubassır âdemdir, ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 41b ·
metinde göster ·
… ler üzre berk-i hâtif gibi seğirdüp gezdikçe bu Sarây meydânında Âl-i Osmân'dan
gelme
bir at bi-emrillâhi te‘âlâ ol kadar kâfiri helc ü melc edüp kırup geçirüp ol ka …
Temâşâ-yı garîbe-i küheylân: Çünki iki re’s atları bizim âhûr halîfeleri siyâh şapkalı kâfirlere teslîm edüp gitdiklerinde hemân eğersiz olan dîbâ çullu Tureyfî nâm küheylân-ı benâm gördü kim siyâh şapkalı kâfiristân içinde kalup gördüğü bildiği müselmân kıyâfetinde âdem yok, hemân bir kerre iki ayağı üzre kalkup yularını dutan iki aded kâfirin başlarındaki şapkaları üzre nice ön elleriyle urdu ise ol ân iki nefer kâfirin beynileri taşra çıkup cân ber-cehennem mürd oldular. Hemân çâsâr önünde arz-ı cür’et edem deyü birkaç kâfir at üzre hücûm edüp yularından {ata} yapışam zann etdiler. Anlardan dahi dörd kâfir depelenüp dümmin bünâgûşuna havâle eyleyüp bu Sarây Meydânı izdihâmında olan kâfir içine bu küheylân at-ı fakîr 66b girüp cümle küffârları birbirlerine katup cümle küffâr birbirlerin çiğneyüp at kâmil nîm sâ‘at kâfirler üzre berk-i hâtif gibi seğirdüp gezdikçe bu Sarây meydânında Âl-i Osmân'dan gelme bir at bi-emrillâhi te‘âlâ ol kadar kâfiri helc ü melc edüp kırup geçirüp ol kadar kâfir mecrûh olmuşdur kim hâlâ kâfiristânda dâstândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a–66b ·
metinde göster ·
bir göl içinde çâr-kûşe serâpâ tula binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olup cânib-i garba m …
Bu kal‘a Tuna'dan gelme bir göl içinde çâr-kûşe serâpâ tula binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olup cânib-i garba mekşûf bir kapusu ve handak aşırı asma makaralı köprüsü başında iki aded Şeddâdî binâ kulle-i azîmleri üzre sekiz pâre şâhâne medfa‘ topları var. Ve kapu üzre iki aded kullelerin üzerleri şindire tahtalı kubbe örtülüdür. Ve kal‘a içinde aslâ dizdâr ve kethudâ ve imâm ve mü’ezzin ve mehterbaşı ve topçubaşı hânelerinden gayri evler yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79b ·
metinde göster ·
… t edüp ta‘âm tenâvül edüp andan (---) sâ‘at dahi kıbleye giderken Karadeniz'den
gelme
bir göl kenârında dörd gözlü bir taş cisrden geçüp,
İbrâhîm Efendi çiftliği: Bunda sehel istirâhat edüp ta‘âm tenâvül edüp andan (---) sâ‘at dahi kıbleye giderken Karadeniz'den gelme bir göl kenârında dörd gözlü bir taş cisrden geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a ·
metinde göster ·
… ş birer mehtâbelerdir. Ve cümle Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Leh vilâyetlerinden
gelme
pençe-i âfitâb mehtâb gulâmları sîm-beden ve nâzük ter ü tâze kulak şahmesi gib …
Der-medh-i sıfat-ı mahbûbe [vü] mahbûbân: Hevâsının letâfetinden gılmân [u] nisvân-ı bintânları gâyet hüsn-i cemâlde ve lütf-ı i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri gûyâ dürr-i meknûn müstesnâ cüvân [u] bintânları olur kim geysû-yı müşk-bârların sarkıtdıklarında uşşâkânların gönüllerin kendülerine cân ü dil ile akıdırlar. Ve duhter-i pâkîze-ahterleri var kim hakkâk desti değmemiş bir dürr-i yektâlardır. Ve dâmenlerine hâr ilişmemiş birer mehtâbelerdir. Ve cümle Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Leh vilâyetlerinden gelme pençe-i âfitâb mehtâb gulâmları sîm-beden ve nâzük ter ü tâze kulak şahmesi gibi yumuşak ve nerm ü râm ve nâzük-endâm gulâm-ı mehpâreleri olur kim mahbûb-dost gulâmpâre bürâderlerimiz bu mâhpâreleri gördüklerinde pâre pâre olurlar. Hattâ Kavâflar bâzârı yanında her sabâh esîr bâzârı durur, bunda olan dilberân cem‘iyyeti İslâmbol'da Oğlan Şeyhi tekyesinde olmazdır. Niçe züğürd ve müflis mendebûr âşıklar göz cizircikiyle, ya‘nî göz zinâsıyla geçinüp künc-i mihnethânesine âh-ı dâğ-ı derûn çekerek gider. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… ibât: Ol çârsû içre bir sâ‘at kullesi var, evce ser çeküp anda Erdel diyârından
gelme
bir sâ‘ati var. Nâkûsu içinde on âdem oturur. Vakt-i zuhr oldukda on iki kerre …
Der-âsâr-ı ibret-nümâ-yı acâ’ibât: Ol çârsû içre bir sâ‘at kullesi var, evce ser çeküp anda Erdel diyârından gelme bir sâ‘ati var. Nâkûsu içinde on âdem oturur. Vakt-i zuhr oldukda on iki kerre darb edüp sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur. Ta‘bîr ü tavsîf ile olmaz, tâ ki görmeğe muhtâc bir sâ‘at-i ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359a ·
metinde göster ·
… vardır. Hîn-i muhâsarada taşradan su gelmeğe ihtiyâcdan berîlerdir. Ve taşradan
gelme
mâ-i cârî ile kal‘a içinde on bir aded aynü'l-hayât çeşme-i furâtı vardır.
Ve cemî‘i evlerin damlarından cereyân eden bârân-ı rahmetin bir katrası zâyi‘ olmayup hâneler içre olan sarnıçlara nâzil olup vakt-i hâcetde isti‘mâl edüp mâh-ı Temmûz'da buz-pâre-misâl âb-ı rakik-i zülâlden nişân verir suları vardır. Hîn-i muhâsarada taşradan su gelmeğe ihtiyâcdan berîlerdir. Ve taşradan gelme mâ-i cârî ile kal‘a içinde on bir aded aynü'l-hayât çeşme-i furâtı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y58a ·
metinde göster ·
. Otuz ağa ve üç yüz Y 192b karakullukcu kifâyet eder. Eğer Mısır'ı zor-bâzû i …
Ve Mısır'a azîm askerle gelme. Otuz ağa ve üç yüz Y 192b karakullukcu kifâyet eder. Eğer Mısır'ı zor-bâzû ile zabt ederim, deyü on bin âdem getirsen deryâda katre güneşde zerre. Eğer yigirmi bin asker getirsen, şehre komazlar, vilâyetin tahammülü yokdur. Zîrâ cümle kurâları mâl-ı mîrîdir. Cümle Mısır kulu huddâmındır, hemân suhûletle cümlesini kullan. Ve herkesle i‘tidâl üzre geçin. Beyt-i ra‘nâ:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y192a–Y192b ·
metinde göster ·
… ile ta‘yîn olunan askerin rûz-merre masrûfâtı içün ve yüz on günde hacca varup
gelme
masrûfâtı içün verilen hazîneyi beyân eder
Fasıl on sekizinci hazîne alayıEmîr-i hac ile ta‘yîn olunan askerin rûz-merre masrûfâtı içün ve yüz on günde hacca varup gelme masrûfâtı içün verilen hazîneyi beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y204b ·
metinde göster ·
… katır ve deve ve hımâr ile yükler taşınup bu sahrâda benî âdem ile bir varma ve
gelme
ve bir gulguledir kim ehl-i züvvârdan bir ferd kalmaz. Zîrâ hâkim keşşâflar me’ …
Andan bu meydân-ı Bedevîde hayme vü hargâhlar bozulmağa başlayup bir ibret-nümâ-yı vâveylâ temâşâ-yı azîm dahi budur. Niçe kerre yüz bin at ve katır ve deve ve hımâr ile yükler taşınup bu sahrâda benî âdem ile bir varma ve gelme ve bir gulguledir kim ehl-i züvvârdan bir ferd kalmaz. Zîrâ hâkim keşşâflar me’zûn olup gitmek ile haşerât-ı Urbândan züvvâr u tüccâr havf ederler. Bir azîm dehşet günü dahi bugündür. Gûyâ ki dünyâ bir hayâl-i zıldır. Ortalık bir perîşânlık olup ol vâdîde bir sinek kalmaz. Kanı ol cem‘iyyet-i kübrâ ve hây hûy? Bir günde târmâr, yerleri mûr [u] mâr olup giden gidenin olur. Hakkâ ki âlâyiş-i dünyâ bir hayâl-i hâbdır. Bunda dahi ibret alacak yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y295a ·
metinde göster ·
ağalar yokdur. Ancak Mısır kapukulundan yeniçeri serdârı ve azeb serdârı ve beş …
Bu Circe'de Âsitâne'den gelme ağalar yokdur. Ancak Mısır kapukulundan yeniçeri serdârı ve azeb serdârı ve beş bölük serdârları askerî tâ’ifesin zabt ederler. İslâmbol yeniçeri serdârı sipâh kethudâyeri yokdur. Müttehem bir Âsitâne kulu olsa, Mısır'a gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y375a ·
metinde göster ·
… taş amûdlar değildir. Büyük kâşî mihrâbın sağındaki küçük mihrâb üzre İznik'den
gelme
kâşî-i münakkaş üzre böyle tahrîr olunmuş:
Ve ortası Y 376a açıkdır. Ve derûn-ı câmi‘de cümle otuz aded münakkaş çam direği sütûnlardır, taş amûdlar değildir. Büyük kâşî mihrâbın sağındaki küçük mihrâb üzre İznik'den gelme kâşî-i münakkaş üzre böyle tahrîr olunmuş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y375b–Y376a ·
metinde göster ·
… nde bir Cidde gemisi ve bir Yenbû‘ gemisi ve iki Muveylah celebesi ve Yemen'den
gelme
Fincâncı kalyonu, bu gemiler cümle kahve ve gayrı metâ‘ ve huccâc-ı müslimîn il …
Ve liman-ı azîminde bir Cidde gemisi ve bir Yenbû‘ gemisi ve iki Muveylah celebesi ve Yemen'den gelme Fincâncı kalyonu, bu gemiler cümle kahve ve gayrı metâ‘ ve huccâc-ı müslimîn ile mâl-â-mâl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·