… tarîki üzre keşîşe olup lâ-yu‘ad ve lâ yuhsâ mâl-ı Kârûn ile deryâdan yüz pâre
gemi ile
arz-ı Filistîn'de Akka kal‘asına varup ibtidâ anı binâ edüp bir sûr-ı metîn ve …
Ve Kostantîn'in ümm-i şümmi İslâmbol kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmi içün cedd-i nâ-pâkinden intikâl eden mâl-ı mevrûs-ı habîsden bin milyon mâl Kostantîn'e verüp kendi terk-i dünyâ olup Hazret-i Meryem tarîki üzre keşîşe olup lâ-yu‘ad ve lâ yuhsâ mâl-ı Kârûn ile deryâdan yüz pâre gemi ile arz-ı Filistîn'de Akka kal‘asına varup ibtidâ anı binâ edüp bir sûr-ı metîn ve bir liman-ı azîm inşâ edüp andan Arz-ı Mukaddes'de Kudüs-i Şerîf içre Kumâme nâm bir deyr-i benâm binâ-yı tâm etdi kim rû-yı arzda bî-misâl ve bî-bedel bir deyr-i pür-dalâl oldu. Hâlâ cemî‘i küffâr-ı dûzah-karârın bilâ teşbîh kıblegâhlarıdır kim her sene niçe bin nasârâ varup Kumâme'de pür gumâm olup ziyâret edüp hâşâ sümme hâşâ hac etmiş olalar. Ammâ haç edüp haç-perestlik etdükleri mukarrerdir. Bu deyr-i bî-direk evsâfı Seyâhatnâme cild (---) mizde mastûr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
İkinci mutalsam: Kadırga Limanı'nda bakırdan bir gemi var idi. Kaçan kim yılda bir kerre zemherîr geceleri olup İslâmbol'un cemî‘i sâhire avretleri ol bakır gemi ile sabâha dek rû-yı deryâda şinâverlik edüp Akdeniz'i hıfz [u] hırâset ederlerdi. Hattâ Ebü'l-feth fethinde mezkûr bakır gemi ganîmet olundu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18a ·
metinde göster ·
Andan cümle guzât-ı müslimîn bî-feth mâl-ı hazâyin ile Yedikulle'den keştîlere süvâr olup muvâfık eyyâm ile Kızıl Adalar'a lenger-endâz olup ol şeb asâkir-i İslâm hâb-ı râhatda yatırken İslâmbol tekrurunun bir oğlu iki yüz pâre gemi ile vakt-i seherde ale'l-gafle şebhûn edüp ceng-i azîm içinde bi-emr-i Hayy-ı Kadîr cümle küffâr-ı hîlekâr münhedim olup yetmiş pâre gemileri ile on bin küffârları giriftâr-ı bend-i hicrân olup bizzât serdâr olan kıral-ı dâllin veled-i pelîd-i nâ-pâki esîr olup sekiz bin küffâr dahi cânın dâr-ı cahîme salup cümle guzât mansûr [u] muzaffer ve şâd [u] handân azm-i Arabistân deyüp bâdbânların küşâde edüp giderken İslâmbol Silivrisin ve kal‘a-i Florunya ve kal‘a-i Kumburgos'ı ve niçe kurâ ve kasabâtları nehb ü gâret ederek Şâm Tarabulusu'na, andan Şâm'a dâhil oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b ·
metinde göster ·
… m içinde bi-emr-i Hayy-ı Kadîr cümle küffâr-ı hîlekâr münhedim olup yetmiş pâre
gemileri ile
on bin küffârları giriftâr-ı bend-i hicrân olup bizzât serdâr olan kıral-ı dâll …
Andan cümle guzât-ı müslimîn bî-feth mâl-ı hazâyin ile Yedikulle'den keştîlere süvâr olup muvâfık eyyâm ile Kızıl Adalar'a lenger-endâz olup ol şeb asâkir-i İslâm hâb-ı râhatda yatırken İslâmbol tekrurunun bir oğlu iki yüz pâre gemi ile vakt-i seherde ale'l-gafle şebhûn edüp ceng-i azîm içinde bi-emr-i Hayy-ı Kadîr cümle küffâr-ı hîlekâr münhedim olup yetmiş pâre gemileri ile on bin küffârları giriftâr-ı bend-i hicrân olup bizzât serdâr olan kıral-ı dâllin veled-i pelîd-i nâ-pâki esîr olup sekiz bin küffâr dahi cânın dâr-ı cahîme salup cümle guzât mansûr [u] muzaffer ve şâd [u] handân azm-i Arabistân deyüp bâdbânların küşâde edüp giderken İslâmbol Silivrisin ve kal‘a-i Florunya ve kal‘a-i Kumburgos'ı ve niçe kurâ ve kasabâtları nehb ü gâret ederek Şâm Tarabulusu'na, andan Şâm'a dâhil oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b ·
metinde göster ·
… up Mesleme'yi kendüye başvezîr edüp tekfurdan üç yüz pâre gemi imdâd alup kendü
gemileri ile
cümle beş yüz pâre gemi ile cânib-i Arabistân'a giderken Boğaz'dan taşra Akdeni …
Ve Galata kal‘asının ensesinde evc-i âsumâna ser çekmiş bir kulle-i serâmed binâ edüp ismini Medînetü'l-kahr kodı. İslâmbol tekuruyla bilâhire ol ahd üzre sulh etdi kim İslâmbol'un Eğrikapusu ve Edirnekapusu ve Sultân Selîm dağından Zeyrekbaşı dağına andan Unkapanı'na, andan tâ Ebâ Eyyûb-ı Ensârîkapusu'na varınca ümmet-i Muhammed girüp sâkin olalar. Ve Aşağı Mustafâ Paşa çârsûsunda Gül Câmi‘i binâ edüp Sirkeci tekyesini mahkeme-i şer‘-i mübîn edüp bir mahalle dahi Yedikulle kurbünde Kocamustafâpaşa yaylasına koyup bu ahd [ü] mîsâk üzre tekur-ı bî-nûr sulhu kabûl edüp beher sene ellişer bin altun harâc vermeğe ta‘ahhüd edüp bu şart üzre akd-i sulh olup ber-vech-i pîşin üç yıllık harâcı alup Ömer ibn Abdül‘azîz bir sene Galata'da meştâ edüp muhâfazada kalan ümmet-i Muhammed'lerin cemî‘i ma‘ûnetlerin görüp Süleymân bin Abdülmelik'i Galata kal‘asında serdâr bırağup Mesleme'yi kendüye başvezîr edüp tekfurdan üç yüz pâre gemi imdâd alup kendü gemileri ile cümle beş yüz pâre gemi ile cânib-i Arabistân'a giderken Boğaz'dan taşra Akdeniz sâhilinde Kazdağı nâm mahallere vardıkda meğer İşpanya küffârından İslâmbol tekuruna üç yüz pâre gemi imdâda giderken bunlara Kazdağı nâm mahalde râst gelüp ceng-i azîm edüp küffâr mağlûp olacak mahalde gerü İslâmbol tekurundan dahi yüz pâre gemi imdâd yetişüp asker-i İslâm iki kat dinc-â-dinc küffârın ortasında kalup bir neberd-i azîm olup semâda cümle kerrûbiyânlar reşk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21a ·
metinde göster ·
… düp tekfurdan üç yüz pâre gemi imdâd alup kendü gemileri ile cümle beş yüz pâre
gemi ile
cânib-i Arabistân'a giderken Boğaz'dan taşra Akdeniz sâhilinde Kazdağı nâm maha …
Ve Galata kal‘asının ensesinde evc-i âsumâna ser çekmiş bir kulle-i serâmed binâ edüp ismini Medînetü'l-kahr kodı. İslâmbol tekuruyla bilâhire ol ahd üzre sulh etdi kim İslâmbol'un Eğrikapusu ve Edirnekapusu ve Sultân Selîm dağından Zeyrekbaşı dağına andan Unkapanı'na, andan tâ Ebâ Eyyûb-ı Ensârîkapusu'na varınca ümmet-i Muhammed girüp sâkin olalar. Ve Aşağı Mustafâ Paşa çârsûsunda Gül Câmi‘i binâ edüp Sirkeci tekyesini mahkeme-i şer‘-i mübîn edüp bir mahalle dahi Yedikulle kurbünde Kocamustafâpaşa yaylasına koyup bu ahd [ü] mîsâk üzre tekur-ı bî-nûr sulhu kabûl edüp beher sene ellişer bin altun harâc vermeğe ta‘ahhüd edüp bu şart üzre akd-i sulh olup ber-vech-i pîşin üç yıllık harâcı alup Ömer ibn Abdül‘azîz bir sene Galata'da meştâ edüp muhâfazada kalan ümmet-i Muhammed'lerin cemî‘i ma‘ûnetlerin görüp Süleymân bin Abdülmelik'i Galata kal‘asında serdâr bırağup Mesleme'yi kendüye başvezîr edüp tekfurdan üç yüz pâre gemi imdâd alup kendü gemileri ile cümle beş yüz pâre gemi ile cânib-i Arabistân'a giderken Boğaz'dan taşra Akdeniz sâhilinde Kazdağı nâm mahallere vardıkda meğer İşpanya küffârından İslâmbol tekuruna üç yüz pâre gemi imdâda giderken bunlara Kazdağı nâm mahalde râst gelüp ceng-i azîm edüp küffâr mağlûp olacak mahalde gerü İslâmbol tekurundan dahi yüz pâre gemi imdâd yetişüp asker-i İslâm iki kat dinc-â-dinc küffârın ortasında kalup bir neberd-i azîm olup semâda cümle kerrûbiyânlar reşk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21a ·
metinde göster ·
… er-i İslâm gemileri ta‘mîr ü termîm edüp kendü keştîleri ile ganîmet olan kâfir
gemileri ile
cümle yedi yüz pâre gemiye mâlik olup ve yigirmi üç bin esîr peydâ edüp sâ’ir h …
Ve {anda} kâmil üç gün üç gece ol mahalde ceng-i sultânî olup yine İslâmbol tekurunun ammisi oğlu Mihayil-i la‘în ve yetmiş kapudan boybeğleri ve kâfir segleri ve İşpanya'dan imdâda gelen Firendize nâm kıralzâde üç yüz pâre geminin üç yüz kapudanıyla esîr olup bakıyetü's-seyfi leb-i deryâya varınca kova kıra esîr edüp iki yüz pâre gemileri sağ bulunup iki yüzü pâre pâre ve gark-ı âb olup asker-i İslâm gemilerinden dahi yüz elli pâre gemi pârelenüp ve gark-ı deryâ olup yigirmi gün sâhil-i bahrde asker-i İslâm gemileri ta‘mîr ü termîm edüp kendü keştîleri ile ganîmet olan kâfir gemileri ile cümle yedi yüz pâre gemiye mâlik olup ve yigirmi üç bin esîr peydâ edüp sâ’ir helâk olan gemilerin cümle mühimmât [ü] levâzımâtların sağ gemilere leb-ber-leb edüp sâlimîn ü gânimîn Sayda kal‘asına bu kadar mâl-ı ganâyimle vâsıl olup cümle Şâm askeri ihtiyâcdan berî oldular. Bu gazâ-yı ekber bir târîhde olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21a ·
metinde göster ·
… s-i Şerîf iskelesi olan Akka kal‘asına Fransa küffârı ale'l-gafle altı yüz pâre
gemi ile
Akka'ya ve şehr-i Askalân'a ve şehr-i Filistîn ve şehr-i Taberistân'a istîlâ ey …
Hikmet bir gün Mısır'ın cânib-i şimâlinde on merhale karîb Bahr-i sefîd sâhilinde Kudüs-i Şerîf iskelesi olan Akka kal‘asına Fransa küffârı ale'l-gafle altı yüz pâre gemi ile Akka'ya ve şehr-i Askalân'a ve şehr-i Filistîn ve şehr-i Taberistân'a istîlâ eyleyüp bu kadar mâl-ı ganâyim alup ve niçe bin ümmet-i Muhammed'i ehl [ü] iyâlleri ile esîr edüp keştîlerine leb-ber-leb eyleyüp yine Fransa diyârında karâr etdüği haberi Ma‘nisa'da Sultân Mehemmed'in mesmû‘-ı hümâyûnları olup beyne'l-ulemâ bu hâdisâtı söyleşüp Ebü'l-feth gâyet müte’ellim olup ibâdullâh-ı müslimîn içün zâr [u] giryân olup bükâlar eyledi. Hemân Akşemseddîn hazretleri cemî‘i huzzâr-ı meclis huzûrunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 24b ·
metinde göster ·
… ve Mısır'ı ve Kostantıniyye'yi ala ve karadan niçe bin pâre yelkenleri açılmış
gemiler ile
gele ve başında kadı sarığı ola ve katıra binüp ayağında mâvî çizme ola. Ol Muh …
"Âhir zamânda bir Muhammed gele, niçe bin kiliseler yıka. Anın ümmetleri Antâkıyye ve Kudüs'ü ve Mısır'ı ve Kostantıniyye'yi ala ve karadan niçe bin pâre yelkenleri açılmış gemiler ile gele ve başında kadı sarığı ola ve katıra binüp ayağında mâvî çizme ola. Ol Muhammed'se gelüp kiliseler yıkılalı ve Mısır'ı [ve] Antâkıyye ve Kudüs'ü ümmetleri feth edeli sekiz yüz elli sene oldu. Ve karadan gemi yürüyüp bu kal‘a feth olmak muhâldir. Ve bu Muhammed ol Muhammed değildir. Büyük Muhammed'lerinden berü bu Kostantîn on bir kerre muhâsara görüp fethi Arab'a müyesser olmayup bu Türk'e mi müyesser ola" deyü akl-ı kâsırları üzre niçe lâf-ı güzâf urup Kostantîn'e tesellî-i hâtır verüp yine cenge âheng etdiler. Ammâ taşrada asker-i İslâm esâs-ı kal‘anın ka‘rına girüp câ-be-câ kal‘ayı rahnedâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b ·
metinde göster ·
… dâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup top u tüfeng şâdumânları ederek yüz elli pâre
gemiler ile
Okmeydânı rû-yı deryâ-misâl oldu. Küffâr İslâmbol'dan bu ziynetler ile bu keştî …
Onuncu günde Kâğızhâne'deki kadırgalar {dahi} hâzır olup (olup) berde ve bahrde keştîler asâkir-i İslâm ile hâzırbâş idi. Ol gün Sultân Mehemmed niçe bin güzîde ve zeber-dest asker ile Okmeydânı'na varup mezkûr gemilerin zîr-i felenklerine dârû döküp ve yağlı kızakları felenkler üzre vocı ırgatlar ile ilm-i cerr-i eskâl ile niçe bin nâmdâr tüvânâ yiğitler keşân ber-keşân çekerek Okmeydânı'nın ol çemenzâr sahrâsına geldükde bi-emri Hudâ bir eyyâm-ı muvâfık rîh-i tayyibe esüp cümle keştîlerin bâdbânların küşâde edüp cümle guzât-ı müslimîn sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup top u tüfeng şâdumânları ederek yüz elli pâre gemiler ile Okmeydânı rû-yı deryâ-misâl oldu. Küffâr İslâmbol'dan bu ziynetler ile bu keştîleri görüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26a ·
metinde göster ·
… nsa kıralı dahi kızının baht [u] tâli‘ine bir donanma-i azîm edüp altı yüz pâre
gemi ile
Arabistân yakaların nehb [ü] gâret ederek ol sâl-i nâ-mübârekde Akka ve Sayda v …
Hikâyet-i netîce: Meğer mukaddemâ İslâmbol Kostantîni, Fransa kıralının kızına nâmzâd imiş. Fransa kıralı dahi kızının baht [u] tâli‘ine bir donanma-i azîm edüp altı yüz pâre gemi ile Arabistân yakaların nehb [ü] gâret ederek ol sâl-i nâ-mübârekde Akka ve Sayda ve Berût'u ve Şâm Tarabulus'u ve Gazze ve Remle ve tâ arz-ı Hâsân'a varınca müstevlî olup iki binden mütecâviz Arabistân ü Havrân'ın hûrân-misâl gözlü bâkirelerin esîre edüp ba‘dehu bu kadar milyon mâl-ı ganâyim ile ve bu kadar müslime cevârîler ile kıral ahd [ü] mîsâkına gûyâ vefâ edüp Fransa kıralı kızını İslâmbol tekuruna on pâre galyon ve on pâre kadırgayı mâl-ı Kârûn'a müstağrak edüp gönderdikde Akdeniz boğazına gelüp gördüler kim Türk cânibinden kal‘alar binâ olunmuş. Hemân mel‘ûnlar hîle edüp cümle tebdîl-i câme edüp bir keskin firişka kıyâmet lodos rûzgârında beş pâre boş gemiyi ileri yelkenleyüp boğazdan içeri girirken hemân boğazın iki tarafında olan kal‘aların cümle toplarına âteş edüp beş pâre boş gemiler gark-ı âb olup ardı sıra yigirmi pâre pür-silâh gemiler tarfetü'l-ayn içre girirler. Ahâlî-yi kal‘a bir dahi top doldurup kerteye alınca iki sâ‘atde gemiler yigirmi mîl menzil aldılar. Bu hîle ile İslâmbol'a gelüp tahrîr olunduğu üzre hamd-i Hudâ cümlesi esîr olup ol kıral kızından Sultân Bâyezîd-i Velî tevellüd etmişdir. Bu husûsda niçe müverrihîn gûnâ-gûn tahrîrât etmişlerdir. Ayn-ı Âlî bu kızı Ebü'l-feth'in babası alup Ebü'l-feth ol kızdan müştak oldu der. Ammâ kavl-i sahîh Ebü'l-feth isfendiyâr oğlunun kızı Alîme Hânım'dan mütevellid olmuşdur. Bu Fransa kıralının kızı Ebü'l-feth'in hâtûnudur kim Sultân Bâyezîd-i Velî'nin vâlidesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28a ·
metinde göster ·
… azîm edüp âhir Cem Şâh münhedim olup Mısır'da Sultân Kalavan'a firâr edüp andan
gemi ile
hacca giderken telattum-ı deryâ ile diyâr-ı Yemen ve Aden'e düşüp andan Veys el …
Ve bu şâhid-i âdildir kim kaçan kim Bâyezîd-i Velî hilâfetde iken karındaşı Cem Şâh ile Karaman Sahrâsı'nda iki şehzâde-i âzâde birbirleriyle çirkâb-ı dünyâ içün bir ceng-i azîm edüp âhir Cem Şâh münhedim olup Mısır'da Sultân Kalavan'a firâr edüp andan gemi ile hacca giderken telattum-ı deryâ ile diyâr-ı Yemen ve Aden'e düşüp andan Veys el-Karanî hazretlerin ziyâret edüp andan Yemen huccâcıyla hacc edüp andan yine Mısır'a gelüp andan keştî ile Rodos'da Malta'ya gelüp andan Fransa diyârında büyük vâlidesine gelüp mu‘azzez ü mükerrem pâdişâh-ı vakt olup üç yüz müselmân tevâbi‘iyle ayş [u] nûşda ve sayd [u] şikârda henüz şehzâde-i âzâde oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29a ·
metinde göster ·
… yüz pâre çekdirir alesta ve sugurya ve palpa ve müsellah ve mükemmel deryâ kuşu
gemileri ile
on iki Cezâyir kadırgası ve on iki Tûnus ve on iki Tarabulus ve altı kadırga Mı …
Ve bâlâda tahrîr olunan filân ibn fülân yetmiş pâre beğlerin birer ve ikişer yedekleri ile yüz pâre çekdirir alesta ve sugurya ve palpa ve müsellah ve mükemmel deryâ kuşu gemileri ile on iki Cezâyir kadırgası ve on iki Tûnus ve on iki Tarabulus ve altı kadırga Mısır İskenderiyyesi ve Reşîd ve Dimyât'ın ve altı kadırga cezîre-i Kıbrıs'ın ve altı aded cezîre-i Rodos'un ve altı aded cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Sakız ve İlimni ve Midilli'nin ve altı kadırga dahi cezîre-i Mora'nın, bu mezkûrûn kadırgalar cümle bir yerden Âsitâne-i sa‘âdete gelüp tershâne-i âmîrede cümle beş yüz pâre kadırga oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75b ·
metinde göster ·
… küffârdan üç yıllık harâc-ı pîş alup Ömer ibn Abdül‘azîz, Şâm-ı Şerîf'e donanma
gemileri ile
hilâfetine gitdiler.
Bu minvâl üzre Galata şehrin ta‘mîr u termîm edüp hudûdnâmeleri tahrîr edüp Kostantın'ı harâca kesüp Ömer ibn Abdül‘azîz hazretleri bu mahalde halîfe olup Süleymân bin Abdülmelik hazretlerin yerine Galata'da kâ’immakâm edüp Mesleme hazretlerin Süleymân'a vezîr edüp Galata'ya seksen bin asker muhâfazacı bırağup yine küffârdan üç yıllık harâc-ı pîş alup Ömer ibn Abdül‘azîz, Şâm-ı Şerîf'e donanma gemileri ile hilâfetine gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128a ·
metinde göster ·
… olsun içün her sene evlâdların süd analara verüp niçe beşik kundak, oğlan uşak,
gemiler ile
Abaza diyârına gönderüp on, on beş yaşında İslâmbol'a getirüp pâdişâh musâhible …
Ve Gürcî ve Abaza kavmi gâyet çokdur. Hâlâ beher sene bu Tophâne Abazaları evlâdları bir yaşında ve ikisine bâliğ iken şehir oğlanı olmasın kul olup satılup devlet-mend olsun içün her sene evlâdların süd analara verüp niçe beşik kundak, oğlan uşak, gemiler ile Abaza diyârına gönderüp on, on beş yaşında İslâmbol'a getirüp pâdişâh musâhiblerine pîşkeş yâhûd fürûht edüp çerâğ ederler. İşte bizim merhûm Melek Ahmed Paşa ve Siyâvuş Paşa böyle Tophâne Abazası idi. Bunun emsâli niçe bin evlâdları Tophâne'den Abaza'ya gidüp gelmededir. Ve a‘yân-ı kibârları azdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
… ırma sığırı getiren bâzergânlar idi ammâ bunlar Kili şehri ve İsmâ‘îl şehrinden
gemiler ile
gelen niçe yüz bin bez çuvallar ile pasdırma tâcirleridir. Ekseriyyâ dükkânları …
Bâlâda pasdırma emîni alayında tahrîr olunan pasdırma sığırı getiren bâzergânlar idi ammâ bunlar Kili şehri ve İsmâ‘îl şehrinden gemiler ile gelen niçe yüz bin bez çuvallar ile pasdırma tâcirleridir. Ekseriyyâ dükkânları Odunkapusu'nun hâricinde ve Kâsımpaşa'da ve Galata'da ve Tophâne'de ve Üsküdar'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… behâne ziyâde alalım ve küffârın bir hoş haberin alup çıkalım ve bu kadar yüklü
gemi ile
deryâya niçe çıkalım, dedim. Sen emr-i şerîf alup beni bu hâl ile küffâra uğrat …
Evvelâ gazâ-yı cezîre-i Girid: Sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân'ın Dârü's-sa‘âde ağalarından Mu‘tak olan Sünbül Ağa nâm ankâ-yı zî-şân, beş Mısır hazînesiyle ve elli aded muhassine cevârîler ve niçe âftab gulâm-ı mihbânlar ve kırk aded "es-sâfinâtü'l-ciyâd" makûlesi küheylân atlar ile pâdişâh-ı Cem-cenâb İbrâhîm Hân'dan {Ağa-yı mezbûr} âzâd u me’zûn olup İbrâhîm Çelebi nâm bir re’îs-i mellâhın altı kat anbarlı karavana kalyonuna cümle metâ‘ın üç ayda doldurup beş yüz tevâbî‘-i pür-silâhı ve üç yüz aded sâ’ir tüccâr ve iki yüz keştîbân ve Mısır'a menfâ Esîrî Mehemmed Efendi tevâbi‘iyle cümle bin üç yüz aded ibâdullah ile rûz-ı cum‘ada Beşiktaş nâm mahalde mütevekkilen-ala'llâh deyüp bâdbânların küşâde kılup top u tüfenk şâdmânları ederek cânib-i Mısr'a revâne oldular. Hikmet-i Hudâ (---) cezîre kurbunda altı pâre Malta küffârı kadırgalarına râst gelüp bir gün bir gice ceng-i azîm edüp sademât-ı topdan kalyon içre olan atlar boşanup guzât-ı müslimîne atlar dahi bir şaşkınlık verüp yine bu hâl ile mücâhidîn ceng [ü] savaş-ı perhâş edüp limân hevâda kalyon rûy-ı deryâda karadağ gibi kalup altı aded kadırga-i menhûs kalyonun yemîn ü yesârından döke döke kalyonun direği ve kıçı isa başı ve dümeni gidüp bî-cenâh kaldı ve içinde olan guzât-ı müslimînden ancak iki yüz âdem kalup cümle darabât-ı top-ı kûpden şehîd oldular. Hemân kalyon sâhibi İbrâhîm Çelebi dal-satûr-ı Muhammedî olup Kızlar Ağası Sünbül Ağa'ya hıtâben "Bre mel‘ûn Arab, ben sana kâfir vardır, gemiye atlar komayalım ve cebehâne ziyâde alalım ve küffârın bir hoş haberin alup çıkalım ve bu kadar yüklü gemi ile deryâya niçe çıkalım, dedim. Sen emr-i şerîf alup beni bu hâl ile küffâra uğratdın" deyü Kızlar Ağasına bir tîğ urup kellesin galtân edince hemân Kızlar Ağasının tevabî‘leri İbrâhîm {Çelebi üzre} ol sâ‘at kılıç üşürüp pâre pâre ederler. Küffâr bu hâli görüp altı pâre kadırga-i menhûs ile kalyonun cânib-i erba‘asına sarılup derhâl kalyon içre soltat-ı kefereyi döküp üç sâ‘at dahi kalyon içre ceng edüp âhir-i kâr küffâr-ı hâk-sâr kalyonu ahz [u] kabz edüp içinde olan cümle ümmet-i Muhammed'i ve Esîrî Mehemmed Efendi'yi esîr edüp kayd-bend edüp kalyonu altı pâre Malta kadırgası yedeğe alup doğru Hanya limanına götürüp lenger-endâz oldular. Kâmil bir ay liman-ı Hanya'da meks edüp cemî‘î mal [u] menâl [u] metâ‘ı ve cümle küheylân atları ve nûr-misâl duhter-i pâkîze-ahterleri ve mahbûb gılmânları gemiden taşra çıkarup kal‘a-i Hanya'da bey‘ u şirâlar edüp cümle duhterlerin bekâretin izâle edüp bu kadar fezâhat ederler. Ba‘zı âkıbet-endîş papas ve bıtrîk ve kıssîs ruhbânlar eydür "Vay biz bu Osmânlı kalyonun ve kızları ve atların bu şehrde görmemek gerek idik. Şimden gerü bu cezîre elden gitdi. Zîrâ kitâbımızda eyle yazar kim bu cezîre-i Girid'e Osmânlı kalyonu gele ve atları gele ve kızları gele ardı sıra Türk gelüp gemisine ve atlarına binüp kızlarıyla cimâ‘ edüp bu cezîrede mülk edinüp evlâd sahibi ola" deyü Çalıpapaslar böyle deyü feryâd ederler. Ba‘zı küffâr bu cevâbları papaslardan istimâ‘ edüp niçe bin küffâr birer bahâne ile cezîrelerinden firâr edüp gayrı diyârlarda karâr ederler. Ol asrda cezîre-i Girid içre dörd kerre yüz bin Urum re‘âyâsı var idi. Ve cezîrenin cânib-i etrâfında yetmiş altı pâre ma‘mûr kal‘a-i metîn var idi. "Cümlesinde on altı bin soltat ve murtat cunûd-ı cünübü vardır" deyü Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize haber geldi. Ba‘dehû bu Kızlar Ağası kalyonunun bu gûne ahvâl-i pür-melâli böyle olduğu sa‘âdetlü pâdişâha mün‘akis olunca fi'l-hâl Venedik balyozun Dîvân-ı Pâdişâhîye da‘vet edüp "Bre bî-dîn mel‘ûnlar, niçün sulha mugâyir iş işleyüp limanınıza bizim gemilerimiz alan düşmanları, gemilerimiz ile limanlarınıza 269a kodunuz. Ecdâd-ı ızâmım Süleymân Hân sulhu böyle midir?" deyince balyozlar ve konsoloslar ve konçoloz huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp eyitdiler: "Pâdişâhım! Ahidnâme-i mîsâkımızda böyledir kim sizlerin donanması dahi sâ’ir kefere krallarının gemilerin alup limanımıza girse müsâfirdir, deyü ri‘âyet edüp limanımıza koruz. Yohsa biz ahid-şikenlik edüp hâşâ sümme hâşâ kızlar ağanız gemisiyle almış olayız. Bu habâseti edüp limanımıza giren Malta küffârıdır. Biz dahi anlardan âciziz" deyüp ser-ber-zemîn etdiler. Pâdişâh-ı cem-haşmet buyurdular kim "Ya biz Malta üzre gazâ edersem, bana gemiler verüp imdâd eder misiz?" dedikde "Cân-baş üzre hizmet edüp üç yüz pâre gemi verelim, asker ve cebehâne ve zahîre sizden, gemiler vermek bizden" deyüp ser-ber-zemîn etdiler. Andan cümle balyozlara hil‘at-i fâhireler giydirilüp hâb-ı hargûş verdiler. Ba‘dehû,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 268b–269a ·
metinde göster ·
… r, niçün sulha mugâyir iş işleyüp limanınıza bizim gemilerimiz alan düşmanları,
gemilerimiz ile
limanlarınıza 269a kodunuz. Ecdâd-ı ızâmım Süleymân Hân sulhu böyle midir?" d …
Evvelâ gazâ-yı cezîre-i Girid: Sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân'ın Dârü's-sa‘âde ağalarından Mu‘tak olan Sünbül Ağa nâm ankâ-yı zî-şân, beş Mısır hazînesiyle ve elli aded muhassine cevârîler ve niçe âftab gulâm-ı mihbânlar ve kırk aded "es-sâfinâtü'l-ciyâd" makûlesi küheylân atlar ile pâdişâh-ı Cem-cenâb İbrâhîm Hân'dan {Ağa-yı mezbûr} âzâd u me’zûn olup İbrâhîm Çelebi nâm bir re’îs-i mellâhın altı kat anbarlı karavana kalyonuna cümle metâ‘ın üç ayda doldurup beş yüz tevâbî‘-i pür-silâhı ve üç yüz aded sâ’ir tüccâr ve iki yüz keştîbân ve Mısır'a menfâ Esîrî Mehemmed Efendi tevâbi‘iyle cümle bin üç yüz aded ibâdullah ile rûz-ı cum‘ada Beşiktaş nâm mahalde mütevekkilen-ala'llâh deyüp bâdbânların küşâde kılup top u tüfenk şâdmânları ederek cânib-i Mısr'a revâne oldular. Hikmet-i Hudâ (---) cezîre kurbunda altı pâre Malta küffârı kadırgalarına râst gelüp bir gün bir gice ceng-i azîm edüp sademât-ı topdan kalyon içre olan atlar boşanup guzât-ı müslimîne atlar dahi bir şaşkınlık verüp yine bu hâl ile mücâhidîn ceng [ü] savaş-ı perhâş edüp limân hevâda kalyon rûy-ı deryâda karadağ gibi kalup altı aded kadırga-i menhûs kalyonun yemîn ü yesârından döke döke kalyonun direği ve kıçı isa başı ve dümeni gidüp bî-cenâh kaldı ve içinde olan guzât-ı müslimînden ancak iki yüz âdem kalup cümle darabât-ı top-ı kûpden şehîd oldular. Hemân kalyon sâhibi İbrâhîm Çelebi dal-satûr-ı Muhammedî olup Kızlar Ağası Sünbül Ağa'ya hıtâben "Bre mel‘ûn Arab, ben sana kâfir vardır, gemiye atlar komayalım ve cebehâne ziyâde alalım ve küffârın bir hoş haberin alup çıkalım ve bu kadar yüklü gemi ile deryâya niçe çıkalım, dedim. Sen emr-i şerîf alup beni bu hâl ile küffâra uğratdın" deyü Kızlar Ağasına bir tîğ urup kellesin galtân edince hemân Kızlar Ağasının tevabî‘leri İbrâhîm {Çelebi üzre} ol sâ‘at kılıç üşürüp pâre pâre ederler. Küffâr bu hâli görüp altı pâre kadırga-i menhûs ile kalyonun cânib-i erba‘asına sarılup derhâl kalyon içre soltat-ı kefereyi döküp üç sâ‘at dahi kalyon içre ceng edüp âhir-i kâr küffâr-ı hâk-sâr kalyonu ahz [u] kabz edüp içinde olan cümle ümmet-i Muhammed'i ve Esîrî Mehemmed Efendi'yi esîr edüp kayd-bend edüp kalyonu altı pâre Malta kadırgası yedeğe alup doğru Hanya limanına götürüp lenger-endâz oldular. Kâmil bir ay liman-ı Hanya'da meks edüp cemî‘î mal [u] menâl [u] metâ‘ı ve cümle küheylân atları ve nûr-misâl duhter-i pâkîze-ahterleri ve mahbûb gılmânları gemiden taşra çıkarup kal‘a-i Hanya'da bey‘ u şirâlar edüp cümle duhterlerin bekâretin izâle edüp bu kadar fezâhat ederler. Ba‘zı âkıbet-endîş papas ve bıtrîk ve kıssîs ruhbânlar eydür "Vay biz bu Osmânlı kalyonun ve kızları ve atların bu şehrde görmemek gerek idik. Şimden gerü bu cezîre elden gitdi. Zîrâ kitâbımızda eyle yazar kim bu cezîre-i Girid'e Osmânlı kalyonu gele ve atları gele ve kızları gele ardı sıra Türk gelüp gemisine ve atlarına binüp kızlarıyla cimâ‘ edüp bu cezîrede mülk edinüp evlâd sahibi ola" deyü Çalıpapaslar böyle deyü feryâd ederler. Ba‘zı küffâr bu cevâbları papaslardan istimâ‘ edüp niçe bin küffâr birer bahâne ile cezîrelerinden firâr edüp gayrı diyârlarda karâr ederler. Ol asrda cezîre-i Girid içre dörd kerre yüz bin Urum re‘âyâsı var idi. Ve cezîrenin cânib-i etrâfında yetmiş altı pâre ma‘mûr kal‘a-i metîn var idi. "Cümlesinde on altı bin soltat ve murtat cunûd-ı cünübü vardır" deyü Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize haber geldi. Ba‘dehû bu Kızlar Ağası kalyonunun bu gûne ahvâl-i pür-melâli böyle olduğu sa‘âdetlü pâdişâha mün‘akis olunca fi'l-hâl Venedik balyozun Dîvân-ı Pâdişâhîye da‘vet edüp "Bre bî-dîn mel‘ûnlar, niçün sulha mugâyir iş işleyüp limanınıza bizim gemilerimiz alan düşmanları, gemilerimiz ile limanlarınıza 269a kodunuz. Ecdâd-ı ızâmım Süleymân Hân sulhu böyle midir?" deyince balyozlar ve konsoloslar ve konçoloz huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp eyitdiler: "Pâdişâhım! Ahidnâme-i mîsâkımızda böyledir kim sizlerin donanması dahi sâ’ir kefere krallarının gemilerin alup limanımıza girse müsâfirdir, deyü ri‘âyet edüp limanımıza koruz. Yohsa biz ahid-şikenlik edüp hâşâ sümme hâşâ kızlar ağanız gemisiyle almış olayız. Bu habâseti edüp limanımıza giren Malta küffârıdır. Biz dahi anlardan âciziz" deyüp ser-ber-zemîn etdiler. Pâdişâh-ı cem-haşmet buyurdular kim "Ya biz Malta üzre gazâ edersem, bana gemiler verüp imdâd eder misiz?" dedikde "Cân-baş üzre hizmet edüp üç yüz pâre gemi verelim, asker ve cebehâne ve zahîre sizden, gemiler vermek bizden" deyüp ser-ber-zemîn etdiler. Andan cümle balyozlara hil‘at-i fâhireler giydirilüp hâb-ı hargûş verdiler. Ba‘dehû,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 268b–269a ·
metinde göster ·
… nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz
gemisi ile
piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr …
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
Ammâ ahvâl-i Seydî Ahmed Paşa: Kendilerinin takrîri üzre Abaza kavmi ile Çerâkise mâbeyninde bir gûne kavm vardır. Dağıstânlar içinde olur. Abazaca ve Çerkesce lisânı bilirler. Sadşe kavmi derler bir şecî‘, yarâr, bahâdır, hırsız kavm-i fetâ yiğitlerdir. Bu Seydî Ahmed Paşa anlardandır. Hattâ lehçe-i mahsûsu ol kavmden olmasın gösterirdi. Ammâ bu Sadşe kavminin ekseriyyâ ihtilâtları Abaza tâ’ifeleriyledir. Zîrâ Abaza diyârı Karadeniz sâhilinde olmağıla iskeleleri vardır. Dağlarda olan Sadşe kavmi anınçün Abaza'ya muhtâclardır. Bir gün Abazalardan Melek Ahmed Paşa akrabâlarından Zebhûs nâm-ı benâm nâmdârlar ile Sadşe dağlarına hırsızlığa gidüp Seydî Ahmed Paşa henüz on dördüne bâliğ olmadan Seydî Paşa'yı âlem-i sabâvetde serîka edüp Melek Ahmed Paşa aşîreti olan (---) kavm içinde bâliğ olup Abazalar bu Seydî'yi bir gün firâr eder deyü iskelede bâzargâna satarlar. Bâzargân dahi Mısır'a götürüp bir fertûte-i Züleyhâ-yı Mısr'a bey‘ eder. Anda yigirmisine bâliğ olunca cündîlik ve silâhşorluk fenninde ol kadar üstâd-ı kâmil olur kim yüz yetmiş altı gûne lu‘bede-bâzlığı tekmîl-i fünûn edüp ta‘tîl günlerinde cümle ahâlî-i Mısr, hâric-i Mısr'da mastabalarda cirîd oynarken at üzre kırk sekiz gûne san‘at ile kırkar ellişer dirhem tüfenk atmak ve kırk adım yirde at sıçradup rûy-i arzda üç kelle postu urup ol teng mahalde üç kerre üç silâh icrâ etmek ve Kavak meydânında altun topa ok ve kurşum atmak ve urmak, tutmak ve kapmak ve asmak ve basmak ve at üzre yay kurup yasmak misillü ma‘rifetler ile şöhre-i şehr-i Mısr olup nâmdâr bir server olur. Hikmet-i Hudâ mezkûr fertûte hâtûndan bu Seydî Paşa'yı (---)(---) bir kâşif alup bender-i Süveyş'den bahr-i Kulzum içre gemiler ile bender-i Cidde'ye giderken bi-emr-i Hudâ Şap deryâsında talattum-ı deryâ ziyâdesiyle cûş [u] hurûşa gelüp cezîre-i Hasan kurbunda Seydî'nin gemileri gark olup cümle âdemler helâk olup ancak Seydî bir tahta pâresiyle bir gün bir gice rûy-ı deryâda şinâverlik edüp âhir leyle-i Kadr'de kadre uğrayup beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334b ·
metinde göster ·
… masın içün kal‘asına azîm asker koyup imâr etdi. Âhir küffâr-ı İşpanya bin pâre
gemi ile
leb-i deryâda dest-i Âl-i Osmân'da olan kal‘aların cümlesin harâb u yebâb edüp …
İbtidâ bânisi Ebû Ca‘fer el-Mansûr'dur. Aşpanya la‘în alup bin çuka kârhânesi var idi. Ana göre niçe ammâristânı var idi. Ba‘dehû sene 891 târîhinde Bâyezîd-i Velî İşpanya elinden feth edüp râh-ı huccâcda bir dahi küffâr mutavattın olmasın içün kal‘asına azîm asker koyup imâr etdi. Âhir küffâr-ı İşpanya bin pâre gemi ile leb-i deryâda dest-i Âl-i Osmân'da olan kal‘aların cümlesin harâb u yebâb edüp bu kal‘a-i Masis'i dahi berbâd edüp hâli üzre bırakdı. Bu şehrin dahı evsâfı hacca giderken cild-i (---)[de] mastûr [u] mevsûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19b ·
metinde göster ·
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Askalân: Yedi birâderler idi. Tâ’ife-i Yahûd tevârihlerinde yedisi de peygamberdir deyü zu‘m ederler. Bir karındâşı Hazret-i Şemmâd ve Hazret-i Vâdîn ve Hazret-i Alve ve Hazret-i Hura ve Hazret-i Yühdî ve Hazret-i Süleymân. Bunların kimi mürsel ve kimi gayri mürseldir, derler. Cümle şehr-i Askalân hâricinde medfûndurlar. Ekseriyyâ Sıfet Yahûdîleri Akka'dan gemiler ile gelüp ziyâret ederler. Ammâ karadan gelmeğe havf ederler.Ve şehr-i Gazze'nin kıble cânibinde tekyesi içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 49a ·
metinde göster ·
… eryâ-misâl olup Birecik'den beher sene niçe bin tulumdan kelek ta‘bîr etdikleri
gemiler ile
cemî‘i memâlik-i mahrûse tüccârları mâl-â-mâl kelekleri zî-kıymet metâ‘ları ve …
Zirâ Arz-ı Mukaddese içre cereyân eden bu nehr-i Furât ve nehr-i Âsî'den gayri nehr-i azîm yokdur. Mâ‘adâsı Bikâ‘ Ovası içre uyûn-ı câriyeciklerdir ve Ayn-i Zerka ve Berka ve nehr-i Ceyhân ve nehr-i Seyhân ve nehrü'l-Kelb (---)(---)(---)(---)(---)(---) Arz-ı Mukaddes içre anlar dahi enhâr-ı sağîrelerdir, ammâ cümleden bu deryâ-misâl olup Birecik'den beher sene niçe bin tulumdan kelek ta‘bîr etdikleri gemiler ile cemî‘i memâlik-i mahrûse tüccârları mâl-â-mâl kelekleri zî-kıymet metâ‘ları ve atları ve sâ’ir havâ’icleriyle yükledüp Erzurûm kal‘asına, Ca‘ber'e Rakka'ya ve Derûğına ve cümle yük boşadup ba‘de 3 günde Bağdâd taşrasına Kuşlar kal‘asına ve kal‘a-i (---)(---) dibinde Bağdâd'a karîb olmağıla bender-i iskele andan metâ‘ların çıkarup Bağdâd'a gelir. Kaçan kim Şatt-ı Dicle ve bu nehr-i Furât tuğyân ile cereyân etse iki nehr-i azîm fezâ-yı Bağdâd'da birbirine mahlût olur, ammâ nâdir vâki‘ olur. Eğer eyle olsa bu iki nehir Bağdâd'ı gark ederdi, ammâ ba‘zı sene Şattü'l-Arab taşup Bağdâd'ın cisr kapusundan içeri gelir. Melek Ahmed Paşa efendimiz Bağdâd valisi iken Şatt tuğyân edüp Murâd Hân asrında lağım ve meterîs yerlerinden girüp kal‘anın niçe yerlerin harâb eder, ammâ Hazret-i Abdülkâdir el-Cîlânî bu nehreyn-i mübârekeyne "Yâ mübârekler birer birer çûş ederek gelin!" deyü nutk-ı dürer-bârları olandan berü bir sene Şatt ve bir sâl nehr-i Furât tuğyân üzre cereyân edüp deşt-i Kerbelâ'yı reyy ederek ve Düceylân hafrini saky-i leb-ber-leb edüp (---)(---)(---)(---)(---)(---) inüp Kurna kal‘ası köşesinde Şatt ve nehr-i Furât birbirine Kurna dibinde munsab olup üç konak aşağı Basra'da Şattü'l-Arab derler, deryâ-misâl olup Hindistân'dan Basra'ya niçe gemiler ve niçe gurâb-ı Hindistân gelür. Ve Basra önünde medd [u] cezir derler, bahr-i Muhît vakt-ı seherde Şattü'l-Arab'ı gerü reddedüp Basra önünde su acı olur. Ba‘de'z-zuhr bahr-i Ummân gerüye gidüp Şattü'l-Arab gâlib olup Basra önünde su âb-ı hayât olur. İlâ mâşâallah Basra önünde bu Şattü'l-Arab'ın hâli budur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54a ·
metinde göster ·
… kdur. Vakt-i şitâda ba‘zı Türkmân Etrâkleri içinde meştâ eder. Bu kal‘a dibinde
gemiler ile
Furâd'ı karşu geçüp Mar‘aş hâkinde,
Ekâsireler binâsıdır ammâ bânîsinin ismi ma‘lûmum değildir. Nehr-i Furât kenarında bir püşte-i bâlâ üzre eflâke ser-çekmiş henüz üstâd-ı mühendis destinden gûyâ çıkmış bir kal‘a-i sedd-i metîndir, ammâ içinde aslâ imâristândan bir şey yokdur. Vakt-i şitâda ba‘zı Türkmân Etrâkleri içinde meştâ eder. Bu kal‘a dibinde gemiler ile Furâd'ı karşu geçüp Mar‘aş hâkinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58b ·
metinde göster ·
… luç âdemîsi idi, gemisinde kimesne kalmayup gemiyi âteşe vurup şehîd olup sâ’ir
gemiler ile
Melek Paşa galyonu dahi âteşe urup bu gûne sû-i tedbîr ile eyle bu donanma-yı a …
Ammâ meydân-ı ma‘rekede Ereğli kapudanı kalyonu Ahmed Paşa ile ve Mağribli Alî Kapudan ve Kara Mavuna ve Vâlide Kalyonuyla cümle yedi aded kalyon bir gün bir gice ceng ede ede küffârdan kırk pâre kalyon ve kadırga ve mavuna helâk olup âhir Ahmed Paşa şehîd olunca Mustafâ Kapudan uluç âdemîsi idi, gemisinde kimesne kalmayup gemiyi âteşe vurup şehîd olup sâ’ir gemiler ile Melek Paşa galyonu dahi âteşe urup bu gûne sû-i tedbîr ile eyle bu donanma-yı azîm münhezim olup cümle kırk bir pâre gemi nâkıs olup mâ‘adâsı Sakız limanına sâlimîn ü gânimîn vâsıl olduğun Adana Paşası Abdullah Paşa haber getirince efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın aklı başından gidüp gûyâ sar‘ dutup ol ân pâdişâha telhîs edüp ale'l-akîb kendüsi pâdişâha girüp 98a mührü ferâğat etmek murâd edindi. Pâdişâh aslâ rızâ vermeyüp "Eyle olur Lala! {Âyet, sûre-i Neşrah}Arapça "Elhamdü lillahi Rabbi'l-âlemîn"dir, "Rabbu'l-müslimîn" değildir. Hikmeti ve kudret-i ezeliyyesi böyle imiş" dedükde "İmdi, pâdişâhım! Var kuvveti bazuya getirüp böyle bir donanma-i azîm edüp bu dahi böyle olup ma‘lûm oldu kim küffâr ile deryâda muhâsamet ve mukâvmet müşkildir. Bu intikâmı küffâra komayalım. Ecdâd-ı ızâmlarının pâk rûhlariyçün ve Hazret-i Risâlet-penâhın rûh-ı şerîfiyçün olsun, mührile karadan deryâ-misâl asker ile tâ Arnavudluk içinde Kilimente ve Karadağ ve Pava ve Nikşik ve Daternak ve Durubrak ve Banyan âsîlerin kırarak Hersek sancağı hudûdunda Kutur kal‘asın ve Kilis kal‘asın ve İspilet kal‘asın ve Kamin ve Kaminkrad ve Ribniçe ve Mandaline ve Bodguriçse ve Tekeli Paşa döğdüğü Şibenik kal‘ası ve Zadra kal‘ası ve Kotar vilâyeti ve Dodonişka vilâyetleri bu zikr etdiğim kılâ‘ların cümlesi bizim Bosna eyâleti hudûdunda deryâ kenarında sağîr ü kebîr kal‘alardır, bunları karadan birer birer muhâsara edelim. Küffâr bunların tedârikinde iken başına vâveylâ düşüp cezîre-i Girid hâlî kalup serdârın Hüseyin Paşa lalan da defterhâne ile yüz bin asker vardır. Anlar da Kandiye kal‘asın muhâsara edeler. Bi-emrillahi Te‘âlâ her tarafdan küffâra göz açdırmayup bu donanmamızın intikâmın alırız" dedikde sa‘âdetlü pâdişâh "Allah âsân getire, bir müşâvere edelüm" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97b–98a ·
metinde göster ·
… arıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan
gemiler ile
Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâ …
{Der-sitâyiş-i nehr-i azîm Edil}: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil'i halk etmişdir kim tulû‘undan gurûbına gelince kırk mil ve elli mil arzı vardır. Ve umkı yigirmi kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde bahr-i Muhît kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyhât sahrâsının şark tarafı nihâyetinde bahr-i Haraz'a (---) koldan derya-misâl mahlût olur. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü ve Demirkapu ve Gilân gemileri bu nehre girüp Moskov'a tüccâr-ı sevdâgerân götürürler. Hattâ Murâd Hân-ı Sâlis'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı, Edil nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût etmeğe iki sene çalışup husûle gelmişken bi-emri Hayy [u] Kadîr şiddet-i şitâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol Edil ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm cebehâne ve mühimmâtlarıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan gemiler ile Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handakları manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
Der-sitâyiş-i ibret-nümâ-yı dalyan-ı mâhî-i nehr-i azîm Tuna: Bu Tuna'nın buzu sökülüp evvel bahâr oldukda Âsitâne tarafından bir emîn Tuna mâhîlerin yetmiş yedi yük akçe iltizâma alup sâhil-i Tuna'da şehr-i Silisre'de paşaya gelüp on kise dahi kalemiyye verüp yigirmi kise dahi masrûf edüp Tuna nehrinin mâhîlerin sayd etmeğe başlar. Evvelâ Boğdan diyârının Kalas dağlarından seksener zirâ‘ çam ve mişe ve pelid direkleri kesdirüp Silisre şehri önünde iki bin âdem ile ve niçe yüz neccâr-ı sâhib-fünûnlar ile tonbaz ve transa gemiler ile Tuna'nın tarafeyninden mezkûr direkleri Tuna içre kaka kaka tâ Tuna'nın ortasına gelüp kazıkların mâbeynin bir balık geçecek kadar küşâde ederler. Meselâ hemân Tuna içre kazıkları akçe tahtası şeklinde kakup gûyâ akçe dökecek kadar yer açık kalup cümle kazıklara yaban asmasın tâ Tuna dibinden örerek tâ Tuna yüzüne asma çiti gelüp zâhir olur. Ba‘dehû bir boğaz dahi alıkoyup ana bir kapu ederler. Ol dahi çitden örülmüşdür. Aşağıdan ve yukarudan gelen gemiler ubûr etmeğiçün mezkûr kapuyu açup kaparlar. Ve bu akçe tahtası gibi Tuna ortasındaki boğaz önine balık emîni gidüp içli ve dışlı müte‘addid hücre ve kâ‘a ve matbah ve kahvehâneleri Tuna üzre kazıklar ile binâ eder kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120b ·
metinde göster ·
… m Mehemmed Paşa ile Azak kal‘ası fethinde bulunup andan diyâr-ı Kırım'dan şayka
gemisi ile
İslâmbol'a giderken bir fırtına-i azîme rast gelüp bi-emr-i Hayy [u] Kadîr keşt …
Menzil-i kal‘a-i Keligra Sultân: Sene (---) târîhinde Cüvânkapucubaşı Serdâr-ı Mu‘azzam Mehemmed Paşa ile Azak kal‘ası fethinde bulunup andan diyâr-ı Kırım'dan şayka gemisi ile İslâmbol'a giderken bir fırtına-i azîme rast gelüp bi-emr-i Hayy [u] Kadîr keştîmiz gark olup Cenâb-ı Hak bu hakîri bir tahta pâresiyle bir gün bir gicede Keligra Sultân hazretleri kayalarına çıkarup beş altı ay tekyede dervîşâna imâmet ve mü’ezzinlik etdiğimiz mahalli bâlâda ale't-tafsîl tahrîr, tekye ve kal‘a ve cümle âsâr-ı binâları ve Keliğra Sultân ejderi katl etdiği mağaralarıyla bi'l-cümle tahrîr olunmuşdur. Bâlâya nazar oluna, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124b ·
metinde göster ·
… hâkinden cereyân ederken deryâ olup cemî‘i âyende vü revendegân nehr-i Işkır'ı
gemiler ile
ubûr edüp andan aşağı Gürcî Mehemmed Kethüdâ kurâlarından Zamet nâm bir büleyde …
Menzil-i evvel Ken‘ân Paşa Çiftliği: Nehr-i Işkır kenarında kal‘a-misâl bir otardır. Bu nehr-i Işkır'ın menba‘ı Samakov yaylarından cem‘ olup rabta-i Samakov içinden ubûr edüp Sofya sahrâsın reyy ederek cereyân edüp kasaba-i Izladi sahrâsından güzer edüp iner, Nigebolu sancağında Kabirova hâssı hâkinden cereyân ederken deryâ olup cemî‘i âyende vü revendegân nehr-i Işkır'ı gemiler ile ubûr edüp andan aşağı Gürcî Mehemmed Kethüdâ kurâlarından Zamet nâm bir büleyde kurbunda Nigebolu hâkinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ammâ Samakov yaylalarında demir ma‘âdinleri içinden cereyân ederek geldiğinden ol kadar memdûh nehr-i azîz değildir. Demir taşı gibi âdemin yüreğine durur. Ezîn-cânib nehr-i Işkır'ı bu Ken‘ân Paşa Çiftliği dibinde haşeb cisr ile ubûr edüp yine cânib-i şarka,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 146a ·
metinde göster ·
… rcîş ve Âdilcevâz ve Ahlat kal‘alarına istîlâ etdikde bu Taht-ı Van kal‘asından
gemiler ile
Van kal‘asına imdâd gitmesin içün Taht-ı Van kal‘asın harâb edüp hâlâ leb-i der …
Menzil-i kal‘a-i Taht-ı Van: Ekrâd kavmi Tatvân derler. Bu mahal Van eyâleti hudûdunda Van deryâsı kenârında Van paşasının hâssı subaşısı hâkimdir ve niyâbetdir. Mâtekaddem Süleymân Hân zamânında Zâl Paşa bir müfîd ü muhtasar kal‘a binâ edüp derbend-i çalındır olmuşdu. Ba‘dehû Şâh Tahmasb asrında Acem Ercîş ve Âdilcevâz ve Ahlat kal‘alarına istîlâ etdikde bu Taht-ı Van kal‘asından gemiler ile Van kal‘asına imdâd gitmesin içün Taht-ı Van kal‘asın harâb edüp hâlâ leb-i deryâda liman ağzında kal‘a-misâl bir hân-ı kavî kalmışdır. Van paşasının bir ağası iki yüz âdem ile ol hânda hükûmet eder ve Van kulu tarafından bir ağa gümrüğü zabt edüp Van deryâsından gidüp gelen gemilerden bac ve gümrük, öşr-i sultânî alur. Bu hânın etrâfında ba‘zı Ekrâd hâneleri vardır ammâ bir câmi‘den gayrı çârsû-yı bâzârdan ve sâ’ir imâretden bir eser-i binâ yokdur. Ammâ imâr olacak bender-i lâzımdır. Zîrâ bir latîf limanı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236b ·
metinde göster ·
… z'a gelüp meks etdikde kal‘aya istîlâ eden Kızılbaş-ı evbâş karâr idemeyüp kimi
gemiler ile
kal‘a-i Van'a ve kimi kal‘a-i Vastân ve Taht-ı Van'a firâr edüp Âdilcevâz kal‘a …
Andan konak-be-konak Âdilcevâz'a gelüp meks etdikde kal‘aya istîlâ eden Kızılbaş-ı evbâş karâr idemeyüp kimi gemiler ile kal‘a-i Van'a ve kimi kal‘a-i Vastân ve Taht-ı Van'a firâr edüp Âdilcevâz kal‘asın mu‘attal bırakdılar. Bu Âdilcevâz kal‘ası altında pâdişâh-ı âlî-vakâr Ulama Paşa'yı ve Karaman beğlerbeğisi Pîrî Paşa'yı kırk bin asker ile Van kal‘ası muhâsarasına gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250a ·
metinde göster ·
… âm kendü mâlından üç bin aded serdengeçdi dilâverler yazup kal‘aya her tarafdan
gemiler ile
ve niçe hıyel [ü] mekr ile kal‘aya duhûl edüp derûn-ı kal‘aya istîlâ eden Ekrâd …
Ba‘dehû Ahmed Ağa nâm bir gâzî-yi benâm-ı hümâm kendü mâlından üç bin aded serdengeçdi dilâverler yazup kal‘aya her tarafdan gemiler ile ve niçe hıyel [ü] mekr ile kal‘aya duhûl edüp derûn-ı kal‘aya istîlâ eden Ekrâd'a şemşîr-i Ahmedî urup niçe yüz Ekrâd kendüleri kal‘adan aşağı pertâb edüp pâre pâre olurlar. Mâ‘adâsını niçe bin eziyyet ile derilerin yüzüp kellelerin ârâyiş-i burc [u] bârû ederler. Bu ma‘reke Murâd Hân-ı Râbi‘de karîbü'l-ahd olmuşdur. Ol asırdan berü kal‘a-i Van'a on oda yeniçeri ağası ta‘yîn olunmuşdur. Anınçün ilâ yevminâ hâzâ Van kal‘asına bir sabî ve bir nâ-ma‘lûm avret komak ihtimâlleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252a ·
metinde göster ·
Andan kalyonlar ve gurablar ve karakalar ve barçalar ve filipotlar ve gûnâ-gûn
gemiler ile
Cidde benderine ve Habeş'e ve Yemen ü Aden'e ve Lahsa ü Hindistân'a gidilir bah …
Andan kalyonlar ve gurablar ve karakalar ve barçalar ve filipotlar ve gûnâ-gûn gemiler ile Cidde benderine ve Habeş'e ve Yemen ü Aden'e ve Lahsa ü Hindistân'a gidilir bahr-i Ummân'dır. Ammâ nehr-i Şattu'l-Arab bi-emrillahi Ta‘âlâ bu Basra altında medd [ü] cezimde ya‘nî nehr-i Şatt vakt (---) tuğyân ile taşup iki menzil yer kal‘a-i Kurna'ya yakın varır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
ubûr etdik. Zîrâ tuğyânı mahalli idi. Taşgın mahalli olmayup tenezzülde olduğu …
Andan ale's-seher nehr-i Diyâle gemiler ile ubûr etdik. Zîrâ tuğyânı mahalli idi. Taşgın mahalli olmayup tenezzülde olduğu vakit dahi az olsa değme yerinden at ile ubûr olunur nehr-i Diyâle değildir, gâyet taşgın ve coşkun sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368b ·
metinde göster ·
Tûfân deryâsında mellah-vâr şinâverlik ederken talattum-ı deryâ-yı azâbdan havf …
Hattâ Hazret-i Nûh Nebî'nin hâtûnu gemi ile Tûfân deryâsında mellah-vâr şinâverlik ederken talattum-ı deryâ-yı azâbdan havf ü haşyete 384a düşüp hâmile iken iddet-i müddeti tamâm olmadan vaz‘-ı haml edüp sıkt vâki‘ oldukda bir merhûm ciğer-kûşe-i nâ-tamâm vücûda gelir. Gördüler kim henüz bir pençe-i âfitâb-ı âlemtâb olmada. Bir nûr-ı İlâhî gulâm-ı nâ-tamâm meğer rahm-ı mâderde dokuz ay on gün ki iki yüz seksen gün tamâm olmadan iki yüz on yedi günde bi-emri Hayy-ı Kadîr merhûm tevellüd etdiğiyçün ismine Tarh ibn Nûh-veled kodular. Lafz-ı tarh hisâb-ı cifr-i Alî üzre 217'dir. Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm bu ciğer-kûşe-i nâ-tamâmın na‘şını ba‘de't-Tûfân bu şehr-i Cezîre'de defn etmişdir kim bundan mukaddem rûy-ı arzda benî Âdem'den bir ferd-i âferîde medfûn olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 383b–384a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ bu gûne zevk-i surûr-ı safâda iken deryâdan on pâre Urus şaykaları nümâyân olup kal‘a-i Varna deyüp gelmede. Meğer bunlar Kavarna iskelesi câniblerin nehb ü gârete gidüp bu Varna ahvâlin istimâ‘ edüp var kuvveti bâzûya getirüp imdâda gelirken hemân paşa-yı kâr-âzmûde küffârdan alınan yigirmi altı pâre Urus şaykalarına sekbân ve sarıcadan pür-silâh seksener {aded} fitoz ve bahâdır fetâlar koyup Varna kal‘ası limanında yatan yigirmi pâre şayka ve karamürsellerin sandallarına yigirmişer aded pür-silâh yiğitler koyup cümle Varna gemicilerin küreğe koyup limanlı havâ-yı latîfde Kazak firkateleri kal‘a altına gelirken bunlar dahi âmedânî kal‘a limanından kâfire kırk pâre gemi karşu çıkup bunlar anlara Kazaklar bunlara bir yaylım kurşum elbeştisi edüp sadâ-yı Allâh Allâh ile aslâ kâfire amân vermeyüp on pâre gemileri feth etdiler, zîrâ bu mel‘ûnlar Kavarna {şehri} altında ceng edüp içlerinde yaralı ve bereli kâfirleri olup cenge iktidârları olmayup keştîbânlık edecek ve âlât-ı levâzımât-ı bâdbânların ve cümle âlât-ı halatın kullanmağa ve içlerinde "orsa poca" demeğe hükm-i hükûmât eder hatmanları bile mürd olup {mukaddemâ gemiler} içinde esîr olan ümmet-i Muhammedler dahi bizim gemiler sarıldığın göricek anlar dahi imdâd edüp bu vak‘ada bizden bir âdem şehîd olmadan on pâre şaykalar feth olup azîm şâdumânlar edüp küffârın haçlı bayrakların ser-nigûn ederek dankiyolar çalup top u tüfeng şâdumânları edüp yine sâlimîn ü gânimîn on pâre şayka ile Varna limanına lenger 30a endâht olup şâdumân-ı top u tüfeng ve fişengden şehr-i Varna murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde {kalup} ba‘dehû paşanın serâperdesi gelüp cümle ordu-yı İslâm tınâb tınâba çıt-a-çıt kurulup ceng-i harbî tablları döğülüp dîvân-ı pâdişâhî oldukda ibtidâ Yûsuf Kethüdâ'ya bir semmûr hil‘at-i fâhire ve kapucular kethüdâsına ve sâ’ir kapucubaşılardan yigirmi ağaya ve yetmiş bayrak bölükbaşılarına birer hil‘at-i fâhire ve ihsân-ı vâfireler ile behremend [ü] behreyâb olup baş dil getiren garîb yiğitlere kırkar guruş ve birer gümüş çelenk ile ser-firâz etdiler ve sandalların imdâd veren yigirmi pâre şayka kapudanlarına birer hil‘at ve kürek çeken levendâtlarına onar guruş in‘âm olunup Kazak-ı Ak'ın şaykalarında {esîr} bulunan ümmet-i Muhammed esbâbların başka yığup esîr olan ibâdullâh halâs olduklarına hamd [ü] senâ ederken cümle ibâdullâha isbât etdiği mâlların verüp niçesine harçlık ihsân edüp herkes gemiler ile vatan-ı aslîlerine revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29b–30a ·
metinde göster ·
… eyüp doğru İşpaniye kralına gelüp Yeni dünyâ ahvâlin krala söyleyüp on iki pâre
gemi ile
altı ayda yeni dünyâya kadem basan "Fetehetâ" {889} târîhinde kavm-i İşpaniye'd …
Netîce-i kelâm kal‘a-i Akkirmân'ı Bâyezîd Hân feth edüp Padra ve Kolun nâm papaslara ihsân edüp bir şey kabûl etmeyüp doğru İşpaniye kralına gelüp Yeni dünyâ ahvâlin krala söyleyüp on iki pâre gemi ile altı ayda yeni dünyâya kadem basan "Fetehetâ" {889} târîhinde kavm-i İşpaniye'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35b ·
metinde göster ·
… ara tesellî-i hâtır verüp ol gece mel‘ûn Rakofçi taburun bir cânibin hâlî bulup
gemiler ile
âdemlerin hâzırlayup,
Rakofçi la‘în eydir: "İşte bana Leh cânibinden mektûblar geldi. Altmış bin Erdel askeri ve kırk bin Seykel askeri ve yigirmi bin Hayduşak kavmi askeri ve on bin Saz Macarı askeri sabâhın geliyorlar. İsâ'nın emriyle anlar imdâda gelince bir kerre taşra çıkup Leh ile ve Tatar ile bir ceng-i azîm ederiz. Ya taht ola, ya baht" deyü bunlara tesellî-i hâtır verüp ol gece mel‘ûn Rakofçi taburun bir cânibin hâlî bulup gemiler ile âdemlerin hâzırlayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43b ·
metinde göster ·
… yüzü olmayup hedâyâları kabûl olunmadı. Bu kal‘a üç bin askere mâlik olup yarar
gemiler ile
Karadeniz etrâfın nehb u gâret eden bu kirmân kâfirleridir. (---)(---)(---) ( …
Hâlâ hâkimi Pokovnik Holap'dır, ya‘nî Tatar'dan mürted olmuş bir bî-dîn mel‘ûndur kim asker-i İslâm'a Hân'a buluşmağa yüzü olmayup hedâyâları kabûl olunmadı. Bu kal‘a üç bin askere mâlik olup yarar gemiler ile Karadeniz etrâfın nehb u gâret eden bu kirmân kâfirleridir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47b ·
metinde göster ·
… i yığılan yetmiş ve seksen arşın uzun gemi direklerin iki tarafdan iki yüz aded
gemiler ile
bin iki bin Eflâk ve Boğdan re‘âyâları gemiler içre girüp mezkûr gemi direkleri …
Bu dalyan ta‘bîr etdikleri oldur kim nehr-i Tuna'nın Kili kal‘asından yukarusına Tuna'nın iki tarafında dağlar gibi yığılan yetmiş ve seksen arşın uzun gemi direklerin iki tarafdan iki yüz aded gemiler ile bin iki bin Eflâk ve Boğdan re‘âyâları gemiler içre girüp mezkûr gemi direklerin Tuna'nın iki tarafından Tuna dibine çırpı ile hemvâr kaka kaka karşu tarafdan ve beri tarafdan kazık direkler kakarak Tuna nehri ortasına gelüp arasın yigirmi direk kadar aralık korlar, zîrâ hîn-i mahalde Tuna üzre gidüp gelen gemilerin geçmesine mâni‘ olmaya. Ba‘dehû mezkûr kakılan direkler üzerlerine uzun yaban asmaların örüp uzun çatal ağaçlarla örülen asmaları tâ Tuna dibine itiverüp endirirler ve dahi asma ile öre öre tâ Tuna yüzüne örülmüş asmalar çıkup Tuna içi hasır ile örülmüş gibi olup bir karış balık geçmek muhâl olur. Gûyâ bu örülen asmalar gemi direkleriyle akçe tahtası gibi boğazı dar bir balık kapanı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b ·
metinde göster ·
… e ol gün Tulça cezîresi içre gidüp sâhil-i nehr-i Tuna'da meks olunup elli pâre
gemi ile
tekrâr nehr-i Tuna'yı bir günde ale't-ta‘cîl ubûr edüp,
Menzil-i kal‘a-i Tulça: Mukaddemâ bu dahi mevsûfdur, lâkin nehr-i Tuna'yı bu mahalden karşu adaya ubûr edince kal‘a-i İshâkça ve kal‘a-i İbrâ’il ve kal‘a-i Maçin ve kal‘a-i Kalas ve kal‘a-i Tomarova ve kal‘a-i Kili ve şehr-i İsmâ‘îl ve iskele-i Ilıçsa ve kal‘a-i Hırsova misilli etrâf kal‘alardan on bin mikdârı cünûd-ı cünüb kefere menhûsları pür-silâh gelüp taraban askeri yazılup nehr-i Tuna'yı ubûr etdikde ol gün Tulça cezîresi içre gidüp sâhil-i nehr-i Tuna'da meks olunup elli pâre gemi ile tekrâr nehr-i Tuna'yı bir günde ale't-ta‘cîl ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101a ·
metinde göster ·
nehr-i Tuna'ya çıkup tarafeynde olan kılâ‘ları ve Tuna üzre Belgrad'a varup gel …
Hâlâ ol gâzîlerin kân-ı mekânlarıdır, ammâ asr-ı Gâzî Hudâvendigâr'da bu kal‘a Erdel Kralı Metayoş Kral hükmünde bir palanka-i sağîr idi. Gâzî Hudâvendigâr'ın tulû‘ [u] hurûcundan küffâr-ı dûzah-karâr-ı füccâr bu kal‘ayı metânet üzre Metayoş Kral-ı dâl istihkâm edüp diyâr-ı Orta Macar'ı ve diyâr-ı Nemçe'yi nehb u gâret etdikde Nemse kralı bu Tımışvâr üzre gelüp yedi ayda amân vermeyüp Erdel kâfiri elinden alup içine yigirmi bin soltat [u] murtat Nemselere Luşancı nâm kapudanı hâkim nasb edüp Nemse çâsârı Ferdinand Kral dâr-ı menhûsu olan Beç kal‘asına varınca beri tarafda Tımışvâr hâkimi Luşancı nâm la‘în nehr-i Tımış'dan elli altmış pâre firkate gemiler ile nehr-i Tuna'ya çıkup tarafeynde olan kılâ‘ları ve Tuna üzre Belgrad'a varup gelen gemileri nehb u gâret edüp Tımışvâr yunakları tecâvüzden hâlî olmayup Belgrad ve Köylüc ve İhram ve Semendire ve Feth-i İslâm kılâ‘ları yolları kapanup Belgrad'da kaht [u] galâ’ olunca fermân-ı şehriyârî sâdır olup bi-fazlillâhi'l-Meliki'l-Mennân kal‘a-i Tımışvâr Memâlik-i Mahrûsa-i İslâmiyye'ye mutazammın kılınmak içün Rûmeli Beğlerbeğisi Mehemmed Paşa düstûr-ı mükerrem ve serdâr-ı mu‘azzam ta‘yîn olunup azm-i râh-ı Tımışvâr diyerek şehr-i Belgrad'a dahil olup andan nehr-i Sava üzre cisr-i azîm ile karşu hâk-i Sirem'e ubûr edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Vulkovar'dan cisirler ile nehr-i Tuna'yı da ubûr edince taraf-ı pâdişâhîden iki bin güzîde yeniçeri ile yüz elli aded şâhî darbzen-i adû-şikâr ve on beş aded balyemez top-ı kal‘a kûplar gelüp ordu-yı İslâma dahil olunca ol gün Tatar askeri dahi gelüp vâsıl oldukda sipehsâlâr-ı mu‘azzam Titel kal‘ası kurbunda nehr-i Tisa'yı dahi ubûr edüp kal‘a-i Peçey'i muhâsara edüp yedi günde feth-i kal‘a-i Peçey, sene 958, be-dest-i Vezîr Mehemmed Paşa vâlî-i Rûmeli.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117a ·
metinde göster ·
… palanka-i Dente'yi ubûr edüp, andan menzil-i palanka-i Pancova, andan üç günde
gemiler ile
bu kadar araba ve bâr-ı sakîlleri geçürüp,
Evvelâ Vârat'dan Alî Paşa ağasıyla üç bin kadar asker ve yedi yüz araba mâl ile cânib-i cenûba bism-i İlâh ile gidüp kal‘a-i Fektebatur, andan menzil-i kal‘a-i Yanova, andan kal‘a-i Tımışvâr, andan palanka-i Dente'yi ubûr edüp, andan menzil-i palanka-i Pancova, andan üç günde gemiler ile bu kadar araba ve bâr-ı sakîlleri geçürüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… kal‘ası mukâbelesinde Tuna aşırı Yergöğü kal‘asın Eflak tarafında binâ ederken
gem[i]ler ile
Tuna sevâhillerin temâşâ ederek mezkûr demir kapuyu görüp su’âl etdikde,
Bu uyûn-ı Bınarhisâr hakkında müverrihân-ı Rûm ve Latin kavilleri üzre bu nehir tâ Tuna Demirkapusu'ndan gelir, derler, muhakkakdır, zîrâ bu hakîr Tuna yalılarında ba‘zı hidmetler zabt ederken Tuna Fethülislâmı yanında bir demir kapu vardır. Rûm ve Arab ve Acem seyyâhânları mâbeynlerinde meşhûrdur. Kaçan kim nehr-i Tuna'(nın) tenezzülde olsa ol demir kafes kapu nümâyân olur. Bu kapudan nehr-i Tuna ejdehâ gibi kıjğırup (girüp) tâ on konak yer altından cereyân edüp bu Bınarhisârı'na gelir. Ve Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân evkâfnâmelerinde yazar kim kaçan kim Mehemmed Hân Tuna kenârında Urusçuk kal‘ası mukâbelesinde Tuna aşırı Yergöğü kal‘asın Eflak tarafında binâ ederken gem[i]ler ile Tuna sevâhillerin temâşâ ederek mezkûr demir kapuyu görüp su’âl etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42a ·
metinde göster ·