… t hâkinde bir iskeledir. Âbâdândan bir imâret yokdur. Yeniçeri ağalarına mahsûs
gemiler bu
iskelede yüklenir. Dağlarında ma‘mûr kurâlar vardır. Andan eyyâm-ı muvâfık ile …
Karye-i Zeytûnburnu : İzmit hâkinde bir iskeledir. Âbâdândan bir imâret yokdur. Yeniçeri ağalarına mahsûs gemiler bu iskelede yüklenir. Dağlarında ma‘mûr kurâlar vardır. Andan eyyâm-ı muvâfık ile ol körfez içre iki cânibin ma‘mûr âbâdânları temâşâ ederek 8 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 242b ·
metinde göster ·
… edeler. Bu kal‘anın cânib-i şimâli Anapa dağlarıdır. Karadeniz'den aşağa giden
gemiler bu
dağları özleyüp Azak'a Kazak'a giderler, ulu dağlardır ve bu kal‘a ol kadar mus …
Evsâf-ı kal‘a-i gevher-pâ Anapa : İskender-i Zülkarneyn, sedd-i Ye‘cüc'ü binâ etmeğe emr-i Hak ile giderken bu mahalle uğrayup âb [u] hevâsından ve sayd [u] şikârgâhından hazz edüp bu Karadeniz'in kenarında bir püşte-i vâsi‘ üzre bu kal‘ayı bir senede tıraş olmuş mücellâ seng-i gûnâ-gûn ile şekl-i muhammes bir Şeddâdî kal‘a-i zîbâ edüp sarây-ı hâssının dîvânhânesinde ayak altına la‘l ve yâkût ve zümrüd ve zeberced ve pîrûze ve cebelü'l-lakım (?) ve sadef ve akîk-i Yemenîler döşeyüp tezyîn etdiğiyçün kal‘a-i gevher-pâ-yı Anapa deyü tevârîhlerde mestûrdur. Ba‘dehû Ceneviz kralının tahtgâh-ı darü'l-bevârı olup behişt-âsâ ma‘mûr etdi. Andan sene (---) târîhinde Timur-ı bî-nûr Irak-ı dâdyânı ve şehr-i Heşdek'i ve Alatur ve Kazan'ı ve'l-hâsıl yedi yüz pâre şehr-i azîmleri harâb u yebâb etdükde Kırım diyârında Tohtamış Hân üzre gelirken bu Anapa kal‘asının varoşun harâb u yebâb edüp ancak kal‘ası kaldı. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî'nin vezîria‘zamı {Gedik Ahmed Paşa} donanma-yı hümâyûn ile Kefe Kal‘ası fethine gelirken deryâ-misâl asker ile bu kal‘ayı Ceneviz küffârı elinden feth edüp içine asker kodu. Abaza ile Çerkes kavmi hudûdu tamâm olduğu burunda Karadeniz kenarında bir yalçın kaya üzre vâki‘ olmuş kal‘a-i metîndir. Lâkin içinde âdemî-zâtdan kimse yokdur. Bir kaç kerre Tün Kazağı harâb etmişdir, ammâ taşrasında, aşîret-i Suğake kavminden yüz elli mikdârı sazdan evleri vardır, bu köye Kabak ta‘bîr edeler. Bu kal‘anın cânib-i şimâli Anapa dağlarıdır. Karadeniz'den aşağa giden gemiler bu dağları özleyüp Azak'a Kazak'a giderler, ulu dağlardır ve bu kal‘a ol kadar musanna‘dır kim gûyâ henüz mi‘mar [u] mühendis elinden çıkmışdır. İçinde Şuğake kavminin koyunları ve keçileri kışlar. Bu mahal Özdemiroğlu Osmân Paşa tahrîri üzre Kefe eyâletinde Taman sancağı hükmünde voyvodalıkdır. Şuğake kavmi harbe ucuyla öşr verir, üç bin mutî‘ şeklinde âsîlerdir. Beğlerinin ismi (---). Bu kal‘anın bir kapulu liman-ı azîmi var kim bin pâre gemi birer iplik ile bağlanup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn liman-ı kebîrdir. Karadeniz'in cânib-i edvârında böyle liman yokdur, meğer Balıklava limanı ola. Küffâr asrında bu limândan bir gûne incü çıkarmış. Hâlâ sadefleri leb-i deryâda nümâyândır. Anınçün bu kal‘aya Gevher-kân derler. Ve hâlâ her sene Rus-ı menhûs bu limanda lenger-endaht edüp bî-bâk ü bî-pervâ ikâmet edüp gavvâslık ederek incü sadefleri çıkarırlar. Eğer bu kal‘a ta‘mîr u termîm olup mükemmel cebehânesiyle kul konsa cemî‘î Abaza ve Çerkezistân diyârların mutî‘ [u] münkâd edüp harâc-güzâr edüp eyâlet etmek emr-i sehldir. Zîrâ Çerkezistân'da olan Nogay dahi yağları metâ‘ların bu limana getirüp bender-i azîm olup gümrük hâsıl olurdu. Bir cây-ı menâs liman-ı azîmdir. Hakîr bu Anapa kal‘ası limanında Gönye yeniçeri ağasıyla yatarken Karadeniz'den donanma-yı hümâyûn nümâyân olup rûy-ı Bahr-i siyâh bâdbân-ı keştî ile zeyn olmuş. Temevvüc-i deryâ ile hikmet-i Hudâ vakt-i zuhrda bizim sâkin olduğumuz Anapa Limanı'na demir bırağup 259b üç gün ikâmet edüp cemî‘î gerüde olan bârçalar dahi gelüp derûn-ı limanda kayd-ı lenger edüp üç günde cümle keştîler sulandı. Gönye ağasıyla hakîr yeniçeri ağası kâ’immakâmı (---) Ağa'ya ma‘an buluşup cüz’î ve küllî hedâyalar verdik. Andan hakîr serdâr-ı mu‘azzam Deli Hüseyin Paşa'ya varup dest-bûs edüp hakîre bir hayme ve ta’yînât ve bahşîş ihsân edüp mü’ezzin-i enderûn zümresine ilhâk edüp kethüdâsı Veli Ağa kadırgasına süvâr olduk. Ale's-sabâh başdarda-i pâdişâhîde filandıra dikilüp vakt-i zuhrda top-ı rıhlet atılup iş bu bin elli (---) nının (---) günü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259a–259b ·
metinde göster ·
… ya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence ve Kili câniblerin özleyen
gemiler bu
Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne peyveste o …
Yedinci tâbûtu Dobruca krallığından İslâm ile müşerref etdüğü Alî Muhtâr bir tâbût alup bu maksad [u] merâmımız olan Keliğra kayalarında Ejderha mağarasında defn edüp Keliğra kayası nâmıyla iştihâr bulmuş kaya olmağıla Keliğra Sultân derler. Lisân-ı Latînde Keliğra ejder-i heft-sere derler. Fesahat-ı lisân-ı Latin'dir. Anınçün yedi kralda medfûn olup âsitâne-i sa‘âdetleri vardır. Üçü Âl-i Osmân hükmünde ulu âsitânelerdir. Ve her diyârda birer ismiyle müsemmâdır. Ammâ Rûm'da Baba Sultân ve Sarı Saltık Sultân ve Keliğra Sultân derler. Ammâ kâfiristân-ı Hıristiyânistân'da İsvet-i Nikola derler. Cemî‘î millet-i Mesîhiyye gâyet mu‘tekidlerdir. Hâlâ cemî‘î dervîşânları def ve kudûmler çalarak alem-i peykerlerin açarak dîb-i Frengistân'da gezüp pâdişâhâne zevk u safâ edüp tatyîb-i hâtırlarıyla cümle nasârâ mukayyed olup nezerât ve sadakalar ihsânlar edüp beleğan-mâ-belağ mâl-i firâvânlar ile yine âsitânelerine gelirler. Ammâ bu bizim deryâdan halâs olup âsitânesinde mihmân olduğumuz Tekye-i Keliğra Sultân, Karadeniz kenarında evc-i âsumâne ser çekmiş bir burundur kim fil hortumu gibi deryâya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence ve Kili câniblerin özleyen gemiler bu Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne peyveste olmuş kûh-ı bülendlerdir. Deryâ aşırı karşu şark cânibinde Anadolu tarafında Sinop Burnu bu Keliğra kayalarına mukâbildir. İkisi mâbeyni (---) mildir. Küşâde hevâda Keliğra'dan Sinop dağları Sinop'dan Keliğra dağları seçilir. Ammâ gâyet küşâde hevâ ister. Bu Keliğra kayasının tâ burnunda Keliğra Saltık Sultân bir mağara içinde medfûndur kim ejderhânın gâr-ı karârı idi. Ve yine bu mahalde tekyesi âsitâne-i azîmdir kim ibtidâ bânîsi Dobruca Alî Muhtar binâ etmişdir. Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları durur. Ve âsitânesinde müte‘addid hücreleri ve yaz meydânı ve kış meydânlarının cânib-i erba‘asında pâk u pâkîze kurbân postlarıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. Evkât-ı hamselerin mescidlerinde edâ eder sâhib-i tertîblerdir. Yüzden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânlardır. Hatta hakîrden sekiz ay Hıfz kırâ’ati üzre 267b Kur’ân-ı Azîm tilâvet etdiler. Bu âsitânenin ve türbe-i pür-envârın revzenleri cümle deryâya nâzırdır. Ve görmeğe muhtâc ibret-nümâ bir matbah-ı Keykâvûs'u vardır. Mu‘allak bir kubbe-misâl dûd-keş bacası vardır. Şeb [u] rûz ale'd-devâm âteş üzre ni‘meti hâzırdır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Hayrât [u] akârâtı olmayup pârsâ-yı Muhammedî ile geçinir bir alây fakr [ü] fâka erenleridir. Ve işbâzlarında pây-bürehne ve ser-bürehne cevallâkî zeber-dest tüvâna zivinleri var kim her biri aşk-ı ilâhî ile suhte olup pute-i kâlde hâl sâhibi olmuşlar, böyle bir âsitâne-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a–267b ·
metinde göster ·
Ve bu girdâb mahallinde Tuna'nın feryâd [u] figân sâ‘ika-veş gürüldüsüne benî âdem tâkat getiremeyüp gürlemesi bir konak yerden istimâ‘ olunur. Bu mahalden aşağı gemiler giderken berk-i hâtif gibi giderler. Yukaru giden gemiler bu akabe mahallinden aşağıda cümle yüklerinin nısfların boşaldup cümle esbâbları arabalara ve ufak kayıklara tahmîl edüp Demirkapu'dan yukaruda yükleri dağlar gibi andan gemileri Demirkapu'dan yukaru her gemi kalın palamarlar ile biner bin beşer yüz âdemler boş gemileri derd-i belâ ile Allâh Allâh deyerek çeküp Demirkapu'dan yukaruda yine beş altı günde yüklerin gemilere doldurup herkes murâd [u] merâmları olan vilâyetlere giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·
… y bu iç kal‘a kullesi üzre on fitîlli kandîl çerâğdân yanar, zîrâ deryâda gezen
gemiler bu
kandîl fânûsu görüp bilirler kim Balıklava kal‘asıdır, andan doğrulup geldikler …
Bu kal‘adan âdem Bahr-i Siyâh'a nazar etse deryâda gezen gemiler sinek gibi görünür. Ve bu iç kal‘ada olan serâmed nârin kullesi tâ zirve-i a‘lâsında bahâr eyyâmlarından tâ rûz-ı kâsıma varınca altı ay bu iç kal‘a kullesi üzre on fitîlli kandîl çerâğdân yanar, zîrâ deryâda gezen gemiler bu kandîl fânûsu görüp bilirler kim Balıklava kal‘asıdır, andan doğrulup geldiklerinde Balıklağı limanına girüp selâmete dâhil olurlar. Ammâ rûz-ı kâsımdan sonra Karadeniz'de gemiler gezmek ihtimâlleri yokdur, zîrâ hakkâ ki Bahr-i Siyâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121a ·
metinde göster ·
… ûzgârı üzre gidilir bir burundur kim tâ Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus'dan çıkan
gemiler bu
burnu üzlerler.
Ve bu bizim Holumiç kal‘asından Holumiç burnu yigirmi mîl poyraz rûzgârı üzre gidilir bir burundur kim tâ Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus'dan çıkan gemiler bu burnu üzlerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263a ·
metinde göster ·
Ve bu Zakilse cezîresi cemî‘i Frengistân ve Mağrib'den gelen
gemiler bu
adayı ü[z]leyüp gelirler, zîrâ gâyet memerr-i nâsdır. Ve bu cezîre-i izakilse e …
Ve bu Zakilse cezîresi cemî‘i Frengistân ve Mağrib'den gelen gemiler bu adayı ü[z]leyüp gelirler, zîrâ gâyet memerr-i nâsdır. Ve bu cezîre-i izakilse etrâfında bir gece dolaşup aslâ küffâra zahîre gider firkate ve kayıklara râst gelmeyüp andan kalkup küffâr havfi çekerek firkatelerimiz ile cânib-i kıbleye gidüp cezîre-i Kefalonya'da esîr olan Durak Kapudan'ın hocası Kara Hasan Hoca'ya küffârdan ıtlâka gitdikde Zakilse'den yigirmi mîl karayelin kertesine serdemend gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
"Devletli vezîr! Kânûn-ı sultânî üç gündür. Bunlar yigirmi beş günde kal‘ada top ve tüfeng ve cebehâne komayup cümle gemilere taşırlar" deyü feryâd etdiklerinde feryâdları mesmû‘a olmayup yigirmi beş günde kal‘anın cümle zî-kıymet esbâb-ı eşyâların ve cemî‘i girân-bahâ âlât-ı silâh cebehâneleri ve mahbûb ve muhakkaş serâmed topların ve niçe kerre yüz bin güllelerin gülle gülle taşıyup ve cemî‘i sağîr ü kebîr avret ve oğlanlar gemilerle karşu Istandiye adasına taşırken meğer kalyonlara topları korken ku[r]nal nâm iplerden toplar gemilerinin içine uçup karşu tarafa giderken üç pâre gemileri bu kadar bin avret ve oğlanlarıyla döne döne üç pâre gemileri gark oldular. Eyle bozulup târumâr olmuş gemileri var idi kim içinde aslâ cengcisi olmayup ve kürekçileri kalmayup iki gemileri dahi avret ve oğlanları ile gark oldular. Ve cemî‘i tahmîlât mühmelât mâl-â-mâl iken karaya vurdular. Ve ba‘zı soltat gemileri doldurup anbâr ağızlarına dak yükledüp bu neferâtsız gemileri donanmış gemilerinin ortasına alup yelken açup üçer üçer gemiler bu hâl üzre karşu Istandiye adasına geçerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303b ·
metinde göster ·
… kûpdan gark-ı âb olup niçe kerre bizim gemileri küffâr kovarak selâmetle bizim
gemiler bu
limana girüp cânların halâs edüp top şâdımânları olurdu. Ve cümle imdâd askeri …
Bunu dahi birkaç kerre küffâr gemileri döğerken yedi pâre 320b gemileri darabât-ı top-ı kûpdan gark-ı âb olup niçe kerre bizim gemileri küffâr kovarak selâmetle bizim gemiler bu limana girüp cânların halâs edüp top şâdımânları olurdu. Ve cümle imdâd askeri ve zahâ’ir ve cebehâneleri bunda döküp bir gecede limandan taşra çıkup giderlerdi. Bunun dahi limanı yüz pâre gemi alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a–320b ·
metinde göster ·
… re bâğ-ı İrem-misâl köyleri vardır, ammâ limanı yokdur. Her kankı rûzgâr eserse
gemiler bu
cezîrelerin bir tarafında demir bırağup yatırlar. Sekiz aded rûzgârdan sığınılı …
Cümle halkı Urûm kefereleridir. Kandiye kal‘ası ibtidâ feth olunca bu re‘âyâların hedâyâlarıyla on gemi kireçleri imdâd gelüp iki pâre bâğ-ı İrem-misâl köyleri vardır, ammâ limanı yokdur. Her kankı rûzgâr eserse gemiler bu cezîrelerin bir tarafında demir bırağup yatırlar. Sekiz aded rûzgârdan sığınılır hudâyî limanları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 329b ·
metinde göster ·
… Mısrahîm Sultân bu mahalde bir beyâz kubbe-i sagîre içinde medfûnlardır. Cümle
gemiler bu
mahalle gelüp bu âsitâne önünde deff ü kudüm çalarak bir tevhîd-i âşıkân edüp u …
Karye-i Mısrahîm: şeyh Abdullâh Mısrahîm Sultân bu mahalde bir beyâz kubbe-i sagîre içinde medfûnlardır. Cümle gemiler bu mahalle gelüp bu âsitâne önünde deff ü kudüm çalarak bir tevhîd-i âşıkân edüp ubûr etdiler. Bu mahaller Menûfiyye hâki ile Garbiyye hâki müşâdır. Ve bu mahallerde telattum-ı Nîl zâhir olup gemiler pârekende olup ba‘zı gemiler içinden hûb âvâzlı âşıkân, ilâhî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y279b ·
metinde göster ·
… ânlar bu fânûs içre oturup alev-ber-alev balık yağı yakarlar. Zîrâ geceye kalan
gemiler bu
fânûsu görüp İskenderiyye'yi üzlerler. Yüz mîl yerden gece nümâyândır.
Ve bu kal‘anın tâ iç kal‘asının zirve-i a‘lâsında Sultân Kayıtbay'ın bir kasr-ı âlîsi var kim gûyâ kasr-ı Havernak'dır, vâcibü's-seyr bir kâhdır. Bir tarafında bir küçük kulle-misâl bir fânûs vardır. Cânib-i erba‘ası câmlardır. Her gece dîdebânlar bu fânûs içre oturup alev-ber-alev balık yağı yakarlar. Zîrâ geceye kalan gemiler bu fânûsu görüp İskenderiyye'yi üzlerler. Yüz mîl yerden gece nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y325a ·
metinde göster ·
… ış mîldir, Cidde'den Mekke sekiz tokuz sâ‘atlık yerdir. Dâ’imâ Hicâz tarafından
gemiler bu
Kusayre'ye gelüp gılâl alırlar.
Ve bir latîf liman-ı azîmi var. Cümle rûzgârdan emîndir. Karşu tarafı kıbleye kâmil üç yüz mîl Yenbû‘'dur kim andan Medîne'ye iki günde varılır. Ve Mekke iskelesi Cidde'ye üç yüz altmış mîldir, Cidde'den Mekke sekiz tokuz sâ‘atlık yerdir. Dâ’imâ Hicâz tarafından gemiler bu Kusayre'ye gelüp gılâl alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y381b ·
metinde göster ·
Bu timsâh lâşeleri olan dağa cebel-i Timsâh derler. Eflâke ser çeküp garb tarafın Nîl döğer. Zülyezen kayaların kesüp bir boğaz açmışdır. Mısır'dan gelen gemiler bu boğazdan yükiyle ubûr edemez, yükün boşaldup gemi hafîf oldukda gemileri makara ile yokuş yukaru çeküp İsvân tarafına aşırırlar, ba‘dehu yükün develer ile taşıyup yine yükledirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y384b ·
metinde göster ·
şab ağacına uğrayup pâre pâre olur. Eğer gemi kavî-binâ ise şapın dalları ve bu …
Ve şab dedikleri Süveys deryâsı içre olan acâyibâtlar var kim ibret-nümâdır. Sübhâne'l-hâlık eyle bir sun‘-ı Hudâ'dır kim hikmetine akıl ermeyüp fikr [ü] ferâset mütehayyir kalır. Deryâ içre gûyâ Rûm'da çınar ağaçlarına benzer azîm dırahtlardır. Lâkin yaprakları yokdur, ammâ dalı ve budağı çokdur. Deryâ yüzüne dek biter, dahi yukaru çıkmaz, ammâ cüssesi deryâ içindedir. Allâhümme âfinâ, ba‘zı gemiler bu şab ağacına uğrayup pâre pâre olur. Eğer gemi kavî-binâ ise şapın dalları ve budakların kırup kütür kütür ubûr eder. İncü bu şapların dibinde olur. Ve bu şablık deryâ içre azîm ormanlıkdır. İçinde kırıc balığı olur. Gark olan gemilerden âdemleri ve incü çıkaran gavvâsları emân vermeyüp yudar. Kırıc balığı gâyet mel‘ûn balıkdır. Bu temâşâları ederek üçüncü gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y435b ·
metinde göster ·