… yle kal‘a-i Azağ'a Kazak istîlâ edüp deryâ-misâl asker ile yedi yüz pâre yelken
gemilere bu
kadar bin asker mâl-â-mâl olup kal‘a-i Azağ'ı kâmil (---) ay muhâsara edüp dara …
İbtidâ sene (---) târîhinde Maskov küffârı Karadeniz sâhilinde Azak kal‘asına Tatar Hân'ın batîü'l-hareke olması sebebiyle kal‘a-i Azağ'a Kazak istîlâ edüp deryâ-misâl asker ile yedi yüz pâre yelken gemilere bu kadar bin asker mâl-â-mâl olup kal‘a-i Azağ'ı kâmil (---) ay muhâsara edüp darabât-ı top-ı kûpdan kal‘anın der [ü] dîvârında bir alâmet kalmayup cümle küffâr-ı sakar-karâr hâl-i hayâtlarında ka‘r-ı zemîne girüp bir ay dahi zîr-i zemînde ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kitâl edüp âhir vakt-i şitâ erüp cümle guzât-ı müslimîn keştîlere mâl-â-mâl olup bî-feth rucû‘ edüp Âsitâne-i sa‘âdete geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77a ·
metinde göster ·
Ve limanların bayırlarında avretlerin hammâmda başlarına sürdükleri kil dedikleri bir gûne yağlı çamurdur bu dahi bir diyâra bunun gibi kil mahsûs değildir. Keştîbânlar dağlardan kazup çıkarup niçe yüz pâre gemilere bu kili doldurup götürürler. Hattâ İslâmbol'da yağlı Kefe kili deyü satdıkları bu İnkirmân kilidir. Yohsa Kefe'de Kefe tuzundan ve tirkiz balığından gayri bir şey olmaz. Ammâ bu İnkirmân etrâfındaki dağlarda keklik ve çil ve turaç ve süğlün ve toy ve an[g]ıt misilli tuyûrlar olup sayd [u] şikârgâh ve mesîregâh limanlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b ·
metinde göster ·
… . Dahi taşra dökündü kayalar vardır. Bu mahallerden taşrası on iki karış sudur.
Gemilere bu
kal‘a altında gâyet ihtirâz lâzımdır. Limana girmeyüp kal‘anın kıble tarafında …
Bu kal‘anın limanı yıldız rû[z]gârı tarafına vâki‘ olup amelî binâ eylemişdir. Yohsa hudâyî liman değildir. Kefere asrında yüz iki yüz pâre gemiler alırmış, ammâ şimdi el-hâlete hâzihi üzre mürûr-ı eyyâm ile hâr-ı hâşâk rimâl-i türâb ile dolup sığ olup gâyet derin yerleri iki kulaç olup iri gemiler giremeyüp limanın taşrasında lenger endâht olup yatırlar. Ammâ Koron kal‘asın liman tarafına dolaşırken sıkandil şakulası ile üç kulaç sudan taşra dolaşalar, zîrâ kal‘a burnunda sığlar vardır. Dahi taşra dökündü kayalar vardır. Bu mahallerden taşrası on iki karış sudur. Gemilere bu kal‘a altında gâyet ihtirâz lâzımdır. Limana girmeyüp kal‘anın kıble tarafında demir korlarsa kenârda yakın yerde taşlıkdır. Bir mîl mikdârı alarka denizde yatmak gerekdir. Ve içmeğe su hâcet olursa gemiler yatdığı yere karşu bir burunda vâfir su çıkar. Sandallar başdan kara olup su önüne varup iki üç adım alarkadan suyu alup bî-zahmet yine sandallara girüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·