… ve tüccâr girüp Mısır'a giderken Değirmenlik nâm cezîre önünde altı pâre Malta
gemisi
bu İbrâhîm Çelebi kalyonun ihâta edüp bî-eyyâm mahalde döğe döğe iki günde kaly …
Sebeb-i feth-i Hanya oldur kim ibtidâ Sultân Ahmed Hân'ın mübârek nefeslerinin te’sîridir kim feth-i Girid evlâdı İbrâhîm Hân'a müyesser oldu. İnşâ’allâh Ahmed Hân'ın Venedik'den Girid cezîresin Yeni Câmi‘e vakf olmağiçün ricâ etdiği tahrîr olunur. Ammâ mezkûr senede İbrâhîm Hân'ın Dârü's-sa‘âde Ağası Sünbül Ağa âzâd 77b olup ve Esîrî Mehemmed Efendi ma‘an Sünbül Ağa ile Mısır'a müteveccih olmağiçün İbrâhîm Çelebi nâm {re’îsin} bir azîm karavana kalyonununa üç bin kadar huccâc ü züvvâr ve tüccâr girüp Mısır'a giderken Değirmenlik nâm cezîre önünde altı pâre Malta gemisi bu İbrâhîm Çelebi kalyonun ihâta edüp bî-eyyâm mahalde döğe döğe iki günde kalyon içre ibâdullâh az kalup ol mahalde Kızlar Ağası ve kalyon sâhibi İbrâhîm Çelebi dahi şehîd olup küffâr gemiye zafer bulup yedek ile cezîre-i Girid'de kal‘a-i Hanya limanına varup lenger-endâht olup yatdı. Ahidnâme-i Hayreddîn Paşa'da eyle der kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77a–77b ·
metinde göster ·
… men-i Aden'e sefer edüp her bâr Hazret'e hedâyâ getirüp hayr du‘âsı berekâtıyla
gemisi
tâ Âl-i Emeviyyûn'da Abdülmelik hilâfetine dek ol gemi ve Şeyh Âmir-i Nevâtî mu …
Hazret asrında Cidde İskelesi'nde ibtidâ gemi yapan eş-Şeyh Âmir-i Nevâtî'dir. Gemi inşâ edüp Yemen-i Aden'e sefer edüp her bâr Hazret'e hedâyâ getirüp hayr du‘âsı berekâtıyla gemisi tâ Âl-i Emeviyyûn'da Abdülmelik hilâfetine dek ol gemi ve Şeyh Âmir-i Nevâtî mu‘ammer olup kabri Cidde'dedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b ·
metinde göster ·
gelse deryâda iken cümle bâzârcılar üşüp birbirlerin eyle mecrûh ederek meyve a …
Hakîkatü'l-hâl bir meyve gemisi gelse deryâda iken cümle bâzârcılar üşüp birbirlerin eyle mecrûh ederek meyve alırlar, şerî‘ata varsalar da‘vâları dinlenilmek memnû‘dur. Tâ bu mertebe lecûc kavmdir. 180b Bu gûne şaka ile alayköşkü'nden ubûr etdiklerinde pâdişâh-ı Cem-cenâb haz edüp iki ellerin dizlerine urup kahkahâ ile tebessüm etmişlerdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a–180b ·
metinde göster ·
{Sitâyiş-i meneksile gemisi} Ammâ meneksile ta‘bîr etdükleri gemiler nehr-i Çoruğ kenarında hâsıl olan kaba kavak ağacından gemilerdir kim üç pâre tahtadandır. Bir tahtası tekne-misâl altındadır. Birer tahta dahi yanlarındadır. Tâ bu mertebe levha-i kebîrlerdir. Ve bu gemilerin kenarında iki âdem beli kalınlığı kamış ve hasır saz urulmuşdur. Deryâ fırtınası ol kamışlardan gemi içine giremeyüp bu gemiler Karadeniz fırtınasında mantar gibi yüzer. Kıçı başı nâ-ma‘lûm tekne gibi bir gûne turfe kayıklardır. Bu deryâda anlara meneksile derler. Yüzer âdem alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·
… Beğlerinin ismi (---). Yedi bin âdeme mâlikdir. İskelelerinde on pâre İslâmbol
gemisi
bulup ba‘zı yârânlarımıza râst gelüp dünyâ kadar safâ etdik. Kaba saba esbâblar …
Evsâf-ı aşîret-i Bozodok : Beğlerinin ismi (---). Yedi bin âdeme mâlikdir. İskelelerinde on pâre İslâmbol gemisi bulup ba‘zı yârânlarımıza râst gelüp dünyâ kadar safâ etdik. Kaba saba esbâblarımızı anlara Allah emâneti verüp gulâmlarımızla sebük-bâr kaldık. Bu Bozodok kavminden Menkli Girây Hân üç bin asker Ejderhân Seferine götürüp Ejderhân fethinden sonra Bozodok kavmi Çerkes vilâyetinde kûh-ı Obur dibinde yurd verüp anda kaldılar. Hâlâ Çerkesde Bozodok kavmi derler. Ammâ Abazaca dahi bilirler, bahâdır kavmdirler. Ve bu Abaza Bozodokıyla Çerkes Bozodokının mâbeynlerinde Obur dağı derler bir kûh-ı bülenddir. Mâbeynehümâları üç konakdır. Yine birbirini gelüp basup evlâdların uğurlarlar. Bu Abaza Bozodokından yine cânib-i garba leb-i deryâ ile iki konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
… p Karadeniz'e mahlût olur. Ol mahalde bu nehr-i azîm içre niçe yüz pâre zârbûne
gemisi
ve Lazların meneksile nâm gemileri girüp bu nehr ile tâ Mikrilistân'a ve Gürcîs …
Bu nehr-i aynu'l-hayât bu şehre cânib-i şarkından cereyân ederek kal‘a kayaları dibinden geçüp niçe kılâ‘ ve kasabâtlara uğrayup Tarabefzûn kurbunda Karadeniz sâhilinde kal‘a-i Gönye dibinde deryâ-misâl olup Karadeniz'e mahlût olur. Ol mahalde bu nehr-i azîm içre niçe yüz pâre zârbûne gemisi ve Lazların meneksile nâm gemileri girüp bu nehr ile tâ Mikrilistân'a ve Gürcîstân'a bâzârgânlar gidüp esîr alup Rûm'a götürürler, bir nehr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 328a ·
metinde göster ·
… nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz
gemisi
ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Ser …
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
gibi görünür bir kal‘a-i Budin'dir. Biri dahi diyâr-ı Azerbaycân'da Âl-i Osmân …
Sebeb-i tesmiyye-i elkâb-ı Engürü: Cemî‘î mülûk içre meşhûr-ı âfâk bir kal‘a-i berrâkdır kim şimâl cânibinde bir menzil ba‘îd Erkeksu nâm karye tarafından nazar olundukda her tabakası biri birinden âlî, dürr-i yektâ gibi, beyâz kuğu gibi kat-ender-kat kal‘a-i mutabbakdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da nümâyişli bir kal‘a dahi sedd-i İslâm kal‘a-i Budin'dir kim şimâl cânibinde Tuna nehri aşrı bir menzil ba‘îd Vaç kal‘asından nazar olundukda Engürüs serhadlerinde Budin kal‘ası gibi nümâyişli kal‘a-i metîn yokdur. Eşkâlde, gûyâ direklerin dikmiş kaçan başun zeyn etmiş mavuna gemisi gibi görünür bir kal‘a-i Budin'dir. Biri dahi diyâr-ı Azerbaycân'da Âl-i Osmân destinde sedd-i îmân kal‘a-i Van'dır kim vasfında lisân kâsırdır. İnşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Biri dahi bu Engürü kal‘asıdır kim hasretü'l-mülûk kâr-ı insân ile mebnî bir ibret-nümâ kal‘a-i kavîdir kim cemî‘î elsine-i muhtelife kralları ve şâhları ve pâdişâhları ve hâkâniyânları tevârîhlerinde mestûr bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Evvelâ İrân-zemîn târîhlerinde bu kal‘anın üzümü vefret üzre olduğundan diyâr-ı Acem'de bu kal‘aya Engüriyye derler. Kayser-i Rûm asrında yedi sene her gün kırkar bin ırgad ummâller işleyüp beher yevm kırkar bin âdeme kırkar cevz ve birer nân-pâre ile işledüp Ankariyye ya‘nî sahrâ, ya‘nî mecy ile itmâm bulduğiyçün kal‘a-i Ankariyye derler. Kırkar cevz ve birer nân-pâre verüp ol hesâb ile inşâ olunduğıyçün Kayseriyye ve Engürü hesâbiyle yapılmışdır, deyü elsine-i nâsda dâstândır. Ammâ tevârîh-i Arab'da kat-ender-kat birbirine girişmiş olmağıla kal‘a-i Mutabbak derler ve Kayser Harkîl, Hazret-i Risâlet-penâh vücûda geldüğü sene bu kal‘a dâiren-mâdâr yedi kat demir zincirler ile kuşatdığından Târîh-i Tuhafe'de kal‘a-i Selâsil deyü tahrîr etmişdir. Ve lisân-ı Moğolîde kal‘a-i Enağra derler. Ammâ lisân-ı Nemse'de Âl-i Osmân bu kal‘aya mâlik olmağıla Engüriyeopol ve Kostantinopol derler. Lisân-ı Tatar'da Kirmen-i Angar derler, ammâ lisân-ı Etrâklerde Engürü ve Ankırı ve İnkırı ve Aydınkırı ve Unkuru ve Enguru ve niçe gûne ıstılâh ile ma‘rûf bir kal‘a-i mevsûfdur. Ammâ Defterhâne-i pâdişâhîde ismi Ankara'dır. Bir kal‘a-i verd-i handân-ı ebyaz-misâl sûr-ı mutabbak ve fethi muğlak ve bir hisâr-ı muhandakdır kim hakkında şu‘arâlar şehrengîzlerinde medh etmişlerdir. Beyt
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356a ·
metinde göster ·
… Mukaddese'de oldu" derler. Eyle ise âyet Arapça nassına göre Hazret-i Nûh'un
gemisi
cebel-i Cûdî üzre ka[râr] etdikde Cûde ve Musul ve Irâk-ı Acem ve Kurna ve Basr …
âyet-i delîl [ü] bürhândır kim cCebel-i Cûdî'de ba‘de't-tûfân sefîne-i Nûh Necî karâr edüp şehr-i Cûde'yi seksen nefer kimesne imâr edüp tavattun edüp evlâd-ı evlâdları münteşir olup cümle târîhde anınçün Hazret-i Nûh'a "Âdem-i Sânî" ve "Eb-i Sânî" dediler. Ba‘dehû ol şehr-i Cûde bir bender şehr-i azîm olup andan cümle evlâd-ı Nûh ve ümmet-i Nûh bu şehirden murâd edindikleri arz-ı hâliyelere istilâ edüp mahsûldâr yerleri imâr etmeğe 35a başlayup ibtidâ Arz-ı Hâsân'da şehr-i Arîş binâ oldu. Andan şehr-i Balîs, andan Mısr-ı Atîk mukâbelesinde Hazret-i İdrîs'in ta‘lîmiyle Cize hâkinde Sureyd Hakîm'in binâ etdüğü Ehrâm dağların bulup anda Heremin nâm bir şehri Kalimon-ı Kehene binâ etdi. Andan sonra hâlâ Mısr-ı Atîk kim ana ol asrda şehr-i Fustât derlerdi, ol imâr oldu. Bi-kavli müverrihîn Hazret-i Nûh Tûfân'dan halâs olduğu gün yevm-i Aşura idi. Herkesde bulunan ta‘âmları bir kazgana koyup tabh edüp tenâvül edüp nâmına "Aşura" dediler, Hazret-i Nûh sünnetidir. Ve ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûhı'n-Necî üç yüz sene mu‘ammer olup üç oğlu dahi oldu. Bir oğlu Hâm'dır, kara Zengiler ve Fir‘avnîler ve Cebbârîn kavmleri bu Hâm'ın zürriyyetinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Sâm'dır. Arab ve Acem ve cümle peygamberler anın sülâle-i ırk-ı tâhirinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Yâfes'dir. Türk ü Tatar ve Sakâlib Ye’cüc ü Me’cüc bunun neslinden vücûda gelmişlerdir. Bir oğlu Ken‘ân idi. Babası Nûh Nebî ile gemiye girmeyüp peygamber belinden gelüp mürtedd olan ibtidâ bu Ken‘ân'dır. Cümle Mısır Kıptîleri ve Malta kâfiri Arabı ve Cezîre-i Girid'de İsfakiye Arabı Kıptîdendir, zuhûrları Mısır İskenderiyyesi'ndendir kim asılları Kıbtî ve Ken‘ân b. Nûh'a müntehîlerdir. Ken‘ân babasıyla zevrak-ı rahmete girmeyüp bir tuç kumkuma içre me’kûlât meşrûbâtıyla kumkuma içre girüp yeye, içe, sıça devr-i dâ’im gene yeye yeye necâsetinde gark olup Tûfân'da kumkumasıyla bir kenara çıkup hâlâ Mısır'ın sa‘îd-i âlîsi elvâhât evvel-i Nakraveş kurbunda kumkuması bârçeleriyle bir gâr içre yatar. Kabâbıta kavminin ziyâretgâhlarıdır. Hakîr üç kerre uğrayup temâşâ etdik. Deyr-i kadîm-misâl bir gâr-ı yetîmân dâr-ı bî-îmândır kim ol Ken‘ân hakkında sûre-i (---) âyet (---)Arapça nassı bu Ken‘ân hakkında kıbel-i Hak'dan alâ tarîkı'l-kısas Habîb-i Hudâ'ya nâzil olmuşdur. Niçe müverrihler Hâm ve Sâm ve Yâfes Tûfân'da gemi içre bile idi, derler. Ba‘zılar, Tûfân'dan sonra vücûda geldiler, derler. Sahîhi bu ola. Netîce-i merâm Tûfân'dan sonra gemi içre olan seksen nefer kimesneden bu dünyâ benî Âdem ile mâlamâl olduğundan Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî derler. Bir rivâyetde Ferîdûn Hazret-i Nûh ile gemide bile idi. Tatar andan tenâsül buldu, derler. Ferîdûn'un kabri Heyhât sahrâsında medfûn olduğu inşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ammâ bu Hazret-i Nûh'un ziyâretgâhı olan Kerk-i Nûh karyesi semtinde cebel-i Deyr derler bir kûh-ı bülend vardır. Bir tarafı cânib-i garba, Berût cânibinde Akdeniz'e nâzırdır. O cebel-i müntehâ içre yetmiş iki mezâhib fırak-ı dâlleden Dürüzî Timânî ve Yezîdî ve Mervânî kavmi sâkinlerdir. Ve bu cebelde zikri sebkat eden Ken‘ân b. Nûh aleyhi's-selâmın bir mağarası vardır. Ehl-i Sâm, Ken‘ân babasıyla gemiye girmeyüp kumkuma içre bu mahalde gark olduğuna sûre-i Nûh (---) âyet-i şerîfi delîl ederler. Arapça bu mahal içündür deyü müfessirîn tefsîr etmişlerdir. Ve ale'l-ittifâk Tûfân-ı Nûh ibtidâ bu Bukâ‘ sahrâsındaki nehr-i Tennûr'dan zuhûr edüp cihânı cümle gark etdi. Mezheb-i hukemâda olanlar "Tûfân hemân Arz-ı Mukaddese'de oldu" derler. Eyle ise âyet Arapça nassına göre Hazret-i Nûh'un gemisi cebel-i Cûdî üzre ka[râr] etdikde Cûde ve Musul ve Irâk-ı Acem ve Kurna ve Basra cümle arz-ı mukaddes olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b–35a ·
metinde göster ·
… gemiyi kovarak liman-ı azîme dâhil olunca hemân evvel giren Cezâyirlinin küçük
gemisi
iki kâfir galyonunun önün alınca iki kâfir gemi yelkenlerin ısdınkaya urup ceng …
Mukaddem gelen küffâr kalyonunun akîbince bir küçücük potaç kalyoncuk bu kâfir gemisinin ardı sıra kovarak ol dahi orsa bayrakların ve yeşil alemin küşâde kılınca cümle kırmızı fesli guzât-ı müslimîn kalyonun kıçı ve başı ve palavrası üzre sîneçâk {gâzîler} sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup fi'l-hâl dağ pâresi-misâl küffâr gemisine bir kat alabanda top-ı evvel urup küffâr dahi ana urup bir yaylım tüfenk başdan [ve] kıçdan serpüp kâfir gemisine sarılup la‘în küffâr mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup niçe bin hıyel ü şeytanatlar edüp Cezâyirli'den alarka olup derûn-ı keştîden savt-ı hazîn ile bir gûne turompete frenk boruları çalınca şehr içre olan balyoz kâfirleri Murtezâ Paşa'ya ve kadıya ve Sıfet hâkimine mâl bezl etmeğe başladılar. Murtezâ Paşa, "Görelim neye müncer olur" deyü ığmâz-ı ayn edince hemân Cezâyirli derûn-ı dilden yine kâfire sarılmağa hücûm edince küffâr yine bâdbânların küşâde edüp "kal‘a altı budur" deyüp cân havliyle gemilerin karaya düşürüp yatup cümle kâfirleri taşra dökilüp kal‘a altına geldiler. Cezâyirli bu kerre hâ’ib [ü] hâsir tıramola edüp liman içre gelirken anı gördük, liman ağzından iki pâre dağ gibi kalyonlar yelkenlerin döküp haçlı bayrakların açup limana girince ardı sıra yeşil alemli iki galyon al ve ala fesli asker ile kat-ender-kat Cezâyirliler bu iki gemiyi kovarak liman-ı azîme dâhil olunca hemân evvel giren Cezâyirlinin küçük gemisi iki kâfir galyonunun önün alınca iki kâfir gemi yelkenlerin ısdınkaya urup cenge âheng-i teng edüp üç İslâm gemisi mâbeyninde iki kefere gemisi birbirlerine sarılup şehr-i Akka önüne gelüp kâmil üç buçuk sâ‘at-ı nücûmî ceng-i azîm edüp Akka şehri içre cümle halk top güllesinden firâr edüp yetmiş seksen mikdârı âdem şehr içre şehîd ve bilâ-hisâb mecrûh olup minârede mü’ezzin salâ verirken minâre gülle darbından münhedim olup mü’ezzin firâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
… ınca iki kâfir gemi yelkenlerin ısdınkaya urup cenge âheng-i teng edüp üç İslâm
gemisi
mâbeyninde iki kefere gemisi birbirlerine sarılup şehr-i Akka önüne gelüp kâmil …
Mukaddem gelen küffâr kalyonunun akîbince bir küçücük potaç kalyoncuk bu kâfir gemisinin ardı sıra kovarak ol dahi orsa bayrakların ve yeşil alemin küşâde kılınca cümle kırmızı fesli guzât-ı müslimîn kalyonun kıçı ve başı ve palavrası üzre sîneçâk {gâzîler} sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup fi'l-hâl dağ pâresi-misâl küffâr gemisine bir kat alabanda top-ı evvel urup küffâr dahi ana urup bir yaylım tüfenk başdan [ve] kıçdan serpüp kâfir gemisine sarılup la‘în küffâr mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup niçe bin hıyel ü şeytanatlar edüp Cezâyirli'den alarka olup derûn-ı keştîden savt-ı hazîn ile bir gûne turompete frenk boruları çalınca şehr içre olan balyoz kâfirleri Murtezâ Paşa'ya ve kadıya ve Sıfet hâkimine mâl bezl etmeğe başladılar. Murtezâ Paşa, "Görelim neye müncer olur" deyü ığmâz-ı ayn edince hemân Cezâyirli derûn-ı dilden yine kâfire sarılmağa hücûm edince küffâr yine bâdbânların küşâde edüp "kal‘a altı budur" deyüp cân havliyle gemilerin karaya düşürüp yatup cümle kâfirleri taşra dökilüp kal‘a altına geldiler. Cezâyirli bu kerre hâ’ib [ü] hâsir tıramola edüp liman içre gelirken anı gördük, liman ağzından iki pâre dağ gibi kalyonlar yelkenlerin döküp haçlı bayrakların açup limana girince ardı sıra yeşil alemli iki galyon al ve ala fesli asker ile kat-ender-kat Cezâyirliler bu iki gemiyi kovarak liman-ı azîme dâhil olunca hemân evvel giren Cezâyirlinin küçük gemisi iki kâfir galyonunun önün alınca iki kâfir gemi yelkenlerin ısdınkaya urup cenge âheng-i teng edüp üç İslâm gemisi mâbeyninde iki kefere gemisi birbirlerine sarılup şehr-i Akka önüne gelüp kâmil üç buçuk sâ‘at-ı nücûmî ceng-i azîm edüp Akka şehri içre cümle halk top güllesinden firâr edüp yetmiş seksen mikdârı âdem şehr içre şehîd ve bilâ-hisâb mecrûh olup minârede mü’ezzin salâ verirken minâre gülle darbından münhedim olup mü’ezzin firâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
… in ısdınkaya urup cenge âheng-i teng edüp üç İslâm gemisi mâbeyninde iki kefere
gemisi
birbirlerine sarılup şehr-i Akka önüne gelüp kâmil üç buçuk sâ‘at-ı nücûmî ceng …
Mukaddem gelen küffâr kalyonunun akîbince bir küçücük potaç kalyoncuk bu kâfir gemisinin ardı sıra kovarak ol dahi orsa bayrakların ve yeşil alemin küşâde kılınca cümle kırmızı fesli guzât-ı müslimîn kalyonun kıçı ve başı ve palavrası üzre sîneçâk {gâzîler} sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup fi'l-hâl dağ pâresi-misâl küffâr gemisine bir kat alabanda top-ı evvel urup küffâr dahi ana urup bir yaylım tüfenk başdan [ve] kıçdan serpüp kâfir gemisine sarılup la‘în küffâr mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup niçe bin hıyel ü şeytanatlar edüp Cezâyirli'den alarka olup derûn-ı keştîden savt-ı hazîn ile bir gûne turompete frenk boruları çalınca şehr içre olan balyoz kâfirleri Murtezâ Paşa'ya ve kadıya ve Sıfet hâkimine mâl bezl etmeğe başladılar. Murtezâ Paşa, "Görelim neye müncer olur" deyü ığmâz-ı ayn edince hemân Cezâyirli derûn-ı dilden yine kâfire sarılmağa hücûm edince küffâr yine bâdbânların küşâde edüp "kal‘a altı budur" deyüp cân havliyle gemilerin karaya düşürüp yatup cümle kâfirleri taşra dökilüp kal‘a altına geldiler. Cezâyirli bu kerre hâ’ib [ü] hâsir tıramola edüp liman içre gelirken anı gördük, liman ağzından iki pâre dağ gibi kalyonlar yelkenlerin döküp haçlı bayrakların açup limana girince ardı sıra yeşil alemli iki galyon al ve ala fesli asker ile kat-ender-kat Cezâyirliler bu iki gemiyi kovarak liman-ı azîme dâhil olunca hemân evvel giren Cezâyirlinin küçük gemisi iki kâfir galyonunun önün alınca iki kâfir gemi yelkenlerin ısdınkaya urup cenge âheng-i teng edüp üç İslâm gemisi mâbeyninde iki kefere gemisi birbirlerine sarılup şehr-i Akka önüne gelüp kâmil üç buçuk sâ‘at-ı nücûmî ceng-i azîm edüp Akka şehri içre cümle halk top güllesinden firâr edüp yetmiş seksen mikdârı âdem şehr içre şehîd ve bilâ-hisâb mecrûh olup minârede mü’ezzin salâ verirken minâre gülle darbından münhedim olup mü’ezzin firâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
… r tilâvet edüp kâmil bir sâ‘at dahi küffâr anlar içre cenk edüp ibtidâ Felemenk
gemisi
feth oldu.
Âhir cümle Cezâyirli bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup bir yaylım dahi top u tüfenk urup kıçdan başdan kâfir gemilerine girüp fi'l-hâl dal-kılıç çarmıhlara ve kâfir direklerine çıkup cümle çarmıh ve ablı ve kazlı ve göncük ve ıstaca ve kornal ve cümle yelken âletlerin balta ve kılıçlar ile kesüp ezânlar tilâvet edüp kâmil bir sâ‘at dahi küffâr anlar içre cenk edüp ibtidâ Felemenk gemisi feth oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
fetholup iki kâfir gemisin yedeğe alup alarka bir top u tüfenk şâdımânları ile …
Ba‘dehû İngilis gemisi fetholup iki kâfir gemisin yedeğe alup alarka bir top u tüfenk şâdımânları ile bir Allah Alah gülbangı çekmişlerdir kim şehr-i Akka'nın dağı, taşı velvelenâk olup ol mahalde demir bırağup yatdılar. Berü tarafda küffâr balyozlar cümle iş erlerine mâl yedirüp "Ne demekdir, Âl-i Osmân'ın limanında gümrüğe gelmiş, yanaşmış gemilerimizi liman-ı pâdişâhîde alâ mele’i'n-nâs ellik gemilerimiz aldılar" deyü Paşa tarafından sandallar ile Cezâyirliye âdemler gidüp anlar eyitdi: "Üç gün, üç gicedir Kıbrıs cezîresinden berü cenk edüp kovarak bu âsîleri bu mahalle düşürüp kânûn-ı gâziyân üzre yaralı maralımızdır. Mekke'de, Medîne'de dahi olsa alırız" deyüp Paşa'ya bir Frenk kızı ve bir Freng oğlanı hedâyâ gönderüp yelken açup şikârların yedeğe alup şâdımânlık ederek azm-i Akdeniz deyüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
… m Mehemmed Paşa ile Azak kal‘ası fethinde bulunup andan diyâr-ı Kırım'dan şayka
gemisi
ile İslâmbol'a giderken bir fırtına-i azîme rast gelüp bi-emr-i Hayy [u] Kadîr …
Menzil-i kal‘a-i Keligra Sultân: Sene (---) târîhinde Cüvânkapucubaşı Serdâr-ı Mu‘azzam Mehemmed Paşa ile Azak kal‘ası fethinde bulunup andan diyâr-ı Kırım'dan şayka gemisi ile İslâmbol'a giderken bir fırtına-i azîme rast gelüp bi-emr-i Hayy [u] Kadîr keştîmiz gark olup Cenâb-ı Hak bu hakîri bir tahta pâresiyle bir gün bir gicede Keligra Sultân hazretleri kayalarına çıkarup beş altı ay tekyede dervîşâna imâmet ve mü’ezzinlik etdiğimiz mahalli bâlâda ale't-tafsîl tahrîr, tekye ve kal‘a ve cümle âsâr-ı binâları ve Keliğra Sultân ejderi katl etdiği mağaralarıyla bi'l-cümle tahrîr olunmuşdur. Bâlâya nazar oluna, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124b ·
metinde göster ·
direği kesilüp ten gemisinden ayrılup benim yoluma revâne olup ben marazdan hal …
Ve bostâncıbaşıyla gemime bir Frenk hekîm girdüğü Kaya Sultân'ım 145a tarafından bir hekîm ile baltacı gelüp vücûduma hekîm-i hâzık timar etmesidir. Ve sıhhat buldukça hekîme derûn-ı dilimden muhabbet edüp ihsânlar etsem gerekdir, ammâ Allahu a‘lem alâmet-i kebîr oldur kim vücûdum gemisi direği kesilüp ten gemisinden ayrılup benim yoluma revâne olup ben marazdan halâs olurum inşâallah" deyüp bir Fâtiha deyüp ba‘de'l-Fâtiha eydür: "Evliyâm işe sen bizim sâdıkâne muhibb-i yâr-ı kadîmimiz olmağıla sen bizim içün bu vâkı‘ayı görüp ol gice bize de işâret olup Evliyâ'nın gördüğü vâkı‘ayı kendüden su’âl edün, deyü bize tebşîr etdiklerinden bu gün bu vâkı‘anın vâkı‘-ı hâlin senden su’âl etdiğimin aslı ol idi. İmdi bu hakîr ilhâm-ı Rabbânî ile böyle ta‘bîr etdim, hayr ola" deyüp kesret-i kelâmdan bî-tâb u bî-mecâl kalup girde-bâlişe nâliş ederek söylenüp hâb-ı râhata vardı. Cümle enderûn [u] bîrûn ağaları ve gayri huzzâr-ı meclis kimesneler paşanın bu vâkı‘ayı böyle ta‘bîr etdüğüne engüşt ber-dehen ederek "Âferîn, sad hezârân âferîn yâ Melek Ahmed Paşa sad-lek tahsîn ola. Hakkâ ki hâl sâhibisin. Hudâ sıhhat vere" deyü cümle hayr du‘âlar edüp hakîre dahi "Hakkâ Evliyâm, sen de er oğlu ersin ve hakkâ ki pâk seyyâh-ı âlemsin kim böyle bir rü’yâ-yı sâliha gördün!" deyü hakîre dahi du‘â ve senâlar edüp derûnî muhabbet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b–145a ·
metinde göster ·
… -mâl akrep ve çıyandır, ammâ bi-emr-i Hudâ bu cebel-i Sincâr'da Hazret-i Nûh'un
gemisi
müstekar olduğu Sin Kayası nâm mahalde asla yılan ve çıyan ve akrebi yokdur.
Cenâb-ı Bârî bunların tabî‘atına göre yılandan halk olan akrep ve çıyanı bu Sincâr dağında ve Saçlı Kürdü dağında ol kadar zehir-nâk yılan ve çıyan ve akrep halk etmişdir kim dere ve depelerinde ve dağ ve bâğlarında mâl-â-mâl akrep ve çıyandır, ammâ bi-emr-i Hudâ bu cebel-i Sincâr'da Hazret-i Nûh'un gemisi müstekar olduğu Sin Kayası nâm mahalde asla yılan ve çıyan ve akrebi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
… mbe olur. Ve rîh-ı garbî ve cenûbî esdikde azîm fırtınası olur. Cümle elli pâre
gemisi
vardır. Kal‘adan kal‘aya bâzergânlar götürürler bahr-i kebîrdir. 238a Ezîn-câ …
Hikmet-i Hudâ bu bahre (---) aded nehr-i azîmler dâhil olup bir katre ne ziyâde ve ne nâkıs olur. Ve bu kadar enhârlardan ta‘amı lezîz olmak ihtimâli yokdur, semm-i helâhilden nişân verir, gûyâ bender-i Süveys'ün Bahr-i Kulzüm'dür. Âdem tahâret etse istincâ yerlerin yakar, değme âdem tahammül edemez. Yine böyle iken sun‘-ı Hudâ bu bahrin etrâfında sâkin olan garîb u gurebâlar cümle bu bahrde esbâbların gasl etdikde asla sabun sürmeden ol kadar pâk u beyâz u nazîf esvâb yıkanır kim gûyâ pembe olur. Ve rîh-ı garbî ve cenûbî esdikde azîm fırtınası olur. Cümle elli pâre gemisi vardır. Kal‘adan kal‘aya bâzergânlar götürürler bahr-i kebîrdir. 238a Ezîn-cânib bu Van deryâsının kenârında ibtidâ gördüğümüz Taht-ı Van nâm hânın kurbünde Rahova nihâyetinde bir vâdîde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237b–238a ·
metinde göster ·
… Mehemmed Câmi‘ine cemî‘i ulemâ cem‘ olduklarında Merre Paşa'nın mesmû‘u olup at
gemisi
maryolundan ve acemi oğlanı eşkıyâlarından on bin mikdârı haşerât cem‘ edüp ule …
Bu esnâda Acem fürce bulup Bağdâd taraflarında niçe şehirlere istîlâ etmeğe başladı. Beri tarafda Merre Paşa eyle cabbâr oldu kim gûyâ Dahhâk-i Mârî idi. Hatta bir gün dîvânda bir mîr-i mîrânı alâ mele’i'n-nâs aşağı alup bin deyenek urdu ve yine bir gün İzmir'den ma‘zûl bir monlâya dîvânda bin tâziyâne urdu. Cümle ulemâ bu hâl-i pür-melâli görüp Sultân Mehemmed Câmi‘ine cemî‘i ulemâ cem‘ olduklarında Merre Paşa'nın mesmû‘u olup at gemisi maryolundan ve acemi oğlanı eşkıyâlarından on bin mikdârı haşerât cem‘ edüp ulemâyı kırmak fermân eyledikde bu kadar pür-silâh temerrüdîn-i bî-dîn Ebü'l-feth Câmi‘i'nin cânib-i erba‘asından hücûm edüp vakt-i asrdan vakt-i gurûba dek üç bin mikdârı ulemâyı şehîd etdiler. Niçelerin çâhlara ilkâ etdiler. Niçelerin tâ sabâha dek Unkappanı'ndan ve Cübbe Alî kapusundan deryâya dökdüler. Asla biri de deryâya batmayup rûy-ı deryâda şinâverlik ederlerdi. Bu haşeri Anadolu'da Abaza Paşa istimâ‘ edüp Erzurûm'a sapup âsî oldu ve Diyârbekir'de Hâfız Ahmed Paşa da isyân etmeğe âğâze etdi. Ve Abaza Paşa ulemâyı katl eden 335a ve Sultân Osmân'ı şehîd eden yeniçerileri katl etmeğe başlayup "Engürü'ye gelince otuz bin yeniçeri kırdı." deyü Sultân Mustafâ Hân'a arz-ı mahzarlar her diyârdan geldi. Sene 1032 târîhinde Abaza Paşa üzre {Cığalzâde} Vezîr Mahmûd Paşa'yı kırk bin asker ile serdâr edüp Karamazak Abaza üzre me’mûr olan yeniçerilere ağa yerine serdâr oldu ve Engürü'ye vardılar ve Abaza üzre gidemeyüp İslâmbol'a geldiler. Ol sene,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b–335a ·
metinde göster ·
… . Ve bu cisre Diyârbekir'den ve Hasankeyfâ'dan ve Musul ve Cezîre'den bir kelek
gemisi
gelse cisir üzre cessârlar cisrin üç dört gemisin kapu gibi açup kelek gemileri …
İbret-nümâ-yı cisr-i Şattu'l-Arab: Kal‘a-i Bağdâd'ın cânib-i kıbleye nâzır olan Cisir kapusundan karşu Kuşlar kal‘asına varınca nehr-i Dicle üzre cümle kırk beş aded tombaz kemerleri üzre bir vâcibü's-seyr cisr-i azîmdir. Karşu Mekke hâkinde cisir başında Kuşlar kal‘asıdır. Bu cisr-i haşebin Bağdâd'dan Kuşlar kal‘asına gelince kâmil (---) adımdır ve üç araba yürür enlidir. İşte nehr-i azîm-i Şatt'ın dahi eni (---) adım olmuş olur. Ve bu cisre Şatt içre bendler ve sepetlerle taşlar bırağup yaban asması ile ve demir {zencîrlerle} gemileri bâğlayup cisir ber-karâr olur. Ve bu cisre Diyârbekir'den ve Hasankeyfâ'dan ve Musul ve Cezîre'den bir kelek gemisi gelse cisir üzre cessârlar cisrin üç dört gemisin kapu gibi açup kelek gemileri geçüp gümrük önüne yanaşup yine cisrin kapusun sedd ederler. Ba‘dehû cemî‘i âyende vü revende ubûr ederler. 343a Ve cemî‘i dilberân-ı Bağdâd kendülerin bu cisir üzre Şatt'a ilkâ ederler. Bağdâd'ın bir mesîregâhı dahi bu cisir başlarıdır. Kahvehâneler ve Mevlevîhâneler ile ârâste ve memerr-i nâs ile pîrâste olmuş bir cisr-i ibret-nümâdır. Cümle masrafı mîrîdendir. Cisir başında pâsbânlar âyende vü revende yüklerden bâc-ı öşr-i sultânî alup cisrin meremmâtına ve gayrı kal‘a mühimmâtına {2.000 guruş}masrûf olunur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b–343a ·
metinde göster ·
… câmi‘ içre binâ olunmuşdur. Ve ziyâret-i Seng-i helâl ve Harâmzâde Hazret-i Nûh
gemisi
binâ olunduğu yire karîb iki amûd durur. Arasından helâlzâde geçer ve harâmzâde …
Ve makâm-ı sefîne-i Hazret-i Nûh, bu câmi‘ içre binâ olunmuşdur. Ve ziyâret-i Seng-i helâl ve Harâmzâde Hazret-i Nûh gemisi binâ olunduğu yire karîb iki amûd durur. Arasından helâlzâde geçer ve harâmzâde geçemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357b ·
metinde göster ·
… mân beş yüz kise gümrüğünden hâsıl olur. Zîrâ beher sene iki yüz pâre Hindistân
gemisi
ve Firengîstân u Yemen ve Aden u Habeş gemileri gelir. Ve paşası üç bin asker i …
Basra paşasına beher sene bin kise hâsıl olur. Hemân beş yüz kise gümrüğünden hâsıl olur. Zîrâ beher sene iki yüz pâre Hindistân gemisi ve Firengîstân u Yemen ve Aden u Habeş gemileri gelir. Ve paşası üç bin asker ile tâ Lahsa ve Yemen ve Ummân ve Mekrân ve Mekke ve Ane ve Seleme çöllerine varınca hükm eder. Ve Bağdâd ile müşâdır. Ve Şattu'l-Arab karşusunda Gürdelen kal‘asından kal‘a-i Durak ve kal‘a-i Haviziye üç menzilde varınca Basra hâkimi Şatt aşrı mezkûr Acem kal‘alarıyla müşâdır. Ve cenûb tarafına yine Hürmüz diyârında Acem ile müşâdır. Tâ bu mertebe ülke-i azîmdir. Ve cümle (---) aded kal‘aya mâlikdir. Ve eyâletinde cümle yetmiş aded kös-i şâhî çalar ve kerrenây-ı Efrâsiyâb u tabl-ı Âl-i Osmân çalar. Sancak beğleri vardır ve iki yüz aded bî-tabl mîr-i aşâ’ir-i Arab u Urbân ve şeyh-i meşâyihleri vardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 360a ·
metinde göster ·
Yûnus Nebî olduğu mahalle gelüp Yûnus Nebî dahi bu keştîye girüp azm-i bahr-i U …
Hikmet-i Hudâ ale's-seher bir Bahr-i Muhît gemisi Yûnus Nebî olduğu mahalle gelüp Yûnus Nebî dahi bu keştîye girüp azm-i bahr-i Ummân edüp giderlerken hikmet-i Hudâ bir rûzgâr-ı zorkâr zâhir olup cümle ibâdullah gark-ı deryâ olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374b ·
metinde göster ·
… âlâdan tulû‘ eder. Hatta be-kavl-i müverrihân mahall-i Tûfân'da Hazret-i Nûh'un
gemisi
bu Hermas dağında dahi müstakarr olup iki gün ol cebel üzre ârâm edüp hâlâ anda …
Cümle (---) aded sebîl-i atşândır. Melik Sincâr ve Sencer Şâh asrında bu Nasîbîn içre cereyân eden nehr-i Nasîbîn Hermas şehrin 392a cümle sebîlleri ve cevâmi‘ ü hammâmları reyy etdikden sonra şehrini cânib-i şimâlinden ba‘îd sahrâlar cümle bâğ u besâtîn ve hadîka-i ravza-i Rıdvân misilli cinîn ü gaytânlar idi. Nehr-i Hermas tulû‘ etdüği kûh-ı bülende varınca bâğ-ı behişt birbirlerine çıt-a-çıt olup cümle mezra‘aları nehr-i Hermas'dan sulanır bir kûh-ı bâlâdan tulû‘ eder. Hatta be-kavl-i müverrihân mahall-i Tûfân'da Hazret-i Nûh'un gemisi bu Hermas dağında dahi müstakarr olup iki gün ol cebel üzre ârâm edüp hâlâ anda ziyâretgâh-ı Câmi‘-i Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm var, zamân-ı kadîmde gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ ol kadar imâr değildir. Ancak yayla zamânı Aşdı Ekrâdları ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391b–392a ·
metinde göster ·
… r Kazak-ı Ak bî-bâk u bî-pervâ yigirmi pâre şaykasıyla kenâra yanaşup altı pâre
gemisi
deryâya açıldı, ammâ yine kenârdan ayrılmazlardı. Beri tarafda Kazak-ı Ak-ı bed …
Paşa ta‘âmı bırağup "Bire at" deyüp bilâ-rikâb çakal ata süvâr olup ol ân yetmiş aded sekbân ve sarıca bayrakları ve muhâfazaya me’mûr olan Silisre ve Kırkkilise ve Nigebolı ve Çirmen ve Vidin [ve] Vize sancaklarının erbâb-ı zu‘amâsı ve erbâb-ı tîmârı ve paşanın yedi bin aded ağavâtları esb-i sabâ-sür‘atlerine süvâr olup fi'l-hâl Varna şehri ile Galata köyü arasına varup bâğlar içre cümle asker piyâde olup kemîngâhlarda âmâde olunca hemân küffâr-ı hâksâr Kazak-ı Ak bî-bâk u bî-pervâ yigirmi pâre şaykasıyla kenâra yanaşup altı pâre gemisi deryâya açıldı, ammâ yine kenârdan ayrılmazlardı. Beri tarafda Kazak-ı Ak-ı bed-ahlâk bî-havf [ü] haşyet şehri âlân u tâlân ve nehb ü gârete başlayup şehr-i Varna içre Rûm keferesinden gayrı bir cân kalmayup cümle dağlara zî-kıymet mâllarıyla firâr etmişlerdi, ammâ yine Varna Urûmları içre bir vâveylâ vü feza‘ ü çeza‘ kopdu kim istimâ‘ edenlerin ciğeri hûn-ı siyâh olur. Hemân paşa-yı müdebbir şehir içini yağma eden Kazaklara aslâ bakmayup hemân cümle asker ile ale'l-gafle bâğlar içinde leb-i deryâda olan Urus-ı menhûsun kayıkları üzre hücûm edüp kayıklara bir yaylım kurşum urunca şayka içre olan küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr bu hâli görüp sademât-ı kurşuma tahammül edemeyüp salpa demir edüp 29b bi'z-zarûrî alarka olup şehri gârete çıkan cümle küffâr meydânda kalup cân başlarına düşüp aldıkları mâl-ı ganâ’imi bırağup serseri gezerken kal‘a-i Varna'dan ve limanda yatan şaykalardan Kazağa eyle toplar urup darebât-ı top-ı kûpdan niçesi helâk olmada ve niçesi dağlara kaçarken el vilâyet halkı erişüp taraf taraf hücûmlar eyleyüp bu kadar küffâr karârı firâra dönüp cân baş halâsıyçün leb-i deryâda olan şaykalarına gelüp gördüler kim deryâya alarka olmuşlar. Hemân cân başlarına sıçrayup kimi silâhın bırağup deryâya girüp yüzer. Kimi karaya cân atup cândan bezer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29a–29b ·
metinde göster ·
… ederken hikmet-i Hudâ Karadeniz'den muvâfık eyyâm ile üç günde Uzun Ömer Re’îs
gemisi
gelüp mektûblar içinde paşa kendi hattıyla "Elhamdülillâh sıhhatdeyiz" deyü anc …
"Elhamdülillâh sıhhatde imiş. Hay gidi avratlar, hemân Kaya'yı bir kocaya dahi vermek içün fakîr Melek'i öldü deyü niçe gûne güft [ü] gûlar etdiler" deyü mektûbları Telhîsî Ramazân Ağa ile sa‘âdetlü pâdişâha hakîri bile gönderüp Yalı Köşkü'nde hakîr huzûr-ı pâdişâha varup yer öpdükde paşanın sıhhat haberin bildirüp pâdişâh-ı hakîm paşanın hayâtda olduğın hazz edüp hakîre yüz on altun ihsân edüp taşra çıkdıkda kızlar ağasının mektûbların dahi verüp taşra çıkup yine Topçular Sarâyı'nda Kaya Sultân'a gelüp yine perde-i zenbûrî ardında hakîr ile sa‘âdetlü pâdişâhın niçe gûne kelimât etdiklerin su’âl buyurup Paşa'nın za‘af-ı hâlin ve ahvâl-i pür-melâlin su’âl ederken hikmet-i Hudâ Karadeniz'den muvâfık eyyâm ile üç günde Uzun Ömer Re’îs gemisi gelüp mektûblar içinde paşa kendi hattıyla "Elhamdülillâh sıhhatdeyiz" deyü ancak yazabilmiş ve yine cerrâh ve hekîm istemiş ve bir gemi zahîre ve sâ’ir metâ‘-ı gûnâ-gûnlar göndermiş. Bu kerre sultân hakîre i‘timâd edüp iki yüz sikke-i hasene şerîfî altun ve bir semmûr kafâsı kürk ve hânemize muttasıl bir hâneyi seksen yedi bin akçeye olup hüccet [ü] temessükâtların hakîre ihsân edüp ol gün cerrâh Çipilyanoğlu kefereye bir kîse guruş harc-ı râh ile sâ’ir ma‘ûnâtların verüp hakîr yine Köprülü'ye varup ve her a‘yân-ı kibârdan mektûblar alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 33b ·
metinde göster ·
Başka balık kassâbları ve sayyâdları vardır kim şeb [ü] rûz bu kapan ağzın bekleyüp gelen balıkları sayd ederler, zîrâ balık ol dar boğaza gelüp bir dahi dönemez. Agreb ve garâ’ibden san‘at-ı şeytândır ve bir Tuna gemisi gelse mezkûr kapanın iplerin koyverüp 66a gemiler tarfetü'l-ayn içre geçerken meğer ol mahalde fakîr balıklar fürce bulup geçüp Karadeniz'de yaylalara varup yumurta döker, ammâ Karadeniz'den balıklar Tuna'ya gelse giremezler. Gerçi ol tarafda kapan yokdur, ammâ cümle çit ile mesdûddur. Tâ ki şiddet-i şitâ olup yedi aydan sonra balık kalmayup kış geldikde bu dalyanları ve sarâyları emîn ağa sökdürüp yine Tuna'nın iki tarafına keraste ve direkleri dağlar gibi yığılır, zîrâ bu dalyana emîn ağanın yüz kîse masrûfu gider, ammâ beş yüz kîse kâr edüp kal‘a neferâtları ulûfelerin kebe ve keçe ve keraste ve balık ve kazma ve çapa ve kürek verüp haklaşdıkdan sonra kendüye yüz elli ve iki yüz kîse ve yigirmi kîse ve ba‘de'l-harc ve'l-mesârıf beş kîse kalmamış emîn-i medyûnlar vardır, zîrâ Cenâb-ı Kibriyâ'nın ol mâyide mahlûku kanında nice bed ve berekât olur. Bir kerre anı gören andan ibret alup böyle ibret-nümâ bir dalyan-ı temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b–66a ·
metinde göster ·
… slâmbol kâfirinin boğazına varacak zahîre bu boğazdan kesilüp Akdeniz kâfirleri
gemisi
İslâmbol'a imdâd edemez oldular. Bundan sonra Ebü'l-feth Karadeniz boğazının ik …
Bu kal‘a ibtidâ Sultân Mehemmed Hân-ı Sânî ki Ebü'l-feth Mehemmed Hân'dır, İslâmbol'u feth etmezden evvel bu kal‘ayı binâ edüp İslâmbol kâfirinin boğazına varacak zahîre bu boğazdan kesilüp Akdeniz kâfirleri gemisi İslâmbol'a imdâd edemez oldular. Bundan sonra Ebü'l-feth Karadeniz boğazının iki tarafında dahi kal‘alar yapup Kostantin Kral'ın boğazı nafakası dahi kesilüp âhirü'l-emr kaht [u] galâ derdinden Ebü'l-feth ile Tekfûr Kral sulh eylediler, ammâ yine Akdeniz ve Karadeniz boğazından bir kâfir kayığı İslâmbol'a geçmeyüp küffârı bu boğazlar ile zebûn edüp sene 857 "âhirûn" lafzı târîhinde İslâmbol'u feth etmesine sebeb bu Kilidü'l-bahreyn ve seddeyn kal‘alarıdır. Târîh-i kal‘a-i Kilidü'l-bahreyn:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90a ·
metinde göster ·
… ı ile ra‘d-vâr şakıyarak gidüp şaykaya ol mahalde yetişdiler kim üç pâre küffâr
gemisi
ileri varup şaykayı alma sadedinde iken bi-emr-i Hayy-i Kadîr eyyâm serdimend o …
"Bire şu kâfirleri bizim donanma gemileri karşulayup şaykayı kurtarsınlar" deyince, azamet-i Hudâ tarfetü'l-ayn içre Maryoloğlu Mustafâ Paşa ve Memi Paşazâde Mahmûd Paşa ve Abdülkâdir Paşa ve Eğribozlu Köse Alî Paşa ve Maryoloğlu Hasan Paşa ve Durak Beğ ve Hüsâmoğlu ve'l-hâsıl on pâre forsa palpa kadırgalar "Salpa demir avanta ribaçsa" deyüp akındı ile ra‘d-vâr şakıyarak gidüp şaykaya ol mahalde yetişdiler kim üç pâre küffâr gemisi ileri varup şaykayı alma sadedinde iken bi-emr-i Hayy-i Kadîr eyyâm serdimend olup gerüdeki ve ileride üç kâfir gemileri bî-tâb ü bî-mecâl kaldıklarında hemân bizim on pâre aleste gemilerimiz avanta edüp üç pâre kâfir gemisine amân u zamân vermeyüp huzûr-ı pâdişâhîde sarılup bir sâ‘at-i nücûmî ceng-i azîm ederken gerüden on pâre kadırga dahi bizden imdâda varınca anlar üç pâre kâfir gemilerin feth edüp ve mezkûr şaykayı yedeğe alup küffâr gemilerinin alem-i salîbe peykerlerin ser-nigûn edüp cümle kefereleri selâsil-i ağlâl ile pâ-beste ve dil-haste bir azîm şâdumânî ile huzûr-ı pâdişâhîye getirilüp cümle beğlere ve paşalara birer hil‘at-i fâhire ve Kapudan Köse Alî Paşa'ya bir semmûr lipâçe ihsân olunup cümle Fireng esîrlerin küreğe komak fermân olunup kâfir gemilerin limanda hıfz etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 93a ·
metinde göster ·
… n kadar enli deryâ getirüp bu tarafda bu kal‘a hidmetine me’mûr bir azîm mavuna
gemisi
ve limanında altı aded kadırgası yatırdı ve derûn-ı hisârda yetmiş aded kenîse …
Bahr-i Venedik körfezi, ya‘nî Bundukanî denizi kenârında Bosna serhadlerinde Kırka sancağı hâkinde bir kayalı yalçın burunda şekl-i murabba‘dan maşrıkdan garb tarafına tûlânî bir alçak kaya üzre çakmak taşı gibi seng-i tırâş ile mebnî bir kal‘a-i savaşdır, ammâ yanına varılup seyr [ü] temâşâ etmek mümkün değildir. Ancak kıblesi cânibi ve batısı cânibleri deryâdır ve maşrık tarafı sehel karaya muttasıl imiş. Ol tarafların dahi bu kadar yüz yıldan berü kesüp iki yüz arşın kadar enli deryâ getirüp bu tarafda bu kal‘a hidmetine me’mûr bir azîm mavuna gemisi ve limanında altı aded kadırgası yatırdı ve derûn-ı hisârda yetmiş aded kenîse çanlıkları nümâyân idi kim cümlesinin alemleri altun mutallâ haçlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b ·
metinde göster ·
Ve bu dırahtın vasatından andan küçük gemi yaparlar. Andan yukarusuna çırnık
gemisi
derler. Yine iki yüz aded âdem metâ‘ları biner. Bu mezkûr gemilerde egser ve ta …
Ve bu dırahtın vasatından andan küçük gemi yaparlar. Andan yukarusuna çırnık gemisi derler. Yine iki yüz aded âdem metâ‘ları biner. Bu mezkûr gemilerde egser ve tahta kaplama ve eğeği ve kaburgalı gemiler ola. Yok hâşâ hemân 160b tekne gibi içi oyma gemiler bunun emsâli nehr-i Sava üzre niçe bin keştîler var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160a–160b ·
metinde göster ·
… kethudâma yüz kîse deynim var, ale's-sabâh deynim ver. Ve her yıl altı Marmara
gemisi
odunum alınur. Ve Selmân Beğime ve Ömer Beğime ve Mukbil Ağama ve kethudâma beh …
"Paşacığım, eğer benimle geçinmek istersen, eğer hâzır ve eğer gâ’ib olup mansıblara gidersen de mâh-be-mâh on beşer kîse masrûfum var. Ve Kiremitçi Mustafâ Ağa kethudâma yüz kîse deynim var, ale's-sabâh deynim ver. Ve her yıl altı Marmara gemisi odunum alınur. Ve Selmân Beğime ve Ömer Beğime ve Mukbil Ağama ve kethudâma beher yevm yüzer kîle arpa ve yevmiyye onar vukiyye kahve ve onar vukiyye sükker-i mî‘âd ve her şeb onar vukiyye şem‘-i asel-i kâfûrî ve niçe yüz tekâlîf-i mâlâ-ya‘nî kelâmları gûyâ dilli defter gibi bir masrûf kelimâtları söyleyüp niçe kerre yüzüme yapışdı. Ben yine ayak üzre kadîd-i mahz gibi kethudâ kadını ve hazînedârı ve musâhibeleri ve'l-hâsıl üç yüzden mütecâviz nisvân-ı sâhib-isyânlar gelüp hakîrin destin bûs edüp kat-ender-kat durup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44a ·
metinde göster ·
gidüp gelemez, ammâ yine fermân-ı pâdişâhî ile ma‘mûr olmak emr-i seheldir, zîr …
Eğer bu kal‘a amâr olsa Kotur kal‘asına bir imdâd gemisi gidüp gelemez, ammâ yine fermân-ı pâdişâhî ile ma‘mûr olmak emr-i seheldir, zîrâ ba‘zı kulleleri ve câ-be-câ burc [u] bârûları ve niçe yerde âsâr-ı binâ temelleri zâhir ü bâhirdir. Hattâ bu kal‘a harâb olaldan berü cânib-i erba‘asında olan yüz pâre ma‘mûr kurâlar cümle küffârın Kotur kal‘asına tâbi‘lerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154b ·
metinde göster ·
… önünde medfûnlardır. Ve bu el urulan âsitâne kapusunun tahtası "Hazret-i Nûh'un
gemisi
tahtasıdır" derler.
Bu vilâyetlerde beğlerden gayri hâkim ve kadı ve papasları {ve kenîseleri} yokdur, zîrâ bunlar kitâbî değillerdir, ammâ bu Penç Hasan ziyâretine gâyet mu‘tekid olduklarından bu âsitâneyi kendülere hâkim ve kadı etmişlerdir. Kaçan bir kişinin mâlı uğurlansa hemân zann-ı gâlibleri olduğu kişiyi Penç Hasan ziyâretine götürüp kapusuna el urdururlar. Eğer ol âdem mücrim ise kapuya el urmağa havf edüp alduğu mâlı ıkrâr edüp bir hâl ile sâhibine verir. Eğer mücrim değil ise cür’et edüp kapuya el urup halâs olur. Eğer mücrim ise halkdan hicâb etdiğinden cür’et edüp kapuya el urursa bi-emrillâhi te‘âlâ kapkara yanup mürd olur. Niçe bin kefereler ve müslimler bu âsitânenin kapusu önünde medfûnlardır. Ve bu el urulan âsitâne kapusunun tahtası "Hazret-i Nûh'un gemisi tahtasıdır" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a ·
metinde göster ·
… elikleri vardır. Bu diyâr kavminin zu‘mlarınca bu levha-i dırâz Hazret-i Nûh'un
gemisi
tahtası ola, ammâ bi-emrillâh hâlâ polad-ı Nahşevânî gibi sağ tahtadır. Ve iki …
O[r]tada dağ üzre bir köhne gemi tahtası var. Tûlu üç yüz adım ve arzı iki adım iki mişe tahtasıdır. Ba‘zı yerlerinde mismâr ve burgu delikleri vardır. Bu diyâr kavminin zu‘mlarınca bu levha-i dırâz Hazret-i Nûh'un gemisi tahtası ola, ammâ bi-emrillâh hâlâ polad-ı Nahşevânî gibi sağ tahtadır. Ve iki yüz yaşında kart Kalmık kefereleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158b ·
metinde göster ·
Ammâ cümle kullelerden metîn ve azîm ve kavî Cisr kullesi başka kal‘adır kim Köprü kal‘ası nâmıyla meşhûrdur. Başka bir küçücük adacık içinde vâki‘ olup dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Başka dizdâr ağası ve başka iki yüz neferâtı vard[ır]. Bu kal‘adan büyük kal‘aya giderken ağaç cisr ile geçilüp gidilir. Ve ba‘zı mahalde cisrler zencîrlerle kalkup kal‘a cezîrede kalup cisr altından 248a kadırga gemisi geçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247b–248a ·
metinde göster ·
Hemân ki Gâzî Durak Beğ sekiz aded firkatesi ile salt kalup cânib-i erba‘adan ceng-âşûbu görüp gelen yiğitlerden beş yüz kadar yiğitleri firkatelerine doldurup ol ân Larinçe limanından taşra yine küffâr üzre avanta edüp küffâr ile kütâ-küt germâ-germ savaş-ı perhâş etdiğin Ballıbadra ve Holumuç kal‘ası yiğitleri bu ceng-âşûbu duyup yolunda(?) olanlar pür-silâh tarfetü'l-ayn içre gemilere girü[p] derhâl Gâzî Durak Beğ'e imdâd yetişüp küffârın on pâre firkatesin ortaya alup top ve kurşum ile küffârı topa tutulmuş maymûna dönderüp fi'l-hâl küffârın sekiz pâre gemilerini ân-ı vâhidde feth edüp iki küffâr gemisi gerüye firâr edüp Kefalonya cezîresi limanına girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262b ·
metinde göster ·
… ‘ binâ kal‘a-i mendirek edüp gâyet emn [ü] emân olup bir enâyî ve ecnebî düşman
gemisi
geçmek değil bir murğ-ı zeyrek bu mendirek önünden uçamaz ve bir çırnık deryâda …
Der-vasf-ı eşkâl-i cezîre-i Sipanca: Bu ada ile Moton kal‘ası arasından yat gemiler geçmesin deyü Sultân Bâyezîd-i Velî Moton önündeki mendirek kal‘asın binâ eder. Ba‘dehu Süleymân Hân dahi mükemmel vâsi‘ binâ kal‘a-i mendirek edüp gâyet emn [ü] emân olup bir enâyî ve ecnebî düşman gemisi geçmek değil bir murğ-ı zeyrek bu mendirek önünden uçamaz ve bir çırnık deryâdan geçemez. Ve bu Sipanca adasının maşrık tarafında Hudâyî bir eyice limanı var, ismine Porto Lonko derler, ya‘nî Uzun liman deyü Freng lisânında tahrîr ederler. A‘lâ yataklı limandır, ammâ içecek suları acıcadır. Bu cezîre kıbleden yıldız tarafına iki çatal tûlânîce vâki‘ olmuş bir adacıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·
… cümle topları battâl olup 297a anda dahi küffâr baş göstermeyüp limanına bir
gemisi
girüp çıkamaz oldu.
Kapudan Paşa dahi bu yeni tabyadan kırk pâre balyemez ile kal‘anın der-i dîvârların ve Hünkâr câmi‘i olacak manastırın etrâfında olan sarâyların cümle yere berâber edüp derûn-ı kal‘ada benî âdem değil bir tavuk gezemez olup liman kullesinin dahi cümle topları battâl olup 297a anda dahi küffâr baş göstermeyüp limanına bir gemisi girüp çıkamaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b–297a ·
metinde göster ·
… ara karîb kondurup eyle top u tüfeng şenlikleri ederlerdi kim gûyâ Mısır'da Nîl
gemisi
ve Seyyid Ahmed el-Bedevî şâdımânları olurdu.
Hâlâ bu şâdımân içre Hanya'da bu kadar zamân haps olan Venedik elçisi la‘în donanma gemileri ile gelüp elçi bu şâdımânları görüp anlar dahi sakalların yolup "Hayfâ gidi Kandiye elimizden gitdi" deyü te’essüf çekerlerdi. Hattâ bu elçilerin konakları Kumkapu limanının iç yüzünde bir sarây-ı âlîde olup anlara rağmen birkaç oda topçuyânları anlara karîb kondurup eyle top u tüfeng şenlikleri ederlerdi kim gûyâ Mısır'da Nîl gemisi ve Seyyid Ahmed el-Bedevî şâdımânları olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 305a ·
metinde göster ·
… iki aded kastel kal‘alarının mâbeyninden ve bu kulleteynin mâbeynlerinde kâfir
gemisi
değil kuş bile uçup içeri İnebahtı ve Gördüs kal‘asına varamaz. Bu kal‘a İnebah …
Ba‘dehu sene 943 târîhinde Sultân Süleymân körfez gazâsı asrında bu kal‘ayı dahi tevsî‘ etdirüp ziyâde kul ve balyemez toplar koyup ol dahi donanmayı bunda kışladır. Hâlâ bu boğaz ağzında bu iki aded kastel kal‘alarının mâbeyninden ve bu kulleteynin mâbeynlerinde kâfir gemisi değil kuş bile uçup içeri İnebahtı ve Gördüs kal‘asına varamaz. Bu kal‘a İnebahtı toprağında beğinin subaşılığı ve niyâbetliğidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339b ·
metinde göster ·
… ndan küffâr bir kerre dahi gelüp top-ı kûp zarbıyla bir pataruna ya‘nî kapudana
gemisi
gark olmuşdur. On milyon mâl ile ol kalyon olmaz idi. Andan gayri küffâr Çeşme …
Andan küffâr bir kerre dahi gelüp top-ı kûp zarbıyla bir pataruna ya‘nî kapudana gemisi gark olmuşdur. On milyon mâl ile ol kalyon olmaz idi. Andan gayri küffâr Çeşme kal‘asından su içmeğe tövbe etdi ve mahkûr [u] müdemmer olup gitdi. Ba‘dehu gark olan keştîsinden bu kadar mâl-ı hazâ’in ve bu kadar cebehâne ve iki pâre yatırtma tuç topları Sönbeki gavvâsları deryâdan çıkarup cümle toplar ile kal‘ayı tezyîn etdiler. Mukaddemâ kal‘adan alduğu mâlın on kat ıvazın Cenâb-ı Bârî dîn-i mübîne ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y53a ·
metinde göster ·
… enedik küffârı Ak Mehemmed Paşa bu cezîremizde muhâfız iken üç yüz pâre Venedik
gemisi
ile cezîremiz muhâsara etdükde muhâfazada olan Âl-i Osmân askeri ve şehir müsel …
Ve bu cezîre-i Sakız bir küçük cezîredir, ammâ âdem deryâsıdır. Potat hâkimleri kavli üzre "Bir kerre bizi Venedik küffârı Ak Mehemmed Paşa bu cezîremizde muhâfız iken üç yüz pâre Venedik gemisi ile cezîremiz muhâsara etdükde muhâfazada olan Âl-i Osmân askeri ve şehir müselmânları ve cemî‘i harâc-güzâr re‘âyâ ve berâyâ ile cümle iki kerre yüz bin benî-âdem tahrîr olundu" deyü potatlar cevâb etdiler. Hakkâ ki âdem ile müzeyyen bir cezîredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y61a ·
metinde göster ·
… rek ve yelken yok. Bizim ardımız sıra yetişüp gelince mel‘ûn küffârın altı pâre
gemisi
yetişüp bizi toplaya toplaya hamd-i Hudâ fî'l-hâl Sönbeki limanına cân atup hal …
Öbür küçük şayka dahi öbür kalyondan ol kadar mâl-ı ganâyim akdarup deryâdan çıkan kâfirlerden cümle yüz elli Freng ve niçe zî-kıymet eşyâlar alup anlar dahi bizim şayka sandalın ve kendü sandalın donadup yedeğe alup direk ve yelken yok. Bizim ardımız sıra yetişüp gelince mel‘ûn küffârın altı pâre gemisi yetişüp bizi toplaya toplaya hamd-i Hudâ fî'l-hâl Sönbeki limanına cân atup halâs Y 112b olunca cümle guzât-ı müslimîn kan ile âbdest almışlar-misâl kanlı âbdest ile secde-i şükr edüp cümlesi bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedî çeküp liman içre bir yaylım top ve iki yaylım tüfeng şâdumânları etdik ve birbirimiz ile öpüşüp görüşüp, "Siz bize Hızır yetişdiniz" deyüp şâdumânlar etdik. Ve iki şaykadan yetmiş şühedâ namâzın hakîr kılıverüp anda defn etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112a–Y112b ·
metinde göster ·
Ve bu keferenin cümlesi firkatecidir. Gemilerine aslâ bir korsan
gemisi
yetişmemişdir. Q 56bP 56b Ve Freng-i bedreng bunları bulsa esîr edüp kebâb …
Ve bu keferenin cümlesi firkatecidir. Gemilerine aslâ bir korsan gemisi yetişmemişdir. Q 56bP 56b Ve Freng-i bedreng bunları bulsa esîr edüp kebâb eder. Zîrâ bunlar küffârın gemileri altına dalup ve burku ile delüp gark ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y113a ·
metinde göster ·
: Hattâ celebe derler, bir gûne hasîrden gemiler vardır. Ol mahûf u muhâtara der …
Sitayiş-i keştî-i celebe ya‘nî Yemen gemisi: Hattâ celebe derler, bir gûne hasîrden gemiler vardır. Ol mahûf u muhâtara deryâda talattum-ı deryâ çekerek karşu Habeş'e ve beri tarafda Yemen'e varır gelir bir tarz-ı acîb ü garîb gemilerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y369b ·
metinde göster ·
gark olsa Q 151aP 153a Allâhümme âfinâ Mekke ve Medîne'de kaht [u] galâ ol …
Ve bu bahr içre bir iki Süveys gemisi gark olsa Q 151aP 153a Allâhümme âfinâ Mekke ve Medîne'de kaht [u] galâ olur. Sene 1082 târîhinde Kethudâ İbrâhîm Paşa Mısır vezîri iken Mehemmediyye ve Murâdiyye ve iki gemi dahi altı kerre yüz bin erdep gılâl ile gark olup ve iki bin mikdârı huccâc [u] tüccâr dahi nâ-bûd nâ-peydâ olup Mekke ve Medîne'de azîm kaht [u] galâ oldu. Zîrâ bu Bahr-i Süveys bî-emân deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371a ·
metinde göster ·