… mle tebdîl-i câme edüp bir keskin firişka kıyâmet lodos rûzgârında beş pâre boş
gemiyi
ileri yelkenleyüp boğazdan içeri girirken hemân boğazın iki tarafında olan kal‘ …
Hikâyet-i netîce: Meğer mukaddemâ İslâmbol Kostantîni, Fransa kıralının kızına nâmzâd imiş. Fransa kıralı dahi kızının baht [u] tâli‘ine bir donanma-i azîm edüp altı yüz pâre gemi ile Arabistân yakaların nehb [ü] gâret ederek ol sâl-i nâ-mübârekde Akka ve Sayda ve Berût'u ve Şâm Tarabulus'u ve Gazze ve Remle ve tâ arz-ı Hâsân'a varınca müstevlî olup iki binden mütecâviz Arabistân ü Havrân'ın hûrân-misâl gözlü bâkirelerin esîre edüp ba‘dehu bu kadar milyon mâl-ı ganâyim ile ve bu kadar müslime cevârîler ile kıral ahd [ü] mîsâkına gûyâ vefâ edüp Fransa kıralı kızını İslâmbol tekuruna on pâre galyon ve on pâre kadırgayı mâl-ı Kârûn'a müstağrak edüp gönderdikde Akdeniz boğazına gelüp gördüler kim Türk cânibinden kal‘alar binâ olunmuş. Hemân mel‘ûnlar hîle edüp cümle tebdîl-i câme edüp bir keskin firişka kıyâmet lodos rûzgârında beş pâre boş gemiyi ileri yelkenleyüp boğazdan içeri girirken hemân boğazın iki tarafında olan kal‘aların cümle toplarına âteş edüp beş pâre boş gemiler gark-ı âb olup ardı sıra yigirmi pâre pür-silâh gemiler tarfetü'l-ayn içre girirler. Ahâlî-yi kal‘a bir dahi top doldurup kerteye alınca iki sâ‘atde gemiler yigirmi mîl menzil aldılar. Bu hîle ile İslâmbol'a gelüp tahrîr olunduğu üzre hamd-i Hudâ cümlesi esîr olup ol kıral kızından Sultân Bâyezîd-i Velî tevellüd etmişdir. Bu husûsda niçe müverrihîn gûnâ-gûn tahrîrât etmişlerdir. Ayn-ı Âlî bu kızı Ebü'l-feth'in babası alup Ebü'l-feth ol kızdan müştak oldu der. Ammâ kavl-i sahîh Ebü'l-feth isfendiyâr oğlunun kızı Alîme Hânım'dan mütevellid olmuşdur. Bu Fransa kıralının kızı Ebü'l-feth'in hâtûnudur kim Sultân Bâyezîd-i Velî'nin vâlidesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28a ·
metinde göster ·
gark edince içinde olan bu kadar mahlûk-ı Hudâ kimi gark olup kimi halâs olurke …
"Bire ben sana demedim mi kırk gün sabr eyle" deyü tenbîh eder. Hemân yeniçerinin önündeki taşt içre olan su cûş [u] hurûşa gelüp leğen içinde iki küçücük gemiler zâhir olup gark olma sadedinde iken geminin birin yeniçeri direğinden yapışup yelkenine "Üf" deyüp telattum-ı mevtden halâs olup giderler. Öbür gemi temevvüc-i mâdan gark olma mahallinde iken içinde olan ibâdullâh "Ya Allâh" deyü feryâd [ü] figânları evce peyveste olup hemân yeniçeri şeyhin izniyle geminin direğinden basup gemiyi gark edince içinde olan bu kadar mahlûk-ı Hudâ kimi gark olup kimi halâs olurken yeniçeri kimisin gark eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
… râst gelüp bir gün ceng-i azîm olup İngilis kâfirleri âteş-perest olmağile iki
gemiyi
âteşe urup ihrâk bi'n-nâr olup, âye[t]:
Andan Kapudan Ca‘fer Paşa oldu. Sene 1043. Bostâncıbaşılıkdan bir şedîd kapudan oldu kim cemî‘i kâfiristâna velvele verdi. Hattâ bin kırk üç ıyd-i adhâsının evvelki günü Akdeniz'de Kesendire ve Koloz kal‘aları mâbeyninde üç pâre İngilis galyonlarına râst gelüp bir gün ceng-i azîm olup İngilis kâfirleri âteş-perest olmağile iki gemiyi âteşe urup ihrâk bi'n-nâr olup, âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73b ·
metinde göster ·
Ve Murâd Hân'ın bir mavunasın teberrüken Tershâne-i Âmire'de kara dağ gibi kara
gemiyi
kara katrân ile mâtem donuna müstağrak edüp Şâhkulu iskelesi kurbündeki büyük g …
Ve Murâd Hân'ın bir mavunasın teberrüken Tershâne-i Âmire'de kara dağ gibi kara gemiyi kara katrân ile mâtem donuna müstağrak edüp Şâhkulu iskelesi kurbündeki büyük gözlerin birisine çekdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 76a ·
metinde göster ·
… üzre şayka ve karamürseller inşâ edüp içinde pür-silâh asker ile âmâde olup her
gemiyi
biner âdem gemi palamarları ile keşân-ber-keşân çeküp yetmiş seksen pâre Karade …
Bu tâ’ife-i keştîbân var kuvveti bâzûya getirüp cümle piyâde{leri} pâk libâslar ile müzeyyen olup kızaklar üzre şayka ve karamürseller inşâ edüp içinde pür-silâh asker ile âmâde olup her gemiyi biner âdem gemi palamarları ile keşân-ber-keşân çeküp yetmiş seksen pâre Karadeniz'e çıkan Kazak keferesi şaykaların yedeğe alup alayköşkü dibine vardıkda şaykalar ve karamürseller ile Kazak şaykaları ceng-i azîm eder şekilli olup kâfir gemilerin feth edüp haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp içinde olan Marile keferelerini demir zencîrlere urup yine kefereler mahzûn savt ile dankiyo tulum sâzların ve boruları ve erg[an]ûnça düdüklerin çalarak müselmân gemileri kefere gemilerin yedeğe alarak ve gemiler içre olan levendât kırkar ellişer dirhem dalyan tüfenglerin atarak ve gemilerini niçe bin kişi kızaklar üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a ·
metinde göster ·
… mürsel gark olsa bunlar ol mağrûk gemilerin iki yanına iki gemi koyup gark olan
gemiyi
deryâ içre dalgıçlar gomana ve cânkurtaran halatlar ile dollâblar ile çekerek b …
Esnâf-ı gün-başı: Ağaları birdir ve dükkânları yokdur. Galata'da kalafathâne yerinde bulunurlar, neferât cümle 500. Bunların kârı bir kalyon ve bir şayka ve karamürsel gark olsa bunlar ol mağrûk gemilerin iki yanına iki gemi koyup gark olan gemiyi deryâ içre dalgıçlar gomana ve cânkurtaran halatlar ile dollâblar ile çekerek bir san‘at ile deryâdan tağ gibi gemiyi say yağından kıl çeker gibi çıkarırlar, san‘at-ı acîb ü garîbdir. Pîrleri Sun‘ullâh Kurtubî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri Endelüs'dedir. Bunlar keştîbânlar alayında pür-silâh olup ellerinde çam ağacı gönderleri ve kızaklar üzre vocı ırgatları devr etdirerek "Meded Allâh âsân eyle" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… cânkurtaran halatlar ile dollâblar ile çekerek bir san‘at ile deryâdan tağ gibi
gemiyi
say yağından kıl çeker gibi çıkarırlar, san‘at-ı acîb ü garîbdir. Pîrleri Sun‘u …
Esnâf-ı gün-başı: Ağaları birdir ve dükkânları yokdur. Galata'da kalafathâne yerinde bulunurlar, neferât cümle 500. Bunların kârı bir kalyon ve bir şayka ve karamürsel gark olsa bunlar ol mağrûk gemilerin iki yanına iki gemi koyup gark olan gemiyi deryâ içre dalgıçlar gomana ve cânkurtaran halatlar ile dollâblar ile çekerek bir san‘at ile deryâdan tağ gibi gemiyi say yağından kıl çeker gibi çıkarırlar, san‘at-ı acîb ü garîbdir. Pîrleri Sun‘ullâh Kurtubî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri Endelüs'dedir. Bunlar keştîbânlar alayında pür-silâh olup ellerinde çam ağacı gönderleri ve kızaklar üzre vocı ırgatları devr etdirerek "Meded Allâh âsân eyle" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… s hayâtdan me’yûs olup cân bâzârına düşdüler. Bu mahalde bir sağanak dahi gelüp
gemiyi
baştan tarafa iki pâre edince anbâr içinde pinhân olan cümle yolcular ve üsârâl …
mazmûnunca rüzigâr, rûzgâr[ı] şiddet üzre ele alup azametu'llâh bin elli (---) Safer'inin dördüncü günü bizi temevvüc-i deryâ döğmeğe başlayup üç gün üç gice ra‘d u berk, zifoz ve salıntı ve kırıntı ve şimşek ve yıldırım ve yağmur ile mahlût, kar ve dipi ve boran çekmeden mellâhların gemi üstünde durmağa iktidârları olmayup her biri geminin birer küncinde genc bulmuş gibi pinhân oldular. Yolcular hod evvelen-bi't-tarîk kimi istifrâ‘ etmede kimi istiğfâr edüp kurbânlar ve tasadduk-ı nezerâtlar etmede. Hakîr eyitdim "Ey İbâdullah, gelin sizinle ale'l-umum İhlâs-ı şerîfe müdâvemet edelim. Ola kim Cenâb-ı İzzet âyet-i İhlâs hürmetine cümlemiz halâs ide" dedim. Hemân cümle hâzırûn, derûn-ı dilden 265a İhlâs-ı şerîfe müdâvemet edince bi-emrillahi Te‘âlâ ân-ı vâhidde zulumât-ı semâ ref‘ olup hevâ küşâde olur, ra‘d u berk dahi münkatı‘ oldu. Ammâ yine deryânın temevvüci ârâm etmeyüp yedişerleme ta‘bîr etdikleri kum aslâ amân vermeyüp kâh evc-i âsumâna çıkup bulutlara geminin sütûnu dokunurdu; kâh ka‘r-ı deryâya inüp gûyâ Gayyâ deresi ve derk-i esfele inmiş olup cânib-i erba‘amızda Bahr-i siyâh, kûh-i bî-sütûn-misâl nümâyân olurdu. Âhir anbarın kapağın küşâde edüp anbardan metâ‘-ı sakîlleri cümle deryâya ilkâ eyledik, yine emân bulmadık. Anı gördük, geminin kıçından dümen iğneciği kırılup dümen deryâya düşünce cümle keştîbânlar ellerin dizlerine urup pes-i perdeden birbirleriyle helâlleşmeğe başladılar. Hemân bu mahalde cânı başı zinde, yarar ve bahâdır gemiciler ellerine baltalar alup ibtidâ gemi çarmıhları iplerini kesüp andan gemi direğine balta üşürüp ân-ı vâhidde direği kat‘, direk deryâya düşerken on bir âdemi ezüp helâk etdi. Ol merhûmların meyyitlerin deryâya atınca gemi içre bir gıriv [u] feryâd kopup herkes hayâtdan me’yûs olup cân bâzârına düşdüler. Bu mahalde bir sağanak dahi gelüp gemiyi baştan tarafa iki pâre edince anbâr içinde pinhân olan cümle yolcular ve üsârâlar anbârdan taşra çıkup fez‘ u ez‘a başlayınca niçe âdemler helâlleşüp ba‘zı keştîbânlar uryân olmağa başlayup herkes bir tahta ve kabak [ve] varul ve fıçı şekilli eşyâları ellerine almağa başladılar. Hakîrin dahi hâli ol hâlde dîr-gûn olup Yâsîn-i şerîfe müdâvemet edüp bu kadar memâlîk u mâl [u] erzak aslâ hâtıra hutûr etmeyüp derûn-ı dilden cümle umûrum Cenâb-ı İzzet'e tefvîz edüp âyet Arapça âyetin, âyet
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 264b–265a ·
metinde göster ·
… l alemli iki galyon al ve ala fesli asker ile kat-ender-kat Cezâyirliler bu iki
gemiyi
kovarak liman-ı azîme dâhil olunca hemân evvel giren Cezâyirlinin küçük gemisi …
Mukaddem gelen küffâr kalyonunun akîbince bir küçücük potaç kalyoncuk bu kâfir gemisinin ardı sıra kovarak ol dahi orsa bayrakların ve yeşil alemin küşâde kılınca cümle kırmızı fesli guzât-ı müslimîn kalyonun kıçı ve başı ve palavrası üzre sîneçâk {gâzîler} sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup fi'l-hâl dağ pâresi-misâl küffâr gemisine bir kat alabanda top-ı evvel urup küffâr dahi ana urup bir yaylım tüfenk başdan [ve] kıçdan serpüp kâfir gemisine sarılup la‘în küffâr mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup niçe bin hıyel ü şeytanatlar edüp Cezâyirli'den alarka olup derûn-ı keştîden savt-ı hazîn ile bir gûne turompete frenk boruları çalınca şehr içre olan balyoz kâfirleri Murtezâ Paşa'ya ve kadıya ve Sıfet hâkimine mâl bezl etmeğe başladılar. Murtezâ Paşa, "Görelim neye müncer olur" deyü ığmâz-ı ayn edince hemân Cezâyirli derûn-ı dilden yine kâfire sarılmağa hücûm edince küffâr yine bâdbânların küşâde edüp "kal‘a altı budur" deyüp cân havliyle gemilerin karaya düşürüp yatup cümle kâfirleri taşra dökilüp kal‘a altına geldiler. Cezâyirli bu kerre hâ’ib [ü] hâsir tıramola edüp liman içre gelirken anı gördük, liman ağzından iki pâre dağ gibi kalyonlar yelkenlerin döküp haçlı bayrakların açup limana girince ardı sıra yeşil alemli iki galyon al ve ala fesli asker ile kat-ender-kat Cezâyirliler bu iki gemiyi kovarak liman-ı azîme dâhil olunca hemân evvel giren Cezâyirlinin küçük gemisi iki kâfir galyonunun önün alınca iki kâfir gemi yelkenlerin ısdınkaya urup cenge âheng-i teng edüp üç İslâm gemisi mâbeyninde iki kefere gemisi birbirlerine sarılup şehr-i Akka önüne gelüp kâmil üç buçuk sâ‘at-ı nücûmî ceng-i azîm edüp Akka şehri içre cümle halk top güllesinden firâr edüp yetmiş seksen mikdârı âdem şehr içre şehîd ve bilâ-hisâb mecrûh olup minârede mü’ezzin salâ verirken minâre gülle darbından münhedim olup mü’ezzin firâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
… r bir fıçıya bir kâfir tulumba koyup fıçıların suları tulumbalar ile boşaldıkça
gemiyi
boş fıçılar kaldırup kıç tarafında olan demiri tıramola edüp suhûletle gemiyi h …
Evvelâ şehr içre niçe yüz fıçılar cem‘ edüp her fıçılara birer ip bağlayup iplerin birer ucuna dahi birer fıçı dahi bağlayup yüz fıçı kalyonun bir cânibinde yüz fıçı bir cânibinde kalup cümle habl-i metînleri geminin altında kaldı. Bu kerre cemî‘i fıçıları deryâ suyuyla leb-ber-leb edüp fıçılar deryâya gark olup her bir fıçıya bir kâfir tulumba koyup fıçıların suları tulumbalar ile boşaldıkça gemiyi boş fıçılar kaldırup kıç tarafında olan demiri tıramola edüp suhûletle gemiyi halâs eylediler. Âdem 42a hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b–42a ·
metinde göster ·
… a gemiyi boş fıçılar kaldırup kıç tarafında olan demiri tıramola edüp suhûletle
gemiyi
halâs eylediler. Âdem 42a hayrân olur.
Evvelâ şehr içre niçe yüz fıçılar cem‘ edüp her fıçılara birer ip bağlayup iplerin birer ucuna dahi birer fıçı dahi bağlayup yüz fıçı kalyonun bir cânibinde yüz fıçı bir cânibinde kalup cümle habl-i metînleri geminin altında kaldı. Bu kerre cemî‘i fıçıları deryâ suyuyla leb-ber-leb edüp fıçılar deryâya gark olup her bir fıçıya bir kâfir tulumba koyup fıçıların suları tulumbalar ile boşaldıkça gemiyi boş fıçılar kaldırup kıç tarafında olan demiri tıramola edüp suhûletle gemiyi halâs eylediler. Âdem 42a hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b–42a ·
metinde göster ·
… Paşa şehîd olunca Mustafâ Kapudan uluç âdemîsi idi, gemisinde kimesne kalmayup
gemiyi
âteşe vurup şehîd olup sâ’ir gemiler ile Melek Paşa galyonu dahi âteşe urup bu …
Ammâ meydân-ı ma‘rekede Ereğli kapudanı kalyonu Ahmed Paşa ile ve Mağribli Alî Kapudan ve Kara Mavuna ve Vâlide Kalyonuyla cümle yedi aded kalyon bir gün bir gice ceng ede ede küffârdan kırk pâre kalyon ve kadırga ve mavuna helâk olup âhir Ahmed Paşa şehîd olunca Mustafâ Kapudan uluç âdemîsi idi, gemisinde kimesne kalmayup gemiyi âteşe vurup şehîd olup sâ’ir gemiler ile Melek Paşa galyonu dahi âteşe urup bu gûne sû-i tedbîr ile eyle bu donanma-yı azîm münhezim olup cümle kırk bir pâre gemi nâkıs olup mâ‘adâsı Sakız limanına sâlimîn ü gânimîn vâsıl olduğun Adana Paşası Abdullah Paşa haber getirince efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın aklı başından gidüp gûyâ sar‘ dutup ol ân pâdişâha telhîs edüp ale'l-akîb kendüsi pâdişâha girüp 98a mührü ferâğat etmek murâd edindi. Pâdişâh aslâ rızâ vermeyüp "Eyle olur Lala! {Âyet, sûre-i Neşrah}Arapça "Elhamdü lillahi Rabbi'l-âlemîn"dir, "Rabbu'l-müslimîn" değildir. Hikmeti ve kudret-i ezeliyyesi böyle imiş" dedükde "İmdi, pâdişâhım! Var kuvveti bazuya getirüp böyle bir donanma-i azîm edüp bu dahi böyle olup ma‘lûm oldu kim küffâr ile deryâda muhâsamet ve mukâvmet müşkildir. Bu intikâmı küffâra komayalım. Ecdâd-ı ızâmlarının pâk rûhlariyçün ve Hazret-i Risâlet-penâhın rûh-ı şerîfiyçün olsun, mührile karadan deryâ-misâl asker ile tâ Arnavudluk içinde Kilimente ve Karadağ ve Pava ve Nikşik ve Daternak ve Durubrak ve Banyan âsîlerin kırarak Hersek sancağı hudûdunda Kutur kal‘asın ve Kilis kal‘asın ve İspilet kal‘asın ve Kamin ve Kaminkrad ve Ribniçe ve Mandaline ve Bodguriçse ve Tekeli Paşa döğdüğü Şibenik kal‘ası ve Zadra kal‘ası ve Kotar vilâyeti ve Dodonişka vilâyetleri bu zikr etdiğim kılâ‘ların cümlesi bizim Bosna eyâleti hudûdunda deryâ kenarında sağîr ü kebîr kal‘alardır, bunları karadan birer birer muhâsara edelim. Küffâr bunların tedârikinde iken başına vâveylâ düşüp cezîre-i Girid hâlî kalup serdârın Hüseyin Paşa lalan da defterhâne ile yüz bin asker vardır. Anlar da Kandiye kal‘asın muhâsara edeler. Bi-emrillahi Te‘âlâ her tarafdan küffâra göz açdırmayup bu donanmamızın intikâmın alırız" dedikde sa‘âdetlü pâdişâh "Allah âsân getire, bir müşâvere edelüm" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97b–98a ·
metinde göster ·
… te iner ve çıkarım ve gemimin etrâfına niçe bin halk üşüp "Allah Allah" diyerek
gemiyi
deryâya indirüp şâdumân topları atıldığı cümle ihsânım gören halkın "Allah Alla …
Ve mine'l-acâ’ib ta‘bîr-i rü’yâ: Bu hakîrin vâkı‘asın Melek Ahmed Paşa bî-tâb u bî-mecâl iken Bismillah ile bede’ edüp buyurdular kim: Ol Bâğçekapusunda benim binâ etdiğim kalyon ki benim vücûdum gemisidir. O Bâğçekapusu dediğin Âl-i Osmân devleti bâğıdır ki ben o bâğ-ı behişt-âbâda Sultân Ahmed Hân asrından berü kırk yedi yılda perveriş bulup neşv u nemâ bulup ol harem-i muhteremde aşk-ı İlâhî ile âlûde olup Hâsodada Hazret-i Risâlet-penâhun hırka-i şerîfi hizmetinde idim. Dâ’imâ ol dâr-ı sa‘âdetde aşk deryâsı üzre yatup kalkardım ve ol kalyonun kıçı ve başı hevâya ser çekmiş dedüğü hâlâ benim başım hevâdâr olup şişmişdir. Ve karada duran geminin başına halk üşüp 'Aya bu kalyon deryâya selâmetle niçe iner?' dedikleri benim ağavâtlarımdır 'Aya efendimiz deryâ-yı dünyâda niçe sihhat bulur?' deyü müşâvere etdikleridir. Ve hâcegân-ı Nakşîbendiyye fukarâsından bir fakîr, bu gemi selâmetle iner ve çıkar dediği, ben tarîk-i hâcegândanım. Anların himmetleriyle sıhhat u selâmet bulup devletden devlete iner ve çıkarım ve gemimin etrâfına niçe bin halk üşüp "Allah Allah" diyerek gemiyi deryâya indirüp şâdumân topları atıldığı cümle ihsânım gören halkın "Allah Allah" ismi du‘âlarıyla sıhhat bulduğumun haberi toplarıdır kim atıldı ve gemiyi yedek ile Kurşumlu Mahzen önüne götürüp anda yedi demir bırağup yatdığum müdebbir âdemlerim tarîk-i Hakka yedekleyüp götürerek Kurşumlu Mahzen ki hazâ’in-i gaybdır, anda yedi âdemimin yerine demirler ile yatdığımdır ve Kurşumlu Mahzen dîn u îmânım mahzenidir. Dînim de kurşum gibi ağır olup dînimde sâbit-kademlik lengerin atup yatdığımdır. Ve geminin şurası şöyle, burası böyle deyü halk-ı âlem müşâvere etdikleri hâlâ benim muhibb-i sâdıklarıma mu‘âlecem içün mukayyed olup şöyle böyle gerek dedikleridir. Ve bir Frenk gelüp vücûdum gemisine bakup, çok gemi gördüm ammâ böyle gemi görmedim dediği cümle hukemâ-yı hâzıklar benî Âdem'de böyle maraz görmedim, dediğidir. Ve yeraklı ve yasaklı içi ve dışı sağ gemi görmedim, dediği i‘tikâdı pâk ve silâh-ı salâhlı içi dışı gıll [u] gışdan müberrâ dediğidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b ·
metinde göster ·
… Allah Allah" ismi du‘âlarıyla sıhhat bulduğumun haberi toplarıdır kim atıldı ve
gemiyi
yedek ile Kurşumlu Mahzen önüne götürüp anda yedi demir bırağup yatdığum müdebb …
Ve mine'l-acâ’ib ta‘bîr-i rü’yâ: Bu hakîrin vâkı‘asın Melek Ahmed Paşa bî-tâb u bî-mecâl iken Bismillah ile bede’ edüp buyurdular kim: Ol Bâğçekapusunda benim binâ etdiğim kalyon ki benim vücûdum gemisidir. O Bâğçekapusu dediğin Âl-i Osmân devleti bâğıdır ki ben o bâğ-ı behişt-âbâda Sultân Ahmed Hân asrından berü kırk yedi yılda perveriş bulup neşv u nemâ bulup ol harem-i muhteremde aşk-ı İlâhî ile âlûde olup Hâsodada Hazret-i Risâlet-penâhun hırka-i şerîfi hizmetinde idim. Dâ’imâ ol dâr-ı sa‘âdetde aşk deryâsı üzre yatup kalkardım ve ol kalyonun kıçı ve başı hevâya ser çekmiş dedüğü hâlâ benim başım hevâdâr olup şişmişdir. Ve karada duran geminin başına halk üşüp 'Aya bu kalyon deryâya selâmetle niçe iner?' dedikleri benim ağavâtlarımdır 'Aya efendimiz deryâ-yı dünyâda niçe sihhat bulur?' deyü müşâvere etdikleridir. Ve hâcegân-ı Nakşîbendiyye fukarâsından bir fakîr, bu gemi selâmetle iner ve çıkar dediği, ben tarîk-i hâcegândanım. Anların himmetleriyle sıhhat u selâmet bulup devletden devlete iner ve çıkarım ve gemimin etrâfına niçe bin halk üşüp "Allah Allah" diyerek gemiyi deryâya indirüp şâdumân topları atıldığı cümle ihsânım gören halkın "Allah Allah" ismi du‘âlarıyla sıhhat bulduğumun haberi toplarıdır kim atıldı ve gemiyi yedek ile Kurşumlu Mahzen önüne götürüp anda yedi demir bırağup yatdığum müdebbir âdemlerim tarîk-i Hakka yedekleyüp götürerek Kurşumlu Mahzen ki hazâ’in-i gaybdır, anda yedi âdemimin yerine demirler ile yatdığımdır ve Kurşumlu Mahzen dîn u îmânım mahzenidir. Dînim de kurşum gibi ağır olup dînimde sâbit-kademlik lengerin atup yatdığımdır. Ve geminin şurası şöyle, burası böyle deyü halk-ı âlem müşâvere etdikleri hâlâ benim muhibb-i sâdıklarıma mu‘âlecem içün mukayyed olup şöyle böyle gerek dedikleridir. Ve bir Frenk gelüp vücûdum gemisine bakup, çok gemi gördüm ammâ böyle gemi görmedim dediği cümle hukemâ-yı hâzıklar benî Âdem'de böyle maraz görmedim, dediğidir. Ve yeraklı ve yasaklı içi ve dışı sağ gemi görmedim, dediği i‘tikâdı pâk ve silâh-ı salâhlı içi dışı gıll [u] gışdan müberrâ dediğidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b ·
metinde göster ·
… ındık kal‘asından} kelek gemileri gelse cisir dîdebânları cisirin ortasında iki
gemiyi
küşâde edüp kelekler ubûr edüp yine sedd ederler.
Ve cümle üç aded kapudur. Evvelâ cânib-i garba mekşûf bâb-ı Tur, Hadîd kapusu dahi derler ve ikinci kapuya Bâbu'l-mâ derler, ya‘nî Şatt kenârı kapusudur. Cânib-i kıbleye meftûhdur. Ve üçüncü kapuya Bâbu'l-cebel derler. İç kal‘anın altındadır ve cânib-i şimâle nâzırdır. Ve bu kapu önünde Şatt-ı azîm üzre yigirmi aded gemi üzre cisr-i kavî vardır kim vâcibü's-seyrdir. Kaçan kim Diyârbekir ve Hasankeyfâ'dan {ve Fındık kal‘asından} kelek gemileri gelse cisir dîdebânları cisirin ortasında iki gemiyi küşâde edüp kelekler ubûr edüp yine sedd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 385b ·
metinde göster ·
Andan bir gün Hazret-i Hızır bir yetîmin gemisinin dibin delüp nehr-i Nil'e
gemiyi
gark eyledi ve bir dîvârı münhedim eyledi ve bir nâresîde ma‘sûmu katl eyledikd …
Andan bir gün Hazret-i Hızır bir yetîmin gemisinin dibin delüp nehr-i Nil'e gemiyi gark eyledi ve bir dîvârı münhedim eyledi ve bir nâresîde ma‘sûmu katl eyledikde Hazret-i Mûsâ gazab-âlûd olup "Yâ Hızır niçün böyle eyledin?" deyü su’âl etdikde Hazret-i Hızır eydür: "Yâ Mûsâ benim bi-emrillah me’mûr olduğum işlere karışma demedim mi? Ol gemiyi ki delüp gark etdim, bir yetîmin merkebi idi. Hâkim-i zaleme o gemiyi mağrûk görüp mîrîye almayup geçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406b ·
metinde göster ·
ki delüp gark etdim, bir yetîmin merkebi idi. Hâkim-i zaleme o gemiyi mağrûk gö …
Andan bir gün Hazret-i Hızır bir yetîmin gemisinin dibin delüp nehr-i Nil'e gemiyi gark eyledi ve bir dîvârı münhedim eyledi ve bir nâresîde ma‘sûmu katl eyledikde Hazret-i Mûsâ gazab-âlûd olup "Yâ Hızır niçün böyle eyledin?" deyü su’âl etdikde Hazret-i Hızır eydür: "Yâ Mûsâ benim bi-emrillah me’mûr olduğum işlere karışma demedim mi? Ol gemiyi ki delüp gark etdim, bir yetîmin merkebi idi. Hâkim-i zaleme o gemiyi mağrûk görüp mîrîye almayup geçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406b ·
metinde göster ·
… im mi? Ol gemiyi ki delüp gark etdim, bir yetîmin merkebi idi. Hâkim-i zaleme o
gemiyi
mağrûk görüp mîrîye almayup geçer.
Andan bir gün Hazret-i Hızır bir yetîmin gemisinin dibin delüp nehr-i Nil'e gemiyi gark eyledi ve bir dîvârı münhedim eyledi ve bir nâresîde ma‘sûmu katl eyledikde Hazret-i Mûsâ gazab-âlûd olup "Yâ Hızır niçün böyle eyledin?" deyü su’âl etdikde Hazret-i Hızır eydür: "Yâ Mûsâ benim bi-emrillah me’mûr olduğum işlere karışma demedim mi? Ol gemiyi ki delüp gark etdim, bir yetîmin merkebi idi. Hâkim-i zaleme o gemiyi mağrûk görüp mîrîye almayup geçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406b ·
metinde göster ·
sehel şey ile Nil'den çıkarup kullanırlar. Ve ol dîvârı kim münhedim etdim ve o …
Ba‘dehû yetîmin sâhibleri ol gemiyi sehel şey ile Nil'den çıkarup kullanırlar. Ve ol dîvârı kim münhedim etdim ve ol dîvâr esâsında bir yetîmin mâl-ı mevrûsu çokdan medfûn olup zâhir olmuşdu. Hâkim-i zâlim görmeyüp yine ol yetîme müyesser ola, deyü dîvârı münhedim edüp mâl dîvâr altında müstetir kaldı ve ol gulâmı ki katl eyledim ebeveynine ve ulu'l-emre âk olsa gerek idi. Emr-i Hak ile katl eyledim. Ey imdi yâ Mûsâ sen ilm-i bâtından haberdâr değilsin. Benim me’mûr olduğum şeylere mâni‘sin. Sen bana refîk olamazsın" deyü Hazret-i Hızır Hazret-i Mûsâ ile müfârakat eylediklerini Cenâb-ı Rabbü'l-İzze Hazret-i Risâlet'e bu âyet-i şerîfle alâ tarîkı'l-kasas bildirdi kim sûre-i (---) mastûrdur. Âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406b ·
metinde göster ·
… lde cereyânı feryâd [u] fiğânına âdem tahammül edemez. Ve bu mahalde bir transa
gemiyi
karadan bin âdem gücile iştirank ipler ile gücile çeküp selâmete vâsıl ederler. …
El-ıyâzen billâh bu girdâbda her sene yetmiş seksen pâre Tuna gemileri pâre pâre olup bu kadar bin âdem helâk olur. Gerçi bir dar boğaz değildir, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ nehr-i Tuna içre beri cânibden tâ karşu cânibe varınca Poraça tarafı Tuna içinde balık sırtı gibi tahta tahta döşeli taşlar ve kayalar olduğiyçün bu mahalle Tahtalu Girdâbı derler. Ve nehr-i Tuna'nın bu mahalde cereyânı feryâd [u] fiğânına âdem tahammül edemez. Ve bu mahalde bir transa gemiyi karadan bin âdem gücile iştirank ipler ile gücile çeküp selâmete vâsıl ederler. Ve ba‘zı gemilerin halatları kırılup gemileri hezârân pâre olur. Hattâ Tuna içre niçe morina balıkları ve mersin balıkları bu Tahtalu kayaları arasından geçerken serâsime olup kiminin beli kırılup karaya düşer. El-hâsıl hakkâ ki girdâb-ı Tuna'dır, Hudâ gemileri ve benî âdemleri ol girdâb-ı elemden halâs eyleye, ammâ bu Tahtalı'dan aşağısı selâmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95a ·
metinde göster ·
… r ellerindeki harbelerin buza urup geminin başın murâd edindikleri yere çevirüp
gemiyi
bu iki kefere ellerindeki harbeler ile kullanırlar.
Lâkin her geminin ileri başı olan kayalığı üzre ikişer kefere iskemle gibi tahtalar üzre oturup ikisinin dahi ellerinde uzun sırıklar ucunda demir demrenli mızrak gibi harbeleri var. Gemileri hasır yelkenler ile yıldırım gibi şakıyup giderken eyyâmına göre gemilerin başların döndermek içün bu iki kâfirler ellerindeki harbelerin buza urup geminin başın murâd edindikleri yere çevirüp gemiyi bu iki kefere ellerindeki harbeler ile kullanırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181a ·
metinde göster ·
… pusuna kulleden kulleye dollâblar ile zencîr çekerler. Ammâ limanı iki yüz pâre
gemiyi
bî-minnet alup bu liman tâ şehrin içine girüp her cânibi sarâylar ve çârsû-yı b …
Limanın ağzı kapusu poyraza nâzır olup gücile bir kadırga sığar. Her gece bu liman kapusuna kulleden kulleye dollâblar ile zencîr çekerler. Ammâ limanı iki yüz pâre gemiyi bî-minnet alup bu liman tâ şehrin içine girüp her cânibi sarâylar ve çârsû-yı bâzârlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 284b ·
metinde göster ·
sağ ve soldan geçüp aslâ zarar isâbet etmeyüp üç kalyon limandan taşra lenger b …
Bir hayli yakın gelüp bir alabanda top urup gemiyi sağ ve soldan geçüp aslâ zarar isâbet etmeyüp üç kalyon limandan taşra lenger bırağup yatdılar. Hakîr ve İbrâhîm Efendi firkateden taşra çıkup secde-i şükür edüp cümle eşyâlarımız ve atlarımızı gemiden çıkarup "Bin altmış târîhinde Kıbrıs cezîresin gördüğümüz kifâyet eder" deyüp Akliman'dan esb-i sabâ-reftârlarımıza süvâr olup Y 149b 4 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y149a–Y149b ·
metinde göster ·
… r. Ammâ bu gemilerin mismârları olmaduğunun aslı bu Bahr-i Kulzüm demiri eridüp
gemiyi
pâre pâre eder. Ammâ gayri Hindustân gemileri ve Yemen ve Habeş ve Süveys gemil …
Ve yelkenleri hasîrdendir. Ve alat-ı çârmıhları serâpâ hurmâ lîfindendir. Ammâ bu gemilerin mismârları olmaduğunun aslı bu Bahr-i Kulzüm demiri eridüp gemiyi pâre pâre eder. Ammâ gayri Hindustân gemileri ve Yemen ve Habeş ve Süveys gemileri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370a ·
metinde göster ·
… ü dörd âdem ile Nîl üzre gemi gibi varup gelmededir. Âyâ aslı ne ola? Ve bu taş
gemiyi
kim düzdü ola?" deyü fermân edüp gemiyi Nîl'den karaya çevirdiler.
"Bire cânım, bu taşın şânı suya batmakdır. Ya bu taş gemi ise bu kadar yüz yıldan berü dörd âdem ile Nîl üzre gemi gibi varup gelmededir. Âyâ aslı ne ola? Ve bu taş gemiyi kim düzdü ola?" deyü fermân edüp gemiyi Nîl'den karaya çevirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
… gelmededir. Âyâ aslı ne ola? Ve bu taş gemiyi kim düzdü ola?" deyü fermân edüp
gemiyi
Nîl'den karaya çevirdiler.
"Bire cânım, bu taşın şânı suya batmakdır. Ya bu taş gemi ise bu kadar yüz yıldan berü dörd âdem ile Nîl üzre gemi gibi varup gelmededir. Âyâ aslı ne ola? Ve bu taş gemiyi kim düzdü ola?" deyü fermân edüp gemiyi Nîl'den karaya çevirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
Nîl kenârına koyup yine ke'l-evvel dörd âdem süvâr olup gemiyi Nîl'e itiverdile …
Ba‘dehu yine taş gemiyi Nîl kenârına koyup yine ke'l-evvel dörd âdem süvâr olup gemiyi Nîl'e itiverdiler, gemi ve âdemler Nîl'e gark oldular. Meğer nazar-ı insân ta‘alluk edince yâhûd karaya çıkınca ameli bâtıl olup gark oldu. Ol taş tekne hâlâ mezkûr Sultân Câvlî zâviyesinin nerdübânı altında mâ-i zülâl ile şeb [ü] rûz memlû’dur. Âyende vü revende hayvânâtları suyun nûş ederler, yine leb-ber-lebdir. Suyu ne cânibden geldüği ma‘lûm değildir. Bulak râhı üzre olmak ile âyende vü revendenin nazarında bir temâşâgâh-ı âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu yine taş gemiyi Nîl kenârına koyup yine ke'l-evvel dörd âdem süvâr olup
gemiyi
Nîl'e itiverdiler, gemi ve âdemler Nîl'e gark oldular. Meğer nazar-ı insân ta‘a …
Ba‘dehu yine taş gemiyi Nîl kenârına koyup yine ke'l-evvel dörd âdem süvâr olup gemiyi Nîl'e itiverdiler, gemi ve âdemler Nîl'e gark oldular. Meğer nazar-ı insân ta‘alluk edince yâhûd karaya çıkınca ameli bâtıl olup gark oldu. Ol taş tekne hâlâ mezkûr Sultân Câvlî zâviyesinin nerdübânı altında mâ-i zülâl ile şeb [ü] rûz memlû’dur. Âyende vü revende hayvânâtları suyun nûş ederler, yine leb-ber-lebdir. Suyu ne cânibden geldüği ma‘lûm değildir. Bulak râhı üzre olmak ile âyende vü revendenin nazarında bir temâşâgâh-ı âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
Ve her cerim ve akabede gûnâ-gûn âlât-ı silâhlar ile ve cibinlik gibi zî-kıymet perdeler ile her gemiyi tezyîn edüp her gemide beşer onar soyulmuş boynuzlu semiz koyunları çarmıh iplerine salb edüp ârâyiş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303a ·
metinde göster ·
… ı üzre vere vermek içün beyâz bayraklar diküp kal‘aya yakın gelüp demir bırağup
gemiyi
ve esîrleri fürûht etmek içün deryâya bir filika bırağup beş on kâfirle beyâz b …
Hattâ bu hakîr İskenderiyye'den bu Ebûhûr'a gelüp üç gece mihmân olduğumuzda bir gün ale's-sabâh anı gördük kim kal‘anın top altından ba‘îd iki küffâr galyonu iki İslâm şaykasın kova kova kal‘aya yakın gelince bir şayka limana girüp cân kurtardı, birinin önün alup ceng ede ede sarup aldı. Meğer bu şayka sâbıkan Ebûhûr dizdârı Ömer Ağa'nın şaykası imiş. Ömer Ağa iki ellerin birbirine urup yanımızda feryâd edüp döğünür. Derhâl küffâr bu alduğı şaykayı yedekleyerek âdet-i sâbıkası üzre vere vermek içün beyâz bayraklar diküp kal‘aya yakın gelüp demir bırağup gemiyi ve esîrleri fürûht etmek içün deryâya bir filika bırağup beş on kâfirle beyâz bayrak kaldırup gelirken hemân hakîr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y330b ·
metinde göster ·
iki cânibden mellâhlar libân ile çekerek tur‘anın iki cânibinde yigirmi pâre ma …
Anı ubûr edüp tur‘a içre gemiyi iki cânibden mellâhlar libân ile çekerek tur‘anın iki cânibinde yigirmi pâre ma‘mûr u âbâdân pirinç hâsıl olur kerpiçden binâ olunmuş müfîd [ü] muhtasar evli kurâları ubûr edüp yıldız cânibine dolaşarak tur‘a ol cânibe cereyân edüp Burlos deryâsı sağımızda kaldı. Bu mahalde tur‘a önün sed edüp sahrâlarda olan pirincistâna tur‘a cereyân edüp gitmede. Biz dahi gemiden çıkup seddin öte tarafında gayrı Burlos gemilerine süvâr olup bizim gemi avdet edüp biz ol bend olan yerden Burlos deryâsına giden tur‘a ile cânib-i şarka yigirmi mîl cereyân ederek vakt-i gurûbda Burlos buhayresine dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y341b ·
metinde göster ·
… n esbâbların taşırdık. Ba‘dehu küffâr gemisinden kumbaralar atup der-kenâr olan
gemiyi
ihrâk etmeğe kasd etdiler, ammâ olmadı. Ba‘dehu çöl tarafından yedi sekiz yüz U …
Biz cümlemiz bir kumluk ardında pinhân olup yine birer birer imdâd edüp ibâdullâhın esbâbların taşırdık. Ba‘dehu küffâr gemisinden kumbaralar atup der-kenâr olan gemiyi ihrâk etmeğe kasd etdiler, ammâ olmadı. Ba‘dehu çöl tarafından yedi sekiz yüz Urbân-ı uryân karaya düşen gemiyi nehb [ü] gâret etmeğe at boynuna düşüp geldiler, gördüler kim hakîr ile bu kadar paşalı ve gayrı yolcular var, âhir anlar dahi sûret-i Hak'dan görünüp hizmet edüp gemiden taşra hayli metâ‘ çıkarup kenâr-ı bahre dağlar gibi yığdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y343b ·
metinde göster ·
… , ammâ olmadı. Ba‘dehu çöl tarafından yedi sekiz yüz Urbân-ı uryân karaya düşen
gemiyi
nehb [ü] gâret etmeğe at boynuna düşüp geldiler, gördüler kim hakîr ile bu kada …
Biz cümlemiz bir kumluk ardında pinhân olup yine birer birer imdâd edüp ibâdullâhın esbâbların taşırdık. Ba‘dehu küffâr gemisinden kumbaralar atup der-kenâr olan gemiyi ihrâk etmeğe kasd etdiler, ammâ olmadı. Ba‘dehu çöl tarafından yedi sekiz yüz Urbân-ı uryân karaya düşen gemiyi nehb [ü] gâret etmeğe at boynuna düşüp geldiler, gördüler kim hakîr ile bu kadar paşalı ve gayrı yolcular var, âhir anlar dahi sûret-i Hak'dan görünüp hizmet edüp gemiden taşra hayli metâ‘ çıkarup kenâr-ı bahre dağlar gibi yığdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y343b ·
metinde göster ·
ihrâk edecek mahalde gemiden ve karadan bu kadar cândan bîzâr olmuş ümmet-i Muh …
Netîce-i kelâm bu hâl üzre tâ vakt-i gurûba dek ceng edüp ibâdullâha hizmet eyledik. Ba‘de'l-mağrib küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr gemisin fânûslar ile çerâğân edüp tâ nısfu'l-leyle Y 344a varınca top u tüfeng atmadan hâlî olmadılar. Âhir vakt nısfu'l-leyl olunca kâfirin filikası âheste-reviş gelüp gemiyi ihrâk edecek mahalde gemiden ve karadan bu kadar cândan bîzâr olmuş ümmet-i Muhammed bir yaylım kurşum urunca filika döne döne kenâra geldi. İçinde bir kefere-i fecere kalmış. On ikisi mürd olup yedisi mecrûh kenâra gelince filikayı zabt edüp mecrûhların kellelerin kesüp hakîr bir gülbâng-i Muhammedî çeküp cümle Urbân ve keştîbân pîr [ü] civân derûn-ı dilden üç nevbet sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurunca küffâr gördü kim eli ayağı olan filikası ahz olundu. Tâ sabâha dek aslâ durmayup bize âteş-i Nemrûdî saçup âteşbâzlık gösterdi, ammâ bir kimseye aslâ zarar isâbet etmeyüp ba‘de salâti'l-fecr yıldız rûzgârı şedîd olup küffâr kenâra düşme havfından bâdbânların açup ve turompete boruların çalup hâyib ü hâsir bu kadar bârûd [u] gülleden ve bu kadar kelleden çıkup gitdi. Biz dahi ibâdullâhdan me’zûn olup gidelim, dedükde re’îsi ve sâyir tüccâr ü züvvâr [u] huccâc üç yüz âdem,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y343b–Y344a ·
metinde göster ·
… ızır ile Hazret-i Mûsâ bu Nîl kenârında buluşup seyâhat edüp Hazret-i Hızır bir
gemiyi
delüp Nîl'e gark etdüği ve bir dîvârı yıkduğı cümle tefsîrlerde musarrahdır, cü …
Ammâ Hazret-i Hızır ile Hazret-i Mûsâ bu Nîl kenârında buluşup seyâhat edüp Hazret-i Hızır bir gemiyi delüp Nîl'e gark etdüği ve bir dîvârı yıkduğı cümle tefsîrlerde musarrahdır, cümle bu Nîl kenârında vâki‘ olmuşdur. Zîrâ Hızır İskender-i Zülkarneyn'in askerî tâ’ifesinden idi. Ekseriyyâ İskender İskenderiyye'de sâkin olmağile Hazret-i Mûsâ Hızır ile bu mahallerde müşerref olmuşlardır ve mufârakatları dahi Nîl'in deryâya mahlût olduğu mahalde vâki‘ olmuşdur. Nazargâh-ı mürselîn olduğundan efdalü'l-ulemâ ve meşâyihînler i‘tibâr edüp Merecü'l-Bahreyn derler. Reşîd [ü] Dimyât ulemâsı beyninde bir kîl [ü] kâldir, ammâ Dimyât ulemâsının Merecü'l-Bahreyn bizim cânibimizdeki Nîl'dedir, dedikleri kavl-i sahîh ola, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y349a ·
metinde göster ·