… ‘ammere olup Vitoş dağında niçe künûz-ı dahme-i Sırfiyâyiller bulup ol defîne-i
gencîne
ile Sırfiye şehrin müceddeden imâr etdiğiyçün Aysofya dediler. Ba‘dehû bu Aysof …
Ezîn-cânib el-kelâmu tecürrü'l-kelâm fehvâsınca yine sadede rücû‘ edelim. Bu Sofya şehrin binâ eden Sırfa ibn Sırfâyil merhûm olup evlâdları birbirlerine düşüp Bulgarya evlâdından mâyil gelüp Sırfiye şehrine müstevlî olup üç yüz sene Sırfiye şehrinde hükûmet edüp imâr etdi. Tâ Hazret-i İsâ asrında Alina kral İslâmbol'u imâr ederken Makedonya olan Filibe şehrinde Aysof nâm bir kızı nâmdâr olup serîr [ü] devletine asker cem‘ edüp kavm-i Sırfa elinden şehr-i Sırfa'yı alup yüz elli sene mu‘ammere olup Vitoş dağında niçe künûz-ı dahme-i Sırfiyâyiller bulup ol defîne-i gencîne ile Sırfiye şehrin müceddeden imâr etdiğiyçün Aysofya dediler. Ba‘dehû bu Aysof nâm kralın dahme-küşâ olduğun babası Alina kral İslâmbol'da istimâ‘ edüp bin araba ve hıntav mâl ile kızı Aysof'u İslâmbol'a da‘vet edüp Aysof kız ol mâl-ı kenz ile kırk yılda Ayasofya deyrini imâr etdiğiyçün Ayasofya dediler. Ba‘dehû bânî-i Ayasofya kız mürd olup Yeniodalar başında Kadı‘asker hammâmının dibinde amûd-ı müntehânın zirve-i âlîsinde bir mermer sandûka içre yılan havfinden anda defn etdiler. Ertesi gördüler kim ol sandukanın içi mâl-â-mâl yılan ve akreb ve çıyan leb ber-leb olmuş ammâ kızın vücûduna aslâ zarar gelmemiş. İşte şehr-i Sofya'nın bânî-i evveli Tûfân-ı Nûh'dan sonra Sırfiyâyil'dir. Ba‘dehû oğlu Sırfa'dır. Ba‘dehû Alina kral-ı dâll kızı Aysofya'dır. Hulâsa-i kelâm niçe yüz düvelden düvele nakl edüp bu felek-i atlas-ı bukalemûnda şehr-i Sofya kâh imâr u kâh harâb olup âhir hicret-i Nebeviyye'nin sene 786 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'ın vüzerâlarından Balaban Paşa deryâ-misâl asker ile belde-i Sofya-yı muhâsara edüp kâmil yetmiş günde {küffâra} gelen imdâdların kıra kıra derûn-ı kal‘ada Bulgar ve Sırp ve Voynuk ve Laz ve Rûm cümle pür-gumûm olup ale'l-umûm kaht [u] galâdan "Aman el-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân!" deyü derûn-ı kal‘adan feryâd etdiler. Zîrâ kal‘a içinde yüz yetmiş bin kâfir-i fâcir var idi. Kıllet-i gılâl olunca hemân der-ceng-i evvel Latin kavminin eşbehleri emân ile sûrdan taşra çıkup Balaban Paşa'nın hâk-i pâyine rûmâlîde edüp şehr-i Sofya'da bir cây-ı karâr istediler. Ricâları hayyiz-i kabûlde olduğun derûn-ı kal‘adaki kavm-i Latin istimâ‘ edüp hemân ol dem emân ile taşra çıkdıkları kapunun miftâhın serdâra teslîm edüp bir tarafa durdular. Andan sonra emân ile Bulgar kavmi çıkup şehirde mekân ricâ etdiler ve ricâları kabûl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137b ·
metinde göster ·
çıkarup ol mâl ile kayâsıralar üzre sefere gidüp ba‘zı fütühâtdan sonra 48 yaşı …
Ve yine bu câmi‘in sol cânibinde bir kesîf yerde merkad-i Me’mûn Halîfe. Mermer sandûkasında târîhleri ile ma‘lûmdur. Ammâ "Mezheb-i İ‘tizâldedir" deyü beyne'l-halk mezmûm olmak ile merkad-i âşiyânları ile âşikâre yerde değillerdir. Ammâ ba‘zı müverrihân mezhebden rücû‘ edüp ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at iken dâr-ı bâkıyeye irtihâl eyledi, demişler. Bağdâd'dan azm-i Mısır edüp Mısır'da Ehrâm dağlarından gencîne çıkarup ol mâl ile kayâsıralar üzre sefere gidüp ba‘zı fütühâtdan sonra 48 yaşında kendü karındaşı Me’mûn'u şehîd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153b ·
metinde göster ·
… Kassâb Merdân bu ahvâli görüp âlem-i hayretde kalır. Görse ki ol gârın içi bir
gencîne
kim gûyâ bir dahme-i Efrâsiyâb'dır.
"Âyâ bu koyunu bu avret nereye Y 100a götürür ki?" deyüp akabince gözedüp Cûşî dağında bir mağârâya bu avret koyun ile girüp meğer ol gârda bir mehîb ayı var imiş. Koyunu avret ayının önüne koyup tenâvülden sonra ayı avrete cimâ‘ eder. Kassâb Merdân bu ahvâli görüp âlem-i hayretde kalır. Görse ki ol gârın içi bir gencîne kim gûyâ bir dahme-i Efrâsiyâb'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y99b–Y100a ·
metinde göster ·
ve gûnâ-gûn kitâblar çıkarup bu Ümmü'l-kıyâs'ı ol defîne mâlıyla ta‘mîr ü termî …
Ba‘dehu mürûr-ı eyyâm ile Ümmü'l-kıyâs harâb olup sene 198 târîhinde âl-i Abbâsiyân'dan Me’mûn Halîfe Bağdâd'dan Mısır'a gelüp Ehrâm dağlarından gencîne ve gûnâ-gûn kitâblar çıkarup bu Ümmü'l-kıyâs'ı ol defîne mâlıyla ta‘mîr ü termîm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148a ·
metinde göster ·