… alarkadan ardları sıra bir hayli mesâfe gidildikde Van ağaları "Sultânım, ordu
geride
kaldı. Bu taraf hânın yolu taraflarıdır. Biz ol cânibde nişleriz?" dediler.
Hemân paşa gûyâ keşf edüp bu gazâ niyyetine el-Fâtiha deyüp el yüze sürülüp hemân paşa silâhdâr Süleymân Ağa'nın destinden paşa kendü mızrağın alup on iki boğumundan boğum boğum berk yapışup Oniki İmâm aşkına ser-i sa‘âdeti üzre fır-a-fır deverân etdirüp meydân-ı muhabbete Mahmûdî divne atı çökerdüp bir kaç kerre tırıl u cevelân eyledikde anı gördük, paşanın maralî ve gazâlî çeşm-i siyâhı tas-ı pür-hûna dönüp yine bir hayli tırıl ve cevelân edüp niçe gûne lu‘bedebâzlıklar ve silâhşörlükler ederken paşa orduya girmeyüp bizim ordudan çıkup Rahova yoluna giden iki yüz mikdârı Kürd atlılarının alarkadan ardları sıra bir hayli mesâfe gidildikde Van ağaları "Sultânım, ordu geride kaldı. Bu taraf hânın yolu taraflarıdır. Biz ol cânibde nişleriz?" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266a ·
metinde göster ·
… iki yüz atlı çar aparabilmedik. Âhir boş gitmeyelim deyü karavula gelirken sizi
geriden
gördük. Ammâ seçemezik ve otluğa gelirler derdik. Âhir sizi gâ’ib edüp karavula …
Hulâsa-i kelâm ân-ı vâhide kalmayup iki yüz Ekrâd'dan cân kurtulup hâna cânlarıyla varamadılar. Bir kaçın paşa söyledüp "Vallahi iki yüz yiğit hândan ihsân-ı da‘vâ-yı merd ile adû-yı cânım olan Malazgird Beğini katl etmeğe Bitlîs'den iki yüz yiğit birer birer çıkup sizin orduda deryâ-misâl asker içre cem‘ olup ös kes Mehemmed Beği iki yüz atlı çar aparabilmedik. Âhir boş gitmeyelim deyü karavula gelirken sizi geriden gördük. Ammâ seçemezik ve otluğa gelirler derdik. Âhir sizi gâ’ib edüp karavula sataşdık. Ol ma‘rekede siz de bize sataşdınız. Emîr Hudâ'nındır. Hak belâ versin, hân bizi cândan etdi. kûr-be-kûr ola" deyü hâna beddu‘â etdiklerinden paşa ikisin âzâd edüp bir kaçı da piyâde firâr edüp yüz seksen beş kelle ve iki yüz küheylân atları ganîme olup ve cümle kelleleri ârâyiş-i nîze edüp mansûr u muzaffer orduya kable'l-gurûb dâhil olup bizimle bile olan Van ağaları Paşa'nın Fâtiha okuyup "Bu ileride gidenler kimdir?", deyü sorup "Şimdi görürsüz?" deyü niçe gûne rümûz-ı künûzâne kelimât söyleyüp "Hakkâ keşf ü kerâmetdir" deyü yemîn ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266b ·
metinde göster ·
… ılmayup bir sâ‘at Van deryâsı kenârında karsız kumsal yerde segirderek giderken
geriden
seçilir seçilmez kırk elli atlı nümâyân olup beyâz kar üzre karakuş gibi şikâr …
Hakîr eyitdim: "İmdi ağam lutf eyle. Bizim acele ile Melek Ahmed Paşa yanında işimiz var, ılgar ile gideriz" deyü on âdem refîk alup yine vakt-i şâfi‘îde fi'l-hâl atlanup "Bâb-ı kazâ meftûhdur" deyü sabâh namâzın kılmayup bir sâ‘at Van deryâsı kenârında karsız kumsal yerde segirderek giderken geriden seçilir seçilmez kırk elli atlı nümâyân olup beyâz kar üzre karakuş gibi şikâr özleyip gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13b ·
metinde göster ·
… fakîrlerin kellelerin kesüp ordumuzu zabt eder şeklinde oldular, ammâ dahi gerü
gerideki
askerinin gelmelerine muntazırlar idi ve yine durmayup çadırlar içinde ceng ede …
Piyâdelerimizden yine hayli âdem şehâdet şerbetin nûş edince hemân cümle bâkî kalan piyâdelerimiz etek der-miyân edüp ceyrân gibi sekerek ve kuş gibi uçarak kaçmada, biz dahi anların akîbince paşa ile at başı berâber kaçarken ordumuza karîb geldikde piyâdelerimizi bırağup "Kuskuna kuvvet kamçıya bereket" deyüp kıç topların atarak ba‘zı tarlalarda sûret dârûları suratlarımıza urarak ve piyâdeler kaçdığımıza "Bizi bırakman" deyü cümlesi haykırarak, bizler ise cân havliyle hayme vü hargâhlarımıza cân atup kaçarak, küffâr-ı hâksâr dahi akîbimizce bizi kovarak tâ çadırlarımız içre kâfirin yüğrük atlısı girüp niçe çadırların tınâbların kesüp niçe karakullukçu fakîrlerin kellelerin kesüp ordumuzu zabt eder şeklinde oldular, ammâ dahi gerü gerideki askerinin gelmelerine muntazırlar idi ve yine durmayup çadırlar içinde ceng ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a ·
metinde göster ·
Çünki asâkir-i İslâmdan meydân-ı ma‘rekeyi hâlî görüp "Mâl cândandır" deyüp hemân altı bin kadar güzîde kâfir ile dağdan tomuz topu olup çıkup hazîne zabtına me’mûr olanlarla cenge âheng etdiklerinde asâkir-i İslâm'ın geride kalanları bu hâli görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105b ·
metinde göster ·
… erhâl sol tarafımızdaki mâvî bayrak altındaki küffâr bize hov hov ederken hemân
geride(
?) esbâblar yanında bırakdığımız âdemler de anlar dahi bir kerre derûn-ı dilden …
Hemân cümlemiz dal sâtûr-ı Muhammedî olup kırmızı bayrak altındaki küffâra "Allâh Allâh" deyüp der-ceng-i evvel sataşup bir yaylım kurşum anlar bizlere ve bir hamle bizler de anlara girişüp hamd-i Hudâ ân-ı vâhidde küffâr-ı hâksârın yüz kadarı hâk-i mezellete düşüp derhâl sol tarafımızdaki mâvî bayrak altındaki küffâr bize hov hov ederken hemân geride(?) esbâblar yanında bırakdığımız âdemler de anlar dahi bir kerre derûn-ı dilden ve cân u gönülden bâng-ı Muhammedî sadâsına rehâ buldurunca hemân küffâr-ı murdâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8a ·
metinde göster ·
… rine girüp mazgalların torbalar ile âmâde ederken gördüler kim sipâhî-i kafâdâr
geriden
kimse kalmayup suya ururlar ve Sadrıa‘zam sekbânları dahi yayan suya urup şinâv …
Hemân hakîr karşu tarafda at üzre dururdum. Bu hâli görüp su kenârında aklım başımdan gidüp bî-hûş olmuşum. Meğer min indillâh mukaddem atım urulup ol bahâneyle beri geçüp halâs olmuşum, ammâ yeniçerileri yine çavuşları gerüye püskürdüp fermân üzre cisr başındaki meterislerine girüp mazgalların torbalar ile âmâde ederken gördüler kim sipâhî-i kafâdâr geriden kimse kalmayup suya ururlar ve Sadrıa‘zam sekbânları dahi yayan suya urup şinâverlik edüp karşu selâmete çıkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21a ·
metinde göster ·
… düp ba‘dehu cümle hüddâmân pür-silâh olup mükellef ü mükemmel hazînedâr ağa ile
geride
âhen-pûş çârkâb tîrkeşli iç ağaları hazîne katârları ve arabaları ve develerin …
Sene 1074 mâh-ı zilka‘desinin (---) gününde Cum‘aertesi gün cümle ağırlıklar ile tuğları konakçıbaşı Beç'e götürüp konaklarımıza cümle hüddâmlarımız konup meks edüp ba‘dehu cümle hüddâmân pür-silâh olup mükellef ü mükemmel hazînedâr ağa ile geride âhen-pûş çârkâb tîrkeşli iç ağaları hazîne katârları ve arabaları ve develerin ardala ve nâkûsların çalarak ve cümle katârların havud ve hatablarına bayraklar zeyn edüp köslerin çalarak cümle çâşnigîrân ve kilarciyânlar pür-silâh küheylân atlar üzre ellerinde mızrakları üzre gûnâ-gûn harîr bayrakların zeyn edüp ve cümle ağırlık[lar]ı olan Nemse arabaların dahi bayraklar ile donadup konağa gidüp cümle ağırlıkları yerleşdirüp ale's-sabâh bâzâr gün konağa gidüp yerleşirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54a ·
metinde göster ·
… de oldukları gibi küffâr-ı dûzah-karâr askerimizin akîbine düşüp kovarken kal‘a
geriden
hayli alarka olduklarında hemân Melek Ahmed Paşa efendimizin geceden kemîngâhla …
Sene (---) târîhinde Serdâr Alî Paşa'ya itâ‘at etmeyüp belki binden ziyâde toplar atdı. Ol gece Melek Ahmed Paşa efendimiz Rûmeli eyâletine mutasarrıf olmağile Rûmeli askerinden nısfu'l-leylde üç bin asker-i pür-silâh pusuya koyup kendüleri ale's-sabâh kâfire bek gösterdikde hemân küffâr-ı hâksâr bu kal‘a-i Köyvar'dan domuz sürüsü gibi çıkup görünen askerimiz üzre hov edüp bir hayli ceng [ü] cidâlden sonra bizim askerimiz yan verüp firâr eder şeklinde oldukları gibi küffâr-ı dûzah-karâr askerimizin akîbine düşüp kovarken kal‘a geriden hayli alarka olduklarında hemân Melek Ahmed Paşa efendimizin geceden kemîngâhlara koduğu asker-i İslâm ejder-i heft-ser gibi pusudan sadâ-yı Allâh Allâh ile çıkup küffâr iki asker ortasında kalup topa tutulmuş maymûna küffârı kıra kıra cân kurtulmayup bu kadar mâl-ı ganâ’imle guzât-ı Rûmeli muğtenim olup aşağı dere kenârındaki varoşu ihrâk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
bile gelen kırk nefer Manya keferesi elçilerinden Lemberaki Kapudan ve Mihalaki …
Ba‘dehu bizim ile geriden bile gelen kırk nefer Manya keferesi elçilerinden Lemberaki Kapudan ve Mihalaki Kapudan nâmân müşrikânlara bizim kadırgalarımızda esîr olan Manya keferesi esîrlerin âzâd edüp berâ-yı hüsn-i tedbîr-i maslahat Manya elçilerine teslîm edüp der-i devlet tarafından Zekeriyyâ Efendi kethudâsı Ahmed Çelebi'yi Manya'ya ahidnâmeler ile elçi ta‘yîn olunup mezkûr Manya elçileri Manya'ya nâmeler ile irsâl olundukda bir günde varup Manya içre cümle kapudanlar ve papaslar vesvâs-ı hannâslar önünde nâmeler kırâ’at olundukda cümle küffâr-ı mel‘ûn-ı mu‘ânidîn [ü] mütemerridîn,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332a ·
metinde göster ·