kim biri süd beyâz idi. Bin yaşındadır, derlerdi. Yigirmi kademe nerdübân kemen …
Bu vezîr istikbâle çıkdıkda iki fîl-i azîm getürdi kim biri süd beyâz idi. Bin yaşındadır, derlerdi. Yigirmi kademe nerdübân kemend ile çıkılır fîller idi. Ol mertebe fîl dahi görmemiş idim. Ve fîl bunlara eyle enîs ü mûnis gamgüsâr kim bir nân pâre içün kelb gibi âdemin akîbince gezer, gâyet üns ülfet etmişlerdir. Ve Rûm'daki fîller kadar ekûl değillerdir, ancak kesb-i havâdan cesîm ü semîndir. Benî âdeme gâyet meftûndur. Hattâ Itşân kal‘asında refîk olan Dervîş Ni‘metullâh'ın gergerdânı fîlleri gördükce hücûm edüp Dervîş Ni‘metullâh gücile zabt ederdi. Ve fîller gergerdânı gördükde cihân başına dar olup hortumun ber-havâ edüp gâhîce zemînden hâr hâşâk alup havâya püskürüp süheyl ururdu. Gûyâ bir bâkire kız sadâsı gibi hazîn savtı vardır. Q 329aP 326a Ve herbir fîlin arkasında kırkar mahbûb Bağanıskı memlûkleri süvâr olup melike eyle hedâyâ gelmişlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y423a ·
metinde göster ·
… üddîn Kan'dır. Vezîr melike yüz bin asker ile istikbâle çıkup firâvân hedâyâlar
getürdi
.
Ve esvâk-ı muhtasarı var, ammâ benî âdem deryâsıdır. Husûsâ sultân gelir Q 329bP 326b mülâhazasiyle cemî‘i zâğî ve dagî ve yağı ve bâğî kavm bu şehr içre mâl-â-mâl idi. Hâkimi Rahîmüddîn Kan'dır. Vezîr melike yüz bin asker ile istikbâle çıkup firâvân hedâyâlar getürdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y424a ·
metinde göster ·
… lar getürüp Mısır'ı Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa'ya ihsân olunup ma‘zûlluk haberin
getürdi
.
Âsitâne tarafından Tatar Sâlih on altı günde berg-i hatîf gibi gelüp Köpürlüoğlu'ndan İbrâhîm Paşa'ya mektûblar getürüp Mısır'ı Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa'ya ihsân olunup ma‘zûlluk haberin getürdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… dururam gel gidelüm semüzin al aruġın ḳo didi aldı delü ḳarçarı bir pürelü yire
getürdi
delü ḳarçarı yalınçaḳ eyledi aġıla ḳoydı püreler
ol bir yavuz canavardur hep bir yirde dirüp-dururam gel gidelüm semüzin al aruġın ḳo didi aldı delü ḳarçarı bir pürelü yire getürdi delü ḳarçarı yalınçaḳ eyledi aġıla ḳoydı püreler
… abdest aldı aġ alnın yire ḳodı iki rik'at namaz ḳıldı adı görklü muḥammedi yad
getürdi
ḳara dinlü kāfire göz ḳarartdı
ḳazan big gördi ki kāfir ḳatı yaḳlandı atından indi aru ṣudan abdest aldı aġ alnın yire ḳodı iki rik'at namaz ḳıldı adı görklü muḥammedi yad getürdi ḳara dinlü kāfire göz ḳarartdı
… ayayım ne hünerüm var-ise ardından göstereyim didi adı görklü muḥammede ṣalavat
getürdi
buġanuŋ öŋinden ṣavuldı buġa buynuzı üzerine dikildi ḳuyruġından üç kerre götür …
'aḳıl-ıla bulmışlardur bunuŋ öŋinden ṣıçrayayım ne hünerüm var-ise ardından göstereyim didi adı görklü muḥammede ṣalavat getürdi buġanuŋ öŋinden ṣavuldı buġa buynuzı üzerine dikildi ḳuyruġından üç kerre götürüp yere ṣaldı
buyurdı bir daya geldi emçegini aġzına virdi bir ṣordı olança südin aldı iki ṣo …
aruz depegözi aldı ivine getürdi buyurdı bir daya geldi emçegini aġzına virdi bir ṣordı olança südin aldı iki ṣordı ḳanın aldı üç ṣordı canın aldı bir ḳaç daya getürdiler
süŋüligi ocaġa bıraḳdılar ḳızdı basaṭ eline aldı adı görklü muḥammede ṣalavat
getürdi
süŋüligi depegözüŋ gözine eyle baṣdı kim depegözüŋ gözi helāk oldı şöyle na'ra …
süŋüligi ocaġa bıraḳdılar ḳızdı basaṭ eline aldı adı görklü muḥammede ṣalavat getürdi süŋüligi depegözüŋ gözine eyle baṣdı kim depegözüŋ gözi helāk oldı şöyle na'ra urdı hayḳırdı kim ṭaġ ve ṭaş yangulandı
… llüf yapışmayam diyüp kendü ḳılıcın çıḫardı ṭutdı iki para böldi vardı bir aġaç
getürdi
basaṭ maġara ḳapusına vardı gördi bir ḳınsuz ḳılıç ṭurmaz iner çıḳar basaṭ aydur men muŋa bītekellüf yapışmayam diyüp kendü ḳılıcın çıḫardı ṭutdı iki para böldi vardı bir aġaç getürdi
iki ḳardaş bir birine ṣaġdıç oldılar gerdeklerine çapup düşdiler murada maḳṣuda …
ulu oġlına daḫı görklü gelin getürdi iki ḳardaş bir birine ṣaġdıç oldılar gerdeklerine çapup düşdiler murada maḳṣuda irişdiler dedem ḳorḳut gelüben boy boyladı ṣoy ṣoyladı evvel aḫır
… e diyelüm çün sen ḳazana düşmen oldun biz de düşmenüz didiler aruz araya muṣḥaf
getürdi
hep bigler el urup and içdiler senüŋ dostuŋa dost ve düşmenüŋe düşmenüz didiler
ne diyelüm çün sen ḳazana düşmen oldun biz de düşmenüz didiler aruz araya muṣḥaf getürdi hep bigler el urup and içdiler senüŋ dostuŋa dost ve düşmenüŋe düşmenüz didiler