câmi‘-i şerîfin cümle bâbların ol levhalardan inşâ etmişlerdir. Hâlâ gemi mismâ …
Mürûr-ı eyyâm ile keştî-i Nûh levhaları Cebel-i Cûde üzre kalup tâ Vezendon kıral asrında kızı Ay Sofya, Ayasofya'yı binâ ederken Hazret-i Hızır'ın ta‘lîmiyle Nûh Nebî keştîsinin tahtaların getirüp bu câmi‘-i şerîfin cümle bâbların ol levhalardan inşâ etmişlerdir. Hâlâ gemi mismârı olan yerleri zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
… ümâyûnda bu askerin hidmetleri top çeküp ve yollar tathîr edüp ve askere zahîre
getirmekdir. Bu
makûle hidmetlerde bunlar çalışup sâ’ir erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve cebe …
Bu tâ’ife şöyledir kim seferde sipâhî dahi olursa Yörüklükden halâs olmaz ve müsellemlere vilâyetlerinden birer çiftlik mikdârı yerler verilmişdir. Çiftliklerinden hâsıl olan kendü terekelerinin öşürleri alınmayup kendülere tîmâr mahsûlü kayd olunmuşdur. Nevbetleri geldikde ol tîmârın mahsûlün alup sefere giderler. Ve sefer-i hümâyûnda bu askerin hidmetleri top çeküp ve yollar tathîr edüp ve askere zahîre getirmekdir. Bu makûle hidmetlerde bunlar çalışup sâ’ir erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve cebeliyân ancak ceng [ü] cidâle ve harb [ü] kıtâle çalışırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 54b ·
metinde göster ·
… re avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda
getirüp bu
Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile …
Ve İskender-i Zülkarneyn kaçan kim Sedd-i Ye’cûc'ü binâ edüp bir kaç gûl-i beyâbânı ve 130b bir kaç aded mehîb dîv-i sefîdleri ve Çerâkize vilâyetinde olan kûh-ı Elburz'de sâhir oburları ve Abaza diyârında olan Sadşe dağlarındaki sehere avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda getirüp bu Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile kayd [ü] bend edüp habs etmişdi. Bi-emrillâh tılısmât habl kuvvetiyle hareket etmeğe kâdir değiller idi. Yılda bir kerre Cihângîr zemîninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a–130b ·
metinde göster ·
… et-i Îsâ'nın ibtidâ sabâvetde gasl olunduğu taş tekneyi mezkûr ruhbân Kudüs'den
getirüp bu
Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Urum'da Beşiktaş ismiyle bu şehir şöhr …
Zamân-ı kadîmde bu şehir kefere destinde iken ismine kuna petro derlerdi. Ya‘nî "taş beşik" demekdir. Sebebi oldur kim bu şehir zemîni çengelistân-ı hıyâbân iken Yaşka nâmında bir ruhbân râhib bunda bir kenîse-i azîm binâ edüp Kudüs-i Şerîf'de Hazret-i Îsâ'nın rahm-ı mâderden müştak olduğu Beytüllahm nâm mahallinden Hazret-i Îsâ'nın ibtidâ sabâvetde gasl olunduğu taş tekneyi mezkûr ruhbân Kudüs'den getirüp bu Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Urum'da Beşiktaş ismiyle bu şehir şöhret bulup ma‘mûr [u] âbâdân olup ba‘dehu ruhbân mürd oldukda mezkûr taş beşiği Hırkîloğlu ilya nâm kıral ol beşiği Ayasofya deyrinin sağ tarafındaki tabakaya koyup hâlâ ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134b ·
metinde göster ·
… p Bergama kal‘asında kapanan İlyâs Paşa'yı Küçük Ahmed Paşa huzûr-ı şehriyârîye
getirdikde bu
bâğçede elli paşa katl olundu ve niçe bunun emsâli kimesneler bu bâğçede katl o …
Hattâ Anatolu'da isyân edüp Bergama kal‘asında kapanan İlyâs Paşa'yı Küçük Ahmed Paşa huzûr-ı şehriyârîye getirdikde bu bâğçede elli paşa katl olundu ve niçe bunun emsâli kimesneler bu bâğçede katl olunurlardı. Hattâ şehrinin halkı mâbeynlerinde şeb [u] rûz gavgâ ve cidâl eksik değildir. Hakkâ ki ceng al ve Çengâlköyü'dür, ammâ gâyet ma‘mûr u müzeyyen ve şîrîn rabta-i mahbûbdur. Cümle tahtânî ve fevkânî kârgîr-binâlı üç bin altmış aded evlerdir ve (---) câmi‘i var. Evvelâ çârsû içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140b ·
metinde göster ·
… Mısır'dan fîl kadar beledî sarı ve kırmızı ve dargıl ve gûnâ-gûn alaca sığırlar
getirüp bu
dağda komuşdur. Hâlâ Yeni Sarây'da odun çeken araba sığırları anlardandır. Niçe …
Mesîregâh-ı mandıra-i Selîm Hân: Selîm-i Evvel Mısır'ı feth etdükde Mısır'dan fîl kadar beledî sarı ve kırmızı ve dargıl ve gûnâ-gûn alaca sığırlar getirüp bu dağda komuşdur. Hâlâ Yeni Sarây'da odun çeken araba sığırları anlardandır. Niçe bin sığır olmuşdur, bunlara huddâm acemîler odalarından bir oda, iki yüz oğlan odabaşıları ile hidmet ederler. Ve her sığır sürüsünün beşer onar samsonları vardır kim her biri birer arslana benzer köpeklerdir. Ve her sığırın birer ismi vardır. Her biri kırkar ellişer vukıyye süd verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı Câmi‘-i Murâdiyye ibn Çelebi Mehemmed Hân : Bursa'nın cânib-i garbında şehirden taşra başka bir kasabadır kim hân ve câmi‘ ve imâret ve mesâcid ve tekye ve medârisleriyle ma‘mûr ve müzeyyen bâğ u bâğçeli rabta-i âbâdândır. Bir ma‘mûr ve şîrîn ve rûşen-âbâd ibâdetgâh-ı kadîmdir kim bânîsi Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân pederi Koca Sultân Murâd Hân-ı Sânî'dir kim iki kerre Rûm'a pâdişâh olmuşdur. Edirne'de merhûm olup na‘ş-ı şerîfin Bursa'ya getirüp bu câmi‘in sâhasında medfûndur, ammâ câmi‘-i pür-envârı eyle rûhâniyyetli câmi‘-i dilküşâdır kim âdem oğlanı şeb [u] rûz i‘tikâf niyyeti ile yatup kalkup taşra çıkacağı gelmez. Tâ bu mertebe câmi‘-i münevverdir ve iki kubbe ve kıble kapusundan mihrâba tûlu yüz elli ayakdır ve arzı altmış ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahfili sade güzeli tarz-ı kadîmdir ve bir kıble kapusu var. Ve bu câmi‘in târîhi "Zîde ammere men ammerehu" sene 850, bir tabaka bir minâre-i âlîsi vardır. Taşra harem-i kebîrinde azîm çınar-ı müntehâlar var kim her biri eflâke ser çeküp sâyesinde cemî‘î cemâ‘at kesb-i safâ ederler. Bursa'nın bir teferrücgâh yerinde vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i selâtîndir kim niçe şehzâdeler bunda medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
… cümle levâzımât, me’kûlât [ü] meşrûbâtlarımız ve âbdâr meyve-i gûnâ-gûnlarımız
getirüp bu
cây-ı dilküşâda yek şeb mihmân olduk. Andan cânib-i şimâle nehr-i Araz sâhiliyl …
Menzil-i Tut âlûsı: Bir çemenzâr, sahrâ-yı lâlezârdır. Niçe yüz bin sâyedâr dıraht-ı müntehâları vardır. Dârları, deyyâr[ları] yokdur. Hemân bir çerâgâh, zemîn-i mahsûldârdır. Bu ferah-fezânın cânib-i cârında hem-civâr olan kend-i levendlerin darûga ve kelenterleri cümle levâzımât, me’kûlât [ü] meşrûbâtlarımız ve âbdâr meyve-i gûnâ-gûnlarımız getirüp bu cây-ı dilküşâda yek şeb mihmân olduk. Andan cânib-i şimâle nehr-i Araz sâhiliyle gidüp 308a ve Arazı geçidden karşu geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307b–308a ·
metinde göster ·
… alhân ve Sarây ve Haşdek ve Türk kal‘alarından elçiler gelüp sûr içün hedâyâlar
getirmişler. Bu
top şâdmânlarının bir aslı da anlara kal‘anın cebehânesi ve istihkâmın gösterme …
Ve niçe sultânlar dahi cümle sûr libâsların geyinüp muhteşemâne 314a arz-ı kâlây ederek on binden mütecâviz çapur askeri gibi derme çatma ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kımık ve Kumuk ve Kılmak ve Gökdolak ve Moğan ve Kazak tâ’ifelerinden ecnâs-ı mahlûkât âriyetî libâçe ve libâslar ile pür silâh olup kerrenây ve nefîr-i Efrâsiyâb'ların çalarak ve kös-i Hâkânîleri ve tablların ve tabl-bâzların döğerek balaban ve cura sûrnâ fasılları ederek bir alay-ı İrân-zemîn gösterdiler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Hemân bu asker içinden Revân hânı at bırağup gelirken refîkımız Şemahı hânı eydür "Hey Evliyâ Aka! Mine heze Revân hânı geledir" dedikde hân gelüp ibtidâ hakîr ile at üzre görüşüp musâfaha idişüp ba‘dehû Bakü hânıyla bilişüp ve Gîlân hânıyla öpüşüp tâ Bakü kal‘asına üç sâ‘atde varınca âşnâ olduk. Andan zeyl-i Bakü'ye varınca kal‘anın burc [u] bârûlarından ve leb-i deryâda âmâde olan kullelerden ol kadar top endaht edüp şâdmânîler oldu kim kal‘a-i Bakü mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup hakîre hayli cebe satdılar. Meğer bu Bahr-i Haraz'ün karşu garb cânibinde Moskov kralının Ejderhân ve Balhân ve Sarây ve Haşdek ve Türk kal‘alarından elçiler gelüp sûr içün hedâyâlar getirmişler. Bu top şâdmânlarının bir aslı da anlara kal‘anın cebehânesi ve istihkâmın göstermek imiş. Bu hâl üzre kal‘a-i Bakü'ye bin elli yedi senesi mâh-ı Muharrem'inin evvel cum‘a gününde dâhil olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313b–314a ·
metinde göster ·
Mustafâ Ağa imiş. Paşa emre aslâ itâ‘at etmeyüp Istanoz'dan Murtat 360b ova c …
Bu kasabada bu temâşâları edüp cem‘iyyet-i benî Âdemden nâm u nişân kalmayup âsûde-hâl dururken paşa kapusunda bir hây hûy kopdu. Meğer Âsitâne tarafından yigirmi kapucu ile ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîden bir kapucubaşı gelüp paşaya haber etdiler. Cümle asker kat-ender-kat olup paşa huzûruna kapucubaşı kığırup geldikde yüz bin ta‘vîz ile girüp zemîn bûs edüp cümle keçeli kapucular kelb-i sarîh gibi taşrada kalup kapucubaşı yalnız paşa yanında kaldı. Zîrâ Çorum şehrinde paşaya hücûm eden Berber Bayrâm kapucubaşıdan ibret alındı. Ba‘dehû kapucubaşı emirleri paşanın kapucular kethüdâsı Alî Ağa'ya verüp meğer Hezârpâre Ahmed Paşa tarafından emr-i şerîf gelüp "Düstûr-ı mükerremim Mehemmed Paşasın, emr-i şerîfim vardıkda bir ân ve bir sâ‘at durmayıp Erzurûm Karsı eyâletin sana ihsân etmişim. kızılbaş-ı bed-ma‘âşın ol taraflarda ısyân u tuğyânı zâhir olmağıla ol serhadlere gitmek elzem-i levâziminden olmağıla ağırlığın bırağup ılgar ile varup eyâlet-i Kars'a mutasarrıf olup alâmet-i şerîfeme i‘timâd kılasın" deyü bu mü’ekked emr ile Mustafâ Ağa gelüp emr-i pâdişâhî kırâ’at olundukdan sonra paşa "Emr pâdişâhındır, nola" deyüp ol ân İmâd Ağa'ya bir kîse-i guruş verüp "Tiz tûğlar gitsin" deyü fermân edüp İmâd Ağa'yı yolladı. Meğer Engürü'de paşanın katline nefîr-i âm getiren bu Mustafâ Ağa imiş. Paşa emre aslâ itâ‘at etmeyüp Istanoz'dan Murtat 360b ova câniblerine doğr[u] gitmek fermân olup ol sâ‘at Varvar Alî Paşa'dan muhabbetnâmeler ile kapucubaşılarından Melanlı Huseyin Ağa geldi. Netîce-i mektûb-ı muhabbet-üslûb budur kim "Benim veliyyi ni‘amın oğlu efendim, sultânım! Mesmû‘umuz oldu kim Erzurûm'dan ma‘zûl olalı bu şiddet-i şitâda niçe berzahlar çeküp meşakkat-i râh çekerek Kızılırmak geçidinde azîm hasâreler çeküp vâfir âdemleriniz gark-ı âb olmuşdur. El-hükmülillah. Hemân sizler sağ olasız. İnşâallahu Te‘âlâ an karîbi'z-zamân Cenâb-ı Bârî yârı kılup ivazın eder. Bizim ahvâl-i pür-melâlimizden su‘âl ederseniz Âsitâne tarafından bir kapucubaşı hatt-ı şerîf ile Sivas'a gelüp İpşir Paşa oğlumuzun hâtûnu ki Gürcîstân'da Mavrol Hân'ın kerîmesi Perîhân'dır, anı bizden emr-i şerîf ile Sultân İbrâhîm Hân vezîri Ahmed Paşa ilkâsıyla kerreteyn evâmir u hatt-ı şerîfler vârid olup nâ-şer‘îdir deyü vermeyüp Tokat kal‘asında dizdâra verüp cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyihlere emânetullah deyü sicille kayd edüp verdim. İpşir Paşa oğlum bu ahvâli istimâ‘ edüp mektûb-ı dürerbâr gönderüp buyurmuş kim ‘benim efendim ve peder-i azîzim, Allah senden râzî ola. Ehlimi vermemişsin. Eğer verirsen dü cihânda iki elim yakandadır ve rûz-ı mahşerde mes’ûl olursun ve eğer bu husûs içün pâdişâh tarafından bir ser-encâm çekersin. Her ne gûne maksûd [u] merâmına göre yoluna bin cân ile yüz bin baş ve İpşir oğlunun başı yoluna fedâdır’ deyü mektûbları geldi. Bu mahallerde İpşir'in hâtûnun pâdişâha nâ-şer‘î vermediğim pâdişâhın mesmû‘-ı hümâyûnları olıcak Sivas'dan bizi ma‘zûl edüp iki def‘a katlimize hatt-ı şerîfler gelüp avret hatıriyçün avret sözüne uyan avretden kötüdür, deyü hamd-ı Hudâ başımız vermeyüp Sivas'dan ma‘zûlen yedi bin asker ile hâlâ Turhal sahrâsında basîret üzre olup meks edüp günden güne tevâbî‘lerimiz gelüp cem‘ olmadadır. Ve İpşir Paşa oğlum Karaman eyâletiyle gelüp ve niçe ma‘zûl mîr-i mîrânlar ve sâ’ir ümerâlar gelüp cem‘iyyet-i kübrâ ile Üsküdar'a varup şer‘ ile da‘vâmız görüp yetmiş kimesnenin katlin isteriz. Bir vezîr oğlu vezîrsin, mührü sana, Mısr'ı bana, İpşir oğluma Şâm'ı, Süleymân Paşa oğluma Bağdâd'ı, Çavuşzâde oğluma Haleb'i, Melek Ahmed Paşa oğluma Erzurûm'u isteriz. İmdi benim efendim oğlu efendim, bu mektûb-ı muhabbet-üslûbumuz varup vüsûl buldukda bir ân ve bir sâ‘at durmayup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek biri birimizle haberleşerek deryâ-misâl asker ile gelüp Bursa altında cem‘ olavuz ve yedi vezîr ve on mîr-i mîrân ve bî-hisâb mîr-i livâlar ile yek-dil [ü] yek-cihet olup adl-i adâlet edüp bir beyza-i mürğu bir akçeye alarak Âsitâne-i sa‘adet tarafına varup murâfa‘a-i şer‘ olavuz", deyü eblehâne mektûblar tahrîr eylemiş. Paşa mektûbları kırâ’at edüp hakîre eydür: "Ne ahmak herifdir. Mektûbunda cemî‘î hamâkatin ve bî-tedbîrliğin ifşâ etmek içün hâl-i dilin i‘lâm eylemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 360a–360b ·
metinde göster ·
… er, ammâ sudan bir katre nâm [u] nişân yok idi. Su‘âl edenlere, "Nîl'i bu şehre
getirüp bu
çöller içre cereyân etdirüp imâr etsem gerek" der idi. Âhir Mısır'a varup şehr- …
İbtidâ bu nehrin sebeb-i tulû‘ı bi-kavl-i müverrihîn sâhib-i Tuhfe oldur kim Hazret-i Risâlet-penâh asrında Hamâ şehri gâyet susuz olup tâ’ife-i Yahûd'dan İzâ’îl nâm bir Yahûdî bir su dollâbı yapup âmâde eder, ammâ sudan bir katre nâm [u] nişân yok idi. Su‘âl edenlere, "Nîl'i bu şehre getirüp bu çöller içre cereyân etdirüp imâr etsem gerek" der idi. Âhir Mısır'a varup şehr-i Mansûre dibinde Nîl'den dörd şişe su alup bir efsûn-ı ibret-füsûn okuyup "Azm-i râh-ı Hamâ deyüp gitdikçe nehr-i Nîl'in bir fırkası hemân bu Yahûdî'nin ardı sıra yeri yarup tâ Menzile şehrine gelüp andan Yafa şehri hâmûnu içre gelürken ol fezâda bilâd-ı Askalân'dan Cezîre-i Kıbrıs'a varılır deryâ içre bir incecik yol var idi, cemî‘i kârbân halkı şehr-i Askalân ve Arz-ı Hâsân ve şehr-i Arîş ve şehr-i Taberistân ve şehr-i Filistîn ve şehr-i Kefirnâhûn'dan ya‘nî Sıfıt şehrinden cümle tüccâr-ı berr [u] bihâr bu yol ile cezîre-i Kıbrıs'a giderlerdi. Ol mahalde sihr ile nehr-i Nîl bu Menzile şehrinden geçerken {ol sehhâr şîşenin birin yere uruncu bi-emrillah yerden Nîl kaynayup bir buhayre-i azîm olup} Kıbrıs yolun gark edüp Arîş ve Gazze ve Askalân ve Yafa ve Teyme kal‘ası şehirlerine varınca hâlâ başka bir buhayre-i azîmdir. Şâm'dan Mısır'a giderken Arîş tarafların geçerken bu buhayre nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23b ·
metinde göster ·
Evvelâ ma‘bedgâh-ı kadîm ve ziyâretgâh-ı azîm-i şehr-i Edirne: Dest-i küffârda iken Hacı Bektâş-ı Velî izniyle Sefer Şâh Sultân üç yüz aded fukarâsıyla ibtidâ gelüp Hıdırlık nâm mevzi‘de mihmân olup onda bir mescîd binâ etdiler. Ba‘de'l-feth Gâzî Hudâvendigâr onu tevsî‘ edüp Câmi‘-i Hudâvendigâr oldu. Ahâlî-i Edirne'nin zu‘mlarınca Gâzî Hudâvendigâr Kosova gazâsında şehîd oldukda vükelâları kalbin Edirne şehrine getirüp bu Hıdırlık'da binâ etdüğü câmi‘-i sağîrde defn etdiler" derler ammâ galatdır. Kosova sahrâsında nehr-i Gülâb kenarında bir kubbe-i âlî içinde kalb-i Murâd Hân medfûndur. Melek Ahmed Paşa vâlî-i Rûm iken hakîri mezkûr kubbenin ta‘mîr [u] termîmine me‘mûr edüp bâğ-ı İrem etdiğimden ma‘lûmumdur. İşte bu vech üzre Edirne'de câmi‘-i evvel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151b ·
metinde göster ·
… çe yüz deve yük gûnâ-gûn somakî ve mermer ve yarekânî ve zenbûrî seng-i ebrîler
getirdüp bu
hammâma döşemiş. Hakkâ ki bir hammâm-ı ibretnümâ etdirmiş kim misli meğer Şâm'd …
Andan Behrâm Paşa hammâmı: Bu paşa-yı zîşânun aslı Gazzevî olmağile Arabistân'da gördüğü gibi bir hammâm-ı musannâ‘ binâ etmeğiçün Gazze ve Kudüs'den üstâd-ı kâmil bennâlar ve ruhâmkârlar getirdüp ve niçe yüz deve yük gûnâ-gûn somakî ve mermer ve yarekânî ve zenbûrî seng-i ebrîler getirdüp bu hammâma döşemiş. Hakkâ ki bir hammâm-ı ibretnümâ etdirmiş kim misli meğer Şâm'da Defterdâr hammâmı ola yâhûd diyâr-ı Mısır'da Menfelût şehrinde Osmân Beğ hammâmı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204a ·
metinde göster ·
Hâkimü'l-vakitlerin beyân eder: Evvelâ sancak beğinden ve alâybeğinden mâ‘adâ hâkimi yokdur. Yüzelli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) aded kurâdır. Müftî ve nakîbi yokdur. Ammâ subaşısı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı vardır. Ammâ derûn-ı kal‘ada Dergâh-ı âlî yeniçerilerinden dizdârı var ve üç yüz aded dörd bölük neferâtları vardır kim cümle mevcûddur. Zîrâ Acem serhaddidir. Hatta dizdârı kal‘anın garbîsinde top-ı tavîl menzili Erçîş çayı köprüsünden öte tarafa dizdârı geçerse hâkimi Van paşasına dizdârı "Terk-i kal‘a" deyü arz edüp ma‘zûl ederler. Ta bu mertebe serhadd-i azîmdir ve cezîre yerdir ve iskelesinde bir liman-ı azîm vardır kim Van gemileri bâzergânlar getirüp bu Ercîş'den diyâr-ı Erzurûm'a gider, ma‘mûr benderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245a ·
metinde göster ·
… endi himmetiyle defterhâne-i Van'dan Süleymân Hân defterlerin ve kânûnnâmelerin
getirüp bu
hakîr-i pür-taksîr cümle livâlardaki timâr u ze‘âmetleri tahrîr etdik. Lâkin dö …
Bu merkûm sancaklarda bu mertebe timâr u ze‘âmet olduğu Van Defterdârı Şânî Efendi himmetiyle defterhâne-i Van'dan Süleymân Hân defterlerin ve kânûnnâmelerin getirüp bu hakîr-i pür-taksîr cümle livâlardaki timâr u ze‘âmetleri tahrîr etdik. Lâkin dörd aded hükûmetlerde olan timâr u ze‘âmetlerin niçesi Bitlîs hânına ve niçe yüzü Hakkarî hânına ve Mahmûdî ve Pinyanişî beğlerine hâs kaydıyla ihsân olunmuş timâr ve ze‘âmetler olduğundan tahrîr olunmadı. Ve bâlâda Van defterdârı ve çavuşlar kethudâsı ve emîni ve kâtibi ve defter kethudâsı ve timâr defterdârı ve'l-hâsıl (---) aded erbâb-ı dîvân hâcelerinin hâsları ve ze‘âmet ve timârları cümle bâlâda mahalliyle tahrîr olunmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255b ·
metinde göster ·
… . Elbette ve elbette cidd ü ihtimâm-ı tâm ile sa‘y-i belîğ edüp Abdâl Hân'ı ele
getiresiz. Bu
evlâdları dahi andan bîzârlardır. Bizler dahi cümlemiz gam-hârlarız" deyü tazal …
Paşa-yı zûfünûn eydür: "Cümlenizin ricâları cânım ve başım üzre ammâ bu beği size hân edersem mu‘în u zahîr olur musuz" dedikde, cümle bây u gedâ ve pîr u cüvân ve ulemâ-yı meşâyihân-ı a‘yân kasem Billah u Tallah edüp "Cümlemiz bu Ziyâeddîn'in dini uğuruna ve bir ser-i mûyuna bîd-i ser tıraş etdirüp cânlarımız râhına fedâ ederiz. Zîrâ elli senedir kim koca hânın derdin çeküp niçe kerre şehrimiz böyle âlân u tâlân ve halkımız zulmünden nâlân olmuşdur. Anınçün bu Ziyâeddîn'in yoluna hâk-i râh oluruz. Ammâ ey vezîr senden ricâ-yı evvelimiz oldur kim çünki böyle bir iş olup bu kadar cân telef oldu. Elbette ve elbette cidd ü ihtimâm-ı tâm ile sa‘y-i belîğ edüp Abdâl Hân'ı ele getiresiz. Bu evlâdları dahi andan bîzârlardır. Bizler dahi cümlemiz gam-hârlarız" deyü tazallum etdiklerinde, hemân paşa-yı pür-tedbîr Ercîş ve Âdilcevâz ve Muş beğlerini Hân'ın ardı sıra aramağa me’mûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274a ·
metinde göster ·
… ir. Ve beher sene niçe bin Acem merhûm olup tâ diyâr-ı Acem'den merhûmun na‘şın
getirüp bu
âsitâne civârında defn ederler. Bu kasaba halkı cümle İmâm Mûsâ huddâmıdır. Ve …
İmâm Hüseyin vâlidesi Hazret-i Fatımatü'z-Zehrâ binti Hazret-i Resûl-i Kibriyâ Muhammedü'l-Mustafâ'dır. Rıdvânullahi Ta‘âlâ aleyhim ecma‘în. Bu kasaba-i ma‘mûr içre Hazret-i İmâm Mûsâ Kâzım evc-i âsumâne ser çekmiş bir kubbe-i bâlâ içre medfûndur kim Hârûnu'r-Reşîd binâsıdır. Sandûkası ve dervezesi ve âsitâne-i âlîsi cümle sîm-i hâlis ile mebnîdir. Ve kubbe-i pür-envârının derûnunda ol kadar musanna‘ maslûbât-ı âvîzeler ve kanâdîl-i murassa‘ ve çerâğdân u şem‘dânlar var kim vasfında lisân kâsır ve midhatinde kalem kâsirdir. Evkâf-ı azîm olduğundan iki yüz aded huddâmları vardır. Ve cemî‘i diyâr-ı Acem'den nezerâtlar gelir. Ve beher sene niçe bin Acem merhûm olup tâ diyâr-ı Acem'den merhûmun na‘şın getirüp bu âsitâne civârında defn ederler. Bu kasaba halkı cümle İmâm Mûsâ huddâmıdır. Ve bu rabta Kuşlar kal‘ası hâkinde Şatt'ın kıblesinde ve Mekke türâbında ve Şatt kenârında iki bin bâğlı u bâğçeli ve hurmalı ma‘mûr kasabadır kim Şatt'ın karşu Bağdâd hâkinde İmâm-ı A‘zam ile İmâm Mûsâ birbirine mukâbildir. Mâbeynehümâlarından Şatt cereyân eder. Ve bu rabtada niçe bin kibâr-ı evliyâullâh medfûn olduğu Bağdâd ziyâretgâhında mastûrdur. Ve bu kasabada İmâm Mûsâ Kâzım câmi‘i ve hân u hammâmı ve mesâcid ü tekyeleri ve üç yüz mikdârı dükkânları vardır. Cemî‘i bây u gedâ-yı züvvâra ni‘meti mebzûl imâret-i ıt‘âmı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345a ·
metinde göster ·
… mış kavs-ı kuzahdan nişân verir bir cisirdir. Üstâd-ı bennâ var kuvvetin bâzûya
getirüp bu
cisrin yemîn [ü] yesârında olan pâyelerine eyle rıhtım-ı Şeddâdî esâs bırağup ü …
Ammâ bu Hasankeyf cisri temâşâ olıcak vâcibü's-seyr pül-i ibret-nümâdır. Şatt üzre, eyle bir dîvâne cereyân eder nehr-i arîz ü amîk üzre, Kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp eflâke kemend atmış kavs-ı kuzahdan nişân verir bir cisirdir. Üstâd-ı bennâ var kuvvetin bâzûya getirüp bu cisrin yemîn [ü] yesârında olan pâyelerine eyle rıhtım-ı Şeddâdî esâs bırağup üzerine bir kemer inşâ etmiş kim şehr-i Medâyin'de Tâk-i Kisrâ-yı Enûşirvân bu tâk-i Havernak'ın yanında bir bend-i revâkdır ve bu cisrin yemîn [u] yesârı cümle boşdur. Hâne hâne kâ‘a kâ‘a müte‘addid hücreler ve ıstabl-ı azîmler ve her hücrede Şatt'a nâzır pencereler ve şâhnişînler ile inşâ olunmuşdur. Bu cisir gûyâ nehr-i Batmân-ı azîm üzre inşâ olan Batmân cisrine müşâbihdir. Zîrâ Batmân cisri mukaddem binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… ahalde Paşa eydir: "Bu vâkı‘anın ta‘bîri gelüp zuhûr etsin. Tîz bana bir cerrâh
getirin. Bu
vâkı‘ayı ben ilhâm-ı Rabbânî ile ta‘bîr etdim ki ensemden bu mâddeyi yardırırım …
Hemân ol mahalde Paşa eydir: "Bu vâkı‘anın ta‘bîri gelüp zuhûr etsin. Tîz bana bir cerrâh getirin. Bu vâkı‘ayı ben ilhâm-ı Rabbânî ile ta‘bîr etdim ki ensemden bu mâddeyi yardırırım. Tîz cerrâh getirin" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 33a ·
metinde göster ·
Bu kal‘alar dahi savlet-i pâdişâh-ı şehriyârîye tâkat
getiremeyüp bu
kal‘aları küffâr boş bırağup içlerine asker konulup zabt olundukda bu kal‘alard …
Bu kal‘alar dahi savlet-i pâdişâh-ı şehriyârîye tâkat getiremeyüp bu kal‘aları küffâr boş bırağup içlerine asker konulup zabt olundukda bu kal‘alardan aşağı Belgrad'a nehr-i Tuna ile imdâd ve zahîre geçemeyüp derûn-ı Belgrad'da olan küffâr-ı dûzah-karâr mutazayyıkkâr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 111b ·
metinde göster ·
… l tarafların dahi bu kadar yüz yıldan berü kesüp iki yüz arşın kadar enli deryâ
getirüp bu
tarafda bu kal‘a hidmetine me’mûr bir azîm mavuna gemisi ve limanında altı aded …
Bahr-i Venedik körfezi, ya‘nî Bundukanî denizi kenârında Bosna serhadlerinde Kırka sancağı hâkinde bir kayalı yalçın burunda şekl-i murabba‘dan maşrıkdan garb tarafına tûlânî bir alçak kaya üzre çakmak taşı gibi seng-i tırâş ile mebnî bir kal‘a-i savaşdır, ammâ yanına varılup seyr [ü] temâşâ etmek mümkün değildir. Ancak kıblesi cânibi ve batısı cânibleri deryâdır ve maşrık tarafı sehel karaya muttasıl imiş. Ol tarafların dahi bu kadar yüz yıldan berü kesüp iki yüz arşın kadar enli deryâ getirüp bu tarafda bu kal‘a hidmetine me’mûr bir azîm mavuna gemisi ve limanında altı aded kadırgası yatırdı ve derûn-ı hisârda yetmiş aded kenîse çanlıkları nümâyân idi kim cümlesinin alemleri altun mutallâ haçlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b ·
metinde göster ·
kerre küffâr cümle seyishâneleri ve niçe atları dağlara götürdüler ve sehel git …
El-hâsıl küffâr gitdikçe galebe 54a edüp bir kerr[e] âh u feryâd ederek mağlûb olup târumâr olup çingâneler dedüğü gibi "Zuşte panu pine valu ormanos keres" etdikleri gibi bizler dahi küme küme ormanlara girdik, ammâ çok uzak gitmedik. Küffâr bizi komayup ibtidâ atlara sarılalım derken hikmet-i Hudâ atların niçesi bize doğru gelüp ve niçesi dağlarda birbirleriyle anlar da çekişerek boğuşup döğüşerek serserî gezerlerken niçe gâzîlerimiz varup atların dutup getirdiler. Bu kerre küffâr cümle seyishâneleri ve niçe atları dağlara götürdüler ve sehel gitmeden dağlar içre yükleri yıkup cümle mâlı pay etmeğe oturdular. Küffâr-ı murdâr gözümüz önünde mâlımızı yağmâ ederken biz dahi cümle bir yere geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53b–54a ·
metinde göster ·
Niçeler de "Yok diyâr-ı Alaman'dan nehr-i Tuna ile sallar üzre zamân-ı keferede
getirüp bu
mahalle vaz‘ etdiklerinde ba‘dehu Kâsım Paşa bu hammâm kubbesin üzerine binâ et …
Niçeler de "Yok diyâr-ı Alaman'dan nehr-i Tuna ile sallar üzre zamân-ı keferede getirüp bu mahalle vaz‘ etdiklerinde ba‘dehu Kâsım Paşa bu hammâm kubbesin üzerine binâ etmişdir" deyü niçe yüzden güft ü gûlar ederler, ammâ ibret-nümâ-yı mücellâ havz-ı latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68a ·
metinde göster ·
… p niçe kral-ı bed-fi‘âller bu irşek papasa birer ikişer milyon akçe nezerât mâl
getirirlerdi. Bu
irşek dahi cemî‘i mâlı bu kal‘a-i Üstürgon'a sarf edüp cedd-i nâ-pâki olan Koca …
Üçüncü tabakada bu Üstürgon irşeki gorona sâhibi papasın ma‘bedhânesi olup tahtgâh-ı Lagoş Kral olup cemî‘i krallar ve cemî‘i Macaristân ve Firengistân Nasârâları Üstürgon sâhibi olan irşek papası ziyârete gelüp niçe kral-ı bed-fi‘âller bu irşek papasa birer ikişer milyon akçe nezerât mâl getirirlerdi. Bu irşek dahi cemî‘i mâlı bu kal‘a-i Üstürgon'a sarf edüp cedd-i nâ-pâki olan Koca Mihadi Laslo Kral'ın binâ etdiği kal‘a-i Üstürgon'u ve iç kal‘ada olan Kızılelma deyrini ve nehr-i Tuna kenârında bir varoş-ı azîmini ol kadar amâr edüp ol kadar tezyîn etdi kim cemî‘i kâfiristândan her sene niçe yüz bin küffâr gelüp Kudüs-i Şerîf gibi bu Üstürgon'u ziyâret edüp irşek papasa nezerâtlar verirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91b ·
metinde göster ·
… ahi gelüp serâperde önünde bu kadar üsârâları getirenlere in‘âmlar olunup "Yine
getirenler bu
esîrin boynun ursunlar" deyü fermân olunca el-azametullâh dörd bin aded ibâdull …
Ba‘dehu Budin vezîri Siyâvuş Paşa bürâderi Hüseyin Paşa kolundan Budin ve Üstürgon gâzîleri dörd bin aded esîrler dahi gelüp serâperde önünde bu kadar üsârâları getirenlere in‘âmlar olunup "Yine getirenler bu esîrin boynun ursunlar" deyü fermân olunca el-azametullâh dörd bin aded ibâdullâhı serâperde önünde çökerüp yüz, yüz elli yerde cellâd-ı bî-amânlar bu kadar mahlûk-ı Hudâ'ya şaka şak taka tak ol kadar seyf-i miczem urdular kim şakırdısı evc-i arâka çıkup her kâfir koyun ve kuzu gibi meleyüp elleri bağlı ve ciğerleri dâğlı bunlara kâmil bir sâ‘at-i nücûmîde eyle şemşîr-i âteş-tâb-ı perrân urdular kim böyle seyf-i zü'l-yezeni Rüstem ü Restân ve Sâm u Nerîmân ve Güstehem ü Tihemten urmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 106b ·
metinde göster ·
Andan Leh kapudanı üç yüz kefere ile iki hınto araba yükü elli kîse guruş
getirüp bu
Holçar varoşunda alınan iki bin esîri Tatar'dan aldılar, ammâ hakîr yedi aded k …
Andan Leh kapudanı üç yüz kefere ile iki hınto araba yükü elli kîse guruş getirüp bu Holçar varoşunda alınan iki bin esîri Tatar'dan aldılar, ammâ hakîr yedi aded kefere esîrlerim vermeğe sehel tereddüd etdim. Âhir yedi kâfir içün bu hakîre iki kîse guruş verüp aldılar, ammâ meğer birisi bir kal‘a kapudanı imiş, peşîmân oldum, ammâ çi fâ’ide, ba‘de harâbi'l-Basra.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129b ·
metinde göster ·
… dan Grand Ban binâsıdır. Hatta Grand Ban tâc-ı İskender'i diyâr-ı Acem'den bile
getirüp bu
kal‘a içre tâcı pinhân edüp ol tâc sebebiyle bu kal‘a amâr olup şehr-i mu‘azzam …
Lisân-ı Latin'de Vişe (---)(---) derler, grad kal‘a nâmıdır. Lisân-ı Nemse'de ismi (---)(---), lisân-ı Macar'da nâmı (---)(---) dır, ammâ elsine-i nâsda galat-ı meşhûr ile Vişigrad derler, ammâ bânîsi Menûçehr evlâdlarından Grand Ban binâsıdır. Hatta Grand Ban tâc-ı İskender'i diyâr-ı Acem'den bile getirüp bu kal‘a içre tâcı pinhân edüp ol tâc sebebiyle bu kal‘a amâr olup şehr-i mu‘azzam olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28a ·
metinde göster ·
… lar ve çırnıklar işleyüp Eflak vilâyetinden Osmânlı vilâyetlerine metâ‘ götürüp
getirirler. Bu
nehri gemiyle ubûr etdiğimizden sonra yine cânib-i şarka nîm sâ‘at gidüp,
Bu nehr-i âb-ı zülâl tâ Erdel diyârı yaylalarından bu Eflak vilâyetine gelince üç yüz aded enhâr-ı sağîreler karışup nehr-i Tuna'ya Nigebolı kal‘ası mukâbelesinde Çul kal‘ası kurbunda ümmü'n-nehirân olan Tuna'ya mahlût olur. İçinde ba‘zı ufak gemiler ve kayıklar ve çırnıklar işleyüp Eflak vilâyetinden Osmânlı vilâyetlerine metâ‘ götürüp getirirler. Bu nehri gemiyle ubûr etdiğimizden sonra yine cânib-i şarka nîm sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·
… unun {oğlu} Toluy neslinden olan Menkirtim Hân ibn Tağar Hân'ı hân edüp Kırım'a
getirdiler. Bu
dahi Maskov ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Filimenk ve Macar ve Kurs ve Nemse ve İsl …
Ba‘de[hu] sene 666 târîhinde Bereket Hân merhûm olup Eski Salâ'da medfûndur. Anın bir tıfl-ı nâ-resîde oğlu bir yaşında olmak ile atalıkları birbirlerine düşüp âhır Cingiz Hân'ın hâl-i hayâtında velîahd edindiği dördüncü oğlunun {oğlu} Toluy neslinden olan Menkirtim Hân ibn Tağar Hân'ı hân edüp Kırım'a getirdiler. Bu dahi Maskov ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Filimenk ve Macar ve Kurs ve Nemse ve İslovin ve Tot ve Korol kralların cümle harâca kesüp Krakov vilâyetlerinden Daniska vilâyeti seferine gidüp hisâbın Cenâb-ı Bârî bilir mâl-ı hazâ’in üsârâlar ile cezîre-i Kırım'a gelüp ana dahi Arapça âyeti fermânı gelüp sefer-i hakîkîye azm-i cinân edüp yeri dâr-ı İlliyyîn ola. Hâlâ kabri Mankıt elindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 199a ·
metinde göster ·
Bu rabta-i zîbâ nehr-i Çınârlı kenârında cümlesi üç yüz aded hâneli sâfî kefere re‘âyâlı büyük köydür kim hâkim İbrâhîm Paşa müttevellîsidir. Bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olup yılda bir kerre bu nehr-i Çınârlı'nın kenârından iki kerre yüz bin ve üç kerre yüz bin benî âdem Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Semerkand u Laristân ve Moltan ve Macar ve İsfeç ve Nemse ve Leh u Çeh ve İsfaç ve İşpanya ve Ciniviz ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır u Şâm ve Haleb u Irâk'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘a-i ırakdan cemî‘i memâlik-i mahrûselerin ankâ bâzergânları niçe kerre yüz bin guruşluk metâ‘-ı zî-kıymetlerin getirüp bu sahrâ-yı lâlezâr çemenzârda hayme vü hargâhları ve bâr [u] büngâhlarıyla konup metâ‘ların fürûht etmeğe başlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
… . Ve niçe bin denk beyâz sekerled ve beyâz saya çukaları Frengistân'dan yük yük
getirüp bu
cezîrede mezkûr kök ile la‘l-gûn çukalar boyanup bu kökden her sene niçe yüz bi …
Ve bu cezîre-i Zakilse'de pırankop(?) derler bir gûne kök peydâ olur. Bundan Frengistân'a niçe bin yük yük götürürler. Ve niçe bin denk beyâz sekerled ve beyâz saya çukaları Frengistân'dan yük yük getirüp bu cezîrede mezkûr kök ile la‘l-gûn çukalar boyanup bu kökden her sene niçe yüz bin altun hâsıl olur. Anıniçün Venedik kâfiri bize Aya Mavra gibi kal‘a-i bî-hâsılı verüp yerine pür-mahsûl izakilse cezîresin aldı. Ammâ bu Zakilse bizim elimizde iken ol kökden kimsenin haberi olmayup Girid mankırı gibi bir fülûs-ı ahmer hâsıl olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
Ve iki konak yerden bu şehr-i azîme niçe bin kemerler ile âb-ı hayât sular getirmişler. Bu şehr-i harâbistânın seyr [ü] temâşâsında âdem âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen eder. Sebeb-i harâbiyyeti zamân-ı kadîmde Ikrît kralı ya‘nî Girid'i amâr eden Ikrît kralın oğlu Rûm pâdişâhı olan putperest Martin-i pelîd nâm kral-ı dâll Karlıeli kralı üzre bin pâre gemilerle gelüp bu şehir Karlıeli kralı Markonton nâm kralın tahtı iken Karlıeli kralını Girid kralı Martin putperest katl edüp yedi ayda bu şehr-i Pireveze-i azîmi harâb [u] yebâb niçe bin Îsevî Rûmların esîr-i kebâb hânelerin türâb edüp hâlâ böyle kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344b ·
metinde göster ·
… ve atlar ve rahtlar cümle bunlardadır. Bir gecede bizi bu şehre Q 14aP 14a
getirüp bu
bâğ evlerinde bizi hıfz ederlerdi." deyü cevâb edince yeniçeri serdârı bunları …
"Vallâhi Demirci şehrinden bunlar bizi ayardup aldığımız mâl ve atlar ve rahtlar cümle bunlardadır. Bir gecede bizi bu şehre Q 14aP 14a getirüp bu bâğ evlerinde bizi hıfz ederlerdi." deyü cevâb edince yeniçeri serdârı bunları zencîre kayd-bend edüp anlardan bize üç yüz guruş cerîme alıverüp hamd-i Hudâ memâliklerimiz ve sâ’ir serîka olan havâyiclerimiz bî-kusûr hâsıl oldu. Ve rü’yâmızda müjde eden sâhib-i hânemiz Şeyhî Çelebi'ye gelüp mübârek dest-i şerîfin bûs etmeğe kasd etdükde rızâ vermediler ve aslâ bu ahvâle münâsib bir güft [ü] gû etmediler. Böyle bir ulu sultân hânemiz sâhibini vâkı‘amızda görüp işâretleri sebebiyle gulâmlarımızı bulduk. Ve köleler tâ’ib ü tâhir olup birin sünnet edüp Kula şehrinde azîm şâdumânlar edüp bir kaç gün dahi seyr [ü] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25b ·
metinde göster ·
… ğa çalışırlar. Ve cümle halk ol zu‘mdadırlar kim Me’mûn Halîfe Mısır'dan defîne
getirüp bu
kal‘ayı inşâ edüp cümle hazînesin bu kapuda mutalsam edüp kenz etmiş ola. Ve ga …
Ve yine bu kapunun iki cânibinde beyâz mermer kitâbeler içinde gûnâ-gûn kûfî hatlar ile Arabî ve Süryânî hatlar ile vâcibü's-seyr yazular var kim âdem hayrân olur. Cümle seyyâhân-ı cihân anı kırâ’at edüp tılısımât çıkarmağa çalışırlar. Ve cümle halk ol zu‘mdadırlar kim Me’mûn Halîfe Mısır'dan defîne getirüp bu kal‘ayı inşâ edüp cümle hazînesin bu kapuda mutalsam edüp kenz etmiş ola. Ve garb cânibine İskele kapusu ve şark cânibine Adana kapusu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y152b ·
metinde göster ·
… diler. Derhâl Cenâb-ı Hak tarafından Cibrîl-i Emîn bir tabak buğday sünbüleleri
getirüp bu
mescid mahallinde bir sifâl içre tabh edüp Âdem Havvâ'ya ta‘lîm edüp tenâvül et …
Mescid-i matbah-ı Hazret-i Âdem aleyhi's-selâm: Kaçan kim Âdem [ü] Havvâ bu Arafât'da birbirleriyle mülâkat olduklarında be-kavl-i Cerîr-i Taberî Y 319b mâh-ı Muharrem'in on ikinci gün yevm-i Âşûrâ'da buluşduklarında karınları acıkdı. Bu vâdîde serserî gezdiler. Derhâl Cenâb-ı Hak tarafından Cibrîl-i Emîn bir tabak buğday sünbüleleri getirüp bu mescid mahallinde bir sifâl içre tabh edüp Âdem Havvâ'ya ta‘lîm edüp tenâvül etdiler, def‘-i cû‘ edüp Rabbü'l-âlemin'e hamd etdiler. Sâhib-i Tuhfe kavli üzre ibtidâ Hazret-i Âdem edîm-i arzda hâsıl olduğıyçün Âdem dediler ve ba‘de'l-hubût yine edîm-i arza nüzûl edüp ot otlardı. Tâ ki Havvâ ile buluşdukda Hazret-i Cibrîl'in ta‘lîmiyle ibtidâ çorba yediler ve hâlâ elsine-i nâsda bir âdem bir âdemi hânesine da‘vet eylese
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319a–Y319b ·
metinde göster ·
… ab: Cenâb-ı Bârî hitâb-ı kün ile arz [u] semâvat ve yedi deryâyı ademden vücûda
getirdikde bu
Bahr-i Kulzüm içre bu şab yok idi. Ba‘dehu cemî‘i düşmen Mekke-i mükerremeye ka …
Der vasf-ı eşkâl-i şab: Cenâb-ı Bârî hitâb-ı kün ile arz [u] semâvat ve yedi deryâyı ademden vücûda getirdikde bu Bahr-i Kulzüm içre bu şab yok idi. Ba‘dehu cemî‘i düşmen Mekke-i mükerremeye kasd edüp niçe kerre Mekke üzre düşmen istîlâ etdiler. Husûsâ Ashâb-ı Fîl ve Ebrehe ve (---)(---) kıssaları cemî‘i kütüb-i mu‘teberelerde mastûrdur. Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldikde Mekke ve Medîne'nin inkırâzü'd-devrân yedi düşmenden masûn [u] mahfûz olmasıyçün du‘â etdükde Cenâb-ı Bârî bu Bahr-i Kulzüm'ün Yemen câniblerinde ve Habeş taraflarında tâ Süveys benderine varınca emr edüp şab hâsıl oldu. Bundan küffâr-ı Portakal haberdâr olmayup üç yüz pâre gemi ile Mekke kasdına Cidde'ye gelüp cümlesi şabdan pâre pâre olup helâk oldular. İlâ hâze'l-ân küffâr Mekke üzre gelmeğe tevbe etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370b ·
metinde göster ·
… câcı ganîmet ederler. Ve teberrüken Mısır'dan bu mahalle on yedi konak Nîl suyu
getirirler. Bu
mahal dahi şerîf hükmündedir. Emn-i emândır.
Bunda kal‘a dizdârı ve merdüm-i hisârı vardır. Ve bunda Mısır'ın Ezlem karşıcıları kâr içün iki menzil ileri bu mahalle gelüp huccâcı ganîmet ederler. Ve teberrüken Mısır'dan bu mahalle on yedi konak Nîl suyu getirirler. Bu mahal dahi şerîf hükmündedir. Emn-i emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y373b ·
metinde göster ·
Ol cengde Eşkaf-ı Kıptî nâm [kimesne] Mukavkıs'dan mektûblar
getirüp bu
cengde bulunmuş idi. Rûmîlerin münhedim olduğun görüp Mısır'da Mukavkıs'a haber …
Ol cengde Eşkaf-ı Kıptî nâm [kimesne] Mukavkıs'dan mektûblar getirüp bu cengde bulunmuş idi. Rûmîlerin münhedim olduğun görüp Mısır'da Mukavkıs'a haber eyledi. Kıbtîler Rûmîlere ta‘nalar etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15a ·
metinde göster ·