câmi‘-i şerîfin cümle bâbların ol levhalardan inşâ etmişlerdir. Hâlâ gemi mismâ …
Mürûr-ı eyyâm ile keştî-i Nûh levhaları Cebel-i Cûde üzre kalup tâ Vezendon kıral asrında kızı Ay Sofya, Ayasofya'yı binâ ederken Hazret-i Hızır'ın ta‘lîmiyle Nûh Nebî keştîsinin tahtaların getirüp bu câmi‘-i şerîfin cümle bâbların ol levhalardan inşâ etmişlerdir. Hâlâ gemi mismârı olan yerleri zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
… re avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda
getirüp bu
Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile …
Ve İskender-i Zülkarneyn kaçan kim Sedd-i Ye’cûc'ü binâ edüp bir kaç gûl-i beyâbânı ve 130b bir kaç aded mehîb dîv-i sefîdleri ve Çerâkize vilâyetinde olan kûh-ı Elburz'de sâhir oburları ve Abaza diyârında olan Sadşe dağlarındaki sehere avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda getirüp bu Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile kayd [ü] bend edüp habs etmişdi. Bi-emrillâh tılısmât habl kuvvetiyle hareket etmeğe kâdir değiller idi. Yılda bir kerre Cihângîr zemîninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a–130b ·
metinde göster ·
… et-i Îsâ'nın ibtidâ sabâvetde gasl olunduğu taş tekneyi mezkûr ruhbân Kudüs'den
getirüp bu
Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Urum'da Beşiktaş ismiyle bu şehir şöhr …
Zamân-ı kadîmde bu şehir kefere destinde iken ismine kuna petro derlerdi. Ya‘nî "taş beşik" demekdir. Sebebi oldur kim bu şehir zemîni çengelistân-ı hıyâbân iken Yaşka nâmında bir ruhbân râhib bunda bir kenîse-i azîm binâ edüp Kudüs-i Şerîf'de Hazret-i Îsâ'nın rahm-ı mâderden müştak olduğu Beytüllahm nâm mahallinden Hazret-i Îsâ'nın ibtidâ sabâvetde gasl olunduğu taş tekneyi mezkûr ruhbân Kudüs'den getirüp bu Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Urum'da Beşiktaş ismiyle bu şehir şöhret bulup ma‘mûr [u] âbâdân olup ba‘dehu ruhbân mürd oldukda mezkûr taş beşiği Hırkîloğlu ilya nâm kıral ol beşiği Ayasofya deyrinin sağ tarafındaki tabakaya koyup hâlâ ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134b ·
metinde göster ·
… Mısır'dan fîl kadar beledî sarı ve kırmızı ve dargıl ve gûnâ-gûn alaca sığırlar
getirüp bu
dağda komuşdur. Hâlâ Yeni Sarây'da odun çeken araba sığırları anlardandır. Niçe …
Mesîregâh-ı mandıra-i Selîm Hân: Selîm-i Evvel Mısır'ı feth etdükde Mısır'dan fîl kadar beledî sarı ve kırmızı ve dargıl ve gûnâ-gûn alaca sığırlar getirüp bu dağda komuşdur. Hâlâ Yeni Sarây'da odun çeken araba sığırları anlardandır. Niçe bin sığır olmuşdur, bunlara huddâm acemîler odalarından bir oda, iki yüz oğlan odabaşıları ile hidmet ederler. Ve her sığır sürüsünün beşer onar samsonları vardır kim her biri birer arslana benzer köpeklerdir. Ve her sığırın birer ismi vardır. Her biri kırkar ellişer vukıyye süd verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı Câmi‘-i Murâdiyye ibn Çelebi Mehemmed Hân : Bursa'nın cânib-i garbında şehirden taşra başka bir kasabadır kim hân ve câmi‘ ve imâret ve mesâcid ve tekye ve medârisleriyle ma‘mûr ve müzeyyen bâğ u bâğçeli rabta-i âbâdândır. Bir ma‘mûr ve şîrîn ve rûşen-âbâd ibâdetgâh-ı kadîmdir kim bânîsi Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân pederi Koca Sultân Murâd Hân-ı Sânî'dir kim iki kerre Rûm'a pâdişâh olmuşdur. Edirne'de merhûm olup na‘ş-ı şerîfin Bursa'ya getirüp bu câmi‘in sâhasında medfûndur, ammâ câmi‘-i pür-envârı eyle rûhâniyyetli câmi‘-i dilküşâdır kim âdem oğlanı şeb [u] rûz i‘tikâf niyyeti ile yatup kalkup taşra çıkacağı gelmez. Tâ bu mertebe câmi‘-i münevverdir ve iki kubbe ve kıble kapusundan mihrâba tûlu yüz elli ayakdır ve arzı altmış ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahfili sade güzeli tarz-ı kadîmdir ve bir kıble kapusu var. Ve bu câmi‘in târîhi "Zîde ammere men ammerehu" sene 850, bir tabaka bir minâre-i âlîsi vardır. Taşra harem-i kebîrinde azîm çınar-ı müntehâlar var kim her biri eflâke ser çeküp sâyesinde cemî‘î cemâ‘at kesb-i safâ ederler. Bursa'nın bir teferrücgâh yerinde vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i selâtîndir kim niçe şehzâdeler bunda medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
… cümle levâzımât, me’kûlât [ü] meşrûbâtlarımız ve âbdâr meyve-i gûnâ-gûnlarımız
getirüp bu
cây-ı dilküşâda yek şeb mihmân olduk. Andan cânib-i şimâle nehr-i Araz sâhiliyl …
Menzil-i Tut âlûsı: Bir çemenzâr, sahrâ-yı lâlezârdır. Niçe yüz bin sâyedâr dıraht-ı müntehâları vardır. Dârları, deyyâr[ları] yokdur. Hemân bir çerâgâh, zemîn-i mahsûldârdır. Bu ferah-fezânın cânib-i cârında hem-civâr olan kend-i levendlerin darûga ve kelenterleri cümle levâzımât, me’kûlât [ü] meşrûbâtlarımız ve âbdâr meyve-i gûnâ-gûnlarımız getirüp bu cây-ı dilküşâda yek şeb mihmân olduk. Andan cânib-i şimâle nehr-i Araz sâhiliyle gidüp 308a ve Arazı geçidden karşu geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307b–308a ·
metinde göster ·
… er, ammâ sudan bir katre nâm [u] nişân yok idi. Su‘âl edenlere, "Nîl'i bu şehre
getirüp bu
çöller içre cereyân etdirüp imâr etsem gerek" der idi. Âhir Mısır'a varup şehr- …
İbtidâ bu nehrin sebeb-i tulû‘ı bi-kavl-i müverrihîn sâhib-i Tuhfe oldur kim Hazret-i Risâlet-penâh asrında Hamâ şehri gâyet susuz olup tâ’ife-i Yahûd'dan İzâ’îl nâm bir Yahûdî bir su dollâbı yapup âmâde eder, ammâ sudan bir katre nâm [u] nişân yok idi. Su‘âl edenlere, "Nîl'i bu şehre getirüp bu çöller içre cereyân etdirüp imâr etsem gerek" der idi. Âhir Mısır'a varup şehr-i Mansûre dibinde Nîl'den dörd şişe su alup bir efsûn-ı ibret-füsûn okuyup "Azm-i râh-ı Hamâ deyüp gitdikçe nehr-i Nîl'in bir fırkası hemân bu Yahûdî'nin ardı sıra yeri yarup tâ Menzile şehrine gelüp andan Yafa şehri hâmûnu içre gelürken ol fezâda bilâd-ı Askalân'dan Cezîre-i Kıbrıs'a varılır deryâ içre bir incecik yol var idi, cemî‘i kârbân halkı şehr-i Askalân ve Arz-ı Hâsân ve şehr-i Arîş ve şehr-i Taberistân ve şehr-i Filistîn ve şehr-i Kefirnâhûn'dan ya‘nî Sıfıt şehrinden cümle tüccâr-ı berr [u] bihâr bu yol ile cezîre-i Kıbrıs'a giderlerdi. Ol mahalde sihr ile nehr-i Nîl bu Menzile şehrinden geçerken {ol sehhâr şîşenin birin yere uruncu bi-emrillah yerden Nîl kaynayup bir buhayre-i azîm olup} Kıbrıs yolun gark edüp Arîş ve Gazze ve Askalân ve Yafa ve Teyme kal‘ası şehirlerine varınca hâlâ başka bir buhayre-i azîmdir. Şâm'dan Mısır'a giderken Arîş tarafların geçerken bu buhayre nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23b ·
metinde göster ·
Evvelâ ma‘bedgâh-ı kadîm ve ziyâretgâh-ı azîm-i şehr-i Edirne: Dest-i küffârda iken Hacı Bektâş-ı Velî izniyle Sefer Şâh Sultân üç yüz aded fukarâsıyla ibtidâ gelüp Hıdırlık nâm mevzi‘de mihmân olup onda bir mescîd binâ etdiler. Ba‘de'l-feth Gâzî Hudâvendigâr onu tevsî‘ edüp Câmi‘-i Hudâvendigâr oldu. Ahâlî-i Edirne'nin zu‘mlarınca Gâzî Hudâvendigâr Kosova gazâsında şehîd oldukda vükelâları kalbin Edirne şehrine getirüp bu Hıdırlık'da binâ etdüğü câmi‘-i sağîrde defn etdiler" derler ammâ galatdır. Kosova sahrâsında nehr-i Gülâb kenarında bir kubbe-i âlî içinde kalb-i Murâd Hân medfûndur. Melek Ahmed Paşa vâlî-i Rûm iken hakîri mezkûr kubbenin ta‘mîr [u] termîmine me‘mûr edüp bâğ-ı İrem etdiğimden ma‘lûmumdur. İşte bu vech üzre Edirne'de câmi‘-i evvel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151b ·
metinde göster ·
Hâkimü'l-vakitlerin beyân eder: Evvelâ sancak beğinden ve alâybeğinden mâ‘adâ hâkimi yokdur. Yüzelli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) aded kurâdır. Müftî ve nakîbi yokdur. Ammâ subaşısı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı vardır. Ammâ derûn-ı kal‘ada Dergâh-ı âlî yeniçerilerinden dizdârı var ve üç yüz aded dörd bölük neferâtları vardır kim cümle mevcûddur. Zîrâ Acem serhaddidir. Hatta dizdârı kal‘anın garbîsinde top-ı tavîl menzili Erçîş çayı köprüsünden öte tarafa dizdârı geçerse hâkimi Van paşasına dizdârı "Terk-i kal‘a" deyü arz edüp ma‘zûl ederler. Ta bu mertebe serhadd-i azîmdir ve cezîre yerdir ve iskelesinde bir liman-ı azîm vardır kim Van gemileri bâzergânlar getirüp bu Ercîş'den diyâr-ı Erzurûm'a gider, ma‘mûr benderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245a ·
metinde göster ·
… endi himmetiyle defterhâne-i Van'dan Süleymân Hân defterlerin ve kânûnnâmelerin
getirüp bu
hakîr-i pür-taksîr cümle livâlardaki timâr u ze‘âmetleri tahrîr etdik. Lâkin dö …
Bu merkûm sancaklarda bu mertebe timâr u ze‘âmet olduğu Van Defterdârı Şânî Efendi himmetiyle defterhâne-i Van'dan Süleymân Hân defterlerin ve kânûnnâmelerin getirüp bu hakîr-i pür-taksîr cümle livâlardaki timâr u ze‘âmetleri tahrîr etdik. Lâkin dörd aded hükûmetlerde olan timâr u ze‘âmetlerin niçesi Bitlîs hânına ve niçe yüzü Hakkarî hânına ve Mahmûdî ve Pinyanişî beğlerine hâs kaydıyla ihsân olunmuş timâr ve ze‘âmetler olduğundan tahrîr olunmadı. Ve bâlâda Van defterdârı ve çavuşlar kethudâsı ve emîni ve kâtibi ve defter kethudâsı ve timâr defterdârı ve'l-hâsıl (---) aded erbâb-ı dîvân hâcelerinin hâsları ve ze‘âmet ve timârları cümle bâlâda mahalliyle tahrîr olunmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255b ·
metinde göster ·
… ir. Ve beher sene niçe bin Acem merhûm olup tâ diyâr-ı Acem'den merhûmun na‘şın
getirüp bu
âsitâne civârında defn ederler. Bu kasaba halkı cümle İmâm Mûsâ huddâmıdır. Ve …
İmâm Hüseyin vâlidesi Hazret-i Fatımatü'z-Zehrâ binti Hazret-i Resûl-i Kibriyâ Muhammedü'l-Mustafâ'dır. Rıdvânullahi Ta‘âlâ aleyhim ecma‘în. Bu kasaba-i ma‘mûr içre Hazret-i İmâm Mûsâ Kâzım evc-i âsumâne ser çekmiş bir kubbe-i bâlâ içre medfûndur kim Hârûnu'r-Reşîd binâsıdır. Sandûkası ve dervezesi ve âsitâne-i âlîsi cümle sîm-i hâlis ile mebnîdir. Ve kubbe-i pür-envârının derûnunda ol kadar musanna‘ maslûbât-ı âvîzeler ve kanâdîl-i murassa‘ ve çerâğdân u şem‘dânlar var kim vasfında lisân kâsır ve midhatinde kalem kâsirdir. Evkâf-ı azîm olduğundan iki yüz aded huddâmları vardır. Ve cemî‘i diyâr-ı Acem'den nezerâtlar gelir. Ve beher sene niçe bin Acem merhûm olup tâ diyâr-ı Acem'den merhûmun na‘şın getirüp bu âsitâne civârında defn ederler. Bu kasaba halkı cümle İmâm Mûsâ huddâmıdır. Ve bu rabta Kuşlar kal‘ası hâkinde Şatt'ın kıblesinde ve Mekke türâbında ve Şatt kenârında iki bin bâğlı u bâğçeli ve hurmalı ma‘mûr kasabadır kim Şatt'ın karşu Bağdâd hâkinde İmâm-ı A‘zam ile İmâm Mûsâ birbirine mukâbildir. Mâbeynehümâlarından Şatt cereyân eder. Ve bu rabtada niçe bin kibâr-ı evliyâullâh medfûn olduğu Bağdâd ziyâretgâhında mastûrdur. Ve bu kasabada İmâm Mûsâ Kâzım câmi‘i ve hân u hammâmı ve mesâcid ü tekyeleri ve üç yüz mikdârı dükkânları vardır. Cemî‘i bây u gedâ-yı züvvâra ni‘meti mebzûl imâret-i ıt‘âmı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345a ·
metinde göster ·
… mış kavs-ı kuzahdan nişân verir bir cisirdir. Üstâd-ı bennâ var kuvvetin bâzûya
getirüp bu
cisrin yemîn [ü] yesârında olan pâyelerine eyle rıhtım-ı Şeddâdî esâs bırağup ü …
Ammâ bu Hasankeyf cisri temâşâ olıcak vâcibü's-seyr pül-i ibret-nümâdır. Şatt üzre, eyle bir dîvâne cereyân eder nehr-i arîz ü amîk üzre, Kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp eflâke kemend atmış kavs-ı kuzahdan nişân verir bir cisirdir. Üstâd-ı bennâ var kuvvetin bâzûya getirüp bu cisrin yemîn [ü] yesârında olan pâyelerine eyle rıhtım-ı Şeddâdî esâs bırağup üzerine bir kemer inşâ etmiş kim şehr-i Medâyin'de Tâk-i Kisrâ-yı Enûşirvân bu tâk-i Havernak'ın yanında bir bend-i revâkdır ve bu cisrin yemîn [u] yesârı cümle boşdur. Hâne hâne kâ‘a kâ‘a müte‘addid hücreler ve ıstabl-ı azîmler ve her hücrede Şatt'a nâzır pencereler ve şâhnişînler ile inşâ olunmuşdur. Bu cisir gûyâ nehr-i Batmân-ı azîm üzre inşâ olan Batmân cisrine müşâbihdir. Zîrâ Batmân cisri mukaddem binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… l tarafların dahi bu kadar yüz yıldan berü kesüp iki yüz arşın kadar enli deryâ
getirüp bu
tarafda bu kal‘a hidmetine me’mûr bir azîm mavuna gemisi ve limanında altı aded …
Bahr-i Venedik körfezi, ya‘nî Bundukanî denizi kenârında Bosna serhadlerinde Kırka sancağı hâkinde bir kayalı yalçın burunda şekl-i murabba‘dan maşrıkdan garb tarafına tûlânî bir alçak kaya üzre çakmak taşı gibi seng-i tırâş ile mebnî bir kal‘a-i savaşdır, ammâ yanına varılup seyr [ü] temâşâ etmek mümkün değildir. Ancak kıblesi cânibi ve batısı cânibleri deryâdır ve maşrık tarafı sehel karaya muttasıl imiş. Ol tarafların dahi bu kadar yüz yıldan berü kesüp iki yüz arşın kadar enli deryâ getirüp bu tarafda bu kal‘a hidmetine me’mûr bir azîm mavuna gemisi ve limanında altı aded kadırgası yatırdı ve derûn-ı hisârda yetmiş aded kenîse çanlıkları nümâyân idi kim cümlesinin alemleri altun mutallâ haçlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b ·
metinde göster ·
Niçeler de "Yok diyâr-ı Alaman'dan nehr-i Tuna ile sallar üzre zamân-ı keferede
getirüp bu
mahalle vaz‘ etdiklerinde ba‘dehu Kâsım Paşa bu hammâm kubbesin üzerine binâ et …
Niçeler de "Yok diyâr-ı Alaman'dan nehr-i Tuna ile sallar üzre zamân-ı keferede getirüp bu mahalle vaz‘ etdiklerinde ba‘dehu Kâsım Paşa bu hammâm kubbesin üzerine binâ etmişdir" deyü niçe yüzden güft ü gûlar ederler, ammâ ibret-nümâ-yı mücellâ havz-ı latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68a ·
metinde göster ·
Andan Leh kapudanı üç yüz kefere ile iki hınto araba yükü elli kîse guruş
getirüp bu
Holçar varoşunda alınan iki bin esîri Tatar'dan aldılar, ammâ hakîr yedi aded k …
Andan Leh kapudanı üç yüz kefere ile iki hınto araba yükü elli kîse guruş getirüp bu Holçar varoşunda alınan iki bin esîri Tatar'dan aldılar, ammâ hakîr yedi aded kefere esîrlerim vermeğe sehel tereddüd etdim. Âhir yedi kâfir içün bu hakîre iki kîse guruş verüp aldılar, ammâ meğer birisi bir kal‘a kapudanı imiş, peşîmân oldum, ammâ çi fâ’ide, ba‘de harâbi'l-Basra.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129b ·
metinde göster ·
… dan Grand Ban binâsıdır. Hatta Grand Ban tâc-ı İskender'i diyâr-ı Acem'den bile
getirüp bu
kal‘a içre tâcı pinhân edüp ol tâc sebebiyle bu kal‘a amâr olup şehr-i mu‘azzam …
Lisân-ı Latin'de Vişe (---)(---) derler, grad kal‘a nâmıdır. Lisân-ı Nemse'de ismi (---)(---), lisân-ı Macar'da nâmı (---)(---) dır, ammâ elsine-i nâsda galat-ı meşhûr ile Vişigrad derler, ammâ bânîsi Menûçehr evlâdlarından Grand Ban binâsıdır. Hatta Grand Ban tâc-ı İskender'i diyâr-ı Acem'den bile getirüp bu kal‘a içre tâcı pinhân edüp ol tâc sebebiyle bu kal‘a amâr olup şehr-i mu‘azzam olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28a ·
metinde göster ·
Bu rabta-i zîbâ nehr-i Çınârlı kenârında cümlesi üç yüz aded hâneli sâfî kefere re‘âyâlı büyük köydür kim hâkim İbrâhîm Paşa müttevellîsidir. Bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olup yılda bir kerre bu nehr-i Çınârlı'nın kenârından iki kerre yüz bin ve üç kerre yüz bin benî âdem Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Semerkand u Laristân ve Moltan ve Macar ve İsfeç ve Nemse ve Leh u Çeh ve İsfaç ve İşpanya ve Ciniviz ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır u Şâm ve Haleb u Irâk'dan ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘a-i ırakdan cemî‘i memâlik-i mahrûselerin ankâ bâzergânları niçe kerre yüz bin guruşluk metâ‘-ı zî-kıymetlerin getirüp bu sahrâ-yı lâlezâr çemenzârda hayme vü hargâhları ve bâr [u] büngâhlarıyla konup metâ‘ların fürûht etmeğe başlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
… . Ve niçe bin denk beyâz sekerled ve beyâz saya çukaları Frengistân'dan yük yük
getirüp bu
cezîrede mezkûr kök ile la‘l-gûn çukalar boyanup bu kökden her sene niçe yüz bi …
Ve bu cezîre-i Zakilse'de pırankop(?) derler bir gûne kök peydâ olur. Bundan Frengistân'a niçe bin yük yük götürürler. Ve niçe bin denk beyâz sekerled ve beyâz saya çukaları Frengistân'dan yük yük getirüp bu cezîrede mezkûr kök ile la‘l-gûn çukalar boyanup bu kökden her sene niçe yüz bin altun hâsıl olur. Anıniçün Venedik kâfiri bize Aya Mavra gibi kal‘a-i bî-hâsılı verüp yerine pür-mahsûl izakilse cezîresin aldı. Ammâ bu Zakilse bizim elimizde iken ol kökden kimsenin haberi olmayup Girid mankırı gibi bir fülûs-ı ahmer hâsıl olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… ve atlar ve rahtlar cümle bunlardadır. Bir gecede bizi bu şehre Q 14aP 14a
getirüp bu
bâğ evlerinde bizi hıfz ederlerdi." deyü cevâb edince yeniçeri serdârı bunları …
"Vallâhi Demirci şehrinden bunlar bizi ayardup aldığımız mâl ve atlar ve rahtlar cümle bunlardadır. Bir gecede bizi bu şehre Q 14aP 14a getirüp bu bâğ evlerinde bizi hıfz ederlerdi." deyü cevâb edince yeniçeri serdârı bunları zencîre kayd-bend edüp anlardan bize üç yüz guruş cerîme alıverüp hamd-i Hudâ memâliklerimiz ve sâ’ir serîka olan havâyiclerimiz bî-kusûr hâsıl oldu. Ve rü’yâmızda müjde eden sâhib-i hânemiz Şeyhî Çelebi'ye gelüp mübârek dest-i şerîfin bûs etmeğe kasd etdükde rızâ vermediler ve aslâ bu ahvâle münâsib bir güft [ü] gû etmediler. Böyle bir ulu sultân hânemiz sâhibini vâkı‘amızda görüp işâretleri sebebiyle gulâmlarımızı bulduk. Ve köleler tâ’ib ü tâhir olup birin sünnet edüp Kula şehrinde azîm şâdumânlar edüp bir kaç gün dahi seyr [ü] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25b ·
metinde göster ·
… ğa çalışırlar. Ve cümle halk ol zu‘mdadırlar kim Me’mûn Halîfe Mısır'dan defîne
getirüp bu
kal‘ayı inşâ edüp cümle hazînesin bu kapuda mutalsam edüp kenz etmiş ola. Ve ga …
Ve yine bu kapunun iki cânibinde beyâz mermer kitâbeler içinde gûnâ-gûn kûfî hatlar ile Arabî ve Süryânî hatlar ile vâcibü's-seyr yazular var kim âdem hayrân olur. Cümle seyyâhân-ı cihân anı kırâ’at edüp tılısımât çıkarmağa çalışırlar. Ve cümle halk ol zu‘mdadırlar kim Me’mûn Halîfe Mısır'dan defîne getirüp bu kal‘ayı inşâ edüp cümle hazînesin bu kapuda mutalsam edüp kenz etmiş ola. Ve garb cânibine İskele kapusu ve şark cânibine Adana kapusu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y152b ·
metinde göster ·
… diler. Derhâl Cenâb-ı Hak tarafından Cibrîl-i Emîn bir tabak buğday sünbüleleri
getirüp bu
mescid mahallinde bir sifâl içre tabh edüp Âdem Havvâ'ya ta‘lîm edüp tenâvül et …
Mescid-i matbah-ı Hazret-i Âdem aleyhi's-selâm: Kaçan kim Âdem [ü] Havvâ bu Arafât'da birbirleriyle mülâkat olduklarında be-kavl-i Cerîr-i Taberî Y 319b mâh-ı Muharrem'in on ikinci gün yevm-i Âşûrâ'da buluşduklarında karınları acıkdı. Bu vâdîde serserî gezdiler. Derhâl Cenâb-ı Hak tarafından Cibrîl-i Emîn bir tabak buğday sünbüleleri getirüp bu mescid mahallinde bir sifâl içre tabh edüp Âdem Havvâ'ya ta‘lîm edüp tenâvül etdiler, def‘-i cû‘ edüp Rabbü'l-âlemin'e hamd etdiler. Sâhib-i Tuhfe kavli üzre ibtidâ Hazret-i Âdem edîm-i arzda hâsıl olduğıyçün Âdem dediler ve ba‘de'l-hubût yine edîm-i arza nüzûl edüp ot otlardı. Tâ ki Havvâ ile buluşdukda Hazret-i Cibrîl'in ta‘lîmiyle ibtidâ çorba yediler ve hâlâ elsine-i nâsda bir âdem bir âdemi hânesine da‘vet eylese
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319a–Y319b ·
metinde göster ·
Ol cengde Eşkaf-ı Kıptî nâm [kimesne] Mukavkıs'dan mektûblar
getirüp bu
cengde bulunmuş idi. Rûmîlerin münhedim olduğun görüp Mısır'da Mukavkıs'a haber …
Ol cengde Eşkaf-ı Kıptî nâm [kimesne] Mukavkıs'dan mektûblar getirüp bu cengde bulunmuş idi. Rûmîlerin münhedim olduğun görüp Mısır'da Mukavkıs'a haber eyledi. Kıbtîler Rûmîlere ta‘nalar etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15a ·
metinde göster ·