… mmâ yine akıbet-endîş olanlar meşveret edüp asker-i İslâm'ın muhâsarasına tâkat
getiremeyeceklerin bilüp
bir gice cümlesi firâr ve terk-i diyâr edüp kal‘a hâlî üzre bırağırlar. Bu ahvâ …
Müverrihân-ı İrân-zemîn olan Şerefnâme sâhibi nakli üzre bu kal‘a ibtidâ İskender-i Zülkarneyn'in hazînedârı Betlis 319a binâsıdır. Hatta Van eyâletinde Betlis kal‘ası dahi anın binâsıdır. Hulâsa-i kelâm bu kal‘a üzre niçe yüz kerre niçe yüz bin yâğîler ve bâğîler gelüp muhâsara edüp mülûkden mûlüke vakf bir kârhâne-i Tiflis'dir. Âhir bu kal‘a Gürcîstân hâkimlerinden Dâvûd Hân hükmünde iken mezkûr hân Âl-i Osmân havfinden şâh-ı bed-fi‘âlden tâc-ı bî-revâc giyüp hânlık pâyesiyle mülkine melîk olmuşdu. Niçe eyyâm mülkiyyet üzre Enüşirvân-misâl adâlet edüp ma‘mûr [u] âbâdân etmişken âhir sene 986 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis asrında Lala Kara Ferhâd Paşa diyâr-ı Gürcîstân üzre yer götürmez asâkir-i bî-pâyân ile kal‘a-i Çıldır'ı ve yetmiş aded tevâbi‘i kal‘aları feth edüp azîmet-i kal‘a-i Tiflis ve kavm-i müflis üzre serdâr-ı mu‘azzam azîmet etdüğün mezkûr Dâvûd Hân istimâ‘ edüp kırk bin asker Tiflis kal‘asına müstahfızân koyup cenge âmâde olup kal‘a-i Tiflis'i gereği gibi metânet üzre âmâde idi. Beri tarafdan asker-i deryâ-misâl kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Şûrân sahrâsına gelüp meks-i hıyâm edüp ibtidâ hâkim-i Tiflis'e bir nâme ile resûl gönderüp ibtidâ dîne da‘vet edüp ba‘dehû kal‘ayı pâdişâha teslîm ve ba‘dehû kal‘a hâricinde harâc-güzâr re‘âyâ olasın ve illâ dîn-i mübîn uğruna kılıçdan geçüp cümle ehl [u] ıyâliniz esîr ü pâ-beste ve dil-haste olması mukarrerdir. Kânûn-ı Hazret-i Risâlet üzre nâme varınca kırâ‘at olunup mefhûmu ma‘lûm olunca cümle kefere ve fecere ve cümle Kızılbâş-ı evbâş [u] nâ-tırâş bir yere cem‘ olup müşâvere eder. Netîce-i kelâmları ol olur kim "Osmânlı bildiğinden kalmasın" deyü elçiyi kovup kal‘a-bend olmağı irtikâb ederler. Ammâ yine akıbet-endîş olanlar meşveret edüp asker-i İslâm'ın muhâsarasına tâkat getiremeyeceklerin bilüp bir gice cümlesi firâr ve terk-i diyâr edüp kal‘a hâlî üzre bırağırlar. Bu ahvâl-i meserret-hâl serdâr-ı mu‘azzamın mesmû‘ları olup asâkir-i İslâm ile kal‘adan çıkan küffârın akîblerine düşüp kal‘a-i Tiflis kurbunda nehr-i Kür'den ubûr edüp bir gün bir gice ılgar ile kal‘a-i Zekim altında kal‘a-i Tiflis hânına irüp bir sa‘b u metîn ve sengistân ve çengelistân içre bir becene-i azîm içine kal‘adan götürdükleri girân-bahâ metâ‘ları ve cümle ehl [u] ıyâlleriyle mütehassın olmuşlar. Bi-inâyetillahi Te‘alâ guzât-ı müslimîn mûr-i bî-hisâb mâra üşer gibi Gürcî ve kızılbaşın cânib-i erba‘asından hücûm edüp bir hayli ceng-i azîm olur. İçerden küffâr amân deyüp aslâ amân vermeyüp kırk bin mikdârı bed-re’y Gürcî ve kızılbaşın başların tırâş edüp bî-baş vücûdların hâke salup asâkir-i İslâm ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenîm olurlar kim en ednâsı bir kalkan dolusu altuna mâlik olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318b–319a ·
metinde göster ·
… a İpol ve Gara nehirleri kurblarında olup salâbet-i asâkir-i Âl-i Osmân'a tâkat
getiremeyeceklerin bilüp
bu kal‘ateyni küffâr kendüleri ıhrâk bi'n-nâr edüp âhir terk-i diyâr ederek dağ …
Andan kal‘a-i Doymos ve kal‘a-i Sudin, bu iki kal‘a Üstürgon karşusunda İpol ve Gara nehirleri kurblarında olup salâbet-i asâkir-i Âl-i Osmân'a tâkat getiremeyeceklerin bilüp bu kal‘ateyni küffâr kendüleri ıhrâk bi'n-nâr edüp âhir terk-i diyâr ederek dağlara ve gayri diyârlara firâr edüp cümle cebehânelerin Üstürgon kurbunda Vişegrad gâzîleri alup kal‘a-i Vişegrad'a korlar. Ba‘dehu Uyvar feth olup bu iki kal‘a keferelerinin kapudanları Sadrıa‘zama gelüp itâ‘at etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 121b ·
metinde göster ·
… n mâh-ı Cemâziyelâhir'de küffâr-ı hâksâr savlet ve salâbet-i Âl-i Osmân'a tâkat
getiremeyeceğin bilüp
derûn-ı hisârda olan küffâr-ı hâksâr kal‘ayı amân ile Sâlihli Yahyâ Beğ'e teslî …
Ba‘dehu sene 927 târîhinin on birinci gün mâh-ı Cemâziyelâhir'de küffâr-ı hâksâr savlet ve salâbet-i Âl-i Osmân'a tâkat getiremeyeceğin bilüp derûn-ı hisârda olan küffâr-ı hâksâr kal‘ayı amân ile Sâlihli Yahyâ Beğ'e teslîm ederler. Hâlâ ol asırdan berü dest-i Âl-i Osmân'da Semendire sancağı beğinin hâss-ı hümâyûndan ifrâz olmuş subaşılığı hâssıdır ve yüz elli akçe pâyesiyle mahsûllü kazâdır ve nâhiyeleri cümle yetmiş altı pâre ma‘mûr kurâlardır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı var, ammâ Belgrad yakın olmak ile şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 137b ·
metinde göster ·
… eldiğinizin istimâ‘ {edüp} havf ü haşyetden ve salâbet ü mehâbet-i askere tâkat
getiremeyeceğin bilüp
cümle hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh ve cebehâneleri ve bu kadar balyemez to …
"Müjde devletli vezîr, küffâr sizin deryâ-misâl asker ile geldiğinizin istimâ‘ {edüp} havf ü haşyetden ve salâbet ü mehâbet-i askere tâkat getiremeyeceğin bilüp cümle hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh ve cebehâneleri ve bu kadar balyemez topları ve bilâ-hisâb mâl-ı hazâ’inlerin yedi kral bırağup şimdi Keckivar nâm Yenikal‘a altına firâr etdiler. Hâlâ taburları içinde niçe bin çeri küffârlar arabaların yükletmede ve bizim Kanije gâzîleriyle çata pat ceng etmededirler. Hemân devletli vezîr kâfirin ardı sıra Tatar Hân askeri ve salt atlı olan gâzîler dahi gitsinler" deyince tarfetü'l-ayn içre Tatar Hânzâde Ahmed Giray Sultân kırk bin çatal atlı Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile ılgarup berk-i hâtif gibi kâfirin akîbince ra‘d-vâr gitmede. Hemân Sadrıa‘zam cemî‘i bârhâneyi dündâra bırağup anlar dahi salt asker ile cânib-i cenûba ılgarup 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178b ·
metinde göster ·
bu kal‘ayı amân ile verdiler, zîrâ bunun dahi cânib-i erba‘ası feth olmuşdu. Hâ …
Bânîsi Nedaj kral olduğundan anın ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Sene 950 târîhinde Süleymân Hân Peçoy-ı dilcûy kal‘asın feth etdikde bu kal‘a-i Nedaj kâfirleri savlet-i Âl-i Osmân'a tâkat getiremeyeceklerin bilüp bu kal‘ayı amân ile verdiler, zîrâ bunun dahi cânib-i erba‘ası feth olmuşdu. Hâlâ Peçoy sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır ve seksen pâre ma‘mûr u musanna‘ kurâları vardır. Budin yeniçerisi serdârı ve kal‘a dizdârı ve yüz nefer merdüm-hisârı var, gayri hâkimleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 11b ·
metinde göster ·