deyüp asla melâmet yüzün göstermezdi. Ve her koldan baş ve dil
getirenlere ve
bir şey getirenlere huzûrunda yığılmış duran altun ve guruş ve çil akçe ile mah …
deyüp asla melâmet yüzün göstermezdi. Ve her koldan baş ve dil getirenlere ve bir şey getirenlere huzûrunda yığılmış duran altun ve guruş ve çil akçe ile mahlût olmuş mâldan cümle şehbâz gâzîlere ve ser-i kârda olanlara ihsânlar ederdi. Ve kâhîce bin iki bin aded "Benem, diğer nîst!" diyen fetâ vü bahâdır [ü] dilâver, erler ve server ü hünerverler ile esb-i sabâ-sür‘atine süvâr olup cânib-i erba‘ada olan karavulları devr ederdi. Ve cümle halka rûy-ı dil ile cenge terğîb ederdi ve ızhâr-ı gayret edüp bizzât müctemi‘ olan çarha-i hâna şahin süzülür gibi süzülüp gürûh-ı murg-ı ukâb gurâba sunar gibi sunardı ve meymene vü meyserede olan hasma murâd-ı merâm-ı maksûdu üzre sa‘b küme-i düşmanlara girüp şikâr alup sâf çıkardı. Gâyet bahâdır sâhib-i şecâ‘at er idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265a ·
metinde göster ·
Ve Serdâr Alî Paşa-yı Düldül-süvâr-vâr elinde şemşîr-i Kerrâr ve dilinde ism-i yâ Fettâh ve yâ Kahhâr ve hemyânlarında sikke-i mümesseki sad hezâr olup cümle serdengeçdi gâzîlerinin kelle ve paça ve dil getirenlerine ve sâ’ir huddâmlarına bezl-i ihsânlar eyleyüp cümle guzâta, "Koma arslan ve kaplan ve bebrim ve karındaşlarım" diyerek kendüleri dahi dal kılıç guzât içre gâzîleri cenge terğîb ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125a ·
metinde göster ·
… usret inşâallâh bizimdir" deyü ceyş-i müslimîni cenge tergîb edüp kelle ve diri
getirenlere ve
yahşı iş gören iş erleri ve serverlerine bezl-i ihsân-ı firâvân ederdi.
"Bire koma gâzîler Kerbelâ günüdür, fursat ve nusret inşâallâh bizimdir" deyü ceyş-i müslimîni cenge tergîb edüp kelle ve diri getirenlere ve yahşı iş gören iş erleri ve serverlerine bezl-i ihsân-ı firâvân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21a ·
metinde göster ·
… Medîne-i Münevvere'ye bir kal‘a-i metîn edeyim ve İslâmbol'a kemerler ile sular
getireyim ve
hasbetenlillâh bir câmi‘ ve niçe hayrât [u] hasenâtlar edeyim" deyüp ahd [ü] am …
"Allâh ile ahdim olsun, bu gazâ mâlıyla Kudüs-i Şerîf'e bir kal‘a inşâ edeyim ve Medîne-i Münevvere'ye bir kal‘a-i metîn edeyim ve İslâmbol'a kemerler ile sular getireyim ve hasbetenlillâh bir câmi‘ ve niçe hayrât [u] hasenâtlar edeyim" deyüp ahd [ü] amân ederek hazîne-i Lagoş'dan taşra çıkarken hazîne kapusu üzre bir çâr-kûşe ceyran derisi kâğızı üzre Nemse lisânı üzre bir hatt-ı latîf yazılmış. Hemân ol kâğızı yerinden kal‘ etdirüp ve tercüme etdirüp kırâ’at ederler. Mazmûn-ı kelâmı oldur kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
"Oğullar bu çarhların ra‘d-vâr gürüldü ve sâ‘ikasına tâkat
getiremezsiz ve
ibtidâ şazrevânı gök yüzüne pertâb etdikde ana dahi bakmağa cür’et edemezsiz" d …
"Oğullar bu çarhların ra‘d-vâr gürüldü ve sâ‘ikasına tâkat getiremezsiz ve ibtidâ şazrevânı gök yüzüne pertâb etdikde ana dahi bakmağa cür’et edemezsiz" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
bu kal‘ayı tahrîr eden Melek Ahmed Paşalı Evliyâ kulunuz Kandiye gazâsında bizi …
"Kal‘a fethi müjdesiyle miftâhları getiren ve bu kal‘ayı tahrîr eden Melek Ahmed Paşalı Evliyâ kulunuz Kandiye gazâsında bizimle bile idi. Ba‘de'l-feth Manya'ya gönderdim. Şimdi bundadır" dedikde sa‘âdetlü pâdişâh eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 380a ·
metinde göster ·
… surre anıniçün ta‘yîn olunmuşdur kim cümle huccâca mâlları ile niçe bin zahîre
getiresiz ve
önlerine düşüp kulağız olasız. Ve cümle huccâca mâlları ile zahîre getirüp birk …
"Kânûn-ı Süleymânî'de sizlere surre anıniçün ta‘yîn olunmuşdur kim cümle huccâca mâlları ile niçe bin zahîre getiresiz ve önlerine düşüp kulağız olasız. Ve cümle huccâca mâlları ile zahîre getirüp birkeleri su ile doldurup gözedesiz. Ve Bu hidmet mukâbelesinde size surre ve atıyye ihsân olunur. Yohsa dağ başında beş on bin Urbân ve uryân ile alay göstermekile surre değil, size bir nukre vermem" deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
… ccâblığile gelenlere ve sefere gidenlere ve ceb harclığına gidenlere ve baş dil
getirenlere ve
cebel müjdecilerine ve bunların emsâli niçe kimesnelere terakkî lâzımdır. Mahlû …
Ve gelen mahlûlâtı fürûht etmeyüp zabt ede. Zîrâ Âsitâne tarafından hatt-ı şerîfler ile mu‘tâk Dârü's-sa‘âde ağaları ve gayrılar evâmir-i pâdişâhî ile gelüp terakkî isterler. Ve hacca giden ve İslâmbol'da hazîneye giden ve doğan ile giden ve Mekke ve Medîne'den neccâblığile gelenlere ve sefere gidenlere ve ceb harclığına gidenlere ve baş dil getirenlere ve cebel müjdecilerine ve bunların emsâli niçe kimesnelere terakkî lâzımdır. Mahlûlât zabt etmek gerekdir kim senevî yedi bin akçe terakkî vermek kânûn-ı Selîm Hân'dır, cümle paşadan matlûbdur. Ekseriyyâ Mısır vezîrleri bu tarafından ve anbâr-ı Yûsuf'dan ve rûznâme kaleminden ve meksûr u müflis keşşâflara kâşiflik vermeden mezmûm u müttehem olurlar. Ve hîn-i azilde mâl-ı pâdişâhî ve terakkîler paşadan matlûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y192a ·
metinde göster ·