… dukda her bir hücreden bir gûne güneş ziyâ verüp çeşm-i benî âdem bakmağa tâkat
getiremez
. 39b
Temâşâgâh-ı hücerât-ı pür-envâr: Yine tabaka-i âlînin cânib-i şarkîsinde beş altı kıt‘a rakîk gûnâ-gûn tahta biçilmiş taşlar vardır. Âfitâb-ı âlem-tâb kulle-i felekden tulû‘ etdükde pertevi bu hücerât-ı gûnâ-gûnlara pertev urdukda her bir hücreden bir gûne güneş ziyâ verüp çeşm-i benî âdem bakmağa tâkat getiremez. 39b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 39a–39b ·
metinde göster ·
… bir mersiye etmişdir kim gûyâ Hadîkatü's-sü‘adâ'dır. Âdem kırâ’at etmeğe tâkat
getiremez
. El-hükmü lillâh.
Bir şehzâde-i kerîmü'ş-şân ve bir şehzâde-i âlîşân idi kim henüz kırk seneye bâliğ ve kâmil [ü] sâhib-i ayâr şehzâde imiş. Şâh [u] Gedâ sâhibi Yahyâ Beğ, merhûma bir mersiye etmişdir kim gûyâ Hadîkatü's-sü‘adâ'dır. Âdem kırâ’at etmeğe tâkat getiremez. El-hükmü lillâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 102b ·
metinde göster ·
… mmâ gâyet germâ hammâmlardır. Değme âdem bir sâ‘at bu hammâmlarda durmağa tâkat
getiremez
. Rûm'da odun ile bu mertebede hammâm ısınmak ihtimâli yokdur. Bir haysiyyeti da …
Bu merkûm hammâmların cümlesi şehrin zibiliyle ıssı olur. Ammâ gâyet germâ hammâmlardır. Değme âdem bir sâ‘at bu hammâmlarda durmağa tâkat getiremez. Rûm'da odun ile bu mertebede hammâm ısınmak ihtimâli yokdur. Bir haysiyyeti dahi oldur kim şehr içini zebbâllar zibilleri zenbîllere doldurup zenbîl-zenbîl zibilleri hammâmlara yakup şehr-i Diyârbekir hâr [u] hâşâk [u] müzahrafâtdan pâk olup hammâmlar dahi germâ olur. Netice-i merâm cümle Arabistân'ın hammâmları zibil ile ıssı olur. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204a ·
metinde göster ·
… gelüp cümle hayvânât ve çobanlar ol sayha-i şedîdden kaçup yukaru çıkmağa tâkat
getiremez
, deyü nakl etdiler.
Ve bu kûhun iki günlük yerlerinde Tavustân sultânı kavminin çobanları mâh-ı Temmûz'da çıkup niçe yüz bin sürü koyunlarıyla yaylayup andan yukaru çıkmağa gûlbeyâbânîlerden havf ederler, zîrâ andan yukaru bulutlar içre dağlardan bir mehîb ü mahûf dehşetli âvâzlar gelüp cümle hayvânât ve çobanlar ol sayha-i şedîdden kaçup yukaru çıkmağa tâkat getiremez, deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160a ·
metinde göster ·
… râ bunun dahi ziyâsı vakt-i zuhurda berk urdukda âdem bir ân nazar etmeğe tâkat
getiremez
. Tâ bu mertebe mücellâ ve musaykal alem-i âlemdir.
Ve büyük kubbe-i âlîsi üzre olan altun yaldızlı alem-i şerîfin kaddi kırk zirâ‘-ı melikîdir, derler. Ve kırk bin zeheb-i hâlis ile mutallâ olmuşdur deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘dir. Hakkâ ki yine eyle olmak ihtimâli vardır. Zîrâ bunun dahi ziyâsı vakt-i zuhurda berk urdukda âdem bir ân nazar etmeğe tâkat getiremez. Tâ bu mertebe mücellâ ve musaykal alem-i âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y34b ·
metinde göster ·