… " deyü ricâ eyledim. "Seni biliriz. İmâm sana bulamaç ve yalamaç ve kölemeç aşı
getirmiş
, kabul edüp aşamışsın. Paşanı da seni de Allah kurudan kadadan ve yavunculu düş …
{Tetimme-i menâkıb-ı eş-Şeyh Hazret-i Bardaklı Baba}: Mezkûr beldenin kurbunda Bardaklı Baba nâm bir azîz-i hümâm ziyâreti var. Hacı Bayrâm Velî Kuddise sırruhu hulefâlarından imiş. Niçe keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuşdur. Cümleden biri, kendiler kifâf-ı nefsleriyçün bardak yaparlarmış ve dâ’imâ tecdîd-i vudû’ içün bir bardak taşırlarmış. Cemî‘î fukarâları ol bardakdan âbdest alup yine bardak mâ’-i zülâl ile leb-ber-leb dururmuş. Hâlâ ol bardak kabr-i şerîfi âsitânesinde maslûb durur. Anınçün Bardaklı Baba derler. Hakîr türbedârın izniyle bardağı indirüp su ile pür eyleyüp teberrüken tecdîd-i vudû’ edem derken, anı gördüm ibrîk mâ’-i zülâl ile memlû. Ammâ üzerinde kırk yıllık gubâr var. Tekye-nişîn ve paşa imâmı ve niçe paşalı bu ibrîğin bu kadar seneden berü mâl-â-mâl durduğuna hayrân kalup türbedâra ve sâ’ir fukarâlara yemîn verdiler kim "Siz bu ibriğe su komadınız mı?" deyü yemîn etdirdiler. Anlar "Hâşâ ve kellâ, kırk elli seneden berü bu kubbede maslûb durur. İşte bu Evliyâ Ağa indirüp teberrüken âbdest alam derken hikmet-i Hudâ ve sırr-ı pîr ibriği dolu buldu". İmâm İbrâhîm Efendi ve gayrı ehibbâ "Evliyâ Çelebi, gel imdi, bu ibriği suyile yine yerine salb idelim" dediler. Taraf taraf ma‘kûldür, dediler. Hakîr tâzelik hasebiyle ta‘assub edüp "Elbette bu azîzin ibriğinden tecdîd-i vudû’ ederim" deyü Bismillah ile şurût [u] kuyûdıyla âdâb-ı vudû’ üzre sünnet-i Resûlullah ve alâ mâ ferazallah'ı icrâ edüp ibrîkden âbdest alup mâ’-i müsta‘meli leğen içinde burca burca âb-ı zemzem gibi kokardı. Ammâ ibrîk ke'l-evvel mâlâmâl durup hayretde kaldım. Paşa imâmı dahi cür’et edüp "Evliyâ Çelebi! Ben de teberrüken âbdest alayım" deyüp ol dahi tecdîd-i vudû’ etdi. El-hâsıl dörd kişi ol bardakdan âbdest alup yine ibrîk âb-ı tâhirle mâlâmâl durup cümlemiz mebhût [u] hayretde kalup yine du‘â ve senâ ile mezkûr ibrîği kubbede yerine salb eyleyüp leğen içre mâ’-i müsta‘meli Şeyh Bekir Dede alup hıfz eyledi. {Ammâ mezkûr ibrîk bir ahmerü'l-levn hâk-i pâkden inşâ olunup ibrîğin karnında âyet, sûre-i (---)Arapça âyeti tahrîr olunup dahi altında hurûf-ı erkâm ile 66622 ve dahi üç kâf ve iki cîm ve bir mîm ve bir kadeh tasvîri ve bir bardak tasvîri var idi}. 352a Hemân hakîr hasbeten lillah pîr-i azîzin rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Zîrâ merâkıd-ı kibâr-ı kümmelîn ziyâreti hakkında Hazret-i mefhâr-i mevcûdât buyururlar kim hadîs Arapça buyurmuşlar. Hakkâ ki bu hadîs-i şerîf mazmûnunca azîzi ziyâret edüp rûh-ı şerîfinden isti‘ânet taleb edüp kalbim âyînesi jeng-i gamdan mücellâ oldu. Ânî gördüm, âsitâne-i sa‘âdetden taşra kapudan bir hâtûn zâhir olup bir ma‘sûm-ı pâki derâğûş eyleyüp kabr-i azîzin önüne koyup başın açup giysûların târmâr edüp gözün ve yüzün pâre pâre edüp "Oğul!" deyü feryâd etdi. Meğer harbendeler hâtûnun hânesine konup ma‘sûmunu kar üzre atup ol gice merhûm olur. Hâtûnun ardı sıra yine bu ziyârete niçe fukarâ ve zu‘afâlar, balta darbıyle zahmdâr ve ihtiyâr ve sâhib-i vakâr kimesneler hakîr ve hâr olup tekyeye gelüp kabr-i şerîfe girüp eyitdiler "Bak a Bardaklı Baba Sultân'ın Tanrısı! Eğer bunda yatan azîz pîr senin gerçek erin ise bunun yüzü suyuna olsun hey Çalap Allah ve âhir zamân Yalavacı Muhammedü'l-Mustafâ'nın aşkına olsun bize zulm eden bu paşalı celâlîlerini bu günde ve bu sâ‘atde bir belâya uğradup âvânlıklarından kurtulak" deyü ol kadar sağu sağılup Bardaklı Baba'nın kabr-i şerîfi üzre ağlayup tazarru‘ [u] nâlişler ile feryâd u figân eyleyüp bed-du‘âlar etdi kim hakîre bir dehşet gelüp bir bîm [ü] haşyet ârız olup vücûdum berk-i hazân gibi dir dir ditredim. Bildiği bed-du‘âları hedef-i icâbetde vâkı‘ olup bir kerre âh-ı serd çeküp hemân hakîr cümle fukarâ re‘âyâların yanına varup niçesinin destlerini bûs ederek, yüzlerine gülerek yanakların öperek eyitdim "Ey Ümmet-i Muhammed! Ben dahi ol askerdenim. Vallahi paşanın zulme rızâsı yokdur. Ammâ nâçâr baş kurtarmak içün başına bu kadar âdem cem‘ edüp kışda kıyâmetde ne konacak ve ne duracak ve ne yatacak yer vardır. Beddu‘â ana gerekdir kim bu kış ve kıyâmetde bu kadar askeri sizin üstünüze kondurmağa sebeb olan İslâmbol vezîri Ahmed Paşa'dır" deyince cümlesi "Bre gerçek eyitdi" deyü feryâdlar edüp hemân aralarından yüz yaşında bir pîr-i nâtüvân, tâbı ve tüvânı kalmamış ol pîr-i fânî baş açup "İslâmbol vezîri, Çalap Allah kılıcına dûş gele, râhatlığının ve kızanlarının ve kendinin devri döne. Bu yatan gerçek er demine hû diyelim hû" deyü kabir kurbunda sâkin oldular. Ol ihtiyârın hakîr, hakîrânice dest-i şerîfin bûs edüp eyitdim "Sultânım! Ben imâm efendinizin evine kondum. Âdemlerim ve atlarım kar üzre yatup ben bir hayat altında yatarım. Lütf eylen bana ve paşaya bed-du‘â etmen" deyü ricâ eyledim. "Seni biliriz. İmâm sana bulamaç ve yalamaç ve kölemeç aşı getirmiş, kabul edüp aşamışsın. Paşanı da seni de Allah kurudan kadadan ve yavunculu düşden ve aşup yordduğun yirde yaramaz işden sizi Allah saklasın. Ammâ ağaları ve sarıcaları ve sekbânları ve karakullukçulara hemân Çalap Allah belâların vire. Ne deyelim, kor giresi boğazları doydukdan sonra ıssı dama girüp şarâb hörpüldederler ve o kızıl kekremsi başlarına birer çanak çeküp ‘bre ev ıssı, bize kasık mancası getir’ deyü baltalar ile urup avret ve oğlan isterler. Cümle ehl [ü] evlâdlarımızı bir dama dıkdık. Giceyle damım kurdalayup bir yanından delüp avret ve oğlan çıkarmışlar. Hemân anları Allah'a saldık" deyü beddu‘â edüp gitdiler. Hakîr bu hâl-i diger-gûnu görüp "Yâ Rabbî! Sana sığınırım. Benim bu işlerden haber [u] âgâhım yokdur" deyü kabr-i şerîf üzre yine gelüp bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî kırâ‘at edüp ziyâret-i vedâ‘ edüp doğru Mehemmed Paşa efendimize gelüp bu vâkı‘ât-ı pür-melâli bir bir takrîr etdükde kethüdâsı Alî Ağa'yı çağırup eyitdi "Ne kadar bâr-ı bî-ma‘nî var ise onları bu kurâ halkına yediğimiz zehâ’ir mukâbelesine verüp tesellî-i hâtır eylen" deyü tenbîh ve te’kîd eyledi. Hakîkatü'l-hâl paşanın akrabâlarından Hazînedâr Alî Ağa, re‘âyâların maslahat-güzâr âdemlerin çağırup otak sokakları ve ba‘zı yağ deyyeleri ve niçe eme seme yaramaz taşra kilâr sandukları şekilli şeyler verüp tesellî-i hâtır olur şekilli oldular, ammâ mukaddemâ bed-du‘âları hedef-i icâbete te’sîr eyleyüp netîce-i kelâm Kızılırmak'da bu kadar mâl [u] menâl ve bu kadar halkullah [u] ibâdullah gark olmasının aslı Allahu a‘lem ol fukarâların Bardaklı Baba Sultân'da etdikleri bed-du‘ânın te’sîridir kim Kızılırmak geçidinde ol kadar hasâre ve ol kadar cân-ı azîz-i bî-çâre gark olmamışdır. Kulûb-ı ibâdullaha dokunup bed-du‘â almanın âkıbeti eyle olur, ne‘ûzü billah. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351b–352a ·
metinde göster ·
… hyâ asrında imâr eden Bî‘atü'l-Kassân nâm bir melik-i âdil Hazret-i İsâ'ya îmân
getirmiş
idi. Bu şehr içre yüz yıl adâlet ile hükümet edüp yetmiş kadar deyr-i azîmler b …
Evsâf-ı külliyât-ı Antakıyye: Bu şehri Hazret-i Yahyâ asrında imâr eden Bî‘atü'l-Kassân nâm bir melik-i âdil Hazret-i İsâ'ya îmân getirmiş idi. Bu şehr içre yüz yıl adâlet ile hükümet edüp yetmiş kadar deyr-i azîmler binâ edüp bu kal‘a içre cümle altı yüz aded kenîse, manastır, ma‘bedhâne-ı Mesîhiyye var idi. Her biri fass u müzehheb ve zücâc-ı billûr ve necef-i mülevven ile belât-ı mücezza‘ ile ve mermer-i ebrî ve sommâkî ve yeşim-i yerekânî gûnân ile mebnî pesen-dîde düyûr-ı kebîrler var idi. Hazretin mevlûdü gicesi çoğu münhedim olup hâlâ âsâr-ı binâları ve yedi aded düyûr [u] kenîse-i ma‘mûrları vadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23b ·
metinde göster ·
… olunur bir pâdişâh-ı Cem-cenâb imiş. Ermenîler tevârihinde Hazret-i (---) îmân
getirmiş
ulu pâdişâhdır. Bu Sivas'ı anlar dahi binâ etdüğü muhakkakdır, zîrâ ba‘zı âsâr- …
Kabr-i Geyümers Şâh ve Gîvmers ve Geyümerz: Üç gûne hurûf ile tahrîr olunur bir pâdişâh-ı Cem-cenâb imiş. Ermenîler tevârihinde Hazret-i (---) îmân getirmiş ulu pâdişâhdır. Bu Sivas'ı anlar dahi binâ etdüğü muhakkakdır, zîrâ ba‘zı âsâr-ı binâlarında târîhleriyle ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 78b ·
metinde göster ·
… ibeden Melik Sırfeyâîl idi kim tâ Hazret-i Süleymân'dan berü mu‘ammer olup îmân
getirmiş
idi. Bu mezkûr Melik Sırfeyâîl mevlûd-ı Nebî'den sonra kırk yıl dahi Nasîbîn şe …
Ol asırda ecinne pâdişâhı ervâh-ı tayyibeden Melik Sırfeyâîl idi kim tâ Hazret-i Süleymân'dan berü mu‘ammer olup îmân getirmiş idi. Bu mezkûr Melik Sırfeyâîl mevlûd-ı Nebî'den sonra kırk yıl dahi Nasîbîn şehrine mutasarrıf olup Hazret-i Risâlet-penâh dahi kırk seneye bâliğ oldukda ol gün Hazret'e Cenâb-ı Kibriyâ tarafından Hazret-i Cibril-i Emîn vesâtatıyla sûre-i Ikra'da yarlığ-ı belîğ-i Rabbü'l-İzzet gelüp Arapça emriyle âmil olup {mühr-i nübüvvet sâhibi hâtemü'l-enbiyâ oldukda ibtidâ hadîs-i şerîfi bu olmuşdur: Arapça } şehr-i Mekke ile Mine bâzârı mâbeyninde Mescid-i Bî‘at'de ibtidâ nisâ tâ’ifesinden Hadîce-i Kübrâ îmân ile müşerref oldu kim zevce-i Resûlullah'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393a ·
metinde göster ·
… budu arasında arılar bal yapmış. Size mahabbeten babası taşağı kıllarıyla balı
getirmiş
. Kılların çıkarup balın yersiz. Arı boku yeyeceğinize karı boku yeyin" deyüp Al …
"Geçen aylarda babası ölmüş. İşte taşra havlısındaki büyük ağacın dalına babasının leşin sandûk ile komuş. Bal arıları babasının siki ve taşağı ve budu arasında arılar bal yapmış. Size mahabbeten babası taşağı kıllarıyla balı getirmiş. Kılların çıkarup balın yersiz. Arı boku yeyeceğinize karı boku yeyin" deyüp Alî Cân taşra çıkınca hemân hakîr kusa kusa ciğerim taşra çıkayazup taşra çıkdım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… getirüp gemiye girenlerdendir. Hazret-i Mûsâ'ya dek mu‘ammer olup ana dahi îmân
getirmiş
ulu pâdişâhdır kim yüz yigirmi yıl pâdişâhlık edüp yedi yüz sene mu‘ammer olmuş …
Ziyâretgâh-ı Şehinşâh Menûçehr {ibn Huşeng ibn Eyreç ibn Ferîdûn}: Îrân u Tûrân ve Semengân ve Laristân ve Moltân pâdişâhlarından bir ulu pâdişâh-ı kişver-keş ve adû-küş idi. Bu Menûçehr Hazret-i Nûh'a îmân getirüp gemiye girenlerdendir. Hazret-i Mûsâ'ya dek mu‘ammer olup ana dahi îmân getirmiş ulu pâdişâhdır kim yüz yigirmi yıl pâdişâhlık edüp yedi yüz sene mu‘ammer olmuşdur. Şehr-i Kazan'ın hâricinde bir künbet-i ahzar içinde medfûndur. Seng-i mezârında müddet-i ömrü ve müddet-i saltanatı cümle tahrîr olup hakîr andan ahz edüp tahrîr etdim. Ve bu Menûçehr ile Sâm u Nerîmân ve Zâl u Köstehem hem-asr oldukları ecilden evlâdları Menûçehr yanında yatup kendüleri Heyhât sahrâsının kıblesi cânibinde Irâk-ı Dâdyân şehri hâricinde medfûnlardır. Ve cemî‘i âlât-ı silâhları ser-i pâları uçlarında kâ’im olan amûd-ı müntehâlar üzre amûd-misâl deste-çûb kûbları ve salıkları ve gürzleri cümle maslûb durduğu bâlâda mastûrdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171b ·
metinde göster ·
… câmi‘-i muhtasarı ve iki âb-ı hayât çeşmesi vardır. Sâhibü'l-hayrât tâ şehirden
getirmiş
bir hayrât-ı azîmdir. Cümle keştîbân tüccârân-ı berr ü bihârân P 82a andan de …
Ve bir câmi‘-i muhtasarı ve iki âb-ı hayât çeşmesi vardır. Sâhibü'l-hayrât tâ şehirden getirmiş bir hayrât-ı azîmdir. Cümle keştîbân tüccârân-ı berr ü bihârân P 82a andan def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y187a ·
metinde göster ·