Yekûn-ı kelâm Dâvûd Nebî'den tâ Murâd Hân'a gelince iki bin altı yüz toksan sene olmuş olur kim bu Hazret-i Dâvûd'un pûlâd kalkanın cilâsına gird-i gubârdan bir zerre jeng isâbet etmeyüp nûr gibi berk urur. Andan ma‘lûmdur mu‘cize-i Dâvûd Nebî kârı, kalkan-ı pûlâddır. Ol zamânlarda siper pûlâddan imiş. Hâlâ yine Mısır'da Berkûk Sultân ve Kayıtbay Sultân ve Gavrî Sultân hazînelerinde pûlâd kalkanlar vardır, hâlâ Mısır kulları alaylarda isti‘mâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
… e-i azîmdir kim bir fersah yerden mâvî kurşumlarının şa‘şa‘ası temavvüc-i deryâ
gibi berk
urur.
Ziyâret-i Gizlice Baba Sultân: Bu er tâ Horâsân'dan yetmiş vakıyye nemed-pûşu ve hırka-i peşmînesiyle piyâdece gelüp bu âsitâneye kadem basdıkda kemâl-i muhabbet [ü] aşkından Seydî Battâl Gâzî'nin eşiği mermerin bûs ederken dendân urup ısırdıkda be-kuvvet-i Gizlice Baba mermeri koparup hûn-ı sirişkin atebe-i âliyeye döker. Ba‘dehû ol diş ile rahnedâr taşı eşiğinde kal‘ edüp Gizlice Baba Türbesi'nin dîvârında durur. Dişlerinin te’sîr etdüğü yerler âşikâre. Bu ziyâret-i Gizlice Baba dahi bu âsitâneye yokuş yukarı hareme çıkarken kapu arasındadır. Bu âsitâne serâpâ nîl-gûn rasâs-ı hâs ile mestûr âsitâne-i azîmdir kim bir fersah yerden mâvî kurşumlarının şa‘şa‘ası temavvüc-i deryâ gibi berk urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 8a ·
metinde göster ·
… kayup ol kadar lahm u şahmlı hayvânlar olur kim uyuzları gidüp tüğler[i] semmûr
gibi berk
urup ol devâblar mahbûb ve benî âdem bu germâların suyundan içseler yedi günde …
İki aded ılıcalar dahi vardır. Anların üzerleri açıkdır, ammâ yine havzları aşren fe-aşrendir. Bunlara kefereler girir ve eğer kadîd olmuş at ve katır ve sığırları bu açık germâ suyuyla yaykayup ol kadar lahm u şahmlı hayvânlar olur kim uyuzları gidüp tüğler[i] semmûr gibi berk urup ol devâblar mahbûb ve benî âdem bu germâların suyundan içseler yedi günde cereb ve harâretleri ve behak ve beras marazları gidüp ten-dürüst olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
… arı var, ammâ gûyâ hemân kehribâdır ve eyle sarıdır kim altun ile mutallâ olmuş
gibi berk
urur. Ve bakla gibi kapuklu bir gûne meyvesi olur, lâkin sâ’ir müsmirât gibi te …
Ve servî gibi dalları ve budakları ve yaprakları var, ammâ gûyâ hemân kehribâdır ve eyle sarıdır kim altun ile mutallâ olmuş gibi berk urur. Ve bakla gibi kapuklu bir gûne meyvesi olur, lâkin sâ’ir müsmirât gibi tenâvül olunmaz, lâkin yağın çıkarup cemî‘i cerebden hâsıl olan emrâz-ı muhtelifelere mübtelâ olan kimesneler cereblerine ve cüzâm yerlerine ve hattâ fireng zahmetine mübtelâ olanların illetli yerlerine dürterler, bi-emrillâh şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
urur ve şehri bir kûh-ı ser-bülendin zeylinde vâkı‘ olmağile cemî‘i uyûn-ı câri …
Evvel ve âhir Nemse çâsârının tahtıdır, ammâ bu sefer-i meserretde seyr [ü] temâşâ etdiğimiz büldânlardan bu medyen-i azîm ma‘mûr u müzeyyen ve âsâr-ı binâları kat-ender-kat bir belde-i medyendir kim bir merhale yerden nümâyân oldukda cemî‘i kubâb-ı nîlgûnlarının ve cümle düyûrlarının nâkûs kullelerinin altun haç alemlerinin şu‘lesi nûr gibi berk urur ve şehri bir kûh-ı ser-bülendin zeylinde vâkı‘ olmağile cemî‘i uyûn-ı câriyelerin selsebîl-âsâ şehir içinde cereyân etdikleri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129a ·
metinde göster ·
… î âdem hîrelenir. Gûyâ bu deyr-i azîm Kürdistân'da altun ma‘deni olan Akra dağı
gibi berk
urup nûru 59b âdemin dîdelerin hîrelendirir ve eylece bir münevver dağ gibi d …
Bir mesâfe-i ba‘îdeden bu deyre âdem nazar etse damlarının ve câmlarının billûr u necef u moran revzenlerinin şa‘şa‘asından ve üç yüz yerde âdem kaddi altun haç alemlerinin şu‘lesinden merdüm-i benî âdem hîrelenir. Gûyâ bu deyr-i azîm Kürdistân'da altun ma‘deni olan Akra dağı gibi berk urup nûru 59b âdemin dîdelerin hîrelendirir ve eylece bir münevver dağ gibi durur bir ma‘bedgâh-ı Mesîhiyyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59a–59b ·
metinde göster ·
… bir beyâz mücellâ mermer döşeli harem-i azîmin tâ vasatında bir kasr-ı müşeyyed
gibi berk
urur gördükde bu du‘âyı tilâvet edeler. Du‘â:
Mezkûr Mescid-i Aksâ'dan şimâl cânibine çemenzâr üzre andan Süleymân Hân'ın binâsı beyâz mermer-i hâm üzre kâmil iki yüz adım gidüp andan Süleymân Hân vâkı‘asında görüp ale's-sabâh kendü ta‘lîmleri ile inşâ olunan yek pâre mermer-i azîm bir havz-ı müdevverdir kim vech-i arzda misli yokdur. Bu harem-i azîmin Y 212a ortasına vâki‘ olmuş ibret-nümâ bir sun‘-ı Hudâ havz-ı ra‘nâdır. Anı ubûr edüp yine şimâle on iki adım gidüp Sahra-i şerîfin haremi nerdübânına kadem kadem sâhib-i ikdâm olup basılır, yigirmi iki ayak beyâz mermer nerdübândır. Ve yigirmi arşın vâsi‘dir. Bir yerden bin âdem çıksa izdihâm olmaz. Anı çıkup Sahra-i şerîf nümâyân olup bir beyâz mücellâ mermer döşeli harem-i azîmin tâ vasatında bir kasr-ı müşeyyed gibi berk urur gördükde bu du‘âyı tilâvet edeler. Du‘â:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y211b–Y212a ·
metinde göster ·
… " buyurmuşlar. Bu mahalden sahrâ-yı şâm ve imârât-ı dârü's-selâm leme‘a-i ilâhî
gibi berk
urduğu zâhir ü bâhirdir.
Evvelâ şâm'ın cânib-i garbîsinde Sâlihiyye nâm kasabaya hâ’il cebel-i Kaysûn tâ zirve-i a‘lâsına sekiz bin adımda urûc olunur bir musattah yerdir. Anda bir kubbe-i âlî içre Hazret-i Risâlet-penâh'ın taşa te’sîr etmiş kadem-i şerîfleri nakşı vardır. Bu mahalden Dımışk'ı temâşâ edüp rücû‘ etmişlerdir ki "Dünyâ cennetine girmem" buyurmuşlar. Bu mahalden sahrâ-yı şâm ve imârât-ı dârü's-selâm leme‘a-i ilâhî gibi berk urduğu zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y252a ·
metinde göster ·
… r. Ol dahi sandûkayı keşf edüp görse içinde bir sa‘âdet tâcı sâhibi nûr-ı mübîn
gibi berk
urup görünce meftûnesi olup evlâd yerine Mûsâ'yı bağrına basar. Fir‘avn ise keh …
Hikmet-i Bîçûn meğer kim Hazret-i Mûsâ'nın pederi Fir‘avn'ın hâcibi idi, hemân ilhâm-ı Rabbânî Mûsâ'nın babası İmrân'ın dil-i cânına te’sîr edüp cân pâresi olan sandûkayı Nîl'den çıkarup Âsiye Ana'ya teslîm eder. Ol dahi sandûkayı keşf edüp görse içinde bir sa‘âdet tâcı sâhibi nûr-ı mübîn gibi berk urup görünce meftûnesi olup evlâd yerine Mûsâ'yı bağrına basar. Fir‘avn ise keheneler söziyle anadan doğan ma‘sûmları katl ederdi. Zîrâ keheneler bâtıl ilimleri ile Fir‘avn'a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·