… tilki hayâsı gibi bir sarımsak dişine benzer bir otdur, anı kurudup havânda un
gibi edüp
sükkerle pâlûde gibi pişirüp bakır ibrîklerin altında âteşler ile musanna‘ yapı …
Esnâf-ı sa‘lebciyân: Neferât iki yüz, bunların dahi dükkânları yokdur. Kış günleri hussetü's-sa‘leb derler ya‘nî tilki taşağı demek olur, Bursa'da Cebel-i Ruhbân'da ve Bingöl'de ve Eğri dağında ve Göksun yaylasında ve Ercis dağında ve Sübhân dağında ve Cûdî dağında ve Bosna'da Köprez yaylasında ve Hersek'de Çemrene yaylasında ve Samakov'da Rila yaylasında ve Filibe'de Despot yaylalarında olur. Hemân tilki hayâsı gibi bir sarımsak dişine benzer bir otdur, anı kurudup havânda un gibi edüp sükkerle pâlûde gibi pişirüp bakır ibrîklerin altında âteşler ile musanna‘ yapılmış ibrîkler ile bahârlı ve gülâblı "Râhat-ı cân sıhhatü'l-ebdân sa‘lebim nefâyis" deyüp feryâd ederek ubûr ederler. Ammâ hakkâ ki zâlim gâyet mukavvîdir. Yüz yaşında âdemin âlet-i cimâ‘ına tavakân verüp âdemi cüst ü çâpük ve serme[s]t edüp kuvvet-i nazarı dahi ziyâde eder. Yetmiş hâssasın Hekîm Dâvûd, Tezkiresi'nde tahrîr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
… lillâh kendü mâlıyla bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp dürr-i beyz-âsâ beyâz kuğu
gibi edüp
kal‘a önünde Hilevne sahrâsına nâzır bir tophâne seddi binâ etdi kim gûyâ sedd- …
Bu kal‘a-i hoş-binâ-yı ra‘nâcık Rivne dağı eteğinde bir yalçın kırmızı şekil kaya üzre seng-i tırâş bir kal‘a-i savaş-ı hâzır-başdır kim gûyâ şekl-i bâdemî vâki‘ olmuşdur, lâkin mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri münhedim olup sene (---) târîhinde Melek Ahmed Paşa hasbeten lillâh kendü mâlıyla bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp dürr-i beyz-âsâ beyâz kuğu gibi edüp kal‘a önünde Hilevne sahrâsına nâzır bir tophâne seddi binâ etdi kim gûyâ sedd-i İskender'dir. Ve kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsında yalçın kaya üzre bir kulle-i azîm inşâ etdi ve bu kulleye ve mezkûr sedd üstüne Tekelü Paşa münhezim olduğu seneden kalan topları kundaklayup bu kal‘aya ve sedler üstüne ale't-tertîb dizüp cümle top-ı kûplar Hilevne sahrâsına nâzırlardır ve bunda olan cebehâne-i gûnâ-gûnun vefreti Bosna serhaddinin bir kal‘alarında yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134b ·
metinde göster ·
… yedi günlük at südü içerler. Talkan nâmında darıyı kavurup değirmenden çeküp un
gibi edüp
anı at südü ve deve südüyle karışdırup içerler. Def‘-i cû‘ etdiğinden mâ‘adâ se …
Niçe kerre yüz bin Tatar vardır kim ömründe su içmemişdir. Kımız nâmında bir gûne altı yedi günlük at südü içerler. Talkan nâmında darıyı kavurup değirmenden çeküp un gibi edüp anı at südü ve deve südüyle karışdırup içerler. Def‘-i cû‘ etdiğinden mâ‘adâ sehel sekir verir. Bir dahi kurut ayranı, ya‘nî ekşimiş ve belemiş(?) yoğurd keşin ısladup yerler. Bir dahi yazma nâmında ilik gibi bir kaymağı alınmamış yoğurdu at südüyle ayran edüp anı içerler. Ve ilik gibi koyu ve lezîz bozaları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
… z'da d[er]yâ ile uça uça ve der[yâ] üzre bir kanadın koyup ve bir kanadı yelken
gibi edüp
hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Rab bilir ol kadar bıldırcın kuşları bu iç Manya dağlar …
Ve bunlarda aslâ müselmân esîrleri yokdur, zîrâ kendülerinin dahi yiyecekleri olmayup esîrlere ne yedirsinler. Cemî‘i Frengistân kefereleri dahi bunlardan korkarlar. Ammâ hikmet-i Rabbü'l-âlemîn bunlar dahi mahlûk-ı Hudâ olmağın 336b bunların dağlarında bir habbe ve bir dâne hâsıl olmadığından ol Perverdigâr Allâh bu kavme yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da d[er]yâ ile uça uça ve der[yâ] üzre bir kanadın koyup ve bir kanadı yelken gibi edüp hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Rab bilir ol kadar bıldırcın kuşları bu iç Manya dağlarına gelüp dağ u taş bıldırcın tuyûrundan görünmeyüp cümle on bin aded iç Manya kefereleri avret oğlanlarıyla bu dağlara düşüp cümle bıldırcınları ağ kepçeler ile sayd edüp başların koparup tüğleri ve içleriyle kayalardaki sarnıç çukurları içre tuzlayup bırağırlar ve üstlerine iri iri taşlar koyup kaparlar, kâmil beş altı ay tuz içre salamura olup vakt-i şitâda beş altı ay kuş turşusu ile Rabbü'l-ibâd bu kulların perveriş edüp dahi gayri vilâyete kuş turşu[s]u satarlar. Gâyet semîn ve lezîz ve latîf kuş turşusu olur kim kırk gün kırk gece deryâdan bu kavme böyle mâ’ide-misâl gûyâ tuyûr-ı sülvân gelir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a–336b ·
metinde göster ·
… âmı oldu ise vakt-i gurûb ziyâfetin ol eder. Ol dahi hemân emîrü'l-hac ziyâfeti
gibi edüp
hemân hedâyâsı dahi emîrü'l-hac paşa gibi beş kîse ve beş tavâşî ve bir mücevhe …
Ve bu kadar mutrıbân ve hânendegân ve sâzendegân ve hokkabâz ve sürâhîbâz ve kûzebâz ve zorbâz ve âteşbâz ve kâsebâz ve kuklabâz ve perendebâz ve gürzbâz ve'l-hâsıl cümle yüz yetmiş esnâf-ı bâzbâzân bu emîrü'l-hac ziyâfetinde arz-ı kâlây edüp her biri ihsân-ı vezîr ile behremend olup ba‘dehu emîrü'l-hacca paşa bir semmûr hil‘at geydirüp esb-i hussânına binüp giderken her kankı beğ, paşanın kâ’immakâmı oldu ise vakt-i gurûb ziyâfetin ol eder. Ol dahi hemân emîrü'l-hac ziyâfeti gibi edüp hemân hedâyâsı dahi emîrü'l-hac paşa gibi beş kîse ve beş tavâşî ve bir mücevher zînli at ve beş donanmış at ve beş yelkendez ve niçe tuhef ve tefârûklar ve hedâyâlar verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y155a ·
metinde göster ·
şems-i âteş-tâbda kurudurlar. Ba‘dehu tüccârları vardır, niçe bin deve yükleri …
Ba‘dehu müdevver müdevver somun gibi edüp şems-i âteş-tâbda kurudurlar. Ba‘dehu tüccârları vardır, niçe bin deve yükleri andan alup gemilerle cümle Arabistân'a ve kal‘a-i İsne ve şehr-i İsvân'a götürüp ekseriyyâ fukarâ kısmı isti‘mâl ederler. Bu gâsûlü bir taşt içinde ısladup suyu ile câmeşûyluk ederler, latîf sâbûndur. Anıniçün gâsûl derler, gâsûl gasldendir, gasl yaykamağa derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y312b ·
metinde göster ·