Ve Murâd Hân'ın bir mavunasın teberrüken Tershâne-i Âmire'de kara dağ
gibi kara
gemiyi kara katrân ile mâtem donuna müstağrak edüp Şâhkulu iskelesi kurbündeki …
Ve Murâd Hân'ın bir mavunasın teberrüken Tershâne-i Âmire'de kara dağ gibi kara gemiyi kara katrân ile mâtem donuna müstağrak edüp Şâhkulu iskelesi kurbündeki büyük gözlerin birisine çekdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 76a ·
metinde göster ·
Ammâ bu kal‘a asker-i İslâm'ı görünce azîm top şâdumânları edüp zîr-i kal‘ada meks olunup gerüde kalan kırk elli bin arabalar ile bize imdâd gelen kefereler dahi gelüp kara nahır gibi kara çadırlarla konup tarfetü'l-ayn içre etrâflarına tabur handakı kazmağa başladılar. Meğer Rakofçi kralın Erdel memleketinden çıkup geliyorduğun haber almışlar. Gerçi Tatar askeri dahi haber aldılar, ammâ cümlemiz yağmurluklardan çadırlarımız kurup donlarımız çıkarup cümle atlarımız soyup arkanlarla çayırlara salup atlar dahi bizim gibi râhat olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… lime dûrbînim alup yıldız cânibi tarafına bakdım. El-azametullâh bir kara nahır
gibi kara
kura domuz sürüsü gibi bir kâfir askeri tarfetü'l-ayn içre kal‘a altına gelüp i …
Hakîr eyitdim: "Dokuz gündür Melek Ahmed Paşa bir vâkı‘a görüp Özü kal‘ası üzre kara kuşlar hâr-ı hâşâk taşıyup yuva yapmak isterler. Hemân kal‘adan bir âteş zâhir olup cümle kara kuşların kuyrukları ve kanatları yanup yere düşüp yuvarlanurlar dedi. İmdi ol vâkı‘a rû’yâ-yı sâliha-i Melek Ahmed Paşa'dır. Ol kara kuşlar işte bu kara başlı kâfirlerdir kim kal‘ayı alup yuva yapup milk edinmek isterler. Kal‘a içinden zâhir olan âteş işte bizim atdığımız kumbara âteşleridir kim cümle küffârı yakup kolları ayakları yanup kırıldılar. şimdi iş bitüp bu kal‘a inşâ’allâh dest-i küffârdan halâs olur. Bu niyyete el-Fâtiha" deyüp ba‘de't-tilâve-i Fâtiha cür’et edüp sağdan ve soldan tahta minâreye kurşum gelir, ammâ ne hâl ise Hazînedâr {Alî Çelebi}60b minârenin zirve-i âlîsine çıkup cânib-i şimâldeki mukaddem gelen kâfirlere bakdık. Topların çeküp kayıkların yükledüp gitmek sadedlerinde, ammâ elime dûrbînim alup yıldız cânibi tarafına bakdım. El-azametullâh bir kara nahır gibi kara kura domuz sürüsü gibi bir kâfir askeri tarfetü'l-ayn içre kal‘a altına gelüp iki üç bin araba ve topları ve cebehâneleri ve zahîreleriyle tahmînen on bin kâfir var gelüp Küçük Hasan Paşa kal‘ası kurbunda yanan varoş içre siperlenüp kondukları ân cenge âhenk etmeğe başlayup cümle arabaların kal‘a altındaki meterislerine getürürken beş pâre kal‘alardan yine bunlara eyle toplar {urdular} ve anlar da kal‘aya bir yaylım kurşumlar{dan sonra} henüz gelen seksen pâre şâhî topları kal‘aya eyle urdular kim tarafeynin sadâ-yı top-ı kûpından ve keferelerin Yajuj'ından ve ümmet-i Muhammed'in Allâh Allâh'ından sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî cihânı doldurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60a–60b ·
metinde göster ·
… bin küffâr cem‘ olup mezkûr Kaşa Ban manastırında ve Kaşa sahrâsında kara nahir
gibi kara
şapkalı ve kara roklalı sâhibü'z-zünnâr kefere-i dûzah-karârın cem‘iyyet-i kübr …
Hakkâ ki be-dürüstî eyledir kim yazmışlar ve sikkeyi mermerde kazmışlar, ammâ mezkûr mevlûd-ı Îsâ Nebî günleri bu şehr-i Kaşa içre üç gün üç gece on kerre yüz bin küffâr cem‘ olup mezkûr Kaşa Ban manastırında ve Kaşa sahrâsında kara nahir gibi kara şapkalı ve kara roklalı sâhibü'z-zünnâr kefere-i dûzah-karârın cem‘iyyet-i kübrâların ol gün seyr [ü] temâşâ edüp "Sübhanü'l-Hallakü'l-bâkî" deyüp mest [ü] medhûş oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
… ılâ‘lara haberler gönderüp ol gün ol gece tâ sabâha dak dağı ve taşı kara nahır
gibi kara
şapkalı küffâr cihânı dutup ordu-yı İslâm küffâr-ı hâksâr ile doldu.
Bu kerre kral dahi bu haber-i mûhişden haberdâr olup hemân ol gün cemî‘i mutî‘ olan kılâ‘lara haberler gönderüp ol gün ol gece tâ sabâha dak dağı ve taşı kara nahır gibi kara şapkalı küffâr cihânı dutup ordu-yı İslâm küffâr-ı hâksâr ile doldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25a ·
metinde göster ·
Küffâr-ı hâksâr dahi kara dağlar gibi kara şapkalı kâfir âheste âheste tâ sahrâ-yı Mihaç'ın ortasına gelince hemân cümle guzât-ı müslimîn kırk iki aded koldan kâfir üzre bir ağızdan Allâh deyüp kâfire her tarafdan girişirler ve ikişer asker birbirine karışırlar. Tâ ol mertebe küffâr gelir kim Sadrıa‘zam koluna gelüp henüz cenge âheng edüp bir savaş-ı perhâş ederler kim dillerde dâstândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
… m, deyüp üç sâ‘at kadar gitdik. Uyvar cânibinden berü dağlar içinden kara nahır
gibi kara
şapkalı ve kara bayraklı kâfirler karanlık gecede kara ormanlar içre gelirlerke …
"Vallâhi sultânım, biz Karaman sipâhîlerindeniz. Ota otluğa gidelim ve birez kelepür şikârı bulalım, deyüp üç sâ‘at kadar gitdik. Uyvar cânibinden berü dağlar içinden kara nahır gibi kara şapkalı ve kara bayraklı kâfirler karanlık gecede kara ormanlar içre gelirlerken görüp gerüye kaçarkan bu yiğitler bizi bağlayup size getirdiler, emir sultânımındır. İşte vâkı‘-i hâl budur" deyü cevâb etdikleri mahalde sabâha kâmil üç sâ‘at kalmış idi. Çünki paşa-yı acûl bu Etrâklerden bu haber-i mûhişi istimâ‘ edince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a ·
metinde göster ·
Ve nehrin karşu tarafındaki dırahtistân içre küffâr kara nahır
gibi kara
şapkalarıyla meks edüp beri Sadrıa‘zam ordusunda üç yüz pâre sığâr u kibâr topl …
Ve nehrin karşu tarafındaki dırahtistân içre küffâr kara nahır gibi kara şapkalarıyla meks edüp beri Sadrıa‘zam ordusunda üç yüz pâre sığâr u kibâr topları kâfire karşu âmâde edüp ale't-tertîb cümle topları dizdiler ve cümlesin ağızladılar, ammâ karşu tarafda küffârın câ-be-câ iş görmüş ve şîrînlemiş katana atlıları nümâyân olmağa başladılar ve gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18b ·
metinde göster ·
şapkalı ve kara başlı ve cümle domuz dişli küffâr dişlerin bileyüp cümlesi âlât …
"Aya Türk'den nice intikâm alsak?" deyü ölüsü dirisine binüp domuz sürüsü gibi kara şapkalı ve kara başlı ve cümle domuz dişli küffâr dişlerin bileyüp cümlesi âlât-ı demire müstağrak olup pür-silâh geyimli küffâr alay topların keşân ber-keşân çekerek mukaddemâ ceng edüp küffârı kırdığımız meydân-ı ma‘rekeye gelüp nâ-pâk kademlerin basup gördüler kim cemî‘i küffâr leşi meydânı dutmuş. Bir hayli zamân leşler içre somurdanup gezdiler ve atlanup âheste âheste Raba kenârındaki yeniçerilerin meterislerine doğru kazâ-yı mübrem gibi kara canavar-misâl ceneralleri ve gorofları ve banları ve hersekleri ve irşekleri ve bî-dîn ruhbânları ile yürüdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19b ·
metinde göster ·
… âheste âheste Raba kenârındaki yeniçerilerin meterislerine doğru kazâ-yı mübrem
gibi kara
canavar-misâl ceneralleri ve gorofları ve banları ve hersekleri ve irşekleri ve …
"Aya Türk'den nice intikâm alsak?" deyü ölüsü dirisine binüp domuz sürüsü gibi kara şapkalı ve kara başlı ve cümle domuz dişli küffâr dişlerin bileyüp cümlesi âlât-ı demire müstağrak olup pür-silâh geyimli küffâr alay topların keşân ber-keşân çekerek mukaddemâ ceng edüp küffârı kırdığımız meydân-ı ma‘rekeye gelüp nâ-pâk kademlerin basup gördüler kim cemî‘i küffâr leşi meydânı dutmuş. Bir hayli zamân leşler içre somurdanup gezdiler ve atlanup âheste âheste Raba kenârındaki yeniçerilerin meterislerine doğru kazâ-yı mübrem gibi kara canavar-misâl ceneralleri ve gorofları ve banları ve hersekleri ve irşekleri ve bî-dîn ruhbânları ile yürüdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19b ·
metinde göster ·
… yerde çete ve zahîrede, ammâ ne çâre karşu tarafda küffâr askeri kara bulutlar
gibi kara
şapkalı küffâr dünyâyı dutmuş.
Ammâ beri bizim asker-i İslâm tarafında kanıkmış asker, ammâ evvelki cengde şikârların almışlar ve bî-tâb u bî-mecâl kalmışlar ve yigirmi günden berü kesret-i matar çekmişler, atlar da ve kendüleri de dermânları kalmamışlar, atları ve kendüleri aç uyuz ve kan kuduz dedikleri gibi cümle asker aç ve askerin çoğu otda ve otlukda ve birer konak yerde çete ve zahîrede, ammâ ne çâre karşu tarafda küffâr askeri kara bulutlar gibi kara şapkalı küffâr dünyâyı dutmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19b ·
metinde göster ·
Karşu tarafda dahi cümle küffâr askeri mevc mevc kara nahır
gibi kara
şapkalarıyla atlar üzre ve cümle gemileri ile Tuna kenârında kat-ender-kat duru …
Karşu tarafda dahi cümle küffâr askeri mevc mevc kara nahır gibi kara şapkalarıyla atlar üzre ve cümle gemileri ile Tuna kenârında kat-ender-kat dururlar, zîrâ cümle küffâr sulha şükrâne gemileriyle avretlerin bile getirüp cümle zîb ü ziynet ve dârât [u] ihtişâmlarıyla gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44b ·
metinde göster ·
… dediklerinde hakîr bağdala hunkası dedikleri yüksek depenin dibinde kara nahır
gibi kara
şapkalı ve kara saçlı küffâr çet-a-çet olmuş dururlar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr o …
"Elhamdü lillâh uğurdur, Osmânlı yüzü gördük. Ağa seni uğur okuduk. Hele dur, ma‘an bizimle çeteye ve poturaya gidelim. İşte bağdala hunkasında kâfirin katana yunakları bizi katlanır, durma gidelim" dediklerinde hakîr bağdala hunkası dedikleri yüksek depenin dibinde kara nahır gibi kara şapkalı ve kara saçlı küffâr çet-a-çet olmuş dururlar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr ol tarafdan geldim. Kâfir hakîri görüp aslâ hareket etmemişler kim ihtimâldir kal‘a halkı duyar deyü hâmûş olup yatmışlar. Hemân hakîr ol kadar kâfirin kesret [ü] vefretin görünce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84a ·
metinde göster ·
… elli aded sağîr ü kebîr toplar zâhir olup cümle topların ardlarında kara nahır
gibi kara
şapkalı Nemse ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Tot ve Korol ve Macar ve Kurs küffârlar …
Ammâ Hudâ âlimdir semmûr kalpaklı ve kara şapkalı âdem deryâsı temevvüc edüp ileriye yetmiş aded mâvî harîr haçlı peykerler ve kırk bölük alaylar cümle askerleriyle kol kol seçilüp aralarında yüz elli aded sağîr ü kebîr toplar zâhir olup cümle topların ardlarında kara nahır gibi kara şapkalı Nemse ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Tot ve Korol ve Macar ve Kurs küffârlarının niçe bin tüfeng-endâzları nümâyân oldu. Ve yetmiş yerden "Yajuj ve Yajuj" sadâsı gelüp çam çakalları gibi uluşup feryâd ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a ·
metinde göster ·
… ir peşşe ve bir meges-i siyâh yokdur. Hemân ki bâzâr savulup bir âdem kalmaduğu
gibi kara
sinek ve sivri sinek cihânı dutup âdemi helâk eder. Tâ Leka'dan berü böyle tıls …
San‘at-ı garîbedir kim bu Maşkolor panayuru gününde sinekden âdem duramaz iken hemân panayur günleri olunca aslâ sineğin vücûdu kalmaz. Temâşâ bu kim bu cem‘iyyet-i kübrâda niçe kerre yüz bin benî âdemin muzahrafât-ı kâzûrâtı ve niçe kerre yüz bin hayvânâtların necisleri ve niçe kerre yüz bin aded zibih olan koyunların ve sığırların kanları râyihası çok olacak iken bir bed râyiha olmayup bir peşşe ve bir meges-i siyâh yokdur. Hemân ki bâzâr savulup bir âdem kalmaduğu gibi kara sinek ve sivri sinek cihânı dutup âdemi helâk eder. Tâ Leka'dan berü böyle tılsımât olmuşdur kim temâşâ-yı garîbedir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242b ·
metinde göster ·