… ] âbâdân kurâlar içre ubûr ederken nehr-i Ergene'yi atlar ile geçüp (---) sâ‘at
gidüp bu
nehr-i Ergene'nin ibtidâ tulû‘u Karadeniz sâhilinde Istıranca dağlarında hurûc …
Ba‘dehû Burgaz şehrinden cânib-i şimâle meyyâl ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre ubûr ederken nehr-i Ergene'yi atlar ile geçüp (---) sâ‘at gidüp bu nehr-i Ergene'nin ibtidâ tulû‘u Karadeniz sâhilinde Istıranca dağlarında hurûc edüp Uzunhacılı kurâsı cisrinden ubûr edüp gelir, bu Burgaz'dan geçer. Andan Edirne kurbunda Sultân Murâd-ı Evvel Koca Gâzî Hudâvendigâr cisri kim ana 108a Ergene cisri derler, yüz yetmiş köprüdür. Devlet-i Âl-i Osmân'da değil gayrı mülûklarda dahi böyle cisr-i azîm [ü] tavîl manzûrumuz olmamışdır. Mezkûr nehr-i Ergene bu cisrin altından ubûr edüp iner (---)(---)(---) Akdeniz'e mahlût olur. Eyle bir nehr-i azîm değildir ammâ evvel bahârda dağların ve dere ve depelerin karları sökün eyledikde deryâ gibi cereyân edüp niçe bin dıraht-ı müntehâları bîhından kal‘ edüp deryâya döker. Böyle bir çoşkun ve taşkın nehr-i zülâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… e nehr-i Furât'a rîzân olur. Bu kerre Diyârbekir'den cisri geçüp şimâle iki gün
gidüp bu
kal‘a-i Mefârikîn'e gelir. Bu takdîrce bu kal‘a niçe Şat ile Furât mâbeynindeki …
Evsâf-ı eşkâl-i kal‘a-i Meyâfârikîn: Müverrihân-ı Rûm bu kal‘a hakkında cezîre-i Şat ve nehr-i Furât mâbeynindeki cezîre-i azîm içredir deyü tahrîr etmişler ammâ galat-ı fikr etmişler. Hakîr bu mahalde on sene mikdârı tek ü pûm vardır kim selîkam bu fenne düşmek ile kırat-be-kırat dakîkiyle ma‘lûmumdur. Nehr-i Furât u Murâd Malatıyye kurbünde Kömürhânı cenbinde cereyân edüp kırk menzilde kal‘a-i Kurna kurbünde nehr-i Şatt'a munsabb olup Şattu'l-Arab olur ve nehr-i Şat Diyârbekr'in Fızkayası dibinden geçüp iner, Hasankeyfâ ve Cizre ve Musul ve Bağdâd ve Kurna dibinde yine nehr-i Furât'a rîzân olur. Bu kerre Diyârbekir'den cisri geçüp şimâle iki gün gidüp bu kal‘a-i Mefârikîn'e gelir. Bu takdîrce bu kal‘a niçe Şat ile Furât mâbeynindeki cezîrede olmuş olur. Bu hakîr-i pür-taksîr im‘ân-ı nazar ile nazar edüp böyle gördük. Ancak bu kal‘a nehr-i Şat ile nehr-i Batmân mâbeyninde vâki‘ cezîrede mebnî olup nehreyn-i azîmeyn mâbeynlerini fark etdiğiyçün Mâ-fârıkayn derler. Hakkâ ki böyledir. 218a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 218a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ bu gûne zevk-i surûr-ı safâda iken deryâdan on pâre Urus şaykaları nümâyân olup kal‘a-i Varna deyüp gelmede. Meğer bunlar Kavarna iskelesi câniblerin nehb ü gârete gidüp bu Varna ahvâlin istimâ‘ edüp var kuvveti bâzûya getirüp imdâda gelirken hemân paşa-yı kâr-âzmûde küffârdan alınan yigirmi altı pâre Urus şaykalarına sekbân ve sarıcadan pür-silâh seksener {aded} fitoz ve bahâdır fetâlar koyup Varna kal‘ası limanında yatan yigirmi pâre şayka ve karamürsellerin sandallarına yigirmişer aded pür-silâh yiğitler koyup cümle Varna gemicilerin küreğe koyup limanlı havâ-yı latîfde Kazak firkateleri kal‘a altına gelirken bunlar dahi âmedânî kal‘a limanından kâfire kırk pâre gemi karşu çıkup bunlar anlara Kazaklar bunlara bir yaylım kurşum elbeştisi edüp sadâ-yı Allâh Allâh ile aslâ kâfire amân vermeyüp on pâre gemileri feth etdiler, zîrâ bu mel‘ûnlar Kavarna {şehri} altında ceng edüp içlerinde yaralı ve bereli kâfirleri olup cenge iktidârları olmayup keştîbânlık edecek ve âlât-ı levâzımât-ı bâdbânların ve cümle âlât-ı halatın kullanmağa ve içlerinde "orsa poca" demeğe hükm-i hükûmât eder hatmanları bile mürd olup {mukaddemâ gemiler} içinde esîr olan ümmet-i Muhammedler dahi bizim gemiler sarıldığın göricek anlar dahi imdâd edüp bu vak‘ada bizden bir âdem şehîd olmadan on pâre şaykalar feth olup azîm şâdumânlar edüp küffârın haçlı bayrakların ser-nigûn ederek dankiyolar çalup top u tüfeng şâdumânları edüp yine sâlimîn ü gânimîn on pâre şayka ile Varna limanına lenger 30a endâht olup şâdumân-ı top u tüfeng ve fişengden şehr-i Varna murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde {kalup} ba‘dehû paşanın serâperdesi gelüp cümle ordu-yı İslâm tınâb tınâba çıt-a-çıt kurulup ceng-i harbî tablları döğülüp dîvân-ı pâdişâhî oldukda ibtidâ Yûsuf Kethüdâ'ya bir semmûr hil‘at-i fâhire ve kapucular kethüdâsına ve sâ’ir kapucubaşılardan yigirmi ağaya ve yetmiş bayrak bölükbaşılarına birer hil‘at-i fâhire ve ihsân-ı vâfireler ile behremend [ü] behreyâb olup baş dil getiren garîb yiğitlere kırkar guruş ve birer gümüş çelenk ile ser-firâz etdiler ve sandalların imdâd veren yigirmi pâre şayka kapudanlarına birer hil‘at ve kürek çeken levendâtlarına onar guruş in‘âm olunup Kazak-ı Ak'ın şaykalarında {esîr} bulunan ümmet-i Muhammed esbâbların başka yığup esîr olan ibâdullâh halâs olduklarına hamd [ü] senâ ederken cümle ibâdullâha isbât etdiği mâlların verüp niçesine harçlık ihsân edüp herkes gemiler ile vatan-ı aslîlerine revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29b–30a ·
metinde göster ·
hakîr Gazzâzoğlu Selâhor Ahmed Ağa ile karadan atlarımız ile Rûmeli hisârından …
Andan hünkârımız başdarda ile Gelibolu'ya gidüp bu hakîr Gazzâzoğlu Selâhor Ahmed Ağa ile karadan atlarımız ile Rûmeli hisârından kalkup cânib-i şimâle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94a ·
metinde göster ·
… Ahmed Paşa ve Hüsrev Beğ'e teslîm edüp cümle küffâr-ı füccâr şibenik kal‘asına
gidüp, bu
kal‘a-i Dirniş Bosna serhaddinde başka sancak tahrîr olunur. Ba‘dehû dahi ziyâd …
"Bu gazâ-yı Dirniş'de müslimîn ü müşrikîn vakt-i şâfi‘îde yaka yakaya gelüp top u tüfeng atılmadan bir savaş-ı perhâş ve bir gûne harb u kıtâl uğraş olmuşdur kim âsumânda kerrubiyânlar reşk etmişdir. Ba‘dehû küffâr derûn-ı hisârdan "Amân ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘a-i Dirniş'i Ahmed Paşa ve Hüsrev Beğ'e teslîm edüp cümle küffâr-ı füccâr şibenik kal‘asına gidüp, bu kal‘a-i Dirniş Bosna serhaddinde başka sancak tahrîr olunur. Ba‘dehû dahi ziyâde amâr olup gûyâ bâğ-ı İremezât olur, ammâ hikmet-i Hudâ sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân asrında Girid cezîresinde kal‘a-i Hanya be-dest-i Silihdâr Yûsuf Paşa feth etdikde ol vezîr-i dilîr bu Dirniş nevâhîlerinden hâk-i Hırvat'da vücûda gelmeğin Venedik küffârı ol vezîre rağmen donanmasıyla kal‘a-i İspilet ve şibenik'den asker döküp Kilis ve Kırka sancaklarından yüz kırk pâre kılâ‘lara istîlâ edüp ol sene-i menhûsda bu Dirniş şehrin dahi kâmil yetmiş günde harâb u yebâb ve halkın kebâb edüp böyle bir şehr-i azîm Devlet-i Âl-i Osmân'da yerde yatır. Mukaddemâ eyle ma‘mûrmuş kim hâlâ manzûrumuz olduğu üzre Hırvadistân'ın Mısr'ı imiş. Ve evvelin gören gâzîler eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 147a ·
metinde göster ·
… -makrûn gelüp Seydî Ahmed Paşa'nın başın istemişler. Alî Paşa'nın aklı başından
gidüp, "Bu
sefer üzre böyle gâzî yiğide kıymak ne demekdir?" deyüp hatt-ı şerîfi güm etdi. …
Hikmet-i Hudâ ol günlerde Köpürlü Mehemmed Paşa'dan emr-i şerîf ve hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn gelüp Seydî Ahmed Paşa'nın başın istemişler. Alî Paşa'nın aklı başından gidüp, "Bu sefer üzre böyle gâzî yiğide kıymak ne demekdir?" deyüp hatt-ı şerîfi güm etdi. Seydî Ahmed Paşa da bu habere muttali‘ olup her bâr serdâra geldikde iki bin aded yarar ve cengâver ve dilâver ve server-i hünerver serdengeçdi yiğitlerle pür-silâh âmâde gelüp bî-bâk ü bî-pervâ gelüp giderdi. Bir gün Seydî Gâzî, efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya gelüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 183b ·
metinde göster ·
sene Erdel diyârı kâfiristânına nice girüp Kemen Yanoş kral ile nice ceng edüp …
"Vâ hasretâ ve vâ firkatâ! Ordumuzun sâhib-kırânı gidüp bu sene Erdel diyârı kâfiristânına nice girüp Kemen Yanoş kral ile nice ceng edüp nice kral nasb edüp bin iki yüz kîse iki yıllık harâcı nice tahsîl edüp pâdişâha nice cevâb veririz" deyü herkes figân edüp perîşân olduklarında hemân hakîr bu hâli görüp atıma süvâr olup tarfetü'l-ayn içre Melek Ahmed Paşa efendimize gelüp Seydî 186a Paşa ahvâlin bir bir Melek Ahmed Paşa efendimize nakl etdiğimde aklı başından gidüp eydir: mısra‘,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185b–186a ·
metinde göster ·
… ukaddem ordu-yı İslâm içinde cemî‘i vüzerâ ve vükelâların cümle aşbâzları krala
gidüp bu
ziyâfetin ta‘âm-ı uzmâsına çalışup harc-ı masrafı kraldan oldukdan sonra bir mü …
Ve kâmil üç bin koyun ve üç bin kuzu ve altı kerre yüz bin sipov ekmek ve yüz aded kazgan firik pilâvı ve yüz kazgan herîse ve yüz kazgan yoğurdlu firik şorbası idi, ammâ bu diyârda pirinç olmamak ile pirinç pilâvı yok idi, ammâ büyük baş summâtda vüzerâ ve vükelâ önünde on bin sahan memlû ni‘met-i nefîsenin her envâ‘ından mevcûd idi, zîrâ üç gün mukaddem ordu-yı İslâm içinde cemî‘i vüzerâ ve vükelâların cümle aşbâzları krala gidüp bu ziyâfetin ta‘âm-ı uzmâsına çalışup harc-ı masrafı kraldan oldukdan sonra bir mümessek bahârlı bir ziyâfet-i azîm olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b ·
metinde göster ·
mahallere Toykun Paşa bölmesi derler, başka bir hisâr dîvârı vardır. Bunun kapu …
Bu kapusundan girüp yine taraf-ı garba gidüp bu mahallere Toykun Paşa bölmesi derler, başka bir hisâr dîvârı vardır. Bunun kapusundan içeri girüp yine ol şâhrâh ile semt-i garba gidüp bu mahallere Süleymân Paşa bölmesi derler, bir sedd-i metîn dîvârı var. Bunun dahi kapusundan girüp yine mezkûr tarîk-ı âm ile mahall-i garba gidüp tâ Gül Baba'ya karîb Horos kapusun(d)a varınca dörd kat bölme bölme hisâr dîvârları Tuna kenârındaki varoş kal‘a dîvârına muttasıl bu dörd kat bölme hisâr dîvârları tâ Ortahisâr kal‘ası dîvârına varır bölme hisâr dîvârlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
… sâr dîvârı vardır. Bunun kapusundan içeri girüp yine ol şâhrâh ile semt-i garba
gidüp bu
mahallere Süleymân Paşa bölmesi derler, bir sedd-i metîn dîvârı var. Bunun dahi …
Bu kapusundan girüp yine taraf-ı garba gidüp bu mahallere Toykun Paşa bölmesi derler, başka bir hisâr dîvârı vardır. Bunun kapusundan içeri girüp yine ol şâhrâh ile semt-i garba gidüp bu mahallere Süleymân Paşa bölmesi derler, bir sedd-i metîn dîvârı var. Bunun dahi kapusundan girüp yine mezkûr tarîk-ı âm ile mahall-i garba gidüp tâ Gül Baba'ya karîb Horos kapusun(d)a varınca dörd kat bölme bölme hisâr dîvârları Tuna kenârındaki varoş kal‘a dîvârına muttasıl bu dörd kat bölme hisâr dîvârları tâ Ortahisâr kal‘ası dîvârına varır bölme hisâr dîvârlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
… mış, bizler dahi kaçup Dol kasabasından cânib-i garba baş aşağı Dol deresi içre
gidüp bu
dere sağ tarafı üç sâ‘atlik bir topraklı bayırlar olmak [ile] sâfî bâğlardır, s …
Hakîr gördüm ki bu kasabada âdem ve âdemî-zâd yokdur, âdemleri kaçmış, bizler dahi kaçup Dol kasabasından cânib-i garba baş aşağı Dol deresi içre gidüp bu dere sağ tarafı üç sâ‘atlik bir topraklı bayırlar olmak [ile] sâfî bâğlardır, sâhibleri sağlardır, ammâ mahsûllerin almağa âcizlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149b ·
metinde göster ·
… ayıklarımız Venedik'de koyup Venedikli bize yol verüp bunlardan Risna kal‘asına
gidüp bu
kadar Türk esîri alup Kotur'a girelim derken siz de bizi esîr etdiniz. Emir All …
"Belî sultânım, niçemiz Kotur'dan dağlar içre karadan sizin Risna kal‘asına gitdiler, ammâ bizler kayıklar ile Kotur'dan Dobra-Venedik'e silâhlarımızla gelüp kayıklarımız Venedik'de koyup Venedikli bize yol verüp bunlardan Risna kal‘asına gidüp bu kadar Türk esîri alup Kotur'a girelim derken siz de bizi esîr etdiniz. Emir Allâh'ın bu zancadır eyle olur" dedikde hemân paşa gazab-âlûd olup Dobra-Venedik elçisin "Kaldırın şu kâfiri", deyüp haps etdi ve andan hakîr ile Dobra-Venediklinin bu gûne habâset ve ihânetlerin Sadrıa‘zama arz etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159a ·
metinde göster ·
… de olmaz. Bu kal‘aya bu kadar beytü'l-mâl-ı müslimîn ve bu kadar hâne-i selâtîn
gidüp bu
kadar renc [ü] anâlar çekildiğinden mâ‘adâ bu kadar guzât-ı müslimîn nâ-hak şeh …
"Devletli vezîr bu kal‘a 188b kâfirin gözü bebeğindedir. Bundan Âl-i Osmân'a zarar çok olur, aslâ bir habbe fâ’ide olmaz. Bu kal‘aya bu kadar beytü'l-mâl-ı müslimîn ve bu kadar hâne-i selâtîn gidüp bu kadar renc [ü] anâlar çekildiğinden mâ‘adâ bu kadar guzât-ı müslimîn nâ-hak şehîd olup bu kadar renc [ü] anâ mükâfâtında vakfullâha ne â’id ve ne fâ’id bir kal‘adır kim feth edüp elzem-i levâzımından bir kal‘a değildir. İçinde bu kadar guzât-ı müslimîn kosak îrâd [u] masrafları nereden hâsıl olur? Kanije kal‘ası gibi bir sedd-i İskender'in nısıf askerin kaldırup bu kal‘aya komak iktizâ eder. Dutalım komuşuz ve bu kal‘ayı intihâ-yı serhad etmişiz, bu kerre küffâr gelüp askeri olmadığından Kanije'yi alup bu kal‘ayı dahi istîlâ eder. Hemân bu kadar ibâdullâhı bu kal‘ada mahpûs edüp gidersiz. Gerçi Kanije paşalarına bu kal‘ayı tahtgâh edersiz, ammâ hatâ edersiz. İşte bu nehr-i Morava'nın karşu tarafında küffâr yine bir kal‘a yapup bu kal‘ada âdem değil kaz ve tavuk gezdirmez" deyü cümle a‘yân-ı kibâr böyle müşâvere etdiklerinde, Sadrıa‘zam eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188a–188b ·
metinde göster ·
… ar ve kâhîce dağlar ve mişezârlar içre iktizâ hasebiyle gidüp kal‘a-i Eçetvar'a
gidüp bu
yine Sakmar nâhiyesindedir. Andan,
Andan yine cemî‘i asâkir-i İslâm ile kâh nehr-i Tise kenârıyla ve kâhîce sahrâlar ve kâhîce dağlar ve mişezârlar içre iktizâ hasebiyle gidüp kal‘a-i Eçetvar'a gidüp bu yine Sakmar nâhiyesindedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 89a ·
metinde göster ·
Muhammed'i altı yaşında iken bile götürüp bir ay Yesrib şehrinde oturup muhalle …
"Bu oğlan benim karındaşım Abdullâh'ın oğludur kim babası Medîne kurbunda Dâru'n-Nâbığa nâm mahalde ticârete gidüp Şam'dan gelirken Nâbığa'da merhûm olup na‘şın Medîne'de Bakî‘'e getirdüp anda defn etdirdim. Ve bu Muhammed'in vilâdetinden altıncı sene vâlidesi Emîne Hâtûn ehli Abdullâh karındaşımın mîrâsın ahz u kabz etmeğe Medîne'ye gidüp bu Muhammed'i altı yaşında iken bile götürüp bir ay Yesrib şehrinde oturup muhallefât-ı Abdullâh'dan cüz’î ve küllî şeyler bulup Yesrib'den yine Mekke'ye bu Muhammed anasıyla gelirken Mekke kurbunda Ebû Enâm nâm mahalde vâlidesi dahi merhûme olup na‘şını Mekke'ye getirdüp anda defn edüp bu Muhammed babadan ve anadan öksüz kaldığından cümle kabâ’il-i Kureyş buna Muhammed-i yetîm derler. Karındaşım evlâdı olmak ile benimle bile ticâret ile kâh Şam'a ve kâh bu Busrâ şehrine getiririm" deyü Ebû Tâlib bu hikâyeleri nakîr kıtmîr cümle Bahîrâ papasa nakl etdikde Bahîrâ papas-ı ehl-i vukûf-ı zû-fünû[nı]'d-dehr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100b ·
metinde göster ·
Ve bu şehr-i Eksi Salâcık'ın üst yanında cânib-i şarkda mezkûr Çufud kal‘ası kayaları dibinde bâğ-ı İrem-misâl olan Aşlama bâğında kadıasker-i vilâyet-i Kırım olan Murtazâ Alî Efendi ile ziyâfete gidüp bu bâğ-ı Merâm'da aceb zevk u safâlar edüp seyr [ü] temâşâ etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
… erkez gulâmı ve bir Maskov kapudanı esîr hedâyâlar verüp Sultân Mahmûd sarâyına
gidüp bu
hakîr şehrin temâşâsına meşgûl oldum.
Ertesi gün bizim Hân dahi Dağıstân pâdişâhına ziyâfet tertîb edüp bizim Hân Sultân Mahmûd'un istikbâline çıkup hemân bizim Hân yüz adım alarkada Dağıstân pâdişâhını gör[dü]kde belinden kılıcın ve başından şıpırtma kalpağın çıkarup atından piyâde olduğun Dağıstân pâdişâhı göricek hemân ol dahi yüz adım mesâfe-i ba‘îdeden atından yayan olup birbirlerine yayan erişüp sarılaşup görüşüp öpüşüp "Hoş geldin cânım, safâ geldin pâdişâhım" deyü birbirine ta‘zîm ü tekrîm ederek atlarına süvâr olup Hân'ın sarâyına Sultân Mahmûd gelüp bir ziyâfet-i azîm olup ba‘de'z-ziyâfe Hân Dağıstân pâdişâhına bir mücevher eğerli ve oyanlı at ve iki kız ve iki Çerkez gulâmı ve bir Maskov kapudanı esîr hedâyâlar verüp Sultân Mahmûd sarâyına gidüp bu hakîr şehrin temâşâsına meşgûl oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163b ·
metinde göster ·
… ek kal‘asına Kabarti'den bir yeni rehin Çerkez beği gelüp öbür mirza Kabartay'a
gidüp bu
yeni rehin beğ ile mukaddemâ çok hukûkumuz olmak ile dünyâ kadar hazz edüp Mehe …
Ba‘dehu hikmet-i Bârî bu Terek kal‘asına Kabarti'den bir yeni rehin Çerkez beği gelüp öbür mirza Kabartay'a gidüp bu yeni rehin beğ ile mukaddemâ çok hukûkumuz olmak ile dünyâ kadar hazz edüp Mehemmed Geray Hân'ın ve yine Dağıstân pâdişâhı Şamhal Şâh'ın mektûbların yeni rehin olan Kabarti beğine gösterüp cihân cihân hazz edüp hakîre ikrâmlar etdi. Ve her bâr anlar ile cân sohbetleri ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
… r. Lâkin maşrık tarafına nâzır kapudur. Ve bu kapudan batı cânibine üç yüz adım
gidüp bu
toprak kal‘anın bir kapusu dahi Karatayak varoşuna açılır, küçük demir kapudur. …
Ve bu arslan kullesinden batı tarafa gidüp kâmil yüz adımda orta kal‘a kapusuna varılır. Bu dahi yıldız rûzgârı cânibine mekşûf demirli küçük kapudur. Ve bu kapu üzre taş gürzler asılıdır. Bu kapudan batı tarafına kâmil yüz adım gidüp toprak kal‘a kapusudur. Bu dahi bir dirsek köşede bir küçük demir kapudur. Lâkin maşrık tarafına nâzır kapudur. Ve bu kapudan batı cânibine üç yüz adım gidüp bu toprak kal‘anın bir kapusu dahi Karatayak varoşuna açılır, küçük demir kapudur. Ve bu Karatayak tarafındaki kal‘a köşesinde olan Kanlı kulleden tâ maşrık tarafında Suluk kullesine varınca Ten nehri kenârınca mezkûrûn dörd aded kapuların mâbeyni cümle bin arşın yer Ten suyu kenârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
Andan sonra yedi yüz sene mürûr edüp İslâmbol'u ta‘mîr ü termîm eden Kostantin kralın anası Hellana nâm avret Selânik'e mâlik olup ol dahi Selânik'de bir deyr-i azîm binâ edüp oğlu Kostantin'in izniyle bin milyon akçe ile Kuds-i Şerîf'e gidüp bu Hellana avret Kudüs'de Kumâme nâm gumâmeyi binâ edüp şehr-i Selânik'de niçe bin Yahûdîleri kılıçdan geçirüp Selânik'de müstakıllen melike olup Yahûdîler re‘âyâ gibi kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 223b ·
metinde göster ·
Eloz sahrâsı nihâyetinde Akdeniz'e karışır. Ammâ nehr-i azîmdir, kâh atlar ile …
Nehr-i Aksu: Atlar ile gücile ubûr etdik. Bu nehr-i ayn-ı zülâ[l] tâ taraf-ı şimâlde Taraboliçse şehri dağlarından gelüp Mizistre sahrâsı içre gidüp bu Eloz sahrâsı nihâyetinde Akdeniz'e karışır. Ammâ nehr-i azîmdir, kâh atlar ile ve kâh gemiler ile ubûr olunur. Lâkin tuğyânı mahalde bu nehirden içeri Manya firkateleri girüp etrâf sahrâda olan köyleri nehb [ü] gâret eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276a ·
metinde göster ·
… n ayrılup bâkî kalanlar bu ıyd-ı adhâ-misâlden sonra herkes vatanlı vatanlarına
gidüp bu
cem‘iyyet yerinde bir âdem âdemî-zâd kalmayup suyu sovulmuş değirmene dönüp "Ây …
El-hâsıl bu kârhâne-i bâzârda herkese ne takdîr olundu ise anı kâr [u] kisb edüp kimisi yollarda mâldan ve başdan ayrılup bâkî kalanlar bu ıyd-ı adhâ-misâlden sonra herkes vatanlı vatanlarına gidüp bu cem‘iyyet yerinde bir âdem âdemî-zâd kalmayup suyu sovulmuş değirmene dönüp "Âyâ bu meydânda âdem ve âdemî-zâd var mıydı?" deyü âdem ibret alacakdır, gûyâ hemân bu dünyâ bir kârhâne-i hayâl-i hâbdır. Hemân ârif-i billâh olan fânî dünyânın hâlin bu mahalde dahi anlayup âlâyiş-i dünyâdan el çeker. Bir temâşâ-yı garîbe ve acîbe seyrângâh-ı cihândır kim amâristânı da böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·
… âbûn kârhânesi var. Rûm [u] Arab ve Aceme sâbûn bundan niçe bin deve yükü sâbûn
gidüp bu
şehirde hazîne hâsıl olur. İdlib sâbûnu meşhûr-ı âfâkdır.
Ve on dörd sâbûn kârhânesi var. Rûm [u] Arab ve Aceme sâbûn bundan niçe bin deve yükü sâbûn gidüp bu şehirde hazîne hâsıl olur. İdlib sâbûnu meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y176a ·
metinde göster ·
… ndan bir bayır yukaru altı zirâ‘ arzı siyâh seng-i hârâ kaldırım üzre beş sâ‘at
gidüp bu
hayrât dahi Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa'nındır. Vakt-i şitâda bu râh üzre evvel n …
Andan yine şimâle bu hândan bir bayır yukaru altı zirâ‘ arzı siyâh seng-i hârâ kaldırım üzre beş sâ‘at gidüp bu hayrât dahi Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa'nındır. Vakt-i şitâda bu râh üzre evvel niçe yüz at gark olup âdem helâk olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y238a ·
metinde göster ·
… rı salt cürd atlı kimesne eyle deve ayağıyla gitmek ne belâdır" deyü mukaddemce
gidüp bu
Katrân kal‘ası nümâyân oldukda kırk elli atlı Urbân zâhir oldu. Ammâ cür’et ede …
Evsâf-ı kal‘a-i Katrân: şâm eyâletinde Kudüs-i şerîf sancağı hâkinde Kerek kal‘ası subaşısı hükmündedir. Ammâ re‘âyâsı gâyet isyân üzrelerdir. Hattâ bu hakîr "iki yüz mikdârı salt cürd atlı kimesne eyle deve ayağıyla gitmek ne belâdır" deyü mukaddemce gidüp bu Katrân kal‘ası nümâyân oldukda kırk elli atlı Urbân zâhir oldu. Ammâ cür’et edemediler, yine ol mahalde kaldılar. Anları ubûr edüp sağ tarafımızdan yüz atlı kadar var Urbân mızrakların silküp "Hov Hov" diyüp üstümüze at sürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264b ·
metinde göster ·
… -i Hudâ ol emir Mısır'da Muhammed Ekber hazretlerinin eline girüp aklı başından
gidüp bu
emri Medîne-i münevverede cümle Sahâbe-i kirâma gönderir. Anlar dahi gulû-yi âm …
Hikmet-i Hudâ ol emir Mısır'da Muhammed Ekber hazretlerinin eline girüp aklı başından gidüp bu emri Medîne-i münevverede cümle Sahâbe-i kirâma gönderir. Anlar dahi gulû-yi âm ile Hazret-i Osmân'a bu sahte yarlığ-ı belîği gösterdiklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y295b ·
metinde göster ·
… s at kaldı ve piyâde kalan âdemleri yine paşa boş develere bindirüp (---) sâ‘at
gidüp bu
kum deryâsı içre,
(---) akabesi: Ol kadar sa‘b değildir. Ammâ bir yerde ârâm etmemeden ve uyhusuzlukdan develer bî-tâb [u] bî-mecâl olup yetmiş deve ve on re’s at kaldı ve piyâde kalan âdemleri yine paşa boş develere bindirüp (---) sâ‘at gidüp bu kum deryâsı içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y308a ·
metinde göster ·
… inde dörder katâr mahâfeler ve üç katâr sağında üç katâr solunda salma develeri
gidüp bu
şâm huccâcının sağın emîr-i hac Kudüs ve Nâbulus askeriyle kuşadup sol cânibin …
Ammâ bu rada ta‘bîr etdiğimiz istirâhatler şâm'ın gidişinde olmaz. Zîrâ dâ’imâ şâm yolu emn [ü] emân değildir. Arab aşkıyâsı firâvândır. Ammâ şâm yolu vâsi‘ yayla ve sahrâlı yollardır. Dörd katâr taht-ı revânlar iki cânibinde dörder katâr mahâfeler ve üç katâr sağında üç katâr solunda salma develeri gidüp bu şâm huccâcının sağın emîr-i hac Kudüs ve Nâbulus askeriyle kuşadup sol cânibin şâm askeri kuşadup gece ve gündüz giderler. Zîrâ konakları gâyet uzakdır. Hemân namâzların kılup yine giderler. Ammâ suları lezîzdir. Ve yolları sahrâlardır. Ammâ dönüşde anlar dahi rada ede ede giderlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376a ·
metinde göster ·
… r gece bir tekyede mihmân olup birer para-yı mu‘ayyeneyi alup bir gayrı tekyeye
gidüp bu
minvâl üzre Mısır'ın Garâfe tekyelerinin üç yüz altmış altı tekyeyi devr edermi …
Ba‘zı fukarâ her gece bir tekyede mihmân olup birer para-yı mu‘ayyeneyi alup bir gayrı tekyeye gidüp bu minvâl üzre Mısır'ın Garâfe tekyelerinin üç yüz altmış altı tekyeyi devr edermiş. Ve şehir içinde olan lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ tekyelerden bâlâda tahrîr ü tavsîf etdiklerimiz kalmışdır. Ni‘metleri hemîşe dâ’im ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y116b ·
metinde göster ·
… rab u Acem ve Frengistân'a ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘aya tiryâk-ı fârûk Mısır'dan
gidüp bu
tertîb üzre hâsıl olur. Dâ’imâ yılda bir kerre pişermiş, ammâ bu fakîr Mısır'da …
İşte Rûm ve Arab u Acem ve Frengistân'a ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘aya tiryâk-ı fârûk Mısır'dan gidüp bu tertîb üzre hâsıl olur. Dâ’imâ yılda bir kerre pişermiş, ammâ bu fakîr Mısır'da iken hekîmbaşı bir üstâd-ı kâmil olmağile bir senede üç kerre pişirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125a ·
metinde göster ·
… , babası Nûh Necî ile gemiye girmeyüp mürted oldu ve Tûfân'da gark olup îmânsız
gidüp bu
Elvâh'da medfûndur. Anıniçün ziyâreti memnû‘dur.
Ba‘dehu Tûfân'da cümle harâb [u] yebâb olup ba‘de't-tûfân Ken‘ân bin Nûh oğlu Bûlcân babası Ken‘ân'ın leşini bu Elvâh'da bir tahta üzre bulup bu şehr-i Elvâh'da defn edüp bu şehrin harâbın Bûlcân ibn Ken‘ân ibn Nûh Nebî eyle amâr etdi kim evvelkiden ma‘mûr [u] müzeyyen oldu. Hâlâ bu Elvâh'ın cânib-i garbında serâmed kûh-ı ahmerler vardır, anlara cebel-i Ken‘ân derler, Ken‘ân anda bir kaya içinde medfûndur. Kıbtî kefereleri gâyet ziyâde ziyâret ederler. Müslimler ziyâret etmezler, memnû‘dur. Zîrâ bu Ken‘ân Hazret-i Nûh'un dördüncü oğlu idi, babası Nûh Necî ile gemiye girmeyüp mürted oldu ve Tûfân'da gark olup îmânsız gidüp bu Elvâh'da medfûndur. Anıniçün ziyâreti memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447b ·
metinde göster ·
Hemân hakîr bir vîrân bâğ dîvârından içeri girüp dîvârın ardı sıra
gidüp bu
Urbânın önün alup bir köşede gizlenüp bir çileye üç ok gezleyüp ileri gelenlere …
Hemân hakîr bir vîrân bâğ dîvârından içeri girüp dîvârın ardı sıra gidüp bu Urbânın önün alup bir köşede gizlenüp bir çileye üç ok gezleyüp ileri gelenlere atup çadırlara firâr ederim mülâhazasında oldum. Zîrâ paşa otağın ve a‘yân-ı Mısır haymelerin meş‘aller ile çerâğân edüp kurmada idiler. Ba‘dehu hâtırıma geldi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·