… ve tezgâh yokdur, ancak ordu-yı İslâm yerin tâhir edüp emn [ü] emân içün ileri
giderler. Zîrâ
bir diyârda ve bir orduda ibtidâ hâkim 155b ve hekîm olmasa ol orduya girmek …
Bu bâlâdaki ecnâs-ı mahlûkâtlar cümle (---) asker. Bunlarda aslâ dükkân ve tezgâh yokdur, ancak ordu-yı İslâm yerin tâhir edüp emn [ü] emân içün ileri giderler. Zîrâ bir diyârda ve bir orduda ibtidâ hâkim 155b ve hekîm olmasa ol orduya girmek ayn-ı hatâdır. Hâkim cihânın cânıdır. Hadîs, Arapça bu hadîs-i sahîh mazmûnunca bir diyârda hâkim olmasa halk-ı âlem birbirin yerler, anıniçün mukaddem askerî tâ’ifesi gidüp pâsbânlar ordu-yı İslâmın cânib-i erba‘asında dîdebânlık etmeğe me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a–155b ·
metinde göster ·
… ne bin pâre şayka ve karamürsel ve zarbune ve çekelve gılâl doldurup İslâmbol'a
giderler. Zîrâ
bu bender Dobruca vilâyetinin iskelesi olmağıla galle ve sâ’ir hubûbât çok olur …
Ve iskele başında ve gayri mahallâtlar içre cümle üç yüz aded mahzenlerdir. Zîrâ tüccâr kânıdır. Ve cümleden mükellef Serdâr hânıdır. Ammâ şehrine göre dekâkînleri azdır. Meyhâneleri serâpâ sazdır, bâde erbâbı cümle Lazdır ve sulehâsı gâyet azdır, ammâ âb [u] havâsı latîf yazdır. Ve bender iskelesi azîm olmağıla beher sene bin pâre şayka ve karamürsel ve zarbune ve çekelve gılâl doldurup İslâmbol'a giderler. Zîrâ bu bender Dobruca vilâyetinin iskelesi olmağıla galle ve sâ’ir hubûbât çok olur. Ammâ zâlim iskelenin limanı kıble ve gün doğusına nâzır ağzı açık olmağıla talattum-ı deryâ dağlar gibi gelüp dörder beşer demir üzre gemilerin yatmağa iktidârları olmayup hemân yüklerin alup yelken yırtup firâr ederler. Zîrâ her sene çok gemiler helâk olur. Ammâ Yanko ibn Madyan kral devrinde iki kapulu bir liman-ı azîm imiş. Hâlâ umk-ı deryâda dağlar gibi liman taşları tertîb üzre râyegândır. Hâlâ yine gelen keştîler bu liman temeli hudûdu içre yatarlar, ammâ zâlim gemiciler safra taşları limana taşlar döke döke liman dolup emn [u] emân olmaz oldu. Lâkin mülûk murâd edinse Kapudan Paşa donanma-yı hümâyûn ile varup limanı tathîr edüp gayri safra limana dökmeseler, dökeni gemi cundasına salb etseler liman selâmet olurdu. Allah tathîrin müyesser ede. Zîrâ gâyet elzem-i levâzımından liman-ı dâr-ı îmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125a ·
metinde göster ·
… var kim Leh diyârına ve Maskov diyârlarına yılda iki bin araba balık salamurası
gider, zîrâ
Tuna kenârında hemân iki yüz aded mîrî balık kassâbı dükkânları vardır.
Bu şehir içre kırk elli bin guruşa mâlik morina ve mersin balığı bâzergânı kefereleri var kim Leh diyârına ve Maskov diyârlarına yılda iki bin araba balık salamurası gider, zîrâ Tuna kenârında hemân iki yüz aded mîrî balık kassâbı dükkânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35a ·
metinde göster ·
… ehirdir kim tâ diyâr-ı Erdel'den beher sene niçe bin aded zahîre gemileri gelüp
gider, zîrâ
vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i pâki m …
Ve bu şehirde sebîlhâne ve çeşme-sâr ve medrese ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâ ve imâret-i dârü'z-ziyâfesi yokdur, ammâ her hânedânın kapuları meftûh olup âyende vü revendelere ni‘metleri mebzûl olduğundan me’kel imâreti yokdur. Andan bu şehir hâna ihtiyâc değildir. Cümle müsâfirîn ve mücâvirîn hânedânlarda ve bir ednâ kişi hânesinde bir sene mihmân olsa istiskâl etmezler, zîrâ gâyet ganîmet şehirdir kim tâ diyâr-ı Erdel'den beher sene niçe bin aded zahîre gemileri gelüp gider, zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i pâki mergûb bir şehr-i mahbûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
… Seydî Ahmed Paşa'yı katl etdiğine peşîmân olup müte’ellim-künân duhânın içerek
giderdi, zîrâ
Seydî merhûm askerin kalb kuvveti ve kâfiri sındırmış idi.
"Hâlâ hâlâ Kemen Yanoş kral kal‘a-i Eçetvar nâhiyesinde cümle hersekleri ve beyleri ve sekleri yüz bin askerle başına cem‘ edüp bugün yâhûd yarın üzerinize gelmek üzredir, zîrâ Seydî Ahmed Paşa öldü, deyü küffârın pek tuğyânı vardır. Ve Âl-i Osmân askerin tâ bu kâfiristan ortasına çekinceye dek bir yerden baş göstermedi. Gâfil mebâş" deyüp serdârı âgâh edüp ihsân-ı firâvân alup yine çaşıtlığa gitdiler. Artık ağırlıkları ileri koyuvermeyüp ve çetecileri men‘ eyleyüp tuğlar ve ağırlıklar bir yerden gitmek fermân olunup Budin eyâletiyle İsmâ‘îl Paşa çarkacı ve Cerrâh Kâsım Paşa dündâr ve Melek Ahmed Paşa Rûmeli'yle sağda ve Çavuşzâde Anadolu'yla solda rikâb-rikâbe cümle ordu-yı İslâm askeri pür-silâh ve âmâde olup âheste âheste gitmede, ammâ bu haber-i mûhişden Serdâr Ali Paşa hazz etmeyüp bu mahalde Seydî Ahmed Paşa'yı katl etdiğine peşîmân olup müte’ellim-künân duhânın içerek giderdi, zîrâ Seydî merhûm askerin kalb kuvveti ve kâfiri sındırmış idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 6b ·
metinde göster ·
… etmek [içün] bir bîmârhânesi var kim bî-rûh gelse mu‘cize-i zû-emîn ile zî-rûh
gider, zîrâ
bu deyr-i dilâvîzde tekmîl-i fünûn etmiş Eflâtûn ve Bokrât ve Sokrât ve Feyleko …
Sitâyiş-i dâr-ı şifâ-yı şehr-i Kaşa: Cemî‘i derdlilere devâ etmek [içün] bir bîmârhânesi var kim bî-rûh gelse mu‘cize-i zû-emîn ile zî-rûh gider, zîrâ bu deyr-i dilâvîzde tekmîl-i fünûn etmiş Eflâtûn ve Bokrât ve Sokrât ve Feylekos ve Feylesof ve Fisagores-i Tevhîdî-misâl bî-tevhîd hukemâ-yı bî-mezhebler andadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
… iyyâ çete ve potura kovan yiğitleri Macar kâfiri esbâbı geyüp tâ Macar diyârına
giderler, zîrâ
fasîh ü belîğ Macarca bilirler. Anda murâd edindiği kapudan ve gayri bî-îmâ[n] …
Ekseriyyâ çete ve potura kovan yiğitleri Macar kâfiri esbâbı geyüp tâ Macar diyârına giderler, zîrâ fasîh ü belîğ Macarca bilirler. Anda murâd edindiği kapudan ve gayri bî-îmâ[n] kâfirleri kapup beş on günden şehr-i Peçoy'a sâlimîn ü gânimîn gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69a ·
metinde göster ·
Ve cümle altı aded mektebi var. Niçe hâceler dahi ba‘zı dükkânlarda ciğer-kûşe püserân okudurlar. Ve cümle bir aded hân-ı tüccârân-ı hâcegânı va[r]. Çok metâ‘-ı zî-kıymet sâhibi tüccâr bu hânda sâkin olamayup yukaru kal‘adaki hânlara giderler, zîrâ anlar dâ’imâ emîn ve mahfûzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84b ·
metinde göster ·
… kâ ki Van diyârı lahanası kadar iri olup cümle lahana Budin'e bu Kızılhisâr'dan
gider, zîrâ
kavm-i Boşnak lahana ile kırah çorbasın ve keçi südü surutkasın pek severler.
"Ah cânum, dînüm, îmânum kapusta" derler. Hakkâ ki Van diyârı lahanası kadar iri olup cümle lahana Budin'e bu Kızılhisâr'dan gider, zîrâ kavm-i Boşnak lahana ile kırah çorbasın ve keçi südü surutkasın pek severler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… küffâr şebhûn edüp buz üzre gelirler, bi-inâyetillâhi Ta‘âlâ yine hâ’ib ü hâsir
giderler, zîrâ
bu kal‘a Hazret-i Ali'nin himâyesinde olduğun niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimes …
Evvelâ âb [u] hevâsı Temmûz'da latîfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olup gölü donup buz oldukda kâfirden ol zamân pek havf ederler, zîrâ küffâr şebhûn edüp buz üzre gelirler, bi-inâyetillâhi Ta‘âlâ yine hâ’ib ü hâsir giderler, zîrâ bu kal‘a Hazret-i Ali'nin himâyesinde olduğun niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler vâkı‘alarında görmüşlerdir. Ve ol şitâda cemî‘i Kanije'nin sağîr ü kebîri ve bay u gedâsı kal‘a etrâfındaki buzları kable'l-mağrib kesüp kal‘ayı ziyâdesiyle muhâfaza ederler. Gâyet şecî‘ ve bahâdır gâzîleri vardır. Her sabâh elbette kâfire çeteye ve poturaya giderler ve kâfir de her zamân anlara gelüp ceng-i azîmler edüp baş alup baş verir ve bir baş kâfire varır gâzîleri vardır, ammâ ekserî yayanlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b ·
metinde göster ·
… ıl kazmış, ammâ garîb ü acîb temâşâgâhdır kim bu hafr-i azîmi gören âdemün aklı
gider, zîrâ
makdûr-ı beşer değildir. Ba‘dehu bir re‘âyâ yedi yıl bu handakı kazmadan cânına …
Bir mu‘azzam Macar köyüdür, ammâ Hatvan nevâhîleri köyüdür. Bu mahalde bir azîm handak vardır. Bir ucu cânib-i garbda Tuna kenârında Vaç kal‘asındadır. Bir ucu Egre altından dolaşup nehr-i azîm Tise'ye varır dayanır. Meğer bir kral-ı dâl Egre sahrâlarına Tuna'yı akıdup âbâdân etmek içün yedi yıl kazmış, ammâ garîb ü acîb temâşâgâhdır kim bu hafr-i azîmi gören âdemün aklı gider, zîrâ makdûr-ı beşer değildir. Ba‘dehu bir re‘âyâ yedi yıl bu handakı kazmadan cânına geçüp elindeki kazma ile kralın ser-i bî-devletin kazup uran kâfirin de vücûdı defterin sahîfe-i rûzgârdan kazup hâlâ handak mu‘attal olup hâli üzre durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 35a ·
metinde göster ·
… goronayı başına geyüp baş irşek papas eliyle beline kılıç kuşanup kal‘a-i Beç'e
gidermiş, zîrâ
gorona dedikleri tâc-ı İskender bu Pojon'da durmak ile bu şehre kavm-i Nemse Ku …
Ve bu mezkûr iç kal‘ada olan sarâyda mukaddemâ krallar gelüp turvin müşâveresin edüp krallar tahta cülûs etmeğe bunda gelüp tâc-ı goronayı başına geyüp baş irşek papas eliyle beline kılıç kuşanup kal‘a-i Beç'e gidermiş, zîrâ gorona dedikleri tâc-ı İskender bu Pojon'da durmak ile bu şehre kavm-i Nemse Kudüs-i Şerîf kadar i‘tibâr ederlerdi. Lâkin şimdi devlet-i Âl-i Osmân'da sene 1073 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ vezîri Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Uyvar kal‘asın feth {edeli} Nemse kralı havfinden tâc-ı İskender'i bu Pojon'dan kaldırup Beç kal‘asından altı konak içeri tâcı Prak kal‘asına götürdüler. Hattâ biz elçi paşa ile Beç'e vardığımızda tâcı Beç'e alay ile Prak'dan getirdiler, zîrâ bu kal‘a-i Pojon hâlâ bizim Uyvar kal‘amıza üç merhale yakın olduğundan cemî‘i Nemse küffârları havfe düşüp tâcı kaldılar ve Pojon'u amâr edüp on iki bin leşker kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
ehl-i beledi gâyet şecî‘ ü bahâdır fetâ âdemlerdir.
Hâlâ Segedin sancağı hâkinde gümrük emânetidir. Dizdârı ve yüz elli aded bahâdır kulları var. Şeb [ü] rûz Orta Macar ile harb-i kıtâl etmededirler, zîrâ Macar kralı olan topal Palatinuş'un bu kal‘a mülk-i mevrûsu olmak ile her bâr fursat gözedüp bu kal‘a üzre katana kâfirleri gönderüp ceng ederler, ammâ bi-emrillâhi te‘â[lâ] hâ’ib ü hâsir giderler, zîrâ ehl-i beledi gâyet şecî‘ ü bahâdır fetâ âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 80b ·
metinde göster ·
… üp ilm-i hendese ile bilir kim bu nehr-i Tuna bu Siverin kal‘asından İslâmbol'a
gider, zîrâ
ol mahallin arzı İslâmbol arzından yedi arz bâlâdır, ammâ âkıbet-endîş-i dûrbîn …
"Bizim Kırkçeşme suyumuz kifâyet eder" diyemeyüp mukayyed olmadı. Hemân Yanvan karındaşı Yanko ile vedâ‘laşup İslâmbol'dan kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek ilm-i hendese üzre Tuna suyu İslâmbol'a geleceği yolları şakula ve hevâyî terâzûlar ile irtifâ‘ alarak Tuna kenârında Siverin kal‘asına gelüp ilm-i hendese ile bilir kim bu nehr-i Tuna bu Siverin kal‘asından İslâmbol'a gider, zîrâ ol mahallin arzı İslâmbol arzından yedi arz bâlâdır, ammâ âkıbet-endîş-i dûrbîn-fikr olan Yanvan Kral ihtimâle haml edüp bu Siverin kal‘asından iki konak dahi Tuna kenârıyla yukaru biraz bâlâ dahi gidüp sekizinci arz-ı bâlâda bu Demirkapu mahallinde yine ilm-i hendese üzre irtifâ‘ alup bilir kim nehr-i Tuna İslâmbol'a baş aşağı yıldırım gibi sür‘at üzre cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a ·
metinde göster ·
… . Ammâ bizim Mehemmed Geray Hân'ımız asrında Or beği on iki bin asker ile uruşa
giderdi, zîrâ
Or beği olan Kara Kıraş Beğ nefsinde bir zor-âver ve dilâver server batır yiğit …
Der-beyân-ı hâkimân-ı Ferahkirmân: Cezîre-i Kırım içinde hân-ı âlîşânlar eyâletinde Or beği tahtıdır kim üç yüz pâre kurâya mâlikdir. Beği hîn-i savaş-ı perhâşda üç bin sadaklı ve kübe geyimli askere mâlik olup her uruşa hânlara talî‘a-i asker olmak kânûn-ı Âl-i Cingiziyân'dır. Ammâ bizim Mehemmed Geray Hân'ımız asrında Or beği on iki bin asker ile uruşa giderdi, zîrâ Or beği olan Kara Kıraş Beğ nefsinde bir zor-âver ve dilâver server batır yiğit idi, zîrâ bu Or Kırım'ın gâyet sedd-i sedîd kilididir. Her ne kadar düşman Kırım'a kasd etse bu Or cânibinden gelir. Anıniçün dâ’imâ on iki bin koş kol atlı şehbâz askerler atlarıyla âmâdedirler. Ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır kim bunların azli nasbları cümle hân elindedir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109b ·
metinde göster ·
her hayrât-ı kademgâh-ı istincâ [hâ]nelerin suları yokdur. Niçe bin sâhibü'l-ha …
Der-aded-i tahrîrât-ı çâh-ı mâ-i hânedân: Cümle üç bin yüz altmış aded bi’r-i büyût-ı ra‘nâlar vardır kim cümle kuyu suları isti‘mâl eder ünâsı vardır. Hattâ bu şehirde su kıtça olmağile herkes vakt-i tekâzâ-yı hâcetde ibriğin eline alup çârsû-yı bâzâr içre ibriğiyle reftâr ederek sâhibü'l-hayrâtların beyt-i helâ hayrâtlarına edepde sıçmağa ya‘nî (...) evşan etmeğe giderler, zîrâ her hayrât-ı kademgâh-ı istincâ [hâ]nelerin suları yokdur. Niçe bin sâhibü'l-hayrâtlar gelüp su hayrâtı edememişlerdir, zîrâ bu şehir bir mürtefi‘ yere vâki‘ olup andan âlî zemîn yokdur kim terâzûlarla su getireler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236b ·
metinde göster ·
… r bin aded toplar atılup aslâ mâni‘ olmayup yine küffârın imdâd kayıkları gelüp
giderdi, zîrâ
Sadrıa‘zam kolundan bir top menzili ba‘îd yer idi. Ancak bir gece bir kadırgası …
Der-hâl-i küffâr-ı dâll: Bir gecenin içinde limanın şimâl cânibinde liman dîvârın münhedim [edüp] bir kadırga ubûr edecek kadar bir kapu yeri açup cümle imdâd getiren firkateler ve kayıklar ve filikalar andan limana girüp çıkmağa başladılar. Vezîria‘zam kolundan bu imdâd getiren kayıklara ve bu kadar bin aded toplar atılup aslâ mâni‘ olmayup yine küffârın imdâd kayıkları gelüp giderdi, zîrâ Sadrıa‘zam kolundan bir top menzili ba‘îd yer idi. Ancak bir gece bir kadırgası gark olup limana girecek yeri sedd edüp bir hafta imdâdı kal‘aya gelmez olup ba‘dehu gark olan kadırgayı gayri gemilere asup karşu Istandiye adasına götürdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297a ·
metinde göster ·
… ile gelüp bir gecenin içinde imdâd ve cebehâne ve zahâ’irleri döküp yine gerüye
giderdi, zîrâ
gâyet dar yer olup gemilere müstevfâ yatak limanı değildir.
Her bâr kapudan paşa bu mahalle gece ile gelüp bir gecenin içinde imdâd ve cebehâne ve zahâ’irleri döküp yine gerüye giderdi, zîrâ gâyet dar yer olup gemilere müstevfâ yatak limanı değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
… a‘adır. Cümle Rûmeli'ye ve cemî‘i Frengistân'a arabalar ve gemilerle tuz bundan
gider, zîrâ
gâyet lezîz tuzlası vardır kim iskele başında dağlar gibi tuzlar yığılıdır.
Ve nâhiyesi (---) aded kurâ olup hâlâ hükûmeti hâss-ı hümâyûndur kim maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kadem otuz yük akçe iltizâm ile başka emîni var, iki yüz âdemiyle hükûmet eder, zîrâ Elbasan'ın ve gayri vilâyetlerin azîm iskelesidir. Zîrâ Venedik körfezi içidir ve Elbasan'ın şâhrâh emn-i emân yoludur kim dâ’imâ araba işlediğinden cümle bâzergânların gemileri bunda yanaşırlar. Ve azîm tuz ma‘deni vardır kim başka mukâta‘adır. Cümle Rûmeli'ye ve cemî‘i Frengistân'a arabalar ve gemilerle tuz bundan gider, zîrâ gâyet lezîz tuzlası vardır kim iskele başında dağlar gibi tuzlar yığılıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 363a ·
metinde göster ·
… ve Menteşe vilâyetlerine niçe kerre yüz bin yük tuz gider ve Frengistân'a dahi
gider. Zîrâ
Frenk uyuzuna ve tuzlu balgama sürüp yetse gâyet nâfi‘dir.
Varvul tuzlası Leb-i deryâda yedi yük akçe emânetdir, gâyet lezîz tuzu olur. Aydın ve Sarhan ve Menteşe vilâyetlerine niçe kerre yüz bin yük tuz gider ve Frengistân'a dahi gider. Zîrâ Frenk uyuzuna ve tuzlu balgama sürüp yetse gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y102b ·
metinde göster ·
Derhâl orta kapudan içeri sağ ayağın koyup "Bismillâhirrahmânirrahîm" deyüp sür‘at ile ol harem içre "Lebbeyk Allâhümme lebbeyk" diyerek harem-i şerîf içre iki yüz adım gider. Zîrâ "Lebbeyk" demenin ma‘nâsı İbrâhîm Halîl Ka‘be'yi binâ etdükde Cenâb-ı Bârî emr etdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y315a ·
metinde göster ·
Ammâ bu rada ta‘bîr etdiğimiz istirâhatler şâm'ın gidişinde olmaz. Zîrâ dâ’imâ şâm yolu emn [ü] emân değildir. Arab aşkıyâsı firâvândır. Ammâ şâm yolu vâsi‘ yayla ve sahrâlı yollardır. Dörd katâr taht-ı revânlar iki cânibinde dörder katâr mahâfeler ve üç katâr sağında üç katâr solunda salma develeri gidüp bu şâm huccâcının sağın emîr-i hac Kudüs ve Nâbulus askeriyle kuşadup sol cânibin şâm askeri kuşadup gece ve gündüz giderler. Zîrâ konakları gâyet uzakdır. Hemân namâzların kılup yine giderler. Ammâ suları lezîzdir. Ve yolları sahrâlardır. Ammâ dönüşde anlar dahi rada ede ede giderlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376a ·
metinde göster ·
… halde Cezâyirli ve Tûnus ve Tarabuluslu asker cem‘ edüp Mahallât Urbânı cengine
giderler. Zîrâ
üzerlerinde mâl-ı pâdişâhî vardır. Eğer o Urbân şeyhlerin ma‘lûmumuz olduğu kad …
Ve eyâletlerinde Mahallât derler çöl Arabları var kim anlara mahallât derler. Ba‘zı mahalde Cezâyirli ve Tûnus ve Tarabuluslu asker cem‘ edüp Mahallât Urbânı cengine giderler. Zîrâ üzerlerinde mâl-ı pâdişâhî vardır. Eğer o Urbân şeyhlerin ma‘lûmumuz olduğu kadar evsâfların tahrîr eylesek bir müdevven kitâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y33a ·
metinde göster ·
Evvelâ Kıbtî Tût'undan yetmiş gün evvel yeniçeri başçavuşu Mısır vezîri Y 145a koltuğunda muhzır ağa yerinde cemî‘i yeniçeriler umûru içün hizmet eder. Mezkûr nokta günleri karîb oldukda başçavuş paşadan me’zûn olup Ümmü'l-kıyâs havuzun tathîr etmeğe giderler. Zîrâ kânûn-ı Selîm Hânîden berü anlar tathîr ederler, anların direğidir. Zîrâ tathîr etmeseler Nîl-i mübârek kaç arşın taşdı taşmadı ma‘lûm olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144b–Y145a ·
metinde göster ·
… -i Mısır'da avretin zabt etmek mümkin değildir, elbette ol gece alay temâşâsına
giderler. Zîrâ
akd-i nikâhda bu gece alaya gitmek şartıyla nikâh olunmuşdur, kânûn-ı Mısrî böy …
şehr-i azîm Mısır'ın on iki alay-ı ıydı vardır. Biri dahi bu muhtesib gecesi alay-ı azîmdir ki âşıkân [u] ârifân bu alaya ıyd-ı Nisvân derler. Zîrâ bu gece şehr-i Mısır'da avretin zabt etmek mümkin değildir, elbette ol gece alay temâşâsına giderler. Zîrâ akd-i nikâhda bu gece alaya gitmek şartıyla nikâh olunmuşdur, kânûn-ı Mısrî böyledir. Bir hafta evvel kirâ ile esvâk-ı sultânîde beş on guruşa ve bir guruşa dükkânlar dutmuşlardır yâhûd âşinâları hânelerine gitmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y165a ·
metinde göster ·
… üsellah âdem olur. Ve beş bin âdem dahi tüccâr kavmi olur, anlar dahi pür-silâh
giderler. Zîrâ
Akabe derler bir teng ü târ ve mahûf [u] muhâtara dar boğaz vardır, bir kerre U …
Ve altı şâhî top ve bir oda topcu ve bir oda cebeci ta‘yîn olunur. Ve bir oda top arabacısı dahi gider. Bu sefere me’mûr olanlar cümle huddâmları ile beş bin müsellah âdem olur. Ve beş bin âdem dahi tüccâr kavmi olur, anlar dahi pür-silâh giderler. Zîrâ Akabe derler bir teng ü târ ve mahûf [u] muhâtara dar boğaz vardır, bir kerre Urbân bu Ezlem askerin anda hasâre edüp niçe yüz âdemi rumh-ı sinândan geçirmişdir. Anıniçün bu asker mükemmel mazbût gider ve ziyâde mâl götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206a ·
metinde göster ·
… (yı) hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn benî âdem cem‘ olup taraf taraf ziyâretlere
giderler. Zîrâ
bu mahalde niçe bin sahâbe-i kirâm ve kibâr-ı evliyâullâhlar medfûndur.
Ve âdem deryâsı gelüp cemî‘i âyende vü revendeye ni‘met mebzûl olup bir mevlûd-ı azîm olur kim vâhidün ke-elfdir. Ve niçe kerre yüz bin sıgâr u kibâr ve merd [ü] zenân cem‘ olup deşt-i sahrâ(yı) hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn benî âdem cem‘ olup taraf taraf ziyâretlere giderler. Zîrâ bu mahalde niçe bin sahâbe-i kirâm ve kibâr-ı evliyâullâhlar medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y224a ·
metinde göster ·
… oplu ve tüfeng harbeli gemilerdir. Ve içinde olan yolcular dahi cümle pür-silâh
giderler. Zîrâ
Nîl adaları boğazlarında kayıklarla gezer mansar harâmîler vardır, ale'l-gafle …
Ma‘âş gemisi oldur kim bir cum‘a gün bir bâzâr ertesi gün cümle bâzergânlar metâ‘ların eğer Mısır Bulağ'ından eğer Dimyât u Reşîd'den gemilere tahmîl edüp alay ile Y 337a ale'l-umûm gidüp gelirler. Gâyet silâhlı ve toplu ve tüfeng harbeli gemilerdir. Ve içinde olan yolcular dahi cümle pür-silâh giderler. Zîrâ Nîl adaları boğazlarında kayıklarla gezer mansar harâmîler vardır, ale'l-gafle gemileri basup cümle halkın katl ederler kim şikâyetci olmaya, andan mâlların nehb [ü] gâret ederler. Gâyet ihtirâz lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y336b–Y337a ·
metinde göster ·
… una banmış kehrübâ-misâl balık yumurtası bu diyârdan cânib-i erba‘a diyârlarına
gider. Zîrâ
bu şehrin cânib-i erba‘ası cümle buhayrelerdir kim niçe bin gûnâ-gûn mâhîleri o …
Bu şehirde cümle üç bin sayyâd-ı semek vardır. Rûm ve Frengistân'a tuzlu balık salamurası ve balmûmuna banmış kehrübâ-misâl balık yumurtası bu diyârdan cânib-i erba‘a diyârlarına gider. Zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası cümle buhayrelerdir kim niçe bin gûnâ-gûn mâhîleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347b ·
metinde göster ·
… rd sâ‘at şarka Nîl kenârınca andan dörd sâ‘at yine Nîl kenârınca cenûb cânibine
giderek, zîrâ
bu mahalde Nîl deve boynu gibi gâyet eğri cereyân eder, ve Nîl içre ormanlı ve …
Andan ale's-sabâh kalkup dörd sâ‘at şarka Nîl kenârınca andan dörd sâ‘at yine Nîl kenârınca cenûb cânibine giderek, zîrâ bu mahalde Nîl deve boynu gibi gâyet eğri cereyân eder, ve Nîl içre ormanlı ve timsâhlı ve kayıklar ile mansar harâmîli adalar vardır, bu mahalleri kâmil sekiz sâ‘atde dolaşarak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366b ·
metinde göster ·
… darı ve deve eti ve südü ekl [ü] şürb etdik. Bu kabâ’il bahârda Habeş dağlarına
giderler. Zîrâ
bu Şellâl tarafları zıyk dağlardır, nebâtât [u] giyâhâtları azdır; bu kavmin is …
Şellâl cezîrelerinde sâkinlerdir. Ammâ bunlar hâlâ ankâlar ve Mâlikî-mezheblerdir. Ve nesl-i Zülyezen iddi‘âsındadırlar. Cümle yedi bin askerdir. Ammâ ol gece hakîr(e) ve atlarımız(a) cümle darı ve deve eti ve südü ekl [ü] şürb etdik. Bu kabâ’il bahârda Habeş dağlarına giderler. Zîrâ bu Şellâl tarafları zıyk dağlardır, nebâtât [u] giyâhâtları azdır; bu kavmin ise hayvânâtları çokdur, anıniçün Habeş dağlarına giderler. Bunlardan kalkup yine Nîl kenârınca beşinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y389a ·
metinde göster ·