kepş-i vahşîyi görüp üzerine berk-i hâtif gibi at sürüp dest-i şerîflerinde ola …
Hattâ Bağdâd-ı behişt-âbâd'a giderken Kayseriyye'den kalkup Develi Karahisâr dağları'nda giderken bir kepş-i vahşîyi görüp üzerine berk-i hâtif gibi at sürüp dest-i şerîflerinde olan nîze-i Kirmânîden nişân verir bir hişt-i ipşîrî ile ol kepşe yetişüp hâh-nâ-hâh kepş-i ma‘hûdu hişt ile urdukda hayyât sûzeni harîrden güzer eder gibi perrân geçüp şâhin-vâr şikârın alup kurbân etdi. Ve cümle vüzerâya ol kurbândan hisse verdi. Cümle asker ol yalçın dağlara at bırağup urûc etdiğin görüp engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kaldılar. Hakkâ ki pehlivânlıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71b ·
metinde göster ·
… ile müşerref olurlar. Ve niçe bin âdem Tuna üzre buz kayarken ra‘d gibi şakıyup
giderken bir
perende atup yine aslâ tetiğin bozmayup kayarak gider.
mazmûnu içre bu solugan delikleri garîb u acîb temâşâgâh yerlerdir. Ammâ yanına varılıp mâhîler aslâ sayd olunmaz, mümkin değildir. Zîrâ bu mahallenin buzu bi-emrillah gâyet rakîk olur. Ammâ ba‘zı zamân niçe kızaklar buna geçüp gark olur. Ve niçe âdemler kızak kayarken rakîk buzlara gelüp gark olur. Ve niçe Tuna gâzîleri karşu Eflâk ve Boğdan diyârlarına şeb-revânî esvâblar giyüp Eflâk ve Boğdan mahbûb u mahbûbelerin serîka edüp İslâm ile müşerref olurlar. Ve niçe bin âdem Tuna üzre buz kayarken ra‘d gibi şakıyup giderken bir perende atup yine aslâ tetiğin bozmayup kayarak gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118b ·
metinde göster ·
ayağın kaldırup Mevlevî gibi eyle semâ‘ eder kim aslâ vechi görünmeyüp yine çif …
Nev‘-i âhar: Niçesi yıldırım gibi giderken bir ayağın kaldırup Mevlevî gibi eyle semâ‘ eder kim aslâ vechi görünmeyüp yine çiftesin bozmadan buz üzre kayup gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118b ·
metinde göster ·
… ak kal‘ası fethinde bulunup andan diyâr-ı Kırım'dan şayka gemisi ile İslâmbol'a
giderken bir
fırtına-i azîme rast gelüp bi-emr-i Hayy [u] Kadîr keştîmiz gark olup Cenâb-ı H …
Menzil-i kal‘a-i Keligra Sultân: Sene (---) târîhinde Cüvânkapucubaşı Serdâr-ı Mu‘azzam Mehemmed Paşa ile Azak kal‘ası fethinde bulunup andan diyâr-ı Kırım'dan şayka gemisi ile İslâmbol'a giderken bir fırtına-i azîme rast gelüp bi-emr-i Hayy [u] Kadîr keştîmiz gark olup Cenâb-ı Hak bu hakîri bir tahta pâresiyle bir gün bir gicede Keligra Sultân hazretleri kayalarına çıkarup beş altı ay tekyede dervîşâna imâmet ve mü’ezzinlik etdiğimiz mahalli bâlâda ale't-tafsîl tahrîr, tekye ve kal‘a ve cümle âsâr-ı binâları ve Keliğra Sultân ejderi katl etdiği mağaralarıyla bi'l-cümle tahrîr olunmuşdur. Bâlâya nazar oluna, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124b ·
metinde göster ·
… itâne-i Saltık Sultân'dan cümle sahûn u tancereleri ve haliçe ü kilimlerin alup
giderken bir
gün bir gice serserî gezüp şaykalarına vâsıl olamayup cümle bakır avânîleri yin …
Ammâ kal‘asın harâb etmişdir kim küffâr-ı dûzah-karâr Saltık Sultân'a kesret-i muhabbetleri olduğundan yine küffâr istîlâ etmesin içün sûrunu münhedim etmişdir. Ammâ niçe kerre yine Kazak, Yenisalâ nâm mahalden nehr-i Tuna kayıklarıyla gelüp bu Babadağı şehrin basup âsitâne-i Saltık Sultân'dan cümle sahûn u tancereleri ve haliçe ü kilimlerin alup giderken bir gün bir gice serserî gezüp şaykalarına vâsıl olamayup cümle bakır avânîleri yine tekyeye getirüp avdetde cümle küffâr il-vilâyet halkı destine girüp esîr-i bend-i hicrân olup bir cân-ı Kazak rehâ bulmayup deryâda gemileri dahi temevvüc-i yemmden kenar-ı deryâya düşüp pâre pâre olup ahâlî-i vilâyet mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim oldular. Ol zamândan berü küffar Babadağı'na çıkmak ihtimâli yokdur. Ba‘dehû bu ahvâl-i pür-melâl Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in mesmû‘-ı şerîfleri olup der-ân eyâlet-i Özi muhâfazasına me’mûr Sultân Ahmed Hân dâmâdı Âtike Sultân kocası Koca Ken‘ân Paşa'ya bir kıt‘a hatt-ı şerîf gidüp "Elbette başın sana gerek ise Babadağı şehri içinde cây-ı emân olmağiçün mahalle münâsib bir mürtefi‘ zemînde bir kal‘a-i metîn bünyâd edüp der-i devletime miftâhların îsâl edesin!" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî dergâh-ı âlî kapucubaşı yediyle vâsıl oldukda Ken‘ân Paşa "sem‘an ve tâ‘aten" deyüp şehr-i Babadağı'nın cânib-i şarkîsinde bâğlar ucunda bir mürtefî‘ püşte-i âlî üzre bir kal‘a-i zîbâya esâs bırağup bu kulle-i azîm itmâm bulduğu mahalde Ken‘ân Paşa ma‘zûl olup hâlâ esâs-ı kal‘a ve kulle dizdâr ve neferâtsız hâlî ve mu‘attal kaldı. Ammâ kal‘a itmâm bulsa Babadağı şehri cây-ı emân olurdu. Ammâ efendimiz Melek Ahmed Paşa kal‘ayı itmâm etmeğe murâd edinüp rikâb-ı hümâyûna arz etdikde paşa dahi ma‘zûl olup eyâlet-i Özi'yi Vezîr Siyâvuş Paşa'ya ihsan edüp Melek Ahmed Paşa'ya Rûmeli eyâleti in‘âm olundu. Hâlâ Babadağı kal‘aya muhtâcdır. Zîrâ bender-i şehr-i mu‘ammerdir kim imâret kal‘a lâzımdır. Bu şehir Özi eyâletinde Paşa hâssı voyvodalığıdır. Yüz aded tevâbi‘iyle hükm-i hükûmât edüp paşaya beş kîse, hâkime dörd kîse ve zahîre bahâsı ağasına ve paşaya dörder kîse hâsıl olur, a‘lâ hükûmetdir. Ve hâkim-i şer‘-i Resûl-i mübîni üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Ammâ niçe kerre beş yüz akçe mollalara sadaka olunmuşdur. Cümle yedi aded nevâhî nâ’ibleri vardır ve cümle yüz aded nâhiye kurâlardır kim zahîre-bahâ tahsîline gidüp geşt ü güzâr etdiğimiz kurâlardır kim tahrîr olunur. Evvelâ karye-i Hergeleci ve karye-i Sebil-i İlyâs ve karye-i Küçük Sarı ve Düğlek ve Sabança ve Acıgöl ve Sarı Nasûh ve Kara Hâbil ve Ahmed Fakı ve Tatar Çamurlusu ve Sarıgöl ve Konkaz ve Hacılar ve Teretsinlik ve Na‘lband ve Kızılhisâr ve Kamber ve Armudlu ve Karka ve Başköy ve Bahşâyiş ve Çineli ve Atmaca ve Çukurova ve Kayalıdere ve Eskibaba ve Çağatay-ı zîr ve Çağatay-ı bâlâ ve Kargalığ-ı zîr ve Kargalığ-ı bâlâ ve Demlik-i zîr ve Demlik-i bâlâ ve Deliâlî ve Seleli ve Lütfîbeğ ve Türk Çamurlusu ve Ayaklıbeğ ve Arnavudlu ve Hacı İvaz ve Sarıgöl ve Kızılca Velî ve Kâsımça ve Kaçamak ve Karye-i Eski ve Koçubeğ 127a ve Uzun İnehân ve Toksofu ve Kulalı ve Gevherli ve karye-i Yeni ve Kireçlik ve Çonkar ve Kavacıkköy ve kasaba-i Ester-i azîm ve Bâzârlı ve Gerencik ve Bilâl Kışlası ve Dânehacı ve kasaba-i Karamurâdlı ve Köstelli ve Karatay ve Durhanlar ve Mamay ve Hoca Alî ve Karakoyunlu ve Çıkrıkçı ve Şeyh Emân ve Taşağılı-i zîr ve Taşağılı-i bâlâ ve Arnavutlu ve Müstahfızân ve kal‘a-i Karaharman ve Sultânkara ve Pelidli ve Yuvacı ve Abdülbârî ve Tanrıverdi ve Kocalak ve Aydın ve karye-i Sarı ve Kara Nasûh ve Kasaplı ve Düğüncü ve Sofular ve Ganîbucak ve Karamân ve kal‘a-i Yenisala bir yalçın kaya üzre evc-i semâya ser çekmiş bir kal‘a-i serâmeddir. Ammâ içinde koyun çobanları sâkin olur. Bâyezîd Hân-ı Velî fethidir. Karaharman'a cereyân eden Tuna tur‘ası nümâyândır, ammâ etrâfında kurâları gâyet ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126b–127a ·
metinde göster ·
hayli Ekrâd haşerâtına mâlımız verüp asker yazdı. Biz dahi huzûruna vardığımız …
Andan sonra ol ân huzûr-ı paşaya bir alây eşirrâ vü eşkıyâ-yı Van ve Erzurûm yeniçerileri gelüp birinin bir kolu düşmüş kolun paşanın önüne atup "Amân hey vezir benim hakkım hak eyle!" deyü niçesi mecrûh u uryân feryâd [u] figân etdiklerinde paşa eyitdi: "Bre gâzîler size ne oldu?" "Sultânım, biz bu serhadleri yasdanup ticâret edüp kifâflanırız. Yüklerimizle Bitlîs şehrine girdiğimizde hân ‘Cümle yüklerden bac almak kânûndur’ deyü ol bahâne ile bizim yüklerimiz ahz u kabz edüp kânûn üzre bacımız verdiğimiz mahkemede sicilde kayd eyledik. Âhir yüklerimizi çözüp Malazgird Beği Mehemmed Beğ'in vilâyetin urmağa giderken bir hayli Ekrâd haşerâtına mâlımız verüp asker yazdı. Biz dahi huzûruna vardığımız gibi bizi urdurup böyle mecrûh etdi. Lâyık-ı Muhammedî midir kim biz kapu kulu olup serhadde dîn uğuruna mücâhid-i fî sebîlillah olayuz. Bize bu hakâreti Allah getürür mü?!" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259b ·
metinde göster ·
… e dili getiren Alî Hân'a va‘d etdiği üzre yüz altun verdi ve gerüye dönüp otağa
giderken bir
çemenzâr-ı nişîmen görüp "Salât-ı zuhru edâ edelim." deyü atından nüzûl edüp ha …
Ve dili getiren Alî Hân'a va‘d etdiği üzre yüz altun verdi ve gerüye dönüp otağa giderken bir çemenzâr-ı nişîmen görüp "Salât-ı zuhru edâ edelim." deyü atından nüzûl edüp hakîr ezân okuyup salât-ı zuhru edâ edüp paşa kıbleye müteveccih olup "Ben du‘â ideyim, cümleniz âmîn deyün" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266a ·
metinde göster ·
Bunda bir kerre meks edüp şuşik kal‘ası gazâsına gitmişdik. Bir kerre Revân'a
giderken, bir
kerre Ahıska'ya giderken ve bir kerre Kars kal‘ası ve yine Revân'a giderken tek …
Bunda bir kerre meks edüp şuşik kal‘ası gazâsına gitmişdik. Bir kerre Revân'a giderken, bir kerre Ahıska'ya giderken ve bir kerre Kars kal‘ası ve yine Revân'a giderken tekrâr tekrâr bu kal‘a evsâfı terkîm olunmuşdur, ammâ şimdi bir gün meks edüp havâ-yı mu‘tedilde cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16b ·
metinde göster ·
Evvelâ şehr-i Kaşa-i bâğ-ı İremden bir mesâfe-i ba‘ide cânib-i garba
giderken bir
alay gâziyân-ı mücâhidâ[n] bir yere cem‘ olup "Allâhu Ekber Arapça " deyüp ta …
Evvelâ şehr-i Kaşa-i bâğ-ı İremden bir mesâfe-i ba‘ide cânib-i garba giderken bir alay gâziyân-ı mücâhidâ[n] bir yere cem‘ olup "Allâhu Ekber Arapça " deyüp ta‘accüb-künân söyleşirler. Hakîr dahi at depüp ileri vardım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15b ·
metinde göster ·
… dehu bu kuyular köyünden kalkup 9 sâ‘atde yine Sirem hâmûnlarında cânib-i garba
giderken bir
ark-ı azîm dahi geçüp yine bu sahrâ içre,
Sirem diyârı memdûhâtından: Balı ve yağı ve koyunu ve sığırı ve hergele atları ve sâ’ir nebâtât-ı mahsûlâtları cemî‘i serhadleri ve cümle asâkir-i İslâmı ganîmet etmişdir. Ba‘dehu bu kuyular köyünden kalkup 9 sâ‘atde yine Sirem hâmûnlarında cânib-i garba giderken bir ark-ı azîm dahi geçüp yine bu sahrâ içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 59b ·
metinde göster ·
… r. Hattâ Süleymân Hân bu topun ikisin Alaman diyârında Beç kal‘ası muhâsarasına
giderken bir
topu bu mahalde nehr-i Dırava'ya cisir ile bile uçurup gark olur. İlâ hâze'l-ân …
İllâ kapusu önünde Süleymân Hân câmi‘i var ve nehr-i Dırava kenârında tahtadan çatma buğday anbârları var ve bu anbâr önünde bir azîm tophânesi var. Bunda kırk karış bir serâmed Süleymân Hân topu var, altmış vukiyye demir (demir) gülleleri var. Un kapanında güllelerinden niçesin kantara koyup anınla bal ve yağ ve dakîk vezn ederler, azîm mefret top-ı kal‘a-kûpdur. Üstünde manzûm ebyât ile Süleymân Hân târîhi var. Hattâ Süleymân Hân bu topun ikisin Alaman diyârında Beç kal‘ası muhâsarasına giderken bir topu bu mahalde nehr-i Dırava'ya cisir ile bile uçurup gark olur. İlâ hâze'l-ân ihtiyârlar "Ol top su içinde köprü başında durur" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
… Peçoy hâricinde medfûndurlar. Ve bu târîh olan iç kal‘a kapusundan içeri girüp
giderken bir
kat kal‘a dîvârı dahi var. Andan içeri girüp muzlim kemerler altından geçüp seh …
Hakîkatü'l-hâl bilâd-ı kadîmdir kim Eflâtûn-ı İlâhî'nin tahtgâhıdır. Medînetü'l-hukemâ-yı kudemâ-yı evvel olan Atina tahtını {Eflâtûn} bırağup cihânı geşt [ü] güzâr ederek bu Peçoy-ı dilcûyun âb [u] hevâsından hazz edüp bu şehr-i dilâvîzi İskender'e ricâ edüp amâr etdirir. Hattâ kendüleri dahi bu Peçoy hâricinde medfûndurlar. Ve bu târîh olan iç kal‘a kapusundan içeri girüp giderken bir kat kal‘a dîvârı dahi var. Andan içeri girüp muzlim kemerler altından geçüp sehel giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
sa‘b ormanlı dağı aşup 5 sâ‘atde sahrâ-yı Vaç'a çıkup yine alay-ı azîm ile kal‘ …
Andan yine taraf-ı kıbleye giderken bir sa‘b ormanlı dağı aşup 5 sâ‘atde sahrâ-yı Vaç'a çıkup yine alay-ı azîm ile kal‘a-i Vaç altına varıldıkda kal‘adan ol kadar top u tüfeng şâdımânları oldu kim ta‘bîr olunmaz. 136a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135b–136a ·
metinde göster ·
… p andan yedi sâ‘at şimâl cânibine dırahtistân ve çengelistân ve Alman hâki üzre
giderken bir
azîm asker izine râst geldik.
"Bu kenîsede mâl çokdur" deyü asker-i İslâm bu deyri dâ’iren-mâdâr kuşadup meğer kâfir deyrin saçma topları çok imiş. Bir ânda yedi nefer gâzîlerimiz şehîd olup na‘şelerinin karınların yarup cümle tuzlayup arabalara tahmîl edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle bu kal‘a altından avdet edüp andan yedi sâ‘at şimâl cânibine dırahtistân ve çengelistân ve Alman hâki üzre giderken bir azîm asker izine râst geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
yağmur ve mihnet ile bir sahrâ-yı azîm içre giderken âhıru'l-emr,
Bu dahi başka boyarlıkdır. Hakîri boyar bir mükellef sarâya kondurup i‘zâz [u] ikrâmlar etdi. Bu şehr-i ra‘nâ nehr-i Rimlik kenârında ve bir yayla kûh-ı serbülend dâmeninde bâğlı ve bâğçeli şehirdir. Altı aded manastırları ve beş yüz kadar dükkânlarında kızlar oturup kâr ederler. Bunda hâkim olan boyardan ulûfe ve refîkler ve iki talika arabalar alup seyishânelerimizin bârların arabalara tahmîl eyleyüp andan yine semt-i şarka (---) sâ‘at giderken bir yağmur ve mihnet ile bir sahrâ-yı azîm içre giderken âhıru'l-emr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
yalçın kaya üzre bir vâsi‘ çemenzâr meydânda çâr-kûşe bir metîn ve sa‘b Şeddâdî …
Ve bu mezkûr varoşdan aşağı varoşa giderken bir yalçın kaya üzre bir vâsi‘ çemenzâr meydânda çâr-kûşe bir metîn ve sa‘b Şeddâdî kulle var. Çâr köşesinde top mazgallarıyla ârâste kulle-i azîmdir. Küffâr zamânı bu mezkûr çemenzâr-ı vâsi‘ zemîni(?) bu çâr-kûşe kulle ile taşra varoş kal‘ası yapmak murâd edinmiş. Lâkin müyesser olmamış. Eğer eyle olsa bu kal‘a-i İnkirmân sedd-i bî-emân amân olurdu. Ve mezkûr çâr-kûşe kulle[de] dahi bir azîm kemer kapu vardır. Bu kapudan kal‘aya ve taşra mezkûr varoşa çıkar sarp kapudur. Ardı önü kesme kayalı handakdır. Bir tarafı cânib-i cenûba uçurumdur. Bu kapudan aşağı enerken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120a ·
metinde göster ·
… mle arabaları küren çatup ve Kalmık esîrlerin atlarıyla ortaya alup yorta yorta
giderken bir
kar yağmağa başlayup ol gün kıble cânibine seğirdüp vakt-i asrda,
Ba‘dehu bu Cibilli nâm mahalde ol gece niçe yaban donbaylarını sayd u şikâr edüp bu mahalle gelince Kalmık havfinden aslâ âteşler yakmayup dururduk. Bu gece sazlara ve kamışlara âteşler edüp semiz dombay kebâbları pişirüp ve Azak'dan getirdiğimiz söğüş koyun etleri ve ekmekleri cümle buz olmuşdu, baltalarla pişmiş koyunları pâreleyüp kimin kazanda yine pişirüp kimini âteşde yine kebâb edüp ıssı edüp ekmeklerin de küllere gömüp ol gece bir zevk u safâlar etdik. Ammâ ale's-sabâh yine de’b-i kadîmimiz üzre etrâf-ı erba‘aya karavullar koyup cümle arabaları küren çatup ve Kalmık esîrlerin atlarıyla ortaya alup yorta yorta giderken bir kar yağmağa başlayup ol gün kıble cânibine seğirdüp vakt-i asrda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
Öbür toykun ve iki sunkur kuşlarım sağ kalsın deyü ölen kuşun kündeleri ve cılkısın ayakları ve boğazından alup lâşeden (...) ve cığaların yolup gevdesin bırakdım, zîrâ bu hûş [u] tuyûr ve kedi ve köpek makûlelerine mezârsız derler, ya‘nî yere gömmezler. Anıniçün hakîr de bu toykunun lâşesin hâk-i mezellete atup geçdik, zîrâ bugünkü gün Çerkez'den perîşân olup sovuk cehennem azâbın çekerek giderken bir kimesnenin seyishânesi yıkılsa hüddâmları yükletmek ihtimâli olmayup geçüp giderlerdi. Netîce-i kelâm bu derd-i belâları niçe gün çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192a ·
metinde göster ·
… bî-zebân Alî Dede deyüp yedi aded yârân-ı zarîfân-ı nükte-şinâsân ile piyâdece
giderken bir
bârân-ı rahmet nâzil olup saf saf kürdeledüp(?) giderken beş aded yârânlarımız …
"Elbette ben anı söyledirim" deyü niçe ahbâb yanında da‘vâ-yı merd edüp küffârın Göllük tarafında mezkûr münhezim olan Fransa kâfiri arbedesinden üç gün sonra azm-i râh-ı bî-zebân Alî Dede deyüp yedi aded yârân-ı zarîfân-ı nükte-şinâsân ile piyâdece giderken bir bârân-ı rahmet nâzil olup saf saf kürdeledüp(?) giderken beş aded yârânlarımız geri dönüp mîrî furûnlara esbâblarını kurutmağa gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299a ·
metinde göster ·
Bu cisri geçüp el-ıyâzen billâh âsî Porgonat içidir. Bu menzilde
giderken bir
günde yolumuza iki kerre Porgonat harâmîleri enüp yarar refîklerimiz olmağile a …
Bu cisri geçüp el-ıyâzen billâh âsî Porgonat içidir. Bu menzilde giderken bir günde yolumuza iki kerre Porgonat harâmîleri enüp yarar refîklerimiz olmağile azîm savaşlar eyleyüp âhır refîkimiz Dervîş Râhî râh-ı Hakka şehd-i şehâdetle gidüp ve benim altımda Hamîs nâm bir atım ve bir gulâmım mecrûh olup anlardan iki mel‘ûn mürd olup silâhların alup hamd-i Hudâ Hudâ murğ-ı cânımız âzâd edüp Dervîş Râhî'yi şâhrâh üzre defn eyleyüp iki kelle ile mansûr u muzaffer Depedelen şehrine revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356a ·
metinde göster ·
mukassî orman içinde bir vâveylâ ve feryâd kopdu. Hemân refîklerimizin bir kaçı …
Sergüzeşt-i hakîr: Bu mahalde bir sengistân dere giderken bir mukassî orman içinde bir vâveylâ ve feryâd kopdu. Hemân refîklerimizin bir kaçı gerüye firâr etdi. Bir kaçı dalkılıç ileriye at bırağup gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y92b ·
metinde göster ·
… dumân olup çöl [ü] çölistân ve sahra-yı rimâlistân içre garîb develer seke seke
giderken bir
ulu boğaza girdik. 14 sâ‘atde,
Ertesi ale's-sabâh huddâmlar (---)(---)(---) huccâc bu hâli gördüler kim bir zerre çamur kalmamış Allâh'a sad lek hamd [ü] senâ edüp nefîrler çalındı. Hikmet-i Hudâ dünki gün Balka sahrâsı çamuru içinde kalan develer çamur don olunca pâydâr olup (---)(---)(---) yedi sekiz yüz mikdârı develer ordu-yı İslâm başında otlayup gezerler. Hemân sâhibleri (---)(---)(---) varup deveciklerin alup hafîf yükcüğezler tahmîl Q 110b olup herkes katârında yola revâne olup giderken Cenâb-ı izzet bir hûrşîd-i dırahşân ihsân eyledi kim cümle âdem u hayvânât mesrûr [u] şâdumân olup çöl [ü] çölistân ve sahra-yı rimâlistân içre garîb develer seke seke giderken bir ulu boğaza girdik. 14 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264b ·
metinde göster ·
remmâ havâtîne râst geldim. Meğer sûr-i zifâf imiş. Bir duhter-i nâ-şüküfteyi z …
Bir gün hakîr Süfyân-ı Sevrî hânesine ziyârete giderken bir remmâ havâtîne râst geldim. Meğer sûr-i zifâf imiş. Bir duhter-i nâ-şüküfteyi zer-i zîvere müstağrak etmişler. On hatve ba‘îd râyiha-i tayyibelerinden demâğım mu‘attar oldu. Beş yüzden mütecâviz (mekteb-i) sıbyân arûsun pîşine düşüp âmîn âmîn diyerek mahall-i murâdına götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y359a ·
metinde göster ·
… m su ile yine cânib-i garba Elvâh-ı Kebîr'e azîmet eyleyüp ol gün çölistân içre
giderken bir
gûne rîh-ı sümûm esüp kulağızlarımız,
Hakîr bu Elvâh-ı Evvel'i temâşâ edüp kâşif kâ’immakâmından kulağızlar alup beş yüz tulum su ile yine cânib-i garba Elvâh-ı Kebîr'e azîmet eyleyüp ol gün çölistân içre giderken bir gûne rîh-ı sümûm esüp kulağızlarımız,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y448a ·
metinde göster ·