… lillah birâder, hemân güzelce şâh sağ olsun." deyüp alây-ı azîm ile Rûmiyye'ye
girdiklerinde
Rûmiyye'nin toprak kal‘asından ol kadar top u tüfeng şâdumânları oldu kim zemîn …
Evvelâ sene (---) mâh-ı Zilhiccesinde şehr-i Rûmiyye'den çıkınca fakîr hânın gerdeninde tavk-ı la‘net var iken atına bindirüp eşik karnı altından hânın pâylarına demir zencîrler ile bend edüp kırk nefer kimesneyi dahi cümle atlar üzre silsile-i belâ ile gerdenlerinden kayd u bend edüp ol yevm-i nahs-ı müstemirde Rûmiyye'den cânib-i şimâle çıkdığımız mahalde karşudan bir ulu gird-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olduğu nümâyân olup içinden bir asker zâhir olup anı gördük, bir azîm Acem askeri nefîr ü kerrenâyları ve köslerin ve dühüllerin döğerek bir azîmü'ş-şân hân-ı İrân gelüp eşik ağasıyla ve kayd ü bend olan Genç Alî Hân ile görüşüp ağlaşdılar. "El-hükmü lillah birâder, hemân güzelce şâh sağ olsun." deyüp alây-ı azîm ile Rûmiyye'ye girdiklerinde Rûmiyye'nin toprak kal‘asından ol kadar top u tüfeng şâdumânları oldu kim zemîn ü âsumân dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
… yyârlar birer gûne şeytanat ile ol şeb-i muzlimde kol kol tabura birer lu‘b ile
girdiklerinde
tabur içre bir gırîv [ü] feryâd kopup sabâha dak küffâr-ı dûzah-karâr içre bir …
El-hâsıl üç yüz aded ferzend-i ayyârlar birer gûne şeytanat ile ol şeb-i muzlimde kol kol tabura birer lu‘b ile girdiklerinde tabur içre bir gırîv [ü] feryâd kopup sabâha dak küffâr-ı dûzah-karâr içre bir vâveylâ kopdu kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… e bir tîğ-i âteş-tâb urup bakıyyetü's-seyfleri karârgâhları olan fostiçselerine
girdiklerinde
akîblerince asker-i İslâm bile girüp anda dahi bir azîm ceng edüp içinde buluna …
Âhirü'l-emr cümle guzât gördüler kim bu kal‘ayı döğmeğe me’mûr değiller ve bu mahalle gelüp ceng etmeğe Melek Paşa'dan me’zûn değiller. Hemân kendü fodullukların fikr edüp sâlimîn ü gânimîn şaranpavlardan taşra çıkınca hemân küffâr guzât-ı muvahhidîni kaçdı zann edüp bu kerre ol Fostiçse'nin şaranpa[v] kapuların açup asker-i İslâm'ın akîbince "Yajuj Yajuj" deyüp Zadra sahrâsına çıkup domuz sürüsü gibi sürü sürü gelüp asker ile çıt-a-çat döğüşmeğe başladıklarında, hemân mukaddemâ Fostiçse'den gerüye dönen guzât bu kâfirlerin ardların alup kâfir-i bed-kârlar iki asker mâbeyninde kalup bunlara eyle bir tîğ-i âteş-tâb urup bakıyyetü's-seyfleri karârgâhları olan fostiçselerine girdiklerinde akîblerince asker-i İslâm bile girüp anda dahi bir azîm ceng edüp içinde bulunan üç binden ziyâde kâfirleri dahi kılıçdan geçürüp re’îsü'l-küffâr olan Niski nâm kâfir ve veled-i pelîd-i anîdi Mora nâm la‘în dahi dest ber-kafâ esîr olup hamd-i Hudâ sene (---) mâh-ı (---) gününde yürüyüş ile kal‘a-i Fostiçse feth olup cümle kelleleri ve esîrleri alup bu kal‘ayı harâb u yebâb ederken içinde olan guzât-ı müslimîne kal‘a-i Zadra ol kadar top gülleleri yağdırdı kim gûyâ kal‘a-i Zadra âteş-i Nemrûd içinde kalup murg-i semendere döndü. Cümle guzât bu güllelere bakmayup kal‘ayı berbâd etdiler. Vakt-i ışâ olunca münhedim edüp ol şeb-i muzlimde cümle guzât bu kadar kelle ve esîrler ile ordu-yı İslâma gelince ol gece yer altından küffâr Zadra kal‘asından bu kal‘aya girüp amâr etmeğe başladılar. Ba‘dehû derûn-ı hisâr-ı Zadra'dan vere ile kâfirler orduya gelüp mâl-ı firâvânlar ile esîrlerin taleb etdiklerinde paşa-yı müdebbir rızâ vermeyüp elçilerin gerüye redd etdiler. Ol gün ordu-yı İslâm'da bir şâdumânlar olmuşdur kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141a ·
metinde göster ·
Ve asker-i İslâm havfından cümle kurâları halkı gelüp kal‘aya
girdiklerinden
derûn-ı hisâr eyle izdihâm idi kim benî Âdem'den ayak basacak yer yok idi. Ve d …
Ve asker-i İslâm havfından cümle kurâları halkı gelüp kal‘aya girdiklerinden derûn-ı hisâr eyle izdihâm idi kim benî Âdem'den ayak basacak yer yok idi. Ve dörd bin aded askerîsi kefereleri dahi bunda âmâde idiler. Ve mahbûb u mahbûbesi ve bâğ u bâğçesi bî-hisâb ve bî-kitâbdır. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
… up guzât-ı müslimîn bay oldular, ammâ cümle kefereleri mâlların bırağup kal‘aya
girdiklerinden
bu varoşda ancak amel-mânde Nûhî kefereler ve fertûte pîrezenler kalmış. Anlara …
Ol gece bu kal‘aya ve taşra varoşuna asâkir-i İslâm hücûm edüp sarıldılar. Kal‘a dahi âteş-endâz olup azîm vezni üzre bî-hisâb toplar atup âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Hemân ol şeb guzât-ı muvahhidîn şeb-revânî esbâbların geyüp ol leyle-i muzlimde varoş-ı azîmine göz açdırmayup top-ı kûp ile döğmeden ve kal‘ası berbâd olmadan der-ceng-i evvel Allâh Allâh deyüp varoşu feth edüp tâ sabâha dek cümle mâl-ı ganâ’imlerin taşıyup guzât-ı müslimîn bay oldular, ammâ cümle kefereleri mâlların bırağup kal‘aya girdiklerinden bu varoşda ancak amel-mânde Nûhî kefereler ve fertûte pîrezenler kalmış. Anlara şikence edüp söyletdiklerinde bu varoşun zîr-i zemînlerinde 22a ol kadar mâl-ı firâvân çıkdı kim hisâb-ı kitâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21b–22a ·
metinde göster ·
… îr ü tavsîfden müberrâ idi. Hemân der-ceng-i evvel bu şehir içine Tatar koyulup
girdiklerinde
dahi cümle küffâr menhûshânelerinde mest [ü] medhûş ve mahmûr ve evkâ[r] hâb-âl …
Lisân-ı Lehce (---)(---) demekdir. Kal‘ası yok, ammâ bir şehr-i âbâd idi kim ta‘bîr ü tavsîfden müberrâ idi. Hemân der-ceng-i evvel bu şehir içine Tatar koyulup girdiklerinde dahi cümle küffâr menhûshânelerinde mest [ü] medhûş ve mahmûr ve evkâ[r] hâb-âlûd olup yatırlarken ba‘zı evlere âteşler urup sadâ-yı Allâh'ı yâd edüp bâng-ı Muhammedî çekerek feryâd edüp enderûn-i şehre aç kurd gibi girüp ibtidâ arısın söndürüp sonra balın yeyelim deyüp ibtidâ bir hayli küffâra kılıç urup niçe bini hâb-ı râhatından bîdâr olup uryân ü biryân ve giryân dağlara firâr etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
… ları içi sokak sokak boş imiş. Hattâ bizim lağımcılar kal‘a dîvârın delüp içeri
girdiklerinde
birkaç lağımcıları küffâr kal‘a temellerindeki yollarda bulup şehîd etdiler.
Ve üç yerden altışar hazîneli lağımlar dîvâr içine girdikde 115a lağımlardan aslâ fâ’ideler olmadı. Meğer kal‘anın cümle temelleri hurde hurde kemerler üzre imiş ve cümle dîvârları içi sokak sokak boş imiş. Hattâ bizim lağımcılar kal‘a dîvârın delüp içeri girdiklerinde birkaç lağımcıları küffâr kal‘a temellerindeki yollarda bulup şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114b–115a ·
metinde göster ·
Ammâ el-azametullâh bu kadar kerre yüz bin hayvânât bu nehr-i Turla'ya
girdiklerinde
nehr-i Turla deryâ-misâl büğenüp gûyâ akmaz oldu. Hemân cümle salt atlı Tatarla …
Ammâ el-azametullâh bu kadar kerre yüz bin hayvânât bu nehr-i Turla'ya girdiklerinde nehr-i Turla deryâ-misâl büğenüp gûyâ akmaz oldu. Hemân cümle salt atlı Tatarların âk olup kazaklanmış âdemleri büğenmiş suyun alt yanından geçdiklerinde nehr-i Turla gibi deryâ-yı azîm atlarının karınlarına çıkup çıkmayup tarfetü'l-ayn içre bilâ usret geçdiler, ammâ fakîr koyun ve sığır ve sâ’ir hayvânâtlar 106b ve benî âdemler gırîv [ü] feryâd ederek bir hây hû ile ubûr etmişlerdir kim gûyâ yevm-i haşirden bir nişâne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106a–106b ·
metinde göster ·
âdem havf ü haşyete düşüp yine bikr-i şakalar ile meclis-i şerîflerin neşât [u] …
Ve bu veled-i zinâların yetmiş hîleleri birbirleriyle mücâvere ve mübâhese-i şakâ-yı gûnâ-gûn etdiklerinde istimâ‘ olunmamış hârık-i âde mûhiş şeyler söyleyüp eşkâl tonlara girdiklerinde âdem havf ü haşyete düşüp yine bikr-i şakalar ile meclis-i şerîflerin neşât [u] sürûr ile mesrûr ederler. Ekser eyyâmda bu gûne şakâlar da olur. Ba‘de'l-meclis herkes hücrelerine giderken herkese belağan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129b ·
metinde göster ·
… ezân kapusu deyü nâm komuşlardır. İbtidâ guzât-ı müslimîn bu kal‘aya bu kapudan
girdiklerinden
Fetih kapusu dahi derler. Bu kapunun atebe-i ulyâsı üzre hakîrin mermere kazup …
Ve cümle iki kat kapuları var, biri şimâl cânibine nâzır olup hakîrin ibtidâ ezân-ı Muhammedî tilâvet etdiğim kapudur kim hâlâ ezân kapusu deyü nâm komuşlardır. İbtidâ guzât-ı müslimîn bu kal‘aya bu kapudan girdiklerinden Fetih kapusu dahi derler. Bu kapunun atebe-i ulyâsı üzre hakîrin mermere kazup altun ve lâciverd ile yazdığım târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333b ·
metinde göster ·
bâlâda zikri sebkat eden Urbân kırmızı âdemler ihrâma girme mukâbelesinde te’ed …
Ve bu Ka‘be-i şerîfin cânib-i erba‘asında ihrâma girecek yerleri var. Evvelâ Medîneli Bi’r-i Alî'de ihrâma girir. Mısır huccâcı Râbi‘a Eşmesi'nde girir. Habeş'den ve Mısır'dan gemilerle gelen, Cidde ile Mekke mâbeyninde Hıdde nâm mahalde ihrâma girir. Bağdâd ve Basra ve Lahsa'dan gelen (---) nâm mahalde ihrâma girirler. Ammâ bu Yemen huccâcı şehr-i Şîrîn'de Yelemlem nâm mahalde ihrâma girdiklerinde bâlâda zikri sebkat eden Urbân kırmızı âdemler ihrâma girme mukâbelesinde te’eddüben avret yerlerin ihrâma komak var, yohsa avretlerin ihrâma komazdan evvel reh-i râstdan deli çıplakdan gezerler ki Hadîs: Arapça hadîs-i şerîf Arapça ine amel etmeyüp uryân gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y320a ·
metinde göster ·
Bunların akabince bir azîm (---)(---)(---) kıyâmet kopup bir hatîf-i Rabbânî sadâsı gibi bir mehîb sadâ zâhir olup içinde aslâ (---)(---) cümle (---)(---)(---) böyle yüz kırk tarîk meşâyihleri niçe bin sancağ u bayrağ u alemleri altına girdiklerinde rızâ-yı [[(---) (---) (---)]] ehl-i hâl ve ehl-i sülûk meşâyihlerin yanları sıra halîfeleri ve nakîbler ve çavuşları cümle Q 234aP 231a meşâyihler ile cem‘ olup tevhîd-i sultânî ile ubûr edüp niçe bin alemler içinde mahmel-i şerîfi ortaya almışlar. Bir hây hûdur kim gûyâ gulgule-i Mısır'dır. Mahmel-i şerîf devesi ise zer-ender-zere müstağrak olup tâvûs-ı bağ-ı Cennet-misâl hırâmânî hırâmânî iki cânibe reftâr ederek ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y203b ·
metinde göster ·