sol tarafında tâ atebe-i âlîsi üzre bir horos tasvîri vardır, anıniçün Horosluk …
Ve Horosî Dede Unkapanı'ndan sarıldı. Unkapanı'na anıniçün Horoskapusu derler. Ve kapunun taşra atebesinin içeri girirken sol tarafında tâ atebe-i âlîsi üzre bir horos tasvîri vardır, anıniçün Horoslukapu dahi derler. Ve Horosî Dede ceddimiz Türk-i Türkân Hoca Ahmed Yesevî hazretlerinin fukarâlarından olup Hacı Bektaş-ı Velî ile Horasân'dan gelüp bir pîr-i fânî olup Ebü'l-feth ile İslâmbol'a gelirken asâkir-i İslâm içre şeb [u] rûz yigirmi dörd sâ‘atde yigirmi dörd kerre bâng-i horos urup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b ·
metinde göster ·
… a kıyâmet lodos rûzgârında beş pâre boş gemiyi ileri yelkenleyüp boğazdan içeri
girirken
hemân boğazın iki tarafında olan kal‘aların cümle toplarına âteş edüp beş pâre …
Hikâyet-i netîce: Meğer mukaddemâ İslâmbol Kostantîni, Fransa kıralının kızına nâmzâd imiş. Fransa kıralı dahi kızının baht [u] tâli‘ine bir donanma-i azîm edüp altı yüz pâre gemi ile Arabistân yakaların nehb [ü] gâret ederek ol sâl-i nâ-mübârekde Akka ve Sayda ve Berût'u ve Şâm Tarabulus'u ve Gazze ve Remle ve tâ arz-ı Hâsân'a varınca müstevlî olup iki binden mütecâviz Arabistân ü Havrân'ın hûrân-misâl gözlü bâkirelerin esîre edüp ba‘dehu bu kadar milyon mâl-ı ganâyim ile ve bu kadar müslime cevârîler ile kıral ahd [ü] mîsâkına gûyâ vefâ edüp Fransa kıralı kızını İslâmbol tekuruna on pâre galyon ve on pâre kadırgayı mâl-ı Kârûn'a müstağrak edüp gönderdikde Akdeniz boğazına gelüp gördüler kim Türk cânibinden kal‘alar binâ olunmuş. Hemân mel‘ûnlar hîle edüp cümle tebdîl-i câme edüp bir keskin firişka kıyâmet lodos rûzgârında beş pâre boş gemiyi ileri yelkenleyüp boğazdan içeri girirken hemân boğazın iki tarafında olan kal‘aların cümle toplarına âteş edüp beş pâre boş gemiler gark-ı âb olup ardı sıra yigirmi pâre pür-silâh gemiler tarfetü'l-ayn içre girirler. Ahâlî-yi kal‘a bir dahi top doldurup kerteye alınca iki sâ‘atde gemiler yigirmi mîl menzil aldılar. Bu hîle ile İslâmbol'a gelüp tahrîr olunduğu üzre hamd-i Hudâ cümlesi esîr olup ol kıral kızından Sultân Bâyezîd-i Velî tevellüd etmişdir. Bu husûsda niçe müverrihîn gûnâ-gûn tahrîrât etmişlerdir. Ayn-ı Âlî bu kızı Ebü'l-feth'in babası alup Ebü'l-feth ol kızdan müştak oldu der. Ammâ kavl-i sahîh Ebü'l-feth isfendiyâr oğlunun kızı Alîme Hânım'dan mütevellid olmuşdur. Bu Fransa kıralının kızı Ebü'l-feth'in hâtûnudur kim Sultân Bâyezîd-i Velî'nin vâlidesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28a ·
metinde göster ·
… en müştak olup üç yaşında iken pederimizi kıral dedemiz hemşîresiyle İslâmbol'a
girirken
bu kadar mâl-ı firâvân ile Sarâyburnu'nda bizi Osmânlı alup Tershâne bâğçesinde …
"Bizim pederimiz Fransa kıralı (---) nâm kıralın oğlu idi. Ol zamân kim Fransa kıralı pederimizin hemşîresin İslâmbol tekuruna vermeğe ta‘ahhüd edüp mâl-ı cihâzın tedârük etmek içün altı yüz pâre gemiyle {kal‘a-i} Akka câniblerin nehb ü gâret edüp bu kadar mâl-ı ganâyimle ve bu kadar esîr [ve] esîre ile vilâyetimiz olan taht-ı kadîm Paris'e gelüp şâdumânlar ederler. Ol gelen ganâyim esîrelerden kıral pederime bir seyyide câriye verir. Hakîr ol seyyideden müştak olup üç yaşında iken pederimizi kıral dedemiz hemşîresiyle İslâmbol'a girirken bu kadar mâl-ı firâvân ile Sarâyburnu'nda bizi Osmânlı alup Tershâne bâğçesinde bizi Sultân Mehemmed'e teslîm edüp ba‘de'l-feth pederimiz Sultân Mehemmed huzûrunda Akşemseddîn hazretleri telkîniyle İslâm ile müşerref olup pederimizin hemşîresin cümle guzât-ı müslimîn Sultân Mehemmed'e hibe edüp ana dahi Akşems[eddîn] telkîn-i İslâm etdükde tereddüd edüp İslâm kabûl etmeyince {Sultân Mehemmed Hân} biz anı hüsn-i terbiyeye koruz deyü ibrâm [u] ilhâh-ı tâm [u] ihtimâm etmediler. Ammâ hakîr ol asırda beş yaşında idim. Akşemseddîn, hakîre ta‘lîm-i İslâm edince bilâ-tereddüd hamd-i Hudâ İslâm ile müşerref olup pederimizi dergâh-ı âlî kapucıbaşları zümresine ilhâk edüp hakîr Sarây-ı Hâs'da pederimiz hemşîresi halamızın yanında olurdum" deyü nakl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28b ·
metinde göster ·
Bunlar ikisi lecc [ü] cidâl ederek Ayasofya'nın hâcethânelerine gelince sipâh bir kazâhâneye girirken Gülâbî Ağa'ya sehel te’hîr eyle deyüp sipâh hâcethâneye girince Gülâbî Ağa kapuyu alup bekler. Ân-ı sâ‘atden taşra bir siyâh meşinli, çuka dolamalı, beli bıçaklı ve gümüş zencîrli ve burma sarıklı bir yeniçeri maryolu kıyâfet bir yeniçeri âşcısı çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
… mâtlarımız görüp Paşa Van'a revâne olup yüz on yedi günde Van'a alay-ı azîm ile
girirken
İslâmbol'dan Yıldırım nâm kapucu yıldırım gibi yetişüp İpşir Paşa'nın 81a kat …
Kâmil bir hafta âlât-ı mühimmâtlarımız görüp Paşa Van'a revâne olup yüz on yedi günde Van'a alay-ı azîm ile girirken İslâmbol'dan Yıldırım nâm kapucu yıldırım gibi yetişüp İpşir Paşa'nın 81a katli haberi getirdi. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80b–81a ·
metinde göster ·
Monla Mehemmed-i Simyâyî nâm ilm-i simyâda kâmil Ebû Alî Sîna idi kim bir hammâ …
Mukaddemâ Melek Ahmed Paşa ile bu Bitlis şehrine girirken Monla Mehemmed-i Simyâyî nâm ilm-i simyâda kâmil Ebû Alî Sîna idi kim bir hammâm kütüğüne süvâr olup at şekilli bir şâh-ı gedâ esbiyle bâlâda memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… mîn bin altmış kelle ve beş yüz diri ve bu kadar mâl-ı ganâ’im ile yine kal‘aya
girirken
taşra çıkan keçilerden iki yüz adedi sağ bulup anları da ganîmet bilüp derûn-ı …
"İnşâ’allâh hemân bu gecede siz deryâ tarafında eyle bir hareket edin. Bizler dahi yukaru kal‘a kapusuna hücûm ederiz" deyü haberleri gelince hemân ol şeb-i muzlimde Yûsuf Kethüdâ üç yüz aded koyunların ve keçilerin boynuzlarında fitiller ile aşağı kal‘adan taşra nısfu'l-leylde kâfirlerin meterisleri üzre sürüp kal‘adan Allâh Allâh deyince azamet-i Hudâ küffâr birbirlerine girüp kimi deryâya dökülüp kimi sahrâya firâr ederken hemân Hasan Paşa kal‘asından cümle asker imdâda çıkup bî-pâk bî-pervâ üç bin müsellâh asker birer cağ yükü buğdaylar ile yukaru kal‘aya girüp Nigebolı ve Kırkkilise ve Silisre sancağı askerleri dahi atları terkisinde birer cağ yükü buğday kal‘a kapusu önüne bırağup yine Hasan Paşa kal‘asına Allâh Allâh deyüp gitdiler. Hamd-i Hudâ bu üç bin yiğit kal‘aya selâmetle dahil olunca kağan arslan gibi kanıkmış yiğitler Yûsuf Kethüdâ'dan me’zûn olup keçilerin çıkdıkları kapudan bir kerre Allâh Allâh deyü kâfir üzre çıkup aç kurd koyuna girir gibi küffâr meterise girince kal‘anın bedenlerinden iki bin mikdârı meş‘aller ve neft ve katrân ve fânûslar ile çırâğân olunca el-azametullâh küffâra eyle sâtûr vurmuşlardı kim böyle bir şebhûnı Efrâsiyâb ve Rüstem ve Sâm-ı Nerîmân etmemişdir. Hamd-i Hudâ ol şebhûnda guzât-ı müslimîn bin altmış kelle ve beş yüz diri ve bu kadar mâl-ı ganâ’im ile yine kal‘aya girirken taşra çıkan keçilerden iki yüz adedi sağ bulup anları da ganîmet bilüp derûn-ı kal‘aya sâlimîn ü gânimîn vâsıl olup bir top u tüfeng ve fişeng ve gülbâng-ı Muhammedî sadâsı olup guzât-ı müslimîn içre gûyâ hacc-ı ekberin ıyd-ı adhâsı olup cümle mâl-ı ganâ’imi guzât-ı müslimîn berâber pay edüp gelen zehâyirler ile bay oldular.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
… ûfdur, ammâ şimdi bu şehr-i İzmid'e böyle bir alay-ı azîm ile sa‘âdetlü pâdişâh
girirken
şâhrâhın yemîn ü yesârın ahâlî-i şehrin sıgâr u kibârı ve a‘yân [u] eşrâfı ve e …
İzmit de demişler. Bâlâda mufassal mevsûfdur, ammâ şimdi bu şehr-i İzmid'e böyle bir alay-ı azîm ile sa‘âdetlü pâdişâh girirken şâhrâhın yemîn ü yesârın ahâlî-i şehrin sıgâr u kibârı ve a‘yân [u] eşrâfı ve erbâb-ı esnâf[ı ve] ehl-i hırefi mâl-â-mâl olup pâdişâh yolu üzre selâm almağa istikbâle çıkup cemî‘i ehl-i hırefin ellerinde dîbâ ve şîb ve zerbâf pâyendâzlar döşeyüp sa‘âdetlü pâdişâha ubûdiyyet arz edüp cümle alay ve kâlâ-yı vâlâ-yı dâray u hârâların dahi arz ederek pâdişâh-ı Cem-karîn şehr-i İzmid'e girmişdir kim Rüstem ve Sâm ve Nerîmân eyle mehâbet u dârât-ı azameti görseler idi Nerîmân ve Sâm nerm [u] râm olurdu. Bu mehâbet [u] salâbetle otağa girirken ahâlî-i şehir râh-ı hünkâr üzre niçe kurbânlar etdiklerinden hünkâr koyun kurbânından hazz etmeyüp otak-ı nüh-tâk-ı revâk önünde celâlîden elli aded âdemi kurbân edüp cellâdlar her âdemi rişte rişte ve dilim dilim edüp na‘şeleri serâperde-i hümâyûn önünde kalup hünkâr hûnhârlığı icrâ edüp halka bir dehşet hâsıl olup, andan sa‘âdetlü pâdişâh kendüye mahsûs İzmit sarâyında karâr-dâde olup mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre gâhîce otağa gelüp dîvân-ı şehriyârî edüp ibâdullâha inâyet-i mu‘tâdları üzre iltifât ve istimâletler verüp ihkak-ı hak etdikde elbette yine kösler önünde her dîvân oldukda birkaç âdem celâlî ve cemâlî ve zalemelerden katl olması mukarrer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82a ·
metinde göster ·
… görseler idi Nerîmân ve Sâm nerm [u] râm olurdu. Bu mehâbet [u] salâbetle otağa
girirken
ahâlî-i şehir râh-ı hünkâr üzre niçe kurbânlar etdiklerinden hünkâr koyun kurbâ …
İzmit de demişler. Bâlâda mufassal mevsûfdur, ammâ şimdi bu şehr-i İzmid'e böyle bir alay-ı azîm ile sa‘âdetlü pâdişâh girirken şâhrâhın yemîn ü yesârın ahâlî-i şehrin sıgâr u kibârı ve a‘yân [u] eşrâfı ve erbâb-ı esnâf[ı ve] ehl-i hırefi mâl-â-mâl olup pâdişâh yolu üzre selâm almağa istikbâle çıkup cemî‘i ehl-i hırefin ellerinde dîbâ ve şîb ve zerbâf pâyendâzlar döşeyüp sa‘âdetlü pâdişâha ubûdiyyet arz edüp cümle alay ve kâlâ-yı vâlâ-yı dâray u hârâların dahi arz ederek pâdişâh-ı Cem-karîn şehr-i İzmid'e girmişdir kim Rüstem ve Sâm ve Nerîmân eyle mehâbet u dârât-ı azameti görseler idi Nerîmân ve Sâm nerm [u] râm olurdu. Bu mehâbet [u] salâbetle otağa girirken ahâlî-i şehir râh-ı hünkâr üzre niçe kurbânlar etdiklerinden hünkâr koyun kurbânından hazz etmeyüp otak-ı nüh-tâk-ı revâk önünde celâlîden elli aded âdemi kurbân edüp cellâdlar her âdemi rişte rişte ve dilim dilim edüp na‘şeleri serâperde-i hümâyûn önünde kalup hünkâr hûnhârlığı icrâ edüp halka bir dehşet hâsıl olup, andan sa‘âdetlü pâdişâh kendüye mahsûs İzmit sarâyında karâr-dâde olup mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre gâhîce otağa gelüp dîvân-ı şehriyârî edüp ibâdullâha inâyet-i mu‘tâdları üzre iltifât ve istimâletler verüp ihkak-ı hak etdikde elbette yine kösler önünde her dîvân oldukda birkaç âdem celâlî ve cemâlî ve zalemelerden katl olması mukarrer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82a ·
metinde göster ·
efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın bile dâmeni necâset ile mülevves oldu. Meğer cem …
Ammâ garâ’ib bunda kim bu Kosova'daki kubbesine girirken efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın bile dâmeni necâset ile mülevves oldu. Meğer cemî‘i re‘âyâ kefereleri etrâf kurâlardan Priştine ve Vuçitrin şehirlerine bâzârlığa giderken ihânet içün bu türbeye girüp tebevvül ü tagayyuz ederlermiş. Melek Ahmed Paşa bu bed-râyiha ve muzahrafâtları görünce gazab-âlûd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168b ·
metinde göster ·
… cümle kapudanlar ve irşek ve bıtrîk ve şaglar ricâ edüp halâs edüp yine zindâna
girirken
hemân Hüseyin Odabaşı Zolomioğlu'na sarılup,
Hüseyin Odabaşı eydir; "Kemen Yanoş'un kral olduğundan Âl-i Osmân pâdişâhının izni ve haberi yokdur. Kanûn üzre kral değildir, bir zorba âsîdir. Şimdi bu sefere anın içün geldik, ammâ bize de karşu duramayup kaçup gezer. Biz anı kral istemeziz, bu Zolomioğlu'nu verin götürüp kral ederiz" dedikde, hemân kapudan-ı la‘în-i bî-îmân gazab-âlûd olup hemân fakîr Zolomioğlu'nu kal‘adan aşağı atmağa (atmağa) fermân edüp evce berâber kal‘a kenârına Zolomioğlun getirüp fakîr kefere yüz bin feryâd [u] nâlişler edüp atarken cümle kapudanlar ve irşek ve bıtrîk ve şaglar ricâ edüp halâs edüp yine zindâna girirken hemân Hüseyin Odabaşı Zolomioğlu'na sarılup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12b ·
metinde göster ·
… mâh-ı Recebü'l-ferdinde dâhil oldukda Melek Paşa efendimiz dahi alay ile şehre
girirken
biz dahi bârhânemizle alayına katılup atımdan 40b enüp piyâde reftâr ile Mele …
Mukaddemâ bu şehir sene (---) târîhinde Melek Ahmed Paşa vâlî iken mufassalan tahrîr olunmuşdur, ammâ hikmet-i Hudâ İştib'de ve Düşeniçse'de haber almışdım, ammâ hikmet-i Bârî yârî kılup biz de Sofya'ya sene 1072 mâh-ı Recebü'l-ferdinde dâhil oldukda Melek Paşa efendimiz dahi alay ile şehre girirken biz dahi bârhânemizle alayına katılup atımdan 40b enüp piyâde reftâr ile Melek Ahmed Paşa efendimin rikâbın bûs etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40a–40b ·
metinde göster ·
… lâ-rikâb esb-i yâr-ı gâr-ı Hamîs'ime süvâr olup at başı berâber şehr-i Sofya'ya
girirken
hakîr gerü kalup bir alay-ı Âsaf ile Melek Paşa Sofya'ya girmişdir. Bu alayı fe …
"Boş gelmedim, murâdınızdan ziyâde dolu geldim" dediğimde ziyâdesiyle hazz edüp vâfir tebessüm edüp "Atına bin" dedikde bilâ-rikâb esb-i yâr-ı gâr-ı Hamîs'ime süvâr olup at başı berâber şehr-i Sofya'ya girirken hakîr gerü kalup bir alay-ı Âsaf ile Melek Paşa Sofya'ya girmişdir. Bu alayı felek ancak görmüşdür. Anda hakîr doğru paşalara mahsûs sarây-ı hâssa ağırlığımla varup ol ân mektûbları ve arz [u] hüccetleri ve cümle mâlı ve cümle hedâyâları üç sancak beğlerinin defterleriyle hedâyâları dahi cümle Paşa huzûrunda hazînedâra teslîm etdikde Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40b ·
metinde göster ·
… -i Muhammedî getirüp, aç kurd koyuna ve koyun tuza seğirdir gibi derûn-ı kâfire
girirken
toplara {küffâr} âteş etdikde bir kerre yan verüp topların gülleleri hebâya gid …
Hemân cümle gâzîlerimiz bir ağızdan tekbîr-i Muhammedî getirüp, aç kurd koyuna ve koyun tuza seğirdir gibi derûn-ı kâfire girirken toplara {küffâr} âteş etdikde bir kerre yan verüp topların gülleleri hebâya gidüp sağ tarafda duran {mukaddemâ} sındırdığımız Nemse atlılarına girdik, hamd-i Hudâ niçe yüz kâfirlerin ömürlerine girdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b ·
metinde göster ·
kazma ve kürek takırdısı ve patırdısın küffâr istimâ‘ edüp küffâr-ı sâhib-i nâr …
Mezkûr vüzerâlar meterislere girirken kazma ve kürek takırdısı ve patırdısın küffâr istimâ‘ edüp küffâr-ı sâhib-i nâr bunlara ol kadar top-ı zûnnâr urdu kim hisâbın Allâhu Settâr bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110a ·
metinde göster ·
… ile bu kadar ümmet-i Muhammed esîrlikden halâs olup şehre sürûr [u] şâdumân ile
girirken
kal‘a-i Risna'dan ol kadar top u tüfeng şâdumânları olup herkes hânelerine dâhi …
Aşağı varoşunda ve kal‘ada cümle iki bin kadar âdem olur, ammâ küffârın niçe kerre ödlerin alup kapudanların esîr edüp küffârdan her bâr harâc alırlardı, ammâ bu kerre küffâr üzerlerine ale'l-gafle vefret üzre gelüp bu kadar esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar koyun ve sığır alup gitmişken hamd-i Hudâ Koca Sührâb Mehemmed Paşa Hızır gibi yetişüp cümle kâfirleri kırup bu kadar esîrlerin halâs edüp bu şehre alay-ı azîm ile bu kadar ümmet-i Muhammed esîrlikden halâs olup şehre sürûr [u] şâdumân ile girirken kal‘a-i Risna'dan ol kadar top u tüfeng şâdumânları olup herkes hânelerine dâhil olunca cümle gâzîlerimize esîrlikden halâs olanlar ziyâfetler edüp ve vâfir hedâyâlar verdiler. Ve Yûsuf Beğ kal‘ada paşaya azîm ziyâfetler etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158a ·
metinde göster ·
… deki kemerleri kasden karanlık etmişlerdir kim eğer taşradan gelen düşman içeri
girirken
gözleri görmeyüp yürüyüş edemeyeler, ammâ bu mahallerde oturanlar taşradan gele …
Ve bu mezkûr mağâralarda ve zîr-i zemînlerde şehrin mutâfları ve urgancıları ip bükerler. Tâ bu mertebe vâsi‘ ve azîm gâr-ı yetîmânlardır. Ve âb-ı hayât buz pâre kuyuları vardır. Ve bu Macar hisârında yigirmi aded dükkânlarından aşağı yüz elli adım kıbleye nâzır dörd kat kemer kapular var, ammâ bu kapuların mâbeynlerindeki kemerleri kasden karanlık etmişlerdir kim eğer taşradan gelen düşman içeri girirken gözleri görmeyüp yürüyüş edemeyeler, ammâ bu mahallerde oturanlar taşradan gelenleri görüp düşmanı ururlar. Ve yol üzre şâhâne topları dururlar, hîn-i iktizâda düşmanlara ururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
… -i sabâ-sür‘atime süvâr olup ağavâtları mâbeynine girüp alay-ı azîm ile Budin'e
girirken
ahâlî-i Budin'in sığâr [u] kibârları ve Nemse kralı tarafından gelen elçi kefer …
"Hele safâ geldin, bin atına" deyüp bilâ rikâb esb-i sabâ-sür‘atime süvâr olup ağavâtları mâbeynine girüp alay-ı azîm ile Budin'e girirken ahâlî-i Budin'in sığâr [u] kibârları ve Nemse kralı tarafından gelen elçi kefereleri anlar dahi temâşâya çıkup bir alay-ı ihtişâm ile Budun'a dâhil olurken azamet-i Hudâ koca Budun'un dörd pâre kal‘ası top şâdımânından âteş-i Nemrûd içre kalup zemîn ü âsumân medfa‘-ı dûdından şeb-i muzlim gibi Gerz-İlyâs dağları ve Ardala bâğları inil inil inledi, ammâ meğer çâsâr elçisi {âdemleri çaşıtlığa gelüp} bizim elçi paşanın askerin ve alayın gözden geçirüp Budin vezîrinin verdiği ta‘[y]înâtı ve elçi paşanın askerini görüp hemân {kâfirler paşaya eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42b ·
metinde göster ·
… mmed Paşa tarafından Üstürgonlıya tenbîh olunmuş, elçi paşa alay ile Üstürgon'a
girirken
cümle Üstürgon askeri ve Ustolni-Belgrad askeri cümle elçi paşaya istikbâle çık …
Meğer Gürcî Mehemmed Paşa tarafından Üstürgonlıya tenbîh olunmuş, elçi paşa alay ile Üstürgon'a girirken cümle Üstürgon askeri ve Ustolni-Belgrad askeri cümle elçi paşaya istikbâle çıkup bir gûne alay-ı azîm ve bir gûne üç yaylım top şâdımânları oldu kim arz [u] semâvât güm güm sadâ verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43a ·
metinde göster ·
… Üstürgon kapusu derler, biri biri içre eğri büğrü üç kat sarp kapulardır. Andan
girirken
handak üzre cisrini adımladım kâmil iki yüz germe adımdır. Andan içeri şehr içr …
Ve cümle üç aded üçer kat cedîd ve metîn ve kavî kapuları var. Evvelâ cenûb tarafına Senmartin kapusu. Ve Ustolni ve Üstürgon kapusu derler, biri biri içre eğri büğrü üç kat sarp kapulardır. Andan girirken handak üzre cisrini adımladım kâmil iki yüz germe adımdır. Andan içeri şehr içre bin adım gidüp cânib-i garba nâzır Varoş kapusudur kim bu dahi eğri büğrü kemerler altından ubûr olunur kapulardır. Üzerleri dağlar gibi toprak yığılı tabyalardır. Bu mezkûr iki kapu kal‘anın bir köşesine vâki‘ olup birisinden girilir ve birisinden çıkılır, gayri yol yokdur, zîrâ bu kal‘a nehr-i Raba ve nehr-i Rabçe içre ada gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
"Sultânım çâsârın size selâm-ı firâvânları oldur kim ‘Alaylarıyla kal‘amıza
girirken
sancağ u bayrakları ve alemlerin açmasınlar ve sancak sırıkların kaldırmasınlar …
"Sultânım çâsârın size selâm-ı firâvânları oldur kim ‘Alaylarıyla kal‘amıza girirken sancağ u bayrakları ve alemlerin açmasınlar ve sancak sırıkların kaldırmasınlar ve omuzlarında götürmesinler, zîrâ kal‘a kapusu alçakdır. Ve mehterhânesin çalmasınlar ve benim mehterhânem paşanın önü sıra çalınsın. Ve bizim sultânzâdeler ve vüzerâzâdeler paşanın önü sıra gitsinler ve paşanın ardı sıra benim iç oğlanlarım yürüsünler. Ve cümle sipâhîlerim ve goroflar ve kapudanlar ve irşekler ve beğlerim paşanın önü sıra gitsin’, deyü çâsâr buyurdular" deyince ol ân paşa bir âteş-pâre olup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b ·
metinde göster ·
… Üç bin askeriyle kapudanı İşpanya vezîrine karşu çıkup alay-ı azîm ile kal‘aya
girirken
top şâdımânları edüp hakîre bâğ-ı İrem-misâl bir konak ile ta‘yînâtlarımız verü …
Ve nehr-i Tuna'dan altı sâ‘at ba‘îd bir sahrâ-yı lâlezâra vâki‘ olup aslâ havâlesi yokdur. Tula binâ bir şekl-i muhammes bir metîn kal‘adır. Üç bin askeriyle kapudanı İşpanya vezîrine karşu çıkup alay-ı azîm ile kal‘aya girirken top şâdımânları edüp hakîre bâğ-ı İrem-misâl bir konak ile ta‘yînâtlarımız verüp ibtidâ bu kal‘a kapudanı konağımıza gelüp elimizde olan kral hattına bakup her ne ki fermân olundu ise bi't-tamâm zahîre ve ta‘[y]înâtlarımız ve tuhaf hedâyâlarımız verüp on aded avret ve on nefer gulâm ve on rîf şarâb getirüp şarâbı nevbetçi kefereler zehr-i mâr gibi nûş edüp avretleri redd edüp hüddâm gulâmları alıkoyup andan ale's-seher yine kalkup cânib-i şimâle 4 sâ‘atde Akyayla'yı geçüp eyle bir tell-i bâlâdır kim cemî‘i sahrâlar aşağıda nakş-ı Mânî gibi bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlarıyla nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
… nâ kemter fakîr bu kal‘aya ibtidâ refîkler ve köleler ve seyishânem ile kal‘aya
girirken
vakt-i seherde kal‘a kapusu açılup anı gördüm: Dörd beş yüz cürd atlı pür-silâh …
Bu ednâ kemter fakîr bu kal‘aya ibtidâ refîkler ve köleler ve seyishânem ile kal‘aya girirken vakt-i seherde kal‘a kapusu açılup anı gördüm: Dörd beş yüz cürd atlı pür-silâh gâzîler kal‘a kapusundan taşra çıkar. Hakîr dahi cisr başında tevakkuf ederken hemân Kassâbzâde ve Behlûl Ağa ve Dizdâroğlu ve niçe gâzîler hemân hakîri görünce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84a ·
metinde göster ·
… cümle asâkir-i İslâm ve gâret olan kavm-i Noğay ile kal‘a-i Or kapusundan içeri
girirken
Hân hazretlerine kal‘a-i Or'dan niçe yüz şâhî ve kolomburuna toplar şâdımânları …
Hele hamd-i Hudâ sihhat ü selâmetle Hân hazretleriyle cümle asâkir-i İslâm ve gâret olan kavm-i Noğay ile kal‘a-i Or kapusundan içeri girirken Hân hazretlerine kal‘a-i Or'dan niçe yüz şâhî ve kolomburuna toplar şâdımânları edüp Or beği Kıraş Beğ Hân'a gelüp buluşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
… ve revzenleri limana nâzırdır. Ve bu iskele kapusunun taşrasında kapudan içeri
girirken
sağ tarafda kal‘a dîvârında yere yakın üç aded âdem bâzûları kalınlıkda demir h …
Biri iskele kapusudur kim cümle keştîler anda yanaşırlar. Ve gümrük emîni bu kapu taşrasında gümrükhâne-i azîmde oturur leb-i deryâya nâzır şâhnişîn ve pençereleri var bir mükellef emînhânedir. Ve Kefe paşalarının kat-ender-kat sarây-ı cihânnümâsı bu iskele kapusu üzredir. Cemî‘i dîvânhâne ve hücrelerinin şâhnîşin ve revzenleri limana nâzırdır. Ve bu iskele kapusunun taşrasında kapudan içeri girirken sağ tarafda kal‘a dîvârında yere yakın üç aded âdem bâzûları kalınlıkda demir halkalar vardır kim içlerinden âdemler geçmek mümkindir. Limanda lenger-endâz olan gemiler kıçları bu demir halkalara bağlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139b ·
metinde göster ·
Bu Jivakirmân kapudanı ve hatmanı elçiye alay-ı azîmle karşu çıkup kal‘aya
girirken
haylice top şâdımânları edüp elçiye azîm ziyâfetler etdi. Bu kirmen dahi nehr-i …
Bu Jivakirmân kapudanı ve hatmanı elçiye alay-ı azîmle karşu çıkup kal‘aya girirken haylice top şâdımânları edüp elçiye azîm ziyâfetler etdi. Bu kirmen dahi nehr-i Ten'in taraf-ı şimâlindedir. Karşu tarafı Azak kal‘amız hâki olup Küçük Heyhât sahrâsıdır. Ve bu mahalde nehr-i Ten'in yemîn ü yesârı eyle ulu ağaçlı ormanlardır kim yayan âdemlerden gayri ve hınzîr ve karaca hayvânlarından gayri bir mahlûk giremez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·
cümle ahâlî-i Taman paşaya istikbâle çıkup kal‘adan top şâdımânları edüp Osmân …
Bu kal‘aya girirken cümle ahâlî-i Taman paşaya istikbâle çıkup kal‘adan top şâdımânları edüp Osmân Paşazâdeler ve Kefeli Seyyid (---) Efendi kadı olup cümle paşalılara yâfteler ile konaklar verilüp paşa, Osmân Paşazâde sarâyında mihmân olup herkes hânelerinde istirâhat etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 194a ·
metinde göster ·
cümle a‘yân-ı kibâr-ı Kırım Kara Hasanî ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivit ve A …
Menzil-i şehr-i Eski Kırım, andan şehr-i Karasu, andan Akmescid, andan şehr-i azîm Bâğçesarây'a girirken cümle a‘yân-ı kibâr-ı Kırım Kara Hasanî ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivit ve Argın ve Bargın ve Dayirli ve Mankıt ve Olan ve Badrak ve cümle kapu kulları ve cümle mirzalar ve cümle e’imme ve hutebâlar ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihler ve cümle sofîler bir alay-ı azîm ile Hân'ı Bâğçesarây'da görünüşe koyup tahtında cülûs edüp şeyhülislâm Hân'ın beline bir kılıç bend edüp Hân'ın eline bir Kelâm-ı İzzet verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195b ·
metinde göster ·
… oğlun Nevrûz kal‘asından bile hâna getirüp Kefe'den Bâğçesarây'a dördüncü günde
girirken
azamet-i Hudâ hân ile bu kadar bin aded müsellah ve mükemmel güzîde asker Mehem …
Mehemmed Paşa'ya hedâyâlar varınca memnûn olup Azak'dan gelirken Çerkezistân içre Şîrîn beğinin oğlu ve Sübhân Gâzî Ağa'nın oğlun Nevrûz kal‘asından bile hâna getirüp Kefe'den Bâğçesarây'a dördüncü günde girirken azamet-i Hudâ hân ile bu kadar bin aded müsellah ve mükemmel güzîde asker Mehemmed Paşa'nın istikbâline çıkup paşaya ziyâfet-i azîmler olup cümle tevâbi‘lerine müstevfâ konaklar verüp hân ile Şîrînliyi barışdırup yemîn billâh ile ve emân makremesi ile başkapucubaşı ve Halîm Efendi gidüp Şîrîn beğini getirüp dest-bûs edüp Sübhân Gâzî oğlu dahi dest-bûs edüp babası Sübhân Gâzî Ağa'nın dahi defter-i cerâ’imi üzre kalem-i afv çekilüp anın da‘vetine dahi bir kapıcıbaşıyla kendi oğlu gitdi. Ol dahi gelüp dest-bûs edüp vilâyet-i Kırım âsûde-hâl olup hân dahi henüz Ak Mehemmed Paşa sebebiyle müstakil hân olup ibtidâ ramazân-ı şerîfin gurresinden her gece sohbet-i hâslar edüp ol kadar Hüseyin Baykara meclisleri olup zevk u safâlar eyledik kim ta‘bîr olunmaz, zîrâ Mehemmed Paşa'yı Mehemmed Geray Hân'ın binâ etdiği görünüşüne kondurmuşlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 197b ·
metinde göster ·
sağ tarafda dîvârda bir âdem kaddi âlîde celî hat ile beyâz mermer üzre tahrîr …
Bu hisâb üzre bu kal‘a-i Dimetoka cümle altı katdır. Ve cümle bölme dîvârlarında olan kapularla cümle (---) kat metîn hadîd bâb-ı kavîlerdir. Ammâ aşağıda iki kapu dediğimizin taşrasındaki kapudan içeri girirken sağ tarafda dîvârda bir âdem kaddi âlîde celî hat ile beyâz mermer üzre tahrîr olunan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 205b ·
metinde göster ·
… ü ale's-sabâh endîşe-i fikr-i fâsid-i hâm ile giderken Sarı Şa‘bân nâm kasabaya
girirken
bir alay âdemler karşudan gelirler. Hakîrin ise yüzünde siyâh nikâb poşu ile gi …
"Âyâ şu vâkı‘amızda ve re’yen yaş gözüyle gördüğüm azîzin nutk-ı dürerbârlarından ne zuhûr ede" deyü ale's-sabâh endîşe-i fikr-i fâsid-i hâm ile giderken Sarı Şa‘bân nâm kasabaya girirken bir alay âdemler karşudan gelirler. Hakîrin ise yüzünde siyâh nikâb poşu ile giderdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 214a ·
metinde göster ·
… n galat Ağrıyoz derler. Ba‘zılar Eğriboz derler, zîrâ bu şehre deryâdan gemiyle
girirken
Kızılhisâr nâm kal‘ası tarafında bir eğri boz dağ vardır kim yüz mîl mesâfe-i b …
Rûm Yûnân keferelerinden Ayağırıyoz ya‘nî nâm sâhibi evliyâ bir ruhbân binâ edüp Ayağırıyoz'dan galat Ağrıyoz derler. Ba‘zılar Eğriboz derler, zîrâ bu şehre deryâdan gemiyle girirken Kızılhisâr nâm kal‘ası tarafında bir eğri boz dağ vardır kim yüz mîl mesâfe-i ba‘îde yerden nümâyândır, ol eğri boz dağ içün bu şehre Âl-i Osmânlı Eğriboz derler, ammâ defter-i hâkânîde Ağrıboz yazılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247b ·
metinde göster ·
… yo derler. Zamân-ı kadîmde bu liman ağzına kâfirler taş dökmüşlerdir. Bu limana
girirken
gâyet ihtirâz lâzımdır. Mezkûr taşlar limanın gün doğusu tarafındadır.
Andan bu tuzla burnun gün batısı ve karayel tarafına deniz kenârıyla dolaşdıkdan sonra şehr-i Atina'nın Eski limanı kenârına gelinir. Bu limanın ismine lisân-ı Freng'de Porto-Veko derler. Mezkûr limanın gün batısı tarafına Atina'nın Ejder limanıdır. Bu limanın ismine lisân-ı Efrenc üzre Porto-Liyo derler. Zamân-ı kadîmde bu liman ağzına kâfirler taş dökmüşlerdir. Bu limana girirken gâyet ihtirâz lâzımdır. Mezkûr taşlar limanın gün doğusu tarafındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a ·
metinde göster ·
sol cânibinde iç kal‘a hemân bi't-teşbîh Uyvar kal‘ası gibi şekl-i müseddes müh …
Bu kapunun içerisine girirken sol cânibinde iç kal‘a hemân bi't-teşbîh Uyvar kal‘ası gibi şekl-i müseddes mühr-i Süleymân gibi altı köşe kal‘adır. Ve her köşesinde birer tabya-i metîn olup altı aded tabyalardır. Bu kal‘a-i ra‘nâ-yı musanna‘ sâfî tula ve taş ile mebnî bir sûr-ı kavîdir kim her taşı seng-i mutarraş olup her tabyası üzre birer aded kurşum örtülü kârgîr kubbe karavulhâneleri var, kal‘aya gâyet hüsn vermiş kubâb-ı müzeyyenelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b ·
metinde göster ·
… a'nın muhâfızı Ahmed Paşa ola. Ve ale'l-fevr Hanya'dan acele ile ordu-yı İslâma
girirken
bir ala[y-ı] azîm edüp top ve tüfengler atup gülbâng-ı Muhammedîler çekerek Göl …
"Sen ki kapudan paşasın! Emr-i şerîfim vüsûl buldukda cümle eyâletin askerinin erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve azebistân ve kürekçiyân ve cemî‘i pâyzen forsa keferelerin ve cümle getirdiğin sipâh ve yeniçerilerin ve cebeciyân ve topçuyân ve kumbaracıyân askerlerin cümle mevcûd olan asâkir-i islâmları ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları alup bir alay-ı azîm ile şâdımânlık ederek ordu-yı hümâyûna gelesin ve fermân-ı şehriyârî üzre kal‘a-i Hanya limanına kifâyet mikdâr asker ile cümle donanma-i hümâyûn gemilerin koyup Ankebût Ahmed Paşa'yı yerine kâ’immakâm eyleyüp Hanya'nın muhâfızı Ahmed Paşa ola. Ve ale'l-fevr Hanya'dan acele ile ordu-yı İslâma girirken bir ala[y-ı] azîm edüp top ve tüfengler atup gülbâng-ı Muhammedîler çekerek Göllük tarafında İbrâhîm Paşa yanında meks edesin" deyü Kaplan Paşa'ya fermân-ı pâdişâhî varınca bir haftanın içinde ordu-yı İslâm içre bir alay ile geçüp tabl [u] nakkârelerin döğerek yigirmi bin aded müsellah ve müretteb ve müzeyyen askeriyle ve on bin aded ayağı demir prankalı esîr pâyzenlerin ellerinde birer la‘l-gûn bayrakları ve bellerinde çapaları ve kazmaları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b ·
metinde göster ·
bu abd-i kemter Göllük tarafındaki Yassı tabya üzre dal kılıç olup ibtidâ bu ab …
"Tiz müşâvere-i sulha çıkan kâfirleri cümle göz hapsine koyup rehin dursunlar" deyü fermân gelüp "Bizim rehinimiz dahi içeri" deyü fermân-ı Âsaf oldukda Yanyalı Arslan Paşazâde mîr-i mîrân Bebr Paşa ve sipâh ocağından altı bölük ağaları ve yeniçeriyân zümresinden Ellidokuz Mehemmed Ağa ve'l-hâsıl cemî‘i ocakdan birer ağa kal‘a içine rehin girüp cümleye müstevfâ konaklar verüp ammâ ta‘yînât vermeğe iktidârları olmayup bu ağavâtlar içeri girirken bu abd-i kemter Göllük tarafındaki Yassı tabya üzre dal kılıç olup ibtidâ bu abd-i kemter Kandiye'nin fetih ezânın okumak müyesser oldu. Elhamdü lillâh hâzâ min fazlı Rabbî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303a ·
metinde göster ·
… rı vardır. Evvelâ kal‘anın şarkında göl tarafında Şehîd[lik] varoşundan kal‘aya
girirken
handak üzre asma makaralı cisirden içeri iç kal‘adır kim tâ binâ-yı Freng'den k …
Ve cümle üç aded kapuları vardır. Evvelâ kal‘anın şarkında göl tarafında Şehîd[lik] varoşundan kal‘aya girirken handak üzre asma makaralı cisirden içeri iç kal‘adır kim tâ binâ-yı Freng'den kalmış bir kapudur kim şimâle nâzırdır, ammâ iki kat metîn {üçer kat} demir kapulardır. Taşra kal‘a dîvârı Selîm Hân-ı Sânî'nin binâsı olup iki kat metîn dîvârlı kal‘adır. Bunun dahi bir kapusu cânib-i kıbleye mekşûfdur, ammâ dörder kat metîn kapular olup mâbeynlerindeki dîvârlarda cümle âlât-ı silâh âlât-ı harb ile memlû olup cümle bevvâbân nigâhbânlar pür-silâh bu kapular mâbeynlerinde dîdebânlık ederler. Ve bir kapu dahi küçük uğrın kapudur, ammâ hâs u âmm kapusu değildir. Bununla üç aded kapuları var ammâ ikisi şâhrâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343a ·
metinde göster ·
çam ağaçlarından âb-ı hayât su olukları handak aşırı şehre dâhil olup çeşmelere …
Ve bu taş cisrin sağ tarafında kal‘aya girirken çam ağaçlarından âb-ı hayât su olukları handak aşırı şehre dâhil olup çeşmelere ve câmi‘lere taksîm olur âb-ı nâbdır. Ve bu Banaz kapusu cânib-i şimâle mekşûf izdihâm-ı nâs levha kanatlı kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y19a ·
metinde göster ·
… esinde mihmân olduk. Ammâ bu kal‘aya gelirken bu kal‘a göründuğü mahalde limana
girirken
sağ tarafda bir küçük adacık vardır. Andan gâyet ihtirâz lâzımdır. Yakın varmay …
Hamd-i Hudâ selâmetle dizdârın hânesinde mihmân olduk. Ammâ bu kal‘aya gelirken bu kal‘a göründuğü mahalde limana girirken sağ tarafda bir küçük adacık vardır. Andan gâyet ihtirâz lâzımdır. Yakın varmayup sol tarafda Anatolu cânibin üzleyerek limana girmek gerek, azîm limandır. Beş yüz pâre gemi alır sulu demir tutar ve sekiz rûzgârdan emîn âlâ yatakdır. Ba‘zı yerleri kumsaldır. Lengeri batı cânibine bırağup Y 63b koltuğu kal‘a dibine bağlaya. Ammâ dere içi olmağile gâhîce sağanağı eksik değildir, ihtirâz lâzımdır. Koltukları muhkem ısparçina ve gomanalar ile muhkem kayd [u] bend etmek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y63a–Y63b ·
metinde göster ·
Ve Tire'den bu şehire girirken şehr-i Birgi aslâ görünmez, zîrâ bâğ hıyâbân gülistân ve dırahtistân içre pinhân olmuş bir şehr-i müzeyyendir. Ammâ Bozdağ'ın nısfına urûc etdükde bu şehir bâğ-ı Aspuzu içinde görünür. Gâyet şîrîn şehr-i taht-ı kadîmdir. Ve kibâr-ı kümmelînden niçe bin ulemâ-yı izâm ve sulehâ-yı kirâm medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y86b ·
metinde göster ·
Ve kal‘a içindeki hânların a‘lâ mükellefi Mısır kapusunun iç yüzünde kal‘aya
girirken
sağ cânibde (---) hânı, yüz yigirmi ocak hân-ı musanna‘dır. Ve mukâbelesinde (- …
Ve kal‘a içindeki hânların a‘lâ mükellefi Mısır kapusunun iç yüzünde kal‘aya girirken sağ cânibde (---) hânı, yüz yigirmi ocak hân-ı musanna‘dır. Ve mukâbelesinde (---) hânı elli hücredir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). Ve mescidler. Meşhûr hânlar bunlardır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y293a ·
metinde göster ·
sol ayağile bu eşiğe tahkîren basup on iki adım gidüp harem-i Beytullâh'ın Bâb- …
Bu kapudan içeri girirken sol ayağile bu eşiğe tahkîren basup on iki adım gidüp harem-i Beytullâh'ın Bâb-ı Selâm'ına vardıkda bu sahrâ-yı azîm harem-i kadîmdir, ortasında kara donlu Ka‘betullâh nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y315a ·
metinde göster ·
… u] eşrâfın âbkeşân ne kadar develeri var ise her sene huccâc-ı müslimîn Mısır'a
girirken
bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş tekneler ve havz-ı azîml …
Ve kânûndur kim Mısır'da niçe bin a‘yân [u] eşrâfın âbkeşân ne kadar develeri var ise her sene huccâc-ı müslimîn Mısır'a girirken bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş tekneler ve havz-ı azîmler varise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri ile birer nevbet su getirüp mezkûr küpleri pür eyleyüp cümle huccâc ve gayri sâhib-i ihtiyâc ve gayri hayvânât-ı ac bu âb-ı hayevândan nûş edüp def‘-i atşân etdiklerinde sâhibü'l-hayrâta hayır du‘â ederler. Zîrâ bu mahalle gelince dörd konak yerlerde sular acıdır. Andan huccâc bu Küpler'den kalkup yola revâne olurlar. Ve ekseriyyâ Mısırlının ba‘zısı huccâca istikbâle Y 386b çıkdıkda tâ bu Küpler mahalline gelüp herkes dostları ile mülâkat ve müşerref olurlar. Andan vakt-i şâfi‘îde 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a–Y386b ·
metinde göster ·