… yye ve Çorum ve Merzifon {şehirlerine ağalar} gönderüp sekban ve sarıca cem‘ine
gitdiler ve
sâ’ir vilâyetlerde sâkin olan paşa efendimiz çerağlarına âdemler gitdiler ve pa …
Bu şehirde paşa efendimize yetişüp Kaya Sultân'ın ve Hasan Çelebi'nin mektûbların verüp kırâ’at etdikde "Bre Evliyâm! Kudde Kethudâ'yı ve Defterdârı ve Mevkûfâtîyi katl etdiler" dedikde, "Belî efendim, katl etdiler", deyü cümle maktûlleri ve mağdûrları ve gaddârları bir bir takrîr edüp kaziyye-i ser-encâmlarımız nakl etdim. Netîce-i kelâm "Efendim, cesedün aşı gâfilin başı Kara Hasan Paşa iğvâsıyla İpşir'in size intikâmı var, gâfil mebâş, bir ayak evvel Kürdistân'a 192a düşüp bugünden gerü başına asker cem‘ edüp çokluk gâfil gezüp minâresi çok şehirlere girmeyelim." dedim. Hemân paşa on aded ağaların beşer kîse ile Engürü ve Kankırı ve Amasiyye ve Çorum ve Merzifon {şehirlerine ağalar} gönderüp sekban ve sarıca cem‘ine gitdiler ve sâ’ir vilâyetlerde sâkin olan paşa efendimiz çerağlarına âdemler gitdiler ve paşa efendimiz hakîre iki yüz guruş ve bir kılıç ve Gürcî gulâmı verüp cümle memlûklarımız sağ ve esen bulup yine haymemiz önünde atlarımız kayd [ü] bend etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b–192a ·
metinde göster ·
… ne gitdiler ve sâ’ir vilâyetlerde sâkin olan paşa efendimiz çerağlarına âdemler
gitdiler ve
paşa efendimiz hakîre iki yüz guruş ve bir kılıç ve Gürcî gulâmı verüp cümle me …
Bu şehirde paşa efendimize yetişüp Kaya Sultân'ın ve Hasan Çelebi'nin mektûbların verüp kırâ’at etdikde "Bre Evliyâm! Kudde Kethudâ'yı ve Defterdârı ve Mevkûfâtîyi katl etdiler" dedikde, "Belî efendim, katl etdiler", deyü cümle maktûlleri ve mağdûrları ve gaddârları bir bir takrîr edüp kaziyye-i ser-encâmlarımız nakl etdim. Netîce-i kelâm "Efendim, cesedün aşı gâfilin başı Kara Hasan Paşa iğvâsıyla İpşir'in size intikâmı var, gâfil mebâş, bir ayak evvel Kürdistân'a 192a düşüp bugünden gerü başına asker cem‘ edüp çokluk gâfil gezüp minâresi çok şehirlere girmeyelim." dedim. Hemân paşa on aded ağaların beşer kîse ile Engürü ve Kankırı ve Amasiyye ve Çorum ve Merzifon {şehirlerine ağalar} gönderüp sekban ve sarıca cem‘ine gitdiler ve sâ’ir vilâyetlerde sâkin olan paşa efendimiz çerağlarına âdemler gitdiler ve paşa efendimiz hakîre iki yüz guruş ve bir kılıç ve Gürcî gulâmı verüp cümle memlûklarımız sağ ve esen bulup yine haymemiz önünde atlarımız kayd [ü] bend etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b–192a ·
metinde göster ·
cümle evlâd-ı Ken‘ân âb-ı zulumâtdan gark oldular. Ken‘ân bu hokka içre yine iç …
Andan tesellî-i hâtır olup Nûh Necî bu gamdan fâriğ olup Tûfân'dan necât ricâsında oldu. Öte tarafda Nûh, evlâdı Ken‘ân-ı mürîd bed-gümân bir tuç-ı kumkuma içre üç aylık me’kûlât [u] meşrûbâtla kumkuma içre girüp evlâdları kumkuma ağzın âteş ile kalay eridüp lehem akıdup kumkumanın kapusun sedd edüp gitdiler. Ve cümle evlâd-ı Ken‘ân âb-ı zulumâtdan gark oldular. Ken‘ân bu hokka içre yine içine tebevvül ve takayyuz ide ide necâset içinde kaldı. Yanında bir âleti dahi yokdur kim kumkumanın lehimli yerin kal‘ edüp kendi taşra çıka. Ve çıkarılır Tûfân-ı Nûh'da gark olam deyü havfinden kumkuma-i müdevver içre kalup kendi necâseti ile âlûde olup dururken bi-emri Hayy-ı Kadîr Tûfân-ı Nûh gün be-gün müşted olup talattum-ı deryâ Ken‘ân'ın kumkumasını galtân ide ide Ken‘ân-ı bî-amân necâseti içinde gark olup temevvüc-i deryâ-yı zulumât kumkuma-i dehlîz[e] habs olan Cürce diyârının cânib-i garbîsinde Elvâhât diyârında Elvâh-ı kebîr-i Kalimun'da kumkuma-i Ken‘ân kalup Tûfân-ı Nûh âsûde olunca benî Âdem zemîn-i dünyâya {bu cebel-i Cûdî şehrinden bu Cezîretü'l-Arab şehrinden} müstevlî olup Ken‘ân'ın kumkumasın bulup kırarlar ve Ken‘ân'ı kumkumadan çıkarup necâsetiyle Ken‘ân'ı Kalimun Elvâhının cânib-i garbında bir gâr içre Ken‘ân'ı defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı Kıbtîlerdir kim be-kavl-i Kıbtî ba‘de't-Tûfân rûy-ı arzda defn olunan ibtidâ Ken‘ân ibn Nûh'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 384a ·
metinde göster ·
Musul kâfirleri dahi azâb-ı elîm ile dâr-ı nîrâna yetdiler. Hâlâ,
Âhir Circîs Nebî eydür: "İlâhî bunları bir ejderhâya yedirüp vilâyetlerin harâb eyle" deyüp bed-du‘â ederek gitmede. Cenâb-ı Allah Van deryâsı sâhili şimâlinden Sübhân dağı içinden bir ejderhâ çıkarup cümle Mifârıkîn kavmin ekl edüp yine Sübhân dağına girüp bi-emri Hudâ ilâ hâze'l-ân mahpûs olup sadâsın istimâ‘ etdiğimiz bâlâda Van'dan Bitlîs hânı üzre sefere gitdiğimizde tahrîr olunmuşdur. Andan Hazret-i Circîs yine şehr-i Musul'a girince amân vermeyüp yine âteşe yakdılar ve yine Allah hayât verüp halkı îmâna da‘vet ederdi. Yine âteşe göyündürüp külün göğe savururlardı. Yine Hâkim-i Mutlak hayât verir. Be-kavl-i müfessirîn şehr-i Mifârıkîn ile bu Musul'da Hazret-i Circîs'i kırk kerre oda yakdılar yine hayât bulurdu. Âhir-ı kâr sehhârdır deyü bıçağile zebh eyleyüp şehîd etdiler ve civâr-ı 404a rahmete gitdiler. Ve Musul kâfirleri dahi azâb-ı elîm ile dâr-ı nîrâna yetdiler. Hâlâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 403b–404a ·
metinde göster ·
… rfetü'l-ayn içre cümlesi gerü gerü yokuş yukaru aksine kayup yıldırım gibi gerü
gitdiler ve
cümle halk {bu işe} hayretde kaldılar.
Cümle uşşâkân bu işe hayrân kalup hakîr vâlih [ü] sergerdân kaldım. Ve bir dahi yine cümle mahbûbân turna katarı birbiri ardı sıra katarlanup kızak kayarlarken beri yola gelmişlerken tarfetü'l-ayn içre cümlesi gerü gerü yokuş yukaru aksine kayup yıldırım gibi gerü gitdiler ve cümle halk {bu işe} hayretde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… ölükbaşılar cümle bin sekiz yüz aded yiğitler piyâde pür-silâh karanlıkda ileri
gitdiler ve
ardları sıra iki bin güzîde salt cürd atlı yiğitler ile Bosna Alaybeğisi Gâzî İ …
Çün kim bu Virpolise nâm mahalde ol gece cümle guzât helâlleşüp cümle atlara yemlerin kesdirüp vakt-i şâfi‘î oldukda evvelâ Atlıbeğzâde ve Çoltaroğlu ve Tilki Bölükbaşı ve Gırbo Bölükbaşı ve Hasan Bölükbaşı Yenge Kırığı bölükbaşılar cümle bin sekiz yüz aded yiğitler piyâde pür-silâh karanlıkda ileri gitdiler ve ardları sıra iki bin güzîde salt cürd atlı yiğitler ile Bosna Alaybeğisi Gâzî İsmâ‘îl Beğ ve Hersek alaybeğisi bu atlılara serdâr olup âheste âheste gitmede. Ve serdârımız Yûsuf Kethüdâ dahi beş bin piyâde ve atlı yiğitler ile kilt-â-kit giderken sancak dibinde hakîr Feth-i şerîfe müdâvemet edüp giderken paşa efendimizin pusuya koduğu asâkir üstlerine uğrayup tenbîh ü te’kîdler edüp ileri ubûr etdik. Çün vakt-i Hanefî oldu. Ale't-ta‘cîl salât-ı fecri edâ edüp der-ân atlara süvâr olup du‘â ve senâyı atlar üzre edüp âheste-reviş giderken hemân ileride bir sadâ-yı Allâh Allâh ile bir tüfeng sadâsı kopdu. Derhâl anı gördük. Geceden giden yayanlar har har soluyarak çıkageldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
… aber alup diller getirmeğe me’mûr olup kırk bin askerle ol ân ılgar edüp tabura
gitdiler. Ve
yine ol gün Cerrâh Kâsım Paşa Kemen Yanoş kralın taburu keferelerinden on aded …
Zîrâ Seydî cenginde seksen yedi bin Nemse ve Macar ve İslavin ve Korol ve Leh ve Çeh kâfirlerin ol şiddet-i şitâ[d]a bu sahrâ içre beyâz kar üzre küffârın kızıl kanların on iki bin yiğit ile dökmüşüzdür. Ve kral-ı la‘în Rakofçi üç yüz aded küffâr ile mecrûhan firâr edüp gitmişdir. Eğer bu Seydî gazâsın mufassalan tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur, ammâ hâlâ asker-i İslâm ile bu sahrâda otururken elli bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr altı kerre yüz bin güzîde ağırmak kazaklanmış ve kazılanmış atları [ile] yalı ağası olan Şâh Polad Ağa gelüp serdâr-ı mu‘azzamdan hil‘at-i fâhireler geyüp Çarkacı İsmâ‘îl Paşa'dan bir sâ‘at ileri meks edüp ol gün ordu-yı İslâm ganîmet oldu. Ve ol ân yalı ağasına fermân gidüp Kemen Yanoş kral taburundan haber alup diller getirmeğe me’mûr olup kırk bin askerle ol ân ılgar edüp tabura gitdiler. Ve yine ol gün Cerrâh Kâsım Paşa Kemen Yanoş kralın taburu keferelerinden on aded dil kâfirler gelüp huzûr-ı serdârda söyledüp ba‘de'l-haber serâperde önünde cellâd-ı felek kellelerin galtân eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2b ·
metinde göster ·
… mahalde kral tarafından niçe bin kefereler cânib-i erba‘a kapudanlarına tahsîle
gitdiler. Ve
on günde bu mahalle bin altmış kîse mâl gelüp serdârın gözü açılup cümle hazîne …
Bund[an] kalkup kal‘a kurbunda bir çemenzâr [u] lâlezâr yerde 12 gün meks olunmak fermân olunup bu mahalde kral tarafından niçe bin kefereler cânib-i erba‘a kapudanlarına tahsîle gitdiler. Ve on günde bu mahalle bin altmış kîse mâl gelüp serdârın gözü açılup cümle hazîneyi Hüseyin Paşa ile Varat'a gönderdi. Andan 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17b ·
metinde göster ·
Bu hâl-i pür-melâli Foğraş kal‘ası kapudanı görüp aklı yok iken olancasında başından gidüp ol ân hemân kal‘a üzre yedi yerde beyâz amân bayrakları diküp "Amân ve'l-amân e[y] asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘a kapudanı ve birovları ve irşekleri kayıklara binüp beri tarafda krala gelüp itâ‘at etdiler ve mâl-ı pâdişâhîyçün yüz yetmiş kîse verüp amân ile gitdiler. Ve kal‘alarına İskenderiyye beği Yûsuf Beğ muhâfazacı ta‘yîn olundu, ammâ nehrin karşu cânibinde olmak ile askerden karşuya çok kimesne geçüp bey‘ [ü] şir[â] etmediler. Bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b ·
metinde göster ·
… sipâh tâ’ifelerine taksîm olundu. Ve ba‘zı âdemler zahîrelenmeğe Deve kal‘asına
gitdiler ve
metâ‘ alup geldiler. Andan 9 sâ‘atde,
Menzil-i kurb-ı kal‘a-i Deve: Mukaddemâ Tise'ye giderken itâ‘at etmeyüp üçüncü gün itâ‘at etmişdi, ammâ şimdi kral nasb olunduğun istimâ‘ edüp ve kral tarafından bile birkaç nefer zâbit şaglar olmağile kapudanı iki yüz araba zahîre ile serdâra gelüp itâ‘at-i külliye edüp zahîreler cümle yeniçeri ve cebeci ve topçu ve sipâh tâ’ifelerine taksîm olundu. Ve ba‘zı âdemler zahîrelenmeğe Deve kal‘asına gitdiler ve metâ‘ alup geldiler. Andan 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
"Koca vezîr çünki asâkir-i İslâm'ın şühedâların kâfiristânda hâk-i mezelletde bırakmayup böyle rağbet etdin. İmdi şimden gerü senin uğuruna cân u dil ile kurbân olup dîn-i mübîn yoluna şehîd olduğumuza gam yemeziz. Şimden gerü kalk ne cânibe teveccüh edersen gidelim. Hudâ dest-gîrin ola" deyü niçe gâzîler Sadrıa‘zama böyle du‘â etdiler ve herkes haymelerine gitdiler. Ve Uyvar gazâsına gitmeğe niçe bin gûne tedârikler gördüler. Hudâ âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… başlarına dar olup niçe yüz kâfirlerin yeri dârü'l-bevâr olup cân ber-cehennem
gitdiler ve
bakıyyetü's-seyfi kıç topların atup Uyvar'a dak kaçdılar.
Hemân Sadrıa‘zam kolundan mezkûr deyre birkaç balyemez toplar urunca deyrin dîvârı münhedim olup kâfirlerin başlarına dar olup niçe yüz kâfirlerin yeri dârü'l-bevâr olup cân ber-cehennem gitdiler ve bakıyyetü's-seyfi kıç topların atup Uyvar'a dak kaçdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
… ret haberi geldik[de] geceden on bin asker dağlar içre gelecek askere istikbâle
gitdiler. Ve
yine alaydan sonra "Ordu-yı İslâmdan top u tüfengler atılup gülbâng-ı Muhammedî …
Evvelâ mâh-ı Muharremü'l-harâmın yigirmi üçüncü gün yevm-i Pençşembe'de bu feth-i meserret haberi geldik[de] geceden on bin asker dağlar içre gelecek askere istikbâle gitdiler. Ve yine alaydan sonra "Ordu-yı İslâmdan top u tüfengler atılup gülbâng-ı Muhammedî çekilsin" deyü tenbîh ü te’kîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114a ·
metinde göster ·
… up cümlesi îd-i adhâ etdiler. Çoğu kavm-i Tatar idi, her biri sıla-i rahmlerine
gitdiler. Ve
beş yiğit dahi ceng mahallinde bizim top güllelerimize râst gelüp kal‘a içre şe …
Ve bu su kuyusu kurbunda bir esîr zindânı var, çâh-ı cahîmden nişân verir. İçinden yüz yetmiş aded ümmet-i Muhammed esîriyle kırk aded küffâr mücrimleri çıkup küffârları âzâd edüp cümle ibâdullâhı sapan kemendler ile gücile zindândan çıkarup cümlesi îd-i adhâ etdiler. Çoğu kavm-i Tatar idi, her biri sıla-i rahmlerine gitdiler. Ve beş yiğit dahi ceng mahallinde bizim top güllelerimize râst gelüp kal‘a içre şehîd olup dahi ayaklarında demirleri dururdu. Hem esîr ve hem Hürr-i şehîd yiğitleri defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135b ·
metinde göster ·
mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldül …
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
"Devletli vezîr, sen safâ geldin ve Hızır gibi yetişdin. Bizim bu kal‘ada olan ehl [ü] iyâlimiz bile cân baş ile bize imdâd edüp ehillerimiz bile bizimle ceng edüp üç yüzden ziyâde hâtûnlarımız ve kızlarımız şehîde olup hâlâ niçe yüzü top ve kumbara serpindisinden mecrûhalardır. Anlara da ihsân eyle" deyü ricâ etdiklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde olup ol Hâtem-i Tay sâhib-i kerem, ehl-i himem on kîse dahi kemâl-i kereminden Kanije'nin havâtînlerine ihsân edüp ol ân cemî‘i yakın sancaklara ve karîb kazâlara yüz dâne maslahat-güzâr ağalar her sancaklara emrlerle pârekende ve perîşân olup Kanije'ye ale'l-acele zahîre getirmeğe gitdiler. Ve Sadrıa‘zam Kanije kal‘asın seyr [ü] temâşâya gidüp vîrân hâlde görünce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179a ·
metinde göster ·
… bi ta‘mîr ü termîm edüp içine yigirmi bin muhâfazacı askeri zahîreleriyle koyup
gitdiler. Ve
bu sene-i mübârekede,
Andan Kanije paşalığın Alacaatlı Hasan Paşa'ya verdiler. Ve cümle mühimmât [u] elzemât-ı levâzımâtların gördüler. Ve kırk günde gereği gibi ta‘mîr ü termîm edüp içine yigirmi bin muhâfazacı askeri zahîreleriyle koyup gitdiler. Ve bu sene-i mübârekede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180a ·
metinde göster ·
… kıraluz, esîrler alaluz" deyü Boşnak lisânı lehçesi ile söyleyüp durmadan yola
gitdiler ve
cümle serhadliler Tatar askerlerine pîşvâ olup yürüdüler. Şark cânibine bir gün …
"Belî, biz ol köyleri ve ol yolları biliriz. Niçe bin kerre varmışuz ve gelmişüz. Yüriye durmayaluz, varalum ve vilâyetleri vuralum yakalum ve yıkalum. Varaluz kâfirleri kıraluz, esîrler alaluz" deyü Boşnak lisânı lehçesi ile söyleyüp durmadan yola gitdiler ve cümle serhadliler Tatar askerlerine pîşvâ olup yürüdüler. Şark cânibine bir gün ormanlar içre gidüp aslâ güneş bile zerre kadar görünmeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185b ·
metinde göster ·
Ve cümle iki binden mütecâviz yiğitlerimiz mecrûh {yiğitler} nâ-murâd
gitdiler. Ve
bu hâli görüp niçe bin yiğitler firâr edüp gitdiler, ammâ beş binden mütecâviz …
Ve cümle iki binden mütecâviz yiğitlerimiz mecrûh {yiğitler} nâ-murâd gitdiler. Ve bu hâli görüp niçe bin yiğitler firâr edüp gitdiler, ammâ beş binden mütecâviz küffârlar sudan ve gayri yerden esîr-i bend-i zincîr oldular, lâkin Tatar elinde ve serhadli eliyle elden vilâyetden esîr olanların hisâb-ı kitâbların Cenâb-ı Bârî bilir. Ve ba‘zı üsârâlardan istimâ‘ olundu kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188a ·
metinde göster ·
… kimesne kalmayup cümle guzât fermân-ı dürer-bârınız üzre taraf taraf ota otluğa
gitdiler ve
bu görünen azacık küffâr ancak hîle ile meydâna gelüp hemân bir ceng bahânesiyç …
"Sultânım, bugün Cum‘adır ceng olmaz, yarın ceng-i sultânîdir, buyurduğunuzda orduda kimesne kalmayup cümle guzât fermân-ı dürer-bârınız üzre taraf taraf ota otluğa gitdiler ve bu görünen azacık küffâr ancak hîle ile meydâna gelüp hemân bir ceng bahânesiyçün bengdir. Anların üzerlerine asker gönderüp ceng etsek askeri pusuya çekerler. Yüz karalığı olmadan Allâhu Te‘âlâ hıfz ede. Cum‘a günleri ceng etmek selef pâdişâhları vüzerâları ve gâzîlerinin re’y-i tedbîr-i ahsenleri değildir" deyü hayli çelebi hayli cevâb etdikde hemân İsmâ‘îl Paşa-yı lecûc eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18b ·
metinde göster ·
Ve yine arabalar bir kerre dahi Üstürgon'dan zahîre getirmeğe
gitdiler. Ve
ertesi gün yine ol kadar gılâlı kal‘a-i Uyvar'a getirdiler. Meğer kaht [u] galâ …
Ve yine arabalar bir kerre dahi Üstürgon'dan zahîre getirmeğe gitdiler. Ve ertesi gün yine ol kadar gılâlı kal‘a-i Uyvar'a getirdiler. Meğer kaht [u] galâdan Uyvar halkının hâlleri mükedder olmuş imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29a ·
metinde göster ·
… bî-silâh amân ile küffârları geçirüp seg ber-sahrâ-yı Segedin'e bî-dîn kâfirler
gitdiler ve
cümle yeniçeri kethudâlarını ve yeniçeri ağalarını ve şehîd olan vezîrleri ve c …
Hemân Süleymân Hân on iki bin aded serdengeçdi gâzîler yazup ve sekiz yüz pâre Tuna gemilerine ve firkatelerine Süleymân Re’îs'i serdâr edüp ibtidâ küffârın karşu tarafdan kal‘aya imdâd getiren üç yüz pâre gemilerin feth edüp ve serdârları olan Paturi nâm kapudanını esîr düşürüp on bin kadar küffâr esîr olunca hemân derûn-ı kal‘ada olan küffâr Süleymân Hân'ın geldiği günün yedinci gününde "El-amân ey Süleymân Hân" deyüp kal‘ayı vere ile verüp karşu Segedin taraflarına uryân u bî-silâh amân ile küffârları geçirüp seg ber-sahrâ-yı Segedin'e bî-dîn kâfirler gitdiler ve cümle yeniçeri kethudâlarını ve yeniçeri ağalarını ve şehîd olan vezîrleri ve cümle şühedâları Süleymân Hân defn etdirüp kal‘anın cümle elzem-i levâzımât-ı mühimmâtları ve meremmâtların görüp kal‘anın hükûmetin Sirem paşasının hâssı edüp yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 32a ·
metinde göster ·
Hemân derûn-ı kal‘ada olan Nemse askeri piyâde olup pür-silâh Bihar kal‘asına
gitdiler. Ve
cümle kal‘ada ev sâhibleri ve re‘âyâ vü berâyâlar ehl [ü] ıyâllerin alup cümle …
Hemân derûn-ı kal‘ada olan Nemse askeri piyâde olup pür-silâh Bihar kal‘asına gitdiler. Ve cümle kal‘ada ev sâhibleri ve re‘âyâ vü berâyâlar ehl [ü] ıyâllerin alup cümle fukarâ küffârlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a ·
metinde göster ·
… ki bin kılıç re‘âyâ ve on iki bin askerî kefereler Varat re‘âyâlığından ayrılup
gitdiler ve
ân-ı vâhidede târumâr oldular. Mel‘ûn Nemse kralı aceb nezâketle azîm re‘âyâ sâ …
"Bu kal‘amız harâb oldukdan sonra şimden gerü biz Nemse kralına 88b tâbi‘iz, Varat kal‘asına tâbi‘ olmazız" deyüp ser-fürû etmeyüp on iki bin kılıç re‘âyâ ve on iki bin askerî kefereler Varat re‘âyâlığından ayrılup gitdiler ve ân-ı vâhidede târumâr oldular. Mel‘ûn Nemse kralı aceb nezâketle azîm re‘âyâ sâhibi oldu, ammâ çi fâ’ide.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a–88b ·
metinde göster ·
… bizim cihâz-ı fakr olan eşyâlarımız ve matbahın suhûn [ve] tancerelerin götürüp
gitdiler. Ve
âsitâne içinden çerâğdân ve şem‘dân ve birkaç Kelâm-ı şerîfleri alan kâfirler y …
"Bire âdemler, küffâr bizim cihâz-ı fakr olan eşyâlarımız ve matbahın suhûn [ve] tancerelerin götürüp gitdiler. Ve âsitâne içinden çerâğdân ve şem‘dân ve birkaç Kelâm-ı şerîfleri alan kâfirler yanup kapkara kül olup kaldılar" deyince hemân bir âdem,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245b ·
metinde göster ·
… üz bin asker gelüp bu kal‘anın bir taşına niçe bin başlar verüp hâ’ib [ü] hâsir
gitdiler. Ve
niçe bin kahramân müdebbir vüzerâlar ve mîr-i mîrânlar ve ümerâlar bu kal‘a alt …
"Yigirmi yedi yıldır bu Kandiye kal‘ası gibi hasretü'l-mülûk altına sizin gibi niçe kerre yüz bin asker gelüp bu kal‘anın bir taşına niçe bin başlar verüp hâ’ib [ü] hâsir gitdiler. Ve niçe bin kahramân müdebbir vüzerâlar ve mîr-i mîrânlar ve ümerâlar bu kal‘a altında cân verdiler, handakın görmeğe kâdir olmadılar. Sizler dahi birez zamân çalışup gidersiz. Bir taşına yüz bin baş vermemiz mukarrerdir, değil ki size kal‘ayı verelim, bildiğinizden kalma." deyüp elçileri kal‘adan redd edüp Sadrıa‘zama gelüp kazıyye-i marzıyye-i kelâmı bir bir nakl etdiklerinde Sadrıa‘zam cemî‘i ordu-yı İslâm içinde kol kol nâdîlere nidâ etdirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288a ·
metinde göster ·
… hi merhûme olup câmi‘-i Resûl'de Hazret cenâzeleri namâzın edâ edüp Bakî‘a bile
gitdiler. Ve
sene 10 Hazret-i İbrâhîm ibn Resûl-i Rahîm bir sene dörd aylık iken merhûm olup …
Ve kubbe-i Sitti Rûmân zevce-i Hazret-i Ebâ Bekir'dir ve Hazret-i Âyişe-i Sıddîka'nın vâlidesidir. Hicretin 9 senesinde merhûme oldu. Ve bu günde zevce-i Hazret-i Osmân Sitti Rukıyye binti Resûl-i Ekrem dahi merhûme olup câmi‘-i Resûl'de Hazret cenâzeleri namâzın edâ edüp Bakî‘a bile gitdiler. Ve sene 10 Hazret-i İbrâhîm ibn Resûl-i Rahîm bir sene dörd aylık iken merhûm olup bunların dahi namâzın Hazret-i Resûl kıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y298b ·
metinde göster ·
… nde olan Kıbtî askeri amân ile çıkup Demenhûr şehri cânibinde Hûş-ı Îsâ şehrine
gitdiler. Ve
içinde olan Hırkîl la‘în cünûd-i cünübü krallarının re’y [ü] tedbîri ile sulhu …
Buhayre diyârından kat‘-ı menâzil ederek İskenderiyye kal‘asın muhâsara etdiler. Ammâ ne çâre deryâ tarafından küffâr-ı bed-girdârın tâzeden tâze imdâdı gelmede, ammâ asker-i İslâm derûn-ı dilden kal‘aya sarılup kâmil tokuz ay muhâsara edüp içinde olan Kıbtî askeri amân ile çıkup Demenhûr şehri cânibinde Hûş-ı Îsâ şehrine gitdiler. Ve içinde olan Hırkîl la‘în cünûd-i cünübü krallarının re’y [ü] tedbîri ile sulhu kabûl etmeyüp cenge âheng etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15b ·
metinde göster ·
… k top u tüfenglerin atarak bâdbânların açup muvâfık eyyâm ile bender-i Dimyât'a
gitdiler ve
kâfirin filikasın başaşağı bayrağıyle yedeğe alup bile götürdüler.
Ol gün karadan üç yüz âdem deryâdan yetmiş beş pâre küçük gemi ve sandallar pür-silâh âdemleri ile gelüp vâsıl olunca karaya düşen geminin dahi yüklerin gayrı gemilere tahmîl edüp karadaki gemi hıffet buldukca deryâya kalkup kumdan halâs oldu. Hamd-i Hudâ bir yerine aslâ rahne gelmemiş. Tarfetü'l-ayn içre deryâya alarka olup karada olan bâr-ı sakîllerin dahi alup cümle imdâda gelen gemilerle şenlik ve şâdumânlıklar ederek top u tüfenglerin atarak bâdbânların açup muvâfık eyyâm ile bender-i Dimyât'a gitdiler ve kâfirin filikasın başaşağı bayrağıyle yedeğe alup bile götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y344a ·
metinde göster ·
… yedi yüz âdem hâke düşüp fi'l-hâl iki kabîle birbiriyle öpüşüp görüşüp barışup
gitdiler ve
akrabâları feza‘ u çeza‘ etmeyüp safâ ederek merhûm olanları atlara ve develere …
Ve ahâlîsi serâpâ Havvâre kabîlesidir, şeyhleri Ebû Mü’ezzin oğludur. Biz anda iken yine Havvâre'den Berber oğlu Şeyh Alî, Ebû Mü’ezzin oğlu ile gözümüz önünde bir ceng-i azîm edüp tarafeynden yedi yüz âdem hâke düşüp fi'l-hâl iki kabîle birbiriyle öpüşüp görüşüp barışup gitdiler ve akrabâları feza‘ u çeza‘ etmeyüp safâ ederek merhûm olanları atlara ve develere yükledüp götürdüler. Bu dahi garîb temâşâdır. Hâkim tarafından ve gayrıdan ne soru ve ne su’âl olundu. Gûyâ bu ceng bir kânûn-ı kadîm imiş. Cümlesi mütesellî olup müzâkere bile etmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447a ·
metinde göster ·