… Alâüddevle bu Göksun yaylasında yüz bin asker cem‘ edüp Selîm Hân'ın Mısır üzre
gitmemesine âmâde
olup gûnâ-gûn rahzenlikler ederken Selîm Hân vezîria‘zamı olan Tavâşî Sinân Paş …
Eyâlet-i Konya ve eyâlet-i Mar‘aş halkı ve niçe boy Türkmânları bu yaylada cilvelenüp birbirlerinden haberleri yokdur. Bu cebel-i âlîde olan nebâtât [u] giyâhât [u] ezhârât ahşâbât-ı işpeçar bir diyâr yaylağında yokdur. İllâ Erzurûm ensesinde Bingöl yaylasında bî-hadd u hasr haşîşât vardır. Ve niçe bin kaynak uyûn-ı câriyeler var kim her biri birer âb-ı hayâtdan nişân verir. Böyle bir kûh-ı vâsi‘dir. Hattâ sene 922 târîhinde Selîm Şâh-ı evvel İrân-zemîn şâhı Şâh İsmâ‘îl üzre sefere giderken Zülkadıriyye sâhibi Sultân Alâüddevle Mısır'da Sultân Gavrî tahrîkiyle bu Alâüddevle Âl-i Osmân askerinin ilerisin ve gerisin nehb [u] gâret etdükde Selîm Hân Sultân Gavrî'ye nâmeler gönderüp "Şu Alâüddevle'yi zabt edin memerr-i asâkir-i İslâm üzre rehzenlikler eder, hakkından gelin yohsa hakkından gelirim" deyü nâme gönderdikde Gavrî nâmeyi kırâ’at edüp nâmesinde "Hakkından gelmeğe kâdir isen gel" deyüp Selîm Hân'a nâme gönderir. Bir nâme dahi Alâüddevle'ye gönderüp "Göreyim seni Şâh İsmâ‘îl'e niçe imdâd edersin" dedikde Selîm Hân Çıldır sahrâsında Şâh İsmâ‘îl ile cenk ederken görse yigirmi bin kırmızı şâlvârlı Mısır silâhşörü pür-silâh cündi ve yigirmi bin Alâüddevle'nin Zülkadirli ve Mamaylı ve Pehlivânlı ve Yeni-elli Türkmân askeri ve şâh askeri, Selîm Şâh'ı askeriyle ortaya alup kıra kıra inhizâm sadedinde iken Cenâb-ı Bârî yârî kılup nesîm-i nusret Selîm Hân tarafına esüp cümle Mısrîleri ve Türkmâniyânları ve şâh askerin cümle dendan-ı tîğdan geçirüp Şâh İsmâ‘îl ancak yetmiş aded kimesne ile Âzerbâycân'a cân atup Selîm Hân şâh-ı İrân-zemînin yedi aded mîr-i mîrânlık yerlerin feth edüp der-i devlete geldi. Andan mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmlardan fetvâ-yı habl-i metînler alup Mısır Sultânı Gavrî Kızılbaş'a imdâd etdiğiyçün üzerine sefer edüp Selîm Hân Kayseriyye'ye geldüği mahalde hâkim-i Mar‘aş Alâüddevle bu Göksun yaylasında yüz bin asker cem‘ edüp Selîm Hân'ın Mısır üzre gitmemesine âmâde olup gûnâ-gûn rahzenlikler ederken Selîm Hân vezîria‘zamı olan Tavâşî Sinân Paşa'yı ve vezîr Ayas Paşa'yı kırk bin asker ile Göksun yaylasına gönderüp Alâüddevle ile bir ceng-i perhâş [u] savaş etdiler kim Âl-i Osmân'ın on bir ceng-i azîminin biri dahi bu Göksun cengidir. Âhir bi-emri Hudâ Sinân Paşa mansûr [u] muzaffer olup Sultân Alâüddevle'yi yetmiş boy beğleriyle ve yetmiş aded ümerâlarıyla cümle katl edüp Selîm Hân'a kellelerin nâmeler ile Gavrî'ye gönderüp, "İşte haklarından geldim hâzır ol vaktına!" deyü haber gönderdikde yüz bin asker ile Merc-i Dâbik sahrâsında münhedim olup Mısır'a firâr eder. Hâlâ üstühân-ı Mısrîler vâdi-i Merc-i Dâbik'da püşte püşte yığılıdır ve Türkmân uzuvları Göksun yaylasında yığın yığındır kim hâlâ kabr-ı Alâüddevle ve yetmiş bin Türkmân bu Göksun'da medfûndur. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Vasıfdan müberrâ bir yaylağ-ı ra‘nâdır. Andan yine cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63a ·
metinde göster ·
… akîre dahi bir kîse ve üç at ve yedi aded mahbûb Macar gulâmları verüp Bosna'ya
gitmeğe âmâde
olduk. Hattâ bu mahalde cümle guzâta destûr verilüp herkes vatanlarına revâne o …
Ez-în-cânib ba‘de'l-feth Serdâr Alî Paşa cümle ağavâtların fetihnâmeler ile eyâlet-be-eyâlet gönderüp bu hakîre Bosna eyâleti fetihnâmesin ihsân edüp ve efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya mahabbetnâme ve zî-kıymet gazâ mâlı hedâyâlardan verüp hakîre dahi bir kîse ve üç at ve yedi aded mahbûb Macar gulâmları verüp Bosna'ya gitmeğe âmâde olduk. Hattâ bu mahalde cümle guzâta destûr verilüp herkes vatanlarına revâne olup Alî Paşa Tımışvâr'da ve Çavuşzâde kal‘a-i Virse'de ve gayrı vüzerâ ve ümerâlar manâsıblarına gitmeğe me’mûr olup serdâr-ı ekrem bir ağasıyla Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetlerin Vârat'da komayup Belgrad kal‘asına göndermek içün bu kadar envâ‘-ı sîm âvân ve bu kadar zerrîn âvân-ı bî-hisâb musanna‘ ve murassa‘ salîbeler ve çelîpâlar ve zerrîn ve murassa‘ lu’lu’ ve elmas ve yâkût ile kâr olunmuş zerrînkâr halhal ve tavk ve İstefanlar ve elvân elvân emti‘a-i esnâf tecemmülât akmişe-i kâlâ-yı vâlâ-yı bî-hisâbları meydân-ı mahabbete çıkarup hüccet-i şer‘iyye ile Alî Paşa defter edüp ağasına teslîm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… serdâr-ı âlî-tebâr [u] âlî-vakâr Alî Paşa'nın tuğları Erdel vilâyet[i] cânibine
gitmeğe âmâde
oldu, ammâ asâkir-i İslâm içinde Seydî Ahmed Paşa gibi bir nâmdâr müdebbir vezî …
deyüp serdâr-ı âlî-tebâr [u] âlî-vakâr Alî Paşa'nın tuğları Erdel vilâyet[i] cânibine gitmeğe âmâde oldu, ammâ asâkir-i İslâm içinde Seydî Ahmed Paşa gibi bir nâmdâr müdebbir vezîr-i sâhib-i vakâr yok. Âhir-i kâr Tatar Hân askerinin gelmesine muntazır olup sahrâ-yı Tımışvâr'da meks etdik, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 187b ·
metinde göster ·
… sker olup arabaların tabur çatarak Kanije ve Pojaga askeriyle kırk günden sonra
gitmeğe âmâde
olup bu panayur kal‘asındaki dükkânların kirâların Kanij[e] ağaları tahsîl eder …
Hulâsa-i kelâm eğer bu panayır cem‘iyyet-i kübrâsını manzû[ru]muz olduğu üzre tahrîr etsek başka bir risâle olur. Ancak kırk günden ziyâde duramazlar, zîrâ herkes metâ‘ın alınca ve satınca her tarafdan Macar katanaları tüccârlara sataşmasın deyü kol kol asker olup arabaların tabur çatarak Kanije ve Pojaga askeriyle kırk günden sonra gitmeğe âmâde olup bu panayur kal‘asındaki dükkânların kirâların Kanij[e] ağaları tahsîl ederler, zîrâ bu panayır mâlı Kanije kullarının aklâmlarıdır kim beher sene yedi sekiz bin guruş hâsıl olur. Bu hayrât Fâtih-i Kanije İbrâhîm Paşa hayrâtıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63b ·
metinde göster ·
… âfir gemilerine getirüp urmuşduk. Ol topları her mühimmâtlarıyla Kandiye altına
gitmeğe âmâde
etdik. Ve Hanya kal‘asından on pâre toplar getirüp kâfir gemilerine urup küffâr …
Bu mahalde Anabolı'dan ve Eğriboz kal‘alarından getirdiğimiz seksen vukıyye taş gülle atar şayka topları kâfir gemilerine getirüp urmuşduk. Ol topları her mühimmâtlarıyla Kandiye altına gitmeğe âmâde etdik. Ve Hanya kal‘asından on pâre toplar getirüp kâfir gemilerine urup küffâr gemilerinin çarmıhları ve direklerin hevâya perrân etmişdik. Ol topları dahi Hanya kal‘asında yerli yerlerine koyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283b ·
metinde göster ·
… şı Köse İbrâhîm Ağa sa‘âdetlü pâdişâha kal‘a ve hazîne miftâhları ve telhîs ile
gitmeğe âmâde
oldu.
Bu tahrîrât cebehâneler ve niçe bin aded mâdde-i kübrâlar der-defter olup ve cemî‘i kollardan küttâb-ı münşîleri hüsn-i hatt inşâları üzre fetihnâmeleri cümle erbâb-ı ma‘ârifân erbâb-ı dîvân Sad[rı]a‘zama arz etdiklerinde kâmil bir hafta Sadrıa‘zam herkesin fetihnâmelerin mütâla‘a edüp cümleden Kitâbcı Ahmed Çelebi inşâsın beğenüp o küttâbın fetihnâmesi dahi pür-melâl olup mahalle münâsib âyet-i şerîfeler ile âb-ı nâb vermiş ammâ "Bizimle inşâallâhu te‘âlâ pâdişâhımızın murâd [u] merâm-ı şerîfleri üzre olmuşdur" deyü bizzât Sadrıa‘zam kendü inşâsı ve kendi dest-i hüsn-i hattıyla tahrîr olunan fetihnâmeyi re’îsü'l-küttâb olan (---) Efendi'ye verüp cemî‘i erbâb-ı dîvânın hattât halîfelerine fetihnâme-i sadrıa‘zam verilüp cemî‘i memâlik-i mahrûse-i Âl-i Osmân'a fetihnâmeler tahrîr olunup Sadrıa‘zam hattıyla olan fetihnâmeyi Çavuşbaşı Köse İbrâhîm Ağa sa‘âdetlü pâdişâha kal‘a ve hazîne miftâhları ve telhîs ile gitmeğe âmâde oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 306b ·
metinde göster ·
… re her askeri yerlü yerlerine ve kollu kollarına kondurup herkes Manya gazâsına
gitmeğe âmâde
olup günden güne cüyûş-ı muvahhidîn Mizistre sahrâsın pür edüp ba‘dehu taraf ta …
El-hâsıl bu kadar bin güzîde asker-i İslâmlar biri biri ardları sıra gelüp azîm gülbânglar çeküp ve birer yaylım tüfengler şâdımânları edüp Mizistre-i kadîm dizdâr ve ordu subaşısı kânûn-ı kadîm üzre bu kadar asâkir-i İslâmı Mizistre sahrâsı üzre her askeri yerlü yerlerine ve kollu kollarına kondurup herkes Manya gazâsına gitmeğe âmâde olup günden güne cüyûş-ı muvahhidîn Mizistre sahrâsın pür edüp ba‘dehu taraf taraf nevâhîler ve kazâlar ve sancaklardan salâhorân ve çerâhorân ve ırgat ve ummâller gelmeğe başlayup ellerinde ferhâdî külüngler ve kazmalar ve çapalar ve eyeler ve küsküler alay alay gelüp bir yol tathîr etmek içün Koçova dağları tathîrine Anapoli ve Mizistre 332b ve Ağrıboz kal‘alarının askerleriyle mezkûr ırgatlar ve çerâhorlar Serdâr Alî Paşa kethudâsıyla cümle pür-silâh on bin güzîde asker Manya'nın Koçova yolların pâk edüp top yolları açmağa gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332a–332b ·
metinde göster ·
… p ba‘de'd-du‘â ve's-senâ şehir içre nâdîler nidâ edüp herkes Manya muhâfazasına
gitmeğe âmâde
olmağa mübâşeret edüp hakîrden on gün mehil ricâ etdiklerinde hakîr eyitdim:
Bu mezkûr köyleri 4 sâ‘atde ubûr edüp şehr-i Elbasan hâricinde Hısım Mehemmed Paşa'nın çiftliğinde sehel atlardan enüp şehirde Rûmeli eyâletine mutasarrıf olan Çorum Mustafâ Paşa kâ’immakâmına Manya muhâfazasıyçün emr-i pâdişâhîler ile geldiğimizin haberin gönderüp kâ’immakâm dahi cümle a‘yân-ı kibâr zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve gayri asâkir-i bî-şümâr ile hakîrin istikbâline çıkup alay-ı azîm ile şehirde beğlere mahsûs sarây-ı azîmde nüzûl edüp dîvân-ı pâdişâhî olup emr-i pâdişâhîler kırâ’at olunup mefhûmu cümle a‘yân-ı kibârın ma‘lûmları olup "Emir pâdişâhın" deyüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ şehir içre nâdîler nidâ edüp herkes Manya muhâfazasına gitmeğe âmâde olmağa mübâşeret edüp hakîrden on gün mehil ricâ etdiklerinde hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 364a ·
metinde göster ·
oldular. Bu hakîre beğ iki yüz guruş ve bir at ve bir âsî Arnavud gulâmı ve bir …
Der-fasl-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i Ohri: Evvelâ bunda dahi Manya vilâyeti muhâfazasıyçün getirdiğimiz emr-i pâdişâhî dîvân-ı pâdişâhîde Ohri beği Alî Beğ huzûrunda tilâvet olunup "El-emrü emrüküm" deyüp cümle asâkir-i İslâm Manya vilâyetine gitmeğe âmâde oldular. Bu hakîre beğ iki yüz guruş ve bir at ve bir âsî Arnavud gulâmı ve bir kılıç ihsân edüp hüddâmlara dahi onar altun ihsân etd[i]. Biz yine zevk [u] şevkimize mukayyed olup anlar dahi asker cem‘ine cidd [ü] ihtimâm etdiler. (---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 371b ·
metinde göster ·